ozzdsign by Özlem Özsaruhan

Özel tasarım, yaratıcı, esprili, her yerde bulunmayan, sıradışı ürünler arayanlar için yepyeni bir adres “ozzdsign” !
Markanın yaratıcısı, tasarımcısı ve uygulamacısı Özlem benim de çocukluk arkadaşım. O kadar keyifli ürünler tasarlıyor ki hakkında yazamadan edemedim.
Özlem, grafik tasarımcı ve iç mimar. İtalya ve Amerika’da eğitimini tamamladıktan sonra İstanbul’a taşınarak burada öncelikle grafik tasarım alanında firmalarda çalıştı, sonrası da freelance çalışmalarına devam etti. Geçen senenin sonunda artık kendi markamı yaratma vakti geldi diyerek kendisini yansıttığı, her bir tasarımında kendisini ifade edebileceği OZZDSIGN markasını yarattı.
Kurumsal kimliğinden, içeriğine, ürün seçkisinden, web sitesine, en ince ayrıntısına kadar her bir tasarımı Özlem’e ait renkli ve ilham verici markasını hepimizin beğenisine sundu.

Özlem çocukluğunda t-shirt baskıları ve incik boncuk tasarımları yapan, sürekli takıp takıştıran, hiçbir zaman normal günlük bir kıyafette göremeyeceğiniz, illaki de kıyafetine enteresan bir aksasuar takan, her daim saç modelini ve rengini değiştiren şen şakrak neşeli bir kişiliktir. Evine geldiğinizde her yeri inceleme ihtiyacı duyarsınız, her bir noktada tasarım bir ürün, esprili objeler görebilirsiniz. Renkleri çok sevdiği için de herşeyi rengarenktir. Susuz yaşayamayan, evimize geleceğini duyunca evi damacanalarla donattığımız arkadaşımın yanından eksik etmediği her yere taşıdığı su şişesine bile kıyafet geçirilmiştir.

Özlem, yeni markasını yaratması ile birlikte evinin bir bölümünü showroom ve tasarım alanı haline çevirdi. Şapka takmayı çok sevdiği için tasarım çalışmalarına şapkalarla başladı. El emeği-göz nuru dediğimiz şapka tasarımlarının her birini tek tek atölyesinde kendisi yapıyor. Şapka tasarımları yanında t-shirt, takı, dekoratif ev eşyası,önlükler, çantalar, ayakkabılar da ürün yelpazesi içersinde.

İşlerine 2011’deki Bebek festivaline hazırlanarak başladı. Festival sırasında gelenlerin ilgisi ve talepleri doğrultusunda işlerini geliştirdi ve piyasada bulamadığı, görmediği ürünleri tespit ederek ise ürün yelpazesini şekillendirdi.

Ürünlerinin en önemli özelliği elde yapılıyor oluşu. Bu sebeple hiçbiri birbirine benzemiyor. İstek üzerine kişiye özel tasarımlar da yapıyor.

Özlem, özellikle giysilere aksesuar tasarlamayı seviyor çünkü kendisine göre aksesuar elbiseyi tamamlıyor. Genel anlamda da aksesuarlarda yaratıcılık görmediği için bu konuya odaklanıyor.

Ürünleri her zevke göre. Sıradışı tasarımlar yanında daha güncel giyilip takılabilecek ürünleri de görebiliyoruz.
T-shirt ve şapkalarında günlük dilde kullanılan kelime ve cümleleri kullanarak ürüne espri katıyor. Özellikle Türkçe dili kullanıyor çünkü Türkçe’deki birçok kelimeyi başka dile çevirince ortaya anlamsız şeyler çıkıyor.
mesela “yersen” kelimesini başka dile çevirince Türkçe’deki anlamını karşılaması imkansız.
“biraz göndermeli sloganlar” kullanıyorum diyor.


“başımı döndürüyorsun” şapkası

Çocuklar için tasarlanmış ama bence yetişkinlerin de takabileceği kışlık şapka modeli

Futbolseverler için esprili şapkalar tabii ki unutulmamış!!! İşte sizlere FANATIK bereler!
http://www.funkywardrobe.net/2012/02/24/fanatik-bereler-hazir/

Bebekler ve çocuklar için ürün yok mu derseniz tabii ki var hem de en şekerleri, en komiklerinden!
http://www.ozzdsign.com/collections/baby-hats-0-3-years

Tüm malzemelerini sezonlara göre seçiyor, kullanıyor. Gittiği her yerden birşeyler toparlıyor, çizmeden içinden geldiği gibi yapıyor.

Tasarımlar kendine güvenen, bir stil çizgisine sahip olan, esprili her yaştan kişiye uygun ürünler.

Web sitesini oluşturma aşaması ve ürünlerin fotoğraflanması süreci çok zevkli geçmiş. Özlem birçok yakın arkadaşından ürün fotoğraflanmasına modellik yapmasını istemiş. Hem çok eğlenmişler hem de çok yorulmuşlar.


Merve :)))

Çekimler Merve’nin Riva’daki evinin bahçesinde, önceden hiçbir plan yapılmadan tamamen spontane bir şekilde, yakın arkadaşı fotoğrafçı Soner Ataş tarafından gerçekleştirilmiş. Soner de videolarda görülen Kerem de “evde yoktur”. Ortaya işte bu görüntüler çıkmış 🙂

Web sitesi gerçekten de çok keyifli, resimler şahane, tiplemeler süper, dolayısı ile ürün prezentasyonu harika!
http://www.ozzdsign.com/

Ürünleri web sitesinden sipariş edebiliyorsunuz veya illaki de görmek isterim diyenlerdenseniz Özlem’i arayıp randevu ile showrooma gidebiliyorsunuz.

Ayrıca blog yazıları da mevcut. Burada gezdiği yerleri, beğendiklerini paylaşıyor, görsel ağırlıklı paylaşımlar yapıyor.
http://www.funkywardrobe.net/

Haydi hep birlikte alışverişe!!!

Alışveriş - Shopping içinde yayınlandı | , , , , , , , , ile etiketlendi | 1 Yorum

Kelimelerin Gücü- Paolo Coelho

Ünlü yazar Paolo Coelho’nun kişisel blogunda 24 Şubat tarihinde alıntı olarak yayınladığı çok etkileyici bir hikayeyi burada paylaşmak istiyorum.

Ormanda oyun oynayan 2 genç kanguru çok derin bir çukura düşerler.
Dışarı çıkmak için zıplarlar ama çukurdan çıkabilecek kadar yükseklere zıplayamazlar.
Bu esnada büyük bir kanguru grubu çukur etrafında toplanmaya başlar.
Çukur çok derindir ve toplaşan kangurular çukurun içindeki 2 kanguruya buradan çıkmalarının imkansız olduğunu seslenirler.
Yaşlıca olan kanguru bu söylenen cesaret kırıcı sözleri duyar ve bir süre sonra mücadelesinden vazgeçerek uykuya çekilir. Genç olan ise daha da çaba sarf ederek zıplamaya devam eder.
Sonunda çukurdan çıkmayı başarır, izleyici kangurular şaşırır ve “sana çıkamayacağını bu kadar kez söylemişken neden çıkmak için daha da fazla mücadele verdin?”
Kısmen sağır olan kanguru şoka girer ve “hepinizi çukurun başında tezahürat yaparken görünce çıkmak için güç kazandım” der…

Kelimelerinizin başkaları üzerindeki etkilerini her zaman hatırlayınız.
PRIYA SHER

http://paulocoelhoblog.com/

Özellikle dost sıfatı altında veya aile bireyleri arasında herkese herşeyi söyleyebilmeyi doğal sayarız.
Ağzımızdan çıkanı kulağımız duymaz, düşünmeden dürüst olayım diyerek aklımıza geleni söyleriz.
İyi niyetle bile olsa herşeyin bir söylenme biçimi vardır.
Sarf ettiğimiz bazı cümleler bize gayet normal şekilde söylenmiş gibi gelebilir ama karşınızdaki kişinin gururunu, cesaretini, umudunu, heyecanını, mutluluğunu yerle bir edebilirsiniz.
Karşımızdaki kişinin içinde bulunduğu durumu da kendimize göre yorumlarız. Ama kendimizi o durum içine sokamayabiliriz.
Veya tam tersi kelimeleri öyle hoş bir biçimde ifade edersiniz ki karşınızdaki kişiye mutluluk, cesaret, özgüven, ümit verirsiniz…

Bu güzel hikayede de 2 türlü davranış anlatılmıştır.
Kangurunun birisi söylenenleri duymuş, olduğu gibi kabul etmiş, cesareti kırılmış ve mücadeleden vazgeçmiştir.
Diğeri ise kısmen sağır olmasından dolayı olayı farklı algılamış, güç bulmuş ve mücadele ederek hedefine ulaşmıştır.

Neden biz de destek olan, güç veren taraf olmayalım?

Kişisel Gelişim-Self evolution içinde yayınlandı | , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Sultanlar,Tüccarlar,Ressamlar

Pera Müzesin’de 21 Ocak’ta başlayan ve 1 Nisan tarihine kadar sürecek olan “Sultanlar,Tüccarlar,Ressamlar” sergisi Türk-Hollanda ilişkilerini aktarması ve resimler vasıtası ile bunları belgelendirmesi açısından oldukça hoş bir sergi.
Aynı zamanda eski İstanbul yalılarını ve dönemin yaşam tarzını anlatan fotoğraflar ise eski İstanbul ile günümüz İstanbul arasındaki büyük farkı gözler önüne sermekte. Dönemin muhteşem mimarilerinin nasıl yok olduğunu görmek aslında üzüntü verici…
Ahmet Hamdi Tanpınar bunu çok güzel bir şekilde kelimelere dökmüş…


Ölü Doğa, Gaspar Peeter Verbruggen


Müzede sergiye getirilmiş okul çocuklarını görmek çok keyifli idi. Okulların buna duyarlılık göstermeleri, çocuklara resmi, sanatı sevdirmeleri yaratıcılıklarını geliştirmek anlamında çok önemli.

“Kıyafet Resimleri Serisi”


Çavuşbaşı, Vanmour Okulu


Yeniçeri Ağası, Vanmour Okulu


Kapıcıbaşı, Vanmour Okulu


Valide Sultan, Vanmour Okulu


Sultan III.Ahmet, Vanmour Okulu


Sadrazam, Vanmour Okulu


Kapı Ağası, Vanmour Okulu


Arnavut Denizci, Vanmour Okulu


Kızlarağası, Vanmour Okulu


Çavuş, Vanmour Okulu


Silahtar Ağası, Vanmour Okulu


Bulgar Kadın, Vanmour Okulu


Kahveci, Vanmour Okulu


İstanbullu Rum Kadın, Vanmour Okulu


İstendil Adalı Kadın, Vanmour Okulu


Seçkin bir Türk kadınının loğusa odası, Jean Baptiste Vanmour


Türk Düğünü, Jean Baptiste Vanmour


Sadrazam’ın At Meydanından geçişi, Jean Baptiste Vanmour


Elçi Onuruna Sarayda verilen yemek, Jean Baptiste Vanmour


Sergiden genel görünüm


Yusuf Agah Efendi, Cal Fredrik von Breda


Vergennes kontesinin Türk giysileri içersinde portresi, Antoine de Favray, 1768


İngiliz elçisinin kızı tahtırevanda, Fausto Zonaro, 1896

Kültür- Sanat / Culture-Art içinde yayınlandı | , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Bir Ülke Değişirken / SSM

Sakıp Sabancı müzesinde yeni başlayan ve müzenin süresiz sergisi olacak “Bir Ülke Değişirken” sergisi Sakıp Sabancı’nın kendi koleksiyonundan derlenmiş.
Ülkenin resim sanatının başlangıç ve gelişme dönemine ait birbirinden güzel ve özel eserler ihtiva ediyor.
Osmanlı Döneminden Türkiye Cumhuriyetine uzanan modernleşme sürecini yansıtmakta.

Sergi alanında kullanılan renkler, eser seçkileri, prezentasyon şekli gayet hoş idi. Doğrusu sergiden pek te çıkasım gelmedi.
Günümüzün modern müzecilik anlayışında “audio” sistemi de çok yaygın olarak kullanılmakta.
Serginin yabancı kişiler tarafından da ziyaret edileceği düşünülürse audio sisteminin de getirilmesi iyi olabilirdi.
Ayrıca da genel kültür anlamında eserler hakkında biraz daha fazla bilgi sahibi olunması açısından da gerekli bir detay olduğunu düşünüyorum.
Sergi yeni başlamış olmasına rağmen müze dükkanında sergi ile ilgili ticari ürünlerin hazırlanmış olması da güzel tabii.
Sergi çıkışı o heves ile alışveriş yapmak, hediyelik almak keyifli oluyor.
Müzelerde pek te rastlanmamakla birlikte döneme ait fonda hafif bir müzik dinletilmesi de ortama hoşluk katabilirdi.
Tabloları aydınlatan aydınlatma elemanları çok başarılı değil…Tablolarda yansıma yapmakta…Daha profesyonel ürünler ile değiştirilmeleri doğru olabilir.


Şevket Dağ, II. Selim türbesi kapısı, 1909

Hachiko-Sadakatin Hikayesi


Şehzade Abdülmecit efendi, Camii kapısı, 1901


Osman Hamdi Bey, Arzuhalci, tarihsiz
Resimdeki ışık-gölge oyunları, süjelerdeki detaylar ressamın ne kadar detaycı ve iyi bir gözlemci olduğunu gösteriyor.


Osman Hamdi Bey, Kokona Despina, 1906
Yüzdeki detayların kusursuzluğu dikkate değer…adeta fotoğrafa bakar gibi bir hava vermekte.


Halil Paşa, Pembeli Kadın portresi, 1904


Feyhaman Duran, Celaleddin Arif bey portresi, 1907


Osman Hamdi Bey, Beyaz vazoda çiçekler, tarihsiz


Hüseyin Zekai Paşa, Yıldız parlı, 1897


Hoca Ali Rıza, Yeşil Mescit, tarihsiz


Ahmet Ziya Akbulut, İstanbul, 1918


İbrahim Çallı, hamakta uzanmış kadın, 1912


Feyhaman Duran, Beyaz Kotra, 1966


Namık İsmail, nude, tarihsiz


Halil Paşa, Nü


Fikret Mualla, Sokak-Beyaz, 1957


Ali Avni Çelebi, Topkapı sarayı, tarihsiz


Hikmet Onat, Oturan kadın, 1928


Cevat Dereli, Mevleviler, tarihsiz


Süleyman Seyyid bey, Portakallı natürmort, 1904

Sakıp Sabancı Müzesi
http://muze.sabanciuniv.edu/sayfa/bir-ulke-degisirken-2

Kültür- Sanat / Culture-Art içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Karaköy

Tophane/Karaköy ve çevresi gittikçe gelişmekte ve güzelleşmekte olan bir yer haline geldi.
Önceleri İstanbul Modern müzesi ile başlayan hareketlilik teker teker açılan cafeler, küçük tasarım dükkanları, sanat galerileri ve şimdi yapımına yeni başlanan oteller
ile devam etmekte.
Burası tam bir yatırım alanı haline gelmiş. Bütçesi olan ve farklı projeler geliştirmek isteyen mimarlar ve inşaat firmaları, tasarımcılar ve marjinal yaşamları benimsemiş yaratıcı kesim için ideal bir tasarım ve yaşam alanı haline gelmek üzere…Bundan 2-3 sene sonra burada yer bulmak zorlaşacak, fiyatlar da ciddi anlamda yükselecek hissindeyim.
Arka sokakları gezince birbirinden güzel ve eski yapıların nasıl da bakımsız ve ilgisiz bırakıldıkları görülebilir.
Halbuki bunların sahipleri veya firmalar tarafından restore edilmeleri, butik otellerin açılması dokuya daha büyük bir zenginlik katar, İstanbul’un yatak ihtiyacını da kısmen karşılardı.
Pek yakında bunları göreceğiz…


Karaköy sokaklarında karşımıza çıkan “Julius Meinl” cafe
Kemankeş Karamustafa Paşa mahallesi
Kara Ali kaptan sokak No:7
34425 Karaköy Beyoğlu
T: 212 243 69 93

Cafeden ilerlediğimiz zaman Selda Okutan’ın takı mağazasına geliyoruz. Çok keyifli ve yaratıcı takı tasarımları ile dolu mağazanın üretim atölyesini de oracıkta görmek mümkün.

