Milano Tasarım Fuarı 2012 / Lambrate

Milano tasarım haftasının Zona Tortona’dan sonra yükselen yıldızı Lambrate.
Üniversite öğrencilerinin ve genç tasarımcıların tasarımlarını sundukları enerjisi yüksek, yaratıcı bölgeden bazı örnekler…


Metro istasyonundan tasarım mekanlarına giderken kaybolunmaması için sokaklarda renkli noktalar ile yönlendirme yapılmıştı.


Cacophony Bell by Tord Boontje
İlk bakışta ne olduğuna anlam verilmeyen bu ürün, bir zil sistemi…Zili çaldığınız zaman tüm asılı ürünler hareket ederek veya birbirine çarparak uyarı veriyor…Sıradışı bir zil tasarımı.


Royal College of Art, Pia Wüstenberg , http://www.piadesign.eu


After the world was round, Yana Naidenov


Lee Broom tasarımı seramik altlıklı aydınlatmalar


Lee Broom tasarımı halı kaplanmış büfe ve avize içleri…


Lee Broom tasarımı kristal ampul aydınlatmalar


Lee Broom tasarımı gazete tutacağı

http://www.leebroom.com


Lambrate’nin en renkli alanlarından biri Ikea idi…Sunumları ile alışverişi teşvik eden yapısı, renkli ve güzel kumaşları ile İkea evimizin vazgeçilmez markalarından biri.


Aldo Cibic tasarımı Happy Carpets serisi


Dominic Wilcox’tan ziyaretçiler için geliştirdiği interaktif bir proje. Tek bir sandalyeye yapıştırma bantı ile eklenebilen birbirinden farklı sopalarla bir eser ortaya çıkarılıyor.


Peter Johansen-All good things come in three
3lü tabure seti


Christina Liljenberg Halstrom


Jo Meesters, Materra
toprak kap seti


Lennart Van Uffelen, Spiegel.01
Aynaya çakılmış çivi konsepti…Artık çatlayan,kırılan aynaları atmaya gerek yok.


Alanı gezenler için tasarlanmış, içki kasaları üzerinde oturma üniteleri…2 fonksiyon 1 arada.


Fabien Dumas, Tools light
Katlanan metrelerden yaratılmış aydınlatmalar


Rosenthal sunumu


Andrea Mancuso ve Emilia Serra
Tavana ve yere bağlı iplerin arasında yün iplikler kullanılarak yaratılmış kompozisyonlar…tek kelime ile muhteşem.


Andrea Mancuso ve Emilia Serra

Andrea Mancuso ve Emilia Serra


Michel de Lucchi, Cavalcabo
varak çekmeceli dolap ünitesi


Maarten Baas, the empty chair


Katinka- Follow the white rabbit


Studio Thol


Galia Tammuz tasarımı bükülmüş seramik bardaklar


Denis Drouet


Jamie Wolfont, communicable seats


Tyson Atwell, Terra light


Brick Biotope
Doğal görünümlü duvarlar yaratmak, duvarlarda yeşillik yetiştirebilmek ve doğadaki canlılar için barınaklar yaratmak için tasarlanmış özel tuğlalar


Eski püskü bir imalat atölyesi teşhir alanına çevrilmiş…

http://www.venturaprojects.com/

Tasarım-Dekorasyon-Mimarlık-Design-Decoration-Architecture içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | 1 Yorum

Milano Tasarım Fuarı 2012 / Brera

Milano Tasarım haftasının şehir ayağının birisi BRERA bölgesi. Buradaki sokaklarda, mağazalarda ve muhteşem binaların avlularında sergiler fuar kapsamında yürütülmekte.
Tarihi binaların içinde bu sergileri gezmek ayrı bir zevk, hem kültür turu yapıyorsunuz hem de yeni ürünleri görüyorsunuz.


& CO


Clan Cafe mağazasından bir görünüm


Pamar sergisi


Guzzini mağazası, bu renkleri görüp te eli boş çıkmak mümkün mü?


Moroso showroom


Moroso kanepe


Grafiti tasarımcıları işbaşında!


Academia di Brera


Academia di Brera


Swell, The looking glasshouse

The Secret Garden, Barovier Toso ile Paola Navone- Citco ile Zaha Hadid

Bahçe içersinde yerleştirilmiş aydınlatmalar ve büyük mavi kubbeler


Mavi kubbelerin içi aluminyum folyolar ile kaplanmış ve muhteşem Barovier Toso aydınlatmalar asılmıştı.


Renault marka Twizy Z.E modeli yeni elektrikli araba, sokaklarda ziyaretçilerin test sürüşüne sunuldu…

Muhteşem tarihi yapıların avluları içindeki bahçe mobilyaları firması RODA sergisi de harikaydı!


Manfredi kuyumcu mağazasından muhteşem bir parça…

Tasarım-Dekorasyon-Mimarlık-Design-Decoration-Architecture içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Science Museum / Milano

Milano Tasarım haftasının duraklarından bir tanesi de Leonardo Da Vinci Bilim ve teknoloji müzesi idi…
Tom Dixon’un nefis aydınlatma labirenti içersinden geçerek müzeye ulaştık.
Nefis bir bina içersinde hem sergi hem parti birarada idi.
http://www.museoscienza.org/english/


Boca De Lobo, Versailles Sofa

Boca De Lobo, Versailles Sofa


Stefano Sciullo


Sebastian Herkner


Tristan Cochrane


psk


http://www.ashleytemudo.com


Kağıt bölücü duvarlar, aşağıdaki gibi açılarak çeşitli mekanlar,koridorlar yaratılabiliyor…


17.yüzyıl İtalyasında manastıra ait bir eczanenin rekonstrüksiyonu

Kültür- Sanat / Culture-Art içinde yayınlandı | , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Milano Tasarım Fuarı 2012 / Satellite



http://www.cosmit.it/tool/home.php?s=0,2,67,71,82
Milano mobilya fuarının önemli bir etkinliği Satellite bölümüdür. Bu bölümde gelecek vaad eden, en prestijli tasarım okullarından gelen 700 kadar genç tasarımcı fuarı ziyaret eden işverenler ve firmalarla buluşturularak bağlantılar sağlanmaktadır. Burada sergi gerçekleştiren gençlerin büyük bölümü geleceğin büyük tasarımcıları arasına girmektedir.
Sergiledikleri tasarımları genelde prototip olmaktadır. İşte 2012 senesinden bazı tasarımlar…


Vogelius Müller


Vogelius Müller


Thomas Schnur / Rubber Table


Pedro Paolo Franco


Studio Baag


Ciclus


Lukas Dahlen


My Concrete Garden


Anne Boenish&Steffen Schellenberger


Nicole Tomazi


Nicole Tomazi


Central Academy of Fine Arts


Central Academy of Fine Arts


Art Future Design School


Addictlab.com


Yoy


Nika Zupanc


Design Soil


Tomomi Naito, Bookend


Johan Lindsten


Doris Darling


Rooms-Georgia


Hanseo University


Veronica Posada, Clip for bread


Nobu Miake, vase for dried flower


Fresh from the mint


Rooms

Tasarım-Dekorasyon-Mimarlık-Design-Decoration-Architecture içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Milano Tasarım Fuarı 2012 / Zona Tortona

Milano Tasarım Fuarı etkinlikleri fuar alanı haricinde şehrin çeşitli bölgelerine de yayılmıştır. Bunlardan bir tanesi Zona Tortona bölgesidir.
Burada yer alan mağaza, cafe, hotel ve sergi alanlarının tümünde mutlaka bir ürün sergisi görebilirsiniz. Bilinen firmalarla birlikte gençlerin de ürünlerini sergiledikleri karma bir alandır. Gece geç saatlere kadar sergileri gezmek mümkündür.
Bu sene yeşil dünya konsepti ön plana çıktı. Gerek uyarılar, gerek öneriler ile dünyamıza daha duyarlı olma, çevreyi koruma, geri dönüşümlü malzemeler kullanma üzerine çok değinildiği gördük.
Elektrikli arabaların bolca reklamı yapıldı, yakında hepimiz kullanmaya başlarız artık.


Tortona’nın köprüden itibaren olan cadde girişindeki cafe-restorantlardan birisi…


Ayakkabı mağazalarından birisinde görüp şeker bulduğumuz plastik çocuk ayakkabıları


Üstüne süslü ve renkli plastik bayan ayakkabıları…süper!


Sergi alanlarından bir tanesinde yer alan, zamanında çok popüler olan tekrar gündeme gelmiş espadril sergi aracı…


Flos aydınlatma markasından Drop aydınlatma

Luca Gnizio’dan farklı çalışmalar…
Sanatçı, doğaya-insanoğlunun doğaya verdiği zararlara, hayvan ve bitki örtüsündeki değişimlere referans verir.
Chaise Longue for desert

Wildfor lamp

Book for bottles chaise lounge

For last drop
Toprak kullanılarak yapılmış sandalyede, kuraklığa rağmen yaşam savaşı veren bir tanecik bitki ve son su damlaları yansıtılmıştır.

Eleonora Weiss tasarımı el yapımı keçe çanta tasarımları.

Rustiklegno markasından “Panca Mollaro” isimli mandal sehpa

mybitedesign.com grubundan canavar desenli, keçe malzeme IPhone ve Ipad çantaları

Stand alanını eski kapı ve panjurlar ile belirlemiş, dönüşümlü malzeme kullanımı üzerine çalışmalar yapan Controprogetto grubu
http://www.controprogetto.it/menueng.html

Epoksi zemin, beyaz duvarları, ortada bırakılan tesisat sitemi ve ürün seçkisi ile endüstriyel havada, hoşuma giden “Merci” mağazasından bazı görüntüler…

Paola Navone’den sınırlı üretim aydınlatma tasarımı


Tahtırevalli masa…


Üstüste ince yastıklardan oluşmuş sandalye-puf takımı


Kutuların hepsinin altında ayakları bulunmakta, ister tek başına bir ünite olarak, ister üstüste bir çekmece grubu olarak kullanılabiliyor.


Studio RIK TEN VELDEN’den örgü sandalye ve aydınlatmalar


Knappe Buttons by Tjimkje de Boer (Düğmeden esinleniş…)


Zeytinyağı ayarlayıcısı


Örgü yünlerinin olduğu gibi atkı olarak kullanılma fikri çok iyi!

***NHow otelindeki sergilere geçiyoruz şimdi…

Haut Material firmasından özel tasarımlar…

kibrit çöpünden esinlenilmiş Luca Pegolo tasarımı Fiammifero masa

Belden sıkılmış kemer konseprinden esinlenilmiş ahşap kolon sculptor Holzknecht tasarımı Vitastretta


Otel lobisinin aydınlatmaları


Asansör alanı önü zemini alt katı gösteren cam, duvarlar ahşap parke kaplama, kromaj asansör çerçeveleri ile şık bir ambians yakalanmış.


Boutique Studio’dan Stork Collection dış mekan saksı grubu


Arken SPA firmasından farklı kumaşlardan rengarenk puf modelleri


Yarı bilardo masası, yarı yemek masası tasarımı…fanatik bilardocular için olsa gerek 🙂


Pleksiden yapılmış sandalye-kitaplık , HE Mu & ZHANG Qian tasarımı


Sun Yun tasarımı 3lü oturmalı bank, örgü oturma yeri ve ahşap konstrüksiyon


Wenzhou Opal furniture Co. tasarımı ahşap, deri bank


Song Tao tasarımı ahşap oturmalı ve metal bambu ayaklı bank


Wang Shanxiang tasarımı burulmuş ahşaptan bank


Naohiko Mitsui tasarımı Hanger Lamp

Tasarım-Dekorasyon-Mimarlık-Design-Decoration-Architecture içinde yayınlandı | , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Milano Tasarım Fuarı 2012 / Mağazalar

Milano fuarı sırasında tüm mağazalarda da atraksiyonlar oluyor.
Mağaza vitrinleri zaten birbirinden güzel.Aslında ilave bir harekete gerek kalmıyor.
Monte Napoleone ve Spiga sokakları görsel şölen gibi.Şıklık, ambians ve harika ürünler ardarda sıralanmış.
Vitrin ne kadar cazibeli olursa o kadar dikkat çekiyor. Ürün sergilenmesi çok önemli, hatta bazen ürün arka planda kalabiliyor.
Şehir turu sırasında beğendiğim bazı vitrinler ve fotoğraf çekilmesine izin verilen mağazaların iç dekorasyonlarından örnekler…Malum çoğu mağaza fotoğraf çekilmesine izin vermiyor…

Paul Smith
Mağaza fuara dahil olanlardan birisi idi.

Patrizia Pepe
Mağaza fuara dahil olanlardan birisi idi.

Fabiana Filippi
Dev kolye konsepti…

Pollini
Ünlü ayakkabı markası

Roberto Cavalli
Favori tasarımcım.

Hugo Boss
Vitranın mini ürünlerini sergiliyordu.

Louis Vuitton

Alan Journo

Hermes

Stuart Weiztman

Zara

Via Porta Ticinese caddesinden görüntüler…

Tasarım-Dekorasyon-Mimarlık-Design-Decoration-Architecture içinde yayınlandı | , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Milano Tasarım Fuarı 2012 / Banyolar

Banyo tasarımlarını da atlamamak lazım.
Birbirinden güzel dekorlar içinde hoş malzeme ve renkler ile banyolarımız da birer keyif alanı.

Rexa Design,tamamen butik çalışıyorlar, el emeği göz nuru ürünler.

Mastella Design küvet ve lavabolar nefis…

Novello

Freri e Brignoli firması mermer ve granit malzemelerinden banyo tasarımları gerçekleştiriyor.

Altamarea

Rifra…

Toscoquattro

Mutina firmasının seramik ve mozaik taşları yine harikaydı…

Zucchetti ve Kos firmalarının batarya ve jakuzi sistemleri her zamanki gibi son derece elegan idi

Antonio Lupi
Kare küver ve küvetin kenarında konumlanmış lavabo tasarımı nefis.
Lavabo bataryası ise tavandan inen model…

Arlex Italia
Yana yatmış mermer lavabolarla birlikte venge-uçuk mavi dolap kombinasyonu çok şık

Milldue
Mermer duvarlar ile krom lineer dekor şık bir hava veriyor.
Baxter’ın aluminyum sandalyesi dekora hava veriyor. Aydınlatmalar çok hoş.

Tasarım-Dekorasyon-Mimarlık-Design-Decoration-Architecture içinde yayınlandı | , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Milano Tasarım Fuarı 2012 / Mutfaklar

Mutfak deyince bir evi ön plana çıkaran etkenlerden birisi akla gelir.
Vaktin önemli bir bölümü burada geçer, hele ki misafir ağırlamayı, yemek yapmayı seviyorsanız, üstüne birde geniş bir aileye sahipseniz, düzenli beslenme trendine kapılmış olanlardansanız mutfağımızın güzel ve sıcak olmasını severiz, isteriz.
Mutfağımızı sevince daha bir güzel yemekler hazırlarız. Motivasyonumuz artar. İlham gelir 🙂

Milano fuarından modelleri, renkleri, tasarımları ile ön plana çıkan özel bazı markaları derledim.
Biraz klasik, biraz geleneksel, biraz da modern mutfaklara bakalım…Modern mutfaklardan şahsen sıkıldım, karakterli detaylar, huzur veren renkler, geleneksel özellikler daha çok ilgimi çekiyor.

Aster firmasından beyaz mutfak…

Kvanum, en beğendiğim mutfak markası. Aynı zamanda dolap sistemleri de yapıyorlar. Henüz Türkiye’ye gelmedi…ama ilgileniyorlar.

Marchi Group markasından harika sunumlar ile nefis mutfaklar…

Italyan Composit markasından yine klasikleşecek bir mutfak tasarımı…
Marka henüz Türkiye’ye gelmedi ama bağlantı halinde.

Italyan Maistri firmasından beton kapaklı mutfak. Çok şık ve jilet gibi. Moderni sevenler için.

Italyan Lottocento

Italyan Martini firmasından güzel bir sunum…

Italyan Arrex firmasından paslanmaz çelik tezgah ve ahşap kapakların kombinasyonu ile nefis bir mutfak

Italyan Ar-Tre markasından dolap kapaklarına tıklayarak açtığınız özel bir sistem. Kapaklara basarak değil, kapıyı çalar gibi tıklayarak açıyorsunuz.
Oturma alanı ile mutfak bütünleştirilerek o ayırım ortadan kaldırılmış.

Paganelli markasından country stili cici bir mutfak

İtalyan Scavolini markasından ceviz parke, krem lake ve ceviz kaplama kapaklar, corian tezgah, paslanmaz arkalık ile güzel bir model…

Alman Hacker firmasından dekorlu kapaklı beyaz bir mutfak tasarımı

Italyan Bamax firmasından doğal ahşap kapaklı, modern bir tasarım

Del Curto firmasından yine ahşap tasarım mutfaklar…

Ocak altında buzdolabı, eviye altında dolap ve bulaşık makinesi, köşede ise düğme ile yukarı çıkan çekmece ünitesi ile küçük alanlı mutfaklar için güzel çözümlere sahip bir marka.

Gicinque markasından son derece şık bir mutfak daha…

ve son olarak Febal markasından parlak lake rengarenk mutfak

Tasarım-Dekorasyon-Mimarlık-Design-Decoration-Architecture içinde yayınlandı | , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Pane e Aqua / Milano

Rossana Orlandi’ye varmadan önceki restorant Pane e Aqua, yine hoş dekoru ile dikkatimi çekti.
Karo mozaik zeminler, boyalı tuğla duvarları, silikon esaslı yaprak motifi ile kaplanmış renkli koca bir duvar, tavandan asılmış bezleri ile son derece karakterli bir yemek atmosferi sunuluyordu.
Koca pencerelerin denizliklerinde kesilen ekmekler, tarihi kitapların iç sayfasında sunulan menüsü ile yine güzel fikirlerle dolu bir restorant dekorasyonu örneği idi.

Tasarım-Dekorasyon-Mimarlık-Design-Decoration-Architecture içinde yayınlandı | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Milano Tasarım Fuarı 2012 / Driade showroom

İç ve dış mekan mobilya markası Italyan “Driade” markası yüksek tavanlı, büyük pencereli, tarihi binasındaki muhteşem showroomunda yeni ürünleri ile eski dekorasyonu karıştırarak harika bir sunum hazırlamıştı…

http://www.driade.com

Tasarım-Dekorasyon-Mimarlık-Design-Decoration-Architecture içinde yayınlandı | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Rossana Orlandi / Milano

Milano’daki en güzel mağazalardan birisi olsa gerek…Nereye bakacağınızı şaşırdığınız, ne oluyor yaaaa, nerden bulmuşlar bu kadar tasarım şeyi, nasıl seçilmiş hepsi ayrı ayrı dediğiniz bir yer.
Nereye elinizi atsanız, ne tarafa baksanız birşey var, hepsi birbirinden güzel, birbirinden ilginç, deli dolu bir yer.
Rossana Orlandi’nin kendisi tabiri caiz ise arızaya bağlamış. İnanılmaz yaratıcı bir kadın. Tasarımla yatarım tasarımla kalkarım diyenlerden.
Mağazayı design week kapsamında aynı zamanda sanatçıların da ürünlerini teşhir ettiği bir yere çevirmiş. Gerçi hiç ihtiyacı yokmuş ama olsun. Rossana bu, yapar. Tek kelime ile bayıldım!
Normal zamanda aynı zamanda az masalı butik bir restorant olarak ta servis veriyor, sadece 1 tur yemek veriliyor.
Eski bir kravat fabrikası olan mekanı 2002 yılında genç tasarımcıları keşfetmek ve destek vermek amaçlı bir galeriye çeviyor Rossana.
http://www.rossanaorlandi.com/en_US/home

Keyifli bir bahçenin içinden geçip teşhir alanına giriyorsunuz…


Battaniye koltuk…süper fikir!


Böcükler serisi…Öyle iğrenmek filan yok.


Beyaz kanepedeki detaylara dikkat çekmek isterim!

Tasarım-Dekorasyon-Mimarlık-Design-Decoration-Architecture içinde yayınlandı | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Wait and See / Milano


Her yanı tasarım dolu, gerek ürünlerinin güzelliği gerekse ürünlerin prezentasyonu ile Milano’daki en cici mağazalardan birisi Wait and See.
Mağazanın sahibi de tasarımcı, dolayısı ile her bir noktasını en ince detayına kadar kendisi tasarlamış.
İnanılmaz zevkli ve güzel fikirlerle dolu bu mağazadan eliniz boş çıkmanız neredeyse imkansız. Her bir kıyafet ve aksesuar tek, hepsi özel olarak seçilmiş, hangisini alsam diye aklınız karışıyor, siniriniz bozuluyor.
yapım aşamasında mağazanın sahibine tüm arkadaşları ismi ne olacak diye soru sormuş, wait and see anlamına gelen bekleyin ve görün diye cevap vermiş, o sırada da bir sürü isim düşünmüş, sonunda neden wait and see olmasın diyerek bu ismi vermiş 🙂


Mandalla ipe asılmış Ti-Shirtler, kutu-çekmece ve sepetlerde sergilenmiş diğer ürünler…


Salıncakta teşhir edilmiş çanta…


Giyinme kabinleri giriş kapıları panjur ve eski bir kapıdan yapılmış…


Mutfak kapısı demeye bin şahit…ne kadar şirin 🙂


Mini sandalyeler üzerinde sergilenen yastık ve ayakkabılar…
Askıda basit şekilde ürün sergisine bayılıyorum.


Eski çocuk oyuncakları da sergileme standı olarak kullanılmış 🙂


Mağazadan genel görünüm, sol yandan rampa ile ufacık bir asma kata çıkılıyor. Orada yeterince alan olmadığı için çalışma masası yarıya kadar ileriye çıkılmış ve duvara sabitlenmiş. Yaratıcılık işte…


Evde eskimiş, pek te işe yaramayan sandalyeleriniz varsa sakın atmayın! Sandalyeleri askı ve raf olarakj kullanabilirsiniz, çok ta hareketli ve zevkli bir giyinme odanız olmaz mı?!
Sinek pufa dikkat çekerim!


Koltuğunuzdan sıkıldıysanız işte böyle bir kıyafet giydirip kumaş almanıza gerek kalmaz. Fanki finki evler için 😉

Tasarım-Dekorasyon-Mimarlık-Design-Decoration-Architecture içinde yayınlandı | , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Milano Tasarım Fuarı 2012 / Mobilyalar

Yaratıcı tasarımlar, yeni malzemeler, renkli kumaşlar, yenilikler ve güzellikler dolu bir tasarım fuarı daha 22 Nisan Pazar günü sona erdi.
Milano fuarı sadece Fiera denilen 480.000 m2lik fuar alanı değil, aynı zamanda şehrin tümü bir fuar alanı haline dönüşmekte. Mağazaların neredeyse hepsindede tasarıma yönelik ürünler sergilenmekte, fuar haricinde Zona Tortona gezilmesi gereken bir diğer alan. Brera ve Lambrate bölgelerini de sayarsak tüm şehri gezmiş oluyoruz.
Bu sene Tortona bölgesi hareketli olmasına rağmen sanki biraz daha sönüktü, Lambrate daha ön plana çıkmıştı.
Fuar alanındaki standların birçoğunda “hostes” adı altında hiçbir soruya cevap veremeyen sadece orada durmakla görevli insanlar vardı. Durmak için para alma olayına hiçbir anlam veremedim doğrusu. Bir tek dedikleri cümle “no photo please” Ne saçma, herkes artık fotoğraf çekiyor ve önüne geçilmesine imkan yok.
Tüm firmalar yine katalog ve el broşürleri dağıtıyordu, halbuki yeşilcilik, çevre duyarlılığı diye ortalık inlerken buna tamamen zıt bir konsept idi. Zaten çoğu akımlar genelde lafta kalır. İş uygulamaya gelince farklıdır.
Baharın da gelmiş olması kaynaklı mavi, sarı renkleri çok görülüyordu, deri kullanımı her zamanki gibi ön planda idi.
Standların birçoğunda ahşap parke kullanılmış olması dikkatimi çekti, parke bir süreden beri duvarlara da taşındı ve gayet güzel bir hava veriyor.
Sebze-meyve sandıkları ve ürün paletleri o kadar moda ki her yerde gördük. Yani manavınızda gördüğünüz atıl sandıklar varsa hemen yürütün, boyayın, sehpa yapın, raf yapın, altına tekerlek takıp fonksiyon katın, kitaplık yapın, kullanın yani, atılmasın.

Önce Fiera yani fuar alanındaki mobilya firmalarından bir seçki sunmak lazım…

Emmemobili firmasından yemek masası ve büfe tasarımı

Casamania firmasından özel bir stand…İmalat bandı üzerinde sergilenmiş ahşap sandalye üstüne preslenmiş kot kumaş tasarımı ve el örgüsü şapkaları olan birbirinden şirin aydınlatmalar

Opinion Ciatti firmasından kitaplık/ayna tasarımı ve kalın bir halat üstüne monte edilmiş askılar…

Parri firmasından yumuşacık, pufuduk, dış mekan koltuğu, kenarlarındaki kırmızı fermuarlar sayesinde kılıf değişebiliyor.

Fratelli Boffi firmasındaki klasik kanepedeki hoş özellik kanepenin 2 parçadan oluşması,parçaların deri ve kumaş olmak üzere farklı renklerdeki 2 farklı malzeme ile kaplanmış olması…

Ceccotti firmasından metal yemek masası ve deney tüplerinden düzenlenmiş muhteşem avize

Adele-C firmasından çok özel bir puf tasarımı…Klasikleşmiş bir Thonet sandalye modelinin küçültülerek puf ayağı olarak kullanılmış olması fikrine tek kelime ile bayıldım!

Missoni firması renkli kumaşları ile ünlüdür. Nakış kaplı farklı çaptaki lambalar harika!

Vitra…Tasarımlarını güzel kombinasyonlar yaparak böylece müşterilerine fikirler sunarak yaratan Vitra her zamanki gibi kusursuzdu.

Arketipo firmasının müşterileri ile görüşme masası olarak hazırladığı dikiş masası fikri nefisti…

Hugues Chevalier firmasından keman sandalye…

Cattelan Italia firmasından masif ahşap tablalı, metal ayaklı yemek ması üstüne şıkırtılı swarovski aydınlatma

Cantori firması klasik ve dömi,klasik severler için…Metal ayaklı, deri örgülü yatak başı ve klasik sandalyesi

Marchetti…Beyaz ahşap çalışmaları ve ahşapla seramiği karıştırdığı yemek masası

Baxter Italia deriyi en güzel kullanan firmalardan birisi, büyük ve geniş kanepeleri, deri dikişleri, kullandığı rafine renkler ile lüksün üst noktalarından birisi…

Rugiano firmasındaki hoş detay ise burulmuş masa ve sandalye ayakları ile deri kaplı dolaplar idi, güzel bir işçilik örneği…

Frigerio firmasının stand tasarımı çok hoş idi. Bu sene her yerde eski bavulları dekoratif obje olarak görmek mümkün.

Poliform firmasındaki teşhir ve yatakbaşı lambası özeldi

Colico firmasından pervane ayaklı cam sehpa ile cam konstrüksiyondan yapılmış kanepe…

Saint Babila…Klasik ve süslü mobilya sevenler için üst segment marka…

Longhi firması rafine bir zevk, ağırbaşlı şık mobilyaları ile yine üst segment çizgisini yansıtıyordu. Deri ve pirinç kullanımı dikkat çekiyor. Deri kaplı dolap ve duvarlar son derece şık.

Bosa firması seramik ürünleri ile ünlüdür…Basit ama şeker bir seramik saat..

Porada firmasından ahşap askı

Medea firmasının ahşap konstrüksiyon ile kadife kumaşın kullanıldığı yuvarlak oturma ünitesi ve genel dekoru dikkate değer.

Giorgetti klasik ve koleksiyoner mobilyacıların gözbebeğidir…Bu sene yeni SPA konsepti ile bu özel dinlenme alanlarına da girebileceğini gösterdi…

Donghia ve gül pembesi kadife kanepeler, pirinç ve bakır aydınlatma ve sehpalar ile iddialı ve şık ortamlar arayanlar için…

Reflex, yine klasik havayı sevenler için…Bolca kristal, cam, süs…

Emmebi firmasından metal ayaklı, işlenmemiş doğal ahşap tablalı masa

Ego firmasından cam masa meraklıları için klasik bir model…

Gervasoni firması rahat, keyifli, sade ve tasarım mobilyaları ile yine ön planda idi

Lema firması dolap sistemleri ile haklı bir ün sahibidir. Stand tasarımı da oldukça hoştu.

L’origine firmasından şık bir çalışma masası tasarımı

Klab firmasından kadife kaplı büfe ile kadife sandalyeler kitch tasarım severler için…

Ligne Roset firmasının renkli keçe kaplı sandalyeleri özellikle genç evlilere, renkli kişiliklere yönelik idi.

Walter Knoll firmasından koleksiyona katılacak bir parça

Nomon firması birbirinden şık ve farklı saat tasarımları ile…

Firmaların büyük bölümünün İstanbul’da distribütörleri mevcut.
Bilgi için firmalar ile direkt bağlantıya geçilebilir.

Tasarım-Dekorasyon-Mimarlık-Design-Decoration-Architecture içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Arter Sanat-Mona Hatoum

Arter Sanat yeni bir sergiye daha ev sahipliği yapmaya başladı.
Sanatçı Mona Hatoum’un “hala buradasın” isimli sergisi 17 Mart-27 Mayıs 2012 tarihleri arasında ücretsiz olarak gezilebilir.


Mona Hatoum, 1952 yılında Beirut’ta dünyaya gelir.
Beirut üniversitesi, Byam Shaw sanat okulu ve The Slade sanat okullarında eğitim görür.
Sanatçının erken dönem işleri güçlü politik öğeler içerir, Israillilerin politik alandaki mücadelelerini yansıtır.
1980li dönemlerde sanatçının işleri politik bakış açısından biraz uzaklaşmaya başlayarak daha derin manalar taşıyan çalışmalara dönüşür.
Hatoum Londra’da yaşmakta ama dünyanın birçok yerinde çalışmalar yapmaktadır. Yapıtlarında sürrealizme referanslar verir, minimalizmden de izlere rastlanır.
Tate Gallery-Londra, Museum of fine arts-Boston, Centre Georges Pompidou- Paris, San Francisco Museum of Modern Art, The Museum of Modern Art-New York eserlerinin bulunduğu müzelerden sadece birkaçıdır.

“Sanatın didaktik olunacak iyi bir alan olduğunu; görsel sanatların dilinin net tartışmalar yaratmaya, ikna etmeye veya öğrenmeye sevk etmek üzere uygun olduğunu düşünmüyorum.” der.
“Bir sanat eseri ile izleyiciye bir beyanda bulunursanız, bunu algıladıkları anda ya sizinle hem fikir olurlar, ya da sizi veya eserinizi azlederek bir sonraki konuya geçerler, bir daha geriye dönüp bakma ihtiyacı duymazlar.”
“İlk anda güçlü, resmi bir duruş sergileyen ve fiziksel varlığı ile psikolojik ve duygusal etkiler yaratan bir çalışma yaratmak istiyorum.”
“Kendisini ve mesajını bariz bir şekilde yansıtan işleri çok sıkıcı buluyorum. Konu, insanlara çalışmalardan ilham alacak zeki ve hayalgücü geniş olarak muamele etmek değil, kaşıkla beslemektir.”


Bunker,2011


Globe,2007


Greater Divide,2002


Undercurrent (red),2008


Hair Receiver,2012


Worry Beads,2009


A Bigger Splash,2009


Jardin Public,1993


Untitled (wrack),2011


Kapan,2012


Natura Morta,2012


Deep Throat,1996 (video yerleşkesi)


Silence,1994

Sergi ile ilgili bilgi için:
ARTER SANAT
http://www.arter.org.tr/W3/?sAction=CurrentExhibitions

Kültür- Sanat / Culture-Art içinde yayınlandı | , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Hayvan işkencesinin toplumsal tehlikeleri

Günümüzün en büyük sorunlarından birisi haline gelmiş hayvan işkencesi aldı başını gidiyor. Basında hergün okuduğumuz katliamlar, işkence ve tecavüz ile hayvan öldürmeler, kötü koşullarda yetişen kesimlik hayvanlar, her Kurban bayramında görmek zorunda kaldığımız Kur’an-ı Kerim’de tarif edilen usule ters düşen kesimler,tüfekle sokak hayvanlarının öldürülmesi, iş için kullanılan hayvanların zor ve uzun saatlerle çalıştırılmaları, pet-shoplarda kötü koşullarda sergilenen hastalıklı hayvanlar, soğukta aç bırakılan veya donmaya bırakılan hayvanlar, ormanlara terk edilen binlerce köpek, sorun yaratan,beslenemeyen, bakılamayan, sokağa atılmış hayvanların topluca belediyeler tarafından katledilerek sorunların çözülmeye çalışılması artık doğaya ve yaşam hakkına saygısızlığın had safhaları…
Hayvan hakları kanunundaki eksikler, kanunların yeterince uygulanmaması, caydırıcı maddeler konulmaması, işkence ve ölümlere verilen komik para cezaları insanların hala rahatlıkla başka bir canlıyı gözünü kırpmadan öldürmesine veya işkence edip sakat bırakmasına sebebiyet vermekte.

Hayvanları katledenlerin ve işkence edenlerin aslında topluma birer tehdit unsuru olan bireyler olduğu da bir gerçek.
Bu konudaki bir araştırmanın çevirisini (http://www.pet-abuse.com/pages/abuse_connection.php) burada paylaşmak istiyorum:

1997 senesinde Massachusetts Society for the Prevention of Cruelty to Animals (SPCA) ve Northeastern Universitesi tarafından gerçekleştirilen araştırma raporunda hayvanlara işkence etmiş kişilerin normal insanlara göre 5 kat daha fazla insana karşı ağır ve saldırgan şuçlar işleme kapasitesi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Son 25 senede psikoloji, sosyoloji ve kriminoloji araştırmalarında saldırgan suçlar işlemiş kişilerin çocukluklarında veya yetişkinlik süreçlerinde aralıklarla veya sürekli hayvan işkencesi olaylarına karıştıkları gözlemlenmiştir.
FBI’ın 1970lerden itibaren izledikleri suç olaylarında seri katillerin çoğunun geçmişinde hayvan ve çocuk işkencesine rastlanmıştır.
Hayvana işkence eden kişi savunmasız bir varlığa karşı güç, çoşku ve bütünlük hisseder. Aynı psikolojik durum insan tecavüzlerinde de görülmektedir. Aynı psikoloji çocuklara işkence edenlerde de görülmektedir.Burada hayvan işkencesi ile insan işkencesi arasında çok ince bir çizgi vardır. Hayvana işkence eden bu işkenceyi sürdürmeyebilir ya da bir insana da işkence edebilir, tecavüz edebilir, ciddi fiziksel veya ruhsal zararlar verebilir.
Hayvana işkence hafife alınamayacak kadar önemli bir uyarıdır. Psikolojik sorunların işaretçisi ve daha ağır suçlara giden yolun başlangıcıdır.
American Society for the Prevention of Cruelty to Animals kurumunun yöneticisi Dr.Randall Lockwood, hayvana işkence eden bir çocuk evde gördüğü veya şahit olduğu zulmü direkt olarak dışa vuran bir bireydir yorumunu getirmiştir. Evinde gördüğü şiddeti ilk olarak kendi hayvanına yansıtır.
Hayvan işkencesi direkt olarak güç kontrolü ile ilgilidir. Kişi bir şekilde bir adaletsizlik ile karşılaşır, savunmasız kalır, sonrasında da çarpık bir kendine güven geliştirir. Zamanla savunmasız bir hayvana veya insana karşı hakimiyet kurarak ancak kendini güçlü hissedebilir.
Bazen çocuklar veya engelli bireyler hayvana işkence uyguladıklarında ne yaptıklarını anlamazlar. Hayvanları toplu halde bakımsız ve sağlıksız koşullar altında tutmak çoğunlukla daha büyük bir hastalığın “obsesif kompulsif bozukluğun” belirtisidir.
Tacize uğramış kişiler çoğunlukla birer suçlu haline gelirler. Özellikle hayvanlara işkence eden kadınların geçmişine bakılınca genellikle tacize uğramış oldukları görülmüştür.
Sebepsiz olarak hayvanlara işkence edenler “gelişmekte olan birer psikopat” olarak tanımlanmaktadır.

Yazıdan da anlaşılacağı gibi hayvana işkence eden çocuklar veya yetişkinler ciddi psikolojik rahatsızlıklara sahip potansiyel suçlulardır. Yapılana göz yummak çocuklarımız ve kendimiz için bir tehditi görmezden gelmektir. Hayvana işkence edenlerin geçmişi ve aile yapısı incelenmeli, mutlaka tedavi görmeli ve suç işlediği için bedel ödemelidir.
Özellikle hayvana işkence eden çocukların yaptıklarını görmezden gelmek ve ufak bir suç gibi görmek her an patlamaya hazır bir saatli bombayı görmezden gelmek demektir.
Hayvana işkence etmiş, hatta tecavüz etmiş birisinin yanında bulunmak veya çocuğunuzla aynı ortamda olduğunu bilmek kulağınıza nasıl geliyor? Çocuğunuza zarar verebileceğini düşünmez misiniz? Hatta siz veya çocuğunuz bu kişi ile iletişim kurmak ister mi? İçiniz rahat eder mi?

Hepimizin birey olarak doğaya ve canlılara karşı sorumluluklarımız bulunmakta.
Yaşananlara yüz çevirmek, hiçbir tepki göstermemek, hak aramamak sorunların çözümlenmeden kalmasına, aynen devam etmesine yarar. Üstelik suçluların daha sonra insanlara karşı suç işlemelerine göz yummak anlamına gelir.

Hayvan hakları ile ilgili güzel çalışmalara imza atmış çeşitli kuruluşlar bulunmaktadır.
HAYSEV bunlardan birisidir. Web sitelerinde “Eğer birisinin kendi hayvanına eziyet ettiğini görürsem ne yapabilirim?” sorusuna yönlendirici bir açıklama getirilmiştir.
http://www.haysev.com.tr/bunlari-biliyor-musunuz/kanunlar/kendi-hayvanina-eziyet

Hayvan işkencesine karşı bireyler olarak neler yapabiliriz?
Herşeyden önce “tek başıma ne yapabilirim?” mentalitesinden uzaklaşmak lazım. Hepimiz tek başımıza küçük veya büyük değişiklikler yapabiliriz. Yeter ki inanalım, yeter ki çalışalım ama yakınmayalım. Ufakcıkta olsa bir katkı sağlamak, değişimde rol almak, hiçbir şey yapmayıp herşeyi başkalarına bırakıp şikayet etmekten iyidir.

1. Çocuklarımızın okul çağından itibaren hayvanları tanıması ve onlarla doğru iletişimi kurması için okullarda hayvan dernekleri ile ortak programlar yapılabilir.
Bu tip çalışmalar bazı okullarda yapılmaya başlanmıştır.

http://www.haberler.com/okullarda-hayvan-sevgisi-3465048-haberi/
http://www.kultursanat.org/haber.php?id=359
2. Kanun tasarılarını hazırlayan makamların, devletin yetkili merciilerinin, hakimlerin ve basının hayvan işkencesi konusunu ciddiye almalarını sağlamak üzere bu kurum ve kişilerle şahsen iletişim kurma, doğru bilgi alışverişi sağlamak ve konunun ciddiyetini anlatmak.
3. Hayvan işkencesine şahit olursanız “İl ve çevre orman müdürlüğü”nü aramak.
4. Çocuklarımızı hayvan ve insan sevgisi ile bilinçlendirmek, aileler olarak başka bir canlıya zarar vermenin yanlışını anlatmak.

5. Çocuklarımızda bu tip semptomlara rastlarsak bunu kesinlikle görmezden gelmemek, çocuğumuzu uyarmak, yaptığı yanlışı anlatmak ve psikoloğa götürmek.
6. Pet-shoplardan hayvan almamak, hayvan almak istiyorsanız barınaklara gidip hayvan sahiplenmek
7. Çevremizde hayvanlara kötü davranan birilerini veya tanıdıklarımızı gördüğümüzde olabiliyorsa uyarmak, bilgi vermek ve bilinçlendirmeye çalışmak.
8. Hayvanlar için çalışan derneklere üye olmak veya çalışmalarını takip etmek, maddi veya manevi mesleki tecrübelerimizle desteklemek.

Bu dernekler içinde web sitesi en zengin olan HAYTAP’ı incelemenizi tavsiye ederim.
Konular ile aradığınız tüm soruların cevabını burada görebilirsiniz.
http://www.haytap.org/
http://www.yasamhakkinasaygi.com/default.asp
http://www.sokakhayvanlari.com/
http://www.evsizhayvanlar.org/general/index.html
http://www.hayvanhaklariaktivistleri.org/
http://www.haydost.org/

Anasayfa


http://www.haciko.org/
http://www.shkd.org/
http://www.yhdd.org.tr/

Hayvanlar- Animals içinde yayınlandı | , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın