Unutkanlık

Çağımızın en öne çıkan şikayetleri arasında yer alan unutkanlık acaba nereden kaynaklanır?

Bu konuyu birkaç arkadaşımla defalarca masaya yatırdık ve herkes kendisini analiz ederek nelerden kaynaklandığını düşündüğünü paylaştı. Ortak kararlara vardık ve bu konudan muzdarip insanlarla paylaşmaya karar verdik:

Konuşulanları unutmak:

  1. Baş nedeni karşımızdaki insanı dikkatle dinlememektir. Peki neden dinlemeyiz?

Anlatılan konu ilgimizi çekmiyordur.

Karşımızdaki kişi konuyu gereksiz yere fazla uzatarak anlatıyordur.

Karşımızdaki kişi monolog yapıyor sizi konuya dahil etmiyor,sürekli kendi bildiklerini göstermeye veya empoze etmeye çalışıyordur. Bu durumda size de “hehe” demek ve kafanızda başka dünyalara seyahat etme seçeneği kalıyordur.

Daha önemli olduğunu düşündüğümüz başka bir konu kafamızı meşgul etmekte ve karşımızdaki konuşurken onu düşünmekteyizdir.

Hafızanıza çok güveniyor ve not almıyorsunuzdur.  Yarısını unutursunuz.

Konsantrasyon sıkıntınız vardır ancak bu da durduk yere olmaz, üstteki gerekçeler etkin rol oynar.

Genel Unutkanlık

Antidepresan veya daha farklı ağır ilaç kullanıyorsunuzdur. Bazı ilaçların unutkanlık özelliği mevcuttur. Kullandığınız ilaç varsa kullanma talimatını mutlaka okuyunuz.

Anı yaşayamıyor, içinde bulunduğunuz ortamı deneyimleyemiyor, sürekli düşüncelerinizde yaşıyorsunuzdur. Bu durumda çevrenizde olan biteni fark etmeniz veya konsantre olmanız mümkün olamaz.

Canınızı sıkan, çözemediğiniz veya çözülemeyeceğini düşündüğünüz büyük bir konu vardır, bu konu sürekli aklınızda olduğundan çevrenizde olan bitene konsantre olamıyorsunuzdur. Bu konu öyle bir zihinsel baskı yapıyordur ki sürekli arka fonda dönen bir film gibi kendisini sürekli tekrar ediyordur. Zamanla obsesif bir hale dönüşebilen bu durum için uzmanlara danışmakta fayda var.

Çevrenizde olan bitene önem vermiyorsunuzdur.

Çeşitli sebeplerden kaynaklı yoğun bir uykusuzluk dönemi yaşıyorsunuzdur.

Bilmediğiniz bir hastalığa sahipsinizdir. Alzheimer, demans vs (daha ileri yaşlarda)

Bir hastalığın tedavi sürecindesinizdir ve bu tedavi şekilleri unutkanlığa sebep oluyordur.

Depresyon

Aşırı kaygılı olmak

Alkol ve uyuşturucu madde kullanımı

Aynı anda birden fazla işle uğraşmak

Bilgisayar karşısında gereğinden fazla vakit geçirmek, aynı anda bir çok farklı programla ilgilenmek

Kötü beslenme,hatalı diyet uygulaması

Yoğun baskı altında stresli bir iş hayatı

Yoğun cep telefonu kullanımı

Gereksiz bilgi bombardımanı

Unutkanlığa karşı neler yapabiliriz?

B12 Vitamini kullanmak

Çıbanotu-atkuyruğu eşit karışımı çayını 14 gün boyunca günde 2 bardak içmek

Canımızı çok sıkan bir konumuz varsa onu güvendiğimiz yakın birisi ile konuşarak veya uzman kişilere danışarak gidermeye çalışmak

Doğada vakit geçirmek

Sevdiğimiz işlerle uğraşmak (hobilerimiz)

Düzenli spor yapmak, toksinleri atmak

Olumsuz duygu ve düşüncelere karşı düzenli meditasyon yapmak

Bol su içmek

Haftada en az 1 kitap okumak

İlgimizi çekiyorsa bulmaca çözmek

Hayatı hafife almak

Bol bol gülmek

Kafanızdaki her türlü saçmalığa karşı f**k that meditasyonu hem sizi eğlendirir hem de  gerçeğe en yakın meditasyondur.

 

 

 

 

 

 

 

 

Sağlık-Health içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Isırgan Otu mucizesi

Bitkilerin kraliçesi, sofralarda asla vazgeçilmemesi gereken, tüm hastalıklara çare ısırgan otunu tekrar inceleyelim:

Isırgan otu çayı:

isirgan-otu-cayi Taze ısırgan otu çayı

brennessel Aktarlarda satılan kurutulmuş ısırgan otu

Taze yapraklardan yapılan çay veya aktarlardan alınmış kurutulmuş ısırgan otundan yapılan çayı düzenli içtiğiniz taktirde:

Isırgan otu en iyi kan yapıcı ve kan temizleyici bitkidir. Bu özelliği ile sarılık, kansızlık ve ağır kan hastalıklarında yardımcıdır.

Kan şekerinin düşürmeye yardım eder.

İdrar yolları hastalıklarını, enfeksiyonlarını ve idrar tutuklukluğu düzeltir

Kabızlığı yok eder.

Karaciğer ve safra kesesi hastalığı, dalak hastalığı-tümörü, nefes yolları, mide iltihapları, akciğer hastalıkları mide ve bağırsak tümörlerinde kullanılır.

İçerdiği demir oranı ile demir eksikliğinden kaynaklı yorgunluk, halsizlik belirtilerine birebir gelir. Gençleşir, güzelleşirsiniz.

Şiddetli baş ağrılarında ve migren ağrılarında mucizeler yaratır.

Su atıcı özelliği sebebi ile ödem atılmasında yardımcı olur.

Gut ve romatizmal hastalıklara şifa verir.

Gribe yakalanma riskiniz ciddi düşer.

Habis urlara yakalanma ihtimali ortadan kalkar.

Bronşite çok fayda sağlar.

Ergenlik çağındaki cerahatlı sivilceler ve genel sivilceler için günde 1 litre ısırgan otu çayı içilmelidir.

Günde 2 litre kadar içilen ısırgan otu çayı 3 hafta gibi bir süreçte tüm bedeni kaplı egzemaları tamamen geçirebilir.

İlkbaharda 4’er haftalık ısırgan otu çayı kürü yapılması tavsiye edilir. Sabah kalkınca aç karına, kahvaltı öncesi ve gün boyu ilaveten 1-2 fincan “yudum yudum” içilmelidir. 4 hafta sonrası kendinizi çok daha zinde ve enerjik hissedersiniz.

Tırnak altı mantarı, geçmeyen nasırlar bu kür ile kendiliğinden yok olur.

Kullanım şekli: Isırgan otu kaynatılmamalı, sadece haşlanmış suda tüketilmelidir. Kaynatıldığı taktirde içindeki faydalı maddeler kaybolur.

Ciddi ağır vakalarda güne yayılmış şekilde günde 2 litre tüketilmesi tavsiye edilir.

Kelleşme: Taze ısırgan otu çayı ve ısırgan otu kökü ile saçınızı düzenli yakıyınız.

Kepekli, cansız saçlar için çözüm: Isırgan otu kökünden elde edilen “ısırgan otu hülasası” ile saçlarınızı yıkarsanız kepeksiz, sık, canlı ve parlak saçlara sahip olursunuz.

Toplanması:  Kış stoğu için Mayıs ayında toplanıp kurutulan ısırganlar en iyisidir.

 

 

Sağlık-Health içinde yayınlandı | , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Uğur Gallenkuş ile paralel evrenler

This gallery contains 55 photos.

Galeri | ile etiketlendi | Yorum bırakın

Kuduz hafife alınamaz

10 Mayıs tarihinde BBC World web sitesinde yer alan kuduz haberi ertesi bu konuya değinmek gerektiğini düşünerek kuduz ile ilgili bilgileri paylaşmak isterim:

Kuduz Nedir?

Buradaki linkten gayet detaylı bilgi edinmek mümkündür.

Yaygın olduğu ülkeler: Asya ve Afrika ülkeleri

Kuduz insana nasıl geçer?

Hayvan ile yapılan temasta; açık yaranız varsa salyasından, ısırılırsanız yaradan, gözünüze,ağzınıza veya burnunuza temas etmişse salyasından geçer.

Hayvan kuduz ise ve sadece okşadıysanız, herhangi bir ısırığa maruz kalmayıp salyası ile temas etmediyseniz geçmez.

Hayvanın kanı, idrarı veya dışkısından kuduz geçmez.

İnsandaki kuduz hastalığı belirtileri:

Kuduz hastalığı 3 ile 8 hafta arasında belirti gösterebilir.

Anksiyete, başağrısı ve ateş. Hastalık ilerledikçe halüsinasyon ve nefes darlığı yaşanabilir. Acı veren spazmlar ve onu takip eden bol miktarda salya salgılanması, su içerken bol miktarda ağızda köpüklenme oluşması, halsizlik

Yutmayı sağlayan kasların spazmları sebebiyle hasta herhangi bir sıvı içmekte zorlanır

Şüpheli bir hayvan tarafından yalanıp, ısırılıp, hafif deriniz kaldırılırsa bol sabun ile yarayı yıkamalı ve derhal en yakın hastanaye gitmelisiniz.

Kuduz belirtileri görülmesinden itibaren hastalık neredeyse daima ölümcüldür. Ancak şu ana kadar aşı olmadan kuduz hastalığını atlatmış dünyadaki tek örnek Jeanna Giese‘dir, kendisi bu konuda farkındalık konuşmaları yapmaktadır.

Isırıktan hemen sonra yapılan aşı %100 etkilidir.

Her sene yaklaşık 15 milyon insanın kuduz aşısı olduğu belirlenmiştir.

Kuduz hastalığının olabileceği mesleklerle uğraşanlar (hayvanlarla ilgili meslekler) ve bilmedikleri ülkelere seyahat edenlerin önceden kuduz aşısı olması tavsiye olunur.

Kuduzdan hayatını kaybeden insanların %50’sinin yaş ortalaması 15 yaş altıdır.

Isırık beyinden ne kadar uzakta gerçekleştiyse o kadar yavaş yayılır. Hastalık merkezi sinir sistemi üzerinden yayılır.

Kuduz insandan insana organ nakli veya ısırıkla geçer.

Kuduz virüsü sabun, deterjan, beyazlatıcı, alkol ve ultraviole ışınlar ile hemen ölür. Ancak bu hayvanlara bir tedavi şekli olarak ASLA uygulanamaz, sadece insan üzerinde doktorların yönlendirmesi ile uygulanabilir.

Pastörize edilmemiş süt içersine kuduz mikrobu bulaşması mümkündür.


Hayvandaki kuduz hastalığı belirtileri: 

Kuduz hastalığı 2 hafta ile birkaç ay arasında belirti gösterebilir.

Hayvan karakter değişimine uğrar denebilir.

Daha agresif olur, zamanla ışık ve sese daha duyarlı hale gelir. Gittikçe saldırganlaşır.

Bol salya salgılanır (yutkunamamasından dolayı)

Hastalığın son aşamalarında hayvanın baş ve boğaz sinirleri felce uğrar. Yutkunma özelliği yok olur (hayvanların su içememesi sudan korkmasından değil, burada açıklandığı gibi yutkunma kaslarının kasılmasındandır) , en son olarak ta soluk alamaz hale gelir ve ölür.

Yaban hayatında rakun, yarasa, kokarca ve tilkiler en fazla kuduz hastalığı taşıyan hayvanlar olarak belirlenmiştir.

Şüpheli hayvanlar derhal belediyelere haber verilmeli, bulundukları yerden alınmalı, karantinaya alınarak gözlemlenmeli ve kuduz teşhisi konan tüm hayvanlar hastalığın şu an çaresi bulunmadığı için bertaraf edilmelidir.

Kuduz virüsü ölü bir hayvanın bedeninde 24 saatten fazla yaşamaz. Ancak çok soğuk iklimli bölgelerde bu süre uzayabilir.


ASILATIN

Hayvanlarımı ve kendimi nasıl koruyabilirim?

Ev hayvanlarınızın düzenli veteriner kontrolünden geçirmeli ve kuduz aşılarını yaptırmalısınız. Sokağa çıkmayan, başka bir hayvanla iletişimde olmayan ev ortamlarında düzenli kuduz aşısı yaptırmak gerekmemektedir.


haydarpasa-numune-kuduz

Haydarpaşa Numune Hastanesi, Enfeksiyon polikliniği, kuduz aşısı merkezi girişi

Kuduz aşısı için hangi hastanelere başvurmalısınız?

KUDUZ AŞISI YAPAN HASTANELER

ISTANBUL:

AVRUPA YAKASI

  • Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi
  • Şişli Etfal EAH
  • Sarıyer İstinye Devlet Hastanesi
  • Silivri Prof.Dr. Necmi Ayanoğlu Silivri Devlet Hastanesi
  • Çatalca İlyas Çokay Devlet Hastanesi
  • Büyükçekmece Devlet Hastanesi
  • Lütfiye Nuri Burat Devlet Hastanesi (Sultangazi)

ANADOLU YAKASI

  • Haydarpaşa Numune EAH  216-
  • Kartal Dr. Lütfi Kırdar EAH
  • Beykoz Devlet Hastanesi
  • Şile Devlet Hastanesi
  • Tacirler Eğitim Vakfı Sultanbeyli Devlet Hastanesi
  • Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi

İZMİR

  1. İzmir Kuduz Tedavi Merkezi

Yıldız Mahallesi, 441. Sk. No:18, 35260 Konak/İzmir
Tel: +90 232 441 38 70

2.  Konak 1.nolu sağlıklı hayat merkezi

Akıncı Mahallesi, 02.04.2018’den İtibaren:Fevzi Paşa Bulvarı, No:172, 35240 Konak/İzmir (0232) 441 38 70


ABHAYRAB

Türkiye’de hastanelerde kullanılan kuduz ilacı markası ABHAYRAB, Human Biologicals Institute, Ooty, India tarafından üretilmiştir.


Kuduz aşısı süreci nedir?

Belirtilen hastaneye başvurursunuz. Derhal ilk iğneniz yapılır.  Size söylenen tarihlerde TEMAS ŞEKİLLERİNE VE ŞÜPHE DURUMUNA GÖRE BELİRTİLEN ADETTE  iğne olmanız gerekir. Kuduz aşısı ücretsizdir, devlet tarafından karşılanır.

Aşı göbekten değil, koldan yapılır. Aşı olduktan sonra az miktarda şişkinlik ve kızarma gözlemlenebilir.

kuduz-profilaksi

 

 

Sağlık-Health içinde yayınlandı | , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Korku

jiddu

Hintli filozof, konuşmacı ve yazar Jiddu Krishnamurti‘nin korku üzerine yaptığı konuşmasından bir kesiti paylaşmak isterim:

Korkunun birçok formu vardır, gerek fiziksel gerek psikolojik, psikosomatik korkular… Belki karanlıktan fiziksel olarak korkarsınız veya eşinizden korkarsınız, ya da toplumun hakkınızda söyledikleri, düşündükleri veya yaptıkları…veya yalnızlık hissinden korkabilirsiniz ya da hayatın içeriklerinden, anlamsız bir varoluşun bırakacağı sıkıntıdan…veya gelecekten korkarsınız, yarından, belirsizlikten, güvensizlikten, bombadan veya ölümden korkarsınız, hayatınızın sona ermesinden…Yani çok çeşitli korkular mevcuttur. Aklı başında, rasyonel bir nevrotik farklı bir his verir. Ancak öyle görünüyor ki çoğumuz bugünün geçmişinden ve geçmişte yapmadığımız şeyleri barındıran yarından nevrotikçe korkuyoruz. Ya da tekrarlamak istemediğimiz geçmişte deneyimlediğimiz acı ve ızdırabın cehenneminden yarın korkarız. Zamandan korkunca, yaşlanmaktan, bunamaktan, başkasına muhtaç olmaktan korkarız. Zamandan korkmak geçmişten ve gelecekten korkmak.

Yalnızlıktan, ölümden, uyumsuz olmaktan, başarısızlıktan, toplumsal görüşten, doyumlu olmamaktan, bu aptal dünyada birileri olamamaktan duyulan korkular…Çok korku var…Sadece bilinçli korkular değil, taa derinlerde keşfedilmemiş, araştırılmamış korkular…

O zaman sorumuz: Bilinçli korkularla birlikte gizli kalmış korkularımızla nasıl başedebileceğimiz.

Yalnızlığın korkusu ve o yalnızlıktan kaçış. Korku, olandan uzaklaşma hareketidir. Kaçış, korkuyu beraberinde getirir. Korkunun yarattığı sorunlar istekle çözülemez.

Korkmayacağım! Aktif isteğinizin hiçbir anlamı yoktur. Dün başınız ağrımıştır, ancak yarın için umut vardır. Dünden korkunuz vardır ve yarından korkunuz vardır. Bu korku nasıl meydana gelir?

Dün acınız vardı, bunun anısı vardır ve bunu yarın tekrarlamasını istemezsiniz. Korku bunun neresinde? Dünün acısını “düşünmek” yarının acısını yansıtır. Yani düşünceler korkuyu doğururlar. Düşünceler korkuyu doğurur, besler ve zevk eker. Korkuyu anlayabilmek için zevki de anlamanız gereklidir. İkisi birbiriyle ilgilidir. Birini anlamadan diğerini anlayamazsınız. Sadece keyif almalıyım, korkmamalıyız diyemezsiniz. Korku zevkin diğer yüzüdür.

Diyelim dün zevk dolu bir süreç yaşadınız, bunu hafızanızın bir kısmından düşünebiliyorsunuz, bu zevke belki yarın sahip olmayabilirsiniz. Yani düşünce korkuyu doğurur. O zaman sorumuz: Eğer düşüncemiz tüm bunları yapıyorsa, bilinçsiz korkularımızı araştırmaktan kaçınan düşüncelerimiz, analiz edeni analiz edilenden ayırmaya yarayan düşünce sistemi, korkudan kaçmak üzere geliştirilen ancak korkuyu arttıran düşüncelerimiz…

Düşünceler aynı zamanda zevki de besler, ancak bunun coşku ile hiçbir ilgisi yoktur. Coşku, düşünce ürünü değildir, zevk değildir. Zevki üretebilirsin, sürekli zevki düşünebilirsin. Ancak bunu coşku ile gerçekleştiremezsin.

Düşüncelerimiz zevkten, acıdan ve korkudan sorumludur. Düşüncelerimizin merkezi “ben” dir. Ben, benim fikirlerim, benim ülkem, benim Allah’ım, benim deneyimlerim, benim evim, benim mobilyalarım, karım, çocuklarım, ben ben ben….Bu merkezden eyleme geçer ve düşünürüz. Bu merkez bölücüdür. Bu bölünmeden dolayı çatışma doğar. Benim fikirlerime karşı senin fikirlerin, benim ülkeme karşı senin ülken vs vs…bölünme. Merkez (ben) daima böler. Bu merkezden düşünür ve bu merkezden korkuyu gözlemlerseniz hala korkunun tam içinde olursunuz, çünkü bu merkez kendisini korkudan ayırmıştır, korkudan kurtulmalıyım, korkuyu analiz etmeliyim, korkuyu aşmalıyım, korkuya dayanmalıyım vs vs. Yani korkuya güç verirsiniz.

Korkuya merkez (ben) olmadan, isimlendirmeden bakabilir misiniz? Korkuya “korku” dediğiniz anda isim vermiş olursunuz ve geçmişe karışır. Birşeyi isimlendirdiğiniz anda bölmez misiniz? Siyahiler, beyazlar, komunistler vs …Tüm bu bölünmeler direniş, anlaşmazlık ve korku yaratır.

Burada konumuz korkuyu merkezimiz olmadan gözlemleyebilmek ve korku doğmaya başladığında onu isimlendirmemek. Bunun için büyük bir disiplin gerekir. Disiplin birisinden öğrenmek anlamına gelir. Konuşan kişiden değil, kendinizden öğrenirsiniz. Tüm bunları çok yakından, özenle ve dikkatle gözlemlerseniz o zaman zihniniz bölmeden görür. Açık ve saklı korkularınız sona erer.

Jiddu Krishnamurti’nin kitaplarını web sitesinden edinebilirsiniz.

krishnamurti-kitaplari

Kişisel Gelişim-Self evolution içinde yayınlandı | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Bilgelik sözleri

EckhartTolle-300x300

“We have forgotten what rocks, plants, and animals still know. We have forgotten how to be — to be still, to be ourselves, to be where life is: Here and Now.”

Eckhart Tolle

Kayaların, bitkilerin ve hayvanların bildiklerini unuttuk. Olmayı unuttuk. Sakin olmayı, kendimiz olmayı, yaşamın olduğu yerde olmayı: Şimdi ve burada.

You find peace not by rearranging the circumstances of your life, but by realizing who you are at the deepest level.”

Eckhart Tolle

Huzuru, hayatını baştan düzenlemekle değil ama en derin bağlamda kim olduğumuzu fark etmekle buluruz.

All true artists, whether they know it or not, create from a place of no-mind, from inner stillness.”

Eckhart Tolle

Tüm gerçek sanatçılar, farkında olsunlar veya olmasınlar, zihnin olmadığı bir yerden, içsel sükunetten yaratırlar.

Forgive yourself for not being at peace. The moment you completely accept your non-peace, your non-peace becomes transmuted into peace. Anything you accept fully will get you there, will take you into peace. This is the miracle of surrender.

Eckhart Tolle
Huzursuz olduğun için kendini affet. Huzursuz olduğunu tamamen kabul ettiğinde huzursuzluğun huzura dönüşür. Neyi tamamen kabul edersen seni oraya ulaştırır, huzura ulaşırsın. Teslim olmanın mucizesi işte budur.
LAO-TZU

“If you want to shrink something, you must first allow it to expand.

If you want to get rid of something, you must first allow it to flourish.

If you want to take something, you must first allow it to be given.”

Lao Tzu

Birşeyi daraltmak istiyorsan, önce genişlemesine izin vermelisin.

Birşeyden kurtulmak istiyorsan, önce yeşermesine izin vermelisin.

Birşeyi almak istiyorsan, önce verilmesine izin vermelisin.

OSHO

“If you love a flower, don’t pick it up. Because if you pick it up it dies and it ceases to be what you love. So if you love a flower, let it be. Love is not about possession. Love is about appreciation.””

— Osho

Bir çiçeği seviyorsan, onu kopartma. Çünkü koparsan ölür ve sevdiğin şey olmaktan çıkar. Bir çiçeği seviyorsan olmasına izin ver. Sevgi, sahip olmak değildir. Sevgi taktir etmektir.

jiddu

The ability to observe without evaluating is the highest form of intelligence.”

Krishnamurti

Herhangi bir değerlendirme yapmadan izlemek, yeteneğin en yüksek halidir.

ramana-maharshi

Let what comes come.

Let what goes go.

Find out what remains.”

Ramana Maharshi

Gelenin gelmesine izin ver. Gidenin gitmesine. Kalanın ne olduğuna bak.

thichnhathanhlrg

“For things to reveal themselves to us, we need to be ready to abandon our views about them.”

Thich Nhat Hanh

Şeylerin bize kendilerini gösterebilmeleri için, onlar hakkındaki görüşlerimizden vazgeçmemiz gerekir.

Kişisel Gelişim-Self evolution içinde yayınlandı | , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Acı çekmekten kaçınmak

Şimdi’nin Gücü kitabının yazarı spiritüel liderlerden Eckhart Tolle ile acı çekmek üzerine güzel bir soru-cevap atölyesi:

Dinleyici: Son birkaç senedir bazen çok yoğun, bazen de daha hafif bir ölçekte depresyonla mücadele ediyorum, son zamanlarda sizin videolarınızı izleyince daha hafif geçmekte. Yine de kendimi küçülmüş hissediyorum, mesela daha önce beni heyecanlandıran şeyler artık heyecanlandırmıyor, arkadaşlarımla takılmaktan keyif alırken artık pek te aynı etkiyi yaratmıyor. Neşem çok çabuk yok oluyor. Ancak yok olmayan ve hissettiğim şeyler negatiflikler, mesela üzüntü, acı…Öyle bir noktaya geldi ki bu duyguları yaşamak üzere ihtiyaç hissetmeye başladım çünkü herhangi bir duyguyu yaşayabildiğime dair birer belirti idiler. Bana insanlığımı hatırlatıyorlardı. Sorum şu: geriye kalan tek şeyiniz acı çekmek iken acıyı hayatımızdan nasıl çıkarırız?

Eckhart Tolle: Şimdiki an ile aran nasıl? Şimdiki anda ilk olarak ne hissetiğini fark ediyorsun, sonra hem içini hem dışını farkında oluyorsun. Böylece dikkatin tamamen ne hissettiğine kaymamış oluyor. Dış dünyanın da sonsuzluğu var. Var olmak hem içte hem dışta var olmak demek. Bu arada kendini dinlerken hislerinle birlikte herhangi bir düşüncen var mı ona dikkat et, yani hislerini yaratan düşüncelerin var mı onu gözlemle. Mesela kendini depresif hissediyorsan düşüncelerinde acaba “hayat yaşamaya değmez veya insanlar berbat, hayat berbat, hepimiz berbatız, burada olmak istemiyorum gibi. Yani hislerine ve düşünce aktivitelerine bakmalısın. Düşüncelerin hissettiğin olumsuz duyguları ve acını besliyor mu? Zihninin tüm bu süreçteki rolü nedir? Bu çok önwemli bir noktadır.

Acı bedenin senin uyanışın için motive edici bir güç. Benim de çok ağır bir acı bedenim vardı, bu sebeple uyanmam gerekiyordu. Ona tahammül edemiyordum.

Eğer hislerini besleyen düşüncelere sahipsen bunları fark edecek farkındalığa sahipsin demektir, o zaman düşüncelerini serbest bırakırsın. Bir sonraki adımın çevrendekilere duyularını açmaktır. Hala o olumsuz hisleri taşıyor olabilirsin ancak çevrene bakarsın ve “şurada gökyüzü var, orada çiçek var, elim burada” Çevrene bak, acın bedeninde derinin başladığı alanda sona erer. Acıyı kendi içinde deneyimlerken 1 adım yanında acı yoktur. Çok garip değil mi? Acı çeken varlık benim, çevremde hiçbir acı yok. İçindekini çevrene yansıtabilirsin, ooo ağacın bir anlamı yok, gökyüzü anlamsız, neyin anlamı var ki? Bunda hiçbir güzellik görmüyorum, şu çiçek te nasılsa ölecek, herşey zaten yakında ölecek, yaşamın amacı nedir? oradaki köpek te zaten sağlıklı gözükmüyor. Hislerinizin içinden dünyayı görürsünüz. Dikkatinizi çevrenize, doğaya verirseniz, hislerinizi inkar etmezsiniz ancak onlara dışsal bir ölçek katarsınız. Doğanın son derece iyileştirici bir etkisi vardır. Acınız derhal yok olmayabilir, ama acınızı artık tetiklemezsiniz.

Yani hislerinizle paralel oluşan düşünce aktiviteleriniz neler? Düşündüğünüz tipik düşünceler neler? Belki bu düşüncelerinizi yazmanız da yardımcı olacaktır. Özellikle tekrarlayan düşüncelerinizi. Tekrar tekrar gelen düşünceler sizin kimliğinizin bir parçası haline gelmeye başlarlar. Mutsuz bir kişinin yükünü beraberinizde taşımaya başlarsınız. Bu da sizi uyanmak üzere motive edecektir. Depresyonunuzdaki azalma iyiye işarettir ve mevcudiyetinizin yüzeye çıkmaya başladığını gösterir. Sizin göreviniz burada bilinçsiz düşünce şekli ile bu acı bedenini yenilememektir. Acı beden aynı zamanda ilişkilerdeki dramalardan da beslenir. Bunlar aile üyeleri, sevgiliniz, iş arkadaşlarınız veya yakın olduğunuz kişilerdir. Acı beden kendisini en iyi şekilde sevgili üzerinden yeniler. Acı beden sizin bilinçsiz olmanızı ister ancak bunu ona vermeyin. Mevcudiyetiniz çok güçlüdür, acı bedeninizle mücadele etmez, bilinciniz ile acı bedeniniz yok olur. Acı beden, mevcudiyet için bir yakıttır.

Eckhart-Tolle-quote

Kişisel Gelişim-Self evolution içinde yayınlandı | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın