Bir kitap nasıl pazarlanır?

Alışılagelmiş pazarlama stratejilerinin dışında çok keyifli ve güzel bir fikir olduğunu düşündüğüm bir kitap pazarlama yöntemine denk geldim.

MirandaJuly

Oyuncu ve yazar Miranda July, yeni kitabını “No one belongs here more then you”  güzel bir web sitesi hazırlayarak tanıtıyor…Buzdolabının tepesine oradan ocağının üstüne mesajlarını yazıyor…54 resimli sayfa ile tanıtımını tamamlıyor. Yazılar çok güzel, fikir nefis, resimler basit, geneli samimi. Fazla söze gerek yok, girin bakın.

Özel ve değişik bir film arıyorsanız: Me and you and everyone we know

Kitaplar-Books içinde yayınlandı | , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Grand Hotel de Londres

grandoteldeLondres (37)

Beyoğlu Meşrutiyet caddesi üzerindeki en meşhur ve belki de en eski otel “Grand Otel de Londres” yani Büyük Londra otelidir. 1960’lı yıllardan beri Antakya’lı Hüzmeli ailesine aittir.

Otelin içini gezerken yetkililerden bilgi alıyoruz. Müşterilerinin neredeyse tamamı yabancı, özellikle Avrupa ve Amerika’dan çok ziyaretçileri bulunuyor. Sebebini sorunca yabancı müşterilerin tarihi dokuya, nostaljik havaya çok ilgi duyduklarını yerli müşterilerin ise  lüks ve konfor aradıklarını dolayısı ile burasını pek tercih etmediklerini öğreniyoruz. Yine de sanatçılar, tiyatrocu ve sinemacıların uğrak yeri.

Otelin popülerliğini katlayan kişilerden birisi Almanya’da yaşayan bol ödüllü ünlü yönetmen Fatih Akın. Gegen die Wand yani “Duvara Karşı” filminin çekimlerinin bir bölümü burada geçti, o dönem ve günümüzde İstanbul’a geldikçe otelde konaklıyor. Filmin gösterimi ile birlikte otele ilgi inanılmaz artmış, yurtdışında tanımayan kalmamış diyorlar…

Sezen Aksu’nun “yanmışım sönmüşüm ben” şarkısına ait klibi yine Fatih Akın tarafından burada çekilmiştir.

Bir dönemdir kapalı gişe oynayan dünya edebiyatının önemli eserlerinden birisi Goethe’nin Faust oyununun çevirisi Haydar Zorlu tarafından burada hazırlanmış…Bunu da gezimiz sırasında tesadüfen orada bulunan Haydar beyin kendisi tarafından öğreniyoruz…

Buraya gelen müşterilerin büyük bir kısmı otelde hiçbir restorasyon yapılmamasını, dokusunun mutlaka korunmasını rica etmekteymiş.

grandoteldeLondres (35)

grandoteldeLondres (11)

grandoteldeLondres (1)

grandoteldeLondres (2)

Otelin en eski parçalarından birisi bu büfe ve piyano

grandoteldeLondres (3)

grandoteldeLondres (10)

grandoteldeLondres (5)

grandoteldeLondres (6)

Otelin sürekli elemanı “Yakup” gelen müşterileri ilgi ile izliyor…

grandoteldeLondres (32)

Müşteriler için bilgisayar alanı

grandoteldeLondres (15)

grandoteldeLondres (14)

grandoteldeLondres (22)

grandoteldeLondres (23)

grandoteldeLondres (27)

Tasarım-Dekorasyon-Mimarlık-Design-Decoration-Architecture içinde yayınlandı | , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Adahan İstanbul

adahanistanbul (26)

General Yazgan sokak üzerinde konumlanmış, Kamondo ailesi tarafından yaptırılmış hazineye ait 140 yıllık tarihi eser bina 27 sene boş kaldıktan sonra  Dikon Mimarlık ofisi sahibi mimar Sedat Aklan tarafından  5 senelik restorasyon çalışması sonunda 2012 senesinde Adahan Istanbul ismi ile otel olarak hizmete girdi.

4 katlı ve 47 odalı otelde 4 adet toplantı salonu (bunların ikisi, içinde banyosu ve küçük mutfak ünitesi olan sanatçı ve araştırmacı stüdyosu olarak tasarlandı. Bu birimlerde isteyenler, otel servisinin tümünden yararlanarak konaklayabilir ve çalışmalarını sürdürebilirler), kütüphane, kahve barı, restoran ve tiyatro gösterileri ile özel davetlerin yapıldığı bir mahzen alanı bulunuyor.

adahanistanbul (23)

Otele girişte ve tüm gezim boyunca dikkatimi çeken özellik başta hoş ve hafif bir kokunun tüm otelde ve odalarda kendisini hissettirmesi. Bu özellik güzel bir etki bırakıyor…

Orijinal olarak ortaya çıkarılmış mermer zemin, mermer merdivenler, orijinal olarak bırakılmış duvarlar ve tavan dekorları,  ham bırakılmış mobilya ile doğramalar, sade aydınlatmalar ilk anda göze çarpan detaylar. İhtiyaçtan fazla hiçbir dekoratif öğeye rastlamak mümkün değil. Resim, aksesuar,halı gibi dekoratif objeler yok denecek kadar az. Sade ama fonksiyonel, ferah ve zarif bir dekorasyon hakim.

Mimar Sedat Aklan ile keyifli bir sohbet eşliğinde otel hakkında geniş bilgi edindik.

“Mekanın niteliğini insanlar talep ediyor. Mekan sizi rahat veya rahatsız hissettirebilir. İnsanları rahatsız etmeden, şaşıracakları ama keyif alacakları mekanlar tasarlamalı…Mekan tasarımı dünya görüşünüzü aktarır. Son dokunuşları yaparken doğru seçimi yapmalısınız. Mesajınızı alanlar ve almayanlar olacaktır. Mesajınızın doğru yere gitmesi için gelen insanların donanımlı olması da şarttır tabii” diyor.

Yapı, tuğla yığma bina, zemin volta döşeme. Restorasyona başladıklarında öncelikle dönemin mimari malzemelerini incelemiş, ona göre projelendirmeyi gerçekleştirmişler.

Duvar kalınlıkları 40 ile 60 cm arasında değişkenlik göstermekte.

Mermer zemin üstünde farklı döşemeler mevcutmuş, merdiven kat kotları takip edilerek esas mermer ortaya çıkarılmış.

Toplantı odası gibi bazı mekanlarda görülen freskoların üzerinde 7-8 kat boya bulunuyormuş. Bunlar hafif buhar verilerek tek tek soyulmuş ve orijinal freskolar ortaya çıkarılmış.

Binada çimento kullanılmamış, kireç harç ve kireçli boya kullanılmış. Kireçli boya içinde ihtiva ettiği kalsiyum kristalleri sebebi ile ışığı yansıttığı için derinlik hissi vermekte olduğundan otel müşterilerinin dikkatini çekmekteymiş.

Tavan yüksekliğinden hiçbir şey kaybetmemek adına havalandırma sistemi otel içinde bulunan 4 adet şaft ile çözülmüş.

En üst kata çıkan merdivenler yokmuş. Orijinal merdivenlere sadık kalmak adına diğer katlardaki merdivenlerden profiller çıkarılmış, Marmara ocağında bir usta bulunmuş ve merdivenlerin taslakları kestirilmiş. Sonradan da son haline getirilmiş. 180 cm uzunluğundaki basamakların tanesi 280 kg ve 40 cmlik bölümü duvar içinde konsol olarak çalışmakta.

Sedat bey yatak seçiminin de otelin önemli unsurlarından birisi olduğunu, konfora dikkat edilmesi gerektiğini ifade ederek, hava sirkülasyonu bulunan özel olarak seçtiği doğal malzemelerden yaylı yatak yaptırdığını belirtti. Gelen müşterilerden çok olumlu geri bildirimler aldıklarını hatta bazılarının yatak satın almak ve bu markayı getirtmek istediklerini belirtti.

Otelin zemini genel olarak mermer yanında Montreal’den getirtilmiş masif ahşap. Verniksiz. Banyo zeminleri ise yerden ısıtmalı taş.

Odalarda halı kullanımının doğru olmadığını, insanların halıya basmaktan hoşlanmadıklarını çoğunlukla “pis” olabileceği düşüncesinde olduklarını gözlemlediğinden hiçbir odada halı bulunmadığını ifade ediyor.

Nevresimler ve havlular beyazlatılmamış, boyanmamış pamuk.

Abajurların ahşabı yakılmak üzere soba önünden atölyelerden kurtarılmış, tornaya götürülmüş ahşap. Abajurlar ise el yapımı Hint kağıdı.

adahan

4 kat boyunca inen aydınlatma el yapımı. 960 adet kağıt başlıklı 1 wattlık aydınlatmadan oluşuyor. Merdiven boşluğundaki hava sirkülasyonu sebebi ile aydınlatma zarif bir biçimde hareket ediyor.

adahanistanbul (27)

adahanistanbul (28)

Toplantı odası 15 kişilik. Fakat geniş bir alanda yer aldığı için bu sayı rahatlıkla arttırılabiliyor.

adahanistanbul (16)

Toplantı odası önünde yer alan kahve barı hem otel müşterilerine hem de toplantı yapan firmalara yönelik tasarlanmış.

adahanistanbul (21)

Kütüphanede İstanbul ve dekorasyona dair birçok kitap ve dergi bulunuyor. Turist müşterileri şehri gezmeden önce burada bir ön çalışma yapma imkanı bulabiliyorlar.

adahanistanbul (17)

Otelde ayrıca Van ilinden getirtilen el emeği göz nuru halı ve kilimler meraklılarına satışa sunuluyor.

adahanistanbul (1)

Geniş ve uzun koridorlardan odalara dağılıyoruz…Koridorlardaki sadelik ve boşluk dikkat çekici…Duvarlar zaman zaman gerçekleşen sergiler için kullanılıyor. Sergilerden zaman içinde toplanacak eserler ile duvarlar süslenecek.

adahanistanbul (35)

Otelin en büyük odalarından birisini ziyaret ediyoruz. Daire büyüklüğündeki oda geniş aileler, rahatlık arayan iş adamları için ideal.

adahanistanbul (36)

Oda salon alanı

adahanistanbul (43)

Farklı banyo tasarımlarından bir örnek

adahanistanbul (38)

Eski kapıların yatak başı olarak değerlendirildiği bir yatak örneği

adahanistanbul (31)

Orijinal tavanın restorasyon sonucu olduğu gibi ortaya çıkarıldığı en güzel odalardan bir tanesi

adahanistanbul (3)

Otelin en üst katında Cachi restoran bulunuyor. Burası sıcacık, ev havasında döşenmiş hem otel müşterileri hem de dışarıdan gelen misafirlere açık bir lokanta/bar. Açık terasından yaz aylarında Haliç manzarasını seyretmeniz mümkün. Yemekler otelde günlük yapılıyor, dışarıdan hiçbir şey alınmıyor. Dondurulmuş gıda kullanılmıyor. Öğle yemeklerinde dışarıdan birçok müşteri geliyor, fiyatlar makul ve bütçelere göre farklı menü paketleri bulabilmek mümkün.

Otelde yemekten, temizlik ürünlerine kullanılan herşey organik, dolayısı ile Greenstar yani Yeşil Yıldız belgesine sahip! Çevreye duyarlılığın son yıllarda gittikçe önem kazanması, Kültür ve Turizm bakanlığının bu konuda yaptığı bir araştırma ile turistlerin bu konuya duyarlı tesislerde kalmak istemelerine dikkat çekmesi bu oteli bu ihtiyaca cevap veren tarihi ve güzel bir tesis haline getiriyor.

Çatıda konumlanmış güneş toplayıcıları ile otelin sıcak su ihtiyacı karşılanıyor. Yağmur suyu toplayıcıları ile mekanik ve kimyasal temizlikten geçirilen yağmur suyu temiz su olarak kullanılıyor ve bu sayede dıştan temiz su kullanımı en aza indirgenmiş oluyor.

Odalarda kullanılan perde ve nevresimler koton, hiçbir sentetik malzeme kullanılmamış. Mobilyalar masif ahşap ve hiçbir kaplama veya cila yok.

adahanistanbul (7)

adahanistanbul (8)

Lokanta barından bir görünüm

adahanistanbul (10)

adahanistanbul (12)

Otelin altındaki tiyatro-parti alanına iniyoruz. Şu anda burada The Club ismindeki tiyatro grubunun  gösterileri sergileniyor. Linkten gösterileri takip edebilirsiniz.

adahanistanbul (24)

Adahan Istanbul

Asmalı Mescit mahallesi, General Yazgan sokak, No: 14 Beyoğlu

T: 212 243 8581

www.adahanistanbul.com

  • 29.05.2023 tarihli güncelleme: Otel farklı bir gruba satılarak Adahan Decamondo Pera olarak restore edilerek hizmete açıldı.
Tasarım-Dekorasyon-Mimarlık-Design-Decoration-Architecture içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , ile etiketlendi | 1 Yorum

İstanbul Art Fair


22. İstanbul sanat fuarı “Artist 2012” Tüyap Beylükdüzü fuar alanında 17 Kasım tarihinde başladı.
25 Kasım günü sona erecek fuarda 86 katılımcı galeri ve sanat merkezi 7 ve 8. hallerde temsil ettikleri sanatçıların eserlerini sergilemekte.

Fuara birçok okuldan öğrencilerin getirilmesi ve sanat ile erken yaşlarda tanıştırılmaları mutluluk verici manzaralar idi.

Fuardan bazı sanatçıların eserlerini burada paylaşacağız.


Mehmet Emin Özer- Amedus art gallery


Mehmet Emin Özer- Amedus art gallery


Ekin Erman- Amedus art gallery


Teoman Südor- Galleria L’aura


Parisi Elena- Artestruttura


Meryem Salahi- Troy Sanat


Albina Onay- Evin Sanat galerisi


Zeynep Baransel, geri dönüşüm, 2006- Evin sanat galerisi


Neş’e Erdok, 1 bardak su, Evin sanat galerisi


Kader Genç- Karşı Sanat


Kader Genç- Karşı Sanat


Sevgi Akyüz Yaman- Karşı Sanat


Caner Karakaş- Karşı Sanat


Caner Karakaş- Karşı Sanat


Soner Çakmak, Lanetliler teknesi- Düş yolcusu sanat durağı


Fikret Otyam- Polart Galeri


Hakan Kamışoğlu- Galeri Eksen


Lebibe Sonuç- Galeri Eksen


Lebibe Sonuç- Galeri Eksen


Çetin Özer- Galeri Binyıl


Gürbüz Doğan Ekşioğlu- Gallery Mabeyn


Hale Nurol- Valör sanat galerisi


Handan Günaydın- Doğuyorum Sanat grubu


R.Doğuhan Özgün- Galeri Pipo


İrfan Okan

Fuar hakkında daha geniş bilgi için:
http://www.istanbulartfair.com/

Kültür- Sanat / Culture-Art içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | 1 Yorum

Ne yapacağımı bilmediğim zaman ne yapmalıyım?


Ne yapacağımızı bilmediğimiz bazı zamanlar yaşarız. Bu işte tıkanıklık olabilir, bir projemizde yeni fikirlere sahip olamamak olabilir, hayatımızla ilgili karar vermemiz gereken bir yol ayrımında duruyor olabiliriz, değişiklik yapmak istiyor ama nerden nasıl başlayacağımızı bilemiyor olabiliriz.
“dur” gelir. Dururuz. Fikirlerimiz tükenmiştir, yaratıcılığımız bitmiştir, üretemeyiz, ilerleyemeyiz, çakılır kalırız. Birşey yapmak istersiniz, içinizden bile gelmez. Hayat sanki “pause” düğmesine basmıştır. Hadi bakalım…Şimdi ne olacak?
Böyle dönemlerde ne yapmak lazım, kimler neler yazmış diye bir araştıralım bakalım…

Michael Hyatt- International leadership
1. Nihai sonucu unutun! İşin gerçeği nihai sonuç üzerindeki kontrolümün tahminimden daha az olduğudur. Ayrıca sonuca ulaşıncaya kadar birçok değişkenler de değişecektir. Projeler ve anlaşmalar zaman içersinde gelişecektir. Şimdiden göremeyeceğim sorunlar olabilir.
2. İkinci doğru eyleme odaklanın. Sonuç hakkında endişelenmek veriminizi düşüreceği için projenizi ilerletecek diğer eylem hakkında düşünün.
3. Bugün birşey yapın! Anahtar budur. Birşey yapmak hiçbir şey yapmamaktan iyidir.

Ben Lichtenwalner-Modernservantleader.com kurucusu
4. Yapılabilecek doğru hareketlerin listesini yapın!
5. Dua edin.


Eckhart Tolle
Karar veremediğimiz zaman bunun tek sorumlusu zihnimizdir ya da “kafamızın içindeki sestir”. Çoğu insan bu sese sahip olduklarını fark etmezler bile. Ama o yine de konuşur, tükenmek bilmeyen bir içsel diyalog yaratır. Hatta bu sesle bazen kendinizi konuşurken bulursunuz. Bu ses öyle devamlı dırdır eder ki buzdolabınızın sesine ya da aynı odada bulunan bir süre sonra duymadığınız havalandırma sesine benzer.
Zor karar zamanlarında bu ses pek yardımcı değildir. Genellikle eleştirir, sürekli sizi ve yanlış yaptığınız veya yapmadığınız şeyleri eleştirir. Başkalarını da eleştirir. Size dayanamayan birisyle yaşar gibisinizdir. Böyle bir insanla yaşamak istemezdiniz, bu kişiden ayrılırdınız. Ama aklınızdan kurtulamayacağınıza göre çakılıp kaldınız. Sonuç? Cesaretinizi kaybedersiniz. Karalarınızdan çıkabilecek pozitif sonuçları göremezsiniz.
Kafanızdaki ses gerçek sorunlar olmayan sorunlar da yaratmaya başlar. Bunlar henüz olmamış şeylerdir, belki yarın olacaktır, belki gelecek hafta. Gerçekleşmemiş sorunlara kulak vermeye: endişelenmek denir. Kafanızdaki ses bunu yapar. Ya olursa? Der. Sıkıntı yaratır. Böylece hayatın çoşkularını hissetmez olursunuz.
Sonra artık fikir üretemez olursunuz. Bu sefer kafanızdaki ses ilgili ilgisiz herşey hakkında şikayet etmeye başlar. Hava, ekonominin gidişatı, hayatınızın aslında bu şekilde olmaması gerektiği vs vs. Şikayet yük getirmekten başka birşeye yaramaz. Birşeyler yapmaya çalışırken sırtınızda koca bir kaya yükü ile ortalıkta gezmeye benzer ve hiçbir şey yapamayacak hale gelirsiniz.

Şimdi kafanızdaki sesin birden sustuğunu hayal edin…wow bu sessizliğin ne kadar güzel olduğunu fark edersiniz. Doğru karar vermek için ihtiyacınız olan şey tamamiyle budur. Şimdide olmanız gerekir. Şu anda olan şeyler dışında herşeyden özgür olmanız gerekir.
Tabii ki parmaklarınızı şıklattığınız an olacak birşey değildir. Bazı insanlar bunu ekstrem sporlarla ilgilenerek deneyimlerler. Mesele bir dağ tırmandığınızda el ve ayaklarınızı nereye koyacağınızı neyi tutacağınızı düşünürsünüz. Başka hiçbir şey düşünmediğinizi fark edersiniz. Çünkü başka birşey düşündüğünüz taktirde düşme tehlikeniz bulunur.
Başka insanlar doğaya gider. Kuşları dinler, yaprakların rüzgarda hışırtışını dinlerler ve birden şimdide olmanın ne demek olduğunu anlarlar.
Tabii ki illa tehlikeli sporlarla ilgilenmek veya doğaya kaçmanız gerekmez. Bulunduğunuz herhangi bir yerde var olabilir, düşüncelerinizden uzaklaşıp bedeninizin canlılığına odaklanabilirsiniz.
Şimdide bulunduğunuz zaman ana duyu organlarınızdan duyu algınız, görme algınız anında artar. Üretmek zorunda olmadığınız sükuneti hissedersiniz. Ne yapmanız gerektiği düşünceleri altında aslında hep orada var olmuştur. “Burada bir konu var” ve “bu konu hakkında aklım neler diyor” arasındaki farkı görmeye başlarsınız. Mesela “işimi kaybedebilirim” ya da akıl gözü ile “işimi kaybedebilirim, yani evimi kaybedebilirim, kızımı okuldan almam gerekebilir, ailemin evine taşınmam gerekebilir, dolayısı ile hafta bitimine kadar yeni bir iş bulmam lazım- iş olmasa bile ve yeteneklerim bulunmasa bile.”
Tabii ki bu geleceğinizi görmezden gelmeniz ve yarın ne yapmanız gerektiğine dair düşünmemeniz anlamına gelmez. Sadece dikkatinizin şu anda olması anlamına gelir. Belli şeyleri planlamanız gereklidir ama her zaman şimdiki anda kalmanız ve olanın tabiatını görmeniz yeterlidir.
Bunu nasıl yapabiliriz? Öncelikle kafanızdaki sesi tanımakla başlayabilirsiniz. Ne düşündüğünüzü duyduğunuz zaman düşünmeyi kesebilirsiniz. Başka bir deyişle “şu anda ne gibi bir sorunum var?” diye kendinize sorun. Bu sıklıkla sizi uyandıracaktır. Kabul etmeniz gerekir ki: “evet, şimdi bir sorunum yok. Yani şu anda işinizi kaybetmediniz. Belki sonra kaybedeceksiniz ama şu anda işiniz var. Sonra müdahale etmeniz gereken bir konu vardır. Ama bu bir sorun mudur? Eğer “şu anda” bir sorun doğarsa “o zaman” çaresine bakarsınız.
İçinde bulunduğunuz durumun ne olduğunu-kafanızdaki ses dışında- anladığınız zaman çırpınmanıza gerek kalmaz. Durum var olmaya devam eder. Bunu dert etmeye, içmeye, ağlamaya veya başkalarına danışmanıza gerek kalmaz. Buna karşı direnç göstermeyi bırakabilirsiniz çünkü bunu düşünmekten dolayı kendinizi hasta etmek üzeresinizdir.
Böylece günlük normal aktivitelerinizi yapmaya devam edebilirsiniz ve burada sezgi devreye girer. Çünkü sükunete bağlandığınız zaman analitik düşünmeden daha yüksek bir kreatif yetenekle bağlanırsınız. Genellikle doğru karar spontan bir biçimde beliriverir. Bu hemen olmayabilir ama günlük yaşama geri dönüş sırasında gerekli olan alan ve sessizlik sezgilerinizin yüzeye çıkmasını sağlayabilir.
Her zaman herşeyi farklı yapabilirdiniz. Ama önemli olan bunu ne yaptığınız değil, nasıl yaptığınızdır, yaparken ki farkındalığınızdır.

Dr. Judith Rich-Huffingtonpost
1. Sizin hikayeniz nedir? Kendinize mevcut durum ile ilgili neler söylediğinizi fark edin. Bu bir sorun mu yoksa fırsat mı? Tarif ettiğiniz şekil deneyiminizi belirleyecektir. Sorununuz varsa korku ile tepki veriyor olabilirsiniz. Bunu bir fırsat olarak görürseniz yeni olasılıklar doğacak, kapılar açılacaktır. Onlar hep oradaydı, siz almaya hazır değildiniz.
2. Vücudunuzun verdiği tepkileri fark edin! Vucüdünüz size şu anda ne söylüyor? Boğazınızda düğüm var mı? Göğsünüzde sıkışma var mı? Ya nefesiniz? Kesik mi derin mi nefes alıorsunuz? Vücudun kendi bilinci vardır. Ender olarak hata yapar. Onu dinlemeyi ve ona güvenmeyi seçin. Sakin olduğunuzda bile ne yapmanız gerektiğini size söyleyecektir. Sesiz olun ve hiçbir şey yapmayın. Takip edin.
3. Duygularınızı fark edin! Gergin, sinirli, panik veya manik misiniz? Ya da sakin, sessiz, dengeli? Hislerinizi takip edin. Altında yatanlara bakın.
4. Yardım isteyin! Aileniz, dostlarınız, terapistiniz, koçunuz size yardım edebilecek her kimse…
5. Hareket edin! Yürüyün, koşun, dans edin, spora gidin, pilates yapın. Vücudunuz için iyi gelebilecek ne varsa yapın. Endorfin hormonlarını salgılayın, bakış açınız değişecektir.
6. Sürece güvenin:! Bir süreçte olduğunuzu ve olmanız gereken yerde olduğunuza güvenin. Nereden bileceksiniz? Başka yerde olmanız gerekseydi olurdunuz! Durumun içersinde sakinleşmeye izin verin ve tünelin ucundaki ışığı henüz göremeseniz bile ona her gün bir adımla yaklaştığınızı bilin.
7. Şimdi burada olun! Aradığınız cevaplar dışarıda değil, bulunduğunuz yerdedir. İçinize dönün.
8. Açılın! Gözlerinizi, kulaklarınızı, kalbinizi, aklınızı, ruhunuzu ve hayatınızı güzel birşeyin oluşumuna açın, her ne kadar şu anda öyle hissetmeseniz bile.
9. Oturun ve derin bir nefes alın! Sonra bir nefes daha. Aradığınız cevaplar aldığınız nefeslerin içindedir. Sevgi, kabul, cesaret ve huzuru içinize çekin. Korkuyu dışarı verin. Bu konuda medisayon yapıp nefesinizi odaklamanız aklınızı netleştirir ve sizi odaklar.
10. Kendinizden daha büyük bir gayeye hizmet edin! Başkalarına verebileceğiniz güzel şeyler var. Sizin verebileceklerinize ihtiyacı olanları bulun ve verin. Bilin ki aradığınız şey sizi aramaktadır.

Kişisel Gelişim-Self evolution içinde yayınlandı | , , , ile etiketlendi | 2 Yorum

Internations

Internations 11 Eylül 2007 senesinde expat toplulukları için kurulmuş olan bir organizasyondur.
Tüm dünya ülkelerinden yaklaşık 600.000 üyeye sahiptir ve üye sayısı her geçen gün artmaktadır.
Şu anda dünyanın en büyük expat grubu haline gelmiştir.
Metin Süerkan ve Füsun Vollmuth liderliğinde İstanbul’da da Internations Türkiye olarak son derece faaldir.

Expat nedir? Kimlere denir? Kendi ülkesinden farklı bir ülkede yaşayan ve geçici veya sürekli olarak, kişinin dünyaya geldiği ve ikamet ettiği ülkeden farklı bir ülkede yaşaması olarak tercüme edilebilir.

Internations Istanbul topluluğunun amacı Türkiye’ye çalışmak için gelmiş, geçici bir süreliğine gelmiş veya yerleşik hayata geçmek üzere gelmiş yabancıları aynı çatı altında toplamak, tanışıklıklarını sağlamak, İstanbul ve Türkiye’yi tanıtmak, sosyal gruplar sayesinde etkinlik ve aktiviteler gerçekleştirmek ve yeri gelince de iş bağlantıları, fikir alışverişi yapacak platformlar yaratmak, yerleşik yaşantıyı en iyi şekilde tanıtarak insanların entegrasyonunu sağlamaktır.

Bunun için her ay farklı ve özel bir mekanda davet verilmektedir.
Davetlere katılabilmek için web sitesinden üyelik kaydı yaptırmanız yeterlidir.
Üye olduktan sonra İstanbul’da gerçekleşen tüm davet, etkinlik ve aktivitelerden haberdar olabilir,dilediklerinize katılabilirsiniz.
Internations Istanbul olarak organize edilen davetlerin katılım sayısı sezona ve mekana göre değişiklik göstermekte ama genelde 200 kişi ve üzeri olmaktadır.

Normal üyelik yanında özel bir üyeliğe belli bir ücret ödeyerek sahip olabilir, bazı özel etkinliklerden öncelikli ve ücretsiz yararlanma hakkına sahip olabilirsiniz.

Üyeler tarafından oluşturulmuş birbirinden güzel gruplar da mevcuttur. Bunlardan bazıları: Istanbul seyahat grubu, Istanbul yelkenli grubu, Istanbul trekking grubu, Istanbul geceleri grubu, Istanbullu ebeveynler grubu, Istanbul kitapseverler grubu, Istanbul güzel sanatlar grubu, Istanbul bekarlar grubu, Istanbul fotoğraf grubu, Istanbul şarapseverler grubu, Istanbul jazz severler grubu ve nicelerini sayabiliriz.

Web sitesinin “forum” bölümünde sorularınızı sorabilir, yaşadığınız sorunları paylaşabilir, ev arayabilir, mobilya kiralayabilir, şehirdeki aktivitelerden birbirinizi haberdar edebilir ve diğer site kullanıcıları ile fikir alışverişinde bulunabilirsiniz.

“İstanbul Places” bölümünü kullanarak İstanbul’da gidilebilecek her türlü otel, restoran, cafe, eğlence yeri, müze,tiyatro, konser ve akla gelebilecek her türlü yerden kullanıcı referans ve yorumları ile haberdar olabilirsiniz.

Tanıştığınız herkesi arkadaş listenize ekleyebilir, kendileri ile haberleşebilirsiniz.

Herhangi bir şekilde üyeler tarafından davetlerde veya web sitesi üzerinden rahatsız edildiğiniz taktirde konuyu merkeze iletebilir ve en kısa sürede yardım alabilirsiniz. Bu konuda özellikle çok hassas davranılmakta ve üyelerin düzgün, kaliteli ortamlarda medeni insanlar ile iletişimde olmaları için özel ilgi gösterilmektedir.

Internations Istanbul Expats:
http://www.internations.org/istanbul-expats

Youtube’dan dünyanın çeşitli ülkelerinde gerçekleşen davetlerle ilgili fikir edinebilirsiniz:

ekonomi, iş dünyası / economy &business içinde yayınlandı | , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

1.İstanbul Tasarım Bienali- Galata Özel Rum İlköğretim Okulu

1.İstanbul Tasarım Bienali’nin gerçekleştiği bir diğer mekan Galata özel Rum ilköğretim okulu.
Bina böyle bir etkinliğe ev sahipliği yapmak için mimarisi, konumu ve havası ile son derece doğru bir seçim olmuş.

Facebooktan tarihçesi ile ilgili edindiğimiz bilgiye göre: Özel bir mimariye sahip heybetli bir bina olan Galata Rum Okulu Milli Eğitim Bakanlığı’nın 29.01.1968 gün ve 420.5/1572 sayılı emirleriyle adı değiştirilerek Karaköy Rum İlkokulu adını almıştır. İlk kurucusu ve ilk maliki tam olarak bilinmemektedir.
Yıllar önce yapılan çok amaçlı salonun bir tarafını sarmalayan balkonlar, büyük sahne mermer nakışlı,oymalı alçıların özelliği kaybolmamıştır.
Taban taşları orjinalliğini yitirmemiştir. Koridorların genişliği sokak ve cadde büyüklüğündedir. İki taraflı geniş dönerli merdivenleri ahşap tırabzanları oldukça zengin bir görünümündedir. Beşinci katta duvarındaki özel yağlı boya resimler renkleri ve desenleriyle özel bir görünüme sahiptir. Okul inşaatı 1853’te başlayayıp, 1883’te tamamlandı. 1884 depreminde hiçbir zarar görmedi ve okul altı senelik ilköğretim düzenine göre öğretime başlamıştır.
Binanın üst katlarında kız öğrenciler , alt katlarında erkek öğrenciler ayrı ayrı öğretim yapmışlardır. 1936 yılında erkek ve kız öğrenciler birleştirilerek (Galata Rum İlkokulu) adı altında öğretime geçmiştir.
(http://www.facebook.com/galatarumokulu/info)

Çok katlı binanın en üst katından aşağı doğru sergiyi gezdik.

Pedro Reyes çalışmaları


Pedro Reyes çalışmaları


Tristan Kopp bisiklet


Enzo Mari çalışmaları


Kaynatıcı/boiler, Jesse Howard


Elektrikli süpürge/vacuum cleaner, Jesse Howard


Hafriyat/Digger, Os kids toys project


Ana mekandan genel görünüm

Karaköy Rum İlkokulundaki sergiler Milano mobilya fuarında Zona Tortona’yı andırıyordu. Doğal mekanlarda sade sunumlar ile hepsi birer öğrenci projesi havasındaydı.

Bienal ana sayfasından daha geniş bilgi edinebilirsiniz:
http://istanbuldesignbiennial.iksv.org/adhocracy/?lang=tr

Kültür- Sanat / Culture-Art içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

1.Istanbul Tasarım Bienali – Istanbul Modern


1.Istanbul Tasarım Bienali 13 Ekim tarihinde kapılarını ziyaretçilerine açtı.
Uzun süredir hazırlık çalışmalarını sosyal mecradan takip ettiğimiz bienal, Istanbul Modern müzesinde “Musibet” adı altında ve Galata özel Rum ilköğretim okulunda “Adhokrasi” adı altında start aldı.
Pazartesi günleri hariç diğer günler 10:00-18:00 saatleri arasında bienali gezebilirsiniz.
Giriş ücreti öğrenciler için 10 TL, yetişkinler için 20 TL olup her 2 sergi alanını tek bilet ile gezme imkanı sağlamaktadır.
Istanbul Modern Müzesi ile Galata özel Rum ilköğretim okulu birbirine yürüme mesafesinde.
Bir Cumartesi ya da Pazar gününüzü bu bienale ayırdığınız taktirde 2 sergi arasında Tophane’deki cafelerde (OPS cafe, Cafe Karabatak, Bej cafe gibi) öğle yemeğinizi yiyip, kahvenizi içtikten sonra ziyaretlerinize devam edebilirsiniz.


Musibet kelimesinin anlamı: “İnsanın kendisine, malına, âileden bâzılarına az veya çok , sıkıntı veren şeydir.”
ayrıca “ansızın gelen bela,sıkıntı” olarak adlandırılmaktadır.

Adhokrasi nedir? Bürokrasinin tam olarak tersidir.
Adhokrasi, bir görevi gerçekleştirmek için kurulan ve iş tamamlandıktan sonra dağılan yapılara denir .
Bu, yönetimin alışılagelmiş prensiplerini görmezden gelen bir organizasyondur .
Bürokratik yapının tam tersidir çünkü dinamiktir . Akışkandır, adaptasyon yeteneği yüksektir .

Bienal açılış günü büyük bir merakla önce İstanbul Modern’i ziyaret ettik.
Müzenin alt katında yer alan çalışmalar 28 ayrı mekana bölünmüş bir alanda sergilenmekteydi.
Irreversible filmindeki yeraltı sahnesinde yer alan kırmızı aydınlatmalı koridor gibi karanlık ve uzun bir koridordan mekanlara dağılıyorsunuz.

Sergi salonuna girmeden önce “play the city” etkinliği keyfili bir fikirdi.
İstanbul şehrine nasıl bir başkan olacağınızın çalışması.
http://www.playthecity.eu
Istanbul kartınızla şemsiye altındaki bulutlara oy veriyorsunuz, ardından kameralara kayıt oluyorsunuz,sonrada akıllı sensöre nasıl bir başkan olacağınızı hesaplatıyorsunuz.


Ve işte ödülünüz olan rozetler 🙂

Nasıl bir başkan olduğumuzu hesaplarken alanın hemen yanında “adil kebap dürüm” le karşılaştık.

Fikir çok güzeldi, açıklaması ise çok doğru…

Töztepe-Bir kentsel dönüşüm hikayesi

Çizgi roman şeklinde Türkçe-İngilizce olarak hazırlanmış bu kentsel dönüşüm hikayesi, hem ışıklı sunumlar hem de el kitabı şeklinde sunuldu.


Sergi alanına giriş kapısı…

Serginin en beğendiğim bölümlerinden ufak bir derleme sunacağım.

Bunlardan bir tanesi “40 nasihat” alanı idi. Halkın şehre, şehrin halka entegrasyonu, halkın ihtiyaçlarını kendi yaratıcı fikirleri ile kendi gidermesi aslında hergün karşılaştığımız çoğu zamanda göz alışkanlığı sebebiyle göremediğimiz manzaralar haline geldi.

Bir diğer ilginç bölüm de İstanbul’un toki, politikacılar, kentliler, GYO, star mimarlar, turistler ile geldiği durumu ısıklı interaktif çalışma ile gözler önüne serilen çalışma idi.


her bir ışıklı çember bir sektörü temsil etmekteydi, ışıklı çemberler üzerine basınca İstanbul’un geldiği çeşitli durumları görebiliyorsunuz.

İstanbul’un yapısı hakkında güzel bir örnek daha “İslam Cumhuriyet Neoliberalizm” çalışması idi. Yorum bizimdi.

Istanbul’un camiileri…

İstanbul’un müze ve anıtları…

İstanbul’un alışveriş merkezleri

“İnşaat ya Resulullah” bir diğer başarılı çalışma idi. Günümüzde inşaat sektörünün geldiği durumu net bir şekilde temsil ettiği söylenebilir.


Müzelerde görmeyi en sevdiğim manzaralardan birisi…Sanat eğitimi ve sevgisi çocukluktan başlar!

Bienal hakkında daha fazla bilgi için:
http://istanbuldesignbiennial.iksv.org/?lang=tr

Sergi-Exhibitions içinde yayınlandı | , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Çeşme


Güzel ve olumsuz yönleri ile çok sevdiğimiz Çeşme’nin 2012 sezonunu değerlendireceğiz…

Bu sene Çeşme’nin fanatikleri İzmirliler olarak sarf ettiğimiz ortak cümle: çok yer var, gidecek yer yok oldu…
Nereye gideceğimizi şaşırdık.

Pazar geceleri “Yol Project” canlı konserleri ile inn yerimiz klasik “Paparazzi” oldu.
Paparazzi’ye eskiden müziği için 6 gece üstüste giderken Pazar dışındaki gecelerde her telden çalması, belli bir çizgisi olmaması ve eski günleri mum ile aratması sebebi ile üzülerek tercih edemez olduk. Bülent abimize duyrulur.


Alaçatı’da bu sene açılan Mum Cafe’yi beğendik, sevdik, eğlendik.


Gündüzleri Kum Beach favori mekanımız oldu.

Sobe gidilmezse olmaz mekan oldu. Yan komşunun bir gece müziğin sesine sinirlenip 1 kova suyu müşterilerin üstüne boca etmesi trend topic konu oldu.


Kumru yenmezse Çeşme’ye gelinmiş saymayarak kumrucuları değerlendirdik. Şevki servis hızı açısından açık ara fark yarattı.

500-1000 TL arası ev kirası fiyatı çekilen localar hepimizi çıldırttı! Bu rakamlara elektrik,su ve doğalgaz bağlantısı talep ettik. Bağlanmayınca çimleri tercih ettik.

Çeşme’de bedavaya denize girme olayının sona erdiğini hergün ödemek zorunda kaldığımız otopark, ayakbastı, loca ve minder ücretleri ile içimiz acıyarak öğrendik.

Benzincilerde benzin yerine başka bir madde satıldığına kanaat getirdik. Arabalarımızın teklemesi, tıkanması gibi sorunlarla karşılaştık. Kalitesiz benzinden yaka silktik. “Yetkililerin” durumdan bi haber olduğuna kanaat getirip yakında tüm benzincilerin kontrol edilmesi yönündeki taleplerimiz üst merciilere ulaşacak.

Taksici fiyatlarının uçak fiyatları ile aynı rakamlara gelmesi karşısında işimizi gücümüzü bırakıp taksici olmaya karar verdik.
10-15 kmlik yol için 120 ile 150 TL arasında talep edilen ücretlerle karşılaştık. Şaka mı bu diye merak ettik. Milleti alkollü araba kullanmaya teşvik ettiklerine dair ortak kanaatlere vardık.


Sokak hayvanları popülasyonunun artmış olduğu dikkatlerden kaçmadı.
Otobanlarda çarpılmış ve bırakılmış hayvanları görmek icimizi acıttı.Trafik sigortasının çarpılmış hayvanların masraflarını karşıladığı bilgisinin ya bilinmediği ya da uygulamaya geçmediğine kanaat getirdik.


Yıllardır Çeşme-Ilıca girişi arası ana yolda 70 km hız limiti ile gidilmesi kuralının birçok sürücü tarafından canavarca ihlal edildiğine ve kimsenin de durdurulup ceza yemediğine üzülerek şahit olduk. Otobanlarda 70 ile giderken selektörle taciz edildik, zorla hızlı gitmeye teşvik edenler oldu. Çeşme emniyetinin konuya daha hassas yaklaşmasını,özellikle gece çılgın gibi gidenlerin yüksek cezalara maruz kalmasını can kaybı olmaması açısından bekliyoruz.


2 tabak süslenmiş, havalı isimler verilmiş yemeklere asgari ücret vermekten bıktık usandık. 3 ayda biten sezonun kalan 9 aylık bölümü itinayla bizlerden çıkarıldı.


Akşamüstü yürüyüşlerinin favori adresi büyük plajımızın halk çekildikten sonraki pisliği yüreklerimizi burktu. Yine de yürüdük…Azimli ve ümitliyiz.


Havaalanı-Çeşme arasına önemle servis konmasını bekliyoruz. Havaş ile yapılan anlaşmanın uygulamaya geçmemiş olduğunu gördük.
Havaalanına bütçeye göre 3 tür ulaşım bulunmaktadır.
1. Ekonomi yapmak isteyenlere:
Çeşme-Ilıca-Alaçatı sırasıyla müşterilerini yarım saatte bir toparlayan Çeşme turizm ile İzmir/Üçkuyular’a gidiş. 12 TL
İndiğiniz noktadan cadde karşısına geçip 202 numaralı belediye otobüsü ile direkt havaalanına geçiş. 2 otobüs bileti ücreti.


2. Orta bütçelere:
Simay Turizm servisleri ile Çeşme-havaalanı arası direkt ulaşım. 40 TL. (En az 1 gün öncesinden haber vermek koşulu ile)
http://www.simayturizm.com
232 712 0987

3. Lüks tüketicilere:
Çeşme-havaalanı arası direkt özel taksi veya özel araç kiralama
140 TL ve üzeri rakamlarda…

4. Pegasus ile uçuyorsanız havaalanı-Çeşme arası direkt servis.


Çöp konusu da dikkate değerdi…Sokaklarda yere atılmış pet şişeleri toplayacak olsak hergün onlarca tekerlekli sandalye hediye edebilecek kadar kapak toplama imkanımız olabilirdi…İnsanların yarattığı çevre kirliliği duyarsızlık ve umarsızlık konusunun ne kadar büyüdüğünü gösterdi…


Turistik yerlerde satılan “acil durum rakısı” gözümüzden kaçmadı.


Zeytin vs. markasının grafik tasarımlarını pek sevdik…

Çeşmeyi hala çok seviyoruz…

Alaçatı - Çeşme, Seyahat- Travel içinde yayınlandı | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Alaçatı’nın Cumbaları

Alaçatı mimarisinin geleneksel parçası olan cumba modellerinden çeşitli örnekler…

Alaçatı - Çeşme, Seyahat- Travel içinde yayınlandı | , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Alaçatı’nın Butik Otelleri


Taşhan butik otelinin Alaçatı’daki 3.senesi…
2 standart, 2 delux olmak üzere 4 oadaları mevcut.
Nisan’da Alaçatı ot festivali ile açılıyorlar.
Aslen pazarlamacı olan ve İstanbul’da yaşayan otelin sahibi Funda Taboğlu butik otel hayali hep varmış…


Kahvaltı-yemek alanı


Otelde aynı zamanda zeytinyağı, zeytin, vücut kremleri, sıvı sabun, pekmez, sirke gibi organik ürünler de müşterilerin beğenisine sunuluyor.
Online sipariş te verebiliyorsunuz.
http://www.tashan-dukkan.com/

Taşhan Alaçatı
2001 sokak No:75 Alaçatı
232 7166400
http://www.tashan-alacati.com


Su’dan butik oteli…(2014 yazı itibarı ile satılmış, özel mülk olmuştur)
http://www.sudan.com.tr


Su’dan butik oteli resepsiyon alanı


Otelin Golden kırması sevimli bekçisi “bobo”…


Boş odalardan birisini gezme imkanı yakalıyoruz…


Burası da “”Bardacık Pansiyon”
Anne-kız işletmesi. Ocak ayında hizmete başlıyorlar, kış aylarında da açıklar.
6 odaları bulunuyor, fiyatlar Alaçatı rayiçlerine göre çok uygun.

Bardacık Pansiyon
Hacı Memiş mahallesi, 2005 sokak, No:8 Alaçatı
232 7160796


Alaçatı’nın ara yollarından yürürken karşımıza başka bir butik otel çıkıyor.
Manastır Alaçatı Otel…2006 yılında açılan otel 19 odalı.


Sadece otelin misafirlerine açık nefis bir kahvaltı salonu bulunuyor.
http://www.manastiralacati.com.tr


Ara sokak yürüyüşlerimiz devam ediyor…Karşımıza “Ümit Otel” çıkıyor.
Otel sahibi Ümit Şaşmaz burasını 2003 senesinde bir butik otele çeviriyor, aynı zamanda kendi evi, ailesi ile birlikte yaz-kış burada konaklıyorlar.
Ümit bey turizm sektöründe uzun yıllar çalışmış.

8 odaları mevcut. Oda-kahvaltı.
Dışarıdan da kahvaltı için misafir kabul ediyorlar ama hazırlık yapabilmeleri için rezervasyon yapılmasını bekliyorlar.

Otelin yerinde durmayan kedisi Mahmut.


Bahçedeki dinlenme alanı.


Tam köyevi havasında dekore edilmiş sade ve ferah odalar…


Yukarı Sokak butik oteli ismini sokağın eski eski adından almış.
Otelin sahibi Aysen Kadıbeşegil, turizmci. Sektörün içinden gelmesi, misafirlerin neyi beklediklerini iyi analiz etmesi ile birlikte toplam 4 odalı oteli kendi zevkine göre 3 ayda dekore edip Mayıs ayında açmış.

Çok şirin bir karşılama alanından otelin salon-kahvaltı alanına geçiyoruz…

Otelin girişinde el yapımı lavanta kesecikli takvim hemen dikkat çekiyor.

Aysen hanım 1.Alaçatı ot festivalinin birincisi olmuş. Yöredeki kahvaltı kültürünü araştırıp değişik kahvaltılar hazırlamaya başlamış. Özellikle kahvaltılarının çok beğenildiğini, otel müşterileri haricinde dışarıdan da çok talep geldiğini önümüzdeki seneden itibaren dışarıdan kahvaltı için misafir kabul etmeyi planladığını belirtiyor.
Kış aylarında akşam yemeği de vermeyi planladıklarını, hoş, şık ve makul fiyatta güzel yemekler sunmayı hedeflediğini belirtiyor.

Aysen hanımla birlikte 4 odayı geziyoruz. Herşeyi kendisi düşünmüş, tasarlamış ve yaptırmış.


Çatı katındaki en büyük odasının bir de Alaçatı manzaralı ufak bir terası bulunuyor. Çeşme’nin rüzgar güllerini izlemeniz mümkün.

Yukarı Sokak
Tokoğlu mahallesi, 1031 sokak No:2 Alaçatı
232 7167151
http://www.yukarisokak.com


Kemalpaşa caddesinin sonunda yer alan Vintage otel’e geçiyoruz.


Avukat Yeliz Yüksel ile emlak brokerı Akın Akbaş ortaklığında Haziran 2011’de açılan butik otel 8 odalı.


Uzun bir koridordan odalara dağılıyor ucunda da güzel bir avluya bağlanıyorsunuz.


Siyah,beyaz,kırmızı ve gri tonlarında dekore edilmiş odalarda bağımsız küvet dekorasyona hoşluk katıyor.

Vintage
Yenimecidiye mahallesi, 3046 sokak No:2/2 Alaçatı
232 7160716
http://www.vintagealacati.com


Kemalpaşa caddesi üstünde yer alan 128A butik oteli bu sene açılan otellerden.
6 odadan oluşuyor.


Şirin bir karşılama alanından yukarıya odalara veya arka tarafa kahvaltı-yaşam alanına bağlanıyorsunuz.

128A
Merkez sokak No:128 Alaçatı
http://www.alacati128a.com

Alaçatı - Çeşme içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Alaçatı Hikayeleri

Alaçatı’nın parlayan sokaklarından birisi olan Hacı Memiş mahallesini geziyoruz…Burası henüz merkezi kadar yoğun değil ve henüz tam anlamı ile keşfedilmiş bir alan değil. Bu sebeple biraz daha sakin, biraz daha bakir ve biraz daha yerel kaldığını söyleyebiliriz.

Alaçatı’nın cafe,restoran,mağaza ve butik otellerinin birçoğunun güzel hikayeleri vardır. Bunlar ticari gelir sağlamak haricinde hayallerin gerçekleşmesi üzerine kurulmuştur. Mekan sahiplerine 2 soru sorunca birçoğu başlar anlatmaya…Bunları dinleyebilmek için ise Alaçatı’nın en kalabalık olduğu saatler değil herkesin evlerinde ve plajlarda olduğu sabah ve öğle saatlerini seçmek en idealidir…

Bu hikayelerden birisi “Pasta Pasta”.

Burası Mehtap Müller’e ait. Mehtap hanım meslek olarak eczacılık fakültesinde biyologmuş,sonra emekli olmuş. Eşinin işi icabı çokça seyahat etmiş. Bu sırada yurtdışında makarna kesmeyi öğrenmiş.
Herşey makarna üzerine kurulu. Arkadaşını Alaçatı’da ziyarete gelen Mehtap hanım, bu ufacık yeri görüp bayılmış, 3 gün sonra da tutmuş. Burası hem evi hem işyeri. Kendi deyimi ile “butik makarna atölyesi”. Makarna hayranı olduğu için makarna üzerine bir restorant açmaya karar veriyor.
2 masa dışarıda 2 masa içeride bulunuyor, toplam 10 kişi ağırlayabiliyor. Sadece akşam yemeği servis ediyor, gün boyu akşama hazırlık yapıyor.
Makarnaları kendisi hazırlıyor ve kesiyor. Kullandığı tüm malzemeler “organik”, çevre tarlalardan alınıyor.
Spesyalitesini sorunca “fesleğen soslo dental tagliettelle” diyor. Aklınızda bulunsun.
Seneye de dondurmasını makarna görünümlü hazırlamayı planlıyor.
Dükkanının dekorasyonu kendisine ait, herşeyi doğaçlama hazırlamış. 2012 Nisan ayında açıyor.
Pencerelerde asılı olan beyaz kalpler çocuklarına pembe kalp kendisine refere ediyor…


Yürüyüşümüze devam ediyoruz. Kamihan yolumuzun üstünde dikkat çeken mekanlardan birisi.
Artun Ayvat’a ait olan bu cici yer hem bir eskici hem de bir “butik oda”.

Mayıs 2011’de hizmete açılıyor. Kami, Artun beyin oğlunun adı, Kamihan ise sert rüzgar-fırtına anlamına gelmekteymiş.
Artun bey uzun yıllar IT sektöründe çalışmış, Alaçatıya gidip gelirken buraları çok beğenmiş ve burada yaşama kararı almış.
1 tek odası var, 40 m2, eski eşyalarla dekore edilmiş bu odadaki çoğu ürün aynı zamanda satılık, dolayısı ile oda dekorasyonu sıkça değişiyor.
Artun beyin kendi tarlası var ve organik tarım yaparak bu tek odasındaki müşterilerine azami ihtimam gösteriyor.

Dükkanın arka avlusunda hem müşterileri için kahvaltı alanı var, hem de tek odaya çıkılıyor.
Kamihan
Hacı Memiş mahallesi 2012 sokak No:34 Alaçatı
232 7160816
http://www.kamihan.com

Sokakta ilerliyoruz. “Pop” isimli eskici dükkanında yok yok…

Oradan “Kuş Kafesi” dükkanına bakıyoruz, rengarenk ve kreatif mobilyalar, aksesuarlarla dolu.

“Kartpostal” bir reklam,tanıtım ve tasarım mağazası…

Yastıklar, çanta ve aksesuarlar hepsi dükkan sahibi Hülya Mert’in elinden çıkma…
Hülya hanım aslen Adanalı, İstanbul’da reklamcılık sektöründe ve Alaçatı’yı keşfedip burada 2.bir yaşam kurmuş olanlardan.
Hediyelik eşya arayışında olanlar için cici bir tasarım atölyesi.

Afrodizyak cafe bistro bar yolumuzun devamında…

Afrodizyak cafe, Anna Perenna restorant ve Adaçatı Aşk oteli bir üçlü olarak hizmet veriyor.
Aşk otelinde 8 oda mevcut ve dünyanın aşkları ile ünlü 8 şehri olarak adlandırdıkları İstanbul,Paris,Londra,Siena,New York,Prag ve Marrakesh olarak isim verilmiş.


Anna Perenna restorant
Hacı Memiş mahallesi 2012 Sokak No:22 Alaçatı
530 9551100
http://www.annaperenna.com


“Eskiden” eskici dükkanı Afrodizyak cafenin hemen karşısında yer alıyor.
Özgür Erkan yeğeni ile birlikte 2010 Mayıs ayında burasını kurmuş. Yaz-kış açıklar ve Alaçatı’da yaşıyorlar.
Burası bir antikacı değil etnoğrafik dükkan. Tüm ürünler Anadoluda halkın kullandığı gündelik ürünler. 25 senedir topluyorlar. Amaçları müze açmak.

İzmir Kemalpaşa ve Aydın’daki cam atölyelerine cam atıkları gider ve resimde görülen halkın kullanabileceği daha ucuz ürünler üretilir. El boyama.


Müzeye gidecek parçalar,hareketli camlar Anadolu dilinde “eli belinde” olarak isimlendiriliyor.


Eski hastane başucu sürahileri


Eski kapılar Anadolu’dan toplanıyor. Genelde yabancılar çok ilgi gösteriyorlar. Bunların yüklü miktarlarda ihracatı yapılıyor. Halkta durumdan haberdar, toptancılara kapıları kendileri getiriyorlar. Bu konuda Beyşehir ve Ayvalık’ta 2 büyük toptancı bulunduğunun bilgisini alıyorum.


Milas fırfır küpü ile Bizans küpü


Anadolu üfleme cam sanatının tüm örnekleri

Eskiden
Hacı Memiş mahallesi 2012 sokak No.:18 Alaçatı
532 3111576


“Raspa”…Kimseler yoktu,ziyaretimizi yapamadık. Bıraktıkları notları pek şekerdi 🙂

Hacı Memiş mahallesinden Alaçatı’nın ana güzergahına yani Kemalpaşa caddesi ve kendisine bağlanan yan sokaklara geçiyoruz.
Alaçatı girişinde yönlendirmeler sizi “Keyfekeder kitap vs” isimli kitapçıya götürür. Temmuz başında açılmış olan bu kitapçı yine bir hayalin gerçekleşmiş halidir.

Ayşe ve Hakan Ergi kardeşlerin uzun yıllardır hayali olan bu hoş ve Alaçatı tarzı ile bütünleşmiş mekanından evlere kitap servisi bulunuyor…Neden diye sorunca birbirinden güzel ve büyük ebatlı, ağır kitapları taşımakta zorluk çeken müşterilerden böyle bir talep geldiğini belirtiyorlar.
Kitapçının içinde mini bir cafesi bulunuyor.
Mekan sahipleri üst katta yaşıyor, orta kat yani giriş katı kitapçı ve yarı bodrum kat ise ufak bir sanat galerisi.


Duvarda asılı olan kırmızı elbise aslında bir gelinlik…Hem de Ayşe hanımın babaannesinin annesine ait…


Keyfekeder’in sanat galerisi şu anda Kaan Baltacı’nın eserlerine ev sahipliği yapmakta…


Gökyüzünde Özgürlük Molası-Hakan Çetinkaya (Yeni çıkan kitap hemen dikkatimi çekti, gökyüzünden çekilmiş Çeşme ve Alaçatı fotoğrafları nefis! Herkese tavsiyemdir…)


Ne kadar güzel bir deyim seçilmiş…


Kemalpaşa caddesinden 1024 sokağa girince ortalarına doğru burnunuza nefis lavanta kokusu gelmeye başlar…
Mor renkli “Lavantacı” isimli dükkan sokağın sağ kolunda belirir. Burası aslen profesyonel dansçı olan, yıllarca meşhur Anadolu Ateşi’nde dans eden ve 2 sene önce 4 kedisi 1 köpeği ile Alaçatı’ya yerleşen Serpil Akbulut’a ait. Serpil hanım Alaçatıyı tanımaya başladığı dönemlerde bakmış yer gök lavanta ama lavantaların satıldığı özel bir konsept dükkan yok, kendisi bu işe soyunmaya karar vermiş. Kısıtlı bir bütçe ve bol zamanla kolları sıvamış, bu mini dükkanı bulmuş. Duvarlarını kendi boyamış, yerleri kendi zımparalamış, dışardaki mor brandasını dahi kendisi dikip asmış. Tam anlamı ile el emeği göz nuru minicik bir dünya yaratmış.
Lavanta keseleri, yastıklar, lavanta çiçeği, lavantalı sabunlar, bebek yatakları kenarına keseli lavantalar, var da var…


Lavantacı
Tokoğlu mahallesi, 1042 sokak, No:8 Alaçatı
533 0290894
http://www.lavantaci.com


Kemalpaşa caddesi üzerindeki Mum Otel de bu senenin yeni açılan butik otellerinden. 5 odası, cafesi ve otel girişindeki mayo dükkanı ile hizmet veriyor.
Mayo ve bikiniler enfes. Süper şirin. Bir yetişkin olarak bile hepsinden almak istersiniz.

Konseptler, tasarımlar süper.
Tasarımlar ve üretim otelin sahibi Enis Şengül’e ait. Marka ismi bile esprili “Silence of the bees”
Tavsiyemdir. Kumsallar şenlensin!

Mum Otel
Kemalpaşa caddesi, No: 71/A Alaçatı
http://www.mumotel.net

Alaçatı - Çeşme, Seyahat- Travel içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | 6 Yorum

Alaçatı Kum Beach

(2018 senesi itibarı  ile dekorasyonu değişmiş, ismi  Plage Isolee olmuştur.)

Temmuz ayında Alaçatı’nın güzel koylarından birisi “Kum Beach” olarak hizmete girdi…
Demirhisar ailesinin işletmesinde Kum Beach’i önceki senelerde Çeşme taraflarından zaten bilen müdavimleri olarak yeni yerinde yine şeker detayları ve relax konsepti ile bu sefer Alaçatı koyunda kucakladık 🙂
Kendini evinde hisset, rahat et, kasmadan,triplere girmeden denize gir, tanıdık ortamda bulun, güzel yemek ye, tüm bunları bir arada Kum Beach’te bulduğumuz için tabii ki bu yazın gündüz gidilecek ve denize girilecek yeri olarak Kum Beach’i ilan ediyoruz.
Geniş çimlik alanlar ile kumun bir arada olması çocuklar açısından da güzel bir eğlence haline geliyor.
Masa yerine sebze kutuları, şezlong olarak palet üzeri minderler, garsonların kovalarla içecek taşıması, soyunma alanları olarak kızılderili çadırlar tipi çadırların kurulmuş olması gibi basit ve ekonomik malzemeler ile hoş ve keyifli bir ortam sağlanmış.
Merak eden olur elbet: localar, çardak ve şezlonglar ücretli. Otopark ise ücretsiz.
Denizin güzelliğini tarif etmeye imkan yok. Buz gibi Alaçatı denizi.
Açılış-kapanış saati gibi mevhumlar yok. Ne zaman başlarsa ne zaman biterse.
En güzel saatleri ise 18:00den sonra. Alaçatı’nın kalabalığından ziyade deniz kenarı keyifli bir yemek yemek istiyorsanız en güzel yerlerden birisi Kum Beach. Drink ve hafif bir yemek için tavsiyemdir.


Duş başlıkları dikkate değer…Çok yaratıcı buldum :)Küçük detaylarla hoş farklar yaratmaya örnek.


Bizleri bekleyen salıncak localar…Haftasonları rezervasyon yapılması öneriliyor…


Kum Beach yemek alanı


Şemsiye altı güneşlenme birimleri. Hafta sonları eğer denizin hemen dibindekilerde yer almak istiyorsanız yine rezervasyon yapmanızda fayda var.

Burası nasıl tarif edilir…Alaçatı Marina ve sörf okullarını geçiyorsunuz, Seaside’a doğru ilerliyorsunuz. Zaten sık aralıklarla Kum Beach tabelaları sizi alana götürüyor.


Denizde 3 adet olarak görülen bu tekneler hem sınır belirliyor hem de Kum Beach müşterileri için alternatif deniz üstünde güneşlenme imkanı sağlıyor.


Burası da deniz üstündeki tek loca…Kalabalıktan kendinizi yalıtmak isterseniz adresiniz burası.

2015 senesi Kum Beach, başka bir işletmeye devredildi.

kumbeach (3)kumbeach (2)kumbeach (1)

 

Alaçatı - Çeşme, Seyahat- Travel içinde yayınlandı | , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Alaçatı Dünyası

Çeşmenin popüler beldesi Alaçatı sokakları gezimizi bugün başlattık. Her sene yeni açılan mekanları en iyisi gezerek keşfetmek, kimsenin olmadığı saatlerde mekanları boş olarak görmek, mekan sahipleri ile kahveleri yudumlayarak nasıl hazırlandıklarını dinlemek gibisi yok.
Sadece mekanlar değil, eski, el atılmayı bekleyen yerleri keşfetmek, eskiden sokakların ne durumdan bugünlere dönüştüğünü görmek çok zevkli.
Önce renkli kumaşları ile ünlü “Lisa Corti” mağazasını geziyoruz…Facebook’tan gelen reklamları ile gezilecek görülecek mekanlar listesine aldığım mağaza hakikaten de çok şeker dekore edilmiş.

Mağazanın sahibi Carolina Telese Okman ile kahvelerimizi yudumlayarak minik avlusunda sohbet ediyoruz.
Carolina mağaza arayışı sırasında hem metrajı büyük hem de çok yoğun olmayan bir sokakta yer bulmayı hedeflemiş, burası daha önceleri bir ahırmış,sonrasında yandaki bina ile birleştirerek büyük bir mekan haline dönüştürmüş. Dekorasyonu kendisine ait. Lisa Corti markasının birbirinden renkli muhteşem kumaşlarını ön planda tutmak amacı ile yer ve duvarları nötr renklerde bırakmış.Mağaza Nisan 2011’de açılmış.

Her sene Alaçatı ot festivali ile açılıp Eylül sonunda kapanıyor. Yastık, yatak örtüsü, perde, döşemelik kumaşlar, kaftan,pareo, çocuk kıyafetlerinden oluşan renkli bir seçki sunulmuş.
Lisa Corti markası haricinde Simple Life, Rare Blossom, Zeynep Erol takıları, Pandore desgn çatal-bıçak takımları ve kendi tasarımları Sole di Capri marka seramikler de ayrı bir ürün yelpazesi olarak zenginlik katıyor.

Carolina sokak hayvanları konusunda da oldukça hassas ve duyarlı.
Çeşme barınağına da bir grup hayvansever ile sponsor oluyor. Bakımları ve beslenmeleri ile yakından ilgileniyor. Bu konuda koskoca Çeşme’de sadece Sheraton, Radisson ve Altınyunus’tan yemek artıkları topladıklarını belirtiyor. Fakat bu artıklar kış döneminde düşüş gösterdiği için hayvanlar için yeterli gelmiyor. Her zaman sponsorlara ve bağışçılara ihtiyaç duyulduğunu önemle belirtiyor. Şu anda barınakta 850 hayvanın bulunduğunu öğreniyorum…Her yaz çevre beldelerden kamyonlar dolusu başıboş hayvanın sokalara bırakılmak üzere getirildiklerini, üstüne yazlıkçıların ardında bırakılan köpekler ile baş etmeye çalıştıklarını anlatıyor. Böylece kısırlaştırma bile sürekli artan popülasyon ile yetersiz hale geliyor…
Tüm hayvanseverlerin dediği gibi ” BAKAMAYACAĞINIZ HAYVANLARI ALMAYIN!ALDIĞINIZ HAYVANLARI SOKAKLARA ATMAYIN!ONLAR BİRER CAN, BİRER DOST!”

Lisa Corti
Tokoğlu mahallesi 2000 sokak No:8 Alaçatı
232 7169896


Oradan yürüyüşümüze devam ediyoruz.
Az ileride açılışı Cumartesi günü gerçekleşecek olan “Çakıl” mağazasına uğruyoruz.
Seramik sanatçısı Serim Turaçlı ve Ogün Özboyacı ortaklığında açılacak mağaza özel, farklı, dekoratif ve fonksiyonel objeler seramik tasarımlarla dolu. Dekorasyona meraklılar için özel bir mağaza…

Mağazanın dekorasyonu ortaklara ait. Nisan ayında burasını bulup Temmuz ayında hazır hale getirmişler.
Dekorasyonu zamanla spontane olarak geliştirmişler.


Çakıl
Hacı Memiş mahallesi
2000 sokak, No:25/1 (Jandarma sokağı) Alaçatı
532 2645598

Yürüyüşümüze devam ediyoruz…

yenilenmeyi bekleyen evler karşımıza çıkıyor…


Camgeran-Eskici dükkanı
Tokoğlu mahallesi, 1017 sokak, No:2 Alaçatı
532 2838523


Yıkılmak üzere tadilatı bekleyen bir ev daha…


Geçmişi 2 sene öncesine dayanan, benim daha yeni keşfettiğim “Asma Yaprağı” oldukça popüler ve yemekleri ile ünlü bir restorant.


Mutfağına şöyle bir gözatıp akşama yapılan hazırlıklara şahit oluyoruz…

Asma Yaprağı
Tokoğlu mahallesi 1005 sokak No:50 Alaçatı
232 7160178
http://www.asmayapragi.com.tr


Asma Yaprağının hemen yanında yer alan Tango Antik ismini sahibi Sırrı Turaçlı’nın tango merakından almış.
Antikacı dükkanı demeye bin şahit, derli toplu, tertemiz, herşeyi görebileceğiniz ve bulabileceğiniz bir dükkan.
Sırrı bey de sattığı tüm ürünleri tanıyan,bilen bir kişi olunca keyifli ve bilinçli bir alışveriş yapabileceğiniz bir yer çıkıyor ortaya.

Tango Antika
Tokoğlu mahallesi 1005 sokak No:48/B Alaçatı
535 3604230


Tango antikanın yanındaki evin çıkması dikkatimi çekiyor…Evin sahibi teyzemiz mekan ihtiyacını 1 katta bir çıkma yaparak karşılamış ve burasını mutfak alanı olarak kullanmış…Toplumsal ihtiyaçların bireysel bazda giderilmesi hususunda kaydadeğer bir çözüm 🙂


Isla Bonita, şirin mi şirin bir hediyelik eşya dükkanı. Mağaza sahibi Gülfem Kessler aynı zamanda film setlerine dekorasyonda ürün verdiklerini söylüyor.
İsla Bonita
1005 sokak No:1 Alaçatı
232 7166926
http://www.alacati-islabonita.com

Turlarımız devam edecek…

Alaçatı - Çeşme, Seyahat- Travel içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Alaçatı Pazarı


Çeşme’nin her sene daha da “in” hale gelen minik beldesi Alaçatı’nın Cumartesi günleri kurulan pazarı da gidilesi etkinlikler kapsamına hemen alınabilir.
1 gece önceden kurulmaya başlanan pazaryeri sabah saat 08:00 itibarı ile dolmaya başlar.
E Çeşme’ye gelmişken 8de orada bulunacak değiliz ama kalabalık fazla artmadan yani saat 10 civarı orada olmak pazarı hızlıca gezmek ve herşeyi rahatlıkla görebilmek açısından doğru olur.
Bir kere artık marketlerden meyve-sebze alınmaz. Meyve-sebzenin tarladan yeni toplanmış halini pazarda bulursunuz. Hem taze hem de lezzetli. Pazarın üstünün kapalı olduğunu, güneşe maruz kalınmayacağını belirtmemde fayda var. Fakat öğle saatlerine doğru yoğun kalabalıktan dolayı tente altı bile çok sıcak oluyor.
Tavuk ta artık marketten,kasaptan alınmayacak hale geldi. Malum tavuk değil antibiyotik satın alıyoruz. Bu sebeple ya “organik” ürün satan marketlerden “organik tavuk” alıyoruz 20 TL’ye, ya da böyle pazarlardan kümesten çıkmış, taze kesilmiş tavuklar…
Yani pazar yerleri artık etin de tazesinin-doğalının alınacağı yer haline geldi.

Alaçatı pazarına önce çiçekçiler arasından giriş yapıyorsunuz. Sonra sırasıyla manavlar, sonra kıyafet ve züccaciyeciler geliyor. Yok yok tabii.


E tabii teknolojiye ve yeniliklere daima ayak uydurmak lazım. Elbette sosyete pazarında nakit taşıyacak değiliz ya!


1 liracıları da çok severim, acaba gereksiz ne alsam diye 1 saat incelerim.
Buraları bence tasarımcılar için de bulunmaz nimet. Baktığın ürüne başka ne fonksiyon yüklenebilir? mesela tel askılar fotograğ asmak için ve ayakkabı asacağı olarak kullanılabiliyor. Tel askı ararken o ince telli modellerin artık üretilmediğini görmek beni üzdü 😦


Pamuk şeker hala var, hep te olacak sanırım…


Plaj çantasına yedek olarak atılan 15 liralık “taklit” gözlükleri ihmal etmeyelim lütfen!


İzmirimizin meşhur “bardacık”ları…Tam sezonu.


Germiyan köyünden Hasan usta’nın buğday ekmeği…Fırın ekmeği alacak değiliz ya!


Doğanın güzel renklerini…Pazarda gezmenin hoş detaylarından birisi birbirinden güzel renkleri birarada görebilmek.


Alışveriş arasında bir yemek yemeğe vakit ayıracağız elbet…Mini masa ve sandalye takımı ile ciğercimiz de aramızda!


Organik köy yumurtası, dikkatinizi çekerim 15 tanesi 7,5 TL.
Markette satılan organik yumurtanın 4 tanesi 6,5 TL. Haberiniz ola!


Pazarda balıkçımız da var elbet. Lakin şu midye işine hep bir korku ile bakmışımdır…Sarılıkla midye kelimelerini denk tutarım.


Pazarımızda su kaplumbağası, tavşan, civciv ve ördekler de mevcuttur. Ördek yavrularını hakkaten görmek lazımdı, ne şirin şeyler!


Refik’in bahçesi…Pazar alışverişinin arasında bir nefes alıp çay içmek veya alışveriş öncesi kahvaltınızı edip enerjinizi toplayıp devam etmek isteyenler için şeker mi şeker bir adres…


Refik amcadan dekoratif ataklar…


Refik’in reçelleri…Sağda oturan adam formundaki kot pantolon içine doldutrulmuş toprak ve ortaya çıkan saksı konseptini lütfen görmezden gelmeyelim.


Renkli terlik modellerini es geçmeyelim. Son trendler burada!


Peştemal modası hala gündemde!


Mutfak önlükleri rengarenk!


Trendy T-shirtler!


Ne alırsan 1,5 Lira! Ucuz satıyom arabada yatıyom! Yeni evlenenlerden para almıyom!
İdris Demirtaş 10 senedir Alaçatı pazarına geliyor. Mesleği pazarcılık. Tüm sayfiyelerdeki pazarları takip ediyor, katılıyor.
Komik cümlelerle bezenmiş pazarlama taktikleri ile müşterisini kendisine çekiyor. Eliniz boş geçemiyorsunuz yanından.


Pazarı gezerken nohutlu pilav yiyebilirsiniz…


Sebze ve meyvelerinizi özel şekillerde kesmek için alet arayışında olanlar için…


Çiçekçilerimiz…


Kavun dediğin traktör sırtından alınır.


Bahçe ve balkon akseusraları bölümü…

Pazar maceramızı 1 adet pembe rengine hasta olduğum ve bana her seferinde Alaçatıyı hatırlatacak cezveden hallice mini tenceremle noktaladık.

Alaçatı pazarını gezmeden tatil yaptım demeyin :)))

Alaçatı - Çeşme, Seyahat- Travel içinde yayınlandı | , , , , , ile etiketlendi | 1 Yorum