Matter Of Material

matterofmaterial (18)

 

matterofmaterial (1)

matterofmaterial (5)

matterofmaterial (7)

matterofmaterial (8)

matterofmaterial (9)

 

matterofmaterial (14)

matterofmaterial (3)

matterofmaterial (12)

matterofmaterial (15)

Amsterdam’ın ziyaret edilmesi gereken tasarım mağazalarından birisi MATTER OF MATERIAL.

home

 

Amsterdam içinde yayınlandı | Yorum bırakın

İstanbul Sanat Fuarı- Artist 2013

Bu yıl 23. senesi olan İstanbul Uluslararası sanat fuarı 2-10 Kasım tarihleri arasında Tüyap’ta gerçekleşti.

Neriman.PolatNeriman Polat

Roberta.Coni (2)

Roberta Coni, 2013, oil and acrilic on canvas, 160*200 / Neo Art Gallery

Roberta.Coni (1)Roberta Coni, 2013, oil and acrilic on canvas, 160*200 / Neo Art Gallery

Roberta.ConiRoberta Coni, 2013, oil and acrilic on canvas / Neo Art Gallery

Mehmet.Emin.OzerMehmet Emin Özer

Hakan.EsmerHakan Esmer, Galeri Soyut

Teoman.SudorTeoman Südor / Galeri Diani

Deenesh.Ghyczy

Deenesh Ghyczy / Portakal Çiçeği uluslararası plastik sanatlar kolonisi

Zek.KiralZeki Kıral / Galeri İdil

Hikmet.CetinkayaHikmet Çetinkaya, 2013 / Galeri İdil

Mustafa.SekbanMustafa Sekban / Galeri İdil

Mustafa.Sekban.1Mustafa Sekban / Galeri İdil

 

Ismail.Acar

İsmail Acar / Galeri İdil

Gunseli.Kapucu

Günseli Kapucu / Valör resim galerisi 

 

Gunseli.Kapucu.1 Günseli Kapucu

Vahap.DemirbasVahap Demirbaş /  Valör resim galerisi 

Vahap.Demirbas.1

Vahap Demirbaş /  Valör resim galerisi 

Hale.NurolHale Nurol, 2013

Hale.Nurol.1Hale Nurol, 2013

Seyhan.DemirSeyhan Demir / Bahariye Sanat

İsmail.Menekseİsmail Menekşe / Müniart sanat ve seramik atölyesi 

 

Sibel.Kavak Sibel Kavak -Kırmızılı sırt

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kültür- Sanat / Culture-Art içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Contemporary İstanbul 2013

kometKomet – Merak Bir / Dirimart Galeri 

OzlemGunyol.MustafaKuntWhen the justice properly works then there’s no room for compassion

Özlem Günyol-Mustafa Kunt / Dirimart Galeri

EnginKonukluEngin Konuklu – Taç – Tuval üzeri akrilik – 2013 / Galeri X-İst

ansen

Ansen – The Occupy Hive – dijital baskı -2013 /  Galeri X-İst

BahadırBaruterBahadır Baruter – Uykusuzluk – dijital baskı – 2013 /   Galeri X-İst

AliElmaciAli Elmacı – Beni aradığın yerde değil unuttuğun yerde bulursun serisinden- kağıt üzerine mürekkep – 2013 /   Galeri X-İst

GaleriArtistSanatçı anlaşılmadı / Galeri Artist 

MehmetSinanKuranMehmet Sinan Kuran – Kağıt üzerine mürekkep – 2013 / Çağla Cabaoğlu Gallery

MuratGermenMurat Germen – Muta Morphosis İstanbul – c print diasec – 2013 – CAM Galeri

MuratGermen1

Murat Germen (üst resimden yakın çekim detay)

DrewTal

Drew Tal – Three pearls / Emmanuel Fremin Gallery 

DrewTal1

Drew Tal – Arranged Marriage /  Emmanuel Fremin Gallery 

RobertaConiRoberta Coni – 2013 / Galleria Russo 

JeanFrancoisRauzierJean Francois Rauzier – Harem III / Villa del Arte Galleries

Hayat

Hayat / Marc Hachem Gallery 

Catalano

Catalano – Black Man / Marc Hachem Gallery 

FedericoSeverinoFederico Severino – bronz  – 2013 / Galeri Selvin 

Troilo

Troilo – 2013 – kanvas üstü parmakla boya akrilik / Fabbrica Eos

HalimAlKarim

Halim Al Karim / Galeri Merkür 

RezaLavassaniReza Lavassani – Heyrat-wonder series – 2008-2011 / Assar Art Gallery

TayebaBegumLipiTayeba Bagum Lıpı / Pi artworks

ManoloValdes

Manolo Valdes – Butterflies – 2013 / Marlborough Gallery

JuanGenovesJuan Genoves – Ochenta -2012 /  Marlborough Gallery

JuanGenoves1

JasperDeBeijerJasper de Beijer – 2013 / the empire project 

PeterDemetz (1)

PeterDemetz (4)Peter Demetz – Art Forum 

Sanatçının 3 boyutlu çalışmaları çok çarpıcı, fuarın en dikkat çeken çalışmalarından birisi olarak tanımlanabilir…

GurbuzDoganEksiogluGürbüz Doğan Ekşioğlu – Uçurum – enstalasyon – 2013 / Mine Sanat 

RustemKasapoglu

Rüstem Kasapoğlu – Çalınan çocukluk – Kare art gallery 

RobertLongo

Robert Longo – Shark 8 – karakalem çalışması – 2008 – Opera Gallery

YasamSasmazer

Yaşam Şaşmazer / Berlin Art Projects

RubenGrigorianRuben Grigorian – Hava – 2013 / Art from Armenia

DaronMouradianDaron Mouradian – Horozlu Yürüyüş – 2013 / Art from Armenia

AylinOnel

Aylin Önel – Kıyıdan Sesler – 2013

Bu iş bir duvar enstalasyonları serisinin ikincisidir. Yürüyüşler sırasında bulunan materyallerin görsel bir şiir olarak düzenlenmiş psiko-coğrafik bir haritası,  deneyimin ritüelistik bir notasyonudur. Her parçanın hala kendi bireysel tarihi ve hikayesi olsa da başka parçalarla bir araya gelerek yeni hikayeler ve bir sürü farklı anlatılar tekrar tekrar oluşturulur.

AylinOnel1

Aylin Önel – Sirk şehir – 2013

70x100cm karışık teknik (kağıt üstüne kağıt kolaj, mürekkep ve kara kalem çizim), 6 parça.
Bu iş Istanbul’da dolaşarak kaybolunan gezilerde toparlanan ses, kelime, yapı, şekil, doku koleksiyonunun bir sentezi / haritası. Sokak aralarında karşılaşılan sesler ve kelimeler işin iskeletini oluşturuyor. Yazı ve resim arasındaki ince çizgi zorlanıyor. Bir çizginin ne zaman yazı, ne zaman resim olduğu sorgulanıyor.

 

HelenMudieIoannadiou

Helen-Mudie Ioannadiou – Kapudag Gallery 

IMG_5637

Çağatay Odabaş – Dr.Hannibal Lecter – akrilik döküm boncuk -2013 / Red Art istanbul

OlegDou

Oleg Dou / Galeria Senda

InesDoujak (2)

Ines Doujak– Houte Couture fires – 2012 – 160*200 kumaş rulosu

InesDoujak (1)

kumaş detay çekimi

pinarDuPre

Pınar Du Pre / Galeri Linart

CaroleFeuerman

Carole A.Feuerman / Aria Art Gallery

contemporaryİstanbul (1)

contemporaryİstanbul (2)

contemporaryİstanbul (3)

İstanbul’un en başarılı sanat fuarı olan Contemporary İstanbul 7-10 Kasım tarihleri arasında, saat 11:00-20:00 saatleri içersinde Lütfi Kırdar Kongre ve sergi sarayında ziyaret edilebilir.

Kültür- Sanat / Culture-Art içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Corinne Hotel

corinne_hotel (29)Turnacıbaşı caddesinin can alıcı köşelerinden birinde 1 Ağustos’ta açılan Corinne Hotel ilk aşamada köşe kahvesi ile dikkat çekiyor.

Vakıflara ait bu bina 49 yıllığına kiralanarak yaklaşık 2 sene süren ve R&G Mimarlık tarafından yürütülen bir tadilat çalışmasından sonra bugünkü haline dönüştürülüyor. 1911-1913 senesi arasında yapılmış olan bina bugün 100 yaşında. Dış cephe, merdivenler, tuğla duvarlar aynen korunuyor. Tavanlar Topkapı Sarayı ve Ayasofya’yı restore eden ekip tarafından aslına uygun olarak tekrar yapılıyor. Orijinal süslemeler 1/1 kopyalanıyor. Çok yıpranmış ve kullanılamaz hale gelmiş ahşap pencereler orijinaline %100 sadık kalınarak baştan üretiliyor.

5 kat ve terastan oluşuyor. 39 odalı. Cafenin yanında yer alacak restorant inşaat aşamasında. corinne_hotel (28)

corinne_hotel (27)

corinne_hotel (24)Mermer merdivenler görünüşten de anlaşılabileceği gibi orijinal. Oturma takımı otel sahibinin ofisinden getirtilmiş eski bir takım.

corinne_hotel (25)

corinne_hotel (2)Otelin giriş katındaki tuğla duvarların sıvaları soyulmuş ve tarihi tuğlalar ortaya çıkarılmış. Tuğla üzerinde zamanın logolarını görmek mümkün.

corinne_hotel (4)

corinne_hotel (19)

 

corinne_hotel (17)

corinne_hotel (21)

 

corinne_hotel (16)

corinne_hotel (22)

corinne_hotel (26)

Bakımsız ve harap haldeki eski binaların işinin ehli mimar ve yatırımcılar tarafından restore edilerek keyifli kullanım alanlarına dönüştürülmesi projelerinin artmasını diliyoruz…

 

 

 

 

Tasarım-Dekorasyon-Mimarlık-Design-Decoration-Architecture içinde yayınlandı | , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

13.İstanbul Bienali

erdem.gunduz Okulun giriş katı saat 15:00 ile 19:00 arasında gerçekleşen bir atölyenin seyredilmesi üzerine kurulu bir çalışma. Üst kattan giriş kattaki çalışmayı kuşbakışı seyredebiliyorsunuz. Galata Özel Rum İlköğretim okulu ile 13.İstanbul Bienalini gezmeye başlıyoruz.

Bienalin konusunu bilmez, kitapçık almaz, rehberlerden faydalanmazsanız herhangi birşeyi anlamanız pek mümkün değil. Bakar geçer gidersiniz. Dolayısı ile hazırlıklı olunmasında fayda var. Bienal için hazırlanmış rehberi okumak bilmece çözmek gibi denebilir. Hiçbir zaman anlayamadığım şey verilmek istenen mesajların neden son derece komplike cümleler ile açıklanmaya çalışıldığıdır. Mesaj sanatsal anlamda doğru verilebiliyorsa teferruatlı açıklamalar ile boşluk doldurmaya gerek yoktur. Tasvirler ne kadar zorlama ve uzun  ise göreceğimiz şeylerin o kadar boş olacağına dair kesin delillere her daim rastlamak olasıdır. Yalın ve net olmak, herkes için anlaşılır önemlidir. Beğendiğimiz bazı eserleri burada paylaşıyoruz.

Wan.Qingsong (2) Wan.Qingsong (1) wan.quingsong (1) wan.quingsong (2)   Wang Qingsong, Kendini Takip Et, 2013, kromojenik baskı elmgreen.dragset elmstreet.dragset elmstreetdragset   Okuldaki en beğendiğim çalışmalardan bir tanesi, hergün 7 seçilmiş insan gelip günlük tutmaktalar. Günlükler herkesin okumasına açık. Kişiler yazarken bile yanlarında durup izleyebilirsiniz. Bu günlükler bienal sonrası başka bir projede kullanılacak, ya kitap olacak ya da ayrı bir sergi açılacak. dominio (1) dominio (2) dominio3   Nüfuz Alanı, 2011    Martin Cordiano-Tomas Espina

Okuldan çıkıp Antrepo’ya yürüyoruz…Orada görülmesi gereken eserlerden birisi 8 dakikalık Halil Altındere videosu. Görmeden çıkmayın.

HalilAltindere

Halil Altındere, Harikalar Diyarı

monumenttohumanity (1)

monumenttohumanity (2)

monumenttohumanity3

Gonzalo-Lebrija

gonzalolebrija1

DavidMoreno (1)

DavidMoreno (2)

davidmoreno3

MuratAkagunduz

Murat Akagündüz, Çoruh, 2011

Bienal ile ilgili yayınlanan bir bakış açısını paylaşmadan edemeyeceğim: Anne ben hıyar mıyım? 

Nişantaşı Sofa Otel içinde yer alan galeri İstanbul Bienaline destek veriyor.

SofaOtel

 

MuratPulatMurat Pulat, Ses, 2011, tuval üzeri yağlıboya

ErincSeymenErinç Seymen, Sangoi-Meyveler, 2011-2012

ErincSeymen2

AnsenAnsen, Through ya, 2005

 

 

 

devamı gelecek…

Kültür- Sanat / Culture-Art içinde yayınlandı | , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

SSM – Geçmişten günümüze yelpaze

yelpaze_fans (1)Altın mücevherli yelpaze, Osmanlı 18.yy (gold and jewellery decorated fan, Ottoman 18th century)

yelpaze_fans (2)Ziyafet, 18-19yy (The feast, 18th-19th century)

yelpaze_fans (3)91./ Ormanda sohbet (Chatting in the forest)

16./ Aşk ve müzik, 1770-80 (love and music)

yelpaze_fans (4)Nehirde Gezinti, 18-19yy

yelpaze_fans (5)Venüs’ün zaferi, 1880 cıvarı (Triumph of Venus c.1880)

yelpaze_fans (6)

 

yelpaze_fans (7)Jenny Lindt tipi kartal tüylü yelpaze, 18.-19.yüzyıl (Jenny Lind type eagle feathered fan)

yelpaze_fans (8)Yuvarlak formlu tavus kuşu tüylü yelpaze, Osmanlı 18.-19. yüzyıl (peacock feathered round fan)

yelpaze_fans (9)İspanyol düğünü,İspanyol, 19.. yüzyıl (Spanish wedding, 19th century)

yelpaze_fans (12)Rokoko tarzı aşk ve müzik, 18.-19.yüzyıl (love and music rococo style, 18.th-19th century)

yelpaze_fans (13)Cupidler, 199 yüzyıl (cupids, 19th century)

yelpaze_fans (14)

yelpaze_fans (15)Balon formlu yelpaze,Fransız,1905 (Baloon formed fan, French,1905)

yelpaze_fans (17)Kırda Eğlence, 1860

yelpaze_fans (19)

yelpaze_fans (20)Kırda Eğlence, 1845 cıvarı

yelpaze_fans (21)Doğulu Tüccar, 1900 cıvarı (Eastern merchant,c.1900)

yelpaze_fans (22)Elmaslı kağıt yelpaze,Osmanlı,19.yüzyıl (paper fan with diamonds,ottoman,19th century)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sergi-Exhibitions içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

SSM – Anish Kapoor

 

 

 

 

AnishKapoor

 

Anish Kapoor 

anish_kapoor_poster_medium_0

kapoor (1)

kapoor (2)

 

kapoor (3)İsimsiz, kumtaşı ve pigment, 1986 (untitled/sandstone and pigment)

kapoor (7)

 

Kaçınılmazlık, oniks, 2000 (Imminence, onyx, 2000)

kapoor (5)

 

kapoor (8)İsimsiz, mermer, 1991 (untitled, marble,1991)

kapoor (13)Disk, kaymaktaşı, 2010 (disc, alabaster, 2010)

kapoor (15)

kapoor (20)Kahin, kumtaşı ve pigment, 1990 (Oracle, sandstone and pigment, 1990)

kapoor (23)Geçmişiyle, mermer ve nehirtaşları, 2009 (with a past, marble and river stones, 2009)

kapoor (27)Mezar, kayrak ve pigment, 1989 (Tomb, slate and pigment, 1989)

 

 

 

 

 

 

 

Sergi-Exhibitions içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Alaçatı Sokakları

Alaçatı’da tatil yapanlara başlıca tavsiye edeceğim şey bilindik sokakların haricinde ara sokakları gezmeleri ve keşif yapmalarıdır. Ara sokaklar yürüyerek gezilmesi, yerel halkı ile sohbet edilmesi, yaşam biçimlerinin görülmesi ve evlerden çıkan sohbet ve kahkaha seslerinin dinlenmesi gereken tatlı bir köy aslında…Dekoratif detaylar, genel konsepte uyum sağlamak için yerel halk tarafından boyanmış pencere ve kapı kanatlarını, sade ve basit yaşam biçimlerini görmek çok keyifli. Fotoğraf meraklıları için ise ciddi anlamda bir malzeme deposu olarak tanımlanabilir.

asma_yapragiAsma Yaprağı, Alaçatı’nın en şirin ve birbirinden lezzetli ev yemeklerinin sunulduğu restorantlarından birisi…Rezervasyonsuz gitmeyin, yer bulamazsınız.

atelye_deha

b_houseB House hotel 

baris_antikaBarış Antika

cumbali_konakCumbalı Konak

dem_meyhaneDem Meyhane

eflatunEflatun 

flora_otelFlora Otel

iyi_pizzaİyi Pizza

kemalpasa_caddesiTuval, Kemalpaşa caddesi

kostem_otelKöstem Hotel 

refik_alacatiRefiğin Bahçesi

alacati (1)alacati (2)

alacati (3)

alacati (4)

alacati (5)

alacati (6)

alacati (7)

alacati (9)

alacati (10)

alacati (11)

alacati (12)

alacati (13)

alacati (15)

alacati (16)

alacati (17)

alacati (18)

alacati (19)

alacati (20)

alacati (21)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Alaçatı - Çeşme içinde yayınlandı | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Hacı Memiş Mahallesi

Alaçatı’nın restorant, mağaza,cafe ve butik otellerinin sıralandığı Kemal Paşa caddesinden sonra ön plana çıkan ikinci alanı Hacı Memiş caddesi. Kemal Paşa caddesine yürüme mesafesinde olan Hacı Memiş caddesinde bu sene yeni açılan yerlere göz atacağız.

Kapari atölye & kahve

Oluş Kızılağaç tarafından Nisan 2013’te açılan atölye/kahve sokağın başında yer alıyor, keyifli bir kahve eşliğinde sokağı seyredebilir atölyede yer alan sanatçıların eserlerini ve Oluş hanım arkada bulunan atölyesinde seramik çalışmalarını görebilirsiniz. Sokak hayvanlarına önem veren Kapari Temmuz ayında sokak hayvanları yararına  güzel bir karma sergi gerçekleştirerek destek sağladı.

kapari (1)

kapari (3)

kapari (4)

ÇATKAPI KONUK EVİ

Nisan 2013 ayında açılan Çatkapı bir aile işletmesi. Özge ve Özgür Özdemir tarafından işletilen 12 ay açık kalacak 4 odalı butik otelin şirin bahçesinde yer alan nar ve erik ağaçlarından sabah kahvaltılarında otel müşterilerine sunulan reçeller hazırlanmakta.

booking.com, gezlong.com, facebook sayfası ve web sitelerinden rezervasyon yapmak mümkün.

catkapikonukevi (4)

catkapikonukevi (2)

catkapikonukevi (1)

catkapikonukevi (3)BAZEN

Sanat,dekorasyon ve tasarım mağazası olan “Bazen” Banu Maga’ya ait. Banu hanım Nisan ayında Hacı Memiş mahallesini gezerken burasını görmüş, beğenmiş ve ne yapacağına henüz karar vermeden burasını kiralamış. Yurtdışı seyahatlerinde mutlaka galeri gezen, boş vakit bulur bulmaz güzel sanatlar ile ilgili dersler alan Banu hanım tüm birikimlerini bu mağazasında toparlayarak yansıtma imkanı bulmuş.

Giyim, şapka, çanta, aksesuar, takı, ayakkabı, gözlük, seramik gibi farklı ürün yelpazeleri mevcut. Birsen Canbaz seramikleri, Özlem Tuna (Zerre Design), Mora Gülerşen, Ark Design kıyafetler, Cristal & Marble çanta, şapka ve ipekliler, Zeynep Erol, Örge Tulga, Nuray Arslanoba, Urart takı ve heykeller, My Sabella sandaletler, Ayşe Serter, Nazlı soylu, Nilüfer Tarzi Kuran, Vedat Örs gibi çok farklı marka ve sanatçılar ile çalışılmakta.

Banu hanım tüm projelerini “bazen” ismi altında toplayacak. Kısa vadeli ve değişik şeyler yapmayı bunları insanlar ile paylaşmayı seviyor.

Bazen (5)

Bazen (2)

Bazen (3)

Bazen (1)

Bazen (4)

SIGN IN STORE

Mayıs 2013’te açılan bu tasarım mağazası bir aile işletmesi. Mağazanın inşaatı sırasında herşeyi koruyarak 1,5 ayda dekorasyonu tamamlamışlar.

Kıyafetler hakiki ipek, deri, koton. Yapay hiçbir malzemeye yer verilmiyor. Ike Ti-shirtler, Tulya Madra seramikler, Ayşen Armağan, Feline Blush, AYK gibi tasarım markaları mevcut. Taschen kitaplar, Cansen+Necip ‘ten “her story takı grubu, Tulaa handicrafts çantalar, Tuche deri çantalar, Antakya pikeleri, cam ocağı vakfından eski soda ve şarap şişeleri, Rona sandaletleri ve daha nice özel, renkli ve tasarım ürün bulmak mümkün.

signin (9)

signin (1)Köpekleri anısına sokak köpekleri için ayırdıkları su ve yemek köşesi

signin (2)

signin (5)

signin (7)

signin (8)

signin (3)

LAVANTACI

Geçen sene Kemalpaşa caddesi 1024 sokakta yer alan Lavantacı bu sene Hacı Memiş mahallesine taşındı. Ürün yelpazesi olarak ana konsepti lavanta olmak kaydı ile lavanta kesesi, sabun, kolonya, yastık, hamam tası, toz sabun ve kuru lavanta mevcut.

lavantaci (1)

lavantaci (2)

lavantaci (4)Pembe kafeste ikamet eden muhabbet kuşları “say” ve “mi”

lavantaci (6)

lavantaci (5)

SAKULA HOME

Mehtap Köksal’a ait bu renkli ve zevkli mobilya, aksesuar ve hediyelik mağazasının ürün seçimi kendisine ait. Alt kat mağaza üst kat ise şimdilerde mağazaya dahil edilen ofis alanı. Kış aylarında haftasonları açık olacak.

Sakula_Home (1)

Sakula_Home (3)

Sakula_Home (4)

 GÖZ ODA

Mayıs 2013’te açılan 5 odalı butik otelin sahipleri Alaçatı’nın isim yapmış cafe&barı Göz Lounge‘un ortakları. Oteldeki mobilyaların tümü antikacılardan toplama. Dekorasyonu Gözde Dalokay Oğultürk’e ait.

Goz_Oda (1)

Goz_Oda (4)

Goz_Oda (2)

Goz_Oda (3)

Goz_Oda (6)

ALARGA

Temmuz 2013’te açılan restorant & bar, bu senenin gözde mekanlarından.

alarga (1)

alarga (3)

alarga (4)

alarga (2)

VILLAGE CAFE

Hacı Memiş mahallesinin en sonunda Dutlu kahvenin hemen karşısında yer alan Village Cafe sabah kahvaltısı, öğle yemeği ve akşam steak house konseptinde akşam yemeği sunuyor. İçinde yer alan ayakkabıcı ile sıradışı bir restorant konseptine imza atılmış.

Perakende sektöründen gelen Kemal Subaşı ve eşi mimar Evren Subaşı çifti satışa sundukları Diemme, Avec Moderation, Fortex, Pulchrun, Peter Non, Chinzia Araia gibi markaların en üst segmentindeki modelleri seçiyorlar. Önümüzdeki sene giyime de girmeyi planlıyorlar.

Evren Subaşı mimar ve cafenin dekorasyonu kendisine ait.

village_cafe (2)

village_cafe (4)

village_cafe (1)

village_cafe (3)

Alaçatı - Çeşme içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Alavya Otel

alavya (1)

Haziran ayında Alaçatı’nın en bilinen yolu üzerinde yepyeni bir otel kapılarını ziyaretçilerine açtı.  Erol-Rana Tabanca çiftine ait Alavya otel,  4 suit oda, 7 klasik oda ve 14 premium oda olmak üzere 25 odalı. Otelin dekorasyonu mimar Hakan Ezer‘e ait.

Mitu ve Fogo isimlerinde 2 restoranı, yoga alanı, havuz, gymcenter, spa ve belki daha sonra eklenecek olan toplantı alanı ile 5 dönüm üzerine kurulmuş otel 6 bloktan oluşuyor. Her bir bloğa turquaz, aquamarine, opel, jade, turmalin gibi değerli taş isimleri verilmiş ve her bloğun dekorasyonu farklı.

Uzun zaman önce açıkhava sineması, daha sonra 3 avlulu bahçeli bir ev olan bu alan 3 sene süren bir restorasyon çalışması ile son derece şık ve görülmesi gereken bir otel haline dönüştürülmüş.

Bahçesinde zeytin, dut, palmiye gibi birçok ağaç çeşidi barındıran kompleks yaz kış açık kalacak.

Otelin ismi dikkat çekici, arkasında tatlı bir esin kaynağı bulunuyor. Erol-Rana Tabanca çiftinin küçük kızları I love you derken çocuk dili ile alavya dediği için bu isim verilmiş. Mitu restoranı ise I love you derken verilen mee too kısaca mitu cevabına istinaden verilmiş.

Mitu cafe,bar,bistro olarak tasarlanmış  07:00-02:00 saatleri arasında açık. Sabah açık büfe nefis bir kahvaltı sunuyor.

Fogo ise fine dining tarzında 20:00-02:00 arasında farklı sunumları ile açık akdeniz-İtalyan mutfağı. Gecenin ilerleyen saatlerinde lounge-club haline dönüşüyor. Restoranın başında Carlo Berbardini bulunuyor. Fogo, Portekiz dilinde ateş anlamına geliyor,  isim babası Carlo Bernardini.

Alavya otel , Forbes dergisi tarafından Türkiye’ye gitmek için 10 neden arasında sayılmış. Alaçatı’yı ziyaret eden herkesin görmesi gereken bir otel olarak tavsiye ediyorum.

alavya (2)

alavya (3)

alavya (4)

alavya (8)

alavya (17)

alavya (18)

alavya (7)

alavya (5)

alavya (15)

alavya (10)

alavya (11)

alavya (12)

alavya (22)

alavya (23)

Bahçeye açılan suit odalar

alavya (25)

Dinlenme, oturma alanı

alavya (26)

alavya (29)

alavya (34)

Mitu restorantından bir bölüm

alavya (36)

alavya (38)

alavya (56)

alavya (42)

Spa alanı

alavya (41)

alavya (46)

alavya (52)

Otel girişinde yer alan butik

Otelin odaları ile ilgili görüntüler yakında sayfamızda…

 

 

Alaçatı - Çeşme içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Alaçatı Luce Butik Otel

luce-alacati (24)Aysun-Levent Serdaroğlu ev sahipliğinde Lu-Ce butik otel Temmuz 2012’de kapılarını misafirlerine açtı. İnşaatı ve dekorasyonu kendilerine ait olan butik otel 8 odalı. 4 odası bahçe katında yer aldığından dolayı bahçeli. Otel dekorasyonunda seyahatlerde kaldıkları dizayn otellerden aldıkları fikirlerden uygulamalar görmek mümkün.

Otel müşterilerine özel turlar organize ediliyor. Bunları önceden web sitesinde değerlendirip rezervasyon yapmak mümkün.

Lu-ce butik oteli, amacı butik otelleri belli standartlara getirmek ve yurtdışında tanıtmak olan Türkoder küçük oteller derneği üyesi.

luce-alacati (1)Otelin arka bahçesinde bulunan havuz alanından Alaçatı‘nın girişinde yer alan meşhur rüzgar değirmenlerini görmek mümkün.

 

luce-alacati (29)Otelin arka terasında yer alan bar ve büyük yemek masası müşterilere özel servis hazırlanan kahvaltılar ve 70-80 kişiye kadar çıkabilen özel davetler için. Serdar bey yemek yapmaya çok meraklı. Müşterilerinden istek olduğu taktirde özel akşam yemekleri hazırlıyor.

luce-alacati (2)Terasta yer alan dinlenme bölümü

luce-alacati (4)Arka terastan otele giriş

luce-alacati (27)Eski valizler aile yadigarı…

 

luce-alacati (12)

 

luce-alacati (8)Giriş katında yer alan resepsiyon alanındaki cam zemin ile bir alt katı görebilmek mümkün.

luce-alacati (10)

 

luce-alacati (9)

 

luce-alacati (14)Otelde yer alan, Alaçatı ruhunu yansıtan resimler otel sahibi Aysun hanımın kızkardeşi Asuman Lu’nun çalışmaları.

luce-alacati (15)

luce-alacati (16)

luce-alacati (19)

 

luce-alacati (17)

luce-alacati (18)

 

luce-alacati (21)

luce-alacati (22)

 

LU-CE butik otel

232-716 64 41

532-217 35 60

http://www.lucealacati.com

 

 

 

Alaçatı - Çeşme, Seyahat- Travel içinde yayınlandı | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Mamut Art Project

Mamut Art Project sergisi 15 Mayıs 2013 tarihinde Karaköy Antrepo 3 mekanında kapılarını sanatseverlere açtı. 19 Mayıs’a kadar sürecek sergide 49 genç ve gelecek vaad eden sanatçının eserleri görülebilecek.

Projenin amacı: Projenin fikir sahibi ve kurucu ortağı Seren Kohen’in dilinden: genç sanatçılara kariyerlerinin başında kendilerini gösterme imkanı yaratmak, sergileme deneyimi yaşatmak, görünürlülük sağlamak, sanatseverler ile sanatçıları buluşturmak.

Sergide yer alan eserler Ali Akay, Marcus Graf, Sedat Öztürk, Mustafa Taviloğlu ve Nil Yalter‘den oluşan 5 kişilik bir jüri tarafından seçilerek ziyaretçilerin beğenisine sunulmuştur.

Projeye firmalardan büyük destek gelmiş.

Proje sahibi: Esko gayrimenkul

Sergi kurulumu sponsoru: Sergikur

Ürün sponsorları: Neotek events, Caran Dache, Vestel, Uniteks, Keban, Breo ve Papatya

mamut_art_project (27)

Sergide yer alan sanatçılar

 

mamut_art_project (44)

Murat Salcı

mamut_art_project (34)

Berkay Buğdanoğlu

mamut_art_project (2)

Necmi Üzgün

mamut_art_project (4)

Altuğ Alaçlı

mamut_art_project (14)

Baran Çağınlı

mamut_art_project (11)

Sabri Atalay Yavuz

mamut_art_project (12)

Murathan Er

mamut_art_project (33)

Julie Upmeyer

mamut_art_project (40)

Azadeh Remezani Tabrizi

mamut_art_project (26)

Didem Erk

mamut_art_project (6)

Hülya Demirtaş

mamut_art_project (5)

Mustafa Kemal Yurttaş

mamut_art_project (45)

Ahmet Yörük

mamut_art_project (17)

Ali Şentürk

mamut_art_project (20)

Ayna

mamut_art_project (29)

Dilay Koçoğulları

 

 

Kültür- Sanat / Culture-Art içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Gestalt nedir?

hanna-nita

Hanna Nita Scherler: Gestalt’ın ne olduğunu anlatmak kelimelerle biraz zor. Onun için mecazla anlatmaya çalışayım. Geceleyin gökyüzüne baktığımızda ne görürürüz?

Ahmet Erözenci:   Mehtap, ay, yıldızlar…

Hanna Nita Scherler: Aslında mehtap, ay ve yıldızları görmek için altındaki karanlık gökyüzüne ihtiyacımız vardır. İşte Gestalt, bakınca gördüğümüzü zannettiğimiz şekilleri görmemize olanak tanıyan zemini de birlikte görmeyi öğreten bir bakış açısı.

Ahmet Erözenci:   Yani buradan şunu mu anlamalıyım? Herhangi bir davranış şekli, ne olursa olsun, basit bir gülümsemekten, gözlere bakarak konuşmak, elleri sıkı bir şekilde kavramaya kadar genişletebilirim, umursamazlık görünümü, bunların herbirinin ardında başka bir olay, başka bir motivasyon, başka bir güdü çıkıyor ve Getstalt ona mı ulaşmayı hedefliyor?

Hanna Nita Scherler:  Her davranış, her olgu içinde yapılanmış olduğu zeminle birlikte anlamlandırılmalıdır demek istiyorum. Diyelim ki yolda birine rastladınız, gülümsediniz, tanıdığınız bir kişi, fakat o size gülümsemedi. Gülümsememiş olması görebildiğimiz bir davranış. Buna atfettiğimiz anlam işte o “karanlık gökyüzü” anlamına geliyor, çünkü ne anlam atfedeceğimiz “canım, dalgındır, görmemiştirden…vayyy adama bak bana selam vermedi” ye kadar gidebilen bir spectrum üzerinde değişebilir.

Ahmet Erözenci:   Peki bu alttaki yapıyı, vay bana selam vermedi, beni sevmiyordan vah vah çok dalgın zaten işleri kötü durumda, sağlık sorunu var . Bunları bilmek bana ne sağlayacak?

Hanna Nita Scherler: Gestalt bakış açısında şunu sağlayacak, aslında atfettiğimiz anlamın o adamcağızla hiçbir ilgisi yok, ne anlam atfedersek atfedelim, o bizimle ilgili. Ben zeminimde neyi barındırırsam algıladığım uyaranlara ilişkin üreteceğim anlam barındırdıklarımla sınırlıdır. Görmediğim, okumadığım, duymadığım, üzerinde düşünmediğim, koklamadığım, tatmadığım hiçbir şeyi anlam üretmek için kullanamam. Dolayısı ile benim dünyam benim yaşadıklarımla sınırlıdır.

Ahmet Erözenci:   Deminki örnekten hareket edersek ben gülümsediğimde bana gülümsemeyen kişiyi vay bak beni sevmiyor yorumu ile karşılarsam ve o yorumu yapıyorsam o zaman aslında ben kendimi sevmiyorum

Hanna Nita Scherler: Ya da ben sevilmediğime inanıyorum ve böyle inanmak için de mutlaka geçerli nedenlerim vardır.

Ahmet Erözenci:   O zaman neredeyse Freud’a giriyoruz. Herşey çocukluktan başlar dediği bir açıklaması vardır.

Hanna Nita Scherler: Çocukluktan başlar, yeri gelmişken söyleyeyim, şu andaki davranışımız doğduğumuz andan itibaren bugüne kadar yaşadığımız herşey tarafından yapılandırılır. Sadece çocukluğumuzdakilerle değil.

Ahmet Erözenci:   Bu durumda Gestalt kişinin kendisini tanımasını sağlıyor.

Hanna Nita Scherler: Şunu anlatıyor. Sen, senin dışındaki olgulara bakıp, seninle alakaları yokmuşçasına anlam üretiyorsun ama dışardaki nesneler senin kendini tanıman için sana sadece ayna vazifesi görüyor.

Ahmet Erözenci:   Gestalt mükemmel insanı yakalamayı hedefliyor diye çok iddialı bir açıklama kullanabilir miyiz?

Hanna Nita Scherler: Çok yanlış olur, çünkü bu felsefede iyi-kötü, mükemmel-mükemmel olmayan, doğru-yanlış gibi yargılara pek yer yok. Çünkü metodolijisi fenomenolojiktir. Ne demek bu diyeceksiniz: Şimdi ve burada 5 duyumu sadece şimdi ve buradaki uyaranları algılamak üzere kullandığım zaman yaşıyorum. Dolayısı ile an’da mükemmeliyet diye birşey yok ki…Doğada aptal ağaç, akıllı ağaç yoktur. Ağaç ağaçtır, o anda rüzgar varsa yaprakları sallanır, yağmur varsa ıslanır.

Ahmet Erözenci:   Yıllar, asırlar boyu yaşayan ağaçlar var, bir mevsimde biten ağaçlar var…

Hanna Nita Scherler: Olabilir. Bu illa iyi ya da kötü değil, hep “o an” yaşanıyor. Dolayısı ile mükemmeliyete ulaşmak diye birşey yok. Şuna ulaşmak var, mümkün olduğu kadar an’ı yaşayabilme sanatında ustalaşmak var. Yakalamaya  çalıştığı bir olgu varsa o da bu.

Ahmet Erözenci:   Gestaltın diğer disiplinlerle bir bağlantısı var mı? Yoksa başlıbaşına ayrı bir alan mı?

Hanna Nita Scherler: Kesinlikle var, örneğin nefes. Dünki nefesi bugün alamayız, yarın için de bugün nefes alamayız, sadece içinde bulunduğumuz andaki yaşantımızı sürdürmek için nefes alabiliriz. Aynı şeyler enerji için geçerli, biz dünkü enerjiyi stoklayamayız. Yarınki enerji için de stok yapamayız. Hep şu andaki enerjimizi kullanıyoruz. Bu anda enerji alışverişi içersindeyiz. Yani Gestalt aslında ister nefes ister  enerji olsun, insanla ilgili her boyutu içinde bulunulan anda kapsayan, barındıran tümünü içine alan bir bakış açısı.

Ahmet Erözenci:   Kişinin kendisi ile yüzleşmesini sağlıyor.

Hanna Nita Scherler:  Kişiye kendisini tanımasını, keşfetmesini  sağlıyor. Yüzleşmenin kelime anlamı-benim algıladığım şekli ile- olumsuz bir vurgusu var. Yüzleşme kelimesi yerine “temas sınırı oluşturmak” diyelim.

Ahmet Erözenci:   Peki burada sınır, sınırlayıcı olmuyor mu? Belli bir limitten bahsediyoruz.

Hanna Nita Scherler:  Gestalt, karşıtların bütünüdür. Bir olmak için sınırlar yaratmak lazım. Bir olmak için önce ayrışmak lazım. Ayrışmak lazım ki buluşunca bir olabilelim.

Ahmet Erözenci:   Yeni bir soruya geçelim; En kuvvetli görünen kişi bile kırılgandır esasında. Muhakkak bir kırılma noktası, yumuşak karnı vardır. Ve kimi kişilerde nokta atışı gibi en basit bir olayda çok derin yansımalar çıkabilir. Gestalt anladığım kadarı ile kişinin zayıf yönlerini de yakalamayı sağlıyor, komplekslerini çıkarıyor. Kişinin ne kadar kırılgan olduğunu algılaması korkutucu değil mi? Orada kalırsa başladığı noktadan çok daha geriye gitmiş olacak.

Hanna Nita Scherler:  Sorunuzun cevabı “hayır”. Çünkü insan öyle savunma mekanizmaları geliştirmiştir ki kendisi içinm ürkütücü olan uyaranları algılamamak için ya da filtrelemek için zaten mevcut mekanizmaları vardır. Dolayısı ile onu en az ürküteni algılıyordur ve bu süreç içersinde de zaten oradan başlayacaktır. Ancak kendisi izin verirse giderek daha derine daha derine, bir soğanın kabuğu gibi, ama bu kişinin kendi rızası olmadan asla olabilecek birşey değildir.

Ahmet Erözenci:   Ayrışma dediğimiz olay nedir ve Gestalt ile nasıl bağdaşır?

Hanna Nita Scherler:  Çok basit anlatmaya çalışayım. Diyelim ki susadık, su içeceğiz. Suyu ağzımıza alıp boğazımızdan aşağı  midemize geçirmeye başladığımız anda su ile buluşuyoruz. Şişeyi tümü ile içip şişeyi yerine koyduğumuz zaman şişeden ayrışıyoruz. Gündelik yaşamımız içersinde yaptığımız herşey aslında buluşma ve ayrışma olarak incelenebilir. Konuşuyoruz, konuştuğumuzda belki fiziksel olarak bir temasımız yok ama göz temasımız var, dolayısı ile buluşuyoruz. Bu kavramlar neden bu kadar önemli? Hayat, ilişkiler açısından diğeri ile ne kadar birlikte ve ne kadar ayrının bir sentezidir diyebiliriz.

Ahmet Erözenci:   Diğeri dediğimiz?

Hanna Nita Scherler:  Annemiz, babamız, sevgilimiz, eşimiz, çocuğumuz, arkadaşımız…kendimiz. Bu insanlar ile ne kadar birlikte olacağız, ne kadar ayrışacağız. Her zaman birlikte olmayı istersek ya da hiçbir zaman diğeri ile birlikte olmayı seçmezsek, burada bir terslik var demektir. O zaman ikisinin arasında optimum bir dengeyi bulmak zorundayız. Bunun için buluşma ve ayrışmayı birbirinden ayırt edebiliyor olmamız gerekiyor ki ben ne zaman buluşmaktayım ne zaman ayrışmaktayım ve bu buluşma ve ayrışma işlevlerini nasıl yerine getiriyorum…

Ahmet Erözenci:   Doğal yoldan seyreden buluşma ve ayrışmaları fark edemiyor olabiliriz. Sonradan ne noktada buluştum, ne noktada ayrıştım diye düşünmek gerekebilir. Öte yanda bilerek yaptığınız basit bir eylemdir. Doğal seyrindeki buluşma ve ayrışmaları değerlendirmek üzere kişinin belki de her gece günlük seyri düşünmesi gerekecek…

Hanna Nita Scherler:  Farkındalık yaratması gerekecek. Basit bir örnekle açıklayayım, açılıp kapanmak her hücrenin otomatik yaptığı bir harekettir. Bazı hücrelerin açılıp genleşip öyle kalması, kapanmaması ya da kapanıp sürekli öyle kalması orada bir patolojik bozukluk anlamına gelir. Hücre otomatik olarak açılıp kapanırken onu düşünmeden yapar. Doğasıdır. Fakat açılıp kapanma senkronizasyonunda bir bozukluk olduğunda, vücuttaki diğer hücrelerin bir isyanı olur . Ahengimizi, akışımızı bozdun derler. İşte o zaman kişinin farkında olması çok önem kazanıyor. O isyanı duymak lazım. Beden o isyanı çok çeşitli şekillerde verir. Başağrısı olarak, mide ağrısı olarak verir, depresyon ve daha soyut olarak ta verir. Farkındalık o yüzden çok önemli. Yoksa düşünmek ve anlamlandırmak olarak değil farkındalık. Özellikle bedeni ve nefes alıp verişi dinlemek. Hücreler doğal akışı dışında hareket etmeye başlayınca nefes alış verişimiz de değişir.

Ahmet Erözenci:   Tüm bu söylenenlerin toplamında bir yaşam şeklinden bahsediyoruz.

Hanna Nita Scherler:  Tamamen. Bir yaşam felsefesi. Benim için Gestalt bir terapi yöntemi kesinlikle değil. Bir yaşam biçimi.

Ahmet Erözenci:   Budizm’i ele alırsak, budizmin temel fözelliklerinden birisi “beklentisizlik”. Çünkü denir ki beklenti olursa ve beklenti yerine gelmezse mutsuzluk gelir. Sizin bahsettiğiniz çok daha büyük bir tablo, neredeyse kişi her zaman neyi neden ayptığını, kendini soracak, buluşma-ayrışmaları saptayacak, artı karşısındakileri de sorgulamak durumunda. Bu yorucu değil mi? Herşeyin arkasında bir neden var açısından bakmak yorucu olmuyor mu?

Hanna Nita Scherler:  Neden değil, nasıl. Anlatımızdan anlıyorum ki siz sadece düşünce boyutuna kayıyorsunuz, niçin ya da neden’in cevabı düşünsel boyutta olabilir. Nasıl’ın cevabı düşünsel, duygusal, bedensel ve tinsel olabilir. Bu 4 boyutun hepsine eşit derecede insan dikkatini gündelik yaşamında verebilir. Beklentilerden arınmak dediniz mesela. Ben öyle bir tanım yerine 5 duyumu şimdi algılayabileceğim uyaranlara vermek olarak tanımlamayı seçerim. Çünkü bunu yaptığım zaman beklenti üretemem zaten. Beklenti şu anda benim önümde olmayan uyaranlar hakkında senaryo yazmaktır. O zaman ben 5 duyumu şu andaki veriler için kullanmıyorum. Dağarcığımda barındırdığım, geçmişte algılayıp barındırdığım verilerle şu anda gelecek için senaryo yazıyorum.

Ahmet Erözenci:   Bana öyle geliyor ki tüm bu konuşmalarımızdan sonra fantazik ve fantastik bir yaşamdan bahsediyoruz.

Hanna Nita Scherler:  Akışkan, dengeli, ayakları yere basan, kişini kendisini desteklemesine izin veren bir yöntem bu. Başka türlü anlatmaya çalışayım. Bir boyut düşünelim. Bir kalem  düşünelim, bir ucunda düşünceler olsun, öbür ucunda da beden olsun. Demek istedğim şu, bana göre sağlıklı, akışkan yaşamın tanımı o boyut üzerindeki herhangi bir noktada olma esnekliğini kazanmış olmak. Knedini sadece o kalemin bir ucunda veya diğer ucunda ağırlıklı olarak konumlandırmamış olmaktan bahsediyorum. Anın ihtiyacına göre o boyut üzerinde düşünebilmem de lazım ama bedenimde de hissetmem lazım. Şahit konumuna geçip, meditasyondaki gibi tinsel boyuta da ulaşabilmem lazım.

Ahmet Erözenci:   Değer yargıları nedir?

Hanna Nita Scherler:  Değer yargısı benim için en iyi şöyle tanımlanabilir: anne-baba çocuğuna der ki -kelimelerle değil davranışları ile- çocum baktığım zaman benim gördüğümü gör. Dinlediğin zaman benim duyduklarımı duy. Tad aldığın zaman benim tad aldığım şeylerden tad al. Değer yargıları böyle kazanılıyor. Bir programlama. Evet. Ailede diyelim ki hergün rock müzik dinleniyor, anne baba bundan müthiş hoşnut. Çocuk bir gün merak ediyor ve klasik müzik dinlemeye çalışıyor. Anne oradan bir laf atıyor “ başka müzik yok mu?” Bu bir şartlama, çocuk anne babanın sevgisini kaybetmeyi asla göze alamaz, asla. Dolayısı ile sürtüsel olarak ve çok haklı olarak aslında anne babanın hoşlanmadığı hiçbir şeyi yapmamaya, görmemeye, duymamaya, tatmamaya, dokunmamaya şartlar kendisini. Anne-babam beni sevsin, beni kabul etsin, bana şevkat göstersin der. Bu ergenliğe kadar sürer.Ergenlikte aidiyet hissi anne babadan arkadaş grubuna kayar. Artık kendini ait hissedebileceği anne babanın dışında daha yakın hissedebileceği yaşıtları vardır. O zaman anne başka müzik yok mu dediğinde yok deme cesaretini gösterir. Ama değer yargıları ergenliğe kadar artık kazanılmıştır.

Ahmet Erözenci:   Peki, programlanmış olarak kazanıldı, fakat değiştirmek istiyor .

Hanna Nita Scherler:  Değiştirmek istediğini farkına varması için o rock müziğin artık onu tatmin etmediği, artık ihtiyaçlarına cevap vermediğine ikna olması lazım. Böyle bir ikna farkındalığına gelmesi için de hayatında mutsuz, tatminsiz, birşeylerin onu sinir ettiği durumlar yaşaması lazım. Bunu yine bir metaforla açıklayacağım. Bir sahne düşünün, sahnenin sadece anne-babanın elindeki projektörle aydınlanan kısmında hayatını sürdürüyor çocuk. Koskoca sahnede aydınlanan kısımdaki dünya var sanıyor. Oradan çıkmak istiyor, huzursuz ama bilmiyor, nasıl yapacağını bilmiyor. Rol modeli yok, anne-baba desteği hiç yok, orada Gestalt çok yardımcı.

Nasıl yardımcı derseniz…Ben Gestalt’ın en iyi yaşayarak öğrenilebileceğini savunuyorum. Bunu sağlamak için de eğitim gruplarımda mümkün olduğu kadar her yaştan, farklı eğitim düzeylerinden, farklı meslek gruplarından, ve farklı cinsiyetlerin bulunmasına özen gösteriyorum ki herkes kendi bulunduğu sahnenin aydınlığından diğerine konuşuyor ve zannediyor ki diğeri de o aydınlığın içinde. Halbuki diğeri kendisinin karanlığından konuşuyor kendisine. Onun tanımadığı bir değer yargısından,onun henüz temas etmediği, görmediği, duymadığı ,dokunmadığı bir yerden konuşuyor. Ve ilk başta dürtüsel olarak insanların yaptığı şey, herkes diğerini kendisine benzetmeye çalışıyor. Sen haksızsın, sen yanlış biliyorsun, bak ben sana doğrusunu anlatayım ile başlıyorlar. Benim için bu bulunmaz bir fırsat oluyor tabii ki ve onlara da nasıl güzel bir değişim fırsatı içersinde bulunduklarını anlatmaya çalışıyorum. Birbirinizi değiştirmeye, kimin hakılı, kimin haksız olduğunu anlatmaya çalışmayın. Aynı uyaran karşısında sizin kendinize göre bir gerçekliğiniz olduğu gibi bu salonda bulunan herkesin de kendisine has bir gerçekliğini olduğunu görün. Ne muhteşem birşey.

Ahmet Erözenci:   Ama öte yandan çok ilginç bir gerçeğe geldiniz. Bilim insanı kimliğimle konuşayım, “gerçek birden fazla değildir.“ Gerçeğin tanımında teklik hali vardır. Farklılığı kabullenmek çok güzel.

Hanna Nita Scherler:  O zaman bire doğru gidiliyor zaten, çünkü ben-sen farklılığı ortadan kalkıyor, sen benden farklı düşünüyorsun demek, o farklılığı artık görüp duyuyor olabilmek demek, o da temas sınırı oluşturmak demek. Temas sınırı oluşturmalıyım ki temas edeyim. Değişime giden ilk adımda önce benden farklı düşünenler var’ı görebilmeliyim ki o farklı düşünceye eğilebileyim, onu kendi var oluşuma katabileyim.

Ahmet Erözenci:   Peki Gestalt’e göre “tamam karşımdaki farklı düşünüyor ama hatalı düşünüyor” gibi bir yaklaşım nasıl açıklanabilir?

Hanna Nita Scherler:  Neye göre ve kime göre hatalı?

Ahmet Erözenci:   Ekstrem örneklere gidelim, mesela Taksim meydanında biri çıplak koşsa ona hasta deriz, deli deriz. Kimseye zarar vermeyebilir. Bunun tekrarı sapıklık gibi görülebilir, yasalara da karşı bir durumdur. Saygı duyabilirim ama öte yandan o adamı uyarabilirim.

Hanna Nita Scherler:  Sizin akıl olarak tanıttığınıza ben bilinç düzeyi diyorum. Ortak yanımız bu. Kimimizin bilinç düzeyi bilinç gelişimi “ben” merkezli başlar, bize doğru gider. Yani dünya benim etrafımda dönüyor. Ağladım meme veriliyor, ağladım altım değişiyor, ağladım üstüm örtülüyor. Dünya benim çevremde dönüyor. Sonra benim ailem, benim arkadaşlarım, benim müzik grubum, tuttuğum takım, oradan bizim devletimiz oradan herşeye doğru gider sadece bizim devletimiz değil dünyadaki herşey ve oradan da evrendeki herşeye doğru gider. Sokakta koşan bir adamı gören kişi içinde bulunduğu bilinç düzeyinden yargılayacaktır olayı. Benmerkezci birisi ise “vay sen bana saygısızsın” der, bizmerkezcilikten konuşuyor ise “bizim yasalarımıza aykırıdır” der. Geslat bakış açısının savunduğu görüş şu: Birşeyi doğru ya da yanlış olarak ayrgılamak eğilimden çok, olgular ne olursa olsun, olgular birimin ve bütünün beraber hayrına olursa hücre doğal akışkanlığındadır demektir. Ama olgular birazcık birimden yana ya da ağırlıklı olarak bütünden yana gidiyorsa dengede bozukluk vardır. Bütün felsefefi bu aslında: Herhangi bir olgunun içersinde hem bir var bütün var, hem birey var. Hem sınırları görebilmek, tanıyabilmek, hem sınırların ötesinin varlığının da farkında olup orayı da yok saymamak.

Aslında “sınırlar özgürlüktür”. İnsan doğasında yeniliklere bir merak vardır. Yenilik demek sınır demek. Mesela uzanıp şişeyi turuyorum ya, şişe bir temas sınırdır. Ben de bir sınırım. Derimin içinde kalan taraf ben, dışında kalan taraf ben değilim. Ne kadar fazla sınır varsa ve ne kadar fazla temas olanağım varsa, kendimi o dokunduklarımda geliştirme fırsatı yaratabiliyorsam o kadar fazla özgürleşirim.

Gestalt bakış açısı ayırt etmez, şimdiye kadar ortaya çıkmış her bakış açısını kapsar. Biri diğerinden daha iyi ya da daha kötü değildir. Hepsinin kendi içinde bulunduğu konumdan anlatmak istediği birşey vardır. Aynı elma, herkes aynı elmaya bakıp birşeyler söylüyor ama farklı açılardan bakıyoruz elmaya. O elmayı farklı bilinç düzeylerinden algılıyoruz ve elmaya ilişkin ürettiğimiz anlamlar da hangi bilinç düzeyindeysek ve hangi açıdan bakıyorsak ve ihtiyacımız neyse o doğrultuda değişiyor.

Bir torba düşünelim, o torbanın içinde bir insanın yaşayabileceği tüm duygular, düşünebileceği, üretebileceği tüm düşünceler olsun. Gestalt bakış açısı varsayımında der ki: herkes bu torbalarda ne varsa hepsini yaşamaya, üretmeye,düşünmeye kapasitesi vardır. Ama kapasite kişinin kendi iradesi, kendi seçimleri, kendi isteği ile geliştirilecek, sabredilerek gidilecek bir yol, bir süreçtir.

Ahmet Erözenci:   Maksimum kapasiteye ulaşabilen var mıdır?

Hanna Nita Scherler:  Bir son nokta yoktur.

Ahmet Erözenci:   Kendinde olan yetenekleri olabildiğince çok kullanan diyelim?

Hanna Nita Scherler:   Mevlana.

Ahmet Erözenci:   Ben ne gibi bir çalışma yapmalıyım, kızıma ne gibi bir yol göstermeliyim ki yeteneklerinin hepsinin farkında olmasa bile farkında olabildiklerinin maksimumunu kullanabilsin?

Hanna Nita Scherler:   Ben de insanlarla çalışırken, insanların kendi yeteneklerini keşfederken en çok zorlandıkları nokta olarak bunu görüyorum. Birçok insan kendisinde neyin iyi gitmediğine çok güzel parmak basabiliyor. Neyi değiştirmek istediğini çok güzel söylüyor. Örnek vereyim: Erkek arkadaşımı her aradığımda telefonu açmıyor. Açmadığında da aklımdan acaba neler yapıyor diye geçiyor ve bütün keyfim kaçıyor diyor genç kız. Ben bunun saçma olduğunu biliyorum ama kendimi alıkoyamıyorum bir türlü, devamlı arıyorum açsın ve sorayım ne yapıyorsun diye. Ben ne yapayım bana söyleyin diyor. Cevabı çok basit: arama, arama dürtüsü ile savaşma.Çünkü aramayacağım dediğin anda dikkatini o faaliyete verdiğin için o dürtüyü besliyorsun, o enerjiyi besliyorsun, bunu yapma. O anda sokakta mısın evde misin kendi kendine de ki “şimdi oturduğum koltuğun neresini hissediyorum, sırtımda nasıl bir nesne var, dirseklerim nereye değiyor, nasıl bir koku alıyorum, etrafta ne görüyorum? Her zaman gittiğim bir yerse şimdiye kadar görmediğim bir ayrıntı görmeye çalışayım içinde bulunduğum mekanda. Şimdiye kadar duymadığım bir ses duymaya çalışayım. Yani diyorum ki aslında “dikkatini şimdi ve buradaya ver ve 5 duyunu şimdi ve burada görebileceğin, dokunabileceğin, koklayabileceğin şeylerle sınırla”.

Ahmet Erözenci:   Peki o anını maskeleme olmuyor mu? Çünkü o şu an için cafede oturuken zevahiri kurtaracak ama 1 saat sonra dolmuşta oturuken yine aklına gelecek, ama siz diyeceksiniz o zaman dolmuşu hisset.

Hanna Nita Scherler:   Ben yine hücrelerle anlatıyorum, mesela çukulata seviyorum diyor kişi, hayır sen çukulata sevmiyorsun, çukulata yerken ki kendini seviyorsun. Çukulata yerken o tad alma duyunda veya hücrelerde ne oluyorsa onun sana verdiği hazzı seviyorsun. Çukulata yerine sevdiğin başka birşeyi geliştirmek istersen uzun bir süre çukulata yerine başka birşey yemen lazım ki o hücreler o tada alışıp, hücreler bölündüğü zaman o tadı isteyen hücreler çoğalmaya başlayacak.Taa ki bir noktada çukulata hücreleri mazide kalacak ve başka birşeyi seven hücreler alanı kaplayacak. Bu da böyle birşey diyorum.

Ama ne yazık ki birçok insan kahır üreterek hayatını anlamlandırmayı seçiyor. Kahır üretmeyi seviyoruz. Alternatif bir yol yaratmak ve bu arayışa girmek yerine bizi mutsuz ettiğini bilsek bile o mutsuz olduğumuz konu hakkında konuşarak o anımızı değerlendirmeyi yeğliyoruz.

Ahmet Erözenci:   Tıpta apoptozis denilen bir olay vardır. Programlı hücre ölümü. Vücuttaki hücrelerin bütün organlardaki hücreleri belli bir program dahilinde ölmeliler ki yerine yenileri gelsin, bir anlamda organ kendini yenilesin veyahut işlevini yaşam koşullarına uygun sürdürsün. Bu apoptozise karşı gelen hücreler olursa zaten kanser dediğimiz olgu ortaya çıkıyor. Kanser hücresi çok felsefi bir hücredir. İnsanoğlu yıllarca ölümsüzlüğü araştırdı, öte yandan kanser hücresi ölüme karşı çıkan bir hücre, ölümsüzlüğü arayan insanoğlu o ölümsüz hücreyi kendinden üretiyor ve o hücrenin ölmesi de kişinin yok olması ile beraber oluyor.

Hanna Nita Scherler:   Çok güzel bir noktaya değindiniz. Gestalt bakış açısının en ağırlıklı, en yoğun barındırdığı bakış açılarından birisi varoluşçu bakış açısıdır. Varoluşçu bakış açısı der ki: Kabul etmemiz gereken en önemli husus bir gün öleceğimizdir. Varoluşçu bakış açısı psikopatolojiye birgün yok olacağımı kabul etmediğim için ürettiğim savunma mekanizmaları olarak bakar. Öleceğimi kabul etseydim bunları üretmeyecektim şeklinde bakar. Sizin bahsettiğiniz konu ile bağdaştırırsam düşüncelerle bedensel faaliyetler ve duygular arasında sürekli bir etkileşim olduğuna inanıyor Gestalt bakış açısı. Her düşünceye eşilk eden bir duygu vardır ve her düşünce ve ona eşlik eden duygunun da bedende bir izdüşümü vardır. İlla düşünceden başlamamız gerekmiyor. Her hücre hareketinin bir düşüncede izdüşümü ve ona eşlik eden bir duygusu da vardır. Bunlar değişmez üçgenlerdir, harekettir diyelim. Eğer kişi düşüncede ölümü reddediyorsa bunun bedendeki izdüşümü de ölmeyi reddeden hücre…Dolayısı ile biz düşüncemizle kendi sonumuzu, kendi yaşamımızı imkansız bir hale getirmiş oluyoruz. Halbuki ben birgün öleceğim, aslına benim ölmem lazım ki başka nesiller de yetişsin, hep aynısı olursa olmaz, hücreler gibi, bu hayatın doğal bir akışı. Doğal akışı ne kadar rahatlıkla kabul edebilirsem, ne kadar tevekkül edebilirsem o kadar hayatın doğal akışı içersinde sorunsuz yaşayabilirim. Bunun davranışlara izdüşümü ne olacak derseniz: ne olursam olayım karşılaştığım olgu ne olursa olsun, onu yargılamayayım, onu değiştirmeye çalışmayayım.

Ahmet Erözenci:   Peki niye herkes sonradan anılmak istiyor? Herkes yok olacağını biliyor, kimisi kabulleniyor, kimisi kabullenmiyor. Ama kimileri anılmak için bir takım hareketler yapıyorlar. Bunun  motivasyonu nedir?

Hanna Nita Scherler:   Ben şekilcilik ile onu bağdaştırabilirim. Benim inandığım felsefede her canlının evren üzerinde kalıcı bir etkisi var. Ne yaşıyorsak toplu olarak her yaşadığımızda evrenin barındırdığı her canlının payı var. Bunun adı ne olursa olsun. Hatırlanmak isteyenler, psikolojide benmerkezli diyebiliriz, hatırlanmak bir amaç değil bir sonuçtur ancak. Ben yaşadığım süreç içersinde elimden geleni yaparım kendimin ve bütünün hayrına ve öldükten sonra da bu yaptıklarım hatırlanıyorsa bu bir sonuçtur.

Benim şahsım için odaklanacağım şey şudur, ne yaparsam yapayım onu tutkuyla, çoşkuyla yaptığım zaman sonucu hem benim hayrıma o yaptığımı yaşayan insanların hayrına olmuştur.

Ahmet Erözenci:   Gestalt öncesi Hanna ile Gestalt sonrası Hanna arasında ilişkiler açısından nasıl farklar var? Örnekleyerek açıklayabilir misiniz?

Hanna Nita Scherler:   Gece-gündüz gibi, benim miladım gibi birşey. Artık hiçbir davranışı şahsıma yönlendirilmiş olarak anlamlandırmıyorum artık. Bu bilgi bana insanların davranışlarının ardındaki zedelenebilirliği görmemi sağladı. İnsanların davranışlarının ardındaki o yumuşak karınları ile ilişki kurabilmemi sağladı. Birkaç yıl önce trafikte aracıma bir araç çarptı, arabadan indik ve ben vucüt hareketlerinden “ama sen…” diye başlayan benim hatalarımı sıralamaya yönelik bir tavırda olduğunu gördüm, adama elimi dudağıma koyarak susmasını işaret ettim, önce iyi misiniz, birşeyiniz var mı diye sordum, sen ne tuhaf bir kadınsın dedi…niye dedim, ama ben çarptım dedi, olabilir dedim, insan hali ben de çarpmış olabilirdim, önce iyi miyiz ona bakalım, sonra ne yapabilirize bakalım. Ve sonra orada hoş bir muhabbetimiz oldu ve sonra konu halloldu.

Son olarak ne söyleyebilirim diye düşününce şunu sormak isterim: en yakın zamanda, en son ne zaman bir çiçek kokladınız? Ne zaman bir uğur böceği veya karınca dikkatinizi çekti?

Röportajı dinlemek için linke tıklayınız:

Gestalt ile ilgili çeşitli kaynaklardan faydalanmak isteyenler için:

Ken Wilber- Her şeyin teorisi

WHAT IS GESTALT

Ahmet Erözenci: Hello, my guest today is Hanna Nita Scherler, who received her bachelor’s degree in business administration and marketing from Boğaziçi University, did her master’s degree in social and clinical psychology at the same university, and later went to the United States and continued her studies at the Gestalt Institute of Cleveland there in 1988.

She currently teaches at Bilgi University on a contractual basis and is a member of the teaching staff of the Israel program of Gestalt Clinic. Having established a Gestalt community in Istanbul, she continues to teach the basic concepts and methodology of Gestalt as a way of life.

Let’s start with the concept of Gestalt and what is Gestalt.

Hanna Nita Scherler: It’s hard to describe what Gestalt is with words. Let me try to explain it metaphorically. What do we see when we look at the night sky?

Ahmet Erözenci:  The moonlight, the moon, the stars…

Hanna Nita Scherler: We actually need the dark sky underneath to see the moonlight, moon and stars. Here is Gestalt, a perspective that teaches us to see the ground together, which allows us to see the shapes we think we see.

Ahmet Erözenci:  So, should I understand this from here? Any behavior, whatever it may be, I can extend it from a simple smile to speaking into the eyes, to a firm grasp of the hands, the appearance of indifference, behind each of these there is another event, another motivation, another motive and Gestalt is aiming to reach it?

Hanna Nita Scherler:  I want to say that every behavior, every phenomenon should be interpreted with the ground on which it is structured. Let’s say you ran into someone on the road, you smiled, someone you know, but he didn’t smile at you. Not smiling is a behavior we can see. The meaning we attribute to it means that “dark sky”, because what we attribute to it can change over a spectrum that can go as far as “dear, he’s distracted, he didn’t see it…wow man, he didn’t greet me”.

Ahmet Erözenci:  Well, this building below, wow, he didn’t greet me. What will knowing these things give me?

Hanna Nita Scherler: From a Gestalt point of view, it will ensure that the meaning we attribute has nothing to do with that buggy, whatever meaning we ascribe, it is about us. Whatever I contain on my ground, the meaning I will produce regarding the stimuli I perceive is limited to what I contain. I can’t use anything I haven’t seen, read, heard, thought about, smelled or tasted to create meaning. Therefore, my world is limited to my experiences.

Ahmet Erözenci:  If we act from the example of the previous day, if I greet the person who doesn’t smile at me when I smile with the comment “Wow look, he doesn’t love me” and I’m making that comment, then actually I don’t like myself.

Hanna Nita Scherler: Or I believe I am unloved, and I certainly have good reasons to believe so.

Ahmet Erözenci:  Then we almost enter Freud. There is an explanation that says everything starts from childhood.

Hanna Nita Scherler: It starts from childhood, incidentally, our current behavior is structured by everything we’ve experienced from the moment we’re born until today. Not just with our childhoods.

Ahmet Erözenci:  In this case, Gestalt enables the person to know himself/herself.

Hanna Nita Scherler: She describes it. You look at the phenomena outside of you and produce meaning as if they have nothing to do with you, but the objects outside only serve as a mirror for you to know yourself.

Ahmet Erözenci:  Can we use a very ambitious statement because Gestalt aims to capture the perfect person?

Hanna Nita Scherler: It would be very wrong, because in this philosophy there is not much room for judgments such as good-bad, perfect-imperfect, right-wrong. Because its methodology is phenomenological. What does this mean? Therefore, there is no such thing as perfection in the moment… There is no stupid tree or smart tree in nature. A tree is a tree, if there is wind at that moment, its leaves shake, if it rains, it gets wet.

Ahmet Erözenci:  There are trees that live for years and centuries, there are trees that die in one season…

Hanna Nita Scherler: Maybe. This is not necessarily good or bad, it always happens at that moment. There is no such thing as reaching perfection. There is reaching that, mastering the art of living in the moment as much as possible. If there’s a case he’s trying to catch, this is it.

Ahmet Erözenci:  Does Gestalt have a connection with other disciplines? Or is it a separate field on its own?

Hanna Nita Scherler: Definitely there, like breathing. We can’t breathe yesterday’s breath today, we can’t breathe today for tomorrow, we can only breathe to continue our life in the present moment. The same goes for energy, we cannot stock up on yesterday’s energy. We can’t stockpile tomorrow’s energy either. We are always using our current energy. We are in an energy exchange at this moment. In other words, Gestalt is actually a perspective that encompasses all aspects of the human being, whether it is breath or energy, in the present moment.

Ahmet Erözenci:  It enables the person to face himself/herself.

Hanna Nita Scherler: It allows the person to get to know and discover himself. The word meaning of confrontation – as I perceive it – has a negative emphasis. Instead of the word confrontation, let’s say “creating a contact boundary“.

Ahmet Erözenci:  Well, isn’t the border limiting here? We are talking about a certain limit.

Hanna Nita Scherler:  Gestalt is the sum of opposites. To be one, we have to create boundaries. To become one, we must first separate. We need to separate so that when we meet, we can be one.

Ahmet Erözenci:  Let’s move on to a new question; Even the strongest person is fragile. Surely he has a breaking point, his soft belly. And in some people, very deep reflections can occur in the simplest event such as point shooting. As far as I understand, Gestalt allows to catch the weak points of the person and removes their complexes. Isn’t it scary to perceive how fragile one is? If he stays there, he will have gone far back from where he started.

Hanna Nita Scherler:  The answer to your question is “no”. Because man has developed such defense mechanisms that he already has mechanisms to not perceive or filter the stimuli that are frightening for him. Therefore, he perceives the one that scares him the least and will start from there in the process. But if he allows it, it goes deeper and deeper, like the skin of an onion, but this is something that can never happen without one’s own consent.

Ahmet Erözenci:  What is the phenomenon we call separation and how does it fit with Gestalt?

Hanna Nita Scherler: Let me try to explain it very simply. Let’s say we are thirsty, we will drink water. As soon as we take the water in our mouth and start to pass it down our throat and into our stomach, we meet with water. When we drink the whole bottle and put the bottle back, we separate from the bottle. Everything we do in our daily life can actually be viewed as meeting and separation. We talk, maybe we don’t have physical contact when we talk, but we have eye contact, so we meet. Why are these concepts so important? We can say that life is a synthesis of how much together and how much separate from the other in terms of relationships.

Ahmet Erözenci:  What we call the other?

Hanna Nita Scherler:  Our mother, our father, our lover, our spouse, our child, our friend… ourselves. How long will we be together with these people, how much will we separate. Something is wrong here if we always want to be together or if we never choose to be with the other. Then we have to find an optimum balance between the two. For this, we need to be able to distinguish between meeting and separation so that when I meet and when I separate, and how do I fulfill these functions of meeting and separation…

Ahmet Erözenci:  We may not be able to notice the meeting and separations that follow the natural way. Afterwards, it may be necessary to think about at what point I met and at what point I diverged. On the other hand, it is a simple act that you do on purpose. In order to evaluate the meeting and separation in their natural course, one will probably have to think about the daily course every night…

Hanna Nita Scherler: It will need to raise awareness. Let me explain with a simple example, opening and closing is an automatic movement of every cell. Some cells open and expand and stay that way, not closing or closing and staying like that means a pathological disorder there. It does it without thinking as the cell opens and closes automatically. It is nature. But when there is a disruption in the on-off synchronization, there is a revolt of other cells in the body. They say you broke our harmony, our flow. That’s when it becomes very important to be aware of one’s awareness. You need to hear that revolt. The body gives that rebellion in many different ways. It gives as headache, stomachache, depression and more abstractly. That’s why awareness is so important. Otherwise, awareness is not as thinking and making sense. Especially listening to the body and breathing. Our breathing changes as the cells begin to move outside their natural flow.

Ahmet Erözenci:  We are talking about a way of life in sum of all that has been said.

Hanna Nita Scherler: Totally. A philosophy of life. Gestalt is definitely not a form of therapy for me. It’s a lifestyle.

Ahmet Erözenci:  If we consider Buddhism, one of the main characteristics of Buddhism is “anticipation”. Because it is said that if there is an expectation and the expectation is not fulfilled, unhappiness will come. What you are talking about is a much bigger picture, almost always the person will ask himself what is wrong and why, he will determine the meeting-separation, plus he has to question the others. Isn’t that tiring? Isn’t it tiring to look at everything from the point of view that there is a reason behind it?

Hanna Nita Scherler:  Why, not how. I understand from our narrative that you are only slipping into the thought dimension, the answer to why or why may be in the intellectual dimension. The answer to How can be intellectual, emotional, bodily and spiritual. He can give equal human attention to all these 4 dimensions in his daily life. For example, you said to get rid of expectations. Instead of such a definition, I choose to describe my 5 senses as giving stimuli that I can now perceive. Because when I do this, I can’t generate expectations anyway. The expectation is to write a script about stimuli that are not in front of me at the moment. Then I don’t use my 5 senses for current data. I am currently writing a scenario for the future with the data I have in my repertoire, perceived and housed in the past.

Ahmet Erözenci:  It seems to me that after all these conversations, we are talking about a fantastic and fantastic life.

Hanna Nita Scherler:  This is a fluid, balanced, grounded method that allows the person to support himself. Let me try to explain it another way. Let’s consider a dimension. Let’s think of a pen, with thoughts at one end and body at the other. What I mean is, to me, the definition of healthy, fluid life is to have the flexibility to be at any point on that dimension. I’m just talking about not positioning the knead heavily on one end or the other end of that pen. According to the needs of the moment, I need to be able to think on that dimension, but I also need to feel it in my body. I need to become a witness and reach the spiritual dimension as in meditation.

Ahmet Erözenci:  What are value judgments?

Hanna Nita Scherler: The value judgment for me can best be described as follows: parents say to their child -not with words, but with actions- my child see what I see when I look at him. When you listen, hear what I hear. When you taste, taste what I taste. This is how value judgments are made. A programming. Yes. Let’s say the family listens to rock music every day, and the parents are very pleased with it. The child wonders one day and tries to listen to classical music. The mother throws a word from there, “Isn’t there any other music?” This is a conditioning, the child can never afford to lose the love of the parents, never. Therefore, it is ruthless and quite rightly that it is the condition not to do, see, hear, taste or touch anything that the parents do not like. He says my parents should love me, accept me, show me affection. This lasts until adolescence. In adolescence, the sense of belonging shifts from parents to the group of friends. There are peers with whom he can feel closer, apart from his parents, whom he can now feel belonged to. Then when the mother says there is no other music, she has the courage to say no. But value judgments are now acquired by adolescence.

Ahmet Erözenci:  Well, it was won as programmed, but he wants to change it.

Hanna Nita Scherler:  In order for her to realize that she wants to change, she must be convinced that that rock music no longer satisfies her and no longer meets her needs. In order for him to come to such a persuasion awareness, he must experience situations in his life that are unhappy, unsatisfied, and something annoys him. I will explain this again with a metaphor. Think of a scene, the child lives in the part of the scene that is lit only by the projector in the hands of the parents. He thinks there is the world in the part that is illuminated on the whole stage. He wants to get out of there, restless but he doesn’t know, he doesn’t know how to do it. No role models, no parental support, Gestalt is very helpful there.

How do you say it helps… I argue that Gestalt is best learned by living. In order to achieve this, I take care to include all ages, different education levels, different occupational groups and different genders in my training groups as much as possible, so that everyone talks to the other from the brightness of their own scene and they think that the other is in that light. However, the other speaks to himself from his own darkness. He is speaking from a value judgment that he does not know, from a place he has not yet touched, seen, heard, touched. And what people do impulsively at first is everyone trying to make the other look like themselves. You are wrong, you know wrong, look, let me tell you the truth. Of course, this is a unique opportunity for me and I try to explain to them what a wonderful opportunity for change they have. Do not try to change each other, to explain who is right and who is wrong. In the face of the same stimulus, see that everyone in this room has a reality of their own, just as you have a reality of your own. What a wonderful thing.

Ahmet Erözenci: But on the other hand, you have come to a very interesting fact. Let me speak with my scientist identity, “truth is not more than one.” There is a state of unity in the definition of truth. It’s good to accept difference.

Hanna Nita Scherler:  Then we are going towards one, because the difference between me and you disappears, saying that you think differently from me means being able to see and hear that difference now, and that means creating a contact boundary. I have to create a contact boundary so that I can touch. In the first step towards change, I must first see that there are those who think differently from me so that I can lean towards that different thought and incorporate it into my own existence.

Ahmet Erözenci:  How can one explain an approach such as “ok, the person in front of me thinks differently but thinks wrongly” according to Gestalt?

Hanna Nita Scherler: Error according to what and according to whom?

Ahmet Erözenci:  Let’s go to extreme examples, for example, if someone runs naked in Taksim square, we call him sick, we call him crazy. It may not harm anyone. The repetition of this can be seen as perversion, and it is against the law. I can respect it, but on the other hand, I can warn that guy.

Hanna Nita Scherler:  I call what you describe as the mind, the level of consciousness. This is what we have in common. Consciousness development of some of us starts with “self” and goes towards us. So the world revolves around me. I cried, breast was given, I cried, my diaper was changed, I cried, I was covered. The world revolves around me. Then my family, my friends, my music group, my favorite team, from there our state goes from there to everything, not only our state, but everything in the world and from there to everything in the universe. The person who sees a man running on the street will judge the event from the level of consciousness he is in. If an egocentric person says “wow you disrespect me”, if he is talking about egocentrism he says “it is against our laws”. The view advocated by the Gestalt point of view is as follows: If the facts are for the benefit of the unit and the whole together, rather than the tendency to judge something as right or wrong, it means that the cell is in its natural fluidity. But if the cases are slightly in favor of the unit or predominantly in favor of the whole, there is a disturbance in the balance. In fact, this is the whole philosophy: In any phenomenon, there is both an existing and a whole and an individual. Being able to see and recognize the borders, and being aware of the existence of beyond the borders and not ignoring them.

In fact, “boundaries are freedom”. Human nature has a curiosity for innovations. Innovation means borders. For example, I lie down and hold the bottle, the bottle is a contact limit. I am also a limit. I’m the part inside my skin, I’m not the part outside. The more boundaries there are and the more contact opportunities I have, the more freedom I become if I can create an opportunity to develop myself in those I touch.

Gestalt point of view does not distinguish, it covers every point of view that has ever emerged. One is not better or worse than the other. All of them have something they want to tell from their own position. The same apple, everyone looks at the same apple and says something, but we look at the apple from different angles. We perceive that apple from different levels of consciousness, and the meanings we produce about the apple change in line with what level of consciousness we are and from which angle we look at it and whatever we need.

Let’s think of a bag, all the emotions that a person can experience, all the thoughts he can think and produce in that bag. The Gestalt point of view assumes that everyone has the capacity to live, produce, think, whatever is in these bags. But capacity is a path, a process that will be developed with one’s own will, one’s own choices, one’s own will, and which will be followed with patience.

Ahmet Erözenci:  Can anyone reach the maximum capacity?

Hanna Nita Scherler:  There is no end point.

Ahmet Erözenci: Let’s say that he uses his talents as much as possible?

Hanna Nita Scherler:  Mevlana.

Ahmet Erözenci:  What kind of work should I do, what kind of way should I show my daughter so that she can use the maximum of what she is aware of, even if she is not aware of all of her abilities?

Hanna Nita Scherler: When I work with people, I see this as the point where people have the most difficulty while discovering their own talents. Many people can very well point out what doesn’t go well with them. He says very well what he wants to change. Let me give an example: Every time I call my boyfriend, he doesn’t pick up the phone. When she doesn’t turn it on, I wonder what she’s doing and she says I lose all my mood. I know this is nonsense, but I can’t help myself, I’m always calling and asking what are you doing. He says tell me what should I do. The answer is simple: seek, don’t fight the urge to seek. Because the moment you say you won’t seek, you’re feeding that urge, you’re feeding that energy, because you focus your attention on that activity, don’t do it. At that moment, are you on the street, are you at home, and say to yourself, “What do I feel about the chair I’m sitting on now, what kind of object is on my back, where my elbows touch, what smell do I smell, what do I see around? If it’s a place I always go to, let me try to see a detail I haven’t seen before, in the place I’m in. Let me try to hear a sound I haven’t heard before. So what I’m saying is actually “pay attention to the here and now and limit your 5 senses to what you can see, touch, smell here and now”.

Ahmet Erözenci:  Well, isn’t it masking that moment? Because for the moment, he will save the appearance while sitting in the cafe, but 1 hour later, he will come to your mind while sitting in the minibus, but you will say, then feel full.

Hanna Nita Scherler:  I am telling with cells again, for example, the person says I love chocolate, no, you don’t like chocolate, you love yourself while eating chocolate. You love the pleasure it gives you, whatever happens in your sense of taste or in the cells while eating chocolate. If you want to develop something else you love instead of chocolate, you have to eat something else instead of chocolate for a long time, so that when those cells get used to that taste and when the cells divide, the cells that want that taste will begin to multiply. I mean something like this.

But unfortunately, many people choose to make sense of their lives by producing grievances. We love to produce coffee. Instead of creating an alternative path and seeking this, we prefer to evaluate that moment by talking about the issue we are unhappy with, even if we know that it makes us unhappy.

Ahmet Erözenci:  There is an event called apoptosis in medicine. Programmed cell death. The cells of the cells in the body and the cells in all organs must die within a certain program so that new ones will be replaced, in a sense, the organ will renew itself or continue its function in accordance with living conditions. If there are cells that oppose this apoptosis, what we call cancer emerges. The cancer cell is a very philosophical cell. Mankind has searched for immortality for years, on the other hand, the cancer cell is a cell that opposes death, the human being who seeks immortality produces that immortal cell from itself, and the death of that cell comes with the death of the person.

Hanna Nita Scherler:  You made a very good point. One of the most weighty and intense perspectives of the Gestalt perspective is the existential perspective. The existential point of view says: The most important thing we have to accept is that one day we will die. The existential perspective looks at psychopathology as defense mechanisms that I produced because I did not accept that I would perish one day. He looks at me as if I had accepted that I would die, I would not have produced these. The Gestalt point of view believes that there is a constant interaction between thoughts and bodily activities and emotions, if I relate it to the subject you are talking about. Every thought has an accompanying emotion, and every thought and accompanying emotion has a projection on the body. We don’t have to start with the thought. Every cell movement has a projection in a thought and an accompanying emotion. These are immutable triangles, let’s say motion. If a person rejects death in thought, its projection on the body is the cell that refuses to die… Therefore, we make our own end, our own life, impossible with our thoughts. However, I will die one day, in fact, I have to die so that other generations can grow up, it is not always the same, like cells, this is a natural flow of life. The more easily I can accept the natural flow, the more I can trust, the more I can live in the natural flow of life without any problems. If you ask what will be the projection of this on behavior: no matter what I am, whatever the phenomenon I encounter, I will not judge it, I will not try to change it.

Ahmet Erözenci:  Why does everyone want to be remembered later? Everyone knows that it will disappear, some accept it, some do not. But some of them do some movements to be remembered. What is the motivation for this?

Hanna Nita Scherler:  I can associate it with formalism. In the philosophy I believe in, every living thing has a permanent effect on the universe. Whatever we experience, every living thing in the universe has a share in every time we experience it collectively. Whatever it’s called. We can say that those who want to be remembered are egocentric in psychology, to be remembered is not a goal but a result. I do my best in the process I live for, for the sake of myself and the whole, and if what I did is remembered after I die, this is a result.

What I will focus on for myself is that when I do whatever I do with passion and enthusiasm, the result is for the benefit of both me and the people who live what I did.

Ahmet Erözenci:  What are the differences between pre-Gestalt Hanna and post-Gestalt Hanna in terms of relations? Can you explain with an example?

Hanna Nita Scherler:  It’s like day and night, something like my milestone. I no longer interpret any behavior as directed at me anymore. This knowledge has allowed me to see the vulnerability behind people’s behavior. It allowed me to relate to those soft bellies behind people’s behavior. A few years ago, a vehicle hit my car in traffic, we got out of the car and I saw that he was trying to list my mistakes, which started with “but you…” , he said what a strange woman you are… I said why, but he said I hit it, I said maybe, human state I could have hit it too, let’s see if we’re okay first, then let’s see what we can do. And then we had a nice chat there, and then it was settled.

Finally, when I think about what to say, I would like to ask: when was the last time you smelled a flower? When did you notice a ladybug or an ant?

Psikoloji / Psychology içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | 10 Yorum

Atatürk Arboretumu

Atatürk Arboretumu, İstanbul Sarıyer ilçesi sınırları içinde Belgrad ormanının güneydoğusunda 296 hektarlık bir orman alanıdır. Arboretum, bitki müzesi anlamına gelmektedir, kökeni Latice’ye dayanır. Bu güzel alanda 2000 farklı bitki yetiştirilmektedir.

Arboretum haftaiçi ve haftasonu ziyarete açıktır. Girişler ücretlidir.

 

 

arboretum (1)

arboretum (2)

arboretum (7)

arboretum (8)

arboretum (9)

 

arboretum (10) arboretum (17)

arboretum (18)

arboretum (19)

arboretum (22)

arboretum (23)

arboretum (24)

arboretum (37)

arboretum (40)

arboretum (42)

arboretum (46)

arboretum (54)

arboretum (58)

arboretum (62)

arboretum (65)

arboretum (67)

arboretum (68)

arboretum (69)

arboretum (70)

arboretum (71)

arboretum (72)

arboretum (86)

arboretum (87)

arboretum (88)

Bitki çeşitlerinden bazı örnekler:

arboretum (93)

Calycanthus fertilis Walt

arboretum (95)

Acer Palmatum Thunb / Japon Akçaağacı

arboretum (84)

Acer Ginnala Maxim

arboretum (60)

Aucuba Japonica Thunb

arboretum (50)

Syringa x persica L / Leylak

arboretum (77)

Cupressus Arizonica Greene “Glauca” / Mavi Servi

arboretum (90)

Acer palmatum Thunb , dissectum

 

Adres: Sarıyer Köyü, 34450 İstanbul

Telefon:(0212) 226 1929 ile 226 2335

Toplu Taşıma: İETT Bahçeköy Durağı

 

 

 

 

Seyahat- Travel içinde yayınlandı | , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Balat

İstanbul’un yokuşları, eski evleri, tarihi dokusu ile önemli semtlerinden birisi olan Balat turistlerin ve fotoğrafseverlerin de ilgi odağı.

1985 yılında İstanbul’un UNESCO Dünya Kültür ve Doğa Mirasını Koruma Sözleşmesi‘ne dahil edilmesinden sonra yapılan ilk çalışma, Fener-Balat semtlerinin rehabilitasyon projesi oldu. 2003-2007 seneleri arasında Avrupa Birliği fonundan elde edilen kaynaklar ile birlikte Fener-Balat hattında seçilen evler rehabilitasyon projesi kapsamında restore edildi. Daha sonra birçok sorun, itiraz ve mahkemeler ile durduruldu.

Ancak bugün Balat’ın ara sokaklarında gezerken daha restore edilmeyi bekleyen ve ihtiyaç duyulan yüzlerce evin bulunduğu da gözlerden kaçmıyor. Özellikle boş evlerin durumu son derece tehlikeli ve çoğunun çevresinde herhangi bir koruyucu tedbir alınmadığı için her türlü kazaya açık bir konumda duruyor.

Olumsuz yönleri gözardı edildiğinde film setleri için, fotoğrafçılar için, eski binalara ve mimarlık tarihine  ilgi duyanlar için oldukça ilginç ve malzemesi bol bir semt Balat. Hala sokaklarında çocukların oynadığı, pencerelere çıkan hanımların birbirini çay davetlerine bağırarak çağırdığı, çamaşırların evler arasında asıldığı, balkonlarına çanak antenlerin monte edildiği mahalle hayatının yaşandığı alışıldık İstanbul hayatı dışında renkli bir yer.

 

 

balat (8)

balat (9)

balat (10)

balat (11)

balat (12)

balat (13)

balat (14)

balat (15)

balat (16)

balat (17)

balat (18)

balat (19)

balat (20)
balat (6)
balat (5)
balat (4)
balat (3)
balat (2)
balat (1)

Tasarım-Dekorasyon-Mimarlık-Design-Decoration-Architecture içinde yayınlandı | , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın