Gestalt bakış açısından corona virüsü

hanna-nita  2010 senesinden beri öğrencisi olduğum değerli gestalt hocam klinik psikolog, gestalt terapisti Prof.Dr.Hanna Nita Scherler ile yaptığımız grup online toplantısında corona virüsünü, anlamını ve hayatımıza yansımalarını çalıştık. Hocamın izni ile bu çalışmanın notlarını paylaşıyorum. Bu izni verdiği için kendisine çok teşekkür ediyorum.

Gestalt bakış açısından ne yaşıyorsak, bu bizim kendimizle ilişkimizin aynasıdır. Kendimizle ilişki bireysel düzeyde olabilir, alt gruplar düzeyinde olabilir, büyük gruplar düzeyinde olabilir ve bütün dünya düzeyinde olabilir. Korona virüsü şu anda dünyayı etkiliyor. Hasta olanlara şifa, yaşamlarını kaybetmiş olanlara rahmet dileyerek bu durumun Gestalt bakış açısından ne mesaj barındırabiliyor olacağına odaklanalım.

Gestalt bakış açısından semptom, mesaj barındıran ulaktır, habercidir. Semptom şekildir. Semptom belirgin olandır. Mana değildir. Ne yaşıyoruz? Ona bakalım…

Şuradan gidelim; virüsü almış olan kişi ne yaşıyor? Virüs solunum sistemine saldırıyor. Teorik olarak, karşılaştığım olgu benim kendimle ilişkimin aynası ise:

  • Ben kendime nefes aldırtmadım, ben kendimi boğdum (günlük koşturmalar, iş, sorumluluklar, beklentiler vs). Kendimle ilişkimde kendime nasıl davranmış olduğumu aynalıyor (varoluşçu yaklaşımda EIGENWELT, kendimle ilişki dünyam)
  • Diğerleri ile ilişki alanında ne yaptım? Sosyal yazılımlarla kendimi boğdum (ait olmalıyım, sevilmeli-onaylanmalı, kabul görmeliyim, ayıp olur vs) Diğerleri ile ilişkimde nasıl davrandığımı aynalıyor (varoluşçu yaklaşımda MITWELT, diğerleri ile ilişki dünyam)
  • Doğa ile ilişki alanında ne yaptım? Doğaya nefes aldırmadığım kesin. Havayı, denizi, çevremi kirlettim, inşaatlarla, atıklarla talan ettim. Kendi doğamla ilişkide ne yaptım? Besin değeri olan şeyler yemedim, spor yapmadım, beden sağlığıma dikkat etmedim, bedenime gereken özeni, saygıyı göstermedim (varoluşçu yaklaşımda UMWELT, doğa ile ilişki dünyam).
  • Maneviyatımla ilgili ne yaptım? Hayat nedir? Yaşam nedir? Hayatta esas olan nedir gibi temel sorulara verdiğim yanıtlar ne? (varoluşçu anlamda UBERWELT, tinsel dünyam)

Bu virüs “çok bilge”. Bizi kendimize getirdi. İnsanlara dedi ki:

  • İyi beslen! Meyve, sebze ye, vitamin al. Bunun için virüs mü gerekiyordu? Bu normal yaşam stili olmalı, öyle değil mi?
  • Ellerini sık sık yıka! Ayakkabılarla eve girme! Bunun için virüs mü gerekiyordu? Bu zaten uygulanması gereken davranış değil midir?
  • Ailene önem ver. Bunun için virüs mü gerekiyordu? Dürüstçe kendimize soralım, son 1 yıl içinde ailemizle ne kadar kaliteli zaman geçirdik? Şimdi, en çok ihmal ettiklerimize mecburuz.

Değer yargısı açısından zihinsel anlamda bu bilge virüs şöyle bir şey yaptı: Sen tek başına bir bütünsün. Ama bu tek başına bir bütün olma deneyiminde çok arsız oldun. O kadar arsız oldun ki daha büyük bir bütünün parçası olduğunu unuttun. Bu virüs öyle bilge ki, bakın nasıl öğretiyor bunu: Hepimizin iyi olması hepimize bağlı, “ben sokağa çıkarsam bana bir şey olmaz” değil, sana olmasa da çevrene olabilir. Dolayısı ile sevdiklerini korumak için SEN DE karantinada olmak zorundasın. Yani kendini bütün sanan parçalara “sen biraz parça olduğunu hatırla” demeye başladı. Hepimiz kendi içimizde bütünüz, ancak aynı zamanda bizden daha büyük bir bütünün de parçasıyız. Bu gerçeği unuttu dünya, hem bireysel anlamda unuttu, hem de sanat-etik ve bilimin birbirinden ayrılıp bunların kendi içlerinde saltanat ilan etmeleri açısından da birliktelik unutuldu. Örnek verirsek: Ekonomi sadece kendisini düşünerek, mesela silah üreterek doğayı unuttu. Tarımda ekebileceğimiz şeylerin GDO’su ile oynayarak para kazanma uğruna doğayı bozdu. Tavuklar 24 saat içinde 2 kez yumurtlar oldular. Biz kim olduğumuzu zannediyoruz? Ne olduğumuzu zannediyoruz? O kadar arsız bir yere gidildi ki parçalar kendilerini bütün zannetti.

Bilmenin 3 yolu var:

  1. Eye of flesh; Bilim somut bilmekle ilgili, gözle görülür, ölçülür şeyler.
  2. Eye of mind; bu böyleyse bu da böyle olur şeklinde, çıkarsama yaparak.
  3. Eye of contemplation (tefekkür gözü); bu bilge virüs üstteki 2 bilme yoluna ek olarak, dünyayı eye of comtemplationa taşımaya çalışıyor. Böylelikle UMWELT, MITWELT ve EIGENWELT yine birleşecek. Güzel olan, iyi olan, doğru olan yine bir bütünün farklı parçaları olacak.

Gestalt açısından düşünürsek, dünyaya geldiğimizde bütünlüğümüzün farkında olmayız, hem hümanist hem varoluşçu bakış açısı bunu söyler. Bütün olduğumuzun farkına varmak için önce parçalara ayrışmamız lazım. Parçaların temas sınırları yeterince belirgin olduğunda parçalar tekrar bir araya gelip doygun temas yaşayabilirler. Günümüzde bu parçalar çok fazla belirginleşti, artık bunların bir araya gelme zamanı geldi. Bunların bir araya gelmesi için bu virüs gibi çok güçlü, görülmez ama etkileri inanılmaz görünür olan; minicik, gözle görülemeyen ama etkileri kocaman olan bir olgu ile karşı karşıyayız. Bunu tek başına bilimle çözemeyiz, bunu tel başına zihinle çözemeyiz. Bunun barındırdığı manaya ulaşabilmenin yolu tefekkürden (eye of contemplation) geçiyor.

Bilim de sanat ta ahlak ta, üçü de eşit uzaklıkta olacağımız şeyler. Biri diğerinden daha önemli, daha değerli değil. Dünyada bilime o kadar önem verildi ki bilimin antenlerinin algılayamayacağı boyuttaki gerçeklikler göz ardı edildi. Şimdi bu korona virüsün barındırdığı anlam sadece bilimle açıklanamıyor. Eye of flesh veya eye of mind ile açıklanabilecek bir çerçeve içerisine girmiyor.

Her zorlanma bir mesaj barındırır. Ona farkındalıkla eğilmek lazım ki mesajı duyabilelim. Aceleye, paniğe gerek yok, bu bilge virüs acı, korku, kaygı, çaresizlik ve öfke doğurdu, doğru. Gestalt bakış açısından bakarsak korku, kaygı, çaresizlik ve öfke transformasyona davetiyedir. Korkuya, çaresizliğe, öfkeye veya kaygıya odaklanarak virüsün barındırdığı mesaj duyulamaz. Korku, acı, öfke ve çaresizlik  değişime davetiyedir, çağrıdır. Esas, şeklin ardındadır. Esas, maddede değil manadadır. O mana bize kimse tarafından gösterilmeyecektir, verilemeyecektir. Her birimiz kendi yolculuğumuza tek başımıza cesaretle, sorumluluğunu alıp sonuçlarına da katlanarak çıkmakla yükümlüyüz. Çağrı, bu yola baş koymanın çağrısıdır. İşte bu nokta kaçındığımız nokta. Bu nokta kendimizi işe boğduğumuz, yapmam gereken şeyler var diyerek esas yapılması gereken şeyden kendimizi alıkoyduğumuz nokta. Ziyanı yok, aceleye gerek yok. En sonunda hepimiz iç yolculuğumuza, kendimizle temas ederek bütüne ulaşma yoluna baş koyacağız.

Maddede tezahür etmeden öğrenmek nasip olsun“. Bunun için çalışmamız lazım. Nereden başlayacağız? Yine Gestalt metodolojisinden:

  • Boşluk bırakalım
  • Bu durumun bizdeki etkisine odaklanalım. Bu etkiyi en somut hali ile nasıl tanımlayabiliriz? Virüsün benim için temsil ettiği tehdit nedir?

Tehtidi nereden algılıyoruz? Fiziksel mi? Duygusal mı? Zihinsel mi? Tinsel mi? Bunun ne önemi var diyeceksiniz? Tehdidi nereden algılıyorsam bitmemiş meselem oradadır. Tehdidi “sevdiklerimi kaybetmek” olarak algılıyorsam Mitwelt’te bitmemiş meselem vardır. Bitmemiş mesele şu demek: Orada ne ile özdeşleşmişsem ondan farklılaşıp onu kapsayamamışım demektir. Ken Wilber der ki: “Özdeşleştiğimiz her şeyin içine ölebiliyor olmamız lazım”. O şu demek: Gündelik yaşamdaki rolüm her ne ise (falancanın kızı, falancanın eşi, falancanın ebeveyni), bu, vazgeçemeyeceğim bir özdeşleşme nesnesi olmamalı. Vazgeçebiliyor olmam lazım. Yanlış anlaşılmasın, eşler, çocuklar, ana ve babalar bizim için bir şey ifade etmesin denmek istenmiyor. Bu rollerin hepsi şüphesiz bizim için değerli. O başka bir şey, fakat onsuz yapamama olmamalı. Vaz geçemeyeceğim ne varsa kendimi onun hapsinde tutarım.

Tehdidi algıladığım alan ne ise onunla çalışmam lazım. Sevdiğim insanı kaybetme düşüncesinde bedenimde ne oluyor? Önce bunu tanımlamalıyım. Sonra 1.tekil şahısta konuştururum. Ondan sonra çağrışımlarıma izin veririm. Bedenim beni “suç mahalline” taşıyacaktır. Belki bir kerede olmayacaktır bu. Ama yeterince sabredersem suç mahalline gidebilirim. O suç mahalline gittiğimde muhtemelen kendi çocukluk versiyonumla karşılaşırım. Şu anda deneyimlemekte olduğum korku, acı, öfke veya çaresizlik yetişkin bana ait değildir. İçimde barındırdığım “küçük bana” aittir. O korkuyu küçük ben olarak, yetişkinime anlatırım. Ben annemi, babamı, kardeşimi kaybetmekten korkuyorum…vs…Sonra yetişkinimle o içimdeki küçük çocuğu o zamanki çocuk olarak anne-babamdan neyi görmeye ihtiyacım vardıysa ve alamadıysam, şimdi bunları yetişkin olarak içimdeki çocuğa sunarım, veririm. Ondan sonraki adım, bu korku ya da kaygı benim çocukluğumda yaşamış olduğum şu-şu-şu deneyimlerden bugüne kadar taşımış olduğum olgulardır. Ben bu olgulardan ibaret değilim, bu olgular benim bilincimde beliren olgular. Yani ben korku değilim, korku benim bilincimde beliren bir olgu; ben kaygı değilim, kaygı benim bilincimde beliren oldu; ben çaresiz değilim, çaresizlik benim bilincimde beliren olgu. Deneyimlediğim zorlayıcı deneyim her ne ise ben bir bütün olarak o değilim, o sadece bir parçam, ben o ve çok daha fazlasıyım. “Çok daha fazlasıyım”ı deneyimlemeye başladığım zaman inanılmaz bir yaratıcılığa akmakta olduğumu yaşarım. Örnek, bedensel acı çekmek: tehdit. Demek ki bedensel anlamda tehdit algılıyorum, o zaman bedensel varlığımın içine ölmemişim, yani bedenimle hala özdeşleşmiş durumdayım. Halbuki bedenim evrensel bilincin bu beden nezdinde kendisini ifade etme yöntemi. Ben nasıl bu bedenle kısıtlı olabilirim? Ben bu beden değilim, ben çok daha fazlayım. Yani bilincim korktuğum olgudan çok onun dışında kalan varlığıma kaymaya başladığında inanılmaz bir yaratıcılık hissetmeye başladığımı deneyimlerim.

Mesela, durunca ne olacak bilmiyorum, hiç durmadım, durunca ben neyim bilmiyorum. Buradaki tehdit nedir? BİLMEMEK. O zaman ben bilmekle özdeşleşmişim. Hayatımı “iyi-tatminkar” yaşayabilmek için ne yaşayacağımı bilmem lazım. O zaman bilmemenin bedenimdeki izdüşümlerine bakayım. Bedenimdeki iz düşüm beni orada ve o zaman geçmişte bir şeyleri bilmediğim zaman başıma gelen deneyimlere götürecek. O zaman küçüktüm ve bilmiyor olmak bir şekilde benim için tehditkar olmuş. Yani bilincim zihnimde konumlanmış. Ben zihnimle özdeşleşmişim. Eğer zihnimin içine ölmezsem zihinsel bilincimde kendimi hapsetmiş olurum. Ben zihinsel bilincim değilim. Ondan çok daha fazlasıyım. Ben sadece zihnimle bilmem. Ben bedenimle bilirim. Ben sezilerimle bilirim. Belki ben bugün bilincimle bilmediğim ama kaynağımda sahip olduğum başka şeylerle bilebilirim. Ben niye kendime o alanlara gitme iznini vermiyorum, bilmekte ısrar ederek…

Kendimi konumlandırdığım koordinatlarım şimdiye kadar içinde rahat ettiğim koordinatlarım olmasın diyorum. Yani ben bedenimde, duygularımda ya da zihnimde konumlanmayayım. Onları kapsayıp aşayım. Bu söylendiği kadar kolay değil, biliyorum. Bu geliştirilecek bir kas.

Virüs fiziksel bedenimizi de tehdit ediyor, aslında çok önemli bir mesaj da şu: Sen fiziksel bedeninin bekçiliğine soyunursan ondan ötesine gitmekte zorlanırsın. Neyin bekçiliğine soyunursak orada savaş alanı yaratırız. Manada söylemek istediği: sen kendi kaynağının en ilkel versiyonunda takılmışsın. Yani manada, neyin derdine düştün? sen kim olduğunu unuttun diyor. Fiziksel varlığımız gerçekte kim olduğumuzun belirgin olan “şekli”. Ama ben o fiziksel formumdan çok daha fazlayım. Esas yaratıcılık orada. Virüs bizi sahip olduğumuz kaynağın en ilkel formu ile tehdit ediyor ki ondan vazgeçebilirsek onun kutbu olan en zengin formumuza vakıf olabilelim. 

Bu bilge virüs diyor ki hepimize: sen hiçbir şeyi kontrol edemezsin. Sen hiç kimseyi koruyamazsın, kendini bile, onun için bunlardan vazgeç, senin yapabileceğin tek bir şey var hayatın boyunca: hayatın içinde bulunduğun anlar silsilesidir, BUNU ANLA. Senin sorumluluğun bu anı nasıl kucaklayacağın, bu anla nasıl temas edeceğinin mühendisliğidir.  Başka hiçbir şey yapamazsın. An’a küçük bir çocuk gibi yaklaşıp ona heyecanla yaklaşmak, önceden boyanmış bir gözlükle değil. Çocuğun öyle bir gözlüğü yoktu, çocuğun eline tarantula verilirse ağzına koyar. Her anı çocuksu bir coşku ve merakla kapsamaya, merak etmeye, onunla hemhal olmaya hazır ol. Senin sorumluluğun bu. Bunu karşına kocaman bir problem çıktığında yapamazsın, bunu küçük problemler çıktığında yapmaya başla ki o kasın gelişebilsin.

Bu bilge virüs diyor ki aslında: Senin hayatının her gününde bir çeşit korona yok muydu? Vardı. Ben senin bütün hayatın boyunca karşılaştığın koronalar çarpı bir milyonum belki. Çok şiddetli -yoğun olduğum için şimdi dert oldum. Ne yapayım, daha az şiddetli seslenişlerim duyulmadı, göz ardı edildi. Kendimi duyurabilmek için haykırışım çok sert oldu.

Korona, bir velinimet aslında. Çünkü birçok şeyi fark etmemiz için bir fırsat. Onunla savaşmayı, korkmayı, kaygılanmayı bırakıp “ben kendime ve bütüne ne şekilde korona olmuşum” sorusunu kendimize sorabilirsek ve vereceğimiz yanıtları kendimize bir bütünün parçaları olduğumuz gerçeğini hatırlamak için kullanabilirsek, temsili olduğumuz kaynağın şimdiye kadar kullanmadığımız taraflarının keşfine hizmet edeceğimize inanıyorum.

Gestalt nedir? 

GESTALT BAKIŞ AÇISINDAN YAKIN DUYGUSAL İLİŞKİLER

Corona virus from a Gestalt point of view

We studied the corona virus, its meaning and its reflections in our lives, in the group online meeting we held with my dear gestalt teacher, clinical psychologist, gestalt therapist Prof. Dr. Hanna Nita Scherler, whom I have been a student of since 2010. I share the notes of this study with the permission of my teacher. I thank her very much for giving this permission.

What we experience from a Gestalt perspective is a mirror of our relationship with ourselves. The relationship with ourselves can be at the individual level, at the level of subgroups, at the level of large groups, and at the level of the whole world. The corona virus is currently affecting the world. Let’s focus on what message this situation can hold from a Gestalt point of view, wishing healing for the sick and mercy for those who lost their lives.

From the Gestalt point of view, the symptom is the messenger, the messenger with the message. The symptom is shape. The symptom is the obvious one. It’s not mana. What are we living? Let’s see him…

Let’s go from here; What happens to the person who has the virus? The virus attacks the respiratory system. Theoretically, if the phenomenon I encounter is a mirror of my relationship with myself:

I didn’t let myself breathe, I suffocated myself (daily hustle, work, responsibilities, expectations, etc.). It mirrors how I have treated myself in my relationship with myself (EIGENWELT in the existential approach, my world of relationship with myself)

What have I done in relation to others? I suffocate myself with social software (I must belong, I must be loved-approved, I must be accepted, it would be shameful, etc.) It mirrors how I behave in my relationship with others (MITWELT in existential approach, my world of relationships with others)

What did I do in the field of relationship with nature? It is certain that I do not breathe nature. I polluted the air, the sea and my environment, I plundered it with constructions and wastes. What have I done in relation to my own nature? I didn’t eat anything with nutritional value, I didn’t do sports, I didn’t pay attention to my physical health, I didn’t show the necessary care and respect for my body (UMWELT in the existential approach, my world of relationship with nature).

What have I done with my spirituality? What is life? What is life? What are my answers to basic questions such as what is essential in life? (UBERWELT in the existential sense, my spiritual world)

This virus is “very wise”. He brought us to ourselves. He said to the people:

Eat well! Eat fruits, vegetables, take vitamins. Does this require a virus? That should be the normal lifestyle, right?

Wash your hands often! Do not enter the house with shoes! Did this require a virus? Isn’t this the behavior that should already be implemented?

Give importance to your family. Did this require a virus? Let’s honestly ask ourselves, how much quality time have we spent with our family in the last 1 year? Now, we are obligated to those we neglect the most.

Mentally in terms of value judgment, this wise virus did something like this: You are whole by yourself. But in this alone experience of being whole, you’ve been so cheeky. You have become so cheeky that you have forgotten that you are part of a larger whole. This virus is so wise, look how it teaches: It depends on all of us to be well, not “if I go out on the street, nothing will happen to me”, it may happen to your environment, if not to you. Therefore, YOU have to be in quarantine to protect your loved ones. So he started saying “remember you’re a bit of a piece” to the parts that thought they were all. We are all whole within ourselves, but we are also part of a larger whole. The world forgot this fact, not only individually, but also in terms of separating art-ethics and science from each other and declaring their sovereignty among themselves. To give an example: The economy has forgotten nature by thinking only about itself, for example, by producing weapons. He has corrupted nature for the sake of making money by playing with the GMOs of what we can plant in agriculture. Chickens lay 2 eggs in 24 hours. Who do we think we are? What do we think we are? They went to such a cheeky place that the pieces thought they were whole.

There are 3 ways to know:

Eye of flesh; Science is about knowing concrete, visible, measurable things.

Eye of mind; if this is so, then this will be so, by inference.

Eye of contemplation; In addition to the above 2 ways of knowing, this wise virus is trying to bring the world to the eye of comtemplation. Thus, UMWELT, MITWELT and EIGENWELT will unite again. What is beautiful, what is good, what is right will again be different parts of a whole.

If we think in terms of Gestalt, we are not aware of our wholeness when we are born, both the humanist and existentialist perspectives say this. To realize that we are whole, we must first be divided into parts. When the contact boundaries of the parts are clear enough, the parts can come back together and experience saturated contact. Today, these parts have become so obvious, it’s time to put them together. For them to come together, like this virus, it is very powerful, invisible, but its effects are incredible; We are faced with a phenomenon that is tiny, invisible, but whose effects are huge. We cannot solve this with science alone, we cannot solve this with the mind alone. The way to reach the meaning it contains is through eye of contemplation.

Science, art, morality, all three things that we will be equidistant from. One is more important than the other, not more valuable. Science was given so much importance in the world that realities that could not be perceived by the antennas of science were ignored. Now the meaning of this corona virus cannot be explained by science alone. It does not enter into a framework that can be explained by eye of flesh or eye of mind.

Every challenge contains a message. It is necessary to lean towards it with awareness so that we can hear the message. No need to rush, no need to panic, it’s true, this wise virus has spawned pain, fear, anxiety, despair and anger. From a Gestalt perspective, fear, anxiety, helplessness, and anger are invitations to transformation. By focusing on fear, helplessness, anger or anxiety, the message the virus contains cannot be heard. Fear, pain, anger and desperation are invitations to change, they are calls. The essence is behind the shape. The essence is in the meaning, not the substance. That meaning will not be shown or given to us by anyone. Each of us is obliged to embark on our own journey with courage, taking responsibility and bearing the consequences. The call is the call to start this path. This is the point we’re avoiding. This is the point where we immerse ourselves in work and keep ourselves from what needs to be done by saying that there are things I have to do. It’s okay, there’s no need to rush. Eventually, we will all embark on our inner journey, to reach the whole by contacting ourselves.

“Let there be a chance to learn without being manifested in matter”. We have to work for this. Where do we start? Again from the Gestalt methodology:

Let’s leave a gap

Let’s focus on the effect of this situation on us. How can we describe this effect in its most concrete form? What threat does the virus represent for me?

How do we perceive the threat? Is it physical? Emotional? Is it mental? Is it tinsel? What would you say does that matter? Wherever I perceive the threat, my unfinished business is there. If I perceive the threat as “losing loved ones”, I have unfinished business on Mitwelt. The unfinished issue is this: What I identified with there means that I could not differentiate from it and contain it. Ken Wilber says: “We should be able to die into everything we identify with”. It means: Whatever my role in everyday life is (so-and-so’s daughter, so-and-so’s spouse, so-and-so’s parent), it should not be an indispensable object of identification. I should be able to quit. Do not be misunderstood, it is not meant to say that spouses, children, parents do not mean anything to us. All of these roles are undoubtedly valuable to us. It’s something else, but it shouldn’t be the inability to do without it. Whatever I can’t give up, I keep myself in its prison.

I need to work with the area where I perceive the threat. What happens to my body at the thought of losing the person I love? I must define it first. Then I will make it speak in the 1st person singular. After that, I allow my associations. My body will carry me to the “crime scene“. Maybe this won’t happen all at once. But if I’m patient enough, I can get to the crime scene. When I go to that crime scene, I’ll probably run into my own childhood version. The fear, pain, anger, or helplessness I am currently experiencing is not my adult self. It belongs to the “little me” that I hold inside of me. As the little me, I tell that fear to my adult. I am afraid of losing my mother, father, brother… etc… Then, if I needed to see and not get what I needed to see from my parents as an adult and that little child inside me, now I present these to the child in me as an adult, I will give it. The next step, this fear or anxiety, are the phenomena that I have carried from my childhood to this-that-that experience. I am not just these facts, they are facts that appear in my consciousness. So I am not fear, fear is a phenomenon that appears in my consciousness; I am not anxiety, anxiety has appeared in my consciousness; I am not helpless, helplessness is the phenomenon that appears in my consciousness. Whatever the compelling experience I have had, I am not the whole, it is just a part of me, I am it and much more. When I begin to experience “I am so much more”, I experience an incredible flow of creativity. For example, suffering bodily pain: threat. So, I perceive bodily threat, then I have not died into my bodily being, that is, I am still identified with my body. However, my body is the method of universal consciousness expressing itself before this body. How can I be restricted to this body? I am not this body, I am much more. That is, I experience that I begin to feel incredible creativity when my consciousness begins to shift to my being outside of it rather than the phenomenon I feared.

For example, I don’t know what will happen when I stop, I never stopped, I don’t know what I am when I stop. What is the threat here? NOT KNOW. Then I became identified with knowing. In order to live my life “well-satisfiedly”, I need to know what to experience. Then let me look at the projections of not knowing on my body. My projection on my body will take me there and then to experiences that happened to me when I didn’t know things in the past. I was young at the time and not knowing was somehow threatening to me. So my consciousness is located in my mind. I am identified with my mind. If I do not die into my mind, I am imprisoned in my mental consciousness. I am not mental consciousness. I am so much more than him. I just don’t know with my mind. I know with my body. I know with my intuition. Maybe today I can know with other things that I do not know with my consciousness but have in my source. Why don’t I give myself permission to go to those areas, insisting on knowing…

I say that the coordinates I have positioned myself should not be the coordinates that I am comfortable in until now. That is, I am not located in my body, in my emotions, or in my mind. Let me cover them. It’s not as easy as it sounds, I know. This is a muscle to be developed.

The virus also threatens our physical body, in fact, a very important message is this: If you take care of your physical body, you will have difficulty going beyond it. We will create a battlefield for whatever we take care of. What he means is that you are stuck in the most primitive version of your source. I mean, what are you worried about? He says you forgot who you are. Our physical being is the distinctive “shape” of who we really are. But I am much more than that physical form. The real creativity is there. The virus threatens us with the most primitive form of the resource we have, so that if we can give up on it, we can have our richest form, which is its pole.

This wise virus tells us all: you cannot control anything. You can’t protect anyone, not even yourself, give it up for him, there is only one thing you can do in your life: life is a series of moments you are in, UNDERSTAND THAT. Your responsibility is to engineer how to embrace this moment, how to touch this moment. You cannot do anything else. Approaching the Moment like a small child and approaching it with excitement, not with pre-painted glasses. The child did not have such glasses, if the child is given a tarantula, he will put it in his mouth. Be ready to cover every moment with a childlike enthusiasm and curiosity, to wonder and to be in touch with it. This is your responsibility. You can’t do this when you face a big problem, start doing it when small problems arise so that muscle can develop.

This wise virus actually says: Didn’t you have some kind of corona every day of your life? there was. Maybe I’m a million times the coronas you’ve encountered in your whole life. I’m in trouble now because I’m so intense. What can I do, my less loud calls were not heard, they were ignored. My outcry was too harsh to make myself heard.

Corona is actually a benefactor. Because it is an opportunity for us to realize many things. I believe that if we can stop fighting, fear and worry about it and ask ourselves the question “How did I become corona to myself and the whole“, and if we can use our answers to remind ourselves that we are parts of a whole, we will serve to discover the sides of the source we represent that we have not used until now.

Bu yazı Covid-19, Psikoloji / Psychology içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

4 Responses to Gestalt bakış açısından corona virüsü

  1. Esma dedi ki:

    Ne güzel yasmışsın çok teşekkürler 😍🙏

    Beğen

  2. Geri bildirim: Boş Sandalye Tekniği | Kika's world

  3. Arzu Buyuk dedi ki:

    Bizimle paylaştığınız için hem Sevgili Nita hocamıza hem de size çok teşekkürler

    Beğen

  4. Tumay dedi ki:

    Ged

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.