Neden aramadın

Geçenlerde yaşadığım rahatsız edici deneyimime istinaden bendeki yansımasını analiz ettiğim, kişiye göre yüzlerce anlamı olan, beklenti deryası anlamsız soru. Muhtemelen herkesin karşılaştığı ve farklı tepkiler verdiği soru tipi.

Soruyu “arkadaşlar arası” olarak ele alacağım, nitekim aile, sevgili, iş dünyası gibi bir çok kolu olduğunu ve kendi içinde ele alınması gerektiğini düşünüyorum.

Samimi ve içten arkadaşlıklarda, aramanın veya aramamanın bir kriter olmadığını deneyimleyenlerdenim. Düzenli aramak bir samimiyet belirtisi olmadığı gibi (bu deneyimimde gördüğüm) aralıklarla aramanın da samimiyetsiz olmadığını görebiliriz.

Derin dostluklarda araya yıllar bile girse kalınan noktadan hiçbirşey olmamış gibi devam edilir. Sıkça yaşadım. Geçen hafta 4 senedir görmediğim ve bir sürü gerekçeyle konuşamadığımız bir arkadaşımla bu kadar zaman geçmemiş gibi buluşup keyifli bir akşam yemeği yiyip senelerin özlemini giderdik. Kimse kimseye neden aramadın diye sormadı, gerek yok. Anı yaşadık. Birikmiş hayat deneyimlerimizi anlatmak ayrıca bir zevkliydi.

Arkadaş arası 3-4 haftalık bir sessizlik süreci yaşanınca ki hayatın nasıl hızlı aktığı,koşturmalar,sıkıntılar,iş-güç vs vs belli, daha yasaklar kalkar kalkmaz buluşalım diye ilk aradığım arkadaşımdan “niye aramadın” sorusunun gelmesi ve küsmek nasıl bir mantıktır anlamam mümkün değil. Ancak yaşanan her şeyin bir sebebi var ve çeşitli dersler içermekte.

Gestalt bakış açısından bendeki yansımasına baktım; önce şaşkınlık, sonra şaka zannetme, sonra ciddi olunduğunu anlama, sonra “bu soruyu bana sormak için bu kadar süre kendisini doldurmasına,beklemesine ve kendisinin aramamasına” duyduğum şaşkınlık ertesi sinirlenme, ” peki sen neden aramadın,bizim aramızda böyle şeyler var mıydı?” soruma cevap gelmemesi ve hala neden aramadın sorusunun ısrarla sorulması üzerine karşımdaki arkadaşımın arkadaş rolünden ebeveyn / sevgili rolüne geçmesini deneyimleyerek inanılmaz bir rahatsızlık, sıkıntı duygusu basması. Geriye bakınca en belirgin duygum hiç beklemediğim bu sorguya duyduğum şaşkınlık ve ardından gelen hayal kırıklığı dalgası oldu. Birilerine “hesap verme” duygusu hiç hoşuma gitmedi. Eski yaralarım deşildi.

Buradan kendime çıkardığım 3 ders:

*Amannnn kimseden beklentiye girme, arkadaşların aramıyorsa ve özlüyorsan sen ara kardeşim, aramalarını bekleme.

*Her tür beklenti samimiyeti sarsıyor,boşver. Beklentide olmak gerek kişinin kendisi gerekse karşı taraf için yük, o yükü taşıma-taşıtma, kenara koy.

*Yaşadığın hayal kırıklığı tamamen kendinle ilgili, karşındakine atfettiğin anlamın senin nezdinde doldurulamaması seninle ilgili. Burası senin dünyan, orası onun dünyası.

Bu deneyimimden sonra arayamadığım bir sürü arkadaşımı unutmayayım diye listeleyerek aradım ve programlar yaptım. Bir arkadaşım küsüp yok olmayı tercih ettiyse de diğerleri ile dersime istinaden görüşmek ve güzel anlar paylaşmak iyi geldi.

Hayat yolunda birçok insan görevli, zamanı gelince hayatına giriyorlar, zamanı gelince de bir sürü farklı gerekçe ile çıkıp gidiyorlar. Gelene kucak aç, güzel dersler ile gelmesine niyet et, gideni uğurla verdiği derslere teşekkür et, derslerden faydalanmaya niyet et.

Ekşi sözlükte “neden aramadın” diye nefis bir başlık var,okunmasını tavsiye ederim 🙂

Peki sizin herhangi bir alanda (aile,eş,sevgil,iş) “neden aramadın” deneyiminiz nasıldı? Yorumlarda paylaşabilirsiniz.

Uncategorized içinde yayınlandı | ile etiketlendi | Yorum bırakın

İstanbul’un tarihi apartmanları

Kimi sahipsiz kalmış,kimi maddi imkansızlıktan yıkıma bırakılmış, kimi çok varisli, kimi tadilata izin alamamış,kimi de kendi kendine ayakta durmaya çalışan, içleri tarih ve yaşanmışlık ile dolup taşan,her bir detayı ile mimarinin güzel örneklerinden,işçiliğin güzelliklerini ortaya seren, bugünkü apartmanlar ile hiçbir anlamda mukayese kabul etmeyen güzel yapılar…

Dili olsa da konuşabilseler…Her bir bina içinde ne hayatlar yaşanmakta,iyisi ve kötüsü ile ne hatıralar birikmekte…

Bazı sokaklardan seçkiler.

SERDAR-I EKREM CADDESİNDEN:

KUMBARACI YOKUŞUNDAN…

CAMCI FEVZİ SOKAK’tan

HOCA ALI SOKAK ‘tan

TOMTOM SOKAKTAN:

ÇUKURCUMA SOKAKTAN:

HACI ALİ SOKAKTAN…

No.8

No:12 Dursun Eşref Apartmanı

Uncategorized içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Fahrelnissa Zeid

İstanbul,Şişli, Bozlu art sanat galerisinde yer alan Fahrelnissa Zeid /Fırtınaya Doğru sergisinden seçkilerim:

Salı-Cumartesi:10:00-17:30 arası açık

Uncategorized içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Karışık düşüncelerle baş etmek

Yeni dönem ruhani öğretmen ve  yazarlardan Eckhart Tolle’den tüm insanlığın yaşadığı kafa karışıklığına dair güzel bir açıklama:

Orijinal video BURADAN izlenebilir.

Dinleyici: Hayatımda olacak önemli şeyleri bilmek isterim. İş veya duygusal hayatımla ilgili bir konu olduğunda zihnimin bir yanı “bu olmayacak” diğer yanı “olacak” şeklinde 2ye bölünüyor. Ve o gün içerisinde işimi yaparken sürekli olacak – olmayacak şeklinde düşünceler içindeyim. Bazen aklımı kaçıracak gibi oluyorum. Bazı zamanlarda ise cevabı gerçekten biliyorum, o zaman kendimi sakinleştiriyorum. Size sorum: doğru cevabın ne olduğunu nasıl bilebilirim? Zihni mücadelem olmadan iç sesimi nasıl duyabilirim?

Eckhart Tolle : Sanırım salondaki birçok insana bu soru tanıdık geldi. Bu durum insan zihni içinde bir kalıptır, sizde biraz daha güçlü bir kalıp. Sizin sınavınız bu sesin hangisinin iç sesiniz olduğunu veya doğru olanı bulmak değil, kendi içinizde o ses olmayan alanı keşfetmek, farkındalık alanını keşfetmek. Bunu sadece olaylar olunca çalışabilirsiniz…o ses, sonra diğer ses, peki bu sesleri fark eden kim? Şu anda cevaplamanıza gerek yok, çünkü cevap vermeniz başka bir ses daha anlamına gelir. Bu soruyu kelimelerle cevaplamamalısınız. İçinizdeki farklı seslerdi fark eden biri veya bir şey mevcuttur, burada bir farkındalık var, aksi halde seslerin olduğunu bilemezdiniz. Her düşünce bir enerji alanıdır ve her düşünce formasyonu dikkatinizi çekmek, dikkatinizi içine emmek ister. Düşünceleri birer varlık gibi algılayabiliriz, fiziksel bir varlık değil ama enerjisel bir varlık olarak algılayabiliriz. Orada yaşar, bir ömrü vardır ve bazı düşünceler uzun süre ısrarla kalır ve bazı düşünce kalıpları oradadır ve farklı formlar alabilirler. Düşünceler onlarla bütünleşmenizi ister, tüm ilginizi üzerine çekmek ister, çünkü ne kadar dikkatinizi verirseniz o kadar büyür, büyümek ister, her şey gibi kaybolmak istemez. Bu anlar yaşandığı zaman bilmen gereken şey: ben kimim? Bu ses veya diğer ses miyim? Hayır bu seslerin farkındasın. Bu durumda o sesler artık seni rahatsız etmez, onları farkındasındır, senin sorumluluğun anın içinde olmaktır ve bu demektir ki seslerden ayrışmaktır. Seslerin biri olur der diğeri olmaz der, sesler olacakları bilmez. Seslerin olacakları bilmeyeceğini idrak ettiğin zaman bu seslere önem vermemeye başlarsın. Sesleri insan gibi düşünürsek ve çevrende sürekli olacak olmayacak diye konuştuklarını hayal edersen onları istemezsin, gidin buradan bunları duymaya ihtiyacım yok dersin. Hayatımda olması gereken tek şey şu andır. Bu an’a gereken önemi ve dikkati vermeliyim. Dikkatimi an’a verip kafamdaki farklı seslere vermezsem, öyle ya da böyle işlerin iyi gideceğine emin olabilirim.  Yeni bir ilişkiye başlıyorsan tabii ki her şey yolunda gidecek, ya birlikte kalır ve mutlu olursunuz ya da ayrılırsınız. Ayrılsanız dahi bir şeyler öğrenmiş olacaksın, bazı modellerin işlemediğini görmüş olacaksın. Her şey bir derstir, bu kapsamda da her şey işler.

İnsanlar bana sorar: bu hayatta ne yapmalıyım? Hala hayat amacımı bilmiyorum…Bazen de o kadar fazla olasılık vardır ki karar veremez, paralize olurlar. Şu yolu seçebilirim, ama bu yolda var, bunu seçersem şu şeyler olabilir.Yok ben öteki yolu seçeyim…Ancak an’da kalırsanız düşüncelerinizdeki hareketi fark edersiniz, anda kalınca belki daha farklı bir enerjiye sahip bir düşünce gelebilir ve budur dersiniz, diğerleri gibi bu mu olsun şu mu dedirtmez.

Siz o ses veya bu ses değilsiniz, siz daha derinsiniz. Siz farkındalık ve mevcudiyetsiniz. Farkındalık ve mevcudiyet sesleri fark eder ve önemsiz olduklarını algılar.

Ben kimim önemli bir soru, bunu kendine sor bu soru seni derine çeker.

Sana tavsiyem o veya bu sesi dinlemeyi seçmeden kendi iç enerji alanını fark edip hisset. Bu seni çılgın kendinle konuşma seslerinden özgürleştirecektir.

Zihninde karışıklık yaşamaya başladığında orada cevap bulamayacağını idrak et, bedeninin içsel enerjisine odaklan.

Dinleyici: sürekli “bilmeye” de ihtiyaç duyuyorum, bu da biraz rahatsız edici bir durum.

ET: Bilmek istemek anlaşılabilir bir şey, ancak farklı bir boyutu daha var, o da “bilmemek” içinde rahat olabilmek lazım. Orası “olmak” boyutudur.

Yapmak boyutunda bazen öngörebilmen gereklidir, özellikle hayatın pratik boyutlarında. O boyutlarda “ben kimim, kaderim nedir” gibi soruların cevabını bulamazsın. Bu sebeple “bilmemek” boyutuna geçmelisin, orası  “olmak” boyutudur. Hayatınla ilgili herşeyi çözmeye çalışma, bilmemeyi kucakla, dolayısı ile düşünmemeyi ki burada farkındalık içinde mevcudiyet vardır. Orada çok daha derin bir bilme hali vardır. Orası bilgelik alanıdır.

Hem insanı boyutta işlemelisin, yani öngörülerini de yapacağım boyut, hem de daha derin bir boyutta işlemelisin, o boyut zihinle işlemez, düşünceyi bırakır. Burası, düşünceye dayanan, düşünce ile kimlik bulan insanlar için korkutucu bir yerdir. Buraya geçilmesine izin vermek istemez, çünkü düşünmeden teslimiyetle yaşarsan hayatının dağılacağına inanır. Gece vakti bile uyanırız ve sorunlarımız aklımıza gelir, orada bilinçaltında yatan varsayım: sorunlarım hakkında endişelenmezsem hayatımın sorumluluğunu almamış olurum ve çevremdeki her şey dağılacak. Aslında tam tersi gerçektir. Hayatında gereksiz birçok kargaşa ve birçok mutsuzluk yaratırsın. İnsanlığın mutsuzluğunun %90’ı çevrelerinde olanlardan değil, o durumlar hakkında zihninizin söylediklerinden mutsuz olurlar. Mutsuzluk, zihninizdeki bir takım hikayelerden kaynaklanır.

Kafandaki seslerden kurtulmaya çalışma, bunu çalışmak bile başka bir ses daha anlamına gelir. Düşüncelerine kapılıp gitmemek için her zaman minimumda bir farkındalığın olmalıdır. Gecenin bir vakti gelen düşüncelerle endişelenerek neye varabilirim ki? Bunu istemiyorsun ve buna ihtiyacın yok. Hatta sana zarar bile veriyor. Buradan çıkıyorum diyeceksiniz, hemen dikkatinizi ellerinizdeki enerjinize verin, kollarınıza bedeninizin çeşitli yerlerine, oradaki yaşamı hissedin. Bunu deneyimlemek çok zevklidir. Her hücre farkındalıkla dolar, hücreler birlikte farkındalığa yol alırlar, böylece düşüncelerden uzaklaşırsınız.

Kısa bir süre sonra bir düşünce daha belirecek ve şansını deneyecektir, onu fark edin, yine dikkatinizi başka yere verin. Düşünce geçip gitsin.

Kişisel Gelişim-Self evolution içinde yayınlandı | ile etiketlendi | Yorum bırakın

Tasarım Dünyası VII

Woo-bi desk lamp by Jaekyoung Oh
Hard Water / installation piece by artist Zeger Reyers
Sculpture Shoes by Datt
Midnight Boots by Neon Cowboys
A Slice of Autumn- Poached Pear Ginger Cake BY La Table By Celine
Knotted pillows by Knot Studio
Cups by Pinksoy ceramics
Hannah Thornhill
Furry Night by Murat Yıldırım
Tea Party set by Ronit Baranga
Connect them / Alessandro Malossi
Fat House by Erwin Wurm
The Mom Bra / Cassie Arnold Art
Lane Walkup

Tasarım-Dekorasyon-Mimarlık-Design-Decoration-Architecture içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Sen, ben, biri

Şu anda Himalaya’larda bir manastırda Tibetli Budist rahipler ızdırabının son bulması ve mutluluğunun artması için sonu gelmeyen mantralar zikrediyor.

Henüz tanımadığın biri şimdiden seni çok sevmenin hayalini kuruyor.

Biri önümüzdeki iki yıl içinde okuyup hayata nasıl baktığını değiştirecek olan kitabı yazıyor.

Alp’lerde rahibeler gece ibadetlerinde durmaksızın Tanrı’nın tüm çocuklarının kalbini
aydınlatması için Kutsal Ruh’a dua ediyorlar.

Bir çiftçi organik tahıllarına bakıp “onları besle” diye fısıldıyor.
Biri seni öpmek, sana sarılmak, sana çay hazırlamak istiyor.
Biri sana para verebilmek, en sevdiğin yemeği öğrenmek ve seni sinemaya götürmek istiyor.

Senin çevrendeki birinin sana verecek çok kıymetli bir şeyi var- karşılıksız.
Bu yıl senin jenerasyonunun nasıl yaşadığını, iletişim kurduğunu, iyileştiğini ve bunu nasıl devrettiğini değiştirecek olan bir şey icat ediliyor. Sıradaki müthiş beste prova ediliyor.
Yoga sınıflarında binlerce kişi bilinçli bir şekilde kalp çakralarından ışık göndererek yerküre’yi sarmalıyor.

Milyonlarca çocuk her şeyin muhteşem olduğunu ve hep öyle kalacağını varsayıyor.
Biri çok acı çekmekte, ve birkaç ay sonra, daha önce hiç olmadığı kadar çok büyüyüp gelişmiş olacak. Sadece şu anda olduğu yerden, bunu göremiyor.

Birileri şu sıralarda kabuklarını kırarak neşe dolu, hakiki doğa’larına ulaştı, çünkü psişe’lerinde yıllardır süre gelen baskıyı taşımanın zorlu çalışmasını yaptılar. Bu ışıltılı sihir eter’de yüzmekte ve kapıları da sizlere açık.
Biri tam şu saniyede dünya barışını diledi, samimiyetle.
Birileri senin sivil özgürlüklerini korumak ve temiz içme suyuna kavuşman için zamanını adıyor.
Biri ruh sağlığına tekrar kavuşuyor.
Biri ölümden geri dönüyor.
Birileri görünürde affedilmez olanı samimiyetle affediyor.
Biri şifalanamaz olanı şifalandırıyor.
Sen. Ben. Biri. Bir. Şimdi.

“Right now there are Tibetan Buddhist monks in a temple in the Himalayas endlessly reciting mantras for the cessation of your suffering and for the flourishing of your happiness.

Someone you haven’t met yet is already dreaming of adoring you.

Someone is writing a book that you will read in the next two years that will change how you look at life.

Nuns in the Alps are in endless vigil, praying for the Holy Spirit to alight the hearts of all of God’s children.

A farmer is looking at his organic crops and whispering, “nourish them.”

Someone wants to kiss you, to hold you, to make tea for you.

Someone is willing to lend you money, wants to know what your favorite food is, and treat you to a movie.
Someone in your orbit has something immensely valuable to give you — for free.

Something is being invented this year that will change how your generation lives, communicates, heals and passes on.

The next great song is being rehearsed.

Thousands of people are in yoga classes right now intentionally sending light out from their heart chakras and wrapping it around the earth.

Millions of children are assuming that everything is amazing and will always be that way.

Someone is in profound pain, and a few months from now, they’ll be thriving like never before. From where they are, they just can’t see it .

Someone who is craving to be partnered, to be acknowledged, to arrive, will get precisely what they want — and even more. And because that gift will be so fantastical in it’s reach and sweetness, it will quite magically alter their memory of angsty longing and render it all “So worth the wait.”

Someone has recently cracked open their joyous, genuine nature because they did the hard work of hauling years of oppression off of their psyche — this luminous juju is floating in the ether, and is accessible to you.

Someone just this second wished for world peace, in earnest.

Some civil servant is making sure that you get your mail, and your garbage is picked up, that the trains are running on time, and that you are generally safe.

Someone is dedicating their days to protecting your civil liberties and clean drinking water.

Someone is regaining their sanity.
Someone is coming back from the dead.
Someone is genuinely forgiving the seemingly unforgivable.
Someone is curing the incurable.

You. Me. Some. One. Now.”

Danielle LaPorte

Kitaplar-Books içinde yayınlandı | ile etiketlendi | Yorum bırakın

Oscar and the wolf / James

JAMES

I don’t wanna see you
I don’t wanna talk about the things you used to
I don’t wanna see you
I don’t wanna talk about the things you used to
Do-do, do-do
Do-do, do-do
Do-do, do-do
OohHeartbreak lover
I fade into you
Don’t let me inside
Change your colours
I wanna see through you
And everything you hideSo meet me when you’re high
Yeah, you’ll meet me in the light
I don’t know when you’re ready
I’ll do it now when you’re readyI don’t wanna see you
I don’t wanna talk about the things you used to
Do-do, do-do
Do-do, do-do
Do-do, do-do
OohI don’t wanna see you
I don’t wanna talk about the things you used to
Do-do, do-do
Do-do, do-do
Do-do, do-do
OohDeep, dark heaven
You slowly fade
Tear me up inside
So draw my sorrow
Left, right, yeah, I want youSo meet me when you’re high
Yeah, you’ll meet me in the light
I don’t know when you’re ready
I’ll do it now when you’re readyI don’t wanna see you
I don’t wanna talk about the things you used to
Do-do, do-do
Do-do, do-do
Do-do, do-do
Ooh
Do-do, do-do
Do-do, do-do
Do-do, do-do
Ooh

Artist: Oscar and the Wolf

Album: James

Released: 2021

Müzik-Music içinde yayınlandı | , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Tasarım Dünyası VI

BRAIN HAT / ALANA NORITAKE
TOILETPAPER HOLDER BY PLANTPAPER
YUKIKO MORITA NAAAN CLOCK
FLAMINROSE GLASS PROSTHESIS BY NEVERITADESİGN
Blown Glass by Anne Donzé and Vincent Chagnon
LİGHT ME UP CANDLES BY DADA DAİLY
CD RUG BY SEAN BROWN
SUNGLASSES BY PERCY LAU STUDIO
DOLCE GABANNA 2018 BLUE SANDALS

DRESS BY KOKETIT

Tasarım-Dekorasyon-Mimarlık-Design-Decoration-Architecture içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Covid oldum, ne yapmalıyım?

Bir gün herkes 5 dakikalığına meşhur olacak demiş Andy Warhol, ben de bir gün herkes covid olacak diyorum.

Covid olursam bu süreci blogumda paylaşacağım ki dileyen faydalansın diye düşünmüştüm, düşündüğüne dikkat et demişler, düşünce gücü hafife alınmaz. Vakit geldi.

Şahsi iddiam, maske dışında bizi bu virüsten koruyabilecek birşey yok. Maske benim son 1 sene içinde merdiven çıkarken nefessiz kalmama ve yeterli oksijen almamı engellemesine ve bunu günlük hayatımda çok net hissettirmesine rağmen şimdilik başka bir alternatifi olmadığı için sürekli kullanılması gereken bir sağlık aksesuarı.

Araba hızlı bulaşmanın ana yerlerinden birisi, yanyanasınız, mesafeniz yok, eş-dost-akraba diyerek maske takmadan seyahat ederseniz, birisinde var ise garantili geçer. Aracınıza birlikte yaşadığınız aileniz dışında birisi binerse maskesiz seyahat etmeyiniz. Araba derken tabii minibüs,otobüs, tramvay gibi tüm toplu ulaşım vasıtaları bu kategoriye girmektedir.

Covid testini hastalıkla temas ettiğinizi bildiğiniz tarihten “minimum” 5-7 gün sonra olmalısınız. Ben temas bilgisi geldikten sonra 5 gün bekledim, test oldum, negatif çıktı. Ya temas tarihini yanlış hesaplamıştım ya da daha sonra bulaşmıştı. İlk belirtiler temasın üzerinden 7 gün içinde çıktı, birden beden ağrıları başladı, dizler, bacak eklemleri,kaslar,omuzlarda ağırlık kaldırmış gibi kas ağrısı…ağrının bedende dolaştığını gözlemliyorsunuz. Sonra üşüme ve hafif ateş. Direkt hastane aciline 2.testi olmaya gittim. Ertesi öğlen telefon geldi, pozitifsiniz,çıkmayın,ilaçları getiriyoruz diye. 1,5 saat sonra ilaçlar eve geldi.

“Favicovir” ilaç yanında kullanma talimatı ile geliyor. 5 günlük bir kür. ilk 2 gün 12 saatte 1 kez 8 adet yutuyorsunuz, sonraki 3 gün 12 saatte bir 3 adet.

Bunun yanında başka bir ilaç vermiyorlar. Sonrası top sizde.

Doktorunuzla iletişimde olun,covid geçirenlerle konuşun. Özellikle covid geçirenlerin tavsiyeleri bence öncelikle dinlenmeli.

COVID olmadan önce ne gibi hazırlıklar yapmalısınız? Evde bulunması gereken ilaçlar:

  1. Coaspirin, (kan incelmesi için kullanılıyor)
  2. Vitamin C,
  3. vitamin D,
  4. parol (ateş düşürücü)

En önemli tavsiyem: Covid bulaşmadan önce elinizin altında danışabileceğiniz ve süreci yönetebileceğiniz doktorunuz olsun. Neden mi? Çünkü covide yakalanınca ani korku panikleriniz olacak ve bu arada her şeyi göze alarak sağı solu arayacak, saçma sapan kazıklara maruz kalabileceksiniz. Dersinizi önden çalışın. Pişman olmayın.

Acil durumlar için size yemek ve ilaç getirebilecek komşu ve arkadaşlarınızı bilin. Yalnız yaşıyorsanız ve çevrenizde böyle kişiler yoksa yaşadığınız alandaki marketlerden yardım isteyebilirsiniz.

Sağlık sigortanız olsun, hangi hastanelere acil bir durum olursa ulaşabileceğinizin bilgileri olsun.

Özel sağlık sigortanız yoksa ve özel hastanelerde tedavi olma düşünceniz varsa vay halinize…Prof. doktora muayene olmanın kapısı 910 TL’den açılıyor (online veya yüzyüze fark etmiyor bu arada) akciğer tomografisi 300 TL ile 1.200 TL arası değişiyor…Hele bir de yatarsanız hayat birikimlerinizi bırakıp çıkarsınız muhtemelen…

Covid özel bir virüs, henüz ne olduğu, yan etkileri, vücut hasarları tam olarak belirlenebilmiş değil, dünya genelinde veriler bolca toplanıyor. Bu sebeple hafif bir gripmiş gibi rahat davranırsanız ayvayı yersiniz. Hafif filan değil, gayet ciddi bir hastalık. Çevrenizde konuyu hafife alan birçok gerzocan ile karşılaşacaksınız, usulca uzaklaşın. Anca başınıza gelince konunu vehametini anlayacaksınız.

Covid iken dikkat etmeniz gerekenler:

  1. Bol bol su içilecek

2. Ilaçlar asla aksatmadan alınacak

3. 10 günlük karantina süreniz sona erdi diye kendinizi sokaklara atmayın, tekrar bir covid testi olun, çünkü benimki gibi yine pozitif çıkabilirsiniz. Bu da çevrenize ve ailenize yaymaya devam ediyorsunuz anlamına gelecektir. Amannnn dikkat!

10 günlük covid süreci, her kişiye göre değişken bir süreç olup ortak yönler taşıyabilir, tamamen farklı bir seyir de gösterebilir, doktorla yürütün.

1.gün

hafif ateş, titreme, eklem hissi, omuz ağrısı, bedensel ağrılar, yorgunluk hissi

sabah ve akşam 8 adet favicovir

2.gün

hafif yorgunluk, akşama doğru artan yorgunluk, erken yatma ihtiyacı

sabah ve akşam 3 adet favicovir

3.gün

hafif yorgunluk, akşama doğru artan yorgunluk, erken yatma ihtiyacı

sabah ve akşam 3 adet favicovir

4.gün

hafif yorgunluk, akşama doğru artan yorgunluk, hafif üşüme

tüm gün 3 paket sıgara içmiş gibi ciğerlerimi hissettim

akşam ateşi 37,5 , gece terlemesi

sabah ve akşam 3 adet favicovir

5.gün

hafif yorgunluk, akşama doğru artan yorgunluk, erken yatma ihtiyacı

sabah ve akşam 3 adet favicovir

ilaçlar bitti.

6.gün

Normal enerjide bir gün. 1 saat yemek yaptım, aniden çok yoruldum. Akşam saat 20:00 gibi başlayan 37,8 ateş. Gece terlemesi.

7.gün

Normal enerjide bir gün. Akşam saat 20:30 gibi başlayan 37,7 ateş.

8.gün

Feciii yorgun uyanış. Ama nasıl bir yorgunluk…sanki bir önceki gece 10 saat ben uyumadım gibi. Hiç böyle bir halsizlik hatırlamıyorum. Sonra kesik kesik başlayan bir öksürük, nefes alınca gıcık yapıyor, öksürme hissi geliyor. Boğazın orada sanki ufacık hava kabarcıkları dans ediyor, öksürüp çıkarasın geliyor.

akşam yine 20:30 cıvarı çıkan 37,5 ateş.

9.gün

Orta halli bir enerji ile güne başlayış.

8.gün boyu aralıklı süren kesik ve gıcık etkisi veren öksürük çok rahatsız ettiği ve korkuttuğu için doktor araştırıp buldum, dokotorum da ağır bir covid geçirmiş ve içinden bizzat yürümüş birisi idi. Dolayısı ile uzaktan bilgi verecek değil kendi de bilerek konuşacak birisi olması bana daha güven verdi. (çok geç oldu bu hareketim, o yüzden ana önerim doktoru baştan bulup tüm süreci geçirmeden görüşmek olmalı) Online mülakat yaptık, akciğer tomografisi ve kan testleri istedi. Bu durumda belirtiler devam ediyor, dinlenme sürecini mutlaka uzat dedi.

akşam ateş çıkmadı.

10.gün

covid testi yaptırdım, yine pozitif çıktı. Bu sefer bakanlıktan cep telefonuma covidsiniz, evde kalın, ilaç getiriyoruz mesajı gelmedi. HES kodum “risksizsiniz” olarak kaldı. Konuyu doktorumla görüştüm, 14 günü tamamlayınca testler pozitif çıksa bile bulaştırıcılık yok kabul ediliyor dedi. İçim rahatladı.

akciğer tomografisi çekildi, hafif tutulma gözlemlendi

kan testi yapıldı, hafif enfeksiyon devamı gözlemlendi

doktorumla görüştüm, 3 farklı ilaç verdi, kan inceltici, kortizon ihtiva eden bir ilaç ve belirtileri hafifletecek bir ilaç daha. 5 gün daha dinlenilecek kızım dedi.

akşam ateş çıkmadı

11.gün

ilaçların etkisi görüldü, daha normal hissettim.

12.gün

hafif yorgunluk, normal gün.

13.gün

hafif yorgunluk, normal gün.

14.gün

tüm belirtiler geçmiş gibi, ilaçlara devam, yarın 5 günlük kür bitiyor.

Sağlık-Health içinde yayınlandı | , , , ile etiketlendi | 2 Yorum

Ben Böhmer live above Cappadocia

Müthiş bir set ile “Ben Böhmer live above Cappadocia in Turkey for Cercle

Harika manzaralar, nefis bir müzik…

Ben Böhmer ……….. DJ…Takibe alınsın.

TC Kültür ve turizm bakanlığı

goTurkey

TGA işbirliği ile….

Video credits:

Artists: Ben Böhmer

Venue: Cappadocia, Turkey

Produced by Cercle Executive producers: Philippe Tuchmann & Derek Barbolla

Film directed by: Pol Souchier & Derek Barbolla

Directors of photography: Mathieu Glissant & Mickaël Fidjili

Drone pilot: Pedrag Vojinovic

FPV drone pilot: Filip Petronijevic

Mix & Mastering : Ben Böhmer

Technical Manager: Aurélien Moisan

Post-production: Mathieu Glissant (Saison Unique Production)

— Special thanks to: Tom Pounsford from Involved Management – Anjunadeep.

Murat Yavuz from Turquoiz Balloon.

Also thanks to Jonathan Kubben Quinonez (MomImfine).

And also thanks to Sinem Özyalçın, Tuğçe Özgen, Seçil Kaplan, Hande Tekin Puttanna, Mrs Aybala and Aslı Çay from the tourism board of Turkey.

ast but not least, thanks to Embassy of Sound, Anjunadeep, Hungry Music and Dancecode. ______ This artistic performance has been recorded live. ______

Follow us on http://www.cercle.live​SHOW LESS

Müzik-Music içinde yayınlandı | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Sanat Dünyası II

Thomas Lerooy, Not enough brain to survive, 2009, Bronze, 138 x 120 x 120 cm © Bertrand Huet – Tutti Images, Courtesy Galerie Nathalie Obadia, Paris/Bruxelles

John Stezaker, Pair IV, 2007, Collage

Daniel Arsham, Moving Basketball, 2019

Selva Aparicio , Childhood memories, (ahşaba oyulmuş halı deseni, örtmek ve teşhir etmek, travma ve şahit olamk üzerine bir teşhir biçimi)

Lorenzo Quinn, Support, Venice Bienale 2017, (insanlığın dünyayı mahvetme ve kurtarabilme kapasitesine gönderme yapan eseri)

Rack and Pinion Creative / sosyal medya kısıtlamalarına karşı farkındalık yaratmayı amaçlayan reklam kampanyası

Julia Agnes Barnett / Grannie

Nicolas V.Sanchez / My big boy , 2017 / ballpoint pen on paper

Matthias Verniger / Fat and Furious, 2020

Isaac Cordal / Follow the leaders, 2011

Sanat-Tiyatro / Art-Theatre içinde yayınlandı | , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Günlük Hatırlatmalar

Ben, başıma gelen şey değil, olmayı seçtiğim şeyim.

Carl Gustav Jung / İsviçreli psikolog ve psikanalist

İnsan, eğitilmesi zorunlu olan tek yaratıktır.

Immanuel Kant / Alman Filozof

Boş bir kafa, şeytanın çalışma odasıdır.

Platon / Yunan Filozof /  (M.Ö 428-348)

Herkes kızabilir, bu kolaydır. Ancak doğru insana, doğru ölçüde, doğru zamanda, doğru nedenle ve doğru şekilde kızmak, işte bu kolay değildir.

Aristo / Yunan filozof / (M.Ö 384–322)

Eğitimin pahalı olduğunu düşünüyorsanız cehaletin bedelini hesaplayın.

Sokrates / Yunan Filozof / (M.Ö 469-399)

Akıllı olmak, bir beyne sahip olmakla bitmiyor, önemli olan onu kullanabilmek.

Rene Decartes / Fransız filozof, matematikçi ve bilim insanı / 1596-1650)

Bir kişiye haksızlık eden, birçok kişi için tehdit oluşturur.

Francis Bacon / İngiliz filozof ve devlet adamı / (1561-1626)

…kalp kulağıyla dinle, akıl gözüyle görmeye çalış. Belki bunlarda seni doğru yola götürecek bir kılavuzluk bulursun.

İbn-i Sina / İranlı filozof, fizikçi, astrolog / (980-1037)

Erdemli insаnlаrın dokuz düşüncesi vаrdır:

1. Bаktıklаrındа berrаk görmeyi düşünürler,
2. Dinlediklerinde iyi duymаyı düşünürler,
3. Görünüşleri bаkımındаn cаnа yаkın olmаyı düşünürler,
4. Dаvrаnışlаrındа sаygılı olmаyı düşünürler,
5. Konuşmаlаrındа doğru sözlü olmаyı düşünürler,
6. İşlerinde ciddi olmаyı düşünürler,
7. Kuşkuyа düştüklerinde sorulаrı nаsıl sorаcаklаrını düşünürler,
8. Öfkelendiklerinde sorunlаrı düşünürler,
9. Kаzаncı gördüklerinde аdаleti düşünürler…

Confucius / Çinli filozof ve politikacı / (M.Ö 551-479)

Yaşadıklarımdan öğrendim ki, günlük yaşantımızda biteviye olan olaylar aslında boş ve anlamsız şeyler. Anladım ki zihnimi ele geçirmelerine izin vermediğim sürece, korkularıma neden olan durumların hiçbiri kendi başına ne iyi ne de kötü. Bu yüzden ben de en sonunda kararımı verdim ve… salt zihne hitap edebilecek nitelikte bir şey varsa, yani, keşfettiğimde ve kendisine vakıf olduğumda gerçekten de bana sürekli, üstün ve sonsuz mutluluğu yaşatabilecek nitelikte hakiki iyi diyebileceğim bir şey varsa, işte bu şeyi araştırmaya koyuldum. (Ethika eserinden)

Baruch Spinoza / Hollandalı filozof / (1632-1677)

Tarihten öğrendiğimiz şey, insanın tarihten hiçbir ders alamıyor olduğudur.

 Georg Wilhelm Friedrich Hegel / Alman Filozof / (1770-1831)

Felsefenin dediği doğru. Hayat geriye doğru anlaşılır. Ama burada bu cümleyi unutuyoruz: İleri doğru yaşanmalı!

Søren Kierkegaard / Danimarkalı filozof, din bilimci ve yazar / 1813-1855

Esin Kaynağı- Inspirations içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

We will dance together again…

Nisso Türkiye’deki en favori DJ’yimdir.

Muhteşem setler ile çok fena gönderir…

Yasaklı bir hafta sonu mod yükseltmek isteyenlere Soundcloud’da!

we will dance together again

Müzik-Music içinde yayınlandı | , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Sanat Dünyası

Bu garip zamanları daha faydalı ve hafif geçirmek için insanların yarattığı sanat eserlerini incelemek ve ilham almak çok iyi geliyor. Çevredeki herhangi bir olumsuzluğu unutturan keyifli bir faaliyet. Beyni yaratıcılığa odaklamak en güzeli.

Minik bir sanat seçkisi:

Graziano Locatelli

James Jean Art

Shan Hur art

Diva sculpture by Juliana Notari

Bags by Luiz Philippe

Chair by Mike Womack

Brooke diDonato

Pascale Archambault

Berndnaut Smilde

Gabriel Dawe / Spectrums of light

Sanat-Tiyatro / Art-Theatre, Uncategorized içinde yayınlandı | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Tasarım Dünyası V

Backbone Branding

The giver desktop vase / by haveitmodern.com

Enkel hanger by plidesign

Puzzle Cutlery by Rudolph Schelling Webermann

Tea Party chairs by Lrnce

Big One by Brokis

The Verre Particulier coffee table, designed by Studiopepe for Baxter

Ozz lamps by Paolo Cappello and Simone Sabatti for Miniforms

Tidal Table by John Pomp

 Virgil Abloh  for Evian

Tasarım-Dekorasyon-Mimarlık-Design-Decoration-Architecture içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın