Gestalt terapisinde Boş Sandalye Tekniği

Gestalt terapisini 1940’lı yıllarda dünyaya kazandıran Fritz ve Laura Perls’in Gestalt duasını paylaşmak isterim:

“Ben kendi işime bakarım sen de kendi işine bakarsın.

Ben bu dünyaya senin beklentilerini yerine getirmek için gelmedim.

Sen de benim beklentilerimi yerine getirmek için gelmedin.

Sen sensin ve ben benim.

Eğer tesadüf eseri olarak birbirimizi bulursak bu çok güzel olur.

Ama bulamazsak yapacak hiçbir şey yok.”

empty-chair

Gestalt terapisinin tedavi yöntemlerinden bir tanesi “boş sandalye tekniği” dir.

*Duygularını ifade etme güçlüğü olan veya hiç ifade edemeyen,

*Duyguları ile bağlantıya geçmekte zorluk çeken,

*Çözümlenmemiş  (kapanmamış konular, yüzleşilmemiş kişiler, bastırılmış duygular, saklanan sırlar, gerçeklememiş vedalar (ani ölüm gibi), vefaat etmiş sevdiklerimizle koparılamamış bağlar, hastalık gibi) meseleleri olan kişilerde çok etkin sonuçlar vermektedir.

Bu tekniği kullanmak için çok derin acılar veya travmalar geçirmiş olmaya gerek yoktur. Canınızı sıkan, daha başa çıkılabilir,yüzeysel, ama sizi rahatsız eden konular ve duygular için de son derece etkili bir çalışmadır.

Teknik son derece basittir, ancak bazen “nasıl yani boş sandalyeye mi konuşacağım” diye tepkiler verilmektedir. Bu tepkiyi atlattıktan ve çalışmaya hazır olduktan sonra hayatımıza katmamızı tavsiye edeceğim bu çalışmanın detaylarına geçelim:

Bilinçaltı veya hücrelerimiz bizim neye konuştuğumuzla ilgilenmez, isterseniz kendi kendinize konuşun, isterseniz denize, duvara, başka bir arkadaşınıza, doktorunuza, evdeki petinize veya her neyse…Yeter ki konuşmaya istekli olun.

Sizin isminiz Ayşe olsun, karşınızdaki de Ahmet olsun. Ahmet ayrılmış olduğunuz, sizi çok üzmüş ve bu sebeple de olumsuz duygular hissetmeye devam ettiğiniz eski sevgiliniz olsun.

2 sandalye karşılıklı konumlandırılıyor. 1 tanesine Ayşe/siz oturuyorsunuz, karşınızdaki boş sandalyede ise aranızda sorun olan kişiyi Ahmet’i hayal ediyorsunuz. Çalışmaya başlamadan önce derin 3-5 nefes alın, içinde bulunduğunuz an’a odaklanın ve karşınızdaki kişi sanki oradaymışçasına duyguya girin. Boşluğa konuşmak önce kendi başınıza bile olsanız saçma gelebilir, of ya ne gerek var şimdi diyebilirsiniz, ancak bir kez başladınız mı ortaya çıkabilecek şeyler sizi şaşırtacaktır. Vazgeçmeyin 🙂

Boş sandalyeye konuşmaya başladınız, Ahmet’e içinizden her ne geçiyorsa, ne düşünüyor, ne hissediyorsanız sınırsızca ifade edin. Aklınıza gelen her şeyi ifade etmeniz çok önemli…Taramalı tüfek gibi konuşun, çok açık ve sınırsız olabileceğiniz bir nokta nitekim kişinin kendisi karşınızda değil, eleştirilme, geri laf işitme, yargılanma, şiddet görme, terslenme, ilişkinizin zedelenmesi gibi sizi yaralayabilecek, sinirlendirebilecek, üzebilecek hiçbir şey yaşamayacaksınız. Dolayısı ile özgürsünüz. İstediğiniz kadar konuşun, içinizde hiçbir şey kalmasın, her şeyi kelimelere dökmeye gayret edin.

İçinizi döktünüz, söyleyecek başka bir şey olmadığını hissediyorsunuz, peki, daha bitmedi, şimdi sıra geldi rolleri değişmeye! İşte en etkin anlardan birisi de bu…Benim anlatılmaz yaşanır, mucizevi bir şey olarak nitelendirdiğim bir an’dır.

Ben Ayşe, Ahmet’in yüksek benliğine beni dinlediği için teşekkür ediyorum ve çalışmamı burada bitiriyorum diyerek rolünüzü kapatınız. Sonra karşınızda konuştuğunuz boş sandalyeye Ahmet’in yerine geçiniz, derin nefes alın, karşınızda boş sandalyeye: ben artık Ahmet’im, sen de Ayşesin, sana Ahmet olarak konuşuyorum diyebilirsiniz. Tekrar derin nefeslerinizi alın ve “ben şimdi Ahmet olarak nasıl konuşacağım ki düşüncesine kapılmadan-ilk denemenizde kesin bu düşünce geçecektir, Ayşe’ye konuşmaya başlayın. Burada hiç düşünmeden, Ahmet bunu dermiydi ki veya Ahmet tam da bunu derdi, Ayşe bunu duymak isterdi gibi beyin oyunlarına gelmeden, konuşmanız çok önemli. Düşünmeden kendinize konuştuğunuzda dilinizden kendinizin bile şaşıracağı, hiç aklınıza gelmemiş şeyler dökülebilir. Konuşun, içinizde hiçbir şey kalmadığını hissedinceye kadar konuşun. Nereden çıktı yahu bu kadar duygu diyebilirsiniz. Bu esnada bedeninizde nerelerde ne gibi hareketler olduğuna da dikkat etmeye çalışın, mesela bu çalışmaları yapınca benim kalp ve boğaz alanımda müthiş bir enerji hareketi başlar…Söyleyecekleriniz sona erince bu sefer Ayşe beni dinlediğin için teşekkür ederim, şimdi rolümden çıkıyorum diyerek çalışmanızı kapatın ve kendiniz olun.

Eğer Ayşe hala konuşmak istiyorsa bu sandalye rol değişimini devam ettirebilirsiniz. İçinizde 1 tanecik kelime kalmayıncaya kadar içinizi dökmeniz çok etkindir.

Bu çalışmayı istediğiniz kadar tekrarlayabilirsiniz. İstediğiniz herkesle yapabilirsiniz.

Çalışma sona erdikten sonra hayatınızda neler değişebilir: 

Kafanızı karıştıran, sizi rahatsız eden duygular hakkında çok daha net bir fikriniz oluşabilir. Bambaşka bir perspektif yakalayabilirsiniz.

O kişi ile aranızdaki olumsuz bağın artık eski kuvvetinde olmadığını hatta duygularınızın tamamen değiştiğini deneyimleyebilirsiniz.

O kişiden beklenmedik bir haber, iletişim istemi gelebilir. Yüzleşebilir ve söylemek istediklerinizi kendisine aktarabilirsiniz.

Kendiniz çok daha huzurlu ve dengede hisseder, ifade etmemiş olduğunuz tüm duyguların sizin ilerlemenizi etkilediğini fark edersiniz.

Kişi ile ilişkiniz değişir, siz değiştiğiniz için enerjiler de değiştiğinden ilişki başka bir ivme kazanır. Çok ilginçtir…

empty-chair (2)

Boş sandalye çalışması sadece insanlar ile insanlar arasında yapılmaz, ayrıca insanlar ile hastalıklar ve duygular arasında da uygulanır ve son derece etkin sonuçlar alınır.

HASTALIK ÖRNEĞİ:

Mesela kansersiniz. Kanser hastalığınızla konuşabilirsiniz. Şöyle:

2 sandalye karşılıklı konumlandırılıyor. 1 tanesine Ayşe/siz oturuyorsunuz, karşınızdaki boş sandalyede ise kanser hastalığınızı hayal ediyorsunuz. Çalışmaya başlamadan önce derin 3-5 nefes alın, içinde bulunduğunuz an’a odaklanın ve hastalık sanki oradaymışçasına duyguya girin.

Hastalıklarla konuşunca çok ilginç itiraflar da ortaya çıkabiliyor, “örnek bir senaryo” yazacağım: Ben senden korkuyorum, ölmekten korkuyorum, içimde yayılmandan ve acı çekmekten korkuyorum. Ama öte yandan seninle birlikte ailemin bana daha çok ilgi göstermesinden dolayı çok mutluyum, daha önce annem benimle hiç bu kadar ilgilenmemişti, kendimi daha mutlu hissediyorum, hem senden korkuyorum hem de varlığından dolayı mutluyum (oldukça extrem ama çokça da karşılaşılan bir senaryo yazdım)

Sonra Ayşe olarak hastalığınızla konuşmanız sona erince ona teşekkür ediyor ve siz Ayşe rolünüzden çıkıp kanser rolünüze giriyorsunuz. Kanser olarak Ayşe’ye konuşmaya başlıyorsunuz. Burada ortaya çıkacak kelimeler çok önemli…

Ayşe, uzun süredir sıgara içiyorsun, ona içmek değil adeta yemek denir, o sıgaranın arkasına saklanıp durdun yıllarca, rahatlatıyor dedin, gerginliğimi alıyor dedin, ben de içinde oluşmaya başladım. Ben aslında senin ifade etmekten korktuğun, dumanına hapsedip içine derin derin çektiğin cümlelerin vücudunda hayat bulmuş şekliyim. Görünür bir hale büründüm, her bir hücrene işledim, yayılıyorum, sen kendini ifade etmediğin sürece güçlenerek yayılacağım. Ne demişler? Bastırdığın şey büyüyerek güçlenir en sonunda patlar. Aynı düdüklü tencere gibi. Oluşan basınçla nasıl da ses çıkarıyor değil mi? Ben de senin sesini dünyaya böyle duyuruyorum.

Bu çalışmalar yapılırken profesyonel bir destekle yapılması yani psikolog eşliğinde çok daha faydalı olacaktır. Çünkü kelimelerin seçilmesi, onların anlamları ve yorumlanması psikolojik destek ile daha da derinlik kazanacaktır.

empty-chair (3)

DUYGU ÖRNEĞİ:

İçinizde sürekli bir öfke taşıyorsunuz.

2 sandalye karşılıklı konumlandırılıyor. 1 tanesine Ayşe/siz oturuyorsunuz, karşınızdaki boş sandalyede ise “öfke duygunuzu” hayal ediyorsunuz. Çalışmaya başlamadan önce derin 3-5 nefes alın, içinde bulunduğunuz an’a odaklanın ve duygu sanki oradaymışçasına duyguya girin.

Örnek bir dialog kurgulayayım:

Ayşe öfkeye: Sürekli seni içimde güçlü bir enerji olarak hissetmekten yoruldum, her an patlayacak gibisin. Hayatımı zorlaştırıyorsun, insanlar beni hep öfkeli tanımlar oldular, ilişkilerimi olumsuz etkiliyorsun, nereden bu kadar güçlendiğini anlamıyorum, beni rahatsız ediyorsun. Öfke hissettiğim zaman göğüs bölgemde güçlü bir enerji oluşuyor, kalbim çarpıyor, ağlama hissi geliyor, çevremde ne var ne yok sağa sola fıratmak istiyorum vs vs (detaylı tarif yapınız, ne oluyor içinizde?)

“Düşünmeden konuşmak ve samimi olmak”  buradaki altın anahtar. Bir de suçlama yapmak yerine durumun sizde yarattığı duyguları ifade etmek derinde kalmış gizli saklı gerçekleri su yüzüne çıkarmaktadır. İçinizdeki herşeyi söylediğinize karar verdiğinizde rolleri değişin, yani karşı sandalyeye geçin, öfkenin kendisi olun ve Ayşe’ye konuşmaya başlayın.

Öfkeden Ayşe’ye: Ayşe sen insanlarla iletişiminde sesini çıkaramıyorsun, ilişkim bozulur diye hemfikir olmadığın şeyleri bile kabul ediyorsun, hep ezildiğini hissediyorsun, bu durumda ben içinde büyüyüp güçleniyorum, patlayacak kıvama geliyorum, sen ne zaman konuşup kendi fikrini söylemeyi planlıyorsun acaba??? Senin kendine ait duygun, düşüncen yok mu? Sen başkası için mi yaşamaya geldin? İlişkin fikrini söylediğinde bozulacaksa bozulsun. Senin varlığın nerede? Sen yoksun ki zaten, bozulsa ne gezer. Şimdi de güçlenirim, şimdi de patlarım, sen sustukça ben büyürüm. Daha da güçleneceğim taa ki patlayıncaya kadar…vs vs

İçimizde sürekli taşıdığımız duygulara dikkat etmek ve onları anlamak bizim için çok değerli bir rehberdir.

“When cutting grass, the roots are not pulled out, when spring arrives, the grass grows back.”

Chinese idiom

Çimler budanırken kökler sökülmez, bahar gelince çimler tekrar uzar. 

Çin deyimi

Ne gibi durumlarda boş sandalye tekniğini kullanabilirsiniz:

1. “bitmemiş mesele”nizin olduğu kişiler ile (aile bireyleri, arkadaşlar, iş yaptığınız kişiler, hayat arkadaşınız vb)

2.Depresyon, öfke, üzüntü, yas gibi varsa sürekli taşıdığınız/tekrarlanan duygular ile

3.Bazı özellikleriniz ile (mükemmeliyetçilik, titizlik, sürekli geç kalan gibi)

4.Yeni bir işe başlarken (işverenden korkmak, mülakata hazırlanmak gibi)

5.Hastalığınız ile

6.sizi rahatsız eden her türlü konu için

Gestalt hakkında daha fazla bilgi için:

Gestalt nedir?

Corona ile temas

Gestalt bakış açısından corona virüsü

gestalt içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | 3 Yorum

Covid-19 İşletme Etki ve Analizi Anketi

hedefler-icin-isplatformu

Salgının Türkiye’deki işletmeler üzerindeki etkilerini analiz edebilmek için Hedefler için İş Dünyası Platformu; TÜRKONFED, TÜSİAD ve UNDP Türkiye koordinasyonunda, 47 şehirden 780 firmanın katılımıyla bir COVID-19 İşletme Etki ve İhtiyaç Anketi gerçekleştirildi.
Anketin sonuçlarına BURADAN ulaşabilirsiniz.
Covid-19 içinde yayınlandı | , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Karantina ve ekonomide hayata geçen destekler

TOBB

Vergi, mali yükler, kredi, kefalet, idari, istihdam, ulaşım ve tarım alanlarında sağlanan destekleri TOBB’nin 8 Nisan 2020 tarihinde tüm üyeleri ile paylaştığı ekonomide-hayata-gecen-destekler başlığı altında okuyabilirsiniz.

Covid-19 içinde yayınlandı | , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Pandeminin hukuksal açıdan etkileri

Pandemi ve hukuk

  1. Pandeminin hukuksal açıdan etkileri nelerdir?
  2. Pandemide sözleşmesel bağlamda hak ve sorumluluklar neledir?
  3. Pandemi nedeniyle sözleşmeden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde ne olacaktır?
  4. Işyerimde veya işyerimin bulunduğu bölgede karantina veya sokağa çıkma yasağı ilan edilmesi halinde ne olur?
  5. Salgın döneminde çekler tahsil edilebilecek midir?

Cevapları BURADAN okuyabilirsiniz.

Torba yasayı BURADAN okuyabilirsiniz.

Covid-19 içinde yayınlandı | , , ile etiketlendi | 1 Yorum

Paskalya yumurtası nasıl boyanır

 

paskalya1

Önce yumurtaları 10 dakika kaynatıyoruz.

paskalya2Önceden farklı renkleri yaratacağımız kapları hazırlıyoruz. Kaynar suyun içine 2 çorba kaşığı sirke ve renk kağıdı atılıyor. Su, renkli hale bürünüyor.

Yumurtaları farklı renklere ayırdığımız kaplara aktarıyoruz, renkler gıda boyası olabilir, yurt dışında satılan “yumurta boyası” olabilir veya meyve-sebzelerden renk yaratmayı biliyorsanız o şekilde yapabilirsiniz.

paskalya3

Yumurtalar renk almaya başlayıncaya kadar bekliyoruz, 10-15 dakikayı bulabilir. paskalya4

Yumurtaların renklendiğini gördükten sonra süzmek amaçlı ayrı bir tepsiye alarak soğumalarını bekliyoruz. Son bir hamle olarak ise yumurtaların kabuklarını pamuğa bandırılmış yağ ile siliyoruz, böylece parlak bir yüzey elde ediyoruz.

 

Eğitim-Education içinde yayınlandı | , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Corona ile temas

İçinden geçtiğimiz bu son derece ilginç, daha önce deneyimlenmemiş, içimizde birçok farklı duyguyu tetikleyen karantina döneminde hepimiz hem ortak hem de farklı şeyler deneyimliyoruz. Herkes kendi sınavını veriyor. Herkes bilinmezliği yönetebilmekle mücadele ediyor.

Yakın çevreme 3 soru sordum, çok değerli geri bildirimler aldım, bu cevapları sevgili Gestalt hocam Prof.Dr.Hanna Nita Scherler ile paylaştım.  Aşağıda sorular,  Nita hocamın Gestalt bakış açısından değerli analizini ve en altta da gelen cevapları paylaşmak isterim:

  1. Bu corona virüsü konusunda tehditi nereden algılıyorsunuz? (örnek sevdiklerimi kaybetme korkusu, gelecek kaygısı, geçim kaygısı, hastalığa yakalanma korkusu,yalnızlık vs vs) Bunlar veya başka ne? Hangisi sizi en çok rahatsız ediyor? ve bunu düşündüğünüz zaman da ne hissediyorsunuz?
  2. Günlük hayatın içinde en çok zorlandığınız konular nedir? (çocuklar, eğitim, aşırı iş yükü, boş zaman, sosyal izolasyon vb)
  3. Bu süreçte hayatınızda neler değiştirdiniz? size göre olumlu değişimler oldu mu? neler?

hanna-nita PAYLAŞIMLAR IŞIĞINDA, Prof.Dr.Hanna Nita Scherler

Korona virüsü, uyaran olarak oldukça güçlü. Tüm dünyayı etkisi altına aldı. İnsanları varoluşlarıyla ilgili her boyutta uyarmakta. Fiziksel olarak hastalanmak, ölmekle tehdit etmekte; duygusal boyutta özellikle korku, üzüntü, öfke ve türevleri olan duyguların her zamankinden çok daha yoğun deneyimlenmesine sebep olmakta; zihinsel boyutta insanın virüs tehdidi öncesinde öz saygı deneyimlemesini desteklemiş olan tüm kurgu sistemlerini sarsmakta (başarı, unvan, maddesel varlık, vs); manevi boyutta da insanı hayat nedir, nasıl yaşanır sorularına vermiş olduğu yanıtları revize etmeye zorlamaktadır.

Hastalığa yakalanmak, nefes alamayarak ölmek, aile fertlerinin hastalanması, ebeveynlerin ölmesi durumunda çocuk/lara ne olacağı, gelecek kaygısı bu duruma verilen en yaygın tepkiler. Bu tepkilerin hepsi çok doğal. Zorunlu olarak evde kalmak, sosyal izolasyon, yalnızlık, hareketsizlik, aile üyelerini görememek, sterilizasyon ritüelleri, artan temizlik yapma isteği, çaresizlik duygusu, boş zaman, evde aile fertlerinin birbirleri ile sürtüşmesi, endişe duyan çocuk/ların teskin edilmesi, işe gitmek zorunda olan aile ferdi için endişe duymak, sevdiklerine bir şey olması durumunda yanlarında olamamak, gündelik ihtiyaçların giderilmesi için başkalarından yardım istemek durumunda olmak (65 yaş üst olanlar için) ve durumu anlamakta zorlanan yaşlıların yönetilmesi gibi hususlar en çok zorlayan konular olarak belirtilmekte. Bu konuların zorlayıcı olması da çok doğal.

Bizi zorlayan uyaranlara verdiğimiz tepkilerle ne yapıyoruz? Bu tepkileri nasıl kullanacağımızın kararı bu dönemi nasıl geçireceğimizin belirleyicisi olacak.

Bizi zorlayan uyaranlara tepkilerimizle, temas edebiliriz, onları görmezden gelebiliriz (bloke edebiliriz) veya onları dönüştürebiliriz.

İnsan hayatında belirginlik ister, ön görebilmek, plan yapabilmek ister. Bu virüs insanın hayatına ilişkin, kurgu düzeyinde bile olsa, var olduğuna inandığı tüm ön görüleri, planları yıktı. Derin bir belirsizlik içerisinde bıraktı. Varoluşsal bir çerçeveden bakıldığında, bu belirsizliğin ölümü çağrıştırdığı söylenebilir. Zira ölüm belirsizliktir, ne yaşanacağı ön görülemeyen en belirgin örnektir. Virüs, gündelik yaşamımızdaki tüm öngörebildiğimizi, planlayabildiğimizi zannettiklerimizi yok edince, doğrudan ölümü çağrıştıran belirsizlikle temasa zorunlu kaldık. Virüs öncesinde ölüm olgusuna, hayattaki atılmışlık durumumuza, kontrol edebileceğimiz hiçbir şey olmadığı gerçeğine ilişkin düşünmeye, bu olguların kendisindeki etkilerini çalışmaya vakit ayırmamış olanlarımız için bu fırsat oldukça sert bir biçimde belirmiş oldu. Bu fırsatı nasıl değerlendireceğimiz kendimizi nasıl konumlandıracağımızın belirleyicisi olacak. Bu fırsat karşısında uyarana verdiğimiz tepkinin bastırılması, bloke edilmesi seçeneği (virüs ve barındırdığı tehdit yokmuş gibi davranmak, yadsımak) gelişmemizi, dönüşmemizi kesinlikle desteklemeyecek bir tutum olacaktır.

Varoluşumuz her boyutta tehdit etmekte olan duruma verdiğimiz yoğun ve karmaşık tepki ile doğrudan temasın zor olduğu aşikar. Bunu henüz yapamıyor olmak çok doğal, bunun için kendimize yüklenmememiz gerekir. Kendimize şefkatle, anlayışla, sevgi ile yaklaşmak özellikle bu dönemde önemli. Bizi varoluşumuzun her boyutunda tehdit eden uyarana verdiğimiz tepkiyi dönüştürmek uygun bir tutum olarak benimsenebilir. Burada önemli olan nasıl dönüştürdüğümüz, yapıcı bir şekilde mi, yıkıcı bir şekilde mi?

Dolap-çekmece düzeltmek, yemek yapmak, ev işi yapmak, kitap okumak, bulmaca çözmek, evde spor yapmak, meditasyon yapmak, nefes egzersizleri yapmak, online kurslara katılmak, kendine daha fazla zaman ayırmak gibi tutumlar bizi zorlayan uyaranlara verdiğimiz tepkilerle baş etmek için kullanılan yöntemler olarak belirtilmekte. Bu yöntemlerin hepsi uyarana verilen tepkinin yapıcı olarak dönüştürülmesine örnektir. Burada dönüştürülen korku, kaygı veya öfkedir. Fiziksel olarak iyi beslenme ve hareket etmeye özen göstermek, zihnin mevcut şartlarda yapabileceklere odaklanması (online kurslar, temizlik gibi) kişiye gündelik hayatını anlamlandırabileceği sürdürülebilir bir çerçeve sağlar. Bu durumda kişi korku-kaygı-üzüntü-öfke yaşasa bile bu duyguların kapsanabilmesi daha kolay olur. Çünkü insan kendisine günlerini nasıl geçirebileceğine ilişkin, şartlara uygun bir çerçeve, bir belirginlik kazandırabilmiştir.

Tehditkar uyarana verdiğimiz tepkinin dönüştürülmesine ilişkin örneklerin obsesif bir şekilde benimsenmesi ise zararlı dönüştürmeye örnektir. Evde yapılabilecek çeşitli faaliyetlerin, dengeli bir şekilde güne yayılamaması, spesifik bir faaliyete obsesif bir şekilde tutunulması, bizi içten içe zorlayan tepkimizle temasımızın ikame tatminlerle önlenmeye çalışıldığının göstergesidir. Günün büyük bir bölümünü spor yaparak, temizlik yaparak geçirmek gibi.

Sosyal medyayı izlemekten kendini alıkoyamamak, korona virüsünün semptomlarının kendisinde belirip belirmediğini sürekli kontrol etmek, içinde bulunulan durumun sorumlusu olarak birilerini-bir şeyleri suçlamak, birilerinden-bir şeylerden şikayet etmek gibi tutumlar da tehditkar uyarana verilen tepkiyi dönüştürmenin zararlı şekillerine başka örneklerdir.

Maddi isteklerin azalması, sadeleşme, daha az para harcama isteği, aile ile nitelikli zaman geçirmenin öneminin anlaşılması, boş zamanın yapıcı bir şekilde nasıl duldurulabileceğine ilişkin yaratıcılığın artması, sigara içmenin bırakılması gibi etkiler bu sürecin sebep olduğu değişikliklere ilişkin belirtilen örnekler arasındadır. Bu sürecin kalıcı işlevsel değişikliklere evrilmesi, tehditkar uyarana verilen tepki ile temas edildiğinin göstergesidir. Bizler ancak çok zorlandığımızda değişiriz. Zorlanmanın belirtileri acı, korku, kaygı, öfke, çaresizlik deneyimliyor olmaktır. Değişim, bu duygularla, barındırdıkları iç görünün anlaşılması için farkındalıkla temas edildiğinde gerçekleşir. Zorlayıcı duygularla farkındalıkla temas etmek ne demek? Kendimizi teskin etmek, sakinleştirmek, desteklemek demek değildir. Zorlayıcı duyguların bastırılması, görmezden gelinmesi hiç değildir. Bizi zorlayan duygunun bizdeki etkisi her ne ise, onu farkındalıkla deneyimlemektir. Karanlıktan korkan bir kişi, yeterince karanlıkta kalabilirse, bir süre sonra gözünün bir şeyler seçmeye başladığını fark eder. Zorlayıcı duyguyu deneyimlemek de benzer bir süreç. Duygunun deneyimlenmesi sürecinde etkilerinin tanımlanması, farkındalıkla deneyimlemenin açılımıdır. Örneğin, korkuyorum diyelim. Bedenimde ne oluyor? Yani korkuyor olmamın bedenimdeki iz düşümü nedir? Kalbim her zamankinden daha hızlı çarpıyor olabilir, nefesim her zamankinden daha sığ olabilir, sırt kaslarımda gerginlik duyumsuyor olabilirim. Sırt kaslarımdaki gerginliğe daha fazla odaklanabilirim. Gerginlik sırtımın hangi bölgesinde? Gergin olan bölgede ne duyumsuyorum? Karıncalanma mı? Sıkışma mı? Yanma mı? Fiziksel boyuttaki duyumsamalarımı mümkün olduğu kadar ayrıntılı betimleme çabam beni anda tutar, kendime ilgi göstermemi sağlar ve en önemlisi, zorlayıcı duyguyu tanımladıkça onunla temas etmek giderek daha kolay olur. Temas etmenin yararı nedir? Bizi zorlayan duygu değişime-dönüşüme davettir. Bu daveti değerlendirmenin en yapıcı şekli kendimize lütufla, ihsanla, şefkatle, sabırla, değiştirmeye çalışmadan, kabul göstererek, merak ve tarafsız-tercihsiz bir dikkat ve ilgi ile eğilmektir. Bunu hepimiz yapabiliriz.

 

60 YAŞ ÜZERİ GRUP

K: 1) Hastalığa yakalanma korkusu. Nefes alamayarak ölmekten korkuyorum. 2) Dışarıda yürüyememek, evde hapis olma duygusu.3) Vakit bulamadığım işleri yapmak. Bir kitap için çeviri yapıyorum, çekmecelerimi açıp düzenliyorum, yeni tarifler deniyorum.

T: 1 Sevdiklerimi kaybetmekten ve düşmekten korkuyorum çünkü hastaneye gitmek çok korkutucu Bu düşünceleri yok etmek için hemen bulmaca çözmeye başlıyorum 2 Sosyal izolasyon 3 En çok değiştiğim konu maddi isteklerimin azalması eşya kılık kıyafet almak vere düşünmek SIFIR’a indi.

B: 1-ben en çok evlere kapanmanın sonuçlarından korkuyorum, Günü birlik çalışan, sigortasız, maddi birikimsiz insanların isyanından korkuyorum, Bu dışarı çıkma yasağı uzun sürerse yapılan yardımlar da azalır, İsyan, protesto, yağma başlar, Yeni bir dünya düzenine geçilecek, Bu beni korkuttuğu kadar meraklandırıyor,  Daha yaşayıp bu yeni düzeni izlemek istiyorum 2- en çok zorlandığım hareketsizlik. Bedenim uzun yürüyüşlere alışık.Eksikliğini beden ağrılarımla hissediyorum 3- eskiden vakit bulamadığım işlere vakit ayırır oldum. Ev işi, dolap temizliği, kitap okuma gibi. Pek TV açmıyorum, çok sıkıldım tekrar eden haberlerden

L: 1) Ailemin ve benim bu viruse yakalanma korkusu yasiyorum. Cok huzursuz ve tedirginim.2) En zorlandigim konu cocuklarimi gorememek. Bir de marketten gelenleri tek tek sterilize etmek. Panik atak hastasi oldugum icin cok etkileniyorum. 3) Evde spora basladim. Tai-chi yapiyorum.

S: 1- Çocuklarımın ve dostlarımın hastalanması beni en çok endişelendiriyor. Bir de İstanbul’daki  kızımın evde tek başına olması ve bundan psikolojik olarak negatif etkilenmesi. Duyduğum his ise hayatta bence en köyü duygu,ÇARESİZLİK. 2- Yardımcı almadığım için ev işleri ve dostlarla karşılıklı oturup sohbet edememe yani  sosyal izolasyon. 3- En olumlu gelişme her gün  spor yapmaya başlamam, teknolojiye daha çok eğilmem ve ardından da ev ile daha çok ilgileniyor olmam.

G: 1.gelecek kaygısı 2. Boş zaman 3. Daha az para harcıyorum

K: 1.en çok sevdiklerime birşey olur diye korkuyorum 2.beni etkilemedi..iş korkutmuyor,yalnızlık hissetmiyorum,çocuğum ve kocam yanımda 3.Uzun süredir aramadıklarımı  arıyorum,arkadaşlarımla daha yakınım ,onun dışında bende bir değişiklik olmadı

Ş: 1-Corona virüsü demek Ölüm demek.Ailem ve sevdiklerim için korkuyorum. 2-Her işini kendisi gören bir kişi olarak,evde kalmak,başkaların dan ihtiyaçlarım için yardım beklemek zor ve alışılmadık birşey. 3- Benim hayatım da pek birşey değişmedi,olumlu değil,bilakis olumsuz oldu.Endişelerim arttı,gelecek ile ilgili korkum tavan yaptı.

N: 1- dua ediyorum kimse fazla zarar görmesin , bana bir tehdit yaratmadı . Sevdiklerimle görüşememek üzüyor  2- yalnızlık  3- resmi geliştirdim , dinleniyorum , sosyal hayatı elimden aldığı için sıkılıyorum

40-50 YAŞ ARASI GRUP

E: Sevdiklerini kaybetme korkusu bende baki koronanın buna katkısı az olmuştur. Beni konuyla ilgili en sıkan şey bu kontrol edilme hissi yani karantinada kalmak zorunda olmak mesela kalmayacağımdan değil ama zorunlu olarak hapsedilme fikri beni en rahatsız eden kısım. Gelecek kaygısı ekonomik sıkıntı yine zaten vardı. Kendim hastalanmaktan çok korkmuyorum. Normalde ölmekten de çok korkmam .  Ama canım için mücadele etme fikrinden korkuyorum elbet boğulmak zor.

Yine de tevekküllüyüm hayata karşı tevekkül ve ümitsizliğin ince çizgisi diyelim ama. Buna da beni korona getirdi diyemem

Başlarda çarpıntı oldu biraz ama geçti rahatladım biraz daha dediğim gibi başa gelen geldiği zaman çekilir şimdiden bunun için streslenmemin bana bir faydası yok. Önüne gelen dakikayı geldikçe yaşarım şu an herşey iyi dakikamı iyi değerlendirmeye bakıyım yapabileceklerim içersinde en beni iyi hissettireni seçiyim diyor çyle devam ediyorum. Elimden bir şey gelmediğine göre ve benim şu an yapacaklarım gelecek kaygıma pekte fayda edemeyeceğine göre sıkılmamı gerektirecek bir şey yok. Evde en çok çocukların birbiriyle ve bizle sürtüşmeleri yoruyor. Onun dışında bizim işler evden ilerleyen cins değil. O bakımdan bir dert yok ve yatılı kadın olduğundan yemek ve ev işleri de delirtmiyor çok şükür

  1. Ailecek çocuklarla 17:30-1800 hareket saati (just dance genelde) 18:00-18:30 okuma 18:30-1900 masa etrafında oyun saati yapmaya çalışıyoruz. Bu güZel bir aile toplanması oldu daha önce böyle vaktimiz olmuyordu. Ve çocuklar kendilerini oyalama hakkında daha yaratıcılaşmaya başladılar tablet dışında da oyunlar arttı hem bu oyun saatiyle hem genel. Ama yine ümitsizlik çizgime kayarsak. Ben insanların bundan sadece şu an bir şeyler öğrendiğini ve balık beyinleriyle pandemi sürecini hayat boyu sürecek gibi düşünmeleriyle akıllanma yaşadıklarını bu süreç geçtikten sonra bunun kısa süreliğine bir süre devam edip ardından yine her şeyin aynı şekle döneceğini düşünüyorum malesef. İnsanlar refahtayken hayat hep refah olacak pandemideyken de hep pandemi olacak sanıyor ve geleceği ona göre düşünüyor ama gelecek kendini çizecek ve yine bizim beklediğimizin dışında gelişecek.

B: 1. Benim corona virusunden dolayi yasadigim bir kaygi veya korku yok. Sevdiklerim de ben de, bu konuyu ilk gununden beri ciddiye aldigimiz icin, kendimizi korumaya aldik ve kurallara riayet ediyoruz. Bunca yil sonra tam zamaninda anavatana dönüs yaptigima seviniyorum.

Beni en cok dusunduren ama endiselendirmeyen konu; yeni dunya duzeni nasil olacak ve bu duzende bizim yerimiz neresi olacak? Gerek ülke olarak, gerekse bireysel olarak ustlenecegimiz rol ne olacak. Bu surecten herkes kendini iyilestirerek cikabilecek mi? Aslina bakarsan bu virus her ne kadar urkutucu de olsa, onun dunyaya iyi geldigini dusunuyorum. Hem dogaya fayda sagliyor, hem aile birliginin onemini anlatiyor, hem de benim gibi yalniz olanlara bireysellikten cikip, uzun zaman once unuttugumuz dayanisma duygusunu hatirlatiyor. Kapitalizmin sonuna gelindi ve artik sosyal bir duzene gecilecegine inaniyorum. Zenginle fakirin arasindaki bu ucurum kapanacak diye umit ediyorum🙏🏻

  1. Ben son 4 senedir yurtfışında tek basima yasiyordum ve ozellikle kis aylarini zaten ise gitmek disinda ayni bu sekilde geciriyordum. Dolayisiyla zorlandigim bir konu yok cunku benim icin degisen pek bir sey olmadi. Sadece 24 sene sonra aileme kavusmusken, 1km otemde olmalarina ragmen, onlarla gorusememek, onlara sarilamamak beni cok zorluyor. Cunku geri donus sebebim tamamiyle ailemdi.
  2. Bu surecte hayatimda yaptigim degisiklikler sadece gunluk yasamla alakali. Zaten home office calisiyordum. Sporumu sitenin salonunda ve acik havada yapiyordum. Evde kalmamiz cagrisi yapildiginda hemen organize olup, ihtiyacim olan spor aletlerini edinip, evimde bir duzen kurdum ve duzenli spor yapmaya devam ediyorum.

Bu donemde sosyal hayatin eksikliginden faydalanip, sadece sosyal icici oldugum sigarayi biraktim. Bol bol kitap okuyup, meditasyon yapiyorum ve acikcasi gayet mutluyum. Sosyal medya ve goruntulu konusma aplikasyonlari da, arkadaslarimla ve ailemle hasret gidermeme yardimci oluyor.

E: benim en buyuk korkum koronaya yakalanmak, annemin yakalanmasi … kendimin boyle panik olacagini tahmin etmezdim….bundan daha buyugu ise ulkenin gidisati fakir fukara, o yuzden 10 tl de var ise paylaşmak.. birlik olma tedbir alma yardim etme zamani.. Rabbimin sinavlarindan biri insanlara ….bakalim ona layik olabilecekmiyiz. Evde yogurt yaptım, direncimi yukseltecek gidalar yiyiyorum. korona saniyorum kendimi, atesim cikti saniyorum ve belki 8 kere ates olcuyorum, sigarayi birakmadim, deli gibi twitter okuyup tv seyrediyorum, kirletiyorum iyice kendimi.

E: 1.Öncelikle tabii ki kişisel sağlık. Daha sonra ilk olarak ekonomik ve sistemsel problemler. Ancak bunun zamanla farklı bir eleminasyon sağlayacağını ve sıkıntılı bir dönem (süresini kestirmiyorum) sonunda olumlu etkileri olacağını (insanlık ve dünya adın) düşünüyorum. (Her şerde bir hayır vardır, her gecenin sonu sabaha bağlanır) aileden büyüklerin sağlıklarını eklemek isterim. Aslında kendi sağlığımızdan daha çok büyüklerden korkuyoruz. Bu en büyük ve korku bu süreçteki.

  1. Günlük hayatımız 4 yıl önce şehirden taşınmamızla birlikte değişmişti. Şu anda da dışarı çıkma aktivitesi dışında hayatımızda neredeyse hiç değişiklik olmadı diyebilirim. Yemekleri zaten benim tariflerimle yardımcımız yapıyordu. Artık o yok o nedenle ben yapıyorum 😊 Temizliği iş bölümü ile eşimle birlikte yapıyoruz. Bunun dışında hayatımız normal seyrinde devam ediyor. Tek fark dışarı çıkmıyoruz.
  1. Harcamalarımızı kısıtladık. Haftada bir toplu alışveriş yaptığımızdan daha temkinli ve ihtiyaca yönelik alışveriş yapıyoruz. Tutumlu olmaya daha çok dikkat ediyoruz. Bunun dışında çok bir değişiklik yaşamadık.

B: şubat ayı ortasında işimden ayrıldım ve kendime bir yol çizmeye başladım; çocuklarla alakalı bir şeyler yapmak istediğimi farkettim ve online yaratıcı drama eğitmenliği eğitimine başladım hatta yarın sınavım var. Bu arada bir kolej ile görüşmüştüm belgemi aldıktan hemen sonra çocuklara birkaç etkinlik yapacaktım kızımın sınıfına.  Sonra hayatımıza haberlerden izlediğimiz corona girdi. Eşim neyse ki yurtdışından dönmüştü; kızım evde ve eğitimleri online devam etmeye başladı; anneler evden çıkamamaya başladı; temizliğe gelen bayan gelememeye başladı; eşim zatürreden sabıkalı olduğundan biz dahil 4 ailenin alışverişi bana kaldı. Kısaca işten ayrıldıktan sonra planlarım sekteye uğradı, hayat yavaşladı sanki ama aynı zamanda yoğun endişe ve zaman zaman pik yapan korkular başladı. Küçük bir çocuk olduğu için oldukça özenli davranılması gereken bir ortamda kendimizce süreci yönetip yorumlamaya çalışıyoruz. Ilk başta hissedilen yoğun merak ve haber ilgisi psikolojilerimizin olumsuz etkilenmeye başlamasını hissetmemiz üzerine normal hayatımızda neler yapıyor isek o tarafa odak sağlamaya çalışma, arkadaşlarla online görüşmelerde corona artık bir yere kadar muhabbet konusu; herkeste bir kabullenmislik endişe hakim herkesin anlayışı farklı çalışıyor. Kısaca biraz subjektif biraz objektif olmaya çalışarak günler geçiyor. Evet etkilenmemek mümkün değil bu durumdan; ama nasıl yönettiğin tamamen sana kalmış; biz açıkçası  bizi çok çok olumsuz etkilemesine izin vermemeye uğraşıyoruz. Hayat biraz yavaşladı belki ama düzelecek , seneye bu vakitler başka problemler olacağını düşünüyorum özellikle güven konusunda.

Y: Şu dönemde bende en çok kaygı yaratan, yönetimlerin her türlü ahlaktan ve insanı değerlerden yoksunluğu. Yalnızca Türkiye değil, bir çok ülke…… “herd immunity” stratejisi ile salgını ilk başta yönetmeye çalışan  İngiltere, İtalya’ya yardım etmeyen Avrupa, Avrupa Birliği denilen birliğin, birlik denen kavram ve değerlerle yakından uzaktan alakasının olmayışı, yönetimlerin umarsızlığı, cahilliği, Orta Asya’da 21. yy’da bilimi, gerçekleri inkar edenler, yasaklama getirenler….Türkiye’de bu kadar real bir tehdit varken, hala siyasi oyunlar, menfaatler, çıkarlar…inanılmaz baskılar, manipülasyonlar. Birçok devletin yönetimindeki insanları bu kadar gerçek bir felaket bile etkilemiyor. Gücün zehirini akıtmaya devam ediyorlar. İnanılır gibi değil. İnsanoğlu olarak nasıl bu kadar yanlış sistemler kurduğumuzu düşünüyorum ve bunların nasıl değişebileceğini. Dünya düzeni gerçekten çok yanlış. İnsanlığın çoğunluğunun zararına ve yalnızca çok küçük azınlıkların refahını sağlamak için kurgulanmış…. Evet bunları biliyorduk zaten ancak bu kadar küresel çapta yaşanan çok temel, en kıymetli şey olan “ can” konusunda, en temel gereklilik olan sağlık alanında bunu bütün çıplaklığı ile bu kadar kısa zamanda görmek insanın kaldırabileceğinin çok ötesinde kocaman bir kaya gibi üzerine oturuyor.

(2) Bu anlamda kendi durumumuzu, sahip olduğumuz şartlardan dolayı çok şanslı olduğumuzu düşünüyorum. Karı koca emekliyiz. Çalışmıyor olmak, işveren ya da işçi olmamak bu durumda gerçekten olağanüstü bir lüks. Kızımın okulu online eğitimi çok iyi düzenledi. Onun eğitimi olabilecek en iyi kalitede devam ediyor. Dolayısıyla hayat düzenimizde eksilen, olumsuz olarak değişen bir şey yok. Her şeyi paylaşan, beraber sorumlulukları üstelenen bir aile olarak bu yeni düzene gayet iyi adapte olduk.

(3) Tabi ki sosyalleşememenin ve mobilasyonun azalması sonucu kısıtlı aktivitelerle hayat geçiyor. Ev merkezli bir yaşamda, daha sakin tempolu günler yaşıyoruz. Daha çok okuyoruz, daha çok birlikte birşeyler yapıyoruz. Kendimize daha iyi bakıyoruz.Biz zaten doğayla birlikte, doğanın düzeninin farkında ve ona uyumlu yaşayan insanlardık. Şimdi diğer insanlarında da bunun farkına vardığına ve yaşam alışkanlıklarının değişebileceği umut ediyorum.

N: Ev kuşuyum, evde vakit geçirmeyi severim, çok zorlanmadım. Eczane ve market alışverişi dışında çıkmıyorum. İlaç kullandığım için hassas sınıftayım. Evde yeni bir düzen kurduk, 3 öğün yemek yapılması, sürekli çamaşır yıkanması gibi…Sevdiklerimle görüşememek zorlayıcı oluyor, herkesle kapıdan, balkondan haberleşiyorum. Ailece birlikte olmak çok güzel ancak evin içinde yalnız vakit geçirmek te gerekiyor, herkesin buna ihtiyacı var. İşlerimizi online yürütmeye gayret ediyoruz. Kızımız online eğitim görüyor. Uyum sağlamaya çalışıyoruz, teknolojiyi pek sevmiyorum ancak öğreniyorum, yapmak zorundayım. Ekstra efor sarf ediyorum, bu sebeple kendimi zihinsel olarak yorgun hissediyorum.

A: 1- nerden hissediyorum -sağlık!  sağlıklı ve kayıpsız geçer ise bu süreç sonrası yeni düzenin getirileriyle ve bizim buna bakışımızla şekillenecek diye düşünüyorum ( sağlıkta annemin hastalığının döngüsünü üstlenme kaygısı ve bu düşünce gelince düşünce ile çağırma kaygısı gibi karmaşık bir döngü) ben hastalanırsam kontrol benden gider korkusu. Ben sağlam olmalı onları korumalıyım duygusu  2- evdekiler ile sınır belirlemede zorlanıyorum . Kendimi hala herkese yetişmek ve mükemmel olmak zorunda hissediyorum . Pilim bitmeden yardım istemeyi beceremiyorum .  3- bireysellikten bütüne bakabilir olma adına adımlar atılması , sadece kendimizi değil kendimiz kadar karışımızdaki bireyleri ( canlıları ) düşünebilir olmak . En ilginç olanı haberlere kapılıp kaygıya yenilmezsem içimde değişime şahit olan bir nesil olduğumuz ve herşeyin gerçekten güzel olacağına dair bir inanç var . Şu süreçte gelecek olana hazırlanıyoruz bir kış uykusu ya da hazırlanma süreci gibi geliyor çoğu zaman bana . Kendimdeki değişim ev , hayat genel anlamda herşey adına sadeleşmeyi deneyimlemek , olmazsa olmazların şımarıklığından çıkmak ve sanırım kendime ve eşime daha fazla katlanabilir olmak

B: Biz ailece evde olmaktan mutluyuz , çocuklar öğlen 1-2 ye kadar uzaktan eğitimlerini alıyorlar , istediğimiz yemekleri yapıyoruz hep birlikte , sitede bisiklete biniyor veye yürüyüş yapıyoruz . Tavla, Yen’i, monopoly , okey oynuyoruz. Ben en çok aile büyüklerimizi düşünüyorum , ayrıca yüksek  tansiyonu olanlarımız var. Sağlık kaygıları dışında yönetimsel uygulamalarda hepimizin bildiği istismarları gördükçe diyorum ki   Hiç bir şey değişmeyecek, insanda ahlak , vicdan  olmadıkça bizde aynı işler, rüşvet, adam kayırma, yalakalık, din istismarı, beceriksizlik devam eder. Aynen şöyle hissediyorum ;

A: Biz özel sektörde ve evden çalışıyoruz. bulaşma konusunda sanki daha az tedirginim. Evdeyiz ve alış veriş sonrası dikkat etmeye çalışıyoruz. Ancak işlerin daha ne kadar böyle gidebileceğini düşünüyorum hep. İşimizin garantisinin olmayışı kaygısı. Özellikle eğitim fiyatları, çocuğumuz ile ilgili gelecek endişesi yaşamamıza sebep oluyor.Bu dönemde hepimize sağlık ve sabır diliyorum. Herşey öyle böyle aşılır tabi. Huzurlu ortamlar diliyorum.

Ç: Gelecek kaygısını biraz daha fazla yaşıyorum. Bir çay ocagimiz ve bir de lokal cafesi işletiyorduk. Her ikisi de kapandi. Ne ilacak nasıl olacak bilmiyorum. Aslinda başta bu kadar endişem yoktu. Ama sonunu gorememek ne zaman bitecegini bilememek beni korkutuyor. Bir endişem de oğlumla. 8 yaşında. İçinde kendi dunyasinda ne yasiyor pek bilemiyorum. Korkuyorum diyor kafasını camdan bile çıkarmıyor. Uyku düzeni değişti. yalnız yatmak istemiyor. Ve her sabah içinde korona olan rüya dinliyorum. Allah cocuklarimizi bizsiz bırakmasın. Bunu dışında kendimle ilgili hiçbir şeye vakit bulamıyorum temizlik, yemek, uzaktan eğitim, oyun saati derken, eline kitap alamayan mutsuzlardan biri de benim. Tıpkı sizler gibi bayanlar. Ama eşi işe gidenler pek şanslı. Biz evde hepimiz birbirimize çarpiyoruz. Günümüz günümüze uymuyor.

M: ben salıya kadar 15 gün iyi idare ettim ama sonrasında nasıl edeceğim diye sıkıntılara girdim . Fakat dün yakın çevremden bir iki haber alınca akşam bir toparladım bugün yeni bir güne başlamaya karar verdim . Şimdi benim en büyük korkum taşıyıcı olmak , eşim işe gidip geliyor , eve  gelince strese giriyorum ,alışverişe gidiyordum onu da bıraktım. Şu an ekonomik kaygım yok , şanslı buluyorum kendimi , başımın üstünde evim var , yemeğim , elektriğim , suyum var diye düşünüyorum ve şu an  paylaşmaktan yanayım , kardeşimde , eşimde şu an eleman azalttılar , herkesin maaşları ödenecek ama bu da nereye kadar bilemem. Eğitim , oğlum bu sene lise hazırlık , şimdilik iyi gidiyor ama benim için arka planda kalıyor , çünkü benim için sadece ruh ve beden sağlığı önemli. Günlük hayatta en çok devamlı temizlik  yapmak isteği beni yoruyor , takıntıya dönecek diye çok korkuyorum . Hissiyatım , kaygılıyım , umutluyum , yeni bir düzen olacak bunu biliyorum ve kendimi hazırlamaya çalışıyorum . Bu süreç bana sadece temizlik ustalığı , deterjan uzmanlığı ve gurmelik kattı . Haftada iki gün tiyatro kursum vardı , iki gün de ezber çalışıyordum , daha çok okuyordum , şu ana dek bir kitap almadım elime , konsantre olamıyorum . Kıssadan hisse , domino etkisi , herkes , herşey birbirinden etkilenecek , hakkımızda hayırlısı olsun , eksilmeden bitirelim bu süreci.

B: bu hastalıkla sevdiklerimi kaybetme korkusu tavan yaptı. Annem izmir de tek, ona bir şey olursa? Eşim sigara içiyor hala!!! Ve işe gidip geliyor. Kızım 6 yaşında. Evde her şey steril olsun çabası, sürekli temizlik, akşam işten gelem eşim hastalandı mı korkusu.

Evde travma yaratmadan bu çocuk nasıl büyüyecek, daralması, 7 gününü dışarıda aktif geçirirken evde sürekli aynı sorular, gidemez miyiz, yapamaz mıyız. Sürekli sağlıklı beslenmeleri için yemek yemek, yemek yapmak,  kahvemi bile sakince içememek, kitap bir sayfa bile okumamış olmak, Tek korkum kızımın tek kalması, eşimi kaybetmek, annemi kaybetmek, sürekli kabus görmek,

Ve yine hiç bir şey yokmuş, her şey yolundaymış  gibi rol yapmak… süreç rol yapmak üzerine. 17 yaşından beri sigara içen bir arkadaşım sigarayı bıraktı, bu virüs beni korkuttu diyerek.

O: Ben bir anne olarak kaygılanıyorum en çok, çocuklara evde kim bakar?? Eşim de çalışıyor, annemler İstanbul’da ve zaten 65 yaş üzeri vs. Ben de bunalma sıkıntı vs yok henüz, sitede oturuyoruz, çocuklar bahçede oynayabiliyor, iş yapmayı artık terapi gibi görmeye çalışıyorum… bir de çok yakın zamana kadar yoğun bir işim vardı, evde yatılı bakıcımız, mutfak vs bana çok uzaktı… bu olay da bana güzel bir eğitim, eksik yanlarım tamamlanıyormuş gibi… Çoğu insanın aksine eskiden daha çok kitap okurken, şimdi elime alamıyorum bir türlü, hop sabah olmuş hop akşam…

Adını bilemedim bu hissin, ev eskisi gibi temiz olsun, çocuklar dersinden eksik kalmasın, yani herşeye yetişmeye çalışmak, düzen bozulmasın, eğer bir şey aksarsa görevimi tam yapmamış gibi hissetmek vs. Benim de ben bu kadar dikkat ederken mesela metinin işe gidip izolasyonu altüst etmesi deli ediyor, ama yapacak birşey yok , bir sürü ailenin ekmek parası gelmek zorunda, gittiği yere kadar

K: 1. Sosyal hayattan ve güzel insanlardan mahrum kalma ve mecburi evde kalma durumu nedeniyle ciddi bir sıkkınlık hali yani gidip geliyor tabi her gün sıkılmıyoruz çok şükür halimize insanlar neler yaşıyor ama bir anda hayatımız değişti  2.İşe de ciddi etkisi oldu muhakkak gerçi o da şu anda mevcut duruma göre fena gitmiyor ama kafamda bu durum ne kadar devam edecek ve benim şirketime bu süreç nasıl etki edecek kaygısı var. Toparlamak gerekirse his olarak 1. Sıkılma 2.Kaygı hali

B: İşimiz gereği hergün düzenli işe gitmek durumundayız ve de günde minumum 20 hasta ile muhatap oluyoruz. Eşimle en Büyük korkumuz oğlumun annesiz ve babasız büyüme ihtimali. Hem psikolojik hem de eğitim anlamında çöküş demek onun içinde çünkü Almanya’da başka yakınımız yok. Türkiye’de ise uyum sorunu üstüne .Eğitim konusunda çocukların hayatından bir süre eğitimin kalmasını önemsenecek bir şey olarak görmüyorum, kaliteli öz eğitim ile açıklar kapanır.

İkinci önemli konu iş, sorumlu olduğun kişilere karşı (çalışanlar ) ödevlerimiz var , herkesin ailesi var , ne kadar işsizlik maaşı olsa da , İkinci önemli konu iş, sorumlu olduğun kişilere karşı (çalışanlar ) ödevlerimiz var , herkesin ailesi var , ne kadar işsizlik maaşı olsa da ..

Sevenlerimize bir şey olması durumunda , onların yanında olamamak , uzakta olmak çok sinir bozucu. Evde oturmak şu ara iyi bile geldi evde yapılacak. iteledim bir çok şey vardı. Problemlerden biri canım ellerim yıkamaktan ve de dezenfektandan yıprandı.

S: 1) ailemden birini kaybetmek & birde dunyanin eski haline gelememesi ozgurce istedigin yere gidememek  2) asiri is yuku ve bunun yarattigi stres. Birde bu stres bagisikligimi dusuruyor mu endişesi  3) full evde olmama ragmen yorgun hissediyorum , kafam hep dolu . Sigarayi birakmaya calisiyorum. Bu da olumlu tarafi .Vitamin almaya basladim duzenli .. telefonda aile ve arkadaslarla daha sık konuşmaya başladım

S: 1-biz kendi tedbirimizi alıyoruz, sorumluluğumuzu bilip, kurallara uyuyor, sağlığımıza dikkat edip, hastaneleri boşu boşuna meşgul etmeden hayata devam etmeye çalışıyoruz. Tehdit olarak tedbir almayan insanları düşünüyoruz, hiç salgın yokmuşcasına hayatına devam edenleri tehdit olarak görüyoruz. 2- aşırı iş yükü, belirsizliği yönetmek:) 3-ailece daha çok birbirimize kenetlendik, yavaşladık, daha az insan sokaklarda, trafik çok az ve sokaklar sessiz, bunlar bize iyi geldi:) Daha çok hayata dair düşünme fırsatını buluyoruz…

B: 1. Covid-19’a karşı en buyuk endişe sevdiklerimiz için oluyor. Zaten kimseyle temas kurmuyor, dışarı çıkmıyor her duruma dikkat ediyoruz sadece alışveriş endişelendiriyor. En iyi şekilde tedbirlerimizle çözüyoruz.

  1. Benim hayatım yaşadığım sağlık problemi sebebiyle ( solunum cihazıyla yaşadığım için) 2 yıldır evde geçtiğinden açıkçası bu süreçte çok çok zorlandığımız bir konu yok. Zamanla her şey rayına oturuyor ve hayatınızı bu uyuma sağlamak zorunda kalıyorsunuz.

Bu süreçte en zorlandığımız konu sevdiklerimizi görememek,  onlar için endiselenmek, sahile bile cikamamak ve zaten kendim de çok riskli grupta olduğumdan mecburen almak zorunda olduğumuz illa ki alışveriş gibi durumlara bile kontrollü şekilde yaklaşmak zorunda olmak ve sürekli daha da hijyenik daha da dikkatli olmaya çalışmak. Çok riskli grupta olmak sizi daha paranoyak hale getirebilir. Biz de yeterince dikkat etmeye çalıştığımızdan bu süreci kontrollü atlatmaya uğraşıyoruz. Kendinizi doğru izole ettiğiniz de aslında zamanla o kadar da korkacak bir şeyin olmadığını farkediyorsunuz ki benim hayatım zaten normal bir dışarı çıkarken bile enfeksiyona karşı tüm önlemleri alıp gittiğim yerden kullandığım şeylere kadar  dezenfekte olmasına dikkat ettiğimizden bu sürece çok alışığız.

  1. Günlük hayatımda sadece daha tedbirli olmak haricinde pek bir şey değişmedi. Benim gbi bağışıklık sistemi zayıf ve enfeksiyon riski taşıyan her insan zaten şuan dünyanın yaşadığı sıkıntıları yaşıyordu. Hayat herkese bu süreci bu kadar ağır bir şekilde öğrettiği için aslında üzgünüm.

Lakin yine de herkes hayatta ki asıl değerleri öğrenmeye başladığı için bu süreçte benim gbi insanların neler yaşadığıni biraz olsun anlamaya başlayan insanların empati yapmayi öğrendiklerine dair aldığım mesajlar mutlu ediyor diyebilirim.

Ben de yaşadığım riske karşı daha olumlu yaklaşmaya çalışarak çevreme arkadaşlarıma yaşadıklarımi anlatarak onların daha rahat atlatmalari için uğraşırken aslında mutlu olduğumu farkettim destek olmak, karşınızdakini anlayarak onun için durumu daha kabullenir hale getirmek çok güzel bir duygu. Mesela bir arkadaşımla telefonumuzda ki haber uygulamalarini sildik bugün ne olmuş kim ne tedbir almis hangi ülkede kaç kişi ölmüş kaç kişi hastane de ne kadar insan enfekte dakika başı son dakika haberleri olarak yukarıdan gelen bildirimleri görmemek daha iyi hissettiriyor. Çünkü sürekli sosyal medya da televizyonlar da her kanal sadece önlemler gelişme sonuç içeren sürekli tekrar haberler izlemek daha çok endişeye sürüklüyor özellikle riskli gruplar da panik atak krizlerine kadar gidebiliyor. Instagram’da ki butun bildirimleri de kapattık bu sayede surekli girme isteği uyandirmiyor ve covid 19 paylaşımları görmüyoruz ve ben bunları yaptigimdan beri daha stressiz yaşıyorum.

K: 1. covid-19 en çok sevdiklerimiz için endişelendiriyor.

Ve her gün olmasa da tabi kide yapmak zorunda olduğum alışveriş. Onu da sık değiştirilen eldiven ve maske. Alınan ürünleri havalandırma ve paketli ürünleri dezenfekte etme diğerlerini de yıkama işlemiyle halledip elleri de doğru şekilde yıkayarak olabildiğince doğru yönetmeye çalışıyorum.

  1. Kızımın yaşadığı sıkıntıları nedeniyle bizim hayatımız her yönden rutin gidiyor. Bu süreç bizi daha tedbirli olmak haricinde zorlamıyor. Zaten 2 yıldır biz bunları aşmaya hayatımızı yaşadığımız zorluklara rağmen daha olumlu daha keyifli devam ettirmeye çalışıyoruz. Her gün ne yapıyorsak aynısı. Kızımın sağlığı için rahat etmesi kendini daha iyi hissetmesi için yapılması gerekenleri yapıyor daha stressiz atlatmaya çalışıyorum. Başta biraz panik yapsakta izole olan hayatımız biraz daha izole diyebilirim. Tek bir konu bugünü daha nasıl verimli geçirsek neler yapsak diye düşünmek zorluyor.
  2. Hayatımda değiştirdiğim tek şey medikal anlamda bu süreci daha dogru nasıl sağlayabilirim ? Acil bir durumda ne yapabiliriz ? Gibi sağlık önlemleri oldu. Diğer bir değişimde artık kızımın sürekli covid -19 ile ilgili gece gündüz devam eden haberleri programlari hayatımızdan çıkarmak oldu.

Kızımla bizim için ne zaman geçeceği belli olmayan bu sağlık sürecinde aslında sizi anlıyoruz diyen insanların biz şimdi anlıyoruz sizi demeye başlamaları aslında anlatamadigimiz hissettirmek istemediğimiz duyguları kendilerinin anlıyor olmalari ve bunun üzerine konuşuyor olmak güzel. Aslinda insanlık için çok zor bir süreç olsa da biz artık alıştığımızdan zaten şunu da yapamiyorduk zaten soğuk dışarı cikamiyorduk işte biz zaten sahile çıkmak için bile yaz ayını bekliyorduk gibi olumlamalar yaparak rahat geçiriyoruz. Evimize normal zamanda da kalabalık kabul edemiyor, sevdiklerimiz geldiğinde sürekli temas edemiyorduk…Bu sureci rahat geçiriyor olmak güzel.

Ö: ilk oldugu andan itibaren beni dusunduren tabi ki ailem ve sevdiklerimi kaybetme korkusu oldu… ama daha once tam hayatimin pick noktasinda 33 yasimda hayat arkadasimi kaybetmis bi insan olarak dusundugum zaman, kaybetmenin o kadar da korkunc olmadigini farkediyorum., yikilmadim ayaktayim ☺ bu duygu daha once de gelmisti, ilk defa bunla beraber gelmedi aslinda… kendimle alakali hic bi suphem olmadi, cunku ölümden hic korkmayan bi insanim (acili ve izdirap cekecek sekilde olmadigi taktirde tabi ki) ölümden sonraki hayatin buradan daha iyi oldugunu deneyimlerim kaynakli birebir biliyorum… bi de zaten ölümün insanoglunun zannettigi sekilde olmadigini ve aslinda sadece boyut degistigini de bildigimden ölümden hic korkum yok, gidene kolay, kalana zor… sonuc olarak ilk duydugumdaki endisem birkac gun sonra mantikli dusundugum zaman gecti…  cunku zaten basimiza gelmis bi kere, bunu kabullenmekten baska caremiz yok! gelecegi dusunup endiselendikce elime ne geciyo? kendimi yipratan sinir bozuklugundan baska hic bisey… e o zmn bunu kabullenirsem enjoy etme kismina geciyorum, nedir bu? evdeyken ne yapabilirim? cooookkkk uzun zamandir hep istedigim kendime daha fazla vakit ayirmak, kendimi dinlemek, nefes/meditasyon gibi egzersizler yapmak vs vs…. bi de uzuuunnn zamandir sigarayi birakmak istiodum, e bundan daha iyi firsat olabilir mi? aslinda uzun zamandir yapmak istedigim seyler onume patir patir dustu bu olayla 😊 kendimi sigarayi birakmis ve kendimle cok daha ilgileniyor sekilde buldum, bu yuzden cokkk mutluyum… 🙏  kendimi ve cevremi koruma altina alan ve hergun tesekkur eden bi insanim (coookkk uzun zamandir) benim dualarim bu sekilde… onun da ne kadar dogru olmus oldugunu gordum. daha da sukrediyorum suanda… uzun zamandir bagisiklik sistemimi duzeltmeye calisiyorum, e bi baktim onu da ztn iyi ki yapiyomusum, aslinda ben buna hazirlaniyomusum kendimi caktirmadan… olaylar olduktan snr hep bunu goruyorum, kendimi hep hazirliyomusum basima geleceklere… aslinda biliyoruz ya herseyi… bi bakiyorum ztn hep hazirliktayim 😄

herkes gibi ekonomiyi ve isimizi de dusundum tabi ki, bitek bizim diil dunyanin problemi bu, bi sekilde cozulecek o da, dunyaca bu durumdayiz.

cocuklugumdan beri savundugum ve babama sordugum karinca hikayem vardir… babama derdim ki “karincalar bu kadar kucuk, bizi hic farkinda bile diiller, belki onlarin uzerine basip onlari oldurmemiz onlarin kendi caplarindaki trafik kazalari… bizim de aklimiz yetmiyo ve biz de belki karincalar gibiyiz ve bilemedigimiz bizden yuce birseyler var bizi yoneten…“ bunu hep babama sorardim cocuklugumdan beri, e noldu simdi? komplo teorileri vsler cikti piyasaya, bi baktim ki cocuklugumdan beri kendimce savundugum ve kafamdaki soru isaretlerim onaylaniyo yine teker teker 🧐

beni bu surecte en cokk zorlayan sey marketten gelen sebze meyve ve aldiklarimizi temizleme ve onun stresi oldu 😄 tam torbayi tutuyorum, elimi farketmeden yuzume goturuyorum, fato kiyameti kopariyo “elinin yuzunde ne isi var? elleme yuzunu” diye… kasinmayan heryerimin kasinasi tutuyo o sirada … ulan biz elimiz dursa gotumuz durmayan bi tipiz, alisik degiliz, valla beni en cok market temizligi zorladi, ev temizligi fln hikaye bnm icin… yok torbayi disarda 1 gun beklet, yok aldigin torbayi cope at, aman elinle baska yeri elliyim deme, git devamli ellerin kirec olana kadar yika, onu tuttum buna mi bulasti, bunu tuttum ona mi bulasti? ben en cok bunda zorlandim valla ne diyim? haaaa bi de anneme laf anlatmaya calismakta zorlandim. “seni opmememiz lzm” diyorum, annemden evlatlarim beni opmezse affetmem olene kadarlar, kusmeler vs. “opme kimseyi sakin” dedikce garsonlara kadar gozumun onunde opmeler, isyanlar, kabul etmemeler vs vs 🤯 sacimi basimi nasil yoldugumu tahmin ediyosundur hrld…

milletin simarikca “offf cokkk sikildim, offf dayanamiyorumlarina” agzim acik bakiyorum, cunku sen evinde tv karsisinda, bi elinde kumanda, diger elinde tel ile otururken digerleri hastane koridorlarinda bogularak ölüyo, iste beni en cok sasirtan ve uzen insanlarin bu haldeyken bile hala “offff bunaldim” diye insatgrama büzük dudakli selfie fotolari koymasi ve hala mesafemi koruyorum diyerek evinde  10 gun oturamadan milletle sosyallesiyo olmasi….valla sonu ne olur bilmiyorum ama hicbiseyin artik eskisi gibi olmayacagini cok iyi biliyorum. insallah herkes kendine bundan biseyler cikartir da butun bu cekilenler bi ise yarar… hersey olmasi gerektigi gibi oluyor.

T: Kendim için endişelenmiyorum, çocuğum ve yaşlı büyüklerimizin zarar görmesi ve benim onlara bulaştırma korkum var. En ufak bir öksürük aksırıkta tedirgin oluyorum.

İşimi arazide takip edebiliyorum, hapis kalmadım, ncak yalnızlaştık, zaruri görüşmeler yapıyorum. Ailemle ilişkilerim daha iyi oldu, günde 3 kez arar oldum.

Medyayı az takip ediyorum, netflix açıyorum, dışarıdan gelir gelmez soyunup duşa giriyorum, evin içine öyle geçiyorum.

 

gestalt içinde yayınlandı | , , , ile etiketlendi | 1 Yorum

Ve insanlar evde kaldılar…

cesme2019

Ve insanlar evde kaldılar
kitap okudular ve dinlediler.
dinlendiler, egzersiz yaptılar,
sanat yaptılar, oyun oynadılar
ve yeni varoluş yollarını öğrendiler,

durdular

daha derinden dinlediler,
biri meditasyon yaptı,
biri dua etti,
biri dans etti,
diğeri kendi gölgesini keşfetti,

insanların düşünceleri değişti,

iyileştiler.

cahilce, tehlikeli, anlamsız ve vicdansızca yaşayan insanların yokluğunda,
dünya iyileşmeye başladı.

ve tehlike sona erdiğinde insanlar ölüleri için ağladılar
ve yeni kararlar aldılar,
yeni bir dünya hayal ettiler,
yeni yaşam biçimleri yarattılar,
Dünyayı tamamen iyileştirdiler,

Tıpkı kendilerini iyileştirdikleri gibi…

Kitty O’Meara

 

ORIJINAL ŞİİR

And the people stayed home.

And read books, and listened, and rested, and exercised, and made art, and played games, and learned new ways of being, and were still.

And listened more deeply. Some meditated, some prayed, some danced.
Some met their shadows.
And the people began to think differently.
And the people healed.

And, in the absence of people living in ignorant, dangerous, mindless, and heartless ways, the earth began to heal.
And when the danger passed, and the people joined together again, they grieved their losses,

and made new choices,

and dreamed new images,

and created new ways to live

and heal the earth fully,

as they had been healed.

Kitty O’Meara

Covid-19 içinde yayınlandı | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Gestalt bakış açısından corona virüsü

hanna-nita  2010 senesinden beri öğrencisi olduğum değerli gestalt hocam klinik psikolog, gestalt terapisti Prof.Dr.Hanna Nita Scherler ile yaptığımız grup online toplantısında corona virüsünü, anlamını ve hayatımıza yansımalarını çalıştık. Hocamın izni ile bu çalışmanın notlarını paylaşıyorum. Bu izni verdiği için kendisine çok teşekkür ediyorum.

Gestalt bakış açısından ne yaşıyorsak, bu bizim kendimizle ilişkimizin aynasıdır. Kendimizle ilişki bireysel düzeyde olabilir, alt gruplar düzeyinde olabilir, büyük gruplar düzeyinde olabilir ve bütün dünya düzeyinde olabilir. Korona virüsü şu anda dünyayı etkiliyor. Hasta olanlara şifa, yaşamlarını kaybetmiş olanlara rahmet dileyerek bu durumun Gestalt bakış açısından ne mesaj barındırabiliyor olacağına odaklanalım.

Gestalt bakış açısından semptom, mesaj barındıran ulaktır, habercidir. Semptom şekildir. Semptom belirgin olandır. Mana değildir. Ne yaşıyoruz? Ona bakalım…

Şuradan gidelim; virüsü almış olan kişi ne yaşıyor? Virüs solunum sistemine saldırıyor. Teorik olarak, karşılaştığım olgu benim kendimle ilişkimin aynası ise:

  • Ben kendime nefes aldırtmadım, ben kendimi boğdum (günlük koşturmalar, iş, sorumluluklar, beklentiler vs). Kendimle ilişkimde kendime nasıl davranmış olduğumu aynalıyor (varoluşçu yaklaşımda EIGENWELT, kendimle ilişki dünyam)
  • Diğerleri ile ilişki alanında ne yaptım? Sosyal yazılımlarla kendimi boğdum (ait olmalıyım, sevilmeli-onaylanmalı, kabul görmeliyim, ayıp olur vs) Diğerleri ile ilişkimde nasıl davrandığımı aynalıyor (varoluşçu yaklaşımda MITWELT, diğerleri ile ilişki dünyam)
  • Doğa ile ilişki alanında ne yaptım? Doğaya nefes aldırmadığım kesin. Havayı, denizi, çevremi kirlettim, inşaatlarla, atıklarla talan ettim. Kendi doğamla ilişkide ne yaptım? Besin değeri olan şeyler yemedim, spor yapmadım, beden sağlığıma dikkat etmedim, bedenime gereken özeni, saygıyı göstermedim (varoluşçu yaklaşımda UMWELT, doğa ile ilişki dünyam).
  • Maneviyatımla ilgili ne yaptım? Hayat nedir? Yaşam nedir? Hayatta esas olan nedir gibi temel sorulara verdiğim yanıtlar ne? (varoluşçu anlamda UBERWELT, tinsel dünyam)

Bu virüs “çok bilge”. Bizi kendimize getirdi. İnsanlara dedi ki:

  • İyi beslen! Meyve, sebze ye, vitamin al. Bunun için virüs mü gerekiyordu? Bu normal yaşam stili olmalı, öyle değil mi?
  • Ellerini sık sık yıka! Ayakkabılarla eve girme! Bunun için virüs mü gerekiyordu? Bu zaten uygulanması gereken davranış değil midir?
  • Ailene önem ver. Bunun için virüs mü gerekiyordu? Dürüstçe kendimize soralım, son 1 yıl içinde ailemizle ne kadar kaliteli zaman geçirdik? Şimdi, en çok ihmal ettiklerimize mecburuz.

Değer yargısı açısından zihinsel anlamda bu bilge virüs şöyle bir şey yaptı: Sen tek başına bir bütünsün. Ama bu tek başına bir bütün olma deneyiminde çok arsız oldun. O kadar arsız oldun ki daha büyük bir bütünün parçası olduğunu unuttun. Bu virüs öyle bilge ki, bakın nasıl öğretiyor bunu: Hepimizin iyi olması hepimize bağlı, “ben sokağa çıkarsam bana bir şey olmaz” değil, sana olmasa da çevrene olabilir. Dolayısı ile sevdiklerini korumak için SEN DE karantinada olmak zorundasın. Yani kendini bütün sanan parçalara “sen biraz parça olduğunu hatırla” demeye başladı. Hepimiz kendi içimizde bütünüz, ancak aynı zamanda bizden daha büyük bir bütünün de parçasıyız. Bu gerçeği unuttu dünya, hem bireysel anlamda unuttu, hem de sanat-etik ve bilimin birbirinden ayrılıp bunların kendi içlerinde saltanat ilan etmeleri açısından da birliktelik unutuldu. Örnek verirsek: Ekonomi sadece kendisini düşünerek, mesela silah üreterek doğayı unuttu. Tarımda ekebileceğimiz şeylerin GDO’su ile oynayarak para kazanma uğruna doğayı bozdu. Tavuklar 24 saat içinde 2 kez yumurtlar oldular. Biz kim olduğumuzu zannediyoruz? Ne olduğumuzu zannediyoruz? O kadar arsız bir yere gidildi ki parçalar kendilerini bütün zannetti.

Bilmenin 3 yolu var:

  1. Eye of flesh; Bilim somut bilmekle ilgili, gözle görülür, ölçülür şeyler.
  2. Eye of mind; bu böyleyse bu da böyle olur şeklinde, çıkarsama yaparak.
  3. Eye of contemplation (tefekkür gözü); bu bilge virüs üstteki 2 bilme yoluna ek olarak, dünyayı eye of comtemplationa taşımaya çalışıyor. Böylelikle UMWELT, MITWELT ve EIGENWELT yine birleşecek. Güzel olan, iyi olan, doğru olan yine bir bütünün farklı parçaları olacak.

Gestalt açısından düşünürsek, dünyaya geldiğimizde bütünlüğümüzün farkında olmayız, hem hümanist hem varoluşçu bakış açısı bunu söyler. Bütün olduğumuzun farkına varmak için önce parçalara ayrışmamız lazım. Parçaların temas sınırları yeterince belirgin olduğunda parçalar tekrar bir araya gelip doygun temas yaşayabilirler. Günümüzde bu parçalar çok fazla belirginleşti, artık bunların bir araya gelme zamanı geldi. Bunların bir araya gelmesi için bu virüs gibi çok güçlü, görülmez ama etkileri inanılmaz görünür olan; minicik, gözle görülemeyen ama etkileri kocaman olan bir olgu ile karşı karşıyayız. Bunu tek başına bilimle çözemeyiz, bunu tel başına zihinle çözemeyiz. Bunun barındırdığı manaya ulaşabilmenin yolu tefekkürden (eye of contemplation) geçiyor.

Bilim de sanat ta ahlak ta, üçü de eşit uzaklıkta olacağımız şeyler. Biri diğerinden daha önemli, daha değerli değil. Dünyada bilime o kadar önem verildi ki bilimin antenlerinin algılayamayacağı boyuttaki gerçeklikler göz ardı edildi. Şimdi bu korona virüsün barındırdığı anlam sadece bilimle açıklanamıyor. Eye of flesh veya eye of mind ile açıklanabilecek bir çerçeve içerisine girmiyor.

Her zorlanma bir mesaj barındırır. Ona farkındalıkla eğilmek lazım ki mesajı duyabilelim. Aceleye, paniğe gerek yok, bu bilge virüs acı, korku, kaygı, çaresizlik ve öfke doğurdu, doğru. Gestalt bakış açısından bakarsak korku, kaygı, çaresizlik ve öfke transformasyona davetiyedir. Korkuya, çaresizliğe, öfkeye veya kaygıya odaklanarak virüsün barındırdığı mesaj duyulamaz. Korku, acı, öfke ve çaresizlik  değişime davetiyedir, çağrıdır. Esas, şeklin ardındadır. Esas, maddede değil manadadır. O mana bize kimse tarafından gösterilmeyecektir, verilemeyecektir. Her birimiz kendi yolculuğumuza tek başımıza cesaretle, sorumluluğunu alıp sonuçlarına da katlanarak çıkmakla yükümlüyüz. Çağrı, bu yola baş koymanın çağrısıdır. İşte bu nokta kaçındığımız nokta. Bu nokta kendimizi işe boğduğumuz, yapmam gereken şeyler var diyerek esas yapılması gereken şeyden kendimizi alıkoyduğumuz nokta. Ziyanı yok, aceleye gerek yok. En sonunda hepimiz iç yolculuğumuza, kendimizle temas ederek bütüne ulaşma yoluna baş koyacağız.

Maddede tezahür etmeden öğrenmek nasip olsun“. Bunun için çalışmamız lazım. Nereden başlayacağız? Yine Gestalt metodolojisinden:

  • Boşluk bırakalım
  • Bu durumun bizdeki etkisine odaklanalım. Bu etkiyi en somut hali ile nasıl tanımlayabiliriz? Virüsün benim için temsil ettiği tehdit nedir?

Tehtidi nereden algılıyoruz? Fiziksel mi? Duygusal mı? Zihinsel mi? Tinsel mi? Bunun ne önemi var diyeceksiniz? Tehdidi nereden algılıyorsam bitmemiş meselem oradadır. Tehdidi “sevdiklerimi kaybetmek” olarak algılıyorsam Mitwelt’te bitmemiş meselem vardır. Bitmemiş mesele şu demek: Orada ne ile özdeşleşmişsem ondan farklılaşıp onu kapsayamamışım demektir. Ken Wilber der ki: “Özdeşleştiğimiz her şeyin içine ölebiliyor olmamız lazım”. O şu demek: Gündelik yaşamdaki rolüm her ne ise (falancanın kızı, falancanın eşi, falancanın ebeveyni), bu, vazgeçemeyeceğim bir özdeşleşme nesnesi olmamalı. Vazgeçebiliyor olmam lazım. Yanlış anlaşılmasın, eşler, çocuklar, ana ve babalar bizim için bir şey ifade etmesin denmek istenmiyor. Bu rollerin hepsi şüphesiz bizim için değerli. O başka bir şey, fakat onsuz yapamama olmamalı. Vaz geçemeyeceğim ne varsa kendimi onun hapsinde tutarım.

Tehdidi algıladığım alan ne ise onunla çalışmam lazım. Sevdiğim insanı kaybetme düşüncesinde bedenimde ne oluyor? Önce bunu tanımlamalıyım. Sonra 1.tekil şahısta konuştururum. Ondan sonra çağrışımlarıma izin veririm. Bedenim beni “suç mahalline” taşıyacaktır. Belki bir kerede olmayacaktır bu. Ama yeterince sabredersem suç mahalline gidebilirim. O suç mahalline gittiğimde muhtemelen kendi çocukluk versiyonumla karşılaşırım. Şu anda deneyimlemekte olduğum korku, acı, öfke veya çaresizlik yetişkin bana ait değildir. İçimde barındırdığım “küçük bana” aittir. O korkuyu küçük ben olarak, yetişkinime anlatırım. Ben annemi, babamı, kardeşimi kaybetmekten korkuyorum…vs…Sonra yetişkinimle o içimdeki küçük çocuğu o zamanki çocuk olarak anne-babamdan neyi görmeye ihtiyacım vardıysa ve alamadıysam, şimdi bunları yetişkin olarak içimdeki çocuğa sunarım, veririm. Ondan sonraki adım, bu korku ya da kaygı benim çocukluğumda yaşamış olduğum şu-şu-şu deneyimlerden bugüne kadar taşımış olduğum olgulardır. Ben bu olgulardan ibaret değilim, bu olgular benim bilincimde beliren olgular. Yani ben korku değilim, korku benim bilincimde beliren bir olgu; ben kaygı değilim, kaygı benim bilincimde beliren oldu; ben çaresiz değilim, çaresizlik benim bilincimde beliren olgu. Deneyimlediğim zorlayıcı deneyim her ne ise ben bir bütün olarak o değilim, o sadece bir parçam, ben o ve çok daha fazlasıyım. “Çok daha fazlasıyım”ı deneyimlemeye başladığım zaman inanılmaz bir yaratıcılığa akmakta olduğumu yaşarım. Örnek, bedensel acı çekmek: tehdit. Demek ki bedensel anlamda tehdit algılıyorum, o zaman bedensel varlığımın içine ölmemişim, yani bedenimle hala özdeşleşmiş durumdayım. Halbuki bedenim evrensel bilincin bu beden nezdinde kendisini ifade etme yöntemi. Ben nasıl bu bedenle kısıtlı olabilirim? Ben bu beden değilim, ben çok daha fazlayım. Yani bilincim korktuğum olgudan çok onun dışında kalan varlığıma kaymaya başladığında inanılmaz bir yaratıcılık hissetmeye başladığımı deneyimlerim.

Mesela, durunca ne olacak bilmiyorum, hiç durmadım, durunca ben neyim bilmiyorum. Buradaki tehdit nedir? BİLMEMEK. O zaman ben bilmekle özdeşleşmişim. Hayatımı “iyi-tatminkar” yaşayabilmek için ne yaşayacağımı bilmem lazım. O zaman bilmemenin bedenimdeki izdüşümlerine bakayım. Bedenimdeki iz düşüm beni orada ve o zaman geçmişte bir şeyleri bilmediğim zaman başıma gelen deneyimlere götürecek. O zaman küçüktüm ve bilmiyor olmak bir şekilde benim için tehditkar olmuş. Yani bilincim zihnimde konumlanmış. Ben zihnimle özdeşleşmişim. Eğer zihnimin içine ölmezsem zihinsel bilincimde kendimi hapsetmiş olurum. Ben zihinsel bilincim değilim. Ondan çok daha fazlasıyım. Ben sadece zihnimle bilmem. Ben bedenimle bilirim. Ben sezilerimle bilirim. Belki ben bugün bilincimle bilmediğim ama kaynağımda sahip olduğum başka şeylerle bilebilirim. Ben niye kendime o alanlara gitme iznini vermiyorum, bilmekte ısrar ederek…

Kendimi konumlandırdığım koordinatlarım şimdiye kadar içinde rahat ettiğim koordinatlarım olmasın diyorum. Yani ben bedenimde, duygularımda ya da zihnimde konumlanmayayım. Onları kapsayıp aşayım. Bu söylendiği kadar kolay değil, biliyorum. Bu geliştirilecek bir kas.

Virüs fiziksel bedenimizi de tehdit ediyor, aslında çok önemli bir mesaj da şu: Sen fiziksel bedeninin bekçiliğine soyunursan ondan ötesine gitmekte zorlanırsın. Neyin bekçiliğine soyunursak orada savaş alanı yaratırız. Manada söylemek istediği: sen kendi kaynağının en ilkel versiyonunda takılmışsın. Yani manada, neyin derdine düştün? sen kim olduğunu unuttun diyor. Fiziksel varlığımız gerçekte kim olduğumuzun belirgin olan “şekli”. Ama ben o fiziksel formumdan çok daha fazlayım. Esas yaratıcılık orada. Virüs bizi sahip olduğumuz kaynağın en ilkel formu ile tehdit ediyor ki ondan vazgeçebilirsek onun kutbu olan en zengin formumuza vakıf olabilelim. 

Bu bilge virüs diyor ki hepimize: sen hiçbir şeyi kontrol edemezsin. Sen hiç kimseyi koruyamazsın, kendini bile, onun için bunlardan vazgeç, senin yapabileceğin tek bir şey var hayatın boyunca: hayatın içinde bulunduğun anlar silsilesidir, BUNU ANLA. Senin sorumluluğun bu anı nasıl kucaklayacağın, bu anla nasıl temas edeceğinin mühendisliğidir.  Başka hiçbir şey yapamazsın. An’a küçük bir çocuk gibi yaklaşıp ona heyecanla yaklaşmak, önceden boyanmış bir gözlükle değil. Çocuğun öyle bir gözlüğü yoktu, çocuğun eline tarantula verilirse ağzına koyar. Her anı çocuksu bir coşku ve merakla kapsamaya, merak etmeye, onunla hemhal olmaya hazır ol. Senin sorumluluğun bu. Bunu karşına kocaman bir problem çıktığında yapamazsın, bunu küçük problemler çıktığında yapmaya başla ki o kasın gelişebilsin.

Bu bilge virüs diyor ki aslında: Senin hayatının her gününde bir çeşit korona yok muydu? Vardı. Ben senin bütün hayatın boyunca karşılaştığın koronalar çarpı bir milyonum belki. Çok şiddetli -yoğun olduğum için şimdi dert oldum. Ne yapayım, daha az şiddetli seslenişlerim duyulmadı, göz ardı edildi. Kendimi duyurabilmek için haykırışım çok sert oldu.

Korona, bir velinimet aslında. Çünkü birçok şeyi fark etmemiz için bir fırsat. Onunla savaşmayı, korkmayı, kaygılanmayı bırakıp “ben kendime ve bütüne ne şekilde korona olmuşum” sorusunu kendimize sorabilirsek ve vereceğimiz yanıtları kendimize bir bütünün parçaları olduğumuz gerçeğini hatırlamak için kullanabilirsek, temsili olduğumuz kaynağın şimdiye kadar kullanmadığımız taraflarının keşfine hizmet edeceğimize inanıyorum.

Gestalt nedir? 

GESTALT BAKIŞ AÇISINDAN YAKIN DUYGUSAL İLİŞKİLER

Corona virus from a Gestalt point of view

We studied the corona virus, its meaning and its reflections in our lives, in the group online meeting we held with my dear gestalt teacher, clinical psychologist, gestalt therapist Prof. Dr. Hanna Nita Scherler, whom I have been a student of since 2010. I share the notes of this study with the permission of my teacher. I thank her very much for giving this permission.

What we experience from a Gestalt perspective is a mirror of our relationship with ourselves. The relationship with ourselves can be at the individual level, at the level of subgroups, at the level of large groups, and at the level of the whole world. The corona virus is currently affecting the world. Let’s focus on what message this situation can hold from a Gestalt point of view, wishing healing for the sick and mercy for those who lost their lives.

From the Gestalt point of view, the symptom is the messenger, the messenger with the message. The symptom is shape. The symptom is the obvious one. It’s not mana. What are we living? Let’s see him…

Let’s go from here; What happens to the person who has the virus? The virus attacks the respiratory system. Theoretically, if the phenomenon I encounter is a mirror of my relationship with myself:

I didn’t let myself breathe, I suffocated myself (daily hustle, work, responsibilities, expectations, etc.). It mirrors how I have treated myself in my relationship with myself (EIGENWELT in the existential approach, my world of relationship with myself)

What have I done in relation to others? I suffocate myself with social software (I must belong, I must be loved-approved, I must be accepted, it would be shameful, etc.) It mirrors how I behave in my relationship with others (MITWELT in existential approach, my world of relationships with others)

What did I do in the field of relationship with nature? It is certain that I do not breathe nature. I polluted the air, the sea and my environment, I plundered it with constructions and wastes. What have I done in relation to my own nature? I didn’t eat anything with nutritional value, I didn’t do sports, I didn’t pay attention to my physical health, I didn’t show the necessary care and respect for my body (UMWELT in the existential approach, my world of relationship with nature).

What have I done with my spirituality? What is life? What is life? What are my answers to basic questions such as what is essential in life? (UBERWELT in the existential sense, my spiritual world)

This virus is “very wise”. He brought us to ourselves. He said to the people:

Eat well! Eat fruits, vegetables, take vitamins. Does this require a virus? That should be the normal lifestyle, right?

Wash your hands often! Do not enter the house with shoes! Did this require a virus? Isn’t this the behavior that should already be implemented?

Give importance to your family. Did this require a virus? Let’s honestly ask ourselves, how much quality time have we spent with our family in the last 1 year? Now, we are obligated to those we neglect the most.

Mentally in terms of value judgment, this wise virus did something like this: You are whole by yourself. But in this alone experience of being whole, you’ve been so cheeky. You have become so cheeky that you have forgotten that you are part of a larger whole. This virus is so wise, look how it teaches: It depends on all of us to be well, not “if I go out on the street, nothing will happen to me”, it may happen to your environment, if not to you. Therefore, YOU have to be in quarantine to protect your loved ones. So he started saying “remember you’re a bit of a piece” to the parts that thought they were all. We are all whole within ourselves, but we are also part of a larger whole. The world forgot this fact, not only individually, but also in terms of separating art-ethics and science from each other and declaring their sovereignty among themselves. To give an example: The economy has forgotten nature by thinking only about itself, for example, by producing weapons. He has corrupted nature for the sake of making money by playing with the GMOs of what we can plant in agriculture. Chickens lay 2 eggs in 24 hours. Who do we think we are? What do we think we are? They went to such a cheeky place that the pieces thought they were whole.

There are 3 ways to know:

Eye of flesh; Science is about knowing concrete, visible, measurable things.

Eye of mind; if this is so, then this will be so, by inference.

Eye of contemplation; In addition to the above 2 ways of knowing, this wise virus is trying to bring the world to the eye of comtemplation. Thus, UMWELT, MITWELT and EIGENWELT will unite again. What is beautiful, what is good, what is right will again be different parts of a whole.

If we think in terms of Gestalt, we are not aware of our wholeness when we are born, both the humanist and existentialist perspectives say this. To realize that we are whole, we must first be divided into parts. When the contact boundaries of the parts are clear enough, the parts can come back together and experience saturated contact. Today, these parts have become so obvious, it’s time to put them together. For them to come together, like this virus, it is very powerful, invisible, but its effects are incredible; We are faced with a phenomenon that is tiny, invisible, but whose effects are huge. We cannot solve this with science alone, we cannot solve this with the mind alone. The way to reach the meaning it contains is through eye of contemplation.

Science, art, morality, all three things that we will be equidistant from. One is more important than the other, not more valuable. Science was given so much importance in the world that realities that could not be perceived by the antennas of science were ignored. Now the meaning of this corona virus cannot be explained by science alone. It does not enter into a framework that can be explained by eye of flesh or eye of mind.

Every challenge contains a message. It is necessary to lean towards it with awareness so that we can hear the message. No need to rush, no need to panic, it’s true, this wise virus has spawned pain, fear, anxiety, despair and anger. From a Gestalt perspective, fear, anxiety, helplessness, and anger are invitations to transformation. By focusing on fear, helplessness, anger or anxiety, the message the virus contains cannot be heard. Fear, pain, anger and desperation are invitations to change, they are calls. The essence is behind the shape. The essence is in the meaning, not the substance. That meaning will not be shown or given to us by anyone. Each of us is obliged to embark on our own journey with courage, taking responsibility and bearing the consequences. The call is the call to start this path. This is the point we’re avoiding. This is the point where we immerse ourselves in work and keep ourselves from what needs to be done by saying that there are things I have to do. It’s okay, there’s no need to rush. Eventually, we will all embark on our inner journey, to reach the whole by contacting ourselves.

“Let there be a chance to learn without being manifested in matter”. We have to work for this. Where do we start? Again from the Gestalt methodology:

Let’s leave a gap

Let’s focus on the effect of this situation on us. How can we describe this effect in its most concrete form? What threat does the virus represent for me?

How do we perceive the threat? Is it physical? Emotional? Is it mental? Is it tinsel? What would you say does that matter? Wherever I perceive the threat, my unfinished business is there. If I perceive the threat as “losing loved ones”, I have unfinished business on Mitwelt. The unfinished issue is this: What I identified with there means that I could not differentiate from it and contain it. Ken Wilber says: “We should be able to die into everything we identify with”. It means: Whatever my role in everyday life is (so-and-so’s daughter, so-and-so’s spouse, so-and-so’s parent), it should not be an indispensable object of identification. I should be able to quit. Do not be misunderstood, it is not meant to say that spouses, children, parents do not mean anything to us. All of these roles are undoubtedly valuable to us. It’s something else, but it shouldn’t be the inability to do without it. Whatever I can’t give up, I keep myself in its prison.

I need to work with the area where I perceive the threat. What happens to my body at the thought of losing the person I love? I must define it first. Then I will make it speak in the 1st person singular. After that, I allow my associations. My body will carry me to the “crime scene“. Maybe this won’t happen all at once. But if I’m patient enough, I can get to the crime scene. When I go to that crime scene, I’ll probably run into my own childhood version. The fear, pain, anger, or helplessness I am currently experiencing is not my adult self. It belongs to the “little me” that I hold inside of me. As the little me, I tell that fear to my adult. I am afraid of losing my mother, father, brother… etc… Then, if I needed to see and not get what I needed to see from my parents as an adult and that little child inside me, now I present these to the child in me as an adult, I will give it. The next step, this fear or anxiety, are the phenomena that I have carried from my childhood to this-that-that experience. I am not just these facts, they are facts that appear in my consciousness. So I am not fear, fear is a phenomenon that appears in my consciousness; I am not anxiety, anxiety has appeared in my consciousness; I am not helpless, helplessness is the phenomenon that appears in my consciousness. Whatever the compelling experience I have had, I am not the whole, it is just a part of me, I am it and much more. When I begin to experience “I am so much more”, I experience an incredible flow of creativity. For example, suffering bodily pain: threat. So, I perceive bodily threat, then I have not died into my bodily being, that is, I am still identified with my body. However, my body is the method of universal consciousness expressing itself before this body. How can I be restricted to this body? I am not this body, I am much more. That is, I experience that I begin to feel incredible creativity when my consciousness begins to shift to my being outside of it rather than the phenomenon I feared.

For example, I don’t know what will happen when I stop, I never stopped, I don’t know what I am when I stop. What is the threat here? NOT KNOW. Then I became identified with knowing. In order to live my life “well-satisfiedly”, I need to know what to experience. Then let me look at the projections of not knowing on my body. My projection on my body will take me there and then to experiences that happened to me when I didn’t know things in the past. I was young at the time and not knowing was somehow threatening to me. So my consciousness is located in my mind. I am identified with my mind. If I do not die into my mind, I am imprisoned in my mental consciousness. I am not mental consciousness. I am so much more than him. I just don’t know with my mind. I know with my body. I know with my intuition. Maybe today I can know with other things that I do not know with my consciousness but have in my source. Why don’t I give myself permission to go to those areas, insisting on knowing…

I say that the coordinates I have positioned myself should not be the coordinates that I am comfortable in until now. That is, I am not located in my body, in my emotions, or in my mind. Let me cover them. It’s not as easy as it sounds, I know. This is a muscle to be developed.

The virus also threatens our physical body, in fact, a very important message is this: If you take care of your physical body, you will have difficulty going beyond it. We will create a battlefield for whatever we take care of. What he means is that you are stuck in the most primitive version of your source. I mean, what are you worried about? He says you forgot who you are. Our physical being is the distinctive “shape” of who we really are. But I am much more than that physical form. The real creativity is there. The virus threatens us with the most primitive form of the resource we have, so that if we can give up on it, we can have our richest form, which is its pole.

This wise virus tells us all: you cannot control anything. You can’t protect anyone, not even yourself, give it up for him, there is only one thing you can do in your life: life is a series of moments you are in, UNDERSTAND THAT. Your responsibility is to engineer how to embrace this moment, how to touch this moment. You cannot do anything else. Approaching the Moment like a small child and approaching it with excitement, not with pre-painted glasses. The child did not have such glasses, if the child is given a tarantula, he will put it in his mouth. Be ready to cover every moment with a childlike enthusiasm and curiosity, to wonder and to be in touch with it. This is your responsibility. You can’t do this when you face a big problem, start doing it when small problems arise so that muscle can develop.

This wise virus actually says: Didn’t you have some kind of corona every day of your life? there was. Maybe I’m a million times the coronas you’ve encountered in your whole life. I’m in trouble now because I’m so intense. What can I do, my less loud calls were not heard, they were ignored. My outcry was too harsh to make myself heard.

Corona is actually a benefactor. Because it is an opportunity for us to realize many things. I believe that if we can stop fighting, fear and worry about it and ask ourselves the question “How did I become corona to myself and the whole“, and if we can use our answers to remind ourselves that we are parts of a whole, we will serve to discover the sides of the source we represent that we have not used until now.

gestalt içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | 4 Yorum

Bill Gates ile Covid-19 üzerine söyleşi

Bill-Gates

24 Mart 2020 tarihinde TED canlı yayın yaparak Bill Gates ile söyleşi gerçekleştirdi. Kendisi 5 sene önce virüs salgını konusunu yine bir TED konferansında detaylı olarak anlatmış ve yapılması gereken hazırlıklara değinmişti. Ama belli ki hiçbir devlet konuşmasını dikkate almamıştı…Gün olur devran döner tüm dünyayı etkileyen salgın kapımıza dayandı, hepimizi etkiledi, hayatımızı durdurdu. Yine Ted bu sefer duruma uygun bir şekilde kendisi ile online bir görüşme organize ederek yayınladı.

Chris Anderson (moderatör): Geçtiğimiz senelerde bir sunum yaptınız. Dinlerken bile tüylerimiz diken diken oldu. Peki insanlar uyarılarınızı dinlediler mi?

Bill Gates: Temelde hayır. Ebola, Sars, Mersk salgınları başka ülkelere sıçramadı ama bu kadar seyahat edilen bir dünyada çok büyük tahribatlar yaratılabiliyor. Konuşmamda gelecek salgına hazırlıklı olmadığımızdan bahsetmiştim. Ancak bilimdeki gelişmeler sebebi ile kaynak yarattığımız taktirde hazırlıklı olabiliriz. Maalesef çok az tedbir alındı.  Aşı çalışmaları olarak mesela CEPI  Gates Foundation ve bazı hükümetler tarafından desteklendi. Tanı koyma ve hastalık oyunları açısından neredeyse hiçbir şey yapılmadı. Şu anda ise solunum yollarına saldıran bir virüs ile karşı karşıyayız ve maalesef negatif öngörülerimi haklı çıkarmakta…

Chris Anderson (moderatör): Yüzyılın salgını olarak bir yorumunuz oldu, hala böyle mi düşünmektesiniz?

Bill Gates: Çiçek hastalığı gibi birşey olsa çok daha ciddi sonuçları olabilecek bir salgın olurdu. Bu salgın her ne kadar korkunç olsa da Covid’e yakalanan kişilerin çoğu bunu atlatacaklar. Mers veya Sars’tan çok daha bulaşıcı ama onlar kadar öldürücü değil. Doğru şeyleri yaptığımız taktirde çok büyük bir kayıp rakamı görmeyiz. 1918 İspanyol gribi gibi bir durum yaşamayız, çok daha iyi sonuçlar alabilmeliyiz.

Ebola’da daha bulaşıcı olmadan önce yatağa düşürüyor. Otobüste veya markette yayılmıyor. Solunum yollarına saldıran İspanyol gribi ve Covid çoğu virüs gibi, önce biraz ateş ve rahatsızlık hissediyorsun. Normal hayatına devam ediyorsun. Bu sebeple en kötü şey bu ilk belirtilerin çok hafif olması…İnsanların çok seyahat ediyor olması durumu zorlaştırıyor.

Ocak’ta insanlar arası yayıldığını konuşuyorduk, alarm zilleri çalıyordu. 23 Ocak’ta Çin çok ekstre bir şekilde sokağa çıkma yasağını başlattı, iyi haber enfeksiyon oranını ciddi oranda düşürmeleri idi, Ocak ayında tüm dünya uyarılmalıydı. Güçleri birleştirip gerekli tedbirler alınmalı, çalışmalar yapılmalıydı.

Chris Anderson (moderatör): Ocak ve Şubat ayları kayıp aylar oldu. Bu aylarda yetkililer ile görüştünüz mü? Ne oldu?

Bill Gates: Burada bu salgın ortaya çıkmadan önceki dönem var, daha fazla aksiyon almalıydık. Salgının başladığını anladığımız zaman ile bugün arasındaki süreç var. Testlerin  ihtiyaç halinde olan insanlara uygulanması konusunda kapasite yeterli değil. Sağlık çalışanlarında semptomlar var, test yapılamıyor, hizmet versinler mi vermesinler mi bilemiyorlar. Öbür taraftan semptomları olmayan kişilere testler uygulanıyor…Test konusu organize edilmeli ve önceliklendirilmelidir. Bu çok çok acildir. İkinci şey ise sosyal izolasyondur. Amerika’da bazı yerler sıkı bir şekilde uyguluyor bazı yerler henüz uygulamıyor. Net olan şey, evet insanlar için zor, ekonomi için berbat ama ne kadar erkenden sıkı bir şekilde sosyal izolasyon uygulanırsa o kadar erken bir sürede tekrar hayata başlayabilir ve normale dönebilirsiniz.

Chris Anderson (moderatör): Hiçbir şey yapılmazsa milyonlarca kişinin öleceği görülmektedir. Koca bir ayda neredeyse test yoktu, hükümet düzeyinde sizce ne oldu?

Bill Gates: Şubat ayı avantajlarından yararlanılmadı. İyi haber şu ki PCR cihazlarından Amerika’da bolca bulunuyor. Kuzey Kore modeli var, Şubat ayından faydalandı, test kapasitesini arttırdı, enfeksiyon oranını düşürdüler, hatta sosyal izolasyona bile gerek kalmadı. Bu haftanın iyi haberi şu ki geçen haftaya kadar sağlık görevlisi boğazınızdan aşağı canınızı da yakan test çubuğunu sokmakta idi ve sizin öksürmenizle birlikte kendisine de bulaşması mümkündü, yeterince koruyucu elbiseler yoktu. Şimdi ise Pazartesi günü burnunuza kendinizin sokabileceği bir çubuk ile test yapabilmeniz görüşüldü. Yani hasta kendi testini yapacak, size verecek, siz 24 saat içinde test sonucunu vereceksiniz.

Chris Anderson (moderatör): İnsanlar bu testlere nasıl ulaşabilecekler? Doktorlar mı bunları reçete ile verecekler? Bir süreçte Amazon’dan mı satılacak?

Bill Gates: Hükümet henüz test kapasitesinin arttılması ve doğru vakalarda kullanılması için müdahale etmedi. Federal bir web sitesi olacak, siz semptomlarınızı gireceksiniz, işinize ve semptomlarınıza bakılarak öncelik olup olmadığınıza bakılacak. Öyle ise yakınızdaki kiosklara yönlendirileceksiniz, kendi testinizi yapacaksınız. Ya da testleri evinize göndereceğiz ve siz testi yapıp geri göndereceksiniz. Belki bundan 6 ay sonra bu testleri evde yapabiliyor olacaksınız. Bu testler aslında herşey, daha mı evde kalacaksınız yoksa artık dışarı çıkabilir misiniz…

Test ve izolasyon birbiri ile birlikte gidecek. Test ile izolasyona gerek var mı göreceksiniz, tehlikeli misiniz…Hedef, toplumun çok küçük bölümünü virüse yakalanması, Çin % 0,1 oranında yakalandı…Bu tedbirleri almazsanız sağlık sistemi üzerine dev bir yük biner.

Hangi sektörde olursak olalım mümkün olduğunca hastalığı yaymamak adına evde kalmamız lazım. Kendi ailemiz içinde hastalığı bulaştırmış olabiliriz ancak çevremize yaymamalıyız.

(moderatör): Teknoloji şirketleri bu virüsü engelleme konusunda nasıl roller oynayabilirler?

Bill Gates: Bazı işlerin yürüyebilmesi için teknoloji şirketleri ciddi çalışma halindeler, sizin iletişiminizi sağlıyorlar, global olarak tüm rakamları takip etmenizi sağlıyorlar. 1918’lerde bu tip bir görünürlüğe ve paylaşıma sahip değildiniz. Çoğu insan için sosyal izolasyon “anahtar”.

(moderatör): Karantina/Sosyal izolasyon ne kadar sürmeli? Herkesi izole edersek ekonomiyi batıracağımıza dair herkesin endişesi var. 3 veya 6 ay belki de 1 sene evde oturup kendi işlerimizi yapmamak…Amerika ve bazı diğer ülkelerde bunun yanlış strateji olup olmadığına dair endişe var. Yani ekonomiyi o kadar berbat etmeden birkaç haftalık izolasyonun yeterli olacağı yönünde, insanların birkaç hafta sonra tekrar çıkabilmesi ve olacaksa hastalanmaları. Doğru yol nedir? Bu konuda ne düşünmektesiniz? Normal hayata dönebilmemiz için izlememiz gereken izolasyon stratejisi nedir?

Bill Gates: Bazı politikacılar gayri safi milli hasıla önemli diyorlar diye, insanlara restorantlara gidin, yeni evler alın, köşede biriken cesetlere aldırmayın, harcama yapmaya devam edin demek biraz fazla zor olur. Ailelerini tehdit eden bir salgın varken ve hareketlerinin bulaşıcı sonuçları olabilecekken insanlara etrafta dolaşın demek garip. Bu yaklaşımı sergileyen hiçbir zengin ülke tanımıyorum. Bu tip bir yaklaşıma gidilirse, birkaç sene içerisinde o kadar çok insana bulaşmış olur ki “sürü bağışıklığı” denen vakayı yaşarsınız. Halkın yarısına bulaşmadığı taktirde sürü bağışıklığı anlamsızdır. Sağlık sistemine çok fazla yüklenirsin, %1 bir vaka oranı olacakken bu oran %3-4’e çıkar.

İhtiyacımız olan şey ciddi/aşırı bir izolasyon, her şey iyi giderse 6-10 haftaya her şeyi tekrar açmaya başlayabilirsiniz.

(moderatör): Sürü bağışıklığının oluşması için halkın yarısına bulaşması lazım dediniz. Amerika’ya bakacak olursak 150 milyon kişi anlamına gelmektedir. Sizin korku senaryonuza göre bu 4-5 milyon vaka demek. Bu da kimsenin düşünmemesi gereken bir senaryo.

Bill Gates: “Hastalığı görmezden gel” stratejisine sahip olan ülkeler dışlanırlar, o ülkeden hiçbir vatandaş size gelemez ve sizden hiçbir vatandaşı göndermezsiniz. Avrupa’da bu konuya yeterince iyi bakmayanlar, OK her zamanki gibi işe devam mı diyelim dediler. Güney Kore, tam izolasyon uygulamasını yapmak zorunda kalmadı, çünkü test konusunda çok iyi iş çıkardılar. Hükümetin testleri ihtiyaç olan yerlere dağıtmaması konusunda rahatsızım.Bu virüste orta yol yok. Yoksul ülkeler için sosyal izolasyon zengin ülkelere göre çok daha zor olacaktır.

(moderatör): Japonya örneğine gelelim, Güney Kore gibi kapanmadan ancak yaşlı bireyleri için aşırı tedbirler alarak süreci götürdü. Bir orta yol bulmaya çalıştılar denemez mi?

Bill Gates: Yüzlerce vaka varken harekete geçersen, başarılı testler yaparak, sosyal izolasyonu teşvik ederek, ülkeye yabancı girişini durdurarak, ekonomine fazla zarar vermeden virüsü kapsayabilirsin. Amerika bu fırsatı kaçırdı. Wuhan’da en başında yaşanan en kötü durumu veya son haftalarda kuzey Italya’da yaşananları görmezden geldik. Tam kapanmayı engellemek üzere yeterince hızlı davranamadık.

(moderatör): Amerika örneğinde, yayılma eğrisini aşağı doğru çeksek ve yeni vakaları engelleyerek başarılı bile olsak, halk içinde bağışıklık kazanılmış değil, aşı yok. Sınırlamaları kaldırınca ve insanlar işe geri gidince her şey tekrar patlamaz mı?

Bill Gates: Çin ve güney Kore’de izlediğimiz deneyim, semptomları olmayan insanların hastalık bulaştırması değil. Yani işlerimize geri dönünce hastalığın tekrar doğması gibi Çin’de böyle bir şey görmedik. Pragmatik olmamız lazım, bilmediğimiz birçok şey var. Mevsimler bize yardımcı olacaktır. Solunumla ilgili virüslerin çoğu bir dereceye kadar mevsimsel. Bunun ne kadar mevsimsel olduğunu bilmiyoruz. Salgının azalmasının mantıksal bir ihtimali var. Testleriniz size daha fazla mı sokağa çıkma yasağı uygulamanızı veya tekrar işleri açmaya başlayabileceğinizi söyleyecek şey olacaktır. Ben daha optimist tarafındayım.

(moderatör): Nasıl oluyor da artık Wuhan’da hiçbir yeni vakaya rastlanmıyor? Yani Çin’de virüs insanlar arasında artık yayılmıyor.

Bill Gates:  1 kişi 4 kişiye bulaştırır. Oradan bir devre yaratın. Bunu 10 güne yayın. Bu devrelerden 8 tanesine gidin, büyük bir rakama ulaşırsınız. 10.000 ile başlayın ve oradan artacaktır.

Ortalama vaka 0,4 kişiye bulaştırır, 0,4 ile başlarsanız, bu rakamla devam ederseniz neredeyse sonuç sıfırlanır. Katsayılarla ilgili olan şeyler çok çok dramatiktir. 1!in üzerindeyse hızla yükselirler, 1’in altındalarsa hızla düşerler. Çin’deki sokağa çıkma yasağı bu rakamı sıfırın oldukça altına indirmiştir. Yerel enfeksiyon rakamlarını 1’in altında tutmak için karantina uygulamasını yapmak ve doğru test uygulamak temel 2 tekniğimiz.

(moderatör): Amerika’ya 1-2 aylığına başkan olsanız yapacağınız başlıca 2-3 şey ne olurdu?

Bill Gates:  İzolasyonu/karantinayı arttırmamız şart. Bu da bir süre sürecek. Çin’de bu süre 6 hafta kadardı ve bu süreye hazırlanmalıyız. Testleri uygulamalı ve her hafta gelişmeleri görüşmeliyiz. İzolasyonu başarılı bir şekilde uygularsanız eğrinin değiştiğini görürsünüz. Yani eğride yukarı doğru artış yerine aşağı doğru düşüş görürsünüz. Bu da iyi yolda olduğunuzu gösterir. Bu hiç kolay olmayacak, çok net bir mesaja ihtiyacımız var. Ekonomik boyutunun etkilerinin bu kadar dramatik olması kötü, ekonomiye daha önce hiç böyle bir şey olmamıştı. Ekonomiyi canlandırmak ve para kazanmaya başlamak, insanları hayata döndürmekten daha kolay. Salgın ve ölüm alanındaki acıyı dindirmek adına ekonomi alanında dev bir acıya dayanacağız.

(moderatör): Sosyal izolasyonu/karantinayı sağlayabilecek durumu olmayan, sağlık sistemi iyi olmayan ülkeler bu konuyu nasıl ele almalılar?

Bill Gates:  Zengin ülkeler işlerini iyi yaparlarsa ve erken davranan başka ülkeler yaza doğru Çin gibi olurlar. Gelişmekte olan ülkelerde ise, karantina kabiliyeti, her gün yiyecek almaya çıkarsan, hayatını kazanmak zorundaysan, dip dibe bir gecekondu bölgesinde yaşıyorsan bunu yapmak çok zor. Aşının bulunmasını hızlandırmalıyız ki yakında gelecektir. İnsanlar bunun yaklaşık 18 ayda hazır olacağı bilgisini paylaşacak kadar sorumlu davranmışlardır. GAVI’nin Ceo’su Dr.Seth Berkley ile çokça görüşmekteyim, kendisi aşı tarafına hakim. Bu ülkelere ciddi ucuz testler göndermemiz ve tedavi yolları göndermemiz lazım ki ülkenin %5’ini solunum cihazlarına bağlamayalım. Gerekli cihazları olsa bile ihtiyaçları olan personel, yatak olmayacaktır. Buradaki tek iyi haber şudur ki zengin ülkeler test ve tedavi yöntemleri hakkında kendilerini geliştirecekler ve gelişmekte olan ülkelerdeki zararı minimize etmek adına tüm dünya için aşılara finansman sağlayacaklar.

(moderatör): Umut verici bir şeyler var mı peki?

Bill Gates:   Remdesivir, Hydroxychloroquine, azithromycin, bilgiler biraz daha kafa karıştırıcı, ancak bazı olumlu bilgiler gelmekte.

Remdesivir, 5 günlük bir IV aşısı, üretimi biraz zor, onun geliştirilmesi üzerine çalışıyorlar. Hydroxychloroquine erken alınırsa cevap veriyor gibi.  Antikorlar, antiviral ilaçlar gibi bileşiklerden oluşan uzun bir liste var. Gates Foundation ve Wellcome Trust, Mastercard ve başka destekler ile tedavi edici pedalı geliştirdiler. Yüzlerce insan bunu deneyin şunu deneyin diye geliyorlar. Laboratuvar tahlillerine, hayvan deneylerini inceleyerek nelerin önceliklendirmesi gerektiğine bakıyoruz ki bir an önce tüm dünyadaki insan üzeri klinik çalışmaları başlatabilelim. Bunun global olarak koordinasyonu çok kompleks. Başlıca 20 adaydan heralde 3-4 tanesi solunum sorunlarını azaltmak üzere işe yarayacaktır.

(moderatör): Hastalığı geçiren ve atlatan insanların kan hücrelerin alınması ve serum elde edilmesinin tedavi edici olabileceğinden bahsetmiştiniz. Bunu biraz açabilir misiniz?

Bill Gates:   Hastalığı geçirmiş kişilerin kanlarında gerçekten etkin antikorlar bulunmuştur. Sadece akyuvarlar nakledilebilir. Soru şu ki kaç hastaya cevap verecek kaynak elde edebilirsiniz? İyileşen bu kişi haftada 1 gün gelirse 2 kişi için mi 5 kişi için mi akyuvar elde edilecek? Sonra bunu alıp ihtiyaç olan yere göndermek lazım. Oldukça komplike bir durum. Yüksek oranda üretilebilecek bir ilaca göre karşılaştırınca akyuvarları elde etmek, ihtiyaç sahibine iletmek pek mantıklı bir çözüm olmuyor. Ancak üzerinde çalışmalar devam etmektedir. Bir dereceye kadar işe yarayacaktır, ancak rakamları orantılamak zor olacaktır.

Kendi kendinize test yapmanız fikri ile ortaya çıktığımızda bu kişilerin yönlendirileceği kiosklarda görev alacak kişilerin hastalığı atlatmış olanlar arasından seçilmesini düşündük.

Kimin iyileştiği, kimin aşılı olduğuna dair bir sertifikaya ihtiyaç olacaktır, çünkü insanların dünyada seyahat ederken, maalesef ki salgını kontrol altına alamamış ülkeler olacaktır, insanların oralara ulaşımını tamamen bloke etmek istemezsiniz.

(moderatör): Vakfınız kişisel testlerin üretimini destekliyor mu? Bu testlerin etkisini ne zaman görebileceğiz?

Bill Gates:   Evet, vakfımız grip araştırmasını desteklemektedir. Solunum yolları ile ilgili virüslerin nasıl yayıldığını anlamaya çalışan bir çalışma. Okulların önemi, farklı yaş grupları, farklı interaksiyonlar bize grip araştırması üzerine bir tecrübe kazandırdı. Hükümet ilk başlarda sadece Çin’den gelen insanların test edilmesini istiyordu, fakat biz seyahat etmeyen ve corona virüsünü taşıyan kişilerle karşılaştık. Bu da bir erken uyarı idi. Evet vakfımız özel sektörden insanlarla çalışmaktadır, teşhis koyanlar. Şimdi kendi testimizi yapabildiğimizden beri, bu testi üretmek çok daha kolaydır. Boğaza sokulan test kiti stokları yetmemeye başlamıştı. Tüm bu testleri yapmak için gerekli araçlar ve kimyasallar bizi etkilememeli. Yakında güney Kore’ye benzer test kitini birkaç hafta içinde elde ediyor olmamız lazım.

(moderatör): Dünyadaki ülkelerin şimdi işbirliği yapmalarının önemi nedir?

Bill Gates:   Kendini toparlayan ülkelerin başka ülkelere yardım edebileceklerini görüyorum. Bu da harika. Eğer yaza kadar bunu devirebilirsek, evet diğer ülkelere yardımcı olabiliriz. Tüm dünyada aşı projeleri var, bunların hangisinin insanlığa en iyi yardım edebileceğine dair tarafsız bir şekilde değerlendirilmeleri lazım ve üretim kapasitesinin sadece zengin ülkelere göre olmamasına dikkat etmek lazım. Gavi’nin amacı bu, her insana aşı üretebilmek. Bilim tarafında ve veri paylaşma tarafında müthiş bir işbirliği görülüyor. Maalesef ne zaman bi salgın olsa “diğeri” hissi, yabancısın hissi, benden uzak dur tepkileri güçleniyor ve bunu engellememiz lazım. Fiziksel olarak izole olmalıyız evet, ancak toplumsal gruplara baktığımız zaman yemek üretenler, sağlık hizmeti verenler, yaşlılara destek verenlere karşı fiziksel olarak izole olsak bile hassas yaklaşmalıyız.

Birkaç ay içinde mevsim etkisinin cevabını göreceğiz. Kuzey yarım kürede yaşayan daha fazla insan var ve onların çoğu etkilendiler. İlerleyen aylarda güney yarım küre sonbahar ve kışa gireceği için orada büyük bir salgın gözlemleyebiliriz. Bu tabii zor olacak. Çok fazla yaşlı insan yok, ama HIV pozitif olan, kötü beslenmiş, akciğer sorunları olan çok var. Sorun gelişmekte olan ülkeler bununla nasıl başa çıkacaklar?

(moderatör):  Günde 2-3 USD gelir ile yaşayan bir ülke ekonomisine sahip ülkelerde önerdiğiniz katantina uygulaması nasıl olacak?

Bill Gates:   Çok büyük ölüm rakamlarının olacağına dair ciddi endişelerim var. Aspiratör sayıları, hastanaleri, sağlık sistemleri bunu kaldıramaz. Bu sisteme bu kadar yük bindirirseniz virüsten hem insanlar hem de kaostan dolayı salgına maruz kalan sağlık görevlileri hayatlarını kaybedecekler.

devamı gelecek…

Covid-19 içinde yayınlandı | , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Corona günlerinde yardım yolları

farkedenler
Evimizin dışındaki yaşamları fark edelim.

#evdekalamayanlarıfarkedin

good4trust-logo

🗨Küçük üreticileri desteklemek her zamankinden daha önemli, onları bu zor günlerde desteklemek için onlardan alış veriş yapabileceğiniz kanalları bulabilirsiniz. Örnek: @good4trust 

ecoharita

🗨Dayanışma Toplulukları ve Ağları güncel bilgiler için @ekoharita hesabını takip edebilirsiniz.

ihtiyac-haritasi-logo
🗨Sağlık çalışanlarının ihtiyaçlarına destek olmak ve diğer kampanyalarından haberdar olmak için @ihtiyacharitasiofficial ‘dan destek olabilirsiniz.

Ahbap_Logo

🗨Erzak desteğine katılmak ve diğer kampanyalarını öğrenmek için @ahbapplatformu‘nu takip edebilirsiniz.

birlikte-basaracagiz
🗨İstanbul özelinde @istanbulbuyuksehirbld nin kampanyası için @gonulluist ile kontakta kalabilirsiniz.

Yardım kampanyası ile ilgili 444 00 93 numaralı telefondan ve 0552 153 0034 numaralı whatsapp hattında bilgi alınabilir.

biz-variz-izmir
🗨İzmir özelinde @izmirbuyuksehirbelediyesi ‘nin başlattığı ayni bağış destek çağrısını takip edebilirsiniz.

Psikolojik Destek Hattı: 0 232 293 95 95

dayanisma_platformu_banner

🗨Ankara özelinde kurulan Dayanışma Platformu ‘nu @ankarabbld hesabından takip edebilirsiniz.

siddetten-korunma

Korona günlerinde kadınlar için şiddetten korunma kılavuzu BURADAN okunabilir.

3-boyutlu-destek-grubu

3 Boyutlu Destek 19 Mart 2020 tarihinde bir grup genç mühendis arkadaşın sağlık çalışanlarının yüz siperliği ihtiyacına yönelik Türkiye’deki 3D yazıcı sahiplerine Twitter üzerinden yaptığı açık çağrı ile başlayan gönüllü bir kolektif üretim hareketidir.

Bu Kolektif Üretim hareketi, 19 Mart 2020 tarihinde kurulan www.3boyutludestek.org internet sitesi üzerinden Türkiye geneline çağrıda bulunarak kısa bir zaman diliminde binlerce gönüllüye ulaştı. Gönüllü olarak siperlik üretiminde ve üretim için ihtiyaç duyulan hammadde desteğinde bulunmak isteyenlerin katıldığı 3 Boyutlu Destek, kolektif üretim hareketinin aksiyon mekanizmasıdır.

Covid-19 içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Korkularım ile nasıl başa çıkarım?

eckhart-tolle-2020

Yeni dönem ruhani öğretmen ve  yazarlardan Eckhart Tolle’den corona virüsü salgınında yaşanan korkulara dair güzel bir açıklama:

Orijinal video BURADAN izlenebilir.

Soru: Borsadaki tüm paramı kaybetmekten, hastalanmaktan, sevdiğim birisini kaybetmekten korkuyorum. Bu korkum ile nasıl başa çıkabilirim?

Eckhart Tolle:  Soru “korku” hakkında, korku ile baş edebilmek üzerine. Sadece virüsten değil, virüsün etkilerinden, olasılıklardan…Çok ilginçtir ki sadece iş dünyası (business) değil, aşırı yoğunluk (busyness) ta kapanışa zorlanmaktadır. Dünyanın meşguliyetine aniden zorunlu bir durdurma gelmiştir. Uçaklar uçmuyor, şehirler boş. Dünya kendini kaybetmiş iş içinde akıp gidiyordu. Sonra birden birisi “bir süre bunu bir kapatıverelim” dedi. Zorunlu durgunluk geldi ki aslında milyonlarca insanın bunu deneyimlemeye ihtiyacı vardı. İçsel durgunluğu da tecrübe edecekler. Kendi korkularının ve korku dolu düşüncelerinin ötesine gidebilirlerse birçok insan için bir uyanışın gerçekleşme ihtimali var. Peki korku dolu düşüncelerinin ötesine nasıl geçilir? Bu bir farkındalık ister. Ancak şimdi buradaysanız (veya izliyorsanız) muhtemelen bu farkındalığa sahipsiniz. Zihninizde neler olduğunun farkındalığından bahsediyorum. Zihninizde neler olduğunu fark etmek ancak olanlar ile bütünleşmemek,onu kimliğiniz yapmamak. Arka planda zihninizde olanları fark etmektesiniz. Çok farklıdır. Farklı boyutta bir farkındalıktır. Zihninizden geçen tüm düşüncelerin farkına varırsınız, bunları şimdi dile getirebilirsiniz, ancak bu sizin kendi kendinize yaşadığınız bir farkındalıktır. Zihninizde olanların size yardımcı olmadığını görebilirsiniz. Sizi korkutmaktadır. Mutsuz etmektedir.

“Borsadaki tüm paramı kaybetmekten, hastalanmaktan, sevdiğim birisini kaybetmekten korkuyorum” dediniz.

Zihniniz der ki;  Tüm bu korkularım şu anda olmadı, ancak olabilir. Bari şimdiden bunları düşüneyim ki gerçekleştikleri zaman durumla yüzleşebileyim. Halbuki farkındalığınızın ve varlığınızın gücü ile para kaybı, hastalık hatta bir sevdiğinizin kaybı ile dahi yüzleşebilirsiniz. Ancak hayalinizde var olan durumlar ile yüzleşemez ve onları aşamazsınız. Daha gerçekleşmediler ve kesinlikle hiçbir şey yapamazsınız! Onları ne kadar sık düşünürseniz o kadar büyürler, yarattığınız illüzyon size acı verir. Birazcık bir farkındalığa sahipseniz bu düşüncelerinizi fark ederek kendinize neler yaptığınızı gözlemleyebilirsiniz. Elbette bunu kendinize gönüllü olarak yapmazsınız, ancak şunu fark edin ki farkındalığınız olmadığı zaman zihninizdeki tüm düşünceler o anda başınıza gelmektedir. Düşüncenin enerji alanı içinizde yaşamaktadır, onun tarafından işgal altındasınız. Korku dolu düşünmek sizin yaptığınız bir şey değildir, size olan bir şeydir.

Bazı kişiler “bunu kendime neden yapıyorum?” sorusunu sormaktadır, bu iyi bir ileriye doğru adımdır, “tüm bunları düşünerek kendime neden acı veriyorum?” dersiniz. Sonra fark edersiniz ki bunlar zihninizde dolaşan, sizi mutsuz eden ve hiçbir amacı olmayan düşünce şekilleridir. Olabilecek veya olacak şeyleri düşünerek ve başkalarına aktararak kendime veya başkalarına yardımcı olamam. Zihninizde olan biteni fark ettiğiniz taktirde özgürlüğe ilk adımı atarsınız. Bundan önce özgür iradeniz yoktu, koşullanmış bir zihinle farkındalığınız olmadan özgür iradeye sahip olamazsınız.

Peki ne yapmalısınız? Size olanın faydalı bir şeye hizmet etmediğini fark ettiniz. Bu önemli bir farkındalıktır, çünkü daha önce bilinçsiz zihninizde şöyle bir varsayım vardı: Eğer ciddi bir şekilde endişe etmezsem hayatımı kontrol edemem. Hayatınızdaki sorunları düşünmeye devam ederek onları kontrol altında tuttuğunuzu zannedersiniz. Endişe duymazsanız hayatınız dağılır: bilinçaltındaki varsayımınız. Tabii bu bir kuruntudur. Endişe duygusu, korku dolu düşünceler sona ermek istemezler. Bunların bir momentumu vardır, bunu bilmeniz gerekir ve onlarla savaşamazsınız. Savaşırsanız güçlendirirsiniz, enerji verirsiniz. İradenizle ancak kısa bir süre bu düşünceleri durdurabilirsiniz. Sadece amaçsız ve zararlı tabiatını fark ederseniz durur. Birçok mutsuzluğun zihninizdeki bu düşünce şeklinden kaynaklandığını görebilirsiniz.

Seçim şansınız var, ya korku dolu düşünceler içinde akarsınız ya da dikkatimi bu düşüncelerden uzaklaşmayı ve onları söze dökmeyi seçiyorum dersiniz. Ancak bu korku dolu düşünceler sizin tüm dikkatinizi ve farkındalığınızı çekmek isterler. Çok kolaydır. Dikkatinizi başka bir şeye veriniz.

eckhart-tolle-hands

Tavsiyem şudur: İçinize odaklanın, içinizi hissedin. Düşünmek yerine dikkatinizi avuç içlerindeki enerji alanına veriniz. Ellerinizin içindeki canlılığı hissedin. An içinde kalın. Enerjiyi hissediyorsunuz değil mi? (ben bu çeviriyi yazarken bile hissediyorum doğrusu) Kendinize şunu sorun, sağ veya sol eliniz yerinde mi? Gözlerinizi kapayın, ellerinizi kıpırdatmayın, orada olduğunu biliyorsunuz, hissediyorsunuz, elinizin içindeki enerjiyi hissediyorsunuz değil mi? Bu hisler sizi düşünceden uzaklaştırır. Eliniz daha da canlı hissedilir. 2 elinizi birden hissedersiniz. Sonra tüm vücudunuzu hissedersiniz. Enerji alanınızı. Nefesinizi…Nefesin vücudunuza giriş çıkışını…Yaşam enerjisi harikadır. Pekiiiiii zihin aktivitenize ne oldu? Durdu değil mi? Çünkü hem içinize ve enerjilere odaklanıp hem düşünemezsiniz.

Teşekkürler Eckhart Tolle.

http://www.EckhartTolleNow.com

https://www.facebook.com/Eckharttolle

http://www.instagram.com/eckharttolle

https://twitter.com/EckhartTolle

http://pinterest.com/eckharttolle

 

Eckhart Tolle Kitapları BURADAN temin edilebilir:

 

Covid-19, Kişisel Gelişim-Self evolution içinde yayınlandı | , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Fütürist Gerd Leonhard ve corona

gerd-leonhard (3)

Almanya’da yaşayan, Avrupalı fütürist, yazar ve konuşmacı Gerd Leonhard, Aralık 2020’den geriye bakarak 2020’yi müthiş heyecan veren öngörüleri ile değerlendiriyor:

Orijinal yazı için:

Corona virüsü salgını tüm paradoksları öne çıkardı. Hem hiper-global hem de aynı zamanda hiper lokal. Abstrakt ve sadece 1 hatalı dokunuş uzakta…Teknolojik bağlantı ile etkin, fiziksel yakınlık ve sosyal samimiyet ile yaygın. İçimizdeki en iyi ve en kötüyü çıkarıyor. Virüsün bizi nasıl insanlıktan çıkardığına dair örnekler varken aynı zamanda insanlığımız ile nasıl bir cevap verdiğimize dair de sayısız örnekler var. Bu bizim testimiz.

Kriz çabuk sona ermedi. Hiçbir zaman normale dönemedik. “Her zamanki iş” diye bir şey kalmadı.

2020’de net bir şekilde Covid-19’un ekonomik, sosyal, politik, çevresel ve bilimsel alanlarda dev global bir gerilemeye sebep olduğu görülebilir. Bu krizin etkisini büyük buhran ve II.Dünya savaşı ile karşılaştırabiliriz. Global bir gerileme tam gaz faaliyette ve 2021 senesinde daha da derinleşeceğe benziyor.

Global gayrı safi milli hasıla 2020 senesi için inanılmaz düşük değerlerde idi, Amerika en kötü halindeyken, Çin yarışta öne geçerek yeni dünya düzeninde kendine yeni bir pozisyon yarattı. 2020 global karbondioksit salınımın en düşük seyrettiği yıl olarak endüstri tarihinde yerini aldı.

Ne pahasına olursa olsun büyümek ve tek bir ülkeyi tekrar büyük yapmak gibi endüstri devri paradigmasına son noktayı koydu.

Geleneksel ekonomi mantığımızı ve politik varsayımlarımızı baştan değerlendirmeye zorlandık. Kapitalizmin kurallarını yeniden yazmak üzere vites büyütüyoruz. Al Gore’un 2012 senesinde “sürdürülebilir kapitalizm” dediği konu tekrar gündeme girdi ve ayrıca insan, evren, amaç ve bereket konuları da öyle.

Bu krizin sonunda farkındalığımızda global bir değişim yaşıyoruz.

1. Bu insanlığın bir testi oldu. İçimizdeki en iyiyi ve en kötüyü çıkardı.

united

2. 2020’de global dünyada bilimsel ileri işbirliği yeni “normal” oldu ve bu BÜYÜK bir kazanç!

hypercollaboration-gerd-leonhard-1536x734

3. Avrupalılar gerçekten işbirliğinin ne demek olduğunu öğrendiler.

Gerd-Leonhard-Futurist-United-States-Of-Europe-copylowres--1536x864

4. 2020’de yalnızlık, izolasyon ve umutsuzluğun ölümcül olduğu kanıtlandı. Cehennem “başka insanların olmadığı yer” olarak tanımlandı. 

alone-loneliness-iStock-1201340410-1480x980

5. Aşırı kapitalist ülkeler kaosa sürüklendi. Şimdi bu tecrübeden ders almamız lazım.

digital-revolution-iStock-1150046072-bw-1-1498x980

6. Geleceğe hazırlanmamış liderler devrildiler. Populizm hızla zayıfladı.Kadın liderler 2019 yılından beri yükselişte.

Alexandria Ocasio-Cortez, Christiana Figuer, Jacinda Ardern, Margrethe Vestager ve Sanna Marin gibi…

trust-broken-shutterstock_214799962-low-1479x980

7. Global bir güven krizi yaşamaktayız. 2020’de insanlar hala hırgür içindeyken virüs ikiye katladı. Gözetlenmek yeni “varsayılan” oldu.

Bu konuda Yuval Noah Harari’nin yaptığı konuşmaları dinlemek ve okumak lazım.

oil-gas-wind-fuels-iStock-502318512-1536x945

8. Bu kriz petrolün sonunu hızlandırdı. Fosil yakıt endüstrisinin dağılmasından kaçış yok. Modern tarihte ilk defa daha az petrol tüketince neler olduğunu gördük.

grounded-jumbo-E7J19B-1457x980

9. 2020’de nasıl, ne zaman ve nereye seyahat edeceğimize dair görüşlerimiz tamamen değişti. 

Tüm markalar, organizasyonlar, hükümetler, okullar dijital toplantı ve konferans sistemine geçiş yapmak zorunda kaldı. Zoom, gotomeeting, crowdcast dönemi başladı. Yenileri de yolda…

Hava yolları şirketleri büyük sıkıntıya girdi, ancak hızla AR-GE departmanlarında çalışmalara başlayarak karbon-nötr uçaklar geliştirmeye başladılar. Ne de olsa yakında uçuşlar başlamak zorunda…

Uçamayan veya uçmak istemeyenler için ise gelecekte sanal uçuşlar ve holografik ışınlanma gelecek. Yakında 2 milyon dolarlık bir holografik stüdyoya girerek dünyayın 3 farklı noktasında aynı günde konferans verebileceğim.

africa-vertical-farming-bw-1680x945

10. Kendine yeten tarım ekonomisi tekrar başlarken, yiyecek endüstrisi tekrar inceleme altına alındı.

Tom-Cruise-Remote-Work

11. Çalışma hayatımız bir daha asla aynı olmayacak. UZAKTAN herşey burada!

Önüzmüdeki 5 sene içinde 7 milyar insanın yüksek hızda internete bağlanacağını öngörmekteyim.

Kişisel ve sosyal iletişimin ne kadar önemli olduğu tekrar görülecek. Hiçbir şey yüzyüze görüşmenin yerine geçmeyecek.

Gerd-Leonhard-Futurist-Neoluvian-Man-Alpha-Blue-1680x945

12. 2020’de bilgi, iletişim ve teknoloji şirketleri, dijital platformlar, dijital medya ve e-ticaret şirketleri daha da güçlendi. Düzenleme getirmek şart oldu.

Teknoloji gerçekten yeni bir din ve bağlantıda kalmak ise bağımlılık oldu. 2019’da rafa kaldırılan “dijital etik” konusu en az iklim değişikliği kadar önemli bir konu haline geldi. 2021’de teknoloji alanındaki düzenlemeler yine ilk sıraya yerleşti. Tüm teknolojik gelişmeler ışığında insanların fayda sağlaması ve insanlaşma çalışmalarına önem verilecek. İnsanlık teknolojinin önüne geçecek.

Gerd Leonhard kitapları:

 

Türkçeye çevrilmiş kitapları:

gerd-leonhard-kitap Teknolojiye karşı insanlık 

Covid-19 içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Sevgi nedir? Kısa bir animasyon

Love-is-puuung

Sevginin ne olduğuna dair kısa bir animasyon filmi.

BURADAN izleyebilirsiniz.

İçinden geçtiğimiz bu ilginç günlerde her bir yerden okunacak harika makaleler, bilgiler, eğitimler, film ve kitap önerileri geliyor.

Bir tanesi de bu. 16 dakikalık bir konsantrasyon gerektiriyor 🙂 Tatlı, samimi, sevgi dolu. Unuttuğumuz tüm minik şeyleri hatırlatıyor. Sevgili dostum Esin’e teşekkürler 🙂

Gerçekleşmesi dileği ile.

Kişisel Gelişim-Self evolution içinde yayınlandı | ile etiketlendi | 1 Yorum

Tasavvuf gözünden corona virüsü

cemalnur-sargut

Mutasavvıf yazar Cemalnur Sargut‘un 26 Mart 2020 tarihli tasavvuf dersinde “corona virüsü”ne ve bizlere yansımasına tasavvuf bakış açısı ile değinmiştir.

Video’ya BURADAN ulaşabilirsiniz.

Konuşmadan seçkiler:

Evde olduğumuz bu dönemde çocuklar ile nasıl vakit geçirebiliriz?

Cemalnur Sargut:  Çocuklarınızı özel okullara, yurtdışına gönderme hayalleri içersindeyken şimdi hep birlikte evdesiniz. Karşılıklı konuşmak, birşeyler öğretmek için bir fırsat yakalandı. Dünyanın 1 gün içinde değişebileceğini, bizim bir gücümüzün olmadığını, hiçbir şeyden kendimizi koruyamayacağımızı onlara anlatmak lazım.

Bill Gates’in corona virüsü üzerine yaptığı paylaşımlara Cemalnur Sargut yorumları:

5)Toplumumuzun ne kadar maddiyatçı olduğunu, zor zamanlarda yiyecek, su ve ilaç gibi temel ihtiyaçlarımızın, empoze edilen ve gereksiz değer verdiğimiz lükslerden öncelikli olduğunu hatırlatıyor.

Cemalnur Sargut: basit yemek lazım. Sebze, meyve, tufanda. Konserveden yapılı gıdalardan uzak durmak lazım. Midenin 1/3ini hava, 1/3ünü su ve 1/3 ünü yemek ile doldurmalı.

7) Gerçek işimizin mesleğimiz olmadığını, mesleğimiz için yaratılmadığımızı, sadece yaptığımız bir şey olduğunu hatırlattı. Gerçek işimiz birbirimize bakmak, birbirimizi korumak ve birbirimize fayda sağlamak.

Cemalnur Sargut: İş, güç, ticaret hepsi birbiri içinde, kendimizi adam etmek için kullandığımız elemanlar. Mesela şunu duyup gülüyorum: Tasavvufu iş yerimin kapısına kadar getir, orada bırak…Halbuki tasavvuf asıl işte yaşanması gereken bir şey. İşte nasıl yaşanır? Değişik çevrelere giriyorsun, hakkın yeniyor, bütün bunlarda aslında Allah’ın bir parmağı olduğunu, her şeyden bir ders almak gerektiğini öğrenirsin. Çünkü senin hakkının aslında “yenen kadar” olduğunu öğrenirsin. Kimseye kızmaktan vazgeçersin. Yani iş hayatına çok büyük maddi para getirecek diye değer vermek yerine ben bu işten ne kadar tecrübe edinir nasıl adam olurum ve insanlarla nasıl iyi geçinirim diye düşünmek lazım.

3 tip gözlük vardır, biri yakını gösteren (kime ne zarar vereyim), ikincisi uzağı gösteren (öbür alemle meşgul olup sırf ibadette olan, dünya gerçeklerinden uzak olan) ikisi de makbul değildir diyor Hz.Muhammed, ikisini aynı anda taktiğimiz bir gözlük var biz yaşlıların, bu dünya ile meşgulken öbür alemde Allah’ın istediği gibi mi yaşıyorum diye her an kendini sorguya çekmek, işte bu gözlük tasavvuf gözlüğüdür diyor. İş hayatı bunun için bir fırsattır. Okul bunun için bir fırsattır. Okuldan maksat sadece ders değildir, birbirleri ile iyi geçinmeyi, haksızlıklara dayanabilmeyi, dünyanın sıkıntı ve meşakkatini öğrenebilmeyi…

Dale Carnegie, cennet cehennem nedir diyorlar. İkisi de aynı yerdir. Uzun kaşıklar vardır, bu kaşıkların ucundan tutarak yemek yemek mecburiyetinde bırakılır insan. Cennete de cehennemde de. Fakat sapları çok uzun olduğu için insan sapları tutup ağzına götürene kadar üstüne döker. Mümkün değil yemesi. Burası cehennem olur diyor. Ama insanlar birbirlerine yedirmeye başlarsa o zaman cennet olur ve karınları doyar. O halde birbirimiz için yaşamayı öğrenmek lazım. Bütün bu hadiseler insanın ne kadar egoist olduğunu, ben’i geliştirdiğini gösteriyor.

9) Özgür iradenin kendi ellerimizde olduğunu öğretti. Birbirimizle işbirliği yapmayı ve yardım etmeyi, paylaşmayı, vermeyi, yardımcı olmayı ve desteklemeyi seçebiliriz veya bencil, istifçi ve sadece kendimizle ilgilenen olmayı seçebiliriz. Zor zamanlar bizim gerçek rengimizi ortaya çıkarır.

Cemalnur Sargut: Ben düne kadar çok imanlıydım ama bugün tereddütler ve vesveseler içersindeysem imanım çok azalmış demektir. İmanlı değilmişim demektir. Bana hep sorarlar “Allah bizi bilmiyor mu niye imtihan ediyor” derler, ben de şu örneği veririm, ben de Lisede öğretmenken öğrencilerimin kaç alacağını tahmin edebiliyordum, ama öğrenci kendinin kaç alacağını bilemez. Onun için Allah bizi bize imzalatıyor bütün bu hadiseler ile.

10) Sakin olmayı veya paniklemeyi hatırlattı. Bu tip bir durumun tarihte daha önce defalarca yaşandığını ve geçeceğini anlamayı veya panikleyip dünyanın sonunun geldiğini ve böyle düşünerek kendimize faydadan çok zarar verebileceğimizi hatırlattı.

Cemalnur Sargut: Sabır…Olayların iç yüzünü göremiyoruz. Hz.Şems diyor ki benim boynum deve gibi uzun, ben yolun sonunu görüyorum. Sonunu gördüğüm için de sabrediyorum. Senin boynun kısa, onun için sonunu göremiyorsun, onun için de sabredemiyorsun. Şu anla meşgulsün, bugünü nasıl düzelteceğim diye. Şimdi her şeyin içinde bir güzellik var. Mesela şu anda biz hepimiz evdeyiz. ya hastanede olsaydım? O zaman odadan çıkamayacaktım. Kimse ile görüşemeyecektim. Bak şimdi hizmet edebiliyorum, ders yapabiliyorum, dinlenebiliyorum. Allah’ın lütfunun içindeyim.

11)Bize bunun ya bir bitiş ya da bir başlangıç olabileceğini hatırlattı. Bu, hatalarımızdan öğrenebileceğimiz bir yansıma ve anlayış olabilir veya öğrenmemiz gereken dersimizi alıncaya kadar devam edecek bir döngünün başlangıcı olabilir.

Cemalnur Sargut: Yani bu bir terbiye usulü, bu hastalık ta bir terbiye usulü. Hem kendinin kim olduğunu görüyorsun, hem kendini muhasebe ediyorsun, bunun Bill Gates’ten, Hz.Yunus’tan veya Hz.Mevlana’dan gelmesi fark etmez, Allah birinin ağzından konuşur ve bize hadiselerin iç yüzünü gösterir. Şimdi de onu seçmiş ve ondan konuşmuş ve söylenen çok doğru. Dr.Mehmet Öz‘ün de söylediği gibi bu hastalığa hepimiz uğrayacağız, çünkü bu hastalık bir süre sonra grip gibi olacak,  şimdi çok hızlı yayıldığı ve hiçbir şey bilinmediği için sıkıntı var. Başlangıç ile son aynı yerdir, ne başlangıçtır ne sondur.

12) Dünyamızın hastalandığını bize hatırlattı. Raflardaki tuvalet kağıtlarının azalmasına baktığımız gibi dünyamızın ormanlarının azalmasına aynı şekilde bakmamız gerektiğini hatırlattı. Hastayız çünkü evimiz (dünya) hasta.

Cemalnur Sargut: Biz yapmayınca Allah dünyayı korumaya alıyor, onun için eğer biz yaparsak negatif şeyler ve etkiler daha az başımıza gelir.

13) Her zorluktan sonra rahatlamanın geldiğini hatırlattı. Hayat bir döngüdür ve biz bu döngünün içinde bir dönemden geçmekteyiz. Paniğe gerek yok, bu da geçecektir.

Cemalnur Sargut: Celalin cemalime giden nurdur. Güzelliğin tecelli etmesi için önce zorluk lazım. Zorluğun tecelli etmesi için de çok aşırı güzellik lazım. Hepsi birbirine kapı açar. Bu yazla kışın bir arada olması gibidir. Baharın güzelliği yazla kışın arasında olmasından olur.

Hasan Kerim Güç: Hastalıklarına sabredenlere cennetin verileceği müjdelenmiştir

Cemalnur Sargut: Hz.Mevlana der ki, seni Allah’tan uzaklaştıran 2 şey vardır, biri sıhhatin, diğeri paran. Demek ki hastalıkların zorluklarına katlanabilmek seni cennetle yüz yüze getirir. Hastalıkların zorluklarına katlanabilmekten maksat hastalığın getirdiği şartları kabullenip onlara uyabilmek. Yoksa ağrılara katlan demek istemiyor Hz.Muhammed, doktoruna gider, ilacını alır, tedbirini alırsın. Sonuçta eğer bir sıkıntı varsa o sıkıntı senin bugüne kadar olan günahlarını ödemen ve Allah’ın ininde huzura kavuşman içindir. Bu virüs gibi negatif duygu ve düşünceler de çabuk yayılır, bunlardan da kendimizi uzak tutmalıyız ki bağışıklık sistemimiz çökmesin ve biz hadiselere daha kolay dayanabilelim.

Cemalnur Sargut kitaplarını BURADAN temin edebilirsiniz:

 

Covid-19, Tasavvuf- Mysticism içinde yayınlandı | , ile etiketlendi | 1 Yorum

8D müzik sistemi

Geriye yaslanıyoruz, gözleri kapatıyoruz, KULAKLIKLARIMIZI TAKIYORUZ (özelliği o) ve müziğe kendimizi bırakıyoruz. 8D müzik keyfi bizi bekliyor…

ENIGMA 8D

Sadness (8D)

ENYA-8D

Only Time

Gladiator-8D

Now we are free

Billie-8D

Ilomilo 

tovelo-8d

Habits (Hippie Sabotage Remix)

Eğitim-Education içinde yayınlandı | ile etiketlendi | Yorum bırakın