1.Istanbul Tasarım Bienali – Istanbul Modern


1.Istanbul Tasarım Bienali 13 Ekim tarihinde kapılarını ziyaretçilerine açtı.
Uzun süredir hazırlık çalışmalarını sosyal mecradan takip ettiğimiz bienal, Istanbul Modern müzesinde “Musibet” adı altında ve Galata özel Rum ilköğretim okulunda “Adhokrasi” adı altında start aldı.
Pazartesi günleri hariç diğer günler 10:00-18:00 saatleri arasında bienali gezebilirsiniz.
Giriş ücreti öğrenciler için 10 TL, yetişkinler için 20 TL olup her 2 sergi alanını tek bilet ile gezme imkanı sağlamaktadır.
Istanbul Modern Müzesi ile Galata özel Rum ilköğretim okulu birbirine yürüme mesafesinde.
Bir Cumartesi ya da Pazar gününüzü bu bienale ayırdığınız taktirde 2 sergi arasında Tophane’deki cafelerde (OPS cafe, Cafe Karabatak, Bej cafe gibi) öğle yemeğinizi yiyip, kahvenizi içtikten sonra ziyaretlerinize devam edebilirsiniz.


Musibet kelimesinin anlamı: “İnsanın kendisine, malına, âileden bâzılarına az veya çok , sıkıntı veren şeydir.”
ayrıca “ansızın gelen bela,sıkıntı” olarak adlandırılmaktadır.

Adhokrasi nedir? Bürokrasinin tam olarak tersidir.
Adhokrasi, bir görevi gerçekleştirmek için kurulan ve iş tamamlandıktan sonra dağılan yapılara denir .
Bu, yönetimin alışılagelmiş prensiplerini görmezden gelen bir organizasyondur .
Bürokratik yapının tam tersidir çünkü dinamiktir . Akışkandır, adaptasyon yeteneği yüksektir .

Bienal açılış günü büyük bir merakla önce İstanbul Modern’i ziyaret ettik.
Müzenin alt katında yer alan çalışmalar 28 ayrı mekana bölünmüş bir alanda sergilenmekteydi.
Irreversible filmindeki yeraltı sahnesinde yer alan kırmızı aydınlatmalı koridor gibi karanlık ve uzun bir koridordan mekanlara dağılıyorsunuz.

Sergi salonuna girmeden önce “play the city” etkinliği keyfili bir fikirdi.
İstanbul şehrine nasıl bir başkan olacağınızın çalışması.
http://www.playthecity.eu
Istanbul kartınızla şemsiye altındaki bulutlara oy veriyorsunuz, ardından kameralara kayıt oluyorsunuz,sonrada akıllı sensöre nasıl bir başkan olacağınızı hesaplatıyorsunuz.


Ve işte ödülünüz olan rozetler 🙂

Nasıl bir başkan olduğumuzu hesaplarken alanın hemen yanında “adil kebap dürüm” le karşılaştık.

Fikir çok güzeldi, açıklaması ise çok doğru…

Töztepe-Bir kentsel dönüşüm hikayesi

Çizgi roman şeklinde Türkçe-İngilizce olarak hazırlanmış bu kentsel dönüşüm hikayesi, hem ışıklı sunumlar hem de el kitabı şeklinde sunuldu.


Sergi alanına giriş kapısı…

Serginin en beğendiğim bölümlerinden ufak bir derleme sunacağım.

Bunlardan bir tanesi “40 nasihat” alanı idi. Halkın şehre, şehrin halka entegrasyonu, halkın ihtiyaçlarını kendi yaratıcı fikirleri ile kendi gidermesi aslında hergün karşılaştığımız çoğu zamanda göz alışkanlığı sebebiyle göremediğimiz manzaralar haline geldi.

Bir diğer ilginç bölüm de İstanbul’un toki, politikacılar, kentliler, GYO, star mimarlar, turistler ile geldiği durumu ısıklı interaktif çalışma ile gözler önüne serilen çalışma idi.


her bir ışıklı çember bir sektörü temsil etmekteydi, ışıklı çemberler üzerine basınca İstanbul’un geldiği çeşitli durumları görebiliyorsunuz.

İstanbul’un yapısı hakkında güzel bir örnek daha “İslam Cumhuriyet Neoliberalizm” çalışması idi. Yorum bizimdi.

Istanbul’un camiileri…

İstanbul’un müze ve anıtları…

İstanbul’un alışveriş merkezleri

“İnşaat ya Resulullah” bir diğer başarılı çalışma idi. Günümüzde inşaat sektörünün geldiği durumu net bir şekilde temsil ettiği söylenebilir.


Müzelerde görmeyi en sevdiğim manzaralardan birisi…Sanat eğitimi ve sevgisi çocukluktan başlar!

Bienal hakkında daha fazla bilgi için:
http://istanbuldesignbiennial.iksv.org/?lang=tr

Sergi-Exhibitions içinde yayınlandı | , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Çeşme


Güzel ve olumsuz yönleri ile çok sevdiğimiz Çeşme’nin 2012 sezonunu değerlendireceğiz…

Bu sene Çeşme’nin fanatikleri İzmirliler olarak sarf ettiğimiz ortak cümle: çok yer var, gidecek yer yok oldu…
Nereye gideceğimizi şaşırdık.

Pazar geceleri “Yol Project” canlı konserleri ile inn yerimiz klasik “Paparazzi” oldu.
Paparazzi’ye eskiden müziği için 6 gece üstüste giderken Pazar dışındaki gecelerde her telden çalması, belli bir çizgisi olmaması ve eski günleri mum ile aratması sebebi ile üzülerek tercih edemez olduk. Bülent abimize duyrulur.


Alaçatı’da bu sene açılan Mum Cafe’yi beğendik, sevdik, eğlendik.


Gündüzleri Kum Beach favori mekanımız oldu.

Sobe gidilmezse olmaz mekan oldu. Yan komşunun bir gece müziğin sesine sinirlenip 1 kova suyu müşterilerin üstüne boca etmesi trend topic konu oldu.


Kumru yenmezse Çeşme’ye gelinmiş saymayarak kumrucuları değerlendirdik. Şevki servis hızı açısından açık ara fark yarattı.

500-1000 TL arası ev kirası fiyatı çekilen localar hepimizi çıldırttı! Bu rakamlara elektrik,su ve doğalgaz bağlantısı talep ettik. Bağlanmayınca çimleri tercih ettik.

Çeşme’de bedavaya denize girme olayının sona erdiğini hergün ödemek zorunda kaldığımız otopark, ayakbastı, loca ve minder ücretleri ile içimiz acıyarak öğrendik.

Benzincilerde benzin yerine başka bir madde satıldığına kanaat getirdik. Arabalarımızın teklemesi, tıkanması gibi sorunlarla karşılaştık. Kalitesiz benzinden yaka silktik. “Yetkililerin” durumdan bi haber olduğuna kanaat getirip yakında tüm benzincilerin kontrol edilmesi yönündeki taleplerimiz üst merciilere ulaşacak.

Taksici fiyatlarının uçak fiyatları ile aynı rakamlara gelmesi karşısında işimizi gücümüzü bırakıp taksici olmaya karar verdik.
10-15 kmlik yol için 120 ile 150 TL arasında talep edilen ücretlerle karşılaştık. Şaka mı bu diye merak ettik. Milleti alkollü araba kullanmaya teşvik ettiklerine dair ortak kanaatlere vardık.


Sokak hayvanları popülasyonunun artmış olduğu dikkatlerden kaçmadı.
Otobanlarda çarpılmış ve bırakılmış hayvanları görmek icimizi acıttı.Trafik sigortasının çarpılmış hayvanların masraflarını karşıladığı bilgisinin ya bilinmediği ya da uygulamaya geçmediğine kanaat getirdik.


Yıllardır Çeşme-Ilıca girişi arası ana yolda 70 km hız limiti ile gidilmesi kuralının birçok sürücü tarafından canavarca ihlal edildiğine ve kimsenin de durdurulup ceza yemediğine üzülerek şahit olduk. Otobanlarda 70 ile giderken selektörle taciz edildik, zorla hızlı gitmeye teşvik edenler oldu. Çeşme emniyetinin konuya daha hassas yaklaşmasını,özellikle gece çılgın gibi gidenlerin yüksek cezalara maruz kalmasını can kaybı olmaması açısından bekliyoruz.


2 tabak süslenmiş, havalı isimler verilmiş yemeklere asgari ücret vermekten bıktık usandık. 3 ayda biten sezonun kalan 9 aylık bölümü itinayla bizlerden çıkarıldı.


Akşamüstü yürüyüşlerinin favori adresi büyük plajımızın halk çekildikten sonraki pisliği yüreklerimizi burktu. Yine de yürüdük…Azimli ve ümitliyiz.


Havaalanı-Çeşme arasına önemle servis konmasını bekliyoruz. Havaş ile yapılan anlaşmanın uygulamaya geçmemiş olduğunu gördük.
Havaalanına bütçeye göre 3 tür ulaşım bulunmaktadır.
1. Ekonomi yapmak isteyenlere:
Çeşme-Ilıca-Alaçatı sırasıyla müşterilerini yarım saatte bir toparlayan Çeşme turizm ile İzmir/Üçkuyular’a gidiş. 12 TL
İndiğiniz noktadan cadde karşısına geçip 202 numaralı belediye otobüsü ile direkt havaalanına geçiş. 2 otobüs bileti ücreti.


2. Orta bütçelere:
Simay Turizm servisleri ile Çeşme-havaalanı arası direkt ulaşım. 40 TL. (En az 1 gün öncesinden haber vermek koşulu ile)
http://www.simayturizm.com
232 712 0987

3. Lüks tüketicilere:
Çeşme-havaalanı arası direkt özel taksi veya özel araç kiralama
140 TL ve üzeri rakamlarda…

4. Pegasus ile uçuyorsanız havaalanı-Çeşme arası direkt servis.


Çöp konusu da dikkate değerdi…Sokaklarda yere atılmış pet şişeleri toplayacak olsak hergün onlarca tekerlekli sandalye hediye edebilecek kadar kapak toplama imkanımız olabilirdi…İnsanların yarattığı çevre kirliliği duyarsızlık ve umarsızlık konusunun ne kadar büyüdüğünü gösterdi…


Turistik yerlerde satılan “acil durum rakısı” gözümüzden kaçmadı.


Zeytin vs. markasının grafik tasarımlarını pek sevdik…

Çeşmeyi hala çok seviyoruz…

Alaçatı - Çeşme, Seyahat- Travel içinde yayınlandı | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Alaçatı’nın Cumbaları

Alaçatı mimarisinin geleneksel parçası olan cumba modellerinden çeşitli örnekler…

Alaçatı - Çeşme, Seyahat- Travel içinde yayınlandı | , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Alaçatı’nın Butik Otelleri


Taşhan butik otelinin Alaçatı’daki 3.senesi…
2 standart, 2 delux olmak üzere 4 oadaları mevcut.
Nisan’da Alaçatı ot festivali ile açılıyorlar.
Aslen pazarlamacı olan ve İstanbul’da yaşayan otelin sahibi Funda Taboğlu butik otel hayali hep varmış…


Kahvaltı-yemek alanı


Otelde aynı zamanda zeytinyağı, zeytin, vücut kremleri, sıvı sabun, pekmez, sirke gibi organik ürünler de müşterilerin beğenisine sunuluyor.
Online sipariş te verebiliyorsunuz.
http://www.tashan-dukkan.com/

Taşhan Alaçatı
2001 sokak No:75 Alaçatı
232 7166400
http://www.tashan-alacati.com


Su’dan butik oteli…(2014 yazı itibarı ile satılmış, özel mülk olmuştur)
http://www.sudan.com.tr


Su’dan butik oteli resepsiyon alanı


Otelin Golden kırması sevimli bekçisi “bobo”…


Boş odalardan birisini gezme imkanı yakalıyoruz…


Burası da “”Bardacık Pansiyon”
Anne-kız işletmesi. Ocak ayında hizmete başlıyorlar, kış aylarında da açıklar.
6 odaları bulunuyor, fiyatlar Alaçatı rayiçlerine göre çok uygun.

Bardacık Pansiyon
Hacı Memiş mahallesi, 2005 sokak, No:8 Alaçatı
232 7160796


Alaçatı’nın ara yollarından yürürken karşımıza başka bir butik otel çıkıyor.
Manastır Alaçatı Otel…2006 yılında açılan otel 19 odalı.


Sadece otelin misafirlerine açık nefis bir kahvaltı salonu bulunuyor.
http://www.manastiralacati.com.tr


Ara sokak yürüyüşlerimiz devam ediyor…Karşımıza “Ümit Otel” çıkıyor.
Otel sahibi Ümit Şaşmaz burasını 2003 senesinde bir butik otele çeviriyor, aynı zamanda kendi evi, ailesi ile birlikte yaz-kış burada konaklıyorlar.
Ümit bey turizm sektöründe uzun yıllar çalışmış.

8 odaları mevcut. Oda-kahvaltı.
Dışarıdan da kahvaltı için misafir kabul ediyorlar ama hazırlık yapabilmeleri için rezervasyon yapılmasını bekliyorlar.

Otelin yerinde durmayan kedisi Mahmut.


Bahçedeki dinlenme alanı.


Tam köyevi havasında dekore edilmiş sade ve ferah odalar…


Yukarı Sokak butik oteli ismini sokağın eski eski adından almış.
Otelin sahibi Aysen Kadıbeşegil, turizmci. Sektörün içinden gelmesi, misafirlerin neyi beklediklerini iyi analiz etmesi ile birlikte toplam 4 odalı oteli kendi zevkine göre 3 ayda dekore edip Mayıs ayında açmış.

Çok şirin bir karşılama alanından otelin salon-kahvaltı alanına geçiyoruz…

Otelin girişinde el yapımı lavanta kesecikli takvim hemen dikkat çekiyor.

Aysen hanım 1.Alaçatı ot festivalinin birincisi olmuş. Yöredeki kahvaltı kültürünü araştırıp değişik kahvaltılar hazırlamaya başlamış. Özellikle kahvaltılarının çok beğenildiğini, otel müşterileri haricinde dışarıdan da çok talep geldiğini önümüzdeki seneden itibaren dışarıdan kahvaltı için misafir kabul etmeyi planladığını belirtiyor.
Kış aylarında akşam yemeği de vermeyi planladıklarını, hoş, şık ve makul fiyatta güzel yemekler sunmayı hedeflediğini belirtiyor.

Aysen hanımla birlikte 4 odayı geziyoruz. Herşeyi kendisi düşünmüş, tasarlamış ve yaptırmış.


Çatı katındaki en büyük odasının bir de Alaçatı manzaralı ufak bir terası bulunuyor. Çeşme’nin rüzgar güllerini izlemeniz mümkün.

Yukarı Sokak
Tokoğlu mahallesi, 1031 sokak No:2 Alaçatı
232 7167151
http://www.yukarisokak.com


Kemalpaşa caddesinin sonunda yer alan Vintage otel’e geçiyoruz.


Avukat Yeliz Yüksel ile emlak brokerı Akın Akbaş ortaklığında Haziran 2011’de açılan butik otel 8 odalı.


Uzun bir koridordan odalara dağılıyor ucunda da güzel bir avluya bağlanıyorsunuz.


Siyah,beyaz,kırmızı ve gri tonlarında dekore edilmiş odalarda bağımsız küvet dekorasyona hoşluk katıyor.

Vintage
Yenimecidiye mahallesi, 3046 sokak No:2/2 Alaçatı
232 7160716
http://www.vintagealacati.com


Kemalpaşa caddesi üstünde yer alan 128A butik oteli bu sene açılan otellerden.
6 odadan oluşuyor.


Şirin bir karşılama alanından yukarıya odalara veya arka tarafa kahvaltı-yaşam alanına bağlanıyorsunuz.

128A
Merkez sokak No:128 Alaçatı
http://www.alacati128a.com

Alaçatı - Çeşme içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Alaçatı Hikayeleri

Alaçatı’nın parlayan sokaklarından birisi olan Hacı Memiş mahallesini geziyoruz…Burası henüz merkezi kadar yoğun değil ve henüz tam anlamı ile keşfedilmiş bir alan değil. Bu sebeple biraz daha sakin, biraz daha bakir ve biraz daha yerel kaldığını söyleyebiliriz.

Alaçatı’nın cafe,restoran,mağaza ve butik otellerinin birçoğunun güzel hikayeleri vardır. Bunlar ticari gelir sağlamak haricinde hayallerin gerçekleşmesi üzerine kurulmuştur. Mekan sahiplerine 2 soru sorunca birçoğu başlar anlatmaya…Bunları dinleyebilmek için ise Alaçatı’nın en kalabalık olduğu saatler değil herkesin evlerinde ve plajlarda olduğu sabah ve öğle saatlerini seçmek en idealidir…

Bu hikayelerden birisi “Pasta Pasta”.

Burası Mehtap Müller’e ait. Mehtap hanım meslek olarak eczacılık fakültesinde biyologmuş,sonra emekli olmuş. Eşinin işi icabı çokça seyahat etmiş. Bu sırada yurtdışında makarna kesmeyi öğrenmiş.
Herşey makarna üzerine kurulu. Arkadaşını Alaçatı’da ziyarete gelen Mehtap hanım, bu ufacık yeri görüp bayılmış, 3 gün sonra da tutmuş. Burası hem evi hem işyeri. Kendi deyimi ile “butik makarna atölyesi”. Makarna hayranı olduğu için makarna üzerine bir restorant açmaya karar veriyor.
2 masa dışarıda 2 masa içeride bulunuyor, toplam 10 kişi ağırlayabiliyor. Sadece akşam yemeği servis ediyor, gün boyu akşama hazırlık yapıyor.
Makarnaları kendisi hazırlıyor ve kesiyor. Kullandığı tüm malzemeler “organik”, çevre tarlalardan alınıyor.
Spesyalitesini sorunca “fesleğen soslo dental tagliettelle” diyor. Aklınızda bulunsun.
Seneye de dondurmasını makarna görünümlü hazırlamayı planlıyor.
Dükkanının dekorasyonu kendisine ait, herşeyi doğaçlama hazırlamış. 2012 Nisan ayında açıyor.
Pencerelerde asılı olan beyaz kalpler çocuklarına pembe kalp kendisine refere ediyor…


Yürüyüşümüze devam ediyoruz. Kamihan yolumuzun üstünde dikkat çeken mekanlardan birisi.
Artun Ayvat’a ait olan bu cici yer hem bir eskici hem de bir “butik oda”.

Mayıs 2011’de hizmete açılıyor. Kami, Artun beyin oğlunun adı, Kamihan ise sert rüzgar-fırtına anlamına gelmekteymiş.
Artun bey uzun yıllar IT sektöründe çalışmış, Alaçatıya gidip gelirken buraları çok beğenmiş ve burada yaşama kararı almış.
1 tek odası var, 40 m2, eski eşyalarla dekore edilmiş bu odadaki çoğu ürün aynı zamanda satılık, dolayısı ile oda dekorasyonu sıkça değişiyor.
Artun beyin kendi tarlası var ve organik tarım yaparak bu tek odasındaki müşterilerine azami ihtimam gösteriyor.

Dükkanın arka avlusunda hem müşterileri için kahvaltı alanı var, hem de tek odaya çıkılıyor.
Kamihan
Hacı Memiş mahallesi 2012 sokak No:34 Alaçatı
232 7160816
http://www.kamihan.com

Sokakta ilerliyoruz. “Pop” isimli eskici dükkanında yok yok…

Oradan “Kuş Kafesi” dükkanına bakıyoruz, rengarenk ve kreatif mobilyalar, aksesuarlarla dolu.

“Kartpostal” bir reklam,tanıtım ve tasarım mağazası…

Yastıklar, çanta ve aksesuarlar hepsi dükkan sahibi Hülya Mert’in elinden çıkma…
Hülya hanım aslen Adanalı, İstanbul’da reklamcılık sektöründe ve Alaçatı’yı keşfedip burada 2.bir yaşam kurmuş olanlardan.
Hediyelik eşya arayışında olanlar için cici bir tasarım atölyesi.

Afrodizyak cafe bistro bar yolumuzun devamında…

Afrodizyak cafe, Anna Perenna restorant ve Adaçatı Aşk oteli bir üçlü olarak hizmet veriyor.
Aşk otelinde 8 oda mevcut ve dünyanın aşkları ile ünlü 8 şehri olarak adlandırdıkları İstanbul,Paris,Londra,Siena,New York,Prag ve Marrakesh olarak isim verilmiş.


Anna Perenna restorant
Hacı Memiş mahallesi 2012 Sokak No:22 Alaçatı
530 9551100
http://www.annaperenna.com


“Eskiden” eskici dükkanı Afrodizyak cafenin hemen karşısında yer alıyor.
Özgür Erkan yeğeni ile birlikte 2010 Mayıs ayında burasını kurmuş. Yaz-kış açıklar ve Alaçatı’da yaşıyorlar.
Burası bir antikacı değil etnoğrafik dükkan. Tüm ürünler Anadoluda halkın kullandığı gündelik ürünler. 25 senedir topluyorlar. Amaçları müze açmak.

İzmir Kemalpaşa ve Aydın’daki cam atölyelerine cam atıkları gider ve resimde görülen halkın kullanabileceği daha ucuz ürünler üretilir. El boyama.


Müzeye gidecek parçalar,hareketli camlar Anadolu dilinde “eli belinde” olarak isimlendiriliyor.


Eski hastane başucu sürahileri


Eski kapılar Anadolu’dan toplanıyor. Genelde yabancılar çok ilgi gösteriyorlar. Bunların yüklü miktarlarda ihracatı yapılıyor. Halkta durumdan haberdar, toptancılara kapıları kendileri getiriyorlar. Bu konuda Beyşehir ve Ayvalık’ta 2 büyük toptancı bulunduğunun bilgisini alıyorum.


Milas fırfır küpü ile Bizans küpü


Anadolu üfleme cam sanatının tüm örnekleri

Eskiden
Hacı Memiş mahallesi 2012 sokak No.:18 Alaçatı
532 3111576


“Raspa”…Kimseler yoktu,ziyaretimizi yapamadık. Bıraktıkları notları pek şekerdi 🙂

Hacı Memiş mahallesinden Alaçatı’nın ana güzergahına yani Kemalpaşa caddesi ve kendisine bağlanan yan sokaklara geçiyoruz.
Alaçatı girişinde yönlendirmeler sizi “Keyfekeder kitap vs” isimli kitapçıya götürür. Temmuz başında açılmış olan bu kitapçı yine bir hayalin gerçekleşmiş halidir.

Ayşe ve Hakan Ergi kardeşlerin uzun yıllardır hayali olan bu hoş ve Alaçatı tarzı ile bütünleşmiş mekanından evlere kitap servisi bulunuyor…Neden diye sorunca birbirinden güzel ve büyük ebatlı, ağır kitapları taşımakta zorluk çeken müşterilerden böyle bir talep geldiğini belirtiyorlar.
Kitapçının içinde mini bir cafesi bulunuyor.
Mekan sahipleri üst katta yaşıyor, orta kat yani giriş katı kitapçı ve yarı bodrum kat ise ufak bir sanat galerisi.


Duvarda asılı olan kırmızı elbise aslında bir gelinlik…Hem de Ayşe hanımın babaannesinin annesine ait…


Keyfekeder’in sanat galerisi şu anda Kaan Baltacı’nın eserlerine ev sahipliği yapmakta…


Gökyüzünde Özgürlük Molası-Hakan Çetinkaya (Yeni çıkan kitap hemen dikkatimi çekti, gökyüzünden çekilmiş Çeşme ve Alaçatı fotoğrafları nefis! Herkese tavsiyemdir…)


Ne kadar güzel bir deyim seçilmiş…


Kemalpaşa caddesinden 1024 sokağa girince ortalarına doğru burnunuza nefis lavanta kokusu gelmeye başlar…
Mor renkli “Lavantacı” isimli dükkan sokağın sağ kolunda belirir. Burası aslen profesyonel dansçı olan, yıllarca meşhur Anadolu Ateşi’nde dans eden ve 2 sene önce 4 kedisi 1 köpeği ile Alaçatı’ya yerleşen Serpil Akbulut’a ait. Serpil hanım Alaçatıyı tanımaya başladığı dönemlerde bakmış yer gök lavanta ama lavantaların satıldığı özel bir konsept dükkan yok, kendisi bu işe soyunmaya karar vermiş. Kısıtlı bir bütçe ve bol zamanla kolları sıvamış, bu mini dükkanı bulmuş. Duvarlarını kendi boyamış, yerleri kendi zımparalamış, dışardaki mor brandasını dahi kendisi dikip asmış. Tam anlamı ile el emeği göz nuru minicik bir dünya yaratmış.
Lavanta keseleri, yastıklar, lavanta çiçeği, lavantalı sabunlar, bebek yatakları kenarına keseli lavantalar, var da var…


Lavantacı
Tokoğlu mahallesi, 1042 sokak, No:8 Alaçatı
533 0290894
http://www.lavantaci.com


Kemalpaşa caddesi üzerindeki Mum Otel de bu senenin yeni açılan butik otellerinden. 5 odası, cafesi ve otel girişindeki mayo dükkanı ile hizmet veriyor.
Mayo ve bikiniler enfes. Süper şirin. Bir yetişkin olarak bile hepsinden almak istersiniz.

Konseptler, tasarımlar süper.
Tasarımlar ve üretim otelin sahibi Enis Şengül’e ait. Marka ismi bile esprili “Silence of the bees”
Tavsiyemdir. Kumsallar şenlensin!

Mum Otel
Kemalpaşa caddesi, No: 71/A Alaçatı
http://www.mumotel.net

Alaçatı - Çeşme, Seyahat- Travel içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | 6 Yorum

Alaçatı Kum Beach

(2018 senesi itibarı  ile dekorasyonu değişmiş, ismi  Plage Isolee olmuştur.)

Temmuz ayında Alaçatı’nın güzel koylarından birisi “Kum Beach” olarak hizmete girdi…
Demirhisar ailesinin işletmesinde Kum Beach’i önceki senelerde Çeşme taraflarından zaten bilen müdavimleri olarak yeni yerinde yine şeker detayları ve relax konsepti ile bu sefer Alaçatı koyunda kucakladık 🙂
Kendini evinde hisset, rahat et, kasmadan,triplere girmeden denize gir, tanıdık ortamda bulun, güzel yemek ye, tüm bunları bir arada Kum Beach’te bulduğumuz için tabii ki bu yazın gündüz gidilecek ve denize girilecek yeri olarak Kum Beach’i ilan ediyoruz.
Geniş çimlik alanlar ile kumun bir arada olması çocuklar açısından da güzel bir eğlence haline geliyor.
Masa yerine sebze kutuları, şezlong olarak palet üzeri minderler, garsonların kovalarla içecek taşıması, soyunma alanları olarak kızılderili çadırlar tipi çadırların kurulmuş olması gibi basit ve ekonomik malzemeler ile hoş ve keyifli bir ortam sağlanmış.
Merak eden olur elbet: localar, çardak ve şezlonglar ücretli. Otopark ise ücretsiz.
Denizin güzelliğini tarif etmeye imkan yok. Buz gibi Alaçatı denizi.
Açılış-kapanış saati gibi mevhumlar yok. Ne zaman başlarsa ne zaman biterse.
En güzel saatleri ise 18:00den sonra. Alaçatı’nın kalabalığından ziyade deniz kenarı keyifli bir yemek yemek istiyorsanız en güzel yerlerden birisi Kum Beach. Drink ve hafif bir yemek için tavsiyemdir.


Duş başlıkları dikkate değer…Çok yaratıcı buldum :)Küçük detaylarla hoş farklar yaratmaya örnek.


Bizleri bekleyen salıncak localar…Haftasonları rezervasyon yapılması öneriliyor…


Kum Beach yemek alanı


Şemsiye altı güneşlenme birimleri. Hafta sonları eğer denizin hemen dibindekilerde yer almak istiyorsanız yine rezervasyon yapmanızda fayda var.

Burası nasıl tarif edilir…Alaçatı Marina ve sörf okullarını geçiyorsunuz, Seaside’a doğru ilerliyorsunuz. Zaten sık aralıklarla Kum Beach tabelaları sizi alana götürüyor.


Denizde 3 adet olarak görülen bu tekneler hem sınır belirliyor hem de Kum Beach müşterileri için alternatif deniz üstünde güneşlenme imkanı sağlıyor.


Burası da deniz üstündeki tek loca…Kalabalıktan kendinizi yalıtmak isterseniz adresiniz burası.

2015 senesi Kum Beach, başka bir işletmeye devredildi.

kumbeach (3)kumbeach (2)kumbeach (1)

 

Alaçatı - Çeşme, Seyahat- Travel içinde yayınlandı | , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Alaçatı Dünyası

Çeşmenin popüler beldesi Alaçatı sokakları gezimizi bugün başlattık. Her sene yeni açılan mekanları en iyisi gezerek keşfetmek, kimsenin olmadığı saatlerde mekanları boş olarak görmek, mekan sahipleri ile kahveleri yudumlayarak nasıl hazırlandıklarını dinlemek gibisi yok.
Sadece mekanlar değil, eski, el atılmayı bekleyen yerleri keşfetmek, eskiden sokakların ne durumdan bugünlere dönüştüğünü görmek çok zevkli.
Önce renkli kumaşları ile ünlü “Lisa Corti” mağazasını geziyoruz…Facebook’tan gelen reklamları ile gezilecek görülecek mekanlar listesine aldığım mağaza hakikaten de çok şeker dekore edilmiş.

Mağazanın sahibi Carolina Telese Okman ile kahvelerimizi yudumlayarak minik avlusunda sohbet ediyoruz.
Carolina mağaza arayışı sırasında hem metrajı büyük hem de çok yoğun olmayan bir sokakta yer bulmayı hedeflemiş, burası daha önceleri bir ahırmış,sonrasında yandaki bina ile birleştirerek büyük bir mekan haline dönüştürmüş. Dekorasyonu kendisine ait. Lisa Corti markasının birbirinden renkli muhteşem kumaşlarını ön planda tutmak amacı ile yer ve duvarları nötr renklerde bırakmış.Mağaza Nisan 2011’de açılmış.

Her sene Alaçatı ot festivali ile açılıp Eylül sonunda kapanıyor. Yastık, yatak örtüsü, perde, döşemelik kumaşlar, kaftan,pareo, çocuk kıyafetlerinden oluşan renkli bir seçki sunulmuş.
Lisa Corti markası haricinde Simple Life, Rare Blossom, Zeynep Erol takıları, Pandore desgn çatal-bıçak takımları ve kendi tasarımları Sole di Capri marka seramikler de ayrı bir ürün yelpazesi olarak zenginlik katıyor.

Carolina sokak hayvanları konusunda da oldukça hassas ve duyarlı.
Çeşme barınağına da bir grup hayvansever ile sponsor oluyor. Bakımları ve beslenmeleri ile yakından ilgileniyor. Bu konuda koskoca Çeşme’de sadece Sheraton, Radisson ve Altınyunus’tan yemek artıkları topladıklarını belirtiyor. Fakat bu artıklar kış döneminde düşüş gösterdiği için hayvanlar için yeterli gelmiyor. Her zaman sponsorlara ve bağışçılara ihtiyaç duyulduğunu önemle belirtiyor. Şu anda barınakta 850 hayvanın bulunduğunu öğreniyorum…Her yaz çevre beldelerden kamyonlar dolusu başıboş hayvanın sokalara bırakılmak üzere getirildiklerini, üstüne yazlıkçıların ardında bırakılan köpekler ile baş etmeye çalıştıklarını anlatıyor. Böylece kısırlaştırma bile sürekli artan popülasyon ile yetersiz hale geliyor…
Tüm hayvanseverlerin dediği gibi ” BAKAMAYACAĞINIZ HAYVANLARI ALMAYIN!ALDIĞINIZ HAYVANLARI SOKAKLARA ATMAYIN!ONLAR BİRER CAN, BİRER DOST!”

Lisa Corti
Tokoğlu mahallesi 2000 sokak No:8 Alaçatı
232 7169896


Oradan yürüyüşümüze devam ediyoruz.
Az ileride açılışı Cumartesi günü gerçekleşecek olan “Çakıl” mağazasına uğruyoruz.
Seramik sanatçısı Serim Turaçlı ve Ogün Özboyacı ortaklığında açılacak mağaza özel, farklı, dekoratif ve fonksiyonel objeler seramik tasarımlarla dolu. Dekorasyona meraklılar için özel bir mağaza…

Mağazanın dekorasyonu ortaklara ait. Nisan ayında burasını bulup Temmuz ayında hazır hale getirmişler.
Dekorasyonu zamanla spontane olarak geliştirmişler.


Çakıl
Hacı Memiş mahallesi
2000 sokak, No:25/1 (Jandarma sokağı) Alaçatı
532 2645598

Yürüyüşümüze devam ediyoruz…

yenilenmeyi bekleyen evler karşımıza çıkıyor…


Camgeran-Eskici dükkanı
Tokoğlu mahallesi, 1017 sokak, No:2 Alaçatı
532 2838523


Yıkılmak üzere tadilatı bekleyen bir ev daha…


Geçmişi 2 sene öncesine dayanan, benim daha yeni keşfettiğim “Asma Yaprağı” oldukça popüler ve yemekleri ile ünlü bir restorant.


Mutfağına şöyle bir gözatıp akşama yapılan hazırlıklara şahit oluyoruz…

Asma Yaprağı
Tokoğlu mahallesi 1005 sokak No:50 Alaçatı
232 7160178
http://www.asmayapragi.com.tr


Asma Yaprağının hemen yanında yer alan Tango Antik ismini sahibi Sırrı Turaçlı’nın tango merakından almış.
Antikacı dükkanı demeye bin şahit, derli toplu, tertemiz, herşeyi görebileceğiniz ve bulabileceğiniz bir dükkan.
Sırrı bey de sattığı tüm ürünleri tanıyan,bilen bir kişi olunca keyifli ve bilinçli bir alışveriş yapabileceğiniz bir yer çıkıyor ortaya.

Tango Antika
Tokoğlu mahallesi 1005 sokak No:48/B Alaçatı
535 3604230


Tango antikanın yanındaki evin çıkması dikkatimi çekiyor…Evin sahibi teyzemiz mekan ihtiyacını 1 katta bir çıkma yaparak karşılamış ve burasını mutfak alanı olarak kullanmış…Toplumsal ihtiyaçların bireysel bazda giderilmesi hususunda kaydadeğer bir çözüm 🙂


Isla Bonita, şirin mi şirin bir hediyelik eşya dükkanı. Mağaza sahibi Gülfem Kessler aynı zamanda film setlerine dekorasyonda ürün verdiklerini söylüyor.
İsla Bonita
1005 sokak No:1 Alaçatı
232 7166926
http://www.alacati-islabonita.com

Turlarımız devam edecek…

Alaçatı - Çeşme, Seyahat- Travel içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Alaçatı Pazarı


Çeşme’nin her sene daha da “in” hale gelen minik beldesi Alaçatı’nın Cumartesi günleri kurulan pazarı da gidilesi etkinlikler kapsamına hemen alınabilir.
1 gece önceden kurulmaya başlanan pazaryeri sabah saat 08:00 itibarı ile dolmaya başlar.
E Çeşme’ye gelmişken 8de orada bulunacak değiliz ama kalabalık fazla artmadan yani saat 10 civarı orada olmak pazarı hızlıca gezmek ve herşeyi rahatlıkla görebilmek açısından doğru olur.
Bir kere artık marketlerden meyve-sebze alınmaz. Meyve-sebzenin tarladan yeni toplanmış halini pazarda bulursunuz. Hem taze hem de lezzetli. Pazarın üstünün kapalı olduğunu, güneşe maruz kalınmayacağını belirtmemde fayda var. Fakat öğle saatlerine doğru yoğun kalabalıktan dolayı tente altı bile çok sıcak oluyor.
Tavuk ta artık marketten,kasaptan alınmayacak hale geldi. Malum tavuk değil antibiyotik satın alıyoruz. Bu sebeple ya “organik” ürün satan marketlerden “organik tavuk” alıyoruz 20 TL’ye, ya da böyle pazarlardan kümesten çıkmış, taze kesilmiş tavuklar…
Yani pazar yerleri artık etin de tazesinin-doğalının alınacağı yer haline geldi.

Alaçatı pazarına önce çiçekçiler arasından giriş yapıyorsunuz. Sonra sırasıyla manavlar, sonra kıyafet ve züccaciyeciler geliyor. Yok yok tabii.


E tabii teknolojiye ve yeniliklere daima ayak uydurmak lazım. Elbette sosyete pazarında nakit taşıyacak değiliz ya!


1 liracıları da çok severim, acaba gereksiz ne alsam diye 1 saat incelerim.
Buraları bence tasarımcılar için de bulunmaz nimet. Baktığın ürüne başka ne fonksiyon yüklenebilir? mesela tel askılar fotograğ asmak için ve ayakkabı asacağı olarak kullanılabiliyor. Tel askı ararken o ince telli modellerin artık üretilmediğini görmek beni üzdü 😦


Pamuk şeker hala var, hep te olacak sanırım…


Plaj çantasına yedek olarak atılan 15 liralık “taklit” gözlükleri ihmal etmeyelim lütfen!


İzmirimizin meşhur “bardacık”ları…Tam sezonu.


Germiyan köyünden Hasan usta’nın buğday ekmeği…Fırın ekmeği alacak değiliz ya!


Doğanın güzel renklerini…Pazarda gezmenin hoş detaylarından birisi birbirinden güzel renkleri birarada görebilmek.


Alışveriş arasında bir yemek yemeğe vakit ayıracağız elbet…Mini masa ve sandalye takımı ile ciğercimiz de aramızda!


Organik köy yumurtası, dikkatinizi çekerim 15 tanesi 7,5 TL.
Markette satılan organik yumurtanın 4 tanesi 6,5 TL. Haberiniz ola!


Pazarda balıkçımız da var elbet. Lakin şu midye işine hep bir korku ile bakmışımdır…Sarılıkla midye kelimelerini denk tutarım.


Pazarımızda su kaplumbağası, tavşan, civciv ve ördekler de mevcuttur. Ördek yavrularını hakkaten görmek lazımdı, ne şirin şeyler!


Refik’in bahçesi…Pazar alışverişinin arasında bir nefes alıp çay içmek veya alışveriş öncesi kahvaltınızı edip enerjinizi toplayıp devam etmek isteyenler için şeker mi şeker bir adres…


Refik amcadan dekoratif ataklar…


Refik’in reçelleri…Sağda oturan adam formundaki kot pantolon içine doldutrulmuş toprak ve ortaya çıkan saksı konseptini lütfen görmezden gelmeyelim.


Renkli terlik modellerini es geçmeyelim. Son trendler burada!


Peştemal modası hala gündemde!


Mutfak önlükleri rengarenk!


Trendy T-shirtler!


Ne alırsan 1,5 Lira! Ucuz satıyom arabada yatıyom! Yeni evlenenlerden para almıyom!
İdris Demirtaş 10 senedir Alaçatı pazarına geliyor. Mesleği pazarcılık. Tüm sayfiyelerdeki pazarları takip ediyor, katılıyor.
Komik cümlelerle bezenmiş pazarlama taktikleri ile müşterisini kendisine çekiyor. Eliniz boş geçemiyorsunuz yanından.


Pazarı gezerken nohutlu pilav yiyebilirsiniz…


Sebze ve meyvelerinizi özel şekillerde kesmek için alet arayışında olanlar için…


Çiçekçilerimiz…


Kavun dediğin traktör sırtından alınır.


Bahçe ve balkon akseusraları bölümü…

Pazar maceramızı 1 adet pembe rengine hasta olduğum ve bana her seferinde Alaçatıyı hatırlatacak cezveden hallice mini tenceremle noktaladık.

Alaçatı pazarını gezmeden tatil yaptım demeyin :)))

Alaçatı - Çeşme, Seyahat- Travel içinde yayınlandı | , , , , , ile etiketlendi | 1 Yorum

Gelibolu…

Türkiye’de yaşayan herkesin bir gün mutlaka ziyaret etmesi gereken en özel şehirlerinden birisi Çanakkale’dir.
Tarih derslerinde okuduklarımız ve televizyonlarda belgesel olarak izlediğimiz görüntüler burada yaşananları anlamak için yetersiz kalır.
Gelibolu yarımadasını ziyaret ettiğiniz zaman yürüdüğünüz her yerde gördüğünüz şehitliklerin haricinde tespit edilemeyen veya bulunamayan şehitlerin yattığını bilmek Mehmet Akif Ersoy’un İstiklal Marşı’ndaki “Bastığın yeri toprak diyerek geçme tanı, düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı” dizelerini akla getiriyor ve bunu içten hissettiriyor…
Gelibolu yarımadasını bir rehber eşliğinde gezmek, tarihi bilgilerinizi güncellemek ve nereye baktığınızı iyice anlamanız açısından şart.
Gelibolu yarımadasının doğası da gerçekten çok güzel, 1915’te kana bulanmış kıpkırmızı iken bugün her yer yemyeşil ve şehit kanına referans edercesine kırmızı gelincik çiçekleri ile kaplı. Oldukça bakımlı ve dinlendirici…Belki de bu dinlendirici etkisi bir tesadüf değil…

Şehitliği 360 derece görebileceğiniz web sitesi:
http://www.360tr.net/17_canakkale/gelibolu/mehmetcik_sehitler_abidesi/index.html


Çanakkale şehitler abidesine puslu bir günde uzak tepelerden bakış…

Anıtın kapladığı alan: 625 metre kare
Ayak sayısı (sutun sayısı): 4 adet
Ayaklar arasındaki mesafe:10 metre
Bir ayağın ebadı: 7.5×7.5 metre
Anıtın kadisinden itibaren yüksekliği: 41.70 metre
20.08.1960 tarihinde açılışı yapılmıştır.

4 sütundan oluşması uzaktan bakıldığında Mehmetçik’in M harfini sembolize etmesi ve yurdun dört bir yanından askerlerimizle mücadele edilmiş olmasını temsilen yapılmıştır.


Mustafa Kemal Atatürk’ün tüm şehitler adına yaptığı bu konuşma dünya milletlerine ve şehitlerine olan saygısını olağanüstü dizelerle ifade etmektedir.


1.650 adet mezar taşında kimliği tespit edilmiş şehitlerimizin ismi yazmaktadır.
Her mezar taşında 36 adet şehit ismi yer alır.O zamanlar soyadı yoktu, şehit isimleri Mustafa oğlu Mehmet şeklinde verilmiştir…
En fazla şehidi Bursa ilinin verdiği görülmektedir…

Mehmet Akif Ersoy’dan Çanakkale şehitlerine…


Beldelere göre şehit adetleri

Dur yolcu, bilmeden gelip bastığın,
Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.
Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın,
Bir vatan kalbinin attığı yerdir!.

Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda,
Gördüğün bu tümsek Anadolu’nda
İstiklal uğrunda, namus yolunda,
Can veren Mehmed’in yattığı yerdir!

Bu tümsek, koparken büyük zelzele,
Son vatan parçası geçerken ele,
Mehmed’in düşmanı boğduğu sele,
Mübarek kanını kattığı yerdir!…

Düşün ki haşrolan kan, kemik, etin
Yaptığı bu tümsek, amansız, çetin,
Bir harbin sonunda bütün milletin,
Hürriyet zevkini tattığı yerdir!…

NECMETTİN HALİL ONAN


Askerler hep yaşlı gösterilmiştir. Halbuki hepsi genç askerler idi. Yaşlı gösterilmesinin ardında savaşın yorgunluğunun, mücadelenin zorluklarının, evden uzak kalmanın özleminin ifade edilmeye çalışıldığı düşünülmektedir.


Seddülbahir V Beach mezarlığı

Seddülbahir V Beach mezarlığına Yahyaçavuş şehitliği ve Ertuğrul Tabyalarından bakış


Helles Abidesi


Yahyaçavuş şehitliği ve Ertuğrul Tabyaları


Yahyaçavuş şehitliği ve Ertuğrul Tabyaları


Salim Mutlu müzesi
Türkiye’nin ilk özel savaş hatıraları müzesi…
Müze ile ilgili Habertürk kanalında çıkan haber:
http://tvarsivi.com/player.php?i=2012030611178


Saim Mutlu’nun hayat hikayesi


Savaş alanlarında bulunan Fransa piyade mermileri


Top mermilerinin içinden çıkan şarapnel misket çeşitleri


Çanakkale savaşından getirilen atlara ait nal çeşitleri ve Kerevizdere mevkiinde bulunan Fransızlara ait üç ayaklı kancalar


80 kilogramlık İngiliz top mermisi


Tarihçiler, “centilmenler savaşı” diye adlandırdığı kanlı Çanakkale savaşlarında esir düşmüş hasta düşman askerini sırtında taşıyan Türk erine rastladığı gibi, kendi suyunu resimdeki gibi yaralı Türk erine içiren Anzaklıları da görmek kabildir.


Müze avlusundan bir görünüm


Çanakkale savaşlarında şehit ve gazilere ait resimler
Burada resmi yer alan Müstecip Onbaşı Kılıçaslan’ın savaşın kahramanlarından olduğu söylenmektedir.
Çanakkale Savaşı’nda deniz topçu eriydi. Bu asker, 30 Ekim 1915 tarihinde [2][3] Kilitbahir’de nöbeti esnasında Çanakkale Boğazını geçmekte olan ve su üzerinde kulesi görünen Fransız denizaltısı Turquoise’ı 3. top atışında vurdu. Periskopundan vurulan ve karaya oturan Turquoise tekrar dalışa geçemedi. 28 mürettebatı, silah ve techizatıyla birlikte teslim oldu.


Çeşitli savaş sahalarında bulunan İngiliz ve Fransız askerlerine ait savaş düğmeleri


Anzak Anıt sitesi


Johnston’s Jolly mezarlığı


Türk askerleri tarafından kazılmış hendekler, yıllar içersinde yağmurlar ve toprak kaymaları ile değişime uğramaya başlamıştır…


Conk Bayırı, Mustafa Kemal’in saatinin parçalandığı yer

Çanakkale savaşı ile ilgili çekilmiş belgesellerden örnekler:

Seyahat- Travel içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Masumiyet Müzesi


Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk’un 2008 yılında yayımlanan romanı “Masumiyet Müzesi”ni okuyanlar kitapla birlikte müzenin oluşturulmakta olduğu bilgisini okumuşlardı. Hatta kitabın sonunda kitapla birlikte gelindiği taktirde müzenin ücretsiz gezilebileceğine de yer verilmişti.
Aradan geçen 4,5 sene sonra 28 Nisan 2012 tarihinde Çukurcuma’da yer alan müze kapılarını ziyaretçilerine açtı…
Müze, romandan esinlenerek kurulan ilk müze olma özelliği taşıyor.
Müzeyi kitabı okuyarak gezdiğiniz taktirde romandaki tüm bölümlerde geçen kurguları ve eşyaları görebiliyor, gerçeklik ile hayal dünyası arasında gidip geliyorsunuz. Romanı mutlaka okumanız gerekmiyor elbette ama bana kalırsa verilen emeği değerlendirebilmek ve yansıtılmaya çalışılan duyguları yaşayabilmek için romanın okunmuş olması ziyaretinizi çok daha keyifli hale getirecektir.
Romanın yazılmaya başlandığı 1990 senesinden itibaren Orhan Pamuk müzede yer alan tüm eşyaları çevresinden, ailesinden, eskicilerden toplamaya başlamış. Orhan Pamuk’un 3 sene mimarlık okumuş olması, genç yaşlarında ressam olmak istemesi ve resme olan kabiliyeti müzenin ince elenmiş sık dokunmuş detaylarında kendisini hissettiriyor. Detaylar gerçekten müthiş, öyle ki romanın içindesiniz, orada bir ziyaretçi olduğunuzu unutuyor, 2 kişinin aşkına sessizce şahit olan ve içten yorum yapan izleyicilere dönüşüveriyorsunuz. Müzeden hiç çıkmak istemiyorsunuz, hatta kimse orada olmasın, siz tek başınıza bu an’ı yaşayın istiyorsunuz. Gerçekten roman mı yoksa gerçek miydi yazılanlar diye şüpheye düşüyorsunuz.
Bina 4 kattan oluşuyor, ilk katta romanın ana karakterlerinden birisi Füsun’un içtiği 4213 adet sıgaranın sergilendiği duvar benim için obsesif bir tutkunun en çarpıcı örneği…Aşkın en tutukulu zamanlarında sevdiğimizin birşeyini saklamaz mıydık? Hepimizin sakladığı birşeyi vardır…

Her bir sıgaranın üstünde içildiği tarih ve o sırada yaşanan duygu, söylenen bir cümle veya içinde bulunulan durum minik notlar halinde yazılmış…

1.kata çıktığınızda romanın bölümlerini kutucuklar içinde görebiliyorsunuz, her bir kutucuk duygu yüklü, roman bana bir kasvet ve acı duygusu vermişti, müze de aynı şekilde o melankoliyi, özlemi yaşıyorsunuz…Geçmişi yaşatmakta eşyaların ne kadar büyük bir rol oynadığını görüyorsunuz…Eşya ile bağ kurmayan kimse var mı hep merak ederim…Eşyasız evler bana çok ruhsuz gelir. Minimalist dekorasyonlar her ne kadar alanları büyütüp bir ferahlık duygusu verse de bana içsel bir boşluğu da yansıtır.

Müzeden genel bir görünüm

Füsun’un elbisesi ve eşyalarından bir seçki

Aşk acısının anatomik yerleşimi, detaylar müthiş, daha güzel anlatılabilir mi bilmiyorum…

Bu lavabo nedense o melankoliyi, içsel acıyı en iyi gösteren sunumlardan birisi gibi hissettirdi. Lavabonun eskiliği, arka fondan verilen su sesi, traş aletleri (dedemi anımsattı) açık bir ruj…


4.katta yer alan romanın ana karakteri Kemal Basmacı’nın bu odasını görünce kalbinize bir ağrı giriveriyor. Yapayalnız ölen kır saçlı yaşlı bir adam hayal ediverdim, içim acıdı…

4.katta sol duvarda yer alan romanın taslakları, müzenin oluşum sürecinde kutucuklara yerleştirilecek objelerin sunum eskizleri

Romanın ilk anda vuran açılış cümlesi…Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum…


Giriş katından eski bahçeye çıkınca şimdi kütüphaneye çevrilmiş alana giriyorsunuz. Orhan Pamuk’un tüm eserlerini farklı dillerde almak mümkün…


Galatasaray Lisesi’nin yanından yürümeye başlayıp Tantom Kaptan Camii’sini karşınıza aldığınızda .Camiinin sağındaki Çukurcuma caddesinde ilerleyince az ilerde sol tarafta Masumiyet Müzesi karşınıza çıkıyor. Tüm mahalleli müzeyi size tarif ediyor. Masumiyet Müzesi o alanları tekrar bir ilgi odağı haline getirecek…Yakında restorasyon çalışmaları ve tavan yapan bina fiyatlarını duyar oluruz.


Müzeyi gezdikten sonra geçmişi ile ilgili bilgileri, tüm oluşum sürecini derlediği güzel resimlerle dolu bir el kitabı niteliğindeki “şeylerin masumiyeti” adlı kitabını almadan çıkmayın…

Masumiyet Müzesi ile ilgili Orhan Pamuk’la yapılmış yerli ve yabancı basında yer almış bazı videolar:
5N1K programında Masumiyet Müzesi tüm detayları ile Orhan Pamuk tarafından anlatılıyor.

Conversations with History
An evening with Orhan Pamuk
Orhan Pamuk 2006 senesinde Nobel ödülünü alırken
Masumiyet Müzesi’nin web sitesi:
www.masumiyetmuzesi.org

Kültür- Sanat / Culture-Art içinde yayınlandı | , , , , , , , ile etiketlendi | 2 Yorum

Milano Tasarım Fuarı 2012 / Lambrate

Milano tasarım haftasının Zona Tortona’dan sonra yükselen yıldızı Lambrate.
Üniversite öğrencilerinin ve genç tasarımcıların tasarımlarını sundukları enerjisi yüksek, yaratıcı bölgeden bazı örnekler…


Metro istasyonundan tasarım mekanlarına giderken kaybolunmaması için sokaklarda renkli noktalar ile yönlendirme yapılmıştı.


Cacophony Bell by Tord Boontje
İlk bakışta ne olduğuna anlam verilmeyen bu ürün, bir zil sistemi…Zili çaldığınız zaman tüm asılı ürünler hareket ederek veya birbirine çarparak uyarı veriyor…Sıradışı bir zil tasarımı.


Royal College of Art, Pia Wüstenberg , http://www.piadesign.eu


After the world was round, Yana Naidenov


Lee Broom tasarımı seramik altlıklı aydınlatmalar


Lee Broom tasarımı halı kaplanmış büfe ve avize içleri…


Lee Broom tasarımı kristal ampul aydınlatmalar


Lee Broom tasarımı gazete tutacağı

http://www.leebroom.com


Lambrate’nin en renkli alanlarından biri Ikea idi…Sunumları ile alışverişi teşvik eden yapısı, renkli ve güzel kumaşları ile İkea evimizin vazgeçilmez markalarından biri.


Aldo Cibic tasarımı Happy Carpets serisi


Dominic Wilcox’tan ziyaretçiler için geliştirdiği interaktif bir proje. Tek bir sandalyeye yapıştırma bantı ile eklenebilen birbirinden farklı sopalarla bir eser ortaya çıkarılıyor.


Peter Johansen-All good things come in three
3lü tabure seti


Christina Liljenberg Halstrom


Jo Meesters, Materra
toprak kap seti


Lennart Van Uffelen, Spiegel.01
Aynaya çakılmış çivi konsepti…Artık çatlayan,kırılan aynaları atmaya gerek yok.


Alanı gezenler için tasarlanmış, içki kasaları üzerinde oturma üniteleri…2 fonksiyon 1 arada.


Fabien Dumas, Tools light
Katlanan metrelerden yaratılmış aydınlatmalar


Rosenthal sunumu


Andrea Mancuso ve Emilia Serra
Tavana ve yere bağlı iplerin arasında yün iplikler kullanılarak yaratılmış kompozisyonlar…tek kelime ile muhteşem.


Andrea Mancuso ve Emilia Serra

Andrea Mancuso ve Emilia Serra


Michel de Lucchi, Cavalcabo
varak çekmeceli dolap ünitesi


Maarten Baas, the empty chair


Katinka- Follow the white rabbit


Studio Thol


Galia Tammuz tasarımı bükülmüş seramik bardaklar


Denis Drouet


Jamie Wolfont, communicable seats


Tyson Atwell, Terra light


Brick Biotope
Doğal görünümlü duvarlar yaratmak, duvarlarda yeşillik yetiştirebilmek ve doğadaki canlılar için barınaklar yaratmak için tasarlanmış özel tuğlalar


Eski püskü bir imalat atölyesi teşhir alanına çevrilmiş…

http://www.venturaprojects.com/

Tasarım-Dekorasyon-Mimarlık-Design-Decoration-Architecture içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | 1 Yorum

Milano Tasarım Fuarı 2012 / Brera

Milano Tasarım haftasının şehir ayağının birisi BRERA bölgesi. Buradaki sokaklarda, mağazalarda ve muhteşem binaların avlularında sergiler fuar kapsamında yürütülmekte.
Tarihi binaların içinde bu sergileri gezmek ayrı bir zevk, hem kültür turu yapıyorsunuz hem de yeni ürünleri görüyorsunuz.


& CO


Clan Cafe mağazasından bir görünüm


Pamar sergisi


Guzzini mağazası, bu renkleri görüp te eli boş çıkmak mümkün mü?


Moroso showroom


Moroso kanepe


Grafiti tasarımcıları işbaşında!


Academia di Brera


Academia di Brera


Swell, The looking glasshouse

The Secret Garden, Barovier Toso ile Paola Navone- Citco ile Zaha Hadid

Bahçe içersinde yerleştirilmiş aydınlatmalar ve büyük mavi kubbeler


Mavi kubbelerin içi aluminyum folyolar ile kaplanmış ve muhteşem Barovier Toso aydınlatmalar asılmıştı.


Renault marka Twizy Z.E modeli yeni elektrikli araba, sokaklarda ziyaretçilerin test sürüşüne sunuldu…

Muhteşem tarihi yapıların avluları içindeki bahçe mobilyaları firması RODA sergisi de harikaydı!


Manfredi kuyumcu mağazasından muhteşem bir parça…

Tasarım-Dekorasyon-Mimarlık-Design-Decoration-Architecture içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Science Museum / Milano

Milano Tasarım haftasının duraklarından bir tanesi de Leonardo Da Vinci Bilim ve teknoloji müzesi idi…
Tom Dixon’un nefis aydınlatma labirenti içersinden geçerek müzeye ulaştık.
Nefis bir bina içersinde hem sergi hem parti birarada idi.
http://www.museoscienza.org/english/


Boca De Lobo, Versailles Sofa

Boca De Lobo, Versailles Sofa


Stefano Sciullo


Sebastian Herkner


Tristan Cochrane


psk


http://www.ashleytemudo.com


Kağıt bölücü duvarlar, aşağıdaki gibi açılarak çeşitli mekanlar,koridorlar yaratılabiliyor…


17.yüzyıl İtalyasında manastıra ait bir eczanenin rekonstrüksiyonu

Kültür- Sanat / Culture-Art içinde yayınlandı | , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Milano Tasarım Fuarı 2012 / Satellite



http://www.cosmit.it/tool/home.php?s=0,2,67,71,82
Milano mobilya fuarının önemli bir etkinliği Satellite bölümüdür. Bu bölümde gelecek vaad eden, en prestijli tasarım okullarından gelen 700 kadar genç tasarımcı fuarı ziyaret eden işverenler ve firmalarla buluşturularak bağlantılar sağlanmaktadır. Burada sergi gerçekleştiren gençlerin büyük bölümü geleceğin büyük tasarımcıları arasına girmektedir.
Sergiledikleri tasarımları genelde prototip olmaktadır. İşte 2012 senesinden bazı tasarımlar…


Vogelius Müller


Vogelius Müller


Thomas Schnur / Rubber Table


Pedro Paolo Franco


Studio Baag


Ciclus


Lukas Dahlen


My Concrete Garden


Anne Boenish&Steffen Schellenberger


Nicole Tomazi


Nicole Tomazi


Central Academy of Fine Arts


Central Academy of Fine Arts


Art Future Design School


Addictlab.com


Yoy


Nika Zupanc


Design Soil


Tomomi Naito, Bookend


Johan Lindsten


Doris Darling


Rooms-Georgia


Hanseo University


Veronica Posada, Clip for bread


Nobu Miake, vase for dried flower


Fresh from the mint


Rooms

Tasarım-Dekorasyon-Mimarlık-Design-Decoration-Architecture içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Milano Tasarım Fuarı 2012 / Zona Tortona

Milano Tasarım Fuarı etkinlikleri fuar alanı haricinde şehrin çeşitli bölgelerine de yayılmıştır. Bunlardan bir tanesi Zona Tortona bölgesidir.
Burada yer alan mağaza, cafe, hotel ve sergi alanlarının tümünde mutlaka bir ürün sergisi görebilirsiniz. Bilinen firmalarla birlikte gençlerin de ürünlerini sergiledikleri karma bir alandır. Gece geç saatlere kadar sergileri gezmek mümkündür.
Bu sene yeşil dünya konsepti ön plana çıktı. Gerek uyarılar, gerek öneriler ile dünyamıza daha duyarlı olma, çevreyi koruma, geri dönüşümlü malzemeler kullanma üzerine çok değinildiği gördük.
Elektrikli arabaların bolca reklamı yapıldı, yakında hepimiz kullanmaya başlarız artık.


Tortona’nın köprüden itibaren olan cadde girişindeki cafe-restorantlardan birisi…


Ayakkabı mağazalarından birisinde görüp şeker bulduğumuz plastik çocuk ayakkabıları


Üstüne süslü ve renkli plastik bayan ayakkabıları…süper!


Sergi alanlarından bir tanesinde yer alan, zamanında çok popüler olan tekrar gündeme gelmiş espadril sergi aracı…


Flos aydınlatma markasından Drop aydınlatma

Luca Gnizio’dan farklı çalışmalar…
Sanatçı, doğaya-insanoğlunun doğaya verdiği zararlara, hayvan ve bitki örtüsündeki değişimlere referans verir.
Chaise Longue for desert

Wildfor lamp

Book for bottles chaise lounge

For last drop
Toprak kullanılarak yapılmış sandalyede, kuraklığa rağmen yaşam savaşı veren bir tanecik bitki ve son su damlaları yansıtılmıştır.

Eleonora Weiss tasarımı el yapımı keçe çanta tasarımları.

Rustiklegno markasından “Panca Mollaro” isimli mandal sehpa

mybitedesign.com grubundan canavar desenli, keçe malzeme IPhone ve Ipad çantaları

Stand alanını eski kapı ve panjurlar ile belirlemiş, dönüşümlü malzeme kullanımı üzerine çalışmalar yapan Controprogetto grubu
http://www.controprogetto.it/menueng.html

Epoksi zemin, beyaz duvarları, ortada bırakılan tesisat sitemi ve ürün seçkisi ile endüstriyel havada, hoşuma giden “Merci” mağazasından bazı görüntüler…

Paola Navone’den sınırlı üretim aydınlatma tasarımı


Tahtırevalli masa…


Üstüste ince yastıklardan oluşmuş sandalye-puf takımı


Kutuların hepsinin altında ayakları bulunmakta, ister tek başına bir ünite olarak, ister üstüste bir çekmece grubu olarak kullanılabiliyor.


Studio RIK TEN VELDEN’den örgü sandalye ve aydınlatmalar


Knappe Buttons by Tjimkje de Boer (Düğmeden esinleniş…)


Zeytinyağı ayarlayıcısı


Örgü yünlerinin olduğu gibi atkı olarak kullanılma fikri çok iyi!

***NHow otelindeki sergilere geçiyoruz şimdi…

Haut Material firmasından özel tasarımlar…

kibrit çöpünden esinlenilmiş Luca Pegolo tasarımı Fiammifero masa

Belden sıkılmış kemer konseprinden esinlenilmiş ahşap kolon sculptor Holzknecht tasarımı Vitastretta


Otel lobisinin aydınlatmaları


Asansör alanı önü zemini alt katı gösteren cam, duvarlar ahşap parke kaplama, kromaj asansör çerçeveleri ile şık bir ambians yakalanmış.


Boutique Studio’dan Stork Collection dış mekan saksı grubu


Arken SPA firmasından farklı kumaşlardan rengarenk puf modelleri


Yarı bilardo masası, yarı yemek masası tasarımı…fanatik bilardocular için olsa gerek 🙂


Pleksiden yapılmış sandalye-kitaplık , HE Mu & ZHANG Qian tasarımı


Sun Yun tasarımı 3lü oturmalı bank, örgü oturma yeri ve ahşap konstrüksiyon


Wenzhou Opal furniture Co. tasarımı ahşap, deri bank


Song Tao tasarımı ahşap oturmalı ve metal bambu ayaklı bank


Wang Shanxiang tasarımı burulmuş ahşaptan bank


Naohiko Mitsui tasarımı Hanger Lamp

Tasarım-Dekorasyon-Mimarlık-Design-Decoration-Architecture içinde yayınlandı | , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın