Yuval Noah Harari ve corona virüsü

yuval-noah-harari

Sapiens, Homo Deus ve 21.yüzyılda 21 ders gibi 3 müthiş kitabın yazarı, katıldığı yüzlerce zirve, yaptığı konuşmalar ile dünyada çok saygın bir yer edinmiş İsrail Hebrew Üniversitesinde Tarih profesörü olan  Yuval Noah Harari’nin corona virüsü salgını hakkındaki güzel yorumları yine bizlere sıkı bir perspektif kazandırıyor:

Amanpour: Bu modern zamanlarda böyle bir kriz gördünüz mü?

YNH: Böyle bir krizi görmedim, bu tip bir salgını yaklaşık 100 yıldır yaşamadık. Kimsenin de böyle bir salgın konusunda yaşam tecrübesi bulunmuyor, bu da onu son derece korkutucu ve uyarıcı hale getirmekte. Ancak tarihe daha geniş bir perspektiften bakarsanız insanlık bu tip salgınlar ile daha önce mücadele vermiştir. Bizler böyle bir salgın ile başa çıkmak üzere tarihteki salgınlara göre çok daha iyi bir pozisyondayız. 14.yüzyılda kara ölüm ortaya çıktığında (1348 veba salgını) 10 sene içersinde Çin’den İngiltere’ye geçmiş, Avrupa ve Asya nüfusunun çeyreğini öldürmüştür. Kimsenin bu vebanın ne olduğundan, nereden kaynaklandığından ve nasıl çözümlenebileceğine dair hiçbir fikri olmamıştır. Bugün Corona Virüsü salgını üzerine 2 hafta içersinde bilim insanları ve doktorlar sadece virüs salgınını tespit etmekle kalmayıp, hasta olanları da tespit edebilmiş, testler geliştirmiş ve virüsü taşıyan ve taşımayanları tespit etmektedirler. Tarihe göre çok daha iyi bir pozisyondayız.

Amanpour: Sıradan bir vatandaş olarak sizi en çok korkutan şey nedir ve paniği engellemek adına en kötü senaryo ne olabilir?

YNH: Sanırım dünyada gözlemlediğimiz “ayrışma” en kötü şey. Farklı ülkeler arasındaki koordinasyon ve işbirliğinin eksikliği, güven eksikliği; ülkeler arası güven eksikliği, vatandaş ve devlet arası güven eksikliği. Bu özünde son yıllarda gözlemlediğimiz şeylerin yani yalan haberler salgını ve uluslararası ilişkilerin bozulmasının “hesaplaşma günü” dür.

2008 senesi finansal kriz ile karşılaştırdığımızda ki bu farklı bir krizdir ancak benzerlikleri bulunmaktadır, sorumlu yetişkinler vardı, liderlik pozisyonunu alıp en kötü sonuçların doğmasını engelleyip dünyayı arkalarından sürüklediler. Ancak son 4 senede uluslararası sistemde güven sarsılması, 2008 finansal krizinde, son salgında  ve 2014 senesi Ebola salgınında lider ülke ABD, bugün artık hiçbir liderlik pozisyonu almaktadır, hatta 2016 senesinden beri liderlik yapmamaktadır. Corona hastalığı ABD’nin dünya lideri olarak istifa ettiğini net bir şekilde belirtmiştir, artık dünyada arkadaşı kalmadığını göstermiştir, sadece çıkarları kalmıştır. Hatta şimdi bile tekrardan liderlik yapmaya kalkışsa hiç kimse “önce ben” diyen bir lideri takip etmeyecektir. Dolayısı ile beni en çok korkutan şey liderlik ve işbirliğinin eksikliğidir. İnsanların bilmesi gereken şey bir ülkedeki salgının tüm dünyayı tehtit ettiğidir, çünkü zamanında müdahale etmezsek virüs gelişir ki böyle bir salgındaki en kötü olay virüsün hızlıca gelişmesidir. Bunu daha önce 2014 senesinde yaşanan Ebola salgınında yaşadık. Gerçek salgın; Batı Afrika’da tek bir insanda, tek virüste gerçekleşen genetik değişimle meydana gelerek, Ebola’yı seyrek görülen bir salgından azgın bir salgın haline dönüştürmüştür. Virüsteki bu genetik değişim bulaşıcılığını 4 kat arttırmıştır. Bu olay şu anda İran’da, İtalya’da veya başka bir yerde gerçekleşiyor olabilir ve her nerede gerçekleşiyorsa tüm dünyayı tehdit ediyor. İnsanlığın virüslere karşı birleşmesi gereklidir.

Amanpour: Globalizasyonun kötü olduğu söyleniyor, ancak bu tip bir krizde siz birleşmek gerektiğini belirtiyorsunuz…

YNH: Salgınları kendinizi izole ederek engelleyemezsiniz. Salgınları sadece “bilgi” ile engelleyebilirsiniz. Kendinizi gerçekten dış salgınlardan izole etmek istiyorsanız orta çağa geri dönmek bile yeterli gelmez. Orta çağlarda dahi bu salgınlar yaşandı. Kendinizi gerçekten salgınlardan izole etmek istiyorsanız taş devrine geri gitmeniz gerekmektedir, kimse bunu yapamaz. Korumanız gereken sınır ülkeler arası sınırlar değil, insan dünyası ile virüs küresi arasındaki sınırlardır. Insanlar, hayvanlar ve yerlerde yer alan ciddi miktarda virüs çeşitleri tarafından kuşatılmıştır. Virüsler tüm insanlığı tehdit edebilmektedir. Bu sınır bizim gerçekten üzerinde düşünmemiz gereken sınırdır. Eğer bir yarasa içerisinde yer alan virüs, insan bedenine girmeyi başarıp orada yaşamaya entegre olursa tüm insanlığı tehdit eder. Uzun dönemde, sınırları kapatarak kendimizi bu virüslerden koruyabileceğimizi düşünmek illüzyondur. Dünya genelindeki sağlık sistemlerini destekleyerek, İran’da Çin’de yaşanan salgınların sadece oraları tehdit eden şeyler olmadığını aynı zamanda İsraillilere de tehdit olacağını idrak ederek  kendimizi bu virüslerden koruyabileceğiz. WHO gibi organizasyonlardan daha fazlasına ihtiyacımız var, uluslararası dayanışmaya ihtiyacımız var, bu organizasyonların en fazla etkilenen ülkelere destek vermesine ihtiyacımız var, bu destek onlara malzeme ve uzman gönderimi ile olabilir, her şeyden öte kaliteli bilimsel bilgi verilmeli, ya da ekonomik destek ile sağlanabilir. Bir salgının başladığı ülke kendisini yalnız hissederse radikal karantina tedbirleri almakta tereddüt eder, çünkü tüm ülkeyi, tüm şehirleri tamamen karantinaya alırsak ekonomik olarak çökeriz, kimse bize destek vermeye gelmez, bu sebeple gerçekten büyük bir tehlikede miyiz biraz durup bakalım,  derler ve artık çok geç kalınmıştır…İtalya gibi bir ülke kendini kapattığı taktirde başka ülkelerden yardım alacağını bilseydi, bu radikal önlemi daha önce almaya istekli olurdu. Bu da tüm insanlık için bir kazanç olurdu. Italya’yı desteklemek için Almanya ve Fransa’nın harcayacağı her bir Euro, kendilerinin daha sonra kendi şehirlerinde salgın için harcamalarına gerek kalmayacak 100 Euroya karşılık gelecektir.

Amanpour: Virüsün ortaya çıkması ile birlikte İtalya radikal tedbirler almış, karantinaya girmiştir. Bu konuda yorumunuz ne olacak?

YNH: Bu, özellikle son birkaç senede ciddi destek kaybeden  Avrupa birliği için bir testtir, bu AB için kendi öz değerini ıspatlamak için bir fırsattır, bu AB üyesi ülkelerin Italya’ya destek verme vaktidir. Bunu yaparlarsa sadece kendi vatandaşlarını korumakla kalmaz AB gibi bir sistemin değerini de göstermiş olurlar. Şayet bunu yapmazlarsa sadece insan hayatlarını mahvetmekle kalmayıp AB ‘ni de dağıtmış olurlar.

Amanpour: Size bu konunun sosyal etkisini sormak isterim. İnsanlar çok az bilgi, çok az test ve kendilerine söylenenlere çok az inanç ile kendilerini izole etmeye zorlanmakta,dır. Bunun topluma etkileri nedir?

YNH: Öncelikli konu güvendir. İnsanlar devlete güveniyorlar mı? Medyadan duyduklarına güveniyorlar mı? Etkili bir karantina süreci istiyorsanız toplumun işbirliğine ihtiyacınız var demektir. Bu da çok problemli bir konudur, çünkü son birkaç senedir bu tip bir güven sarsılmıştır.

Daha uzun vadeli konu ise denetimdir. Bu salgının tehlikelerinden birisi aşırı ölçülerde denetimi haklı göstermektir. Mesela biyometrik denetim ki bu salgın için haklı bir gerekçedir. Ancak salgın geçtikten sonra bile kalıcı olacaktır…Koca bir toplumu ileride gerçekleşebilecek olası salgınlardan korumak üzere sürekli denetleyerek biyometrik sinyaller taranacak, ancak bu aşırı totaliter bir rejimi getirecektir. Burada bizim dönemimizde büyük ölçekte mahremiyeti denetleyen bir konu ile yüzleşmekteyiz. Burada sağlık ile mahremiyet arasında büyük bir mücadele görmekteyim ve sağlığın kazanan olacağı aşikardır. Teknoloji çok etkin olabilir. Koca bir toplumu gözlemleyebilecek, bir salgının başlangıcını izleyebilecek ve tutabilecek, hastalanan tüm insanları takip edecek, nerede olduklarını ve ne yaptıklarını izleyecek bir teknolojiye sahibiz. Böyle bir gözlem sistemi, insanların  ne düşündüğünü, ne hissettikleri gibi başka birçok şeyi daha denetleyebilir. Dikkat etmezsek bu salgın gelişen totaliter bir rejimi haklı kılacak bir yere getirebilir.

Amanpour: Bu hazmı zor bir iddia…İnsanlar kendilerini izole etmek isteyen varlıklar değiller. Yalnızlık, depresyon, kapanma sendromu gibi raporlar gelmekte. Bunlar da toplum için büyük endişeler değil mi?

YNH: İnsan sosyal bir varlık olduğu için salgınlara karşı özellikle hassas. Bu da salgınların yayılmasının sebebi zaten. Virüslerin en önemli özelliği insanın en güzel özelliklerini kullanmasıdır. İnsanlar hastalandıklarında, özellikle de o kişi bir arkadaş veya aile üyesi ise insanlar gelip yardım ederler, duygusal destek verirler, hasta bakarlar. Dokunurlar, sarılırlar. Bu da tam olarak virüsün yayılmasına yardımcı olur. Yani virüsler bizim en güzel özelliklerimizi bize karşı silah olarak kullanırlar. Bununla başa çıkmanın 2 yolu var. Birincisi insanları bilgilendirmek, insanlar verilen bilgiye güvenirlerse en azından salgın geçinceye kadar davranış biçimlerini değiştirirler. Diğer yol ise totaliter yoldur. Orta çağda yapılamıyordu ancak bugün uygulanabilir, herkesi gözlemlemek. Her şeyden önce bireyin hastalanabileceğine dair sinyalleri gözlemlemek, vücuduna herhangi bir şey dokundurmadan uzaktan vücut sıcaklığının yükseldiğini görebilmek, aynı günde görüştüğün tüm insanları bilmek.

İşte bu tehlikeli yoldur ve umarım bu yola gitmeyiz…

 

Bu yazı Sağlık-Health içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.