Tasavvuf gözünden corona virüsü

cemalnur-sargut

Mutasavvıf yazar Cemalnur Sargut‘un 26 Mart 2020 tarihli tasavvuf dersinde “corona virüsü”ne ve bizlere yansımasına tasavvuf bakış açısı ile değinmiştir.

Video’ya BURADAN ulaşabilirsiniz.

Konuşmadan seçkiler:

Evde olduğumuz bu dönemde çocuklar ile nasıl vakit geçirebiliriz?

Cemalnur Sargut:  Çocuklarınızı özel okullara, yurtdışına gönderme hayalleri içersindeyken şimdi hep birlikte evdesiniz. Karşılıklı konuşmak, birşeyler öğretmek için bir fırsat yakalandı. Dünyanın 1 gün içinde değişebileceğini, bizim bir gücümüzün olmadığını, hiçbir şeyden kendimizi koruyamayacağımızı onlara anlatmak lazım.

Bill Gates’in corona virüsü üzerine yaptığı paylaşımlara Cemalnur Sargut yorumları:

5)Toplumumuzun ne kadar maddiyatçı olduğunu, zor zamanlarda yiyecek, su ve ilaç gibi temel ihtiyaçlarımızın, empoze edilen ve gereksiz değer verdiğimiz lükslerden öncelikli olduğunu hatırlatıyor.

Cemalnur Sargut: basit yemek lazım. Sebze, meyve, tufanda. Konserveden yapılı gıdalardan uzak durmak lazım. Midenin 1/3ini hava, 1/3ünü su ve 1/3 ünü yemek ile doldurmalı.

7) Gerçek işimizin mesleğimiz olmadığını, mesleğimiz için yaratılmadığımızı, sadece yaptığımız bir şey olduğunu hatırlattı. Gerçek işimiz birbirimize bakmak, birbirimizi korumak ve birbirimize fayda sağlamak.

Cemalnur Sargut: İş, güç, ticaret hepsi birbiri içinde, kendimizi adam etmek için kullandığımız elemanlar. Mesela şunu duyup gülüyorum: Tasavvufu iş yerimin kapısına kadar getir, orada bırak…Halbuki tasavvuf asıl işte yaşanması gereken bir şey. İşte nasıl yaşanır? Değişik çevrelere giriyorsun, hakkın yeniyor, bütün bunlarda aslında Allah’ın bir parmağı olduğunu, her şeyden bir ders almak gerektiğini öğrenirsin. Çünkü senin hakkının aslında “yenen kadar” olduğunu öğrenirsin. Kimseye kızmaktan vazgeçersin. Yani iş hayatına çok büyük maddi para getirecek diye değer vermek yerine ben bu işten ne kadar tecrübe edinir nasıl adam olurum ve insanlarla nasıl iyi geçinirim diye düşünmek lazım.

3 tip gözlük vardır, biri yakını gösteren (kime ne zarar vereyim), ikincisi uzağı gösteren (öbür alemle meşgul olup sırf ibadette olan, dünya gerçeklerinden uzak olan) ikisi de makbul değildir diyor Hz.Muhammed, ikisini aynı anda taktiğimiz bir gözlük var biz yaşlıların, bu dünya ile meşgulken öbür alemde Allah’ın istediği gibi mi yaşıyorum diye her an kendini sorguya çekmek, işte bu gözlük tasavvuf gözlüğüdür diyor. İş hayatı bunun için bir fırsattır. Okul bunun için bir fırsattır. Okuldan maksat sadece ders değildir, birbirleri ile iyi geçinmeyi, haksızlıklara dayanabilmeyi, dünyanın sıkıntı ve meşakkatini öğrenebilmeyi…

Dale Carnegie, cennet cehennem nedir diyorlar. İkisi de aynı yerdir. Uzun kaşıklar vardır, bu kaşıkların ucundan tutarak yemek yemek mecburiyetinde bırakılır insan. Cennete de cehennemde de. Fakat sapları çok uzun olduğu için insan sapları tutup ağzına götürene kadar üstüne döker. Mümkün değil yemesi. Burası cehennem olur diyor. Ama insanlar birbirlerine yedirmeye başlarsa o zaman cennet olur ve karınları doyar. O halde birbirimiz için yaşamayı öğrenmek lazım. Bütün bu hadiseler insanın ne kadar egoist olduğunu, ben’i geliştirdiğini gösteriyor.

9) Özgür iradenin kendi ellerimizde olduğunu öğretti. Birbirimizle işbirliği yapmayı ve yardım etmeyi, paylaşmayı, vermeyi, yardımcı olmayı ve desteklemeyi seçebiliriz veya bencil, istifçi ve sadece kendimizle ilgilenen olmayı seçebiliriz. Zor zamanlar bizim gerçek rengimizi ortaya çıkarır.

Cemalnur Sargut: Ben düne kadar çok imanlıydım ama bugün tereddütler ve vesveseler içersindeysem imanım çok azalmış demektir. İmanlı değilmişim demektir. Bana hep sorarlar “Allah bizi bilmiyor mu niye imtihan ediyor” derler, ben de şu örneği veririm, ben de Lisede öğretmenken öğrencilerimin kaç alacağını tahmin edebiliyordum, ama öğrenci kendinin kaç alacağını bilemez. Onun için Allah bizi bize imzalatıyor bütün bu hadiseler ile.

10) Sakin olmayı veya paniklemeyi hatırlattı. Bu tip bir durumun tarihte daha önce defalarca yaşandığını ve geçeceğini anlamayı veya panikleyip dünyanın sonunun geldiğini ve böyle düşünerek kendimize faydadan çok zarar verebileceğimizi hatırlattı.

Cemalnur Sargut: Sabır…Olayların iç yüzünü göremiyoruz. Hz.Şems diyor ki benim boynum deve gibi uzun, ben yolun sonunu görüyorum. Sonunu gördüğüm için de sabrediyorum. Senin boynun kısa, onun için sonunu göremiyorsun, onun için de sabredemiyorsun. Şu anla meşgulsün, bugünü nasıl düzelteceğim diye. Şimdi her şeyin içinde bir güzellik var. Mesela şu anda biz hepimiz evdeyiz. ya hastanede olsaydım? O zaman odadan çıkamayacaktım. Kimse ile görüşemeyecektim. Bak şimdi hizmet edebiliyorum, ders yapabiliyorum, dinlenebiliyorum. Allah’ın lütfunun içindeyim.

11)Bize bunun ya bir bitiş ya da bir başlangıç olabileceğini hatırlattı. Bu, hatalarımızdan öğrenebileceğimiz bir yansıma ve anlayış olabilir veya öğrenmemiz gereken dersimizi alıncaya kadar devam edecek bir döngünün başlangıcı olabilir.

Cemalnur Sargut: Yani bu bir terbiye usulü, bu hastalık ta bir terbiye usulü. Hem kendinin kim olduğunu görüyorsun, hem kendini muhasebe ediyorsun, bunun Bill Gates’ten, Hz.Yunus’tan veya Hz.Mevlana’dan gelmesi fark etmez, Allah birinin ağzından konuşur ve bize hadiselerin iç yüzünü gösterir. Şimdi de onu seçmiş ve ondan konuşmuş ve söylenen çok doğru. Dr.Mehmet Öz‘ün de söylediği gibi bu hastalığa hepimiz uğrayacağız, çünkü bu hastalık bir süre sonra grip gibi olacak,  şimdi çok hızlı yayıldığı ve hiçbir şey bilinmediği için sıkıntı var. Başlangıç ile son aynı yerdir, ne başlangıçtır ne sondur.

12) Dünyamızın hastalandığını bize hatırlattı. Raflardaki tuvalet kağıtlarının azalmasına baktığımız gibi dünyamızın ormanlarının azalmasına aynı şekilde bakmamız gerektiğini hatırlattı. Hastayız çünkü evimiz (dünya) hasta.

Cemalnur Sargut: Biz yapmayınca Allah dünyayı korumaya alıyor, onun için eğer biz yaparsak negatif şeyler ve etkiler daha az başımıza gelir.

13) Her zorluktan sonra rahatlamanın geldiğini hatırlattı. Hayat bir döngüdür ve biz bu döngünün içinde bir dönemden geçmekteyiz. Paniğe gerek yok, bu da geçecektir.

Cemalnur Sargut: Celalin cemalime giden nurdur. Güzelliğin tecelli etmesi için önce zorluk lazım. Zorluğun tecelli etmesi için de çok aşırı güzellik lazım. Hepsi birbirine kapı açar. Bu yazla kışın bir arada olması gibidir. Baharın güzelliği yazla kışın arasında olmasından olur.

Hasan Kerim Güç: Hastalıklarına sabredenlere cennetin verileceği müjdelenmiştir

Cemalnur Sargut: Hz.Mevlana der ki, seni Allah’tan uzaklaştıran 2 şey vardır, biri sıhhatin, diğeri paran. Demek ki hastalıkların zorluklarına katlanabilmek seni cennetle yüz yüze getirir. Hastalıkların zorluklarına katlanabilmekten maksat hastalığın getirdiği şartları kabullenip onlara uyabilmek. Yoksa ağrılara katlan demek istemiyor Hz.Muhammed, doktoruna gider, ilacını alır, tedbirini alırsın. Sonuçta eğer bir sıkıntı varsa o sıkıntı senin bugüne kadar olan günahlarını ödemen ve Allah’ın ininde huzura kavuşman içindir. Bu virüs gibi negatif duygu ve düşünceler de çabuk yayılır, bunlardan da kendimizi uzak tutmalıyız ki bağışıklık sistemimiz çökmesin ve biz hadiselere daha kolay dayanabilelim.

Cemalnur Sargut kitaplarını BURADAN temin edebilirsiniz:

 

Bu yazı Covid-19, Tasavvuf- Mysticism içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.