Selda Okutan
Kemankeş mahallesi, Ali Paşa değirmeni sokak No:10/A
Tophane
T: 212 514 11 64


Atölye 11
http://www.atolye11.com
Mobilya, ipek yastıklar, takılar ve aydınlatma ürünlerini görebileceğiniz güzel bir tasarım dükkanı daha…

Fransız Geçidinde ise “Kağıthane” ve Bej cafe’nin içiçe olduğu mekana geliyoruz. Kağıthane’nin sahibi grafik tasarımcısı, içerisi esprili ve yaratıcı tasarımlarla dolu.
Keyifli bir hediyelik eşya dükkanı.

Kağıthane
Kemankeş caddesi No:11

Şubat 2012’de açılan haftanın 7 günü 8:30-20:30 arası açık olan OPS cafe şimdiden herkesin uğrak noktası olmuş bile…

Dekorasyonu Arketipo Design ortaklarından Esin Sözer’e ait. Esin hanım aynı zamanda cafenin sahibi Yasin Kalender’in de eşi. Dolayısı ile ortaya çok keyifli, pozitif enerjiyle dolu, zevkli ve kendinizi evinizdeymişçesine hissedeceğiniz güzel bir dekorasyon çıkmış.

Nutellalı meyveli dürüm spesyalitelerinden…Dürüm ekmeği Italya’dan geliyor…
Arnavut kahvaltısı ve kuru etli OPS kahvaltı tabağı nefis. Kuru etler özel olarak Boşnakların yaşadığı Yıldırım mahallesinden getirtiliyor.
Peynir çeşitleri, zeytin, zeytinyağı ve yumurta çevre köylerimizden getirtiliyor.


Mumhane caddesi, Nimet Han, 45/B
Karaköy
T: 212 245 0288
http://www.opscafekarakoy.com

Oradan Galeri İlayda’yı ziyaret ediyoruz. Galerinin solundan 5 daireden oluşan apart dairelere çıkabiliyorsunuz. “Karaköy Harbour Flats” olarak geçen bu daireler özellikle turistlere yönelik ve fiyatları son derece makul…

Sokak aralarında gezmeye devam ediyoruz. Şimdiki durağımız Galeri MANA.

19. yüzyıldan kalma bir un değirmeni bugün güzel bir galeri haline dönüştürüldü.


Galeri Mana
Kemankeş mahallesi
Ali Paşa değirmeni sokak No:16-18 Beyoğlu
http://www.galerimana.com

Şimdi de arka sokaklarda restore edilmeyi bekleyen güzel yapılara geldi sıra…

Seyahat- Travel içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Osman Hamdi Bey & Amerikalılar

Pera Müzesinde süregelen Osman Hamdi Bey ve Amerikalılar sergisi 8 Ocak 2012 tarihine kadar görülebilir…
http://www.osmanhamdibey.gov.tr


Pera Müzesindeki sergiden genel görünüm

Osman Hamdi Bey, Chamonard ve Carlier ile birlikte

Antiokhos’un başı, Mayıs 1883, Nemrut Dağı

Osman Hamdi Bey Antiokhos’u tasvir eden bir taş kabartmanın alçı kalıbını çıkarırken

Türbe Kapısı önünde iki kadın, 1883

Ab-ı Hayat çeşmesi, 1904

Camii kapısında, 1891

Camii kapısında eserinden detay görüntü

Nippur Tapınak sarayı kazısı, 1903


Agora’nın rekonstrüksiyonu, Francis H. Bacon,

Akropolisin planı, Francis H. Bacon

XVI no’lu mezarın perspektif görünümü, Francis H.Bacon 1882

Athena Tapınağının mevcut durum planı, Joseph T. Clarke

Sergi-Exhibitions içinde yayınlandı | , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Contemporary İstanbul 2011


Artapot, Happy hour

Jean Francois Rauzier, Babel II

Ali Alışır

Stefan Strumbel

Akın Yıldırım

Mauro Corda, Jeune

Mehmet Uygun

Sonat Çavuşoğlu, Ayrılamama 2

Tayfun Serttaş

Yaşam Şaşmazer

Ian Fabre, Kudu 2010

Esma Paçal Turam

Greta Frau

Richard Stipl

Devrim Erbil

http://www.contemporaryistanbul.com

Kültür- Sanat / Culture-Art, Sergi-Exhibitions içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | 1 Yorum

Masa ve Yaşam Sanatı sergisi

İstanbul Divan Oteli’nde KÜSAV tarafından 4.kez gerçekleştirilen “Masa ve Yaşam sanatı sergisi” farklı, özel ve yaratıcı sofralara meraklı herkesin ziyaret etmesi gereken hoş bir çalışma.
Cemiyet hayatında yer alan isimlerin ve markaların hazırladığı bu serginin ana sponsoru ASTAŞ Holding.
Ünlü isimlerin kendi evlerinde misafirler ağırladıkları zaman kullandıkları yemek takımları oldukça başarılı.
Beğendiğim bazı masalardan örnek çalışmalar…

Divan Oteli çalışması

BC Atelier çalışması

Merve Gürsel çalışması

Caroline Koç çalışması


Semahat Arsel çalışması

Serdar Gülgün çalışması

Rosenthal masası


Arzu Sabancı çalışması


Bektaşi Sofrası


Armani Casa

Luxuria

Divan İstanbul Elmadağ
Asker Ocağı Caddesi 34367 No:1 Şişli İstanbul
T: 0212 315 55 00
F: 0212 315 55 15
info.divanistanbul@divan.com.tr

Kültür- Sanat / Culture-Art içinde yayınlandı | , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

İzmir Doğal Yaşam Parkı

Doğal Yaşam Parkı, İzmir’e yapılan en güzel yatırımlardan birisi olarak algılanabilir. Oldukça büyük bir alana kurulu yaşam parkında çok keyifli bir gün geçirilebilir.
Her bütçeye uygun olarak düşünülmüş 50 kuruş ve 2,5 TL arası giriş ücreti ile park haftanın 7 günü ziyaretçilere açık. Şehirden uzaklaşmak, doğaya kaçmak, biraz yürüyüş yapmak, hayvanları izlemek, açıkhavada tazecik çay keyfi yapmak, kitabınızı alıp uzaklaşmak, dinleneceğiniz güzel bir gün geçirmek için gerçekten çok güzel bir kaçamak yeri. Açılış saatlerine denk gelirseniz kalabalıktan, çocuk gürültüsünden kurtulmuş olursunuz.


İzmirimizin merhum fili “Pak Bahadır” maalesef bu alanda keyif yapma imkanı bulamadı ama anısına mezarı parka taşınmış.
40 senesini vatandaş görecek diye minicik beton bir alanda geçiren filimize üzülmeden edemedim…
Neyse ki unutulmamıştı…

Engelli vatandaşlar için girişte temin edilebilen engelli arabaları ile parkı dolaşmak mümkün.
Engelli otoparkı da mevcut lakin daha ziyade duyarsız vatandaşlar tarafından girişe yakın olmak üzere istila edilmiş denebilir.
Nefis bir doğa, pırıl pırıl bir alan, bakımlı hayvan yaşam alanları ile eski Fuar hayvanat bahçesinden çok uzakta çok daha medeni bir park.
Hayvanların da uzaktan bakınca oldukça bakımlı olduğu, kemiklerinin sayılmadığı söylenebilir. Dolayısı ile hayvanseverler açısından da sevimli bir yer.

Begümcan ile Şubat 2011’de dünyaya gelen yavrusu “izmir”.

Siyah Makak

Benekli Sırtlan

Leylek

Ziyaretçilere en çok yaklaşabilen hayvan: Zürafa

Tek Hörgüçlü Deve

İzmir Doğal Yaşam parkı ile ilgili detaylı bilgi için:

http://www.izmirdogalyasamparki.org.tr/mainpage.aspx

Seyahat- Travel içinde yayınlandı | , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

İstanbul Modern- Sanat Bienali

TEKİNSİZ KARŞILAŞMALAR SERGİSİ
16 Eylül 2011-22 Ocak 2012

MELİSA ÖNEL, Başka zamandan bulutlar, 2009, Işıklı kutu

ÇINAR ESLEK,Dolayısıyla, 2009-2010

Istanbul Modern müzesinde Sanat Bienali kapsamında birbirinden güzel eserler yerlerini aldılar.
Özel yaklaşımlar, farklı konseptler, her nevi malzeme kullanılarak oluşturulmuş yapıtlar insanın hayal dünyasını genişletiyor.
Günlük yaşamdan sanatçı gözü ile farklı kesitleri görmek ayrı bir keyif.
http://www.istanbulmodern.org/


Kezban Arca Batıbeki,Kafes Projeleri 2, kitch oda projesi “nereye kadar?”

FATMA TÜLİN, Gezgin Parçalar 2007

SELMA GÜRBÜZ, Kibele 2008

CANDEĞER FURTUN, Suskunlar,1987

İPEK DÜBEN, Aşk Kitabı 1998-2000

ARZU BAŞARAN, Sınıf /Ihlal sergisinden 2005

HANDAN BÖRÜTEÇENE ,2008

GÜLAY SEMERCİOĞLU, 2010 (red tulip / sweet corn)

HALE TENGER,1990, Sikimden aşşa Kasımpaşa ekolü

AZADE KÖKER, Koltuk, 2009

Kültür- Sanat / Culture-Art içinde yayınlandı | , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Karşıdan Karşıya / Across sergisi

Sakıp Sabancı Müzesi’nde süregelen “Karşıdan Karşıya” sergisindeki eserlerden bazı özel görüntüler.

Kültür- Sanat / Culture-Art içinde yayınlandı | , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Alo Vale servisi

Alkollüyken dahi aracından vazgeçemeyen, gittiği yerde bırakamayan kişiler için çok güzel bir hizmet devreye girmiş…

Yemeğe çıktınız veya gece kulübündesiniz, alkol sınırlarını aşmışsınız ama aracınızı bulunduğunuz yerde bırakmak istemiyorsunuz…Alkol almayan bir arkadaşınız da yok yanınızda…Hemen “alo vale”yi arıyorsunuz. Tabii çıkmadan 1 saat önce arayın ki organize olabilsinler, 10 dakkada kapıya beklemeyin derim.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ufacık bir motorsikletle bulunduğunuz yere özel şöförünüz geliyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Motorunu katlayıp özel çantasına yerleştiriyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Motorunu arabanızın bgajına atıyor ve söför koltuğuna oturuyor, sizi gideceğiniz yere bırakıyor, oradan da motoru ile geri dönüyor…

Son derece güvenli ve güzel bir hizmet. Herkese tavsiye ederiz…Gideceğiniz yere göre ücret tarifelerini web sitelerinde görebilirsiniz.

www.alovale.com

Tel: 533 634 96 96

 

 

 

ekonomi, iş dünyası / economy &business içinde yayınlandı | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Patricia Piccinini- Beni Bağrına Bas

22 Haziran-22 Ağustos tarihleri arasında Beyoğlu Arter Sanat Galerisi’nde Patricia Piccinini’nin “Beni Bağrına Bas” isimli heykel,yerleştirme,desen ve video çalışmalarından özel bir seçkisini sunduğu oldukça etkileyici ve ilgi çekici sergisi ücretsiz olarak ziyaret edilebilir.

www.arter.org.tr

Çok ciddi emek gerektiren, son derece yaratıcı ve hayalleri zorlayan bu enstalasyonu sanatsever herkesin ziyaret etmesini , çocuklar için de çok ilgi çekici bir sergi olduğunu düşünüyor okulların öğrencilerini gezdirmesini öneriyorum.

Silikon, fiberglas, hayvan kürkü, insan saçı, polyester reçine, alçı , deri gibi birçok farklı malzemenin kullanıldığı bu heykelleri, özellikle insan formlarını gerçeğinden ayırt etmek imkansız. Müthiş bir detaycılık gözlenebilir.

Sergiyi gezerken faydalanılacak ufak bir el kitapçığının da hazırlanmış olması sanatçının eserlerini yaratırken yola çıktığı duygu ve düşüncelerini anlamamızda yardımcı olmakta. Resimler altındaki yazılar el kitapçığından alınmıştır.

Sanatçı hakkında daha fazla bilgi için kendi web sitesini ziyaret edebilirsiniz:

http://www.patriciapiccinini.net/

The Long Awaited 2008 / Beklenen

Foundling 2008 / Bulunmuş Bebek

 

 

 

Offspring 2005

Balasana 2009

 

 

 

The Welcome Guest 2011 / Davetli Misafir

Undivided 2004 / Bölünmemiş

 

 

Surrogate 2005 / Taşıyıcı

 

The Bottom Feeder 2009

Alttan Beslenen

 

 

 

 

 

Doubting Thomas 2006 / Şüpheci Thomas

Eulogy 2011 / Ağıt

The Embrace 2005 / Kucaklama

Gözlemci

 

Kültür- Sanat / Culture-Art içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Kelimelerin Gücü

Kelimelerini değiştir…Hayatını değiştir…

Istediğimiz şeylere ulaşmaya çalışırken kullandığımız kelimelerin ne kadar önemli olduğunu her zaman söylerler. Iş hayatımızda olsun, özel hayatımızda olsun ağzımızdan çıkan her kelimeye dikkat etmeli, özen göstermeliyiz. Herşeyi söylemenin güzel bir yolu vardır. Eleştirmeden, yargılamadan, rahatsız etmeden. Insanların insani yönlerine dokunduğunuz zaman en büyük etkiyi sağlarsınız.

Liderlerin, yöneticilerin, devlet büyüklerinin konuşma ve beden dili eğitimi almasının ardında yatan gerçek hep budur. İstenen mesajı doğru bir dille verebilmek.

Bazen şaşırırız başkasının söylediği şeyin aynısını söylemişsinizdir ama diğer kişi ardından kitleleri sürükler. Neden mi? Doğru sözcükleri kullanmıştır.

Buna çok etkileyici, güzel bir video geldi, bir kez daha düşünmeme sevk etti.

Kör bir dilenci sokakta dileniyor, yanında bir karton üzerine yazılmış “körüm, lütfen yardım edin” yazıyor. Birçok kişi yanından gelip geçiyor, kimisi paraları yere atıyorlar, fark etmiyorlar bile. Sonra bir kadın geçiyor, durup geri dönüyor ve kartonu ters çevirerek arkasına şu cümleleri yazıyor “çok güzel bir gün, ama ben göremiyorum”. Ardından geçen birçok kişi para bırakıyor. Adam da hayrete düşüyor. Biraz sonra aynı kadın geri dönüyor, adam kadına “ne yazdın?” diye soruyor. “Aynısını yazdım, ama farklı kelimelerle” diyerek uzaklaşıyor…

http://www.youtube.com/watch?v=Hzgzim5m7oU&sns=fb

Kişisel Gelişim-Self evolution içinde yayınlandı | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Satış yaparken dikkat edilmesi gerekenler

Son dönemlerde birçok mağazadan fiyat teklif alıyor ve değerlendiriyorum. Bazı durumlarda gerçekten şaşırıyorum acaba ben mi fazla şey bekliyorum yoksa piyasaya bir haller mi oluyor diye merak ediyorum. Geçen haftalarda fiyat teklifi nasıl hazırlanır diye bir yazı yazdım, yazmak zorunda kaldım çünkü karşıma gelen teklifler gerçekten olacak gibi değildi. Aynı kalitesizlik devam etmekte. Bu sebeple ben de sitemlerime devam edeceğim çünkü bu iş böyle olmaz diyorum.

Her yerde müşterinin ne kadar değerli olduğu ve önemsenmesi gerektiği yönünde yazılar okuyor, konferanslara gidiyoruz. Satış ekipleri eğitimlere gönderiliyor sonra piyasaya hazırlanıyorlar. Eğitim alan kişiler ile satış yapanlar sanırım ayrı…Firmalar satışlarını nasıl arttırabilecekleri yönünde danışman şirketlere büyük miktarlarda paralar akıtıyor ve düzelmeye çalışıyorlar. Ben bir müşteri olarak 1 ayda karşılaştığım birçok önemli noktayı burada paylaşacağım ki çok basit düzeltmelerle satışların nasıl pozitif yönde değiştirilebileceği görülebilsin. “Less is more” boşuna söylenmiş bir cümle değildir. En basit şeyler en büyük satışları etkiler. Basitten başlamazsanız büyük tabloyu göremezsiniz.

1. Mağazaya girildiği zaman hayattan bezmiş, zorla “hoşgeldiniz” cümlesini telaffuz eden “satış elemanları” nı kimse görmek istemez. Onun yerine boş mağazaya girmeyi tercih edersiniz. Gülümseyerek “hoşgeldiniz” deyin.

Sharp Smile

2. Giriş kapısında kamera bile olsa yerinizden kalkıp müşteriyi karşılamanız gerekir. Hemen yanında dolaşmanız gerekmez ama göz ucu ile önce takip edersiniz acaba ne istiyor, nelere bakıyor. Zaman verirsiniz, biraz incelesin. Orada olduğunuzu ve ihtiyaç halinde hizmetinde olduğunuzu belli edecek şekilde varlığınızı hissettirirsiniz. Gölge gibi takip etmeyin.

2. İşiniz bile olsa onu bırakırsınız, gelen de potansiyel bir müşteridir, ne alıp almayacağını veya size kimleri yönlendireceğini bilemezsiniz. Bu sebeple ayrımcılık yapmamaya özen göstermeniz gerekir. En önemli referanslar müşterinin gördüğü ilgi ile alakalıdır. Güleryüz 1 numaralı afrodizyaktır. Samimi vücut dili ve ürün hakkında bilgi sahibi olmak ise devamını getirir.

3. Müşteri ile ilgilenmeye başladığınızda “ne istediğini can kulağı ile dinleyiniz”!!! Isteği dışında ilgisiz ürünler sunmayın ki sizi acemi ve dinlemeyen bir satış elemanı olarak görmesin. Günümüzde vakit nakittir ve vakti gerçekten değerli olan birçok kişi vardır. Müşterinin vaktini boşa harcamayın.

Bad Smell!!

4. Kişisel bakımınıza özen gösteriniz lütfen! Geçenlerde bir mağazaya seramik bakmaya gittim, servis veren satış elemanının ter kokusundan dolayı midem bulandı. Sürekli önünden yürümeye özen göstermek zorunda kaldım. Koku marka ile özdeşleşen unsurlardan birisidir. Dolayısı ile ter kokusu değil güzel kokular sunun. Ter kokan elemanlarınızı uyarınız. Utanmayın, utanmak hem satış kaybına hem de markanızın olumsuz etkilenmesine sebep olacaktır. Bugün o markanın lafı geçince ter kokan satış elemanı aklıma gelir.

5. Mağazanızın toplu ve düzenli olmasına özen gösterin. Ürünlerinizden numuneler bulundurun. Dağıttığınız numuneleri geri toplayın veya sürekli yenisini getirin, sonuçta bu da pazarlama bütçesine eklenebilecek bir masraftır. Satış kısa vadede gerçekleşmeyebilir.

6. Müşteri karşınızda otururken başka müşterinin telefonuna cevap verip 15-20 dakika konuşmayın. Arayan kişiyi müşteriniz gidince geri arayın, böylece hem strese girmezsiniz hem de karşınızda oturan müşterinin vaktini çalmazsınız. Müşterinizle ilgilenirken sürekli telefonla bölünmek saygısızlıktır, sizin de dikkatinizi dağıtır.  “Kusura bakmayın” lafı sizi telkin edebilir,  müşteriyi etmez. Her müşteriye hak ettiği zamanı verin.

beden-dili-eski-fbi-ajanindan-insanlarin-bedenini-okuma-rehberi

7. Beden dilinize dikkat edin. İlginiz, konuşma şekliniz ve servis veriş tarzınız sizin hakkınızda çok ipucu verir. Müşteri size değil markaya gelmiştir. Markayı temsil ettiğinizi unutmayın, ona göre davranın. Başka elemanlarla gözgöze gelerek gülüşmeler, göz kaydırmalar, sıkkın tarzlar firmaya büyük zarar verir. Burada firmaların satış ekiplerini düzenli kontrol etmeleri gerekmektedir. Çok normal müşterilerden çılgınlara, heyecanlılara, problemli olanlara kadar birçok tiple karşılaşırsınız. Aynı kalitede hizmet verebilmek sizin profesyonellik derecenizi gösterir. Sizler sadece satış elemanı değil aynı zamanda psikolog görevi görürsünüz. Bu bazen çok zorlayıcı bazen de çok zevkli olabilir. Bu konuda kendinizi geliştirecek ve karşınızdakileri tanıyacak kitaplar okuyabilirsiniz.

Her müşteri bir hedeftir, aşılması gereken bir engel, çözülmesi gereken bir problem, memnun edilecek bir bireydir. Bu durumda 2li oynamanız gerekebilir. Olabildiğince politik olursanız siz kazanırsınız.

musteri

Müşteri haksız olduğu durumlarda bile haklıdır. Haksız bir durumla karşılaştığınızda alttan almak, hoş görebilmek ve tavrınızı değiştirmemek size büyük avantajlar sağlar. Konumunuzu ve tavrınızı değiştirmezseniz zorlayıcı durumlar yumuşar. Deneyin-görün.

Şahsi hakaretlere varan durumlar ile bile karşılaşabilirsiniz. Serinkanlı olun. “Alınmayın!” “Durum budur ve ben bunu en iyi şekilde aşmak zorundayım” diye kendinizi telkin edip  durumu ele alın.

8. Fiyat tekliflerine gelince…Günümüzde bulunmaz nimet internet diye bir ürün var. İş hayatında olan birçok kişinin kullandığı bu mecradan her türlü bilgiye ulaşmak mümkün. Sizin vermediğiniz bilgileri müşteri internetten edinme şansına sahipken eksik bilgili teklifler vererek vakit kaybettirirseniz uyanıklık yapmış olmaz sadece müşteri kaybedersiniz. Niyeti bozuk olan her türlü şekilde herşeyi yapacaktır.

Lütfen mailde teklif vermeyin. Tekliflerin basılıp şirket muhasebelerine onaya gittigini unutmayin. Musteri size teklif, teslim suresi ve urun resimleri istiyorum derse bunları eksik göndermeyin. Hiçbir müşteri sizin peşinizden koşmak zorunda değildir. Siz satış yapacaksanız siz koşmak zorundasınız. Dönem budur. Kabul etmeyen piyasadan çekilebilir.

9. Her türlü teknolojik yeniliği takip edin. İnternete alışamadık, web sayfamız henüz yok, ürünleri mağazadan görün gibi açıklamalar oldukça antiprofesyonel etki bırakır. Herşeyi hazır olanı tercih ettirir.  Yakın zamanda bir firmadan çocuk odası mobilyaları teklifi istedim, teklif 1 haftada geldi, KDV dahil mi değil mi belli değil, hangi firmadan geldiği belli değil, ürün resmi-ölçüsü yok. Ben bu teklifi ne yapayım? Soruyorum. Niye vaktim çalınıyor diye sinirleniyorum.

10. Çok samimi olmadıkça gün ortasında kampanya veya adres bilgisi ricasında bulunmayın. İşin ortasında bu tip rahatsızlık verici telefonlar gibisi yok. Önce “müsait misiniz” diye bir sorun lütfen. Sonra konuşmalarınıza devam edin.

11. 2 telefon konuşmasından sonra “siz” yerine “sen” formatına geçiyorsanız bence kalemi masaya bırakın, çantanızı toplayın ve işinizi terk edin. Mesafe konusunda eğitim alın, sonra tekrar işbaşı yapın. Müşteri onay vermedikçe bu tip senli benli hitaplardan kaçının.

12. Bu hafta başıma gelen komik 1 olayı aktarmak isterim. İstanbul mbilya fuarında birçok yerli firmanın yabancı firmaları birebir taklit ettiğini gördüm. Şu ürün şu firmanın taklidi, buradaki şunun diye gezdiğim standlar oldu. Merakımdan bir tanesinden ürün beğenip fiyat ve resim istedim. Fiyat geldi, “prensip olarak maalesef resim gönderemiyoruz” diye cevap geldi. Şimdi sen hangi prensipten bahsediyorsun diye bir soru sormak isterim. Öncelikle başka firmaları taklit etmişsin, taklit ama işçiliğini hemen tartışırım tabii, kıyas kabul etmez. Güldüm ve başka mimar arkadaşlarıma da gösterdim. Sanırım taklitte de bir sınır olmalı. Komik duruma düşmemeye özen gösterilmesi gerekir. Hem taklit ediyorsun hem de korkundan resim göndermiyorsun, bu nasıl iştir??? Aldatan ama aldatılmaktan korkan insanlara benzetirim bu olayları.

13. Satış elemanları yemeğe veya özel işlerine ayrı saatlerde gitmelidir. Müşteri mağazaya geldiğinde şu elemanın yemekte, ötekinin toplantıda olduğunu duymak istemez. Her daim bir ilgili bulmak ister. Bunu bilmeyen yoktur diye düşünürken bilmeyen ve uygulamayanın hala çok olduğunu gördüm. Mağaza müdürünün bunu organize etmesi gerekir.

14. Satış tamamlandı, ürünleriniz teslim edildi. İlişkinizi devam ettirmeye özen gösterin. Kuru bayram kartları ile değil, 1-2 telefon görüşmesi ile hatır sormak,ufak bir davet ile olabilir. Samimi olun.

15. Müşteri teklifinizi beklerken geciktiğinizde ve müşteri aradığında vereceğiniz cevap  “şu meşhur kişinin işlerini yapıyoruz, kusura bakmayın yoğunluktan size dönemedik” gibi 15.sınıf bir cevap olmamalıdır. Bu durumda sen işine bak seni yormayalım der ilgili ve azimli başka birine yöneliriz. Böyle cevapları vermeye utanmak lazım! Ayıptır.

16. Lütfen mağazanızda yemek hazırlamayın, mümkünse dışarıda yemek yiyin! Neden mi? Öncelikle yemek kokusu her yere yayılır, ürünlerinizin ve sizin üstünüze siner. Özellikle kumaş ihtiva eden ürünler satıyorsanız çok sakıncalıdır, siner. Orası eviniz değil mağazanızdır.

17. Müşteriye hizmet ederken öğle yemeğinde soğanlı, sarımsaklı veya pastırmalı şeyler yememeye özen gösterin. Bunları akşam evinizde yiyin. Bu tip şeyler ağız kokusu ve gaz yapar. Kimse sizin ağız kokunuzu koklamak zorunda değil. Yanınızda diş fırçası taşıyın, yemek sonrası dişlerinizi fırçalayın, mümkünse arada sırada ağız spreyi kullanın.

Şu aralar karşılaştığım ve dikkatimi çeken durumları paylaştım. Umarım bazı kişi ve firmalara faydalı müşteri izlenimlerini aktarmışımdır. Satış çok özel bir iştir. Özen gösterilmezse başarılı olunamaz. Her müşteri bir proje gibi ele alınırsa güzel sonuçlar alırsınız.

happy-clients

Mutlu müşteri paranın satın alamayacağı en iyi reklamdır!

ekonomi, iş dünyası / economy &business içinde yayınlandı | , , , , , , ile etiketlendi | 3 Yorum