Sevginin Sırrı

Aile dizimi sisteminin yaratıcısı psikoterapist Bert Hellinger’in çiftler terapisinde sevgi hakkında açıklamalar yaptığı 2 videonun çevirisini paylaşmak isterim:

video 1

video 2

Sevginin sırrı, herşeyi olduğu gibi kabul etmektir. Çiftlerde sorun, birinin bir diğerini değiştirmek istemesi ile başlar. Önce bu konuda ufak bir çalışma yapalım, gözlerimizi kapatıyorsunuz, partnerinize kendi olduğu hali ile bakıyorsunuz, belki partnerinizi bugüne kadar görememiştiniz, çünkü onunla ilgili bir imajınız vardı, onu belli bir şekilde yargıladığınız bir imaj…Şimdi partnerinize olduğu hali ile bakıyor ve “evet, seni olduğun gibi seviyorum, aynen olduğun gibi seviyorum” diyorsunuz. Bunu partneriniz size de dediği zaman sevgi doğar ve birden çift rahatlar. Birbirleri ile güvende hissederler, çünkü oldukları halleri ile birbirlerinden saygı görürler. Bu sevgidir.

Şimdi diğer adım geliyor. Partnerinize “anneni de aynen olduğu gibi seviyorum” diyeceksiniz. “Babanı da aynen olduğu gibi seviyorum” diyeceksiniz. Senin sen olma sebebin annenin ve babanın oldukları gibi olmaları. Onların senin kalbinde yerleri var. Şimdi partneriniz daha da rahatlayabilir, çünkü aileleri hakkında hiçbir şey saklamalarına gerek yoktur ve kabul görmüştür.

Şimdi burada zorlu bir durum mevcuttur. Çünkü partnerlerimiz farklı bir aileden gelmektedir ve farklı değerlere sahiptir. Erkek kadından farklı bir bilince sahiptir, çünkü her ikisi de farklı bir aileden gelmektedir. Ait olma hakkı için ne yapmamız gerektiğini içgüdüsel olarak derhal biliriz. Ailemizin düşünce ve değerlerinden bir sapma olursa kötü bir bilince sahip oluruz. Şimdi başka bir aileden gelen birisi ile tanıştığımızda birden kendi değerlerimiz ve farkındalığımız içinde başka değerler için yer açmamız gerekmektedir ve kabul etmemiz gereken şey partnerimizin ailesinin bizim ailemiz ile eşit değere sahip olduğudur. Kendi bilincimizi partnerimiz ve ailesi için genişletmemiz gerekmektedir. Şayet değişemez, kendi bilincimize yapışıp kalırsak ve kendi bilincimizin partnerimizin bilincinden daha değerli olduğunu düşünürsek o zaman çiftte sorunlar başlar.

Görevlerinin bilincinde olanlar çocuklardır. Onlar çocuk kalırlar. Yetişkinler günah işlemeyi bilirler. Sadece günahkarlar yetişkindir Masum kişiler çocuk kalır. Günah, kötü bir şey yapmak anlamına gelmeyebilir,  daha ulu ve evrensel bir şey için ailelerinin bilincinden saparlar. Yetişkin olabildik miyi görmenin testi, eğer çocukları varsa ve çiftin çocuklarının nasıl eğitim alması gerektiğine dair karar vermesi gerektiği zamandır. Kadın kendi aile değerlerine göre, erkekte kendi aile değerlerine göre karar verir ve genelde kadın daha baskın çıkar, bu yargılamadan yaptığım bir gözlemdir. Annenin değerlerine göre eğitim gören çocuklarda sonuç nedir? Bu çocuklar daha sonra babalarını takip ederler. Çünkü çocuklar her 2 ebeveynine de sadıktır. Ebeveynlerden biri diğerine baskın gelirse, çocuklar gizlice baskın olmayanı takip eder. Bu sebeple babalarımızın toplumda çok etkisi bulunmaktadır. Çünkü çoğunlukla reddedilirler, değerleri reddedilir.

Eğitim konusuna geri gelmek isterim. Erkek ve kadın, birbirlerinin ailelerinin eşit değerde olduğunda anlaşmışlardı. Çocuklar hem annelerinin hem babalarının değerlerini takip edebilirler. Çocukları mutlu edecek bir cümle bulunmaktadır: “Sana baktığım zaman babanı görüyorum, babanı olduğu gibi seviyorum ve baban gibi olursan mutlu olurum.”

Hiç kolay değil değil mi? Aynı şekilde tersini de söyleyebiliriz: “Sana baktığım zaman anneni görüyorum, anneni olduğu gibi seviyorum ve annen gibi olursan mutlu olurum.” Bu sevgidir. Buna ilave olarak bu özgürlüktür. O an çocuk özgürdür ve kendi yolunu takip edebilir.

Partnerimizi olduğu gibi kabul etmekten konuşuyorduk. Bir ilişki, bir erkeğin bir kadını ve bir kadının bir erkeği özlemesi ile başlar. Kendilerinin bütünleşmiş hissederler, bütün olabilmek için birbirlerine ihtiyaçları vardır. Ama bazıları ideal partneri aramaktadır. İdeal partner nedir? Tamamen benim gibi olandır. İdeal partnerde büyüme olamaz. Herşey aynıdır. Bir süre sonra ayrılırlar.

Eğer partner farklı ise, partnerden aldığımız ve bizde eksik olan ile büyürüz. Bu büyümektir. Daha önce sahip olmadığımızı almak, alarak büyüyoruz.

Almanya’da çok saygı gören spiritüel kitaplar bulunmaktadır. Eşim bir gözlem yaptı ve tüm bunların erkekler tarafından yazıldığını ve bunların eşlerinin olmadığına dikkat çekerek onların spiritüellik hakkında ne bilebileceklerini sorguladı. Kendi büyümelerini ıspatlamak zorunda değillerdi. Dalai Lama’nın veya Papa’nın bir eşinin olduğunu hayal edin, harika olmaz mıydı? Şimdi söylediklerinden daha fazla şey söyleme imkanları olmaz mıydı? Farklı bir tecrübeleri olurdu.

Çift olmanın başlıca şartı birbirlerini, ailelerini ve kaderlerini oldukları gibi kabul etmeleridir. Bu da pek kolay değildir, çünkü çift bir araya geldiğinde ortak bir amaçta birleşirler. Bu amaç çocuktur. Bir kere çocukları oldu mu hayata hizmet etmekte ortak bir amaçları vardır. Bu amaçları ile bir çeşit doyum içerisindedirler. İlerleyen süreçlerde çiftin ilişkisinde bir şeyler olabilir. Erkek başka bir yöne çekildiğini hissedebilir. Kadın başka bir yöne. Büyümek adına ve kendi doyumlarını bulmak adına belli yollara gidebilirler ve belki yolları ayrılabilir. Başka yollara gitmek konusunda anlaşabilirlerse sevgi ile ayrılabilirler. Burada birbirlerine denebilecek bir cümle bulunmaktadır: “seni seviyorum ve seninle benim yeni kaderimi seviyorum. Senin yeni kaderini ve doyumunu kabul ediyorum ve kendi yeni kaderimi ve doyumumu kabul ediyorum.” Böylece derin bir sevgi ile bağlı kalırlar.

Bazen bir eş diğerine “bana sadık kalmak zorundasın, kendi yoluna gidemezsin, ben önce geliyorum” diyebilir. Bunun gerçek anlamı şudur: Bir eş diğerinden kişisel kaderinden vazgeçmesini istemektedir. O zaman orijinal sevgiden geriye ne kalmıştır? Hiç birşey.

Eşlerden birisi kendi kaderini yaşamak üzere bir yola gitmek isterse ve diğer eş yolunda durursa şunu demelidir: “benim kaderim önce gelir.” sonra diğer eşi değişime zorlar ve değişim olmazsa kaderinin diğer eş için değiştirmek zorunda değildir. Bu ortak verilen bir karar olmalıdır.

Eşlerden kadının ailesinden birini takip etmeye zorlandığı durumlarda, mesela çocukken anne veya babasına “senin yerine ölürüm” dediyse, ilerleyen yıllarda kadın o yöne doğru gitmeye devam eder ve erkek eş bunu engelleyemez. Bu duruma “evet” demek zorundadır. Ailenin kaderi bir şekilde çiftin kaderine etki etmektedir.

Kişisel Gelişim-Self evolution içinde yayınlandı | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

İnsanların ardından bıraktıkları boşlukla baş edebilmek

Yeni dönem ruhani öğretmen ve yazarlardan Eckhart Tolle boşluklar ile başa çıkabilmek üzere güzel bir konuşma yapıyor.

Herhangi bir kaybın ardında bıraktığı boşluğun derin bir önemi mevcuttur. Örneğin arabanızı park ettiğiniz yere geldiğinizde arabanızı bulamamanız, park yerinde boş bir alan ile karşılaşmanız… Bu boş alanı kaçmadan veya küfretmeden sükunetle karşılamanız önemlidir.

Boşluk bir ilişkide de yaşanabilir. Eşiniz veya sevgiliniz sizi terk edebilir, bir gün eve geldiğinizde “ben gidiyorum” notu ile karşılaşabilirsiniz.

Şu andaki durumun aldığı form, az önce var olan formun yokluğunun yaratmış olduğu formdur. Yok olan form derinlerimizde yatan formsuz farkındalığa doğru büyük bir açıklık yaratır. Bununla yüzleşmek…Bu ölümle yüzleşmek…Çünkü herhangi bir şeyin kaybı  küçük bir ölümdür. Gerçek ölüm, burada her gün odanızda olan ve sandalyede oturan o kişi, bir gün ölür. O boş sandalyeye bakarsınız, o kişinin orada oturması o kadar olağanlaşmıştır ki, yokluğu anlaşılamaz olur. Sabun köpüğü gibi yok olmuştur. Hayatınızda ne zaman bir form yok olsa, gerçek bir ölüm veya bir şeyin kaybı, arkada kalan o boşlukla yüzleşebilirseniz, formsuz boyuta geçiştir.

Formsuz olan bir hayat, formsuz olan bilinç, hayatımızda ne zaman bir boşluk olsa aradan doğar. Formlardan oluşan zengin doku çok büyüktür. Evreni mega bir doku olarak düşünebilirsiniz. Sürekli olarak orada ve burada bir şeyler kaybolur ve dokuda boşluklar oluşur. Hiçbir form bu dokuda ilelebet yaşamaz. Yok olur ve yerine başka bir şey gelir. Boşlukları fark ederseniz arasından bir şey doğar, orada inanılmaz bir huzur ve yaşam/canlılık vardır. Bu herhangi bir ölüm içinde gözlemlenebilir.

Herhangi bir ölümden kaçmak, inkar etmek size yardımcı olmaz. Boşlukları tepkileriniz ile örtersiniz ki boşluk ile yüzleşmek zorunda kalmayasınız. Hayatınıza bir boşluk girdiğinde bu kendinizi bulabilmeniz için muhteşem bir potansiyel açıklıktır. Karşı gelmeyerek kendinizi bulun.

Ölüm geldiği zaman onu karşılayabilmek için

Uncategorized içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Bağımlılık

Aile dizimi sisteminin yaratıcısı psikoterapist Bert Hellinger’in madde bağımlılığı üzerine yaptığı bir konuşmanın çevirisini paylaşmak isterim:

BH: Bağımlılık hakkında birşey söylemek isterim. Uyuşturucu bağımlılığı, alkol bağımlılığı ve belki biraz daha spesifik olarak vodka hakkında. Vodka eksik olan bir şeyin yerini tutar. Uyuşturucu bağımlılığı eksik olan bir şeyin yerini tutar.

Eksik olan nedir? Babadır. Baba eksiktir. Baba nasıl kaybolur? Küçümsendiği zaman kaybolur. Kendini geri çeker. Peki onu kim geri getirebilir? Onu geri getirme gücüne kim sahiptir? Bir kadının sevgisi. Ancak herhangi bir sevgi değil, saygın bir sevgi. Bazı kadınlar çocuklarının babasının ilgisiz olduğuna dair şikayet ederler, genellikle ilgilenmek için isteklidirler, saygı gördükleri sürece. Çözümün anahtarı kadınlarda yatar. Saygı göstermeye hazırlıklı olmalıdırlar.

Takip ettiğim alkolikler annenin babayı hor gördüğü ailelerden gelmektedirler. Ve babanın annesinin kendi kocasını küçümsediği ailelerdir. Erkekleri kabul etmeyen kadınlar. Toplulumuzda çokça alkolik görülmektedir.

Mesela Rusya’da, erkeklerin çoğu kadınlar tarafından küçümsenmektedir. Bazı ilkel toplumlarda, Kanada ve Amerika’da yaşayan kızılderili ve eskimolarda alkolizm çokça görülmektedir. Bunun sebebi erkeklerin kendilerini erkek olarak ispatlayamadıklarından ileri gelmektedir. Bu toplumlar eskiden erkeklerin avcı oldukları toplumlar idi ve bugün yeni durumlarına geçememişlerdir.

Modern toplumlarda erkeklerin kendini ispatlayabildiği tek alan iştir. Avcı iken çalışan olmaya geçmişlerdir. Ancak bazı kadınlar erkeklerin işini taktir etmez. Bazı durumlarda anneler oğullarını babalarından uzak tutmak isterler. Bu durumlarda alkolizm ve uyuşturucu baş gösterir. Ancak bazı kadınlar da bu bağımlılara yardım etmek isterler, bu sırada bağımlılara yardım ederken kendi babalarını küçümserler ve tabii ki başarısız olurlar.

Kişisel Gelişim-Self evolution içinde yayınlandı | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Hizmet Etmek

Aile dizimi sisteminin yaratıcısı psikoterapist Bert Hellinger’in “hizmet etmek” üzerine yaptığı bir konuşmanın çevirisini paylaşmak isterim:

BH. Hizmet etmek ne demektir? Hizmet etmek vermektir. Yaşama sevgi ile vermektir. Birisine hizmet ettiğimiz zaman, hayata hizmet ederiz, onun hayatına hizmet ederiz ve hayatın tümüne hizmet ederiz.

Buna en güzel örneği ebeveynlerimizde görürüz. Onlar hayata, çocuklarına vererek hizmet ederler. Bu hizmet şeklinde kendimizden çıkar başka bir şeye doğru yol alırız ve başka bir şey ile bağlanırız.

Bahçıvanlık mesela, bir şey ektiğinizde, yağmur yağdığında, besin verdiğinizde ve ilaçladığınızda hayata hizmet edersiniz. Ekinler bize verilir, bizim doğaya hizmet etmemiz doğayı sevindirir.

Bazılarının odasında bitkiler vardır ve bazılarında bu bitkiler muhteşem çiçek verirler. Çünkü bitkiler size hizmet etmek isterler, sevgilerini güzelliklerini göstererek ifade ederler. Bizde hizmetimizden aldığımız karşılığa seviniriz. Yani hizmet etmek sevindirir.

Erkek ve kadın karşılıklı birbirlerine hizmet ederler, böylece sevgileri büyük, geniş  ve güzel olur. Hizmet etmek bizi mutlu eder, hizmet etmek bizi genişletir, hizmet etmek bizi büyütür. Hizmet etmekten güç kazanırız. Hizmet etmek sevinç getirir. Hizmet ederek büyürüz, hayattan daha fazla kazanırız.

Peki Tanrı’ya da hizmet etmekte miyiz? Tanrıya hizmet etmek hayal edilebilir mi? Bize ihtiyacı var mı? Ona bir şey verebilir miyiz? Tanrı’ya hayata hizmet ederek hizmet ederiz.

Kişisel Gelişim-Self evolution içinde yayınlandı | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Korkularımız üzerine bir meditasyon

Bert_Hellinger

Aile dizimini dünyaya duyuran ve tanıtan Bert Hellinger‘in korkularımız üzerine yaptığı bir meditasyon çalışması videosunu paylaşmak isterim:

BH: Gözlüklerimizi çıkaralım. Gözlükler, bizim ve diğerleri arasında bir engel teşkil eder. Aslında kimsenin gözlüğe ihtiyacı yoktur. Uzun süre gözlük kullandım, şimdi ise artık ihtiyacım kalmadı. Bu durumun ruhumuzla ilgisi var: kendimi açacak mıyım yoksa kapatacak mıyım. Evet şimdi gözlerimizi kapatalım, herkes kendi korkularına bakacak. Korkularımızdan kaçmadan onları değerlendireceğiz. Onları gözlemleyeceğiz ve içsel olarak kendimizi tüm korkularımıza açacağız. Hepsine orada olma izni vereceğiz. Kıpırdamadan beklerken korkularımıza istedikleri gibi hareket etmeye izin vereceğiz. Sadece korkularımızdan bir şey istemeden orada bulunacağız. Her korku başka bir yerden gelmiş bir kişiliktir. Her korku eksik olan bir kişiliktir ve oraya gitmek ister. Korkuların hiçbiri bize gelmek istemez. Nereye çekilirlerse çekilsinler Korkularımıza meydanı boş bırakacağız. Arkalarından bakmadan çekilmelerine izin vereceğiz. Onların kendi hayatları var. Çekilmelerine dayanabilirsek bizim için onları korumak daha basit hale gelir. Onlara yollarını tamamlamaya izin verebiliriz. Onlar kendi yollarında giderken, biz kendi yolumuzda bir adım ilerleriz. Adım adım ilerlediğimiz bu yolda ailemizden önemli insanların yanından geçeriz, onlara bakar ve ilerlemeye devam ederiz. Her kim yanından geçtiysek de kendi yolumuzda ilerlemeye devam ederiz. Taa ki bir sınıra gelinceye kadar ve bu sınırı geçelim mi yoksa bu sınırda kalalım mı bilmeyerek. Sınırda kalırsak eski korkularımızda bir hareket olur. Geri gelirler.

Tüm gücümüzü ve kızgınlığımızı toplayıp bu sınırı geçeriz. O zaman nerdeyiz? “ben”liğimiz bizimle geldi mi yoksa geride mi kaldı? Birden ruhumuzun başka bir boyutuna mı ulaştık???…

Peki, şimdi sizi nereye götürdüm? Yeni aile dizimine. Farklı bir farkındalığa.

Kişisel Gelişim-Self evolution içinde yayınlandı | , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Nesin Matematik Köyü

Nerden başlasam, nasıl anlatsam…Uzuuuuuuuun süredir bir yerden bu kadar etkilenmemiştim. Yer de demeyeyim yer ile birlikte aktarılan vizyondan demek daha doğru olacak…Basında okudum, videolarını izledim de gidip te görmemiştim. Haydi bakalım puslu bir babalar günü sabahı nereye gitsek derken Şirince’ye rota çevirdik, hzır Şirince’ye gelmişken Nesin Matematik köyünü görmeden olmazzzz diyerek köye çıktık…Burası nasıl anlatılır bilemiyorum, ancak “iyi ki böyle düşünen, düşündüğünü de hayata geçiren insanlar var! Onlar sayesinde çok kişi eğitim kazanıyor, çok kişi ilerliyor” dedim. Babamın dediği gibi: “Böyle insanlar oldukça Türkiye’den ümidimi kesmem”

Muhteşem bir doğa parçasının içersinde konumlanmış matematik köyünde matematik yanında felsefe ve sanat eğitimleri de veriliyor.

Köyde gezerken burada nasıl bir eğitim alıyorsunuz soruma şöyle güzel bir cevap aldım: “Okullarda bize empoze edilen matematik bilgisinin burada nereden geldiğini, nasıl oluştuğunu ve herşeyin gerçek sebeplerini öğreniyoruz” Ezbere dayanan bir eğitim sistemi burada sorgulamaya ve ıspata dayanıyor.

matematik-koyu (1)Köyün kuruluşundan itibaren bağış yapanların bir kısmı…matematik-koyu (2)matematik-koyu (3)matematik-koyu (4)matematik-koyu (5)matematik-koyu (6)matematik-koyu (8)matematik-koyu (9)matematik-koyu (10)matematik-koyu (11)matematik-koyu (12)matematik-koyu (13)matematik-koyu (14)matematik-koyu (15)matematik-koyu (16)matematik-koyu (17)matematik-koyu (18)matematik-koyu (19)matematik-koyu (20)matematik-koyu (21)matematik-koyu (22)matematik-koyu (23)matematik-koyu (24)matematik-koyu (25)matematik-koyu (26)matematik-koyu (27)matematik-koyu (28)matematik-koyu (29)matematik-koyu (30)matematik-koyu (31)matematik-koyu (32)matematik-koyu (36)matematik-koyu (37)matematik-koyu (38)matematik-koyu (39)matematik-koyu (40)matematik-koyu (41)matematik-koyu (42)matematik-koyu (43)matematik-koyu (45)matematik-koyu (46)matematik-koyu (47)matematik-koyu (48)matematik-koyu (49)matematik-koyu (50)matematik-koyu (51)matematik-koyu (52)matematik-koyu (53)matematik-koyu (54)matematik-koyu (55)matematik-koyu (56)matematik-koyu (57)matematik-koyu (58)matematik-koyu (60)matematik-koyu (61)matematik-koyu (62)matematik-koyu (63)matematik-koyu (64)matematik-koyu (65)matematik-koyu (66)matematik-koyu (68)matematik-koyu (69)matematik-koyu (70)matematik-koyu (72)matematik-koyu (73)matematik-koyu (74)matematik-koyu (75)matematik-koyu (76)matematik-koyu (77)Ali Nesin ile yapılan bir söyleşinin 2016 yılında kitap haline getirilmesi ile “Matematik köyünün delisi” de ortaya çıktı. Gerek web sitesindeki geniş bilgilendirmeler, gerekse bu kitaptaki söyleşi ile köy hakkında güzel bilgilere ulaşmak mümkün hale geliyor.

Matematik öğrenilmez, matematik anlaşılır / Ali Nesin

Kuruluşlar - Foundations içinde yayınlandı | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Şirince Köyü / Selçuk

İzmir’e araba ile 1 saat kadar mesafede bulunan Şirince köyü doğa sevenler, huzur arayanlar ve şehirden uzaklaşıp köy hayatını deneyimlemek isteyenler için adı üstünde şirin mi şirin bir köy. 1 tam gün içinde köyün her yerini gezmek, öğle yemeği yemek, 2 posta da kahve keyfi yapmak mümkün. Ama tabii 1 gece de konaklayıp sabahın erken saatlerini deneyimlemek ayrı bir keyif.

2012 senesinde Maya takvimine göre dünyanın sonunun geleceği, kıyametin kopacağı Aralık ayında Şirince köyü dünyaya ismini duyurdu. Sosyal medya çalkalandı, espriler havalarda uçuştu. Her konuya anında esprili cevaplar veren Zaytung kıyamet günü programını dahi yayınladı:

İşte “Kıyamet Turu”

9.00: Sabah 9’da kalkarak Şirince’nin meşhur Kıyamet Horozu’nu dinlemeye gidiyoruz. Asırlardır kıyamete karşı birebir geldiği bilinen horoz sesini duyduktan sonra, arzu eden konuklarımızla beraber 7000 USD karşılığında horoza dokunuyoruz. (Sadece horoz dinleme 2500 USD)

10:00: Köy içi “doomsday” turumuzda, muhtarlık binamızı, köy çeşmemizi ve şu an otel olarak kullanılmakta olan eski köy kahvemizi panoramik olarak görüyoruz. Köy çeşmesinden içilecek su ve kahve binasına giriş ücretlidir. (Kişi başı 3000 USD)

10:30 Kıyamet Kahvaltısı: Bir bardak çay, bir dilim beyaz peynir ve 3 adet zeytin’le yapılacak hafif bir kahvaltı. Kıyamet sonrasındaki kıt kaynaklar için hazırlık niteliğinde. Kişi başı fiks menü 800 USD…

12.00: Kıyamet tavlası. Köy meydanında bildiğin tavla oynuyoruz. Oyun başı 600 USD. 5 elin 3’ünü alan kazanır. Parayı kaybeden öder.

13.00: Köyümüzde ilk evi yaparak buraya yerleşimi başlatan Hamdi Şirinoğlu’nun evini ziyaret ederek, adeta kıyameti önceden sezmiş bu ermiş kişiye mumla adaklarımızı yapıyoruz. Kıyametin uğurlu rakamı olan 666 mumun hepsinin birden yakılması, yine bugüne özel olarak 666 USD…

14.00: Köyün çevresinde keyifli bir doğa yürüyüşü.(Yaklaşık 12 dakika, 1200 USD). Ardından köyün el yapımı ürünlerin satıldığı sosyete pazarında geçirilecek serbest zaman.

15.00: Tarla workshop’u. Bir elden girişerek öğlene dek mevcut mahsülü alıyor, ayıklıyor, paketleyerek akşam üstü gelecek toprak mahsülleri ofisi arabasına hazır ediyoruz. Toprakla yakınlaşarak üzerimizdeki negatif elektrikten arınacağımız bu tarla turu mecburi ve 5000 USD tutarında…

17.00: Kıyamet yürüyüşü. Tarladan köy merkezine kadar yarım saat geri yürüyerek günün yorgunluğunu ve stresini atıyoruz. Tracking programı olarak düşündüğümüz bu yürüyüşün sonunda köy çeşmesinden enfes gazap suyu içmeye hak kazanıyoruz. Bardağı 300 USD.

18.00: Kıyamet namazı. Cami tarifesi: Sahne önü 7000 USD, arka açık alan (ayakta) 5000 USD, hanımlar tribünü 4000 USD. Namaz sonrası imamla hatıra fotoğrafı 350 USD. Tüm katılımcılara bir adet tesbih hediye…

19.00-24.00: Serbest zaman. (Saat başı 100 USD)

sirince-koyu (1)sirince-koyu (3)sirince-koyu (4)El emeği göz nuru bebeklersirince-koyu (6)sirince-koyu (7)sirince-koyu (8)sirince-koyu (9)sirince-koyu (10)sirince-koyu (12)sirince-koyu (13)sirince-koyu (14)sirince-koyu (15)sirince-koyu (18)sirince-koyu (20)sirince-koyu (21)sirince-koyu (22)sirince-koyu (24) St.John Kilisesisirince-koyu (25)Kilisenin önünde bulunan Meryem Ana heykeli bir havuzun ortasında yer alıyor. Heykelin arkasında bulunan çukura para atabilmenin uğur getirdiğine ve dileklerin gerçekleştiğine inanılıyor, ancak çok kolay görünse de çukura para denk gelmesi oldukça zor. sirince-koyu (17) sirince-koyu (16)sirince-koyu (26)sirince-koyu (27)sirince-koyu (28)sirince-koyu (29)sirince-koyu (30)sirince-koyu (32)Şirince, şarapları ile meşhur. Birbirinden lezzetli meyveli şarapları mevcut. Almadan tadım yapıyorsunuz. Çok fazla çeşidi ardarda tatmamanızı tavsiye ederiz, çünkü tadı kaçıyor, esas tadını almamaya başlıyorsunuz. Karadut şarabı meşhur. 17 sene önce elde edilen karadutlardan üretiliyor. Açmadan 5 sene, açtıktan sonra 2 hafta içinde tüketilmesi öneriliyor. Diyabetik olan şarap severler için “yaban mersini şarabı” öneriliyor, ancak günde maksimum 2 bardak içmek kaydı ile. sirince-koyu (33)sirince-koyu (34)Aziz Dimitrios Kilisesi sirince-koyu (35)sirince-koyu (37)sirince-koyu (39)sirince-koyu (41)sirince-koyu (42)sirince-koyu (43)Kumda Kahvesirince-koyu (36)sirince-koyu (44)Fincanda hazırlanmış soğuk kahveler kumlu masanıza geliyor, kahveler sıcak kum içersine yerleştiriliyor ve yavaş yavaş kaynatılıyor.

sirince-koyu (46)sirince-koyu (47)Kumda kaynamaya başlayan kahvesirince-koyu (48)Şirince köylüsünden pazarlama taktikleri taktire değer.sirince-koyu (49)sirince-koyu (50)sirince-koyu (51)sirince-koyu (52)2 dev papağan ile selfie çekimi de var, koca gagaları omzunuzda taşıyınca gözümü oyar mı, kulağımı koparır mı diye düşünmeden edemiyorsunuz. sirince-koyu (53)sirince-koyu (54)sirince-koyu (55)Hayvansever esnaftan yüz bulan köpek.sirince-koyu (56)Şirince köylüsünden dekoratif ataklar. sirince-koyu (57)sirince-koyu (58)sirince-koyu (59)sirince-koyu (60)sirince-koyu (61)sirince-koyu (62)Restore edilmiş İlya Konak pansiyon. sirince-koyu (63)sirince-koyu (64)sirince-koyu (65)sirince-koyu (66)sirince-koyu (67)sirince-koyu (68)sirince-koyu (69)sirince-koyu (70)sirince-koyu (71)sirince-koyu (72)sirince-koyu (74)sirince-koyu (75)

Uncategorized içinde yayınlandı | Yorum bırakın