Powerhouse Museum- Sydney





































































Gününüzün tamamını geçirebileceğiniz 500.000 parça eser ihtiva eden Powerhouse Museum’da yer alan süreli ve süresiz sergilerden bazı parçalar:


Type 37A Bugatti, Ettore Bugatti, Fransa, 1928

Lockheed Lounge, Marc Newson, 1986, alüminyum ve fiberglas malzemeden imal edilmiştir


Anna Plunkett and Luke Sales, 2009



Marilyn sofa by Studio 65, made by Gufram
Charles Rennie Mackintosh






Apple II computer, 1977
Apple disk II disk drive, 1978
Apple Macintosh 128 

Alto Computer,1973

Game Boy, 1995
Tomagotchi, 1996 
Olivetti divisumma 18, 1973


AEG electric Kettle, 1909, Peter Behrens



Christopher Dresser vase














Avustralyalı moda tasarımcısı Collette Dinnigan‘ın ilk sergisi “Unlaced” Sydney Powerhouse Müzesinde 29 Ocak 2017 tarihine kadar ziyaret edilebilir.
Adres: Powerhouse Museum 500 Harris St, Ultimo NSW 2007
Gerek serginin sunumu ve birbirinden güzel kıyafetlerin görülmesi gerekse müzenin kendisi ve sergilediği tüm objeler sebebi ile kaçırılmaması gereken bir sergi.


































































28 Broadway, Chippendale
Mimar: Foster and partners, Atelier Jean Nouvel ve PTW architects
Bina sahibi: Frasers Property Group
Dikey bahçeler: Patrick Blanc (23 duvar, 1.200 m2, 85.000 bitki)
İnşaat süresi: 2012-2013
Açılış: Aralık 2013
Alışveriş merkezi ve rezidans
Yükseklik: 717 metre


















Sakıp Sabancı müzesinde yer alan “Feyhaman Duran” sergisi 11.01.2017- 30.07.2017 tarihleri arasında gezilebilir.
Tam Bilet : 20 TL
Grup Bileti (en az 10 kişi) : 15 TL
İndirimli Bilet : 10 TL (öğretmenler, öğrenciler)
Çarşamba günleri ücretsizdir.
Sergiden bazı seçkiler:
Otoportre, 1959
Portre, Güzin Duran, 1947
Portre, Güzin Duran, 1921
Portre, İbnülemin Mahmut Kemal İnal
Portre, Safiye Ayla, 1950
Portre, Şerif Muhittin Targan, 1933

Portre, Mustafa Kemal Atatürk, 1937

Portre, Güzin Duran, 1921
Natürmort, 1964

Feyhaman-Güzin Duran’ın atölyesi (enstalasyon)
Beyaz Kotra, 1966



Şair Süleyman Hayri bey (1844-1892)
PEND-İ HAYRİ
Önce sağ beyidler sonra sol beyidler okunacak




Old Clare Hotel altında yer alan, Michelin yıldızlı İngiliz şef Jason Atherton‘un sahip olduğu Kensington Street Social restorantı da dekorasyonu ile çok şık ve otel ile bütünleşen bir mimaride nefis yemekler sunuyor.
















RESEPSİYON ALANI


CAFE-BAR ALANI




GİRİŞ LOBBY ALANI
















OTEL KORİDORLARI, GENEL ALANLAR, DETAYLAR



























OLD CLARE HOTEL : 1 Kensington St, Chippendale NSW 2008, Australia
theoldclarehotel.com.au

Mimar: Jorn Utzon
Mimari: 2 Mart 1959- 20 Ekim 1973
Kapasite: 6.000 kişi
Sydney’in konumu ve mimarisi ile dünyaca ünlü binası her sene düzenlenen ışık festivali kapsamında aydınlatılarak şehir için enfes bir görüntü oluşturuyor.























Mimar: William Wardell
Mimari: Gotik
Yükseklik: 75 m
Adres: St Marys Rd, Sydney NSW 2000, Australia
Sydney başpsikoposunun bulunduğu katolik kilisesi, muhteşem mimarisi ve haşmeti ile ziyaret edilmesi gereken mekanlardan birisi.
stmaryscathedral.org.au




Queen Victoria Binası
Açılış: 21 Temmuz 1898
Tasarım: George McRae
Adres: 455 George St, Sydney NSW 2000, Australia
Fonksiyon: Alışveriş merkezi / 09:00-18:00
qvb.com.au
Sydney’i ziyaret eden herkes tarafından alışveriş için görülmesi gereken tarihi ve güzel alışveriş merkezi.













Sydney White Rabbit Galerisinde yer alan “Vile Bodies” sergisi 9 Eylül 2016- 5 Şubat 2017 tarihleri arasında gezilebilir.
whiterabbitcollection.org


Büyük Duvarın (Çin seddi) ardındaki bakir topraklarda bir zamanlar elleri pençeli ve mavi tenli insanlar, tek bacaklı cüceler, kaplan dişli kadınlar ve 4 yüzgeç üzerinde yürüyen balık adamlar gezerlerdi. Bu değişim geçirmişler ve canavarlar medeniyet için tehlike yarattıklarından belli bir mesafede tutulurlardı. Öte yandan baştan çıkarıcı, çekici ve inkar edilemez idiler.
Sebebi ise “biz” olmaları idi. Korkutucu formları, çılgın davranışları, hatta mucizevi güçleri hepimizin içinde yer alan vahşiliği ifade etmekteydi. Bizim kendi içimizdeki bataklık canavarlarına şekil vermekteydiler, ilkel korkularımız ve hayallarimiz, zevk ve eksantrikliklerimiz, standart derimizin altındaki böcekler ve defolar idiler.
Canavarlar tehlikeli olabilirler. Çin tarihine bakılınca onlara özgür idare vermek felaketi davet etmektir. İçimizdeki alçaklığın zaptedilmesi gerekmekle birlikte bastırılamaz. Mavi tenlileri ve balık adamları uzaklaştırabiliriz ancak kısa sürede maymun adamlar, tepe gözler, klonlanmış koyunlar ve mutasyona uğramış virüsler onların yerini alırlar. İçimizdeki değersizlik her zaman şeytani değildir. Vile Bodies sergisindeki sanatçının gösterdiği gibi çok güzel hatta muhteşem olabilir. İçimizdeki canavarları ve yarattığımız canavarları inceledikçe insanın resmini büyütmüş oluruz.

Zhang Dali, d.1963, Harbin
Zhang Dali’nin kurban edilmiş cesetler gibi bağlanmış ve asılmış çıplak bedenleri, ailelerinin ve köylerinin güvenliğini bırakarak Çin’in hızla büyüyen şehirlerinde iş arayan köylüleri temsil etmektedir. Çoğunun koşulları aynı kalır: fakir, evsiz ve sivil haklardan yoksun.Sanatçı; “Kimse onlara yardım etmeyecektir” der. Ancak kime daha fazla acıdığını bilmemektedir: Bu cesur ama çaresiz başıboşlar mı, yoksa onlara karşı birleşen şehirlerdeki hayvan toplulukları mı…












Bazen oldukça zor dönemlerden geçeriz. Kendi başımıza gelenler, çevremizde olan bitenler bizleri olumsuz duygulara, ümitsizliğe, negatif düşüncelere sevk eder. Olumsuz düşündükçe bunlar içimizde yer eder, sanki herşey daha da kötüye gidecek gibi yerleşik inançlar geliştirmeye başlarız. Bu inançlar yer ettikçe de aksi gibi olumlu olayları, durumları görememeye başlarız. Halbuki hayat olumlu ve olumsuzun içiçe geçtiği bir akış ile ilerler. Neyi aşıp aşamadığımız kendi karakterimiz, içimizde barındırdığımız korku ve kaygılarla doğru orantılıdır. Bu gibi zorlandığımız zamanlarda başvurabileceğimiz enerji yükseltici araçlardan bir tanesi EFT tekniklerini uygulamaktır.Bunun için mutlaka bir eğitim almamız gerekmez. Kendi evimizde bilgisayarımızın karşısında veya kitabımız eşliğinde EFT tekniklerini kolaylıkla uygulayabiliriz.
EFT, önce içimizdeki korkuları, kaygıları, engelleyici inançlardan oluşan blokajları ifade etmemizi ister. Daha sonra da bu inançların yerine olumlamalar koyarak enerjimizi yükseltir. Bu teknikleri düzenli olarak uyguladığımız zaman daha çok olumlu düşünmeye başlar ve dolayısı ile hayatımızda olmasını istediğimiz güzel olaylara yer açarız.
İçinden geçtiğimiz bu belirsizliklerle dolu dönemde hepimizin iş hayatımızdaki ihtiyacı hizmet verebileceğimiz müşteriler edinmektedir. Ekonominin seyri, kapanan işler, geri çekilen yatırımlar, terör, olumsuz haberlerle dolu TV programları bizleri aşağı çekmekte geleceğe ümitle bakmamızı engelleyen araçlar olarak önümüze çıkmaktadır. Olumsuz duygularımızla kolektif bilince katkıda bulunup olumsuzluğu arttırmaktayız. Her ne kadar bazen iyi düşünmek, güzel hedefler koymak inandırıcı gelmese de yaşam enerjimizi yüksek tutmak ve ekonomiye katkıda bulunmak adına bunu yapmaya ihtiyacımız var.
Her sabah işe giderken veya akşam yatmadan önce dinlerken uygulayabileceğimiz videolar ile yeni müşterileri kendimize çekmek için enerjimizi yükseltebiliriz. Bu videoları yaptıktan sonra geri çekilip beklemek işe yaramayacaktır, ancak uygulamaları yaptıkça aklınıza yeni fikirlerin geldiğini, eksiklerinizi görebildiğinizi, farklı hizmet şekilleri düşünebileceğinizi ve birşeyler yapmak için daha enerji dolu olduğunuzu göreceksiniz. Herşey gibi bu da biraz sabır ve fazlaca istek gerektirecek ama gelişmeleri göreceksiniz.
EFT ile yeni müşteriler çekmek videosu uygulaması:
KV noktası: Şu anda yeterince müşterim olmamasına rağmen, EFT ve evrensel yasalar aracılığıyla yeni müşteriler edinebileceğime inanmayı seçiyorum.
Şu anda yeterince müşterim olmamasına ve yeni müşteri kazanmanın zor olmasına rağmen, EFT ve evrensel yasalar aracılığıyla yeni müşteriler edinebileceğime inanmayı seçiyorum.
Şu anda yeterince müşterim olmamasına, çok çalışmama ve hiçbir şeyin işe yaramamasına rağmen, EFT ve evrensel yasalar aracılığıyla yeni müşteriler edinebileceğime inanmayı seçiyorum.
TN noktası: Yeterince müşterim yok.
KB: Yeni müşteri edinmek çok zor.
GY: Zaten yeterince çalışıyorum
GA: Ama hiçbir şey işe yaramıyor gibi
BA: Şu anda özellikle zor bir dönem
ÇÜ: Özellikle bu ekonomik ortamda
YK: İnsanlar benim hizmetlerimi almak istemeyecekler
KA: İnsanların başka öncelikleri var
Bilekler: Müşteri kazanmak çok zor
TN: Ne yaparsam yapayım müşterileri çekemiyorum
Derin bir nefes alın, içinizde yüzeye çıkan duygulara bakın, bunları ifade ettiğiniz için rahatsızlık veren duyguların yüzeye çıktığını hissedebilirsiniz, bu duygular hafifleyinceye kadar bu uygulamayı tekrar tekrar yapabilirsiniz.Hafifledikten sonra olumlamaya geçebilirsiniz:
TN: Yeni müşterilere açık olmayı seçiyorum.
KB: İçimde yeni müşterileri nasıl çekeceğime dair bir bilinç mevcut
GY: İlham hissetmeye başladım
GA: Yaratıcı, güçlü fikirlerden ilham almaya başladım
BA: Evren bana ilham veriyor
ÇÜ: Evren benim aracılığımla mükemmel yollardan çalışıyor
YK: Evren yeni müşterileri nasıl çekebileceğimi biliyor
KA: Hizmetlerime ihtiyaç duyan insanlar/kurumlar var
Bilekler: Hizmetlerime, yardımlarıma gerçekten ihtiyaçları var
TN: Onları çekmeye açığım
KB: Hizmetlerime gerçekten inanıyorum
GY: Hizmetlerimin değerli olduğuna inanıyorum
GA: İyi bir x (burada X yerine hangi hizmeti veriyorsanız onu ifade edin) olmak için gerekli şeylere sahip olduğuma inanıyorum
BA: Evren gerilemeye/iktisadi durgunluğa dair hiçbir şey bilmez
ÇÜ: Sadece neye inanırsam onu bana geri yansıtır
YK: Şimdi zihnimden
KA: Tüm eski inanışlarımı, kaygılarımı, güvensizliklerimi, korkularımı yok etmeyi seçiyorum.
Bilekler: Bu duyguların üzerimde hiçbir etkilerinin olmadığını teyid ediyorum
TN: Evren şimdi benim içimden akıyor, enerjim şimdi evrene karışıyor ve yardımcı olacağım yeni müşterileri kendime çekiyor.
Derin bir nefes alın. Kendinizi iyi hissedinceye kadar tekrar baştan yapın.
Konuyla ilgili uygulayabileceğiniz bir diğer harika videoyu da aşağıdaki yazımda bulabilirsiniz:

Kasım 2015’te gerçekleştirilen seminer programında Bert-Sophie Hellinger çifti izleyicilerden gelen soruları cevapladılar:
Bert Hellinger: Şizofrenide ailede cinayet var demektir. Bu cinayet birkaç nesil geçmişte de olabilir. Çözümü: Suçlu ve kurbanın birbirlerine el uzatmalarıdır. O zaman şizofreni sona erer.
Eğer birisi gelip benim ailemde şizofreni var derse o zaman bunu söyleyen kişi ile hiçbir zaman çalışmam. Çoğunlukla bunu söyleyen annedir. Başka bir insan ile çalışırım. Genelde ailemde şu veya bu var diyen kişi ile çalışırım. Ve cinayeti işleyenin ve kurban olanın kim olduğu netleşirse onları karşılaştırırım ve birbirlerine giden yolu bulurlar. Birbirlerine ulaştıkları zaman şizofreni sona erer.
İlginç olan şey, şizofreni hastaları olan çeşitli kliniklerine davet edilmekteyim ve evet geliyorum dediğim zaman hiçbir klinik beni davetini yinelemedi. Gelmemden korkuyorlar. Çünkü böyle kliniklerde çalışan doktor ve yetkililerin çoğunun ailelerinde şizofreni bulunmaktadır ve eğer birisine yardım ettiğim taktirde klinikte bir daha yerlerinin kalmayacağını düşünüyorlar. Bir ailede eğer bir kişi şizofrenik ise o zaman ailenin diğer tüm üyeleri kurtulmuştur ve şizofreni belirtileri göstereceklerine dair korkmalarına gerek yoktur.
Sophie Hellinger: Annenin göbeğinin altından itibaren tüm enerji alanı rahatsız edilmiştir. Çocuk için ise hayatı boyunca uyuşmuş, hissiz bir halde kalacaktır.
(Migren ile ilgili) Bert Hellinger: Benim de ayda 1 düzenli olarak migrenim vardı. Sonra homeopat bir doktor geldi ve uygun bir ilaç verdi, o zamandır bir daha migrenim olmadı. Migren gibi bir hastalığımız olunca bir diğerini bekler oluruz, tekrar tekrar. Önerim, sefere migren olduğunda yaz, migrenin hakkında 2 sayfa yaz. Yine gelirse 1 sayfa daha yaz, yine gelince 1 sayfa daha yaz. Sana fazla gelinceye kadar. O zaman migrenin de sona erecektir.
Burada ne anlatmaya çalıştım? Çoğu insan sorunlarını severler ve onların tekrarını beklerler. Hayatları bir çember gibi döner, sürekli aynı şeyler. 10 kez daha gelmesini beklerler, o zaman etkisini görürsünüz.
Bert Hellinger: Öncelikle son 10-15 senelik geçmişindeki cinsel hayatına bakmalısın. Tiroid bezi ve cinsellik birbirleri ile bağlantılıdır.
Bert Hellinger: Annene şöyle de: Sen benim çocuğumsun ve sana neye ihtiyacın olduğunu söyleyeceğim.
Bert Hellinger: Ne zaman “ancak” kelimesi geçerse, o zaman önceden söylediğin her şeyi unutabilirsin.
Bert Hellinger: Bu spiritüel bir deneyimdir, herkes yapamaz. Atacağın belirleyici adım: Unutmalısın.
Bert Hellinger: Bir erkek ve kadın tek olduklarında ve bu birliktelikten bir çocuk doğarsa o zaman çocuk hayatı boyunca hem anne hem babadır. Ebeveynler ölmez, çocuklarının içinde yaşamaya devam ederler.
Sophie Hellinger: Genelde bu ağır geçen bir doğumun sonucudur. Kendi doğumunla ilgili birşey biliyor musun? İşte bu durum tam olarak budur. Bir meditasyon çalışması ile kendi kordonunu başının çevresinden geçirip başını serbest bıraktığını ve rahatlıkla doğum kanalına girip doğduğunu hayal edebilirsin. Artık bir tehlike yoktur ve hayatına devam edebilirsin. Annen ve senin için doğumun iyi geçmesine teşekkür etmeyi unutma.
Sophie Hellinger: Yapamıyor musun? Yoksa yapmak istemiyor musun?
İzleyici: Yapmak istiyorum ama yapamıyorum.
Bert Hellinger: Böyle bir şeye “atlıkarınca” denir.
Sophie Hellinger: Anne ve babana: Sizin altınızda kalıyorum diyorsun.
Sophie Hellinger: Ona: Senin yardımına ihtiyacım yok diyeceksin.
Sophie Hellinger: Onlara daha fazla teşekkür etmelisin. En son ne zaman teşekkür ettin?
Sophie Hellinger: Hep evde mi yaşadın?
İzleyici: Her hafta eve giderim.
Sophie Hellinger: O zaman evine sevgi ile git, bahsettiğin hislerle değil, annenin hayatta olmasına sevin. Hala gözlerine bakabiliyorsun ve bu büyük bir hediye. Bacaklarına masaj yap ve bunu yaparken konuşma. Kalp yeterince konuşur. Bunu hissedebiliyor musun? Hala şansın varken bunu kullan.
Bert Hellinger: İyi şanslar dilerim.
İzleyici: Ne demek istediniz? Evet mi hayır mı?
Bert Hellinger: Herşeyi söyledim.

Aile dizimi sisteminin yaratıcısı psikoterapist Bert Hellinger’in yardım etmek üzere yaptığı bir konuşmanın çevirisini paylaşmak isterim:
Bugün size yardım etmenin kuralları hakkında veya daha da güzeli yardım etme sanatı hakkında birkaç şey söylemek isterim.
Günümüzde birçok insan başka insanlara yardım etmeye heveslidir. Yolunuzu kaybettiğinizde doğru yol nerede diye sorduğunuzda bunu görebilirsiniz. İnsanlar size bilgi vermek için koştururlar. Size yardım etmekten hoşlanırlar. Ve ne zaman bir kimsenin gerçek bir ihtiyacı varsa ve yardım isterse, yapabildiğimiz oranda yardım etmeyi severiz. En büyük yardımcılarımız elbette ebeveynlerimizdir. Ebeveynler çocuklarına yardım etmek isterler. Kural olarak çocuklar ebeveynlerinin yardımına tamamiyle güvenebilirler.
Başkalarına yardım ettiğimiz zaman kendimizi iyi hissederiz. Kimse yardımımıza ihtiyaç duymazsa kendimizi yalnız hissederiz. Karşılıklı yardım bizleri bağlar. Buna günlük yardım denir. Profesyonel bir şekilde yardım etmek istersek farklı davranmamız gerekir. Profesyonel olmayanlar bile faydalı profesyonel yardım hakkında birşeyler biliyorlarsa çok şey öğrenebilirler. Hayırlı yardım, yardım edeceğiniz kişiye saygı duyacağınızı öngörür.
Bir ihtiyacınızı ifade ederseniz ve insanlar size yardım etmek için seferber olurlarsa genelde kendinizi rahatsız hissedersiniz çünkü sadece yardım etmezler aynı zamanda izinsiz dahil olurlar. Ana amaçları size yardım etmek değil kendilerine yardım etmektir. Yardım etmekten ve kendi tatminleri için sizi kullanmaktan zevk alırlar.
Fransa’da fakir insanlara yardım eden kuruluşlara maddi destek veren Vincent isimli bir aziz birgün arkadaşına “ eğer sana yardım etmek isterlerse dikkatli ol” der.
Bir insan çok hastaysa ve ölüme yakınsa insanlar o hasta için endişelenirler ve o ölüm döşeğindeki hasta kendisi için endişelenen kişiler için endişelenir. Yardım ederler çünkü hastalığı ve ölüme yakınlaşması ile yüzleşmek istemezler. Korkularını yardım ederek örtbas ederler.
Çoğu profesyonel yardımcılar fazlasıyla yardım ederler, hatta bazen hastanın kaderini değiştirebileceklermiş gibi davranırlar. Bu şekilde çocuk gibi davranmış olurlar. Küçük çocuklar anne ve babalarını kurtarmak için herşeyi yapmak isterler. Bunu aile dizimlerinde görürüz. Anne ve babalarının kaderlerini üstlenmek isterler ve senin hasta olmandan ziyade benim hasta olmam daha iyi derler. Hatta senin yerine ben öleyim derler. Ancak ailelerine yardım etme teşebbüsleri daima başarısızlıkla sonuçlanır. Bu da son derece acı veren bir tecrübedir ancak vazgeçmezler. Büyüdükleri zaman başka insanlara yardım etmek isterler aynı ebeveynlerine bir çocukken yardım etmek istedikleri gibi. Yardımlarına ihtiyaçları olan insanların arayışına girerler.
Yardım edenle yardım edilen arasında özel bir ilişki gelişir. Yardım eden ve müşterisinde kimin iş başında olduğuna bakarsak; kim bir çocuk gibi, kim bir ebeveyn gibi davranmalı? Yardım eden çocuk gibi davranır ve bu tedavi edici ilişki başarısızlıkla sonuçlanmalıdır. Böyle bir yardımın ne kadar efektif olmadığını tedavi sürecinin ne kadar zaman sürdüğüne bakarak gözlemleyebilirsiniz. Bazı insanlar 30 yıl boyunca terapiye giderler. Sonuç nedir? Hayatlarını harcamışlardır. Böyle bir yöntemle yardım etmek sorumsuzluktur. Bunun için eğer doğru bir şekilde yardım etmek istiyorsak öncelikle kendi ebeveynlerimize yardım etmekten vazgeçmeliyiz. Annemize ve babamıza bakarak “siz büyük ve ben küçüğüm, sizleri büyüklerim olarak onurlandırıyorum ve ben çocuk olarak kalıyorum.” Bu şekilde çocuk ebevenlerinden ayrışabilir, yetişkin olup başkalarına yardım etmesi gerekirse çocuk gibi davranmak zorunda kalmaz.
Ve yardım eden müşterisine ,sadece müşterisine değil de müşterisinin ötesine ve onun ebeveynlerine bakarsa“sen büyüksün ve ben küçüğüm” der. Ve onlara saygı duyar.
Sevginin kurallarına bakarsak sistemde belli bir hiyerarşinin hüküm sürdüğünü görürüz. Aile sisteminde ebeveynler önce gelir, çocuk sonra gelir, çünkü aile önceden vardır çocuk sonradan gelmiştir. Bu sisteme girdikten itibaren var olan bir hiyerarşidir.
Şimdi bize bir müşteri gelir ve yardım isterse bu sisteme girmiş oluruz. Terapist ve yardım eden bu sistemin bir parçası haline gelir. Sevginin kurallarına göre bu sisteme bakacak olursak kim önce gelir? Tabii ki aileler. İkinci kim gelir? Müşteri. Sonuncu kim gelir? Yardım eden gelir.
Fakat yardım eden çoğu kişi tam tersi davranışta bulunmaktadır. Kendilerinin muhteşem olduğunu düşünürler ve üstünlük taslayan bir şekilde davranırlar. Onlar için önce terapist olarak ben, sonra müşteri olarak sen, sonra da son sırada ailen gelir. Tüm sistem altüst edilmiştir ve bu yardım başarısızlıkla sonuçlanmalıdır. Buradaki öğreti yardım ederken yanlış rolü aldığımızı hissetmemiz ve en iyi şekilde yardım edebileceğimiz yeri bulmamızdır.