Gestalt bakış açısından 6.çakra

2010 senesinden beri öğrencisi olduğum sevgili Gestalt öğretmenim Hanna Nita Scherler‘in eğitimlerinde aldığım notları hem tekrar etmek hem de çakra konuları ile ilgili kişiler için paylaşmak istedim:

Notlarımda yanlış anlamadan kaynaklı yanlış yazılımlar, ifadeler olabilir. Hatalar bana aittir.

KOK-CAKRA

6.ÇAKRA / ALIN ÇAKRASI

elemanı: ışık

gücü: psişik güç

duyu organı: gözler

çalışan organ: zihin

yiyecek: turunç

gezegen: satürn

yaratık: baykuş ve micorn

fiziksel belirtiler: göz sorunları, baş ağrısı, evham

anahtar kelime: algı, 6.duyu, öngörü, önsezi

Zihnimizi, sezgiyi tercüme etmek için kullanıyoruz. Zihninle değil, bedeninle kavrayacaksın. Zihninle kavrayınca hakikatin tercümelerini kavrarsın. Bedeninle kavrayınca bütünü kavrarsın. Değişken tek şey varsa herşeyin değişecek olmasıdır.

Hem süreklilikten hoşlanırız hem de değişmek isteriz. Değişmek istiyoruz der sürekliliğe yapışırız. Değişimle akmak gerekir. İnsanların aynı kalmasına çabalamak olmaz. Yeni bir varoluş alanında cesaretlenerek devam etmeliyiz. Elinden geleni yap- sadece etkileyebilmek amaçlı veya kontrol amaçlı değil. Kendini sakinleştir, evrenle titreşimini eşitle, fabrika ayarlarındaki titreşime gel, o herşeyi etkileyebilecek düzeydedir. Tüm zorlanmalar değişim evrelerinde olur, bizim olgunlaşma zamanımızdır.

Örnek: işten çıkartılmak

işten çıkartılmanın bendeki etkisi nedir? Ne yaşıyorum? Nasıl tepki veriyorum? Bedenimde ne yaşıyorum? Ne hissediyorum?

Çocukken bunu deneyimlediysem, ailede şahit olduysam, yetişkinlikte bunu aynen deneyimleyebilirim. Bu durumda aynı tepkileri de verebilirim. Ama silkinip kendi yolumuzu bulmalıyız. Süreçte kalıp gözlemlersek hayat bize sembolik mesajlar verir. Her deneyimin devamı var. Bütünü göreöeyebiliriz.

Kulağın ve burnun tıkalı olması = dışarısını duyamamak, sus! dışarıya kapan, kendi için dinle! Burun, koklamak, deneyimleri koklamak.

Olaylar ve ilişkiklere odaklanmak yerine ne anlama geldiklerine odaklanmalı. Hiçbir şey sana karşı değil, çünkü ben diye birşey yok, kişisel zihinden ayrışmalıyız. Herşeyi kişisel algılıyorsam alınmam, kişisel saldırıya uğradığımı düşünmem sonucu depresyon yaşarım, sağlığım bağışıklık sistemim zayıflar. Ciddi hastalıklarda insanlar kendilerine dönerler. Kişisel zihinden ayrışmış bir zihine travmatik bir olayla başlamayalım.

Sezgisel rehberimiz her şartta mükemmel çalışır. Sezgiye sırt çevire çevire onu duymaz oluruz. İlk görüşte birşey hissederiz ya, ona kulak vermeliyiz. Sezgilerimizi duymadığımızın en önemli belirtisi “korku ve kaygı” duygularıdır. Düşünülen ve hissedilen arasındaki mesafe fark edilmelidir. Sezgi, esastır.

Şifalanmak, zihnin ve kalbin birlikteliğini getirir. Kaygı, hiçbir zaman kalp sinyali olamaz. Her zaman zihin ürünüdür.

Ölüm kaçınılmaz bir olgu, doğal bir sonuçtur. Tamamlanmak ve şifalanmak, hastalığa nasıl yaklaşacağımızı belirler. Ancak hastalıksız veya ölümsüz olamayız.

Neden bana oldu, neyin cezasını çekiyorum…hayatımızdaki değişimleri korkuya kapılmadan algılamak, yönetmek lazım. Madden olanları değil, manada olanı kavrayabilmeliyiz, bunlar bizi şifalandırır. Fiziksel dünya ve fiziksel beden manayı kavrayabilmem için araçlardır. Sen kendini gerçekleştirme yolundaysan hangi üniversitede okuduğunun önemi olmaz. Bir hastane, okul için para vermek, somut bir sonuçtur. Ama hakikat yolculuğu ile ilgisi yoktur.

Bekle ve al, bniyet et ve orada kal, ama çabayı hiçbir zaman esirgeme. Bekleme süresi önemli. Kendini tekrar organize ediyorsun.

Hergün yaptığın bir pratiğin olsun. Her zaman açık zihin barındır, olgulara birden fazla anlam yükle! Tek anlama ne zaman yapışıyorsun farkına var! Tüm bunları anlamasan da  sembolik anlamları ile tart. Rüyalarından rehberlik al. Kendine acımayı, kızmayı, diğer insanları sorumlu tutmaktan vazgeç. Uzak dur, tarafsız ol. Yargılama. Başarı bazı şeylere ulaşmak anlamına gelmez, karşılaştığın olguları yönetebilmek, kullanabilmek olarak öğrendiklerindir. Dikkatini an’da tut. Göremediklerine, dokunamadıklarına, duyamadıklarına daha çok güven. Kişisel zihninle anlamlandıramadıkların olacağı için sezgilerine güven.

Karar vermemek, bilmiyorum demek, beni o zorladı demek birer seçimdir. Yaptığımız ve yapmadıklarımız birer seçimdir.

Dışarıdaki arayışını kendi içinde arayışla geçirirsen daha çok yol alırsın. İnsan evrenin bu bedendeki temsilidir. Bedenin ahalisi doğada barındırdıkları düzen düzen ve ahengi devam ettirdiği sürece ait olduğu evrenin titreşimini sürdürüyor, güç bedenden akıyor.

ÖLÜM: Bu güç, bu bedeni desteklemek istemiyor. Bedendeki ahali artık dünyanın titreşimi ile titreşemiyor. Okuyarak veya tartışarak bilinçlenme fantazileri kurulabilir. Kendini değiştirmeden kitaplarla gelişeceğini sananlar var. Seminer ve kişisel gelişim grupları bağımlılığı da bunun sonucu. Kişisel yolculuğumuz başkaları ile paylaşırken, karşımızdaki o yolculukta-seviyede değilse bu onlara tuhaf gelecektir. Kadim bilgiler, uluorta paylaşılmaz.

Bilinçlenmek= puzzle parçalarının dağılması sonra farklı bir şekilde bir araya gelmesi. Alıştığım şey artık olmuyor. Bu sürekli devam eder, 1 kez olmaz.

Çabaya, oyun olarak bakmalı. Hayatın getirdiği yaşam tarzı olarak bakmalı “ayyy bu çok zor, yine mi” dememeli. Kendi hayat kalitemin tek sorumlusu benim. Neye inanıyorsam davranışlarımı o yapılandırır. Bilinçlenme sürecinde yalnızlaşma olur. O yalnızlaşma içinde yeterince kalınca hayatınıza yeni titreşimler, yeni dostlar, yeni insanlar girer. Yapışmamak lazım.

Evrenin işleyişinin idrakine vardıkça daha saygılı oluruz. Daha önceden fark etmediğimiz şeylerin idrakine varır, algılarız. Ruhsal gücümüz artar. Kimsenin çabasını yargılamamak, kötülememek lazım.  Niyet sadece zihinde kalmamalı, hayata aktarılmalı, niyetle titreşmeli, o zaman etkili olur.

6.çakra-alnın ortası- durugörü ile ilişkili

rubin-figuru

Rubin figürü: birbirine bakan 2 yüzü ve ortadaki vazoyu beraber görebilmek. Anlamak yeterli değil, anlayışı hakikatle döllemek lazım. Ne yaptığımızın bilincinde olmalıyız.

6. Çakra açık ve işlevsel ise kişi herhangi bir gerçekte rahattır. Çakra kapalı ise ilham yaşayamaz, önceden ayrıntıları, mesajları fark edemez.  Işık ve renkleri nasıl kullanacağını bilmez. Bütünün yararına olan zihinsel mesajlar iletemeyiz. Göz-kulak-burun ile sorunlar yaşanır. Gerçek ve gerçek gibi görüneni ayırt edemez. Taktığı şeylerin arkasındak manayı görmez, görmek istemez.

6.çakranın kapalı olduğuna dair belirtiler:

Planlarımı hayata geçirmekte zorlanıyor muyum?

Başkalarının inançları ile alay ediyor muyum?

Öngörmekle ilgili sorunlarım var mı?

Tutamadığım sözlerden başkaları rahatsız olur mu?

Migren sorunum var mı?

Herşeyi ben kontrol ederimci misin?

6.çakrayı açmak için:

21-26 yaş arası hayatımızda neler oldu?

51-56 yaş arası hayatımızda neler oldu?

O olayları yaşatan insanlara teşekkür edin. O insanlar bizim o dönemlerdeki öğretmenlerimizdi, o insanlara ışık ve sevgi gönder.

Aldatmak: Benim kendimi aldatmamın maddedeki tezahürü.

 

 

Uncategorized içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Gestalt bakış açısından 5.çakra

2010 senesinden beri öğrencisi olduğum sevgili Gestalt öğretmenim Hanna Nita Scherler‘in eğitimlerinde aldığım notları hem tekrar etmek hem de çakra konuları ile ilgili kişiler için paylaşmak istedim:

Notlarımda yanlış anlamadan kaynaklı yanlış yazılımlar, ifadeler olabilir. Hatalar bana aittir.

KOK-CAKRA

5.ÇAKRA / BOĞAZ ÇAKRASI

Tüm sözel ve sözel olmayan davranışlar ve evrendeki varoluş nedenimizin tezahür ettiği yerdir.

2.çakrada yaratılan 5.çakrada ifade bulur. 6.çakrada bu ifade daha yaratıcı ve mana şeklinde ifade edilebilir.

Öğreğin: Balıkçıyım…varoluş nedenim balık satmak değil. Varoluş nedenim tabiatta bulunan birşeyi yine tabiatta bulunan birilerine beslenmeleri için aracılık etmek. Herkesin yaptığı iş ve onu yapış tarzı, kendisine yaratmış olduğu nedenin ifadesidir. 16 yaşında gelişmeye başlar 21 yaşına kadar gelişimi sürer. Yaptığım iş varoluş nedenimin tercümesini sağlıyor.

46 ve 51 yaşında tekrar belirginlik kazanır.

76 ve 81 yaşında tekrar belirginlik kazanır.

İşimiz ne olursa olsun bir takım sorunlarla karşılaşırız. Sonunda ne öğreniriz? Kişisel iradem, kaynağın iradesine hükmeden bir irade olamaz.

Gücümü nereden alırım? Güç benim değil, ben gücün bedenimdeki tezahürüyüm. Ben mevcut bir enerji alanının bedendeki tezahürüyüm. İçimdeki irade hizmet ettiğim bütünün iradesi. Varoluş amacım bütünün bir parçası olduğumun bir idraki. Karar verince tek başıma bütün olarak karar veriyorum. Kararı icraata dökünce bütünün parçası olarak hareket diyorum.

2.çakrada çalışkansam, tembel olanlara müsamaham yoksa “buluşamamışım” Tembellere rehberlik ediyorsam buluşmuşum.

5.çakrada gücümü nereden kazandığımı öğreniyorum. Gücümü, niyet ettiklerimin gerçekleşmemesi durumunda buna tevekkül etmekten alıyorum. Tevekkülü öğreniyorum.

Allah isterse…bazı şeyler istediğin kadar ittir, gerçekleşmez, ortak irade lazım. İradem, kaynağın türevi olursa yol alırım. Anarşist irade ile olmaz. Ne zaman türevi, ne zaman değil, zihinsel olarak anlaşılmaz, deneyerek yanılarak bulunur.

Her düşüncenin enerjisel bir sonucu var. O sonucu alırsam farklı şekilde dürüst olurum.

İstemediğim bir adamla yemeğe çıkmak, sevmediğim bir işte çalışmak…Bunların enerjisel sonuçları olacaktır. Bunları idrak edersem kendime karşı da dürüst olurum. Kişisel gücüm kendi tutumumla belirleniyor. İrade, eril bir enerji. Kaynağın bir tezahürü olması ise dişil enerji.

Her verdiğimde alıyorum.

Korkudan hareket etmek pahalı sonuçlar doğurur. Çoğunlukla hoşlanmadığımız yan etkileri olur. Sevmediğim işte devam edince para kazanırsın ama ruhunu satarsın, sevmediklerinle muhatap olursun, mutsuz olursun. Fedakarlık yapmak = kaynağın iradesini kullanmamak. Kaynak akar, sende bir tıkanıklık varsa kaynağını doğru kullanmıyorsun demektir. Para ve sosyal statü ile seçim gücü sağlarken, bunu kaybetmemek için gösterdiğin çaba, aslında hayatının kontrolünü ne kadar elinden bıraktığının hikayesi…

Güçlenmiş-yetkilenmiş insan = kendi iradesini kaynağın iradesine teslim etmiştir. Tüm acılarımız kaynağın iradesinin bizim bedenimizde kendisini bize anlatma yoludur. Başıma ne geleceğini saptayamam ama başıma gelene anlam yükleyebilirim.

Korku-şaşkınlık-korku-şaşkınlık insanı zayıflatır, burnunu sürter. Tamam, tamam, sen söyle! noktasında rehberinizi davet etmiş olursunuz.

Kararları verip bunları gerçekleştirme konusunda dümdüz hareket edersem yoldaki rehberlerimi göremem. Ama deneyip deneyip olmayınca çareler arar, yaratmaya çalışırım. İlahi müdahale= gerçek niyetini tüm çıplaklığı ile iradeni teslim ederek ortaya koyunca, birçok irade yardıma gelir. Kısaca “go with the flow and enjoy the ride”

Hepimiz yaratmak isteriz. Düşünce, hizmet, eser…bunun için önce inancınız olmalı, sonunda seçmeliyiz. Her davranışın altında ya kaynağa inanç ya da korku vardır. Hayatın kimin elinde? Hayatında kim söz sahibi? Hayatıdaki olaylar neden istediğin gibi gelişmiyor? 

Herkesin hayatında “neden ben?” sorusunu soracağı bir zaman gelir. Sınırlarımızın idraki sıkışmadan gerçekleşmiyor. En kontrolsüz olduğum bir zamanda yetkin hissetmiyorsam, çaresizsem, çaresizliğimden kaçarak çaresizliğimle yüzleştikten sonra karşıma çıkacak olanaklardan kaçıyorum.  Rehberler gelir, kendimi açarsam almaya hazır olursam rehberlik gelir.Hayatın anlamı bir yere varmak değil, sürekli devam eden bir tinsel yolculuk, tamamı tevekkül etmeyi öğrenmek. Bir yandan rehberimizi davet ederiz, diğer yandan da bloke etmek için elimizden geleni yaparız.

Fikren ve zikren istemek lazım. Kilo vermek isteyip hareket etmemek buna bir örnektir. Fiziksel hayat ile tinsel yol aynıdır.Bedendeki sistemler biribiri ile uyumlu ise beden sağlıklıdır. Korkudan uyum içinde olunmaz, bir yerden patlak verir. 5.çakra enerjisi teslimiyete iter. Ne kendini yargıla ne de başkalarını. Ancak yargılamayarak bilgelik kazanırız. Yargı, ben çok bilirim demektir. “Neden?” sorusunu sormak ta bir yargıdır. Bu neden başıma geldi? Herşey değişim ve dönüşüm fırsatı.

Resignation = pes etmek

surrender = teslimiyet

Bunları karıştırma! Önce herşeye OK demek lazım. Sonra gerekiyorsa geri çekiliriz.

Başımıza gelen bir olayda soracağımız soru “bendeki izdüşümü nedir?” olmalıdır. Ben kendimi geliştirip değiştirdikçe karşımdaki örnek te değişir.

Kedi- dişil = insanın tinsel tarafını

Köpek – eril = insanın iradesini temsil eder.

Talep ettiğimiz zaman teslimiyet içersinde talep etmeliyiz. Talep ettikten sonra geri çekilmeliyiz. Sonuca hükmetmeye çalışma! Ruhumuz, geçmişten taşıdığımız ama bize hizmet etmeyen enerji kalıpları ile dolu. 

Kendime şahit olabiliyor muyum?

Sükunet içinde kalabilirsem, ruhumun içindeki suçluluk duygularını rahatlıkla tamir ederim. Hep zihnimi veya hep bedenimi dinleyerek bir yere varamam. Kültürler hep rasyonel olur, zihinle hareket et der. Aklımız ve kalbimiz birlik içinde gitmelidir. Birlik içinde gitmezlerse biri diğerine hükmeder.

Akıl yönetirse, duygusal acı çekeriz, her durumu kontrol etmeye çalışırız. Kalp yönetirse herşeyi pembe görürüz. Akıl ve kalp arasında uyumsuzluk varsa “bağımlı” hale geliriz. Yemek, içki, madde kullanımı, bastırılmış duygularım ikameleridir.

(ikame: bir başka şeyin yerine koyma, yerine kullanma.)

İyi şeyleri sadece zihinle yaparsak ta bağımlılık oluşur. Spor yapmak iyidir diyerek spora gitmek buna bir örnek. Gitmeyince suçluluk hissetmek bağımlılıktan kaynaklanır. Zihinsel olarak değişim isteyip duygusal olarak korkabiliriz.

Sözel ifade: Tüm söylediklerimle dünyaya kim olduğumu anlatıyorum ve benimle temas etmek isteyenlere sesleniyorum. İfade, bir sınırdır. Çok okuyabilirim ama kendimi çok okuyarak anlayamam, temas içinde olmalıyım.

5.çakra:

duyma ve dinleme

Arınma, temizlenme, saf

Hakikat, bütünlük, dünyaya vereceğimiz mesaj

Ne dendiğinden bağımsız, nasıl dendiği insanı etkiler

Tiroid ve paratiroid bezleri

doğada herşey olması gerektiği gibidir

mavi-turkuaz renk

ifade ediyorum-beyan ediyorum

ilgili havan- kedi, aslan

Sadece söylediklerim değil, süreç algısı da bu çakrada yer alır. Mesajları fark edecek zamanı bile yaratamıyoruz. Bedenimi dinleyerek, sinyalleri fark ederek kendimi dinliyorum.

Hakikat anlayışımız durağan olmamalı. Hakikatin neyse, zikrin de o oluyor.

Ben biliyorumculuktan uzak dur!

bütünlük = integrity   /   ahlaki = morality

Bütünlük değişmez, ama ahlaki davranış değişebilir. Gençken yaptıklarımız, yetişkinlikte ters gelebilir. Bütünlüğü tehdit edecek şeyler yapmak ahlaksızlıktan daha kötüdür.

5.çakra kapalı ise:

yalan, dalavera, aldatma, utangaçlık, keskin konuşma

kulak-burun-boğaz sorunları

hüsran, cesaret, hayal kırıklığı

kendini çok ciddiye alır, hafife alamaz

başkaları ile birlikte olması zor olur

kendi eğlenemediği için başkaları onunla eğlenir

ortaya birşeyler çıkaramaz

sık iş değiştirir

uygun işi bulmakta zorlanır, zamanla bu niyeti söner

Vishuddha

 

 

 

 

 

Uncategorized içinde yayınlandı | , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Gestalt bakış açısından 4.çakra

2010 senesinden beri öğrencisi olduğum sevgili Gestalt öğretmenim Hanna Nita Scherler‘in eğitimlerinde aldığım notları hem tekrar etmek hem de çakra konuları ile ilgili kişiler için paylaşmak istedim:

Notlarımda yanlış anlamadan kaynaklı yanlış yazılımlar, ifadeler olabilir. Hatalar bana aittir.

KOK-CAKRA

4. ÇAKRA / KALP ÇAKRASI

Sevmek demek, olduğunda onu yaşamak, kaybettiğinde matemini tutmak. Her 2 durum da sevginin 2 yüzü.

Bu olgulara nasıl tepki verdiğimiz hücre dokularına kayıtlıdır. Nesiller arası öğrenilmiş tepkiler vardır, kişi daha önce başına gelmemiş bir olaya ailesi ile aynı tepkiyi verebilir. Kendi deneyimimiz ile olayı dönüştürebiliriz.

1.çakrada sevgi: sen bana sadık ol, ben sana koruma sağlayayım.

2.çakrada sevgi: Kan bağımız olmayanlarla da bağ-sevgi geliştiriyoruz. Grup içinde kalınca ve gruptan çıkınca yaşadıklarımız.

3.çakrada sevgi: işimize, hobilerimize, eşyalarımıza sadakatle bağlanma. Ben sana sadakat gösteriyorum, sen de beni koru.

işten çıkarılmak = ders!

Boşanma, kayıplar, duygusal taciz çok.  içimizde yaralı çocuk var. Bu çocuk bizi en çok zorlayan anda ortaya çıkıyor. O anda ilgisiz bir tepki verebiliriz, bu tepki geçmişteki bir olaya verdiğimiz tepki. Yaralı çocuğun hizmeti (içinde bulunduğumuz yaşa uymayan bir imge yaratırız, mesela yalnız yaşayamam, para kazanmam lazım vb) Şiddetle tepki gösterilir, bu şiddet bitmemiş meseledir. Bu bitmemiş meseleler obsesyonlar, yeme bozuklukları vs olarak kendini gösterir.

Duyguyu tanımla, ifadesine izin ver, zaman tanı.

Kayıpların bizde yansıttıkları ile temas etmezsek, geçmişte kalırız. Sonrasına geçemeyiz. İlk adımımız açlığımızla ve yoksunluğumuzla temas etmek. Kendimizi nasıl doldurup doyuracağımız bu temastan sonra çıkacaktır. Acında kalırsan bir gün acını kapsayıp çıkabilirsin. Ama acında kalmayı göze alman gerekir. Şifalanma kapsayıp aşmakla gerçekleşir. Kendini seven kişi, kendine zaman ayırıp yaralarını açıp, onları şifalandırmakla ilgilenir. Seyahat, sevgili, arkadaşlarla buluşma vs ile değil. Yaralarına tutunarak yaşamak, yaralardan güç almak demek. İkame tatmin. 

4.çakra enerjisi, yaraları şifalandırmaktan kaynaklanan güçtür.

Hayatımda kimse yok, evlenmedim, çocuğum yok diyen birisi önce bunların kendisinde yarattığı duyguları bulmalı, önce kendisiyle temas etmeli, kendine bakmalı. Bunu yapan kimse güçlenir.

Bilinçli ben’i uyandırmak: Benim ihtiyacım nedir? Ben ne istiyorum?

Başkalarının desteğini kaybetmemek için kendi isteklerimizi görmezden gelebiliriz. Hiç kimse veya hiç bir şey hayatımızda belirgin bir rol oynamamalı. Dışarıdaki şeyleri değiştirmek ikame tatmin.

4.çakrada evlilik kavramı: Biz birbirimize kendimizle ilgili neyin işlevini, vazifesini göreceğiz? Birbirimizin nasıl gelişmesini sağlayacağız?

4.çakranın faaliyete geçmesi demek, kendimize sadakat yolculuğumuzun başlaması demek.

Yaraloji: Sen bana kendi yaralarını ben sana kendi yaralarımı anlatayım. Kocam beni aldattı, işten kovuldum, çocuğumu kaybettim vb…Karşımdaki de eş yarasını anlatıyor. Yaradaş-beredaş oluyoruz.

Bu süreçte dile getirilmeyen ama birbirinden beklenen bir kontrat oluşuyor, biz birbirimizin tüm kusur ve zayıflıklarına destek olacağız. Taraflardan biri destek çıkmazsa sorun çıkıyor. Yaralarını göstererek taahhütte bulunmuş olunuyor, biz yaralanıp yaralarımızı hep göstereceğiz.

Birini yaralarını anlatınca kapsamak, destek olmak vs zorunda değiliz. Karşımızdakine “her zaman seni kapsayacak birisi çıkar” mesajını veriyoruz. Belki gelişimini engelleriz. Geçer bu, zamana ihtiyacımız var demeye gerek yok. Orada olmak, dinlemek yeter.

Şifalanmak için programızın yoksa şifalanamazsınız.

Reliability-kalbi yetkilendirmek, gönlünüzü sadece acı çekmek veya sevmek için kullanıyoruz, halbuki daha geniş bir kavram.

1.niyet et-ben kendimi şifalandıracağım

2. yaralarını belirle-tanımla, sana şahit olacak birini bul.

3. yaralarını tanımladıktan sonra bunların hayatında nasıl tekrarlandığına bak. Acı veren yaraların anılarını bırakmak, yarayı bırakmaktan daha zor oluyor.

Kişinin sınırları ne kadar netse o kadar saygınlık kazanıyor.

4. Yaraların dolayısı ile şimdiye kadar kazanmış olduklarına bak (secondary gain)

5. Hoşgörü geliştireceksin.

Kapsayıp aşmak mucizeler doğuran enerjiyi yaratır. Kızgın olduğun insanla yüzyüze konuşmak zorunda değilsin. Boş sandalye çalışmasını uygula. Kızan ve tepinen  küçük çocuğu kapsa!

6. Kıymetini bilme ve şükranda yaşa. Şimdide yaşa, geçmişe dönme.

Kalbinin nerede, ne şekilde kırıldığı önemli değil. Hep kırılacaktır. Önemli olan senin bununla ne yapmaya karar verdiğindir. Zorlanacağın deneyimler hep ortaya çıkacak, bunlarla karşılaşınca ne yapacağını bilecejk cesaret ve niyetini geliştiriyorsun.

4.çakra sevgiyi kazandırıyor.

Acıların, senin sorumlu olduğun şeylerden seni maruz bırakmamı gerektirmiyor. Kabul, boyun bükmek değil. Kabul, ha bununla mı karşılaştım? gereğini yapacağım. Huzur ve sükun arayan insanlar, bunu agresif şekilde yaparlar. Hayatında birçok şey seni rahatsız ederken dahi sevecen bakarak, merhametle bakarak huzur bulabilirsin.

Huzur, kendinle taşıyabileceğin bir konu. Bağlanma, bağımlılık doğurur. Sevmek, bırakabilmek demek. Bağın olsun ama bağlı olma.

Hayatta mutlu olabilmek eksiklerinle temas edip kapsayıp aşabilirsen…

bağışlamak-affetmek, aslında karşımızdakini değil, kendimizi affediyoruz.

Kalp, ciğer, eller, kollar

timüs bezi (bağışıklık sistemi)

astral beden

bu çakra zihinsel algıdan çok daha etkili şekilde hayatımızda yer eder. Sembolik olarak BIRAKMA yetisini temsil eder.

4.çakra kapalı ise: Dışarıdaki uyaranların bedendeki etkisine bakmayalım. Kin, garez, öç alma, nefret, kendini ve diğerini hoş görmeme

Temel güç: sevgi, merhamet, şevkat, kendimi verme, esinlenme, umut, güven, karşılıklı şifalandırma, yapıcı tarafsızlık, uyum, koşulsuz sevgi

heart-chakra

anahata

 

 

 

 

 

 

 

 

Eğitim, Kişisel Gelişim-Self evolution içinde yayınlandı | , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Gestalt bakış açısından 3.çakra

2010 senesinden beri öğrencisi olduğum sevgili Gestalt öğretmenim Hanna Nita Scherler‘in eğitimlerinde aldığım notları hem tekrar etmek hem de çakra konuları ile ilgili kişiler için paylaşmak istedim:

Notlarımda yanlış anlamadan kaynaklı yanlış yazılımlar, ifadeler olabilir. Hatalar bana aittir.

KOK-CAKRA

3.ÇAKRA / SOLAR ÇAKRA 

Fiziksel yeri: Göbek, karın boşluğu

Sezgisel olarak belirleme

Elemanı: ateş ve güneş

Rengi: Sarı

Cümlesi: I can,I do.

Gücü: tutuşma, yanma, yakma, ateşleme

Organı: ayaklar ve bacaklar, soyut anlamda seni götüren-hareket ettiren.

Fiziksel rahatsızlık: Diabet (hayatın tadını almayan insan), hepatit, hazımsızlık, ülser

Duygular: kızgınlık, suçluluk, tutku, güven

Zihinsel konum: özdeğer

anahtar kelime: güç,irade

ilgili bez: Pankreas

Nörolojik bağlantısı: Mide, alt mide, sinir sistemini tamamı

temel korku: eleştirilme korkusu, eleştiriye aşırı duyarlılık, aşağılanma, küçük görülme, reddedilme

3.çakra : Aşk, kaygı, korku merkezi

evrendeki biricik, ama emniyetli ve güvenli yerimin bilincindeyim. Her şey “ben”im.

Bu çakra 8-12, 38-42 ve 68-72 yaşları arasında aktif. Dış dünya ile ilişkideyken ben 3.çakra, kişisel güçten bahseder.

Ben, benim için neyin iyi geldiğini biliyorum. Bunun için çırpınıyorum,ama bunların bir anlamı yoksa çırpınmamın bir anlamı yok. İç sezgimi bilir, dış dünya karşı gelse bile iç sezgime göre gidersem yaparım. Başkalarının ne düşündüğü hayatımızı belirlemez, bizim kendimizin ne düşündüğü belirler.

Kendime saygı duyuyor muyum?

Kendimle ilişkim nasıl? Kendimi dinleme yöntemim nedir? Mesajlarımı kendime nasıl veriyorum? Nasıl alıyorum? Nasıl değerlendiriyorum?

3.çakra: evrendeki eşsiz ve biricik yerimin idrakine varmak. Ben herşeyim ve ben hiçim.

Evrendeki sürecimiz boyunca bir anlık “blink” gibiyiz. Ama o blink sırasında bile birşeyiz. Ben diye birşey olmadığını anlayınca özgürleşiyoruz. Gündüz herşey var, gece birşey yok gibi.

Kendimizi anlamak, kendimizi kabul etmek en ilkel halimle en gelişmiş halimin arasındaki uçurumu kabul edebilmek demek. Kişisel güç: en ilkel halimi barındırabiliyor muyum? onu kapsıyor muyum? kendimi ne derece anlıyorsam, dışarı ve uzağa içime ve derine gittikçe anlarım. Bir karar alacakken enine boyuna tartıp biçmek bir seçenek. Sormaya başladığın andan itibaren ise içimden bilirim. Bazen hiç düşünmeye gerek yoktur, o orada zaten, senin harekete geçmen lazım. Belirle! Belirlediğin çok net olsun. Amacın değil niyetin. Karar vereceğim zaman bir başkasının benim için neyin iyi olduğuna karar vermemesine karşı kendime saygım var. Kendi sezgilerimle hayatıma nasıl anlam katmak isteyeceğimi bilirim.

Doktorum hükümlerini direkt kabul edeceğine, kendi bildiklerini deneyerek daha iyiye gitmek için uğraş verebilirsin.

Kendi gelişimin için fırsatlara açılmaya ve büyümek için gelen fırsatları fark etmeye niyet etmek lazım. 

Fiziksel bedenimin sınırları içersinde yapacağım seçimler bu gücümü gelişmeme mi baltalamama mı yarayacak? Neye nefes verirsek ona hayat kazandırırız. Fiziksel dünyaya ait hiçbir şey insanın tinselliğini kısıtlayamaz. Ruhumun kısıtlı olup olmayacağı kendi seçimlerimle ilgili. Bknz görme engelli ressam Eşref Armağan…

Her şeçim ya maddesel dünyaya ya da manevi dünyamıza yaptığımız yatırımdır. İçsel gücümüze yatırım yapınca bunun her yerde karşılığı var.

Kendini sevmemenin göstergeleri: Rahatsız olmama rağmen katlanmaya çalışmak (bedeninde gerginlik vardır, onu konuştur, tanımla! kendine kulak ver)

Ya grup inancını ya da kişisel inançları duy, gör, gözden geçir, bu onun görüşü, bulgusu, süzgeçten geçir. Gücünü başkasının bakış açısına bırakma. Birşeyin içinde hapis olma. Grup görüşü içinde hapis olmazsan kendini ayrıştırıp gerçekleştirirsen güçlüsün.

Öz saygı ve önsezi içinde bulunduğun andaki enerji verisini kullan. 5 duyun ve ötesi. Onlarla topladığın veri ve ötesi, düşünmek değil. Sezgi ve önsezinin en çok açıldığı yerler zorlandığımız yerlerdir. İçimizden rehberlik alırız, hareket ettirir ama hiçbir zaman güvende olduğumuzu garantilemez. Kendi başarımızı, konforu ve emniyeti ölçerken evren başarımızı ne kadar öğrenebilmiş olduğumuzla ölçer. Kurgularımızla başarımızı maddede ölçüyouz, ama hayat derslerimizi ne ölçüde öğrenebiliyor olduğumuzla ölçüyor. Durumun iyi veya kötü olması doğa ile ilgili değil. Yanardağ, tsunami, deprem…iyi mi kötü mü? Doğanın kendisi iyi veya kötü değil. İnsanın kendi kurgusu bu.

İç sesini yakaladıysan soru sormazsın. Bu benim iç sesim mi değil mi demezsin. İçsel güçlenmek içten ben seçtiğim ve istediğim için.

Kişisel gücün 4 evresi var: 

İsyan evresi- değer yargısının elinizden uçtuğunu görmek. İçsel gücümün ve seçimimin arkasında duruyorum.

Ayrılmak cesaret ister. Gelişim bir süre durur. Dış çevre reddeder, kişi yalnız kalır, yolunu yönünü bilmez. Bu karanlık dönemde kendisine odaklanır. Tanımla! Tanımlamakta kal! Tanımladıkça kendine ilgi göstermiş, karanlığı nefeslendirmiş olursun. Sonra Narsizm dönemi başlıyor. Yapabilirim diyorsun. Kendi rehberliğinden ödün vermeden orada kalabildiysen dönüştün demektir. Samimi ol, kendine samimi ol.

3.çakra sindirimle ilgili.

Var olabilmem için önce bırakmayı öğrenmem lazım. İlişki için üremem lazım. Rehberini tanıyabilmek için sindiriyor olman lazım.

ilahi temas: tahammül etme, tevekkül, bütünlük, bölünmezlik, mukavemet, fazilet, sabır…Bunlar olmadan bir yerden bir yere gidemeyiz. Ben sizin gibi düşünmüyorum, farklı düşünüyorum dedikten sonra yaşanacaklara tahammül etmek, sabretmek.

Obezite ortaya çıkabiliyor. Çareyi yemekten alıyor. Kellik, yaşlanma korkusu, başkaları sırrımı keşfeder korkusu.

Hırs, faaliyet, iş üretme, risk alma, cömertlik, bolluk, ahlak, karakter

Bu çakranın enerjisi aileden ve alt kültürün sosyal kurgusundan ayrılmamızı emreder.

Birinin ve bütünün hayrına işler sürüklenmez. Örnek, alınacak liderlik vasıfları vardır. Pratiktir. Burada “bizim için” ne var der? Kendine yönelik değil, algılayabildiği en geniş çevrenin hayrına hareket eder.

Çalışmak, değişim yaratmak, ne olduğumuzu anlamak üzere gayret sarf etmek. Sorumluluklarımız var, bunları üstlenmek lazım.

Sadhguru, Gestalt ile örtüşüyor. Büyümek ve olgunlaşmak demek, genel çerçeveden çıkmak demek. Çoğu insan kendi sorumluluğunu üstlenmiyor. Allah’a havale ediyor. Rahatken Allah’ın adını unutuyor, sıkışınca ona sığınıyor. Bu şekle getirip kullanıyor.

İnanç sistemimizi oluşturduğumuz çakra. Önce kendi içimde farklılık yaşıyorum, ona tahammül geliştirirsem dışarıdaki değişim beni rahatsız etmiyor. Ergenlikte baskın titreşim haline gelir. Ergen karşı gelir, isyan eder.

bu çakranın açık mı kapalı mı olduğuna dair test soruları:

Hakikati çarpıtıyor muyum? Örneğin bu işten ayırılırsam bir daha iş bulamam, bu adamdan ayrılırsam sürünürüm gibi…

Kendime bakım sunmaktan başka hiç boş anım var mı? Hep dolu mu? sürekli anını dolduruyorsan rehberini bulamazsın.

Sevmediğim ama yalnız kalmaktan korktuğum içim sürdürdüğüm ilişkim oldu mu?

sorumluluk alıyor musun?

hayatının farklı olmasını isteyip, aynı kalıp harekete geçmediğin zaman oluyor mu?

6.çakrada faaliyet gösterebilmek için 3.çakrada rehberle buluşmuş olmak lazım.

Çocuğum duyumsamaları anne baba tarafından dikkate alınmalıdır. Aç değilken yedirmek, uykusuzken yatırmak…Senin duyumsamaların geçerli değil mesajını veriyor.

 

 

 

Eğitim, Kişisel Gelişim-Self evolution içinde yayınlandı | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Gestalt bakış açısından 2.çakra

2010 senesinden beri öğrencisi olduğum sevgili Gestalt öğretmenim Hanna Nita Scherler‘in eğitimlerinde aldığım notları hem tekrar etmek hem de çakra konuları ile ilgili kişiler için paylaşmak istedim:

Notlarımda yanlış anlamadan kaynaklı yanlış yazılımlar, ifadeler olabilir. Hatalar bana aittir.

KOK-CAKRA (Görsel anetteinselberg.org sitesinden alınmıştır)

2.ÇAKRA / Sacral çakra

Fiziksel yeri: Alt karından göbek bölgesine kadar olan kısım

2.çakraya bağlı Duyu : Tad almak

2.çakra rengi: turuncu

1.çakrada emniyet ve güvenlik önemli idi. İlişkiye girmediğimiz zaman bütünün parçasıyız.

2.çakrada yaratıcılık, sezgi, cinsellik ve öz değer önemlidir. Özelleşmeye, ayrışmaya başlayınca bütünün parçasıyım.

Ortaklık ve eşlikle ilgili. Kutupların, hayat gerginliklerinin olduğu çakra

Birbirimizle “parça” olarak ilişkiye giriyoruz. Birbirimizdeki eksik tarafları yansıtıyor, bu eksiklikleri tamamlayınca bitiyor.

İlişkilerin mevsimlik mi hayat boyu mu olacağını belirleyen şey, 2 tarafın birbirinin gelişimine olanak sağlaması. 1 taraf gelişmezse veya engeller/engellenirse frekanslar ayrı titreşir.

1.çakranın birleşik enerjisi 2.çakrada bölünür.

Kutuplar birbirini çeker, farklı tınılar çalan insanlar birbirine ilginç gelir. Kendimize yabancı olan tınılara çekim duyarız.

40 yaşına kadar karşımızdaki ile şeklen ilişkiye gireriz. Şekille uğraşırız. Onunla karşılaşmamız bir olgunlaşma fırsatıdır. İdrak edene kadar aynı şeyi yaşarız, insan ve hikayeler değişiyor ama dipteki tını aynı. Tecrübeyi uzatıp uzatmamak bizim elimizde değil. Mesaj alınınca o insanla işim biter.

margaret-mahler

Margaret Mahler‘e göre, 15-36 ay arası ne oluyorsa oluyor. Kişi, anne ve babası ile ilişkisinde ihtiyaçları tatmin edilince “iyi” ihtiyaçlarını tatmin edilmeyince “kötü” olarak algılıyor. Zaman zaman tatmin olamayacağımızı anlamazsak depresif moda geçeriz.

Kimsede herşeyi bulamayız. Tabiatta dahi ağaç güneşe, suya toprağa ihtiyaç duyar. Dolayısı ile biz de tek kaynaktan beslenemeyiz. Farklı kaynaklara ihtiyacımız var.

erik-erikson

Erik Erikson‘a göre 0-1 yaş arası güven ve güvensizlik duyguları gelişir. Yaşın kaldırabileceği kıvamda güvensizlik vermelisiniz. Aşı yapar gibi. Güvensizlik dosyası açılmalıdır. Çocuk öyle bir tecrübe yaşamazsa karşısına çıktı mı ne yapacağını şaşırır. Utanç ve şüphe dosyalarının da açılması lazım. Her yaşın kaldırabileceği hayal kırıklıkları vardır, yaşatılması elzemdir. Kutupların oluşması seçim yapmayı doğurur.

üretkenlik-durağanlık, çalışkanlık-tembellik, sen görkemsin-ben görkemim

sağlıklı ol, özgüvenli ol, anlamlı hayatın olsun…sosyalizasyon sürecinde bir tarafı seçmek ve orada hayat boyu kamp kurmak zorunda.

Oysaki kutbun 2 tarafında da deneyim kazanılmalı, bu yolculuk hayat boyu devam edecek, seçim yapmak yaratma sürecinin kendisidir. Karşılaştığımız deneyimlere ne anlam atfedeceğimizi biz seçeriz.

Beni çok zorlayan olgu, benim neyimi zorluyor, neremi tetikliyor dersem aydınlanma yolunu seçmiş oluyorum. 2.çakra enerjisi buluşmaya iter, ilk deneyimlerin olduğu yıllarımıza bu gerçekleşmez. Hayatta hiçbir şeyi kontrol edemeyiz, kimseye şekil veremeyiz. İçsel tepkilerimizi yönlendirebiliriz. Hayatımız boyunca en doğru seçimi yapmak için kıvranır dururuz. En doğru okul, en doğru ev, iş, eş…Bu seçim için sarf ettiğimiz çaba, akışında yaptığımız seçimlerden kat be kat fazla olacaktır. Seçimin ne olduğundan çok titreşimimize bakmalıyız. Seçim yapmanın altında yatan öğreti önemli, seçim yaparak yapılacak bir seçim olmadığını idrak etmek zorundayız.

Mobbinge maruz kalan insanda  önce kendisine acıma, sonra o kişiye nasıl zarar veririm tepkisi oluşuyor. Orada durmanın anlamı para olmamalı, orada durmanın anlamı kendini dönüştürmek olsun. Kendini gagalanacak bir tarla gibi açma. 

Tai Chi – gelen güce karşı güç uygulamaz, kaçmaz. O güçle bir süre rezone et, onu hisset, sonra yön ver. Gitmekte olan trene atlarken, önce bir süre yanında koşarız, sonra trene atlarız. Bodozlama trene atlamayız.

Haklı çıkmak mı huzur bulmak mı? Her seçim ya korku, ya inanç enerjisi ile yapılır. Korku, sosyal yazılımdır.

“seçmiyorum, seçtiriliyorum” böyle birşey yok. Ben seçiyorum. Seçiyorsam söylemeliyim. Bizi neyin motive ettiğini anlamak için ilişkilere ihtiyacımız var. Bunun için kişisel gücümüzü kullanırız. 

Ön çakra: kutbumla buluşmayı arzuluyorum

Arka çakra: gücümüzü kullanıyoruz

Bir ilişkide, bu ilişki benden mi güç alıyor, ben mi ondan güç alıyorum? ben ne kadar özerkim? karşımdaki ne kadar özerk?

para için işte kalmak, sosyal güvence için evlilikte kalmak, toplumun desteklediği ama mutsuz ilişki sürdürmek…bunlar sosyal yazılımdan kaynaklanıyorsa bu ilişkinin bana yol, su, elektrik olarak dönüşü olacaktır. Bir ilişkide kazanan ya da kaybeden yoktur, doğru tek değildir, her parçaya göre doğru vardır. Doğru veya haklı yoktur. Herkes kendine göre doğru veya haklıdır.

Peki sonuç? = duyulmaya ihtiyacımız var. Benim ya da senin gücün diye birşey yok aslında.

seçim—hareket—gerilim—seçim

seçerek sonuca varmaya çalışmak hiçbir sonuca ulaşılamayacağının biletidir. Yapabileceğinin en iyisini yaparsın, karşındaki bunu anlamazsa sendeki algısal, fiziksel, bedensel izdüşümünü anlatırsın, hala anlamıyorsa sen yapacağını yaptın zaten.

X nezdinde yadsıdığım taraflarımla yüzleşiyorum.

2.çakra yaratma enerjisi. Cinsellikle çocuk yaratılır, ama soyut anlamı birşey yaratmaktır. Kimse sadece güvenli alanda yaşamamalı, hep bir yenilikler getirmek lazım.

Hep güvenli alanda kalmak: Görmek, daha derin anlamak istemiyorum. Hayatın derin anlamına katılmak istemiyorum.

Diğerinin fikrine saygılı olmak demek, 2.çakramız açık demektir.

Enerji kürtajı = enerji hırsızı

cinsel enerji = ham güç

cinsel enerjinin hür yaşaması, yeni şeyler keşfetmek, enerjimi hür kullanacağımın garantisidir. Cinsellik kendini ifade etmenin yoludur. Karşılıklı birbirinin sunduklarını en iyi şekilde bağdaştırıp okumanın yollarını bulacağız. Kendi bedenimiz ve ihtiyaçlarımız temas ettiklerimizle yarar. Şehvet, şimdi ve burada olmanın yoludur. Dün için veya yarın için şehvetlenemem. Şimdi şehvetlenirim. Utanç olmaksızın ifade oldu mu farklı boyuta geçiyor. İfade bulmamış enerji, menapoz döneminde bol sıcaklık olarak geri döner. Her 2 cinste kaynaktan olan bu cinsel güç erkeklere daha fazla bahşediliyor. Toplumsal etkiden dolayı kadın bastırılıyor. Oysaki reklamlarda, moda sektöründe hep kadın cinselliği teşvik ediliyor.

Tecavüz sadece cinsel olmaz, enerji boyutunda da oluyor. Başkasının fiziksel güçlerini tehtid olarak algılayınca, içimizde kötülük varsa hırslanmışsak kendi enerji alanımız bozulur. Adaletin tecellisine şahit olmamızın hiçbir önemi yoktur. İlgilendiği duygularının boşaltımıdır.

Bazen cinsellik nakit yerine geçer. Bu da bir enerji ihlalidir. Bir şey olsun diye cinsel gücünü kullanıyorsun.

Paranın enerjisi: Para hayat enerjisi ile eşit tutulursa sonuçları olumsuz olur. Değer yargımız param varsa mutluyum yönünde ise para olmaması birçok fiziksel etki yaratır.

Tanrı’nın iyi insanları finansal ödüllerle mükafatlandıracağı

Bağış yapmanın fakir olmaktan koruyacağı inancı

İnanç her zaman paranın önünde olmalı.

2.çakra kişisel etik ve ahlak , diğerine ve kendimize verdiğimiz her sözü ve taahütü kaydeder. Etik, büyük güç barındırır. Aynı etik değerlere sahip insanları ararız. Kişi etik, değerlerden uzaklaşırsa biz de uzaklaşırız. Kendisine saygısı yok deriz.

Kötü şeyler iyi insanların başına nasıl gelir??? İyi-kötü insan yoktur. Tanrısal düzen doğru ve yanlışı kapsar, gerginliği kapsar. Adalet-kanun-düzen ihtiyacımız var. Uzun süre istikrarsızlığa dayanamayız. Bedenimizin bir etik kodu var. Bir yandan istikrarlı olacaksın, bir yandan yenilik arayacaksın. Düzenli hareket-düzenli yemek = istikrarlı olacak.

Diğer insanı kontrol etmek amaçlı kurallar getirmek, enerjiyi bozar. Diğerinin davranışını değiştirerek iyi olunmaz. Kişisel kin tutarak kendi gücümüzden kaybederiz.Güç, hayat enerjisinin göstergesi.

2.çakra düzeyindeki güç: özerklikten alınan güç. Ev, araba,çanta, otorite, kontrol, bağımlılık, şehvet 2.çakradaki güç ile ilişkilendirilir. Alkol, güzel kadın, hoş erkek, yemek, marka giysiler, trendy restorantlar = ben sahibim, benim var.

Nesiz yapamayacağımı onsuz kalınca deneyimlerim.

Gücü çekemediğimizi düşünüyorsak, başkalarının enerjisi ile yaşarız. Amaç fiziksel güç kullanmadan kendi gücünü keşfetmen. Güç, sahip olunacak bir nesne değil, zaten doğuştan sahip olduğumuz kaynağımız.

 

 

 

 

 

Eğitim, Kişisel Gelişim-Self evolution içinde yayınlandı | , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Gestalt Bakış açısından 1.çakra

2010 senesinden beri öğrencisi olduğum sevgili Gestalt öğretmenim Hanna Nita Scherlerin eğitimlerinde aldığım notları hem tekrar etmek hem de çakra konuları ile ilgili kişiler için paylaşmak istedim:

Notlarımda yanlış anlamadan kaynaklı yanlış yazılımlar, ifadeler olabilir. Hatalar bana aittir.

ÇAKRALAR

Doğu felsefesinde; kendi titreşimin kaynağın titreşimi ile örtüşmezse hatalar vermeye başlarsın. Fabrika ayarlarına geri dönmen gerekir. Fiziksel, duygusal, tinsel ve zihinsel rahatsızlıklar kaynak titreşiminden uzaklaşmakla olur. Örneğin egzemana sadece krem sürersen, sadece fiziksel boyutta müdahale etmiş olursun. Ancak bu yeterli olmaz.

Sürekli akan bir enerjinin ortasındayız. Tüm bu enerjilere AURA diyoruz. Çıplak gözle görülmeyebilir, ama belli bir farkındalıkla görülebilir. Aura sayesinde çevremizdeki gerçekleri algılarız. 5 duyumuzla kısıtlı değiliz, fiziksel bedenimiz 6 bedenden sadece birisidir. Madde dünyasında fiziksel bedenimizle varız. Her beden farklı bir dalga boyutunda titreşir. Bilincimizi dalga boyutlarına göre esnetiyoruz. Günlük hayatta bilincimiz bu boyutların 1-2 tanesine odaklanmaktadır.

Ken Wilber:   Eye of flesh – eye of mind – eye of contemplation  (ten gözü, akıl gözü, tefekkür gözü)

2.beden: Enerji bedeni (eterik beden)

3.beden: duygusal

4.beden: astral

5.beden: zihinsel

6.beden: ruhsal

Çakralar, enerji bedeninin organlarıdır. 10 tane temel çakra mevcuttur.

7’si omurga üzerinde, 1’si 2 ayak bileği arasında, 1’si ayaklarının altında, 1’si başın üzerinde

Çakralar, enerjilerini havadan alırlar. Nefes alıp veriyoruz= Prana

Tepe çakranın 972 petali var.

Petal: enerji frekansı, yani enerji akışı çok.

Ne kadar ağır titreşiyorsa, enerji akışı o kadar ağır olur. Çakra, küçük ve net veya büyük ve parlak olur. Tinsel insanlarda çakralar parlak küre gibi olurlar.

Parlak bir çakra demek: Sağlıklıyım, fabrika ayarlarına yakınım.

Çakralarla çalışanlar şifalanma peşinde olurlar.

Diyafram altında olan- dünyevi meseleler

Diyafram üzerinde olan- manada, ifadede meseleler

Hiçbir bitki sadece yukarı uzamaz. Toprak altında da kökleri vardır. Senin auran 1 yerde toprağa ve kozmik enerjilere bağlısın.

BENIM BU FIZIKSEL DÜNYADA YAŞAMA TUTUNMAK İSTEĞİM VAR MI?

İstiyorum, peki şimdi kutbumla buluşmak için tutuşuyorum.

Kutbumla buluşma isteğim- ön tarafımız

Kutbumla buluşma iradem- arka tarafım

3.Çakra, asli oluş nedenimin idraki ile ilgilidir. Ben hem tek başıma bir parçayım, hem de benden çok daha büyük bir bütünün parçasıyım. Merkezim her yerde ve çapım hiçbir yerde.

Gündelik hayatta karşılaştığın sorunun içeriğine takılma (bu bir araçtır) Onun ardındaki reddedilmeyi, parasızlığı, sevgisizliği yaşamalıyım. Bunların titreşimi bana katkı sağlar…

1-2-3 çakralar = dünyevi meseleler

4.çakra = sevgi ile ilişkili

ne yapacağım?

Herkesle buluşacağım = sevgi

Herşeyi her hali ile seviyorum. Çakralardaki sevgi ayrı bir sevgi. Herkesle buluşuyorum ve herkesin benle buluşmak istediğini biliyorum.

Kalp çakrası ile titreşince “ ya beni sevmezse, ya istemezse” gibi korku ve kaygılar olmaz.

Ben- sen ayrımı yok, aynı kaynaktanız.

5.Çakra = sözel veya sözel olmayan tüm davranışların, asli varoluş nedenimin ifadesine hizmet etmekte. Yaptığım her şeyle birlik bilincini yansıtıyorum. Ben her ne yapıyorsam, işi, birlik bilincini yaymak için severek yapıyorum. Madem ki kaynağa hizmet ediyorum, tüm davranışlarım evren tarafından destekleniyor.

6.Çakra = Kaş çakra (brow)

2 ile 6,   3 ile 5 uyum içinde.

Sembolik kavrayış. Olguları, barındırdıkları derin anlamlar ile kavramak.

Örnek: Sesini kaybeden 1 sanatçının sembolik kavrayışı: herşeyi bırakabiliyor olmam lazım…

Sembolik kavrayış boyutuna gelmek için diğer çakraların hakkını vermiş olmak lazım.

Herkesin beğendiği müzik, heykel, resim ve akla gelebilecek tüm güzel eserler sanatçılar tarafından 6.çakrada yaratılmıştır.

7.Çakra = Gözleyen ve gözlemlenen yok, bir huşu hali mevcut.

Güçlü olmayı ünvanla, parayla eşleştirirsen, paran olmayınca çakraların daha az titreşir. Titreşimlerimiz maddedeki hiçbir şey ile bağdaştırılmamalıdır. Gücü ve mutluluğu, herşeyden bağımsız kaynakla bir titreşerek sağlamalıyız. Mutluluk, kişisel ve içsel bir sorumluluktur. Yani, mutluluk dışarıdan gelmez.

Niyet, hiçbir zaman parçanın hayrına olmamalı, hem parçanın hem bütünün hayrına olmalı.

Kurguladığın ve tutturduğun anlam, elinden kayıp gidecektir. Tekrar 1 anlam bulacaksın, o da kayıp gidecek. Taa ki tutunmaya çalıştığın şeyler cılızlaşana kadar…Aslında tutunacak hiçbir şey yok, geçmişi bırakmak gerek. Tutunduğumuz her şey bizi yarı yolda bırakıyor. Sen fiziksel bedeninin çok daha fazlasısın. Öldüğün zaman titreşmek için kendine yer arayan enerjilerin ışık oluyor, başka yere gidiyor. Varlık, fiziksel bedenin ölümü ile son bulacak sanılıyor.

KOK-CAKRA (Görsel anetteinselberg.com web sitesinden alınmıştır)

1.ÇAKRA: KÖK VEYA ZEMİN ÇAKRA

Fizikel yeri: Omurganın en sonunda, anüs ile genital bölge arasında ilk 3 omurgayı kapsar.

Kök çakra – soy gücünle ilgili

Kişi doğarken harekete geçer, 3-5 yaş aralığında gelişimini tamamlar.

30-34 yaş arasındaki hayat deneyimleri,  60-64 yaş arasındaki hayat deneyimlerinde geri götürür.

Soy, önyargılar, inançlar, değer yargıları ile ilgili

Kabilelerin değer yargıları onları güçlü kılar. Biz hepimiz aynı şekilde ibadet ediyoruz, kutlama yapıyoruz gibi…Aidiyet doğar, aidiyetten güç doğuyor, onu oluyor. Ortaç inanç barındırmanın gücünü ve ortak inanç dışında kalmanın cezasını öğreniriz.

Kabilesel güç = 2 ucu boklu değnek. Hem aidiyet hem kutupluk yaratır. En az gelişmiş bilinç düzeyi grup bilincidir. Çünkü grup hareketini destekler, bireysel hareketi desteklemez. Kendi kaynaklarının farkına varman için kabileden ayrışman gerekir, bu kaynakları nasıl kullanacağın sorumluluk getirir.

Kabilede, sadakat, şeref, namus, adalet gibi duyguları öğreniriz. Sadakat, sevgiden daha önemli oluyor. Sadakat, ayrışmayı, kopmayı zorlaştırır. Örf, adet ve töreler de baskı yapar…Söz verince tutma zorunluluğuna örnek “beşik kertmesi”…

Adalet, düzen getirir, gereklidir, ama kişi üzerinde en fazla baskı yapan kurallardır.

Adalet-çakra: İnsan adaletine güvenmeyeceksin, ilahi düzene güveneceksin. Herşey döngü içindedir. Herşey doğar, gelişir, ölür.

Fiziksel gerçeklikte yaşamak istiyor muyum?

Hayatta kalmakla ilgili, dünyevi ihtiyaçlarım (su, yemek, korunma, barınma), kemikler, bacaklar, rectum, bağışıklık sistemi, ayaklar ve kalın bağırsakla ilgili

böbrek üstü bezlerle ilgili

anal ve genital bölgeleri besleyen sinir sistemi

Temel korkular: fiziksel bütünlüğü tehtid

Buradaki kutsal gerçek : herşey birdir!

ilk gelişen duyu: koku

bu çakra ile ilişkilendirilen yiyecekler: Protein içerikli olanlar

İlişikte olduğu hayvan: Fil (ağır olduğu için)

Bu çakra tıkalı ise aile fertleri ile boş iskemle çalışması yapılmalıdır. Sıkıntılı mesele tespit edilir. Kendi küçüklüğünüz konuşacak. Sonra siz kendi küçüklüğünüze konuşacaksınız.

Tuvalete çıkamamak = Dışkı nezdinde birşeyi tutuyorum.

Tuvalete çok çıkmak (idrar) : kaygı ile ilişkili

1 sonraki adımı bilemeyince kaygı duymak. Kaygımı bildiğim birşeyi yaparak geçiriyorum (idrara çıkmak)

muladhara-chakra

Kök çakranın Sanskritçe adı MULADHARA çakradır. Kırmızı renk ile temsil edilir. Mula-kök, adhara-destek veya zemin anlamına gelir. Bu çakranın dengelenmesi daha yüksek bir ruhsal gelişim için oluşum sağlar.

 

 

 

 

 

 

Eğitim, Kişisel Gelişim-Self evolution, Uncategorized içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Kiwanis Sohbetleri

201904_KiwanisSohbetleri.jpg20 Nisan 2019 Cumartesi günü, İzmir İsmet İnönü kültür sanat merkezinde ilk  Türkiye Görme Özürlüler Kitaplığı (türgök) yararına Kiwanis Sohbetleri adı altında çok keyifli bir etkinlik gerçekleşti.

Atılgan Gümüş moderatörlüğünde Dilek Livaneli, Emin Çapa, Ayşe Tükrükçü, Ali Denizci, Mümin Sekman, İdil Kohen, Aylin Nazlıaka ve Kutay Ürkmen konuşmacı oldular.

turgok

Kiwanis, merkezi Ankara’da bulunan  amacı çocuklar yararına etkinlikler düzenlemek olan bir kulüp.

İlk etkinlik için gerçekten harika isimlerden, nefis tecrübeler dinledik.

dilek-livaneli

Samsun Çarşamba ilçesi Kumköy İlkokulu öğretmeni Dilek Livaneli konuşmasını başından sonuna nefesimi tutarak ve gözümden yaşlar eksilmeden dinledim. Böyle tutkulu, mesleğinin önemini bilen ve öğrencilerini bu kadar severek çalışan değerli öğretmenler Türkiye’yi daha güzel yapacak insanların temelini sapasağlam atan ilk emektarlar…Kendisini dinlerken bitmek tükenmek bilmeyen bir enerji algıladım. Heyecan ve tutkusu her bir cümlesine ve yaptıklarına yansımıştı.

Resimdeki çocukların hepsinin yüzünün nasıl güldüğüne dikkat çekmek isterim, bu çok değerli bir geri bildirim…

Tedx Reset konuşması: http://tedxreset.com/content/dilek-livaneli/

Sabancı Vakfı Fark Yaratanlar videosu: http://www.sabancivakfi.org/tr/sosyal-degisim/dilek-livaneli

Global Teacher Prize sayfası: https://www.globalteacherprize.org/person?id=2995

Samsun’un Çarşamba ilçesi Kumköy İlkokulunda öğretmenlik yapan Dilek Livaneli, Varkey Gems Vakfı Küresel Öğretmen Ödülü Komitesi’nin seçtiği “dünyada en iyi 50 öğretmen” arasında yer aldı.

EMİN ÇAPA…Daha önce de Tedx konuşmasını izlemiş, çok keyif almıştım, yine çok eğlenerek ve bolca notlar alarak, biraz da üzülerek dinledim. Öncelikle konuşmacı olarak çok eğlenceli, bol mimikli ve izleyiciyi hemen kendisine bağlayan bir ekonomist. Ayrıca iyi de bir dansçıymış, onu da öğrendik…

Kendimize yapmamız gereken eğitim yatırımlarına parmak basarak Türkiye ile ilgili bazı üzücü verileri bizimle paylaştı.

Verdiği rakamsal bilgiler şöyledi:

emin-capa (1)emin-capa (2)emin-capa (3)emin-capa (4)emin-capa (5)emin-capa (6)emin-capa (7)emin-capa (8)emin-capa (9)

Bu tip etkinliklerin artık sadece konuşmacı dinlemekten öte biraz daha interaktif hale gelmesi gerektiğini düşünüyorum. Soru-cevap bölümü olmalı, izleyici ve konuşmacı arasında bağ kurulmalıdır.

Konuşmacılar sırası geçince mekandan ayrılmaktadır. Verilen aralarda konuşmacılar ile dinleyicilerin sohbet etmesini sağlamak olası işbirliklerine ve davetlere kapı açar.

Gelecek etkinliği heyecanla bekliyor olacağız.

 

Etkinlikler-Events içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın