Milano Tasarım Fuarı 2012 / Mağazalar

Milano fuarı sırasında tüm mağazalarda da atraksiyonlar oluyor.
Mağaza vitrinleri zaten birbirinden güzel.Aslında ilave bir harekete gerek kalmıyor.
Monte Napoleone ve Spiga sokakları görsel şölen gibi.Şıklık, ambians ve harika ürünler ardarda sıralanmış.
Vitrin ne kadar cazibeli olursa o kadar dikkat çekiyor. Ürün sergilenmesi çok önemli, hatta bazen ürün arka planda kalabiliyor.
Şehir turu sırasında beğendiğim bazı vitrinler ve fotoğraf çekilmesine izin verilen mağazaların iç dekorasyonlarından örnekler…Malum çoğu mağaza fotoğraf çekilmesine izin vermiyor…

Paul Smith
Mağaza fuara dahil olanlardan birisi idi.

Patrizia Pepe
Mağaza fuara dahil olanlardan birisi idi.

Fabiana Filippi
Dev kolye konsepti…

Pollini
Ünlü ayakkabı markası

Roberto Cavalli
Favori tasarımcım.

Hugo Boss
Vitranın mini ürünlerini sergiliyordu.

Louis Vuitton

Alan Journo

Hermes

Stuart Weiztman

Zara

Via Porta Ticinese caddesinden görüntüler…

Tasarım-Dekorasyon-Mimarlık-Design-Decoration-Architecture içinde yayınlandı | , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Milano Tasarım Fuarı 2012 / Banyolar

Banyo tasarımlarını da atlamamak lazım.
Birbirinden güzel dekorlar içinde hoş malzeme ve renkler ile banyolarımız da birer keyif alanı.

Rexa Design,tamamen butik çalışıyorlar, el emeği göz nuru ürünler.

Mastella Design küvet ve lavabolar nefis…

Novello

Freri e Brignoli firması mermer ve granit malzemelerinden banyo tasarımları gerçekleştiriyor.

Altamarea

Rifra…

Toscoquattro

Mutina firmasının seramik ve mozaik taşları yine harikaydı…

Zucchetti ve Kos firmalarının batarya ve jakuzi sistemleri her zamanki gibi son derece elegan idi

Antonio Lupi
Kare küver ve küvetin kenarında konumlanmış lavabo tasarımı nefis.
Lavabo bataryası ise tavandan inen model…

Arlex Italia
Yana yatmış mermer lavabolarla birlikte venge-uçuk mavi dolap kombinasyonu çok şık

Milldue
Mermer duvarlar ile krom lineer dekor şık bir hava veriyor.
Baxter’ın aluminyum sandalyesi dekora hava veriyor. Aydınlatmalar çok hoş.

Tasarım-Dekorasyon-Mimarlık-Design-Decoration-Architecture içinde yayınlandı | , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Milano Tasarım Fuarı 2012 / Mutfaklar

Mutfak deyince bir evi ön plana çıkaran etkenlerden birisi akla gelir.
Vaktin önemli bir bölümü burada geçer, hele ki misafir ağırlamayı, yemek yapmayı seviyorsanız, üstüne birde geniş bir aileye sahipseniz, düzenli beslenme trendine kapılmış olanlardansanız mutfağımızın güzel ve sıcak olmasını severiz, isteriz.
Mutfağımızı sevince daha bir güzel yemekler hazırlarız. Motivasyonumuz artar. İlham gelir 🙂

Milano fuarından modelleri, renkleri, tasarımları ile ön plana çıkan özel bazı markaları derledim.
Biraz klasik, biraz geleneksel, biraz da modern mutfaklara bakalım…Modern mutfaklardan şahsen sıkıldım, karakterli detaylar, huzur veren renkler, geleneksel özellikler daha çok ilgimi çekiyor.

Aster firmasından beyaz mutfak…

Kvanum, en beğendiğim mutfak markası. Aynı zamanda dolap sistemleri de yapıyorlar. Henüz Türkiye’ye gelmedi…ama ilgileniyorlar.

Marchi Group markasından harika sunumlar ile nefis mutfaklar…

Italyan Composit markasından yine klasikleşecek bir mutfak tasarımı…
Marka henüz Türkiye’ye gelmedi ama bağlantı halinde.

Italyan Maistri firmasından beton kapaklı mutfak. Çok şık ve jilet gibi. Moderni sevenler için.

Italyan Lottocento

Italyan Martini firmasından güzel bir sunum…

Italyan Arrex firmasından paslanmaz çelik tezgah ve ahşap kapakların kombinasyonu ile nefis bir mutfak

Italyan Ar-Tre markasından dolap kapaklarına tıklayarak açtığınız özel bir sistem. Kapaklara basarak değil, kapıyı çalar gibi tıklayarak açıyorsunuz.
Oturma alanı ile mutfak bütünleştirilerek o ayırım ortadan kaldırılmış.

Paganelli markasından country stili cici bir mutfak

İtalyan Scavolini markasından ceviz parke, krem lake ve ceviz kaplama kapaklar, corian tezgah, paslanmaz arkalık ile güzel bir model…

Alman Hacker firmasından dekorlu kapaklı beyaz bir mutfak tasarımı

Italyan Bamax firmasından doğal ahşap kapaklı, modern bir tasarım

Del Curto firmasından yine ahşap tasarım mutfaklar…

Ocak altında buzdolabı, eviye altında dolap ve bulaşık makinesi, köşede ise düğme ile yukarı çıkan çekmece ünitesi ile küçük alanlı mutfaklar için güzel çözümlere sahip bir marka.

Gicinque markasından son derece şık bir mutfak daha…

ve son olarak Febal markasından parlak lake rengarenk mutfak

Tasarım-Dekorasyon-Mimarlık-Design-Decoration-Architecture içinde yayınlandı | , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Pane e Aqua / Milano

Rossana Orlandi’ye varmadan önceki restorant Pane e Aqua, yine hoş dekoru ile dikkatimi çekti.
Karo mozaik zeminler, boyalı tuğla duvarları, silikon esaslı yaprak motifi ile kaplanmış renkli koca bir duvar, tavandan asılmış bezleri ile son derece karakterli bir yemek atmosferi sunuluyordu.
Koca pencerelerin denizliklerinde kesilen ekmekler, tarihi kitapların iç sayfasında sunulan menüsü ile yine güzel fikirlerle dolu bir restorant dekorasyonu örneği idi.

Tasarım-Dekorasyon-Mimarlık-Design-Decoration-Architecture içinde yayınlandı | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Milano Tasarım Fuarı 2012 / Driade showroom

İç ve dış mekan mobilya markası Italyan “Driade” markası yüksek tavanlı, büyük pencereli, tarihi binasındaki muhteşem showroomunda yeni ürünleri ile eski dekorasyonu karıştırarak harika bir sunum hazırlamıştı…

http://www.driade.com

Tasarım-Dekorasyon-Mimarlık-Design-Decoration-Architecture içinde yayınlandı | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Rossana Orlandi / Milano

Milano’daki en güzel mağazalardan birisi olsa gerek…Nereye bakacağınızı şaşırdığınız, ne oluyor yaaaa, nerden bulmuşlar bu kadar tasarım şeyi, nasıl seçilmiş hepsi ayrı ayrı dediğiniz bir yer.
Nereye elinizi atsanız, ne tarafa baksanız birşey var, hepsi birbirinden güzel, birbirinden ilginç, deli dolu bir yer.
Rossana Orlandi’nin kendisi tabiri caiz ise arızaya bağlamış. İnanılmaz yaratıcı bir kadın. Tasarımla yatarım tasarımla kalkarım diyenlerden.
Mağazayı design week kapsamında aynı zamanda sanatçıların da ürünlerini teşhir ettiği bir yere çevirmiş. Gerçi hiç ihtiyacı yokmuş ama olsun. Rossana bu, yapar. Tek kelime ile bayıldım!
Normal zamanda aynı zamanda az masalı butik bir restorant olarak ta servis veriyor, sadece 1 tur yemek veriliyor.
Eski bir kravat fabrikası olan mekanı 2002 yılında genç tasarımcıları keşfetmek ve destek vermek amaçlı bir galeriye çeviyor Rossana.
http://www.rossanaorlandi.com/en_US/home

Keyifli bir bahçenin içinden geçip teşhir alanına giriyorsunuz…


Battaniye koltuk…süper fikir!


Böcükler serisi…Öyle iğrenmek filan yok.


Beyaz kanepedeki detaylara dikkat çekmek isterim!

Tasarım-Dekorasyon-Mimarlık-Design-Decoration-Architecture içinde yayınlandı | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Wait and See / Milano


Her yanı tasarım dolu, gerek ürünlerinin güzelliği gerekse ürünlerin prezentasyonu ile Milano’daki en cici mağazalardan birisi Wait and See.
Mağazanın sahibi de tasarımcı, dolayısı ile her bir noktasını en ince detayına kadar kendisi tasarlamış.
İnanılmaz zevkli ve güzel fikirlerle dolu bu mağazadan eliniz boş çıkmanız neredeyse imkansız. Her bir kıyafet ve aksesuar tek, hepsi özel olarak seçilmiş, hangisini alsam diye aklınız karışıyor, siniriniz bozuluyor.
yapım aşamasında mağazanın sahibine tüm arkadaşları ismi ne olacak diye soru sormuş, wait and see anlamına gelen bekleyin ve görün diye cevap vermiş, o sırada da bir sürü isim düşünmüş, sonunda neden wait and see olmasın diyerek bu ismi vermiş 🙂


Mandalla ipe asılmış Ti-Shirtler, kutu-çekmece ve sepetlerde sergilenmiş diğer ürünler…


Salıncakta teşhir edilmiş çanta…


Giyinme kabinleri giriş kapıları panjur ve eski bir kapıdan yapılmış…


Mutfak kapısı demeye bin şahit…ne kadar şirin 🙂


Mini sandalyeler üzerinde sergilenen yastık ve ayakkabılar…
Askıda basit şekilde ürün sergisine bayılıyorum.


Eski çocuk oyuncakları da sergileme standı olarak kullanılmış 🙂


Mağazadan genel görünüm, sol yandan rampa ile ufacık bir asma kata çıkılıyor. Orada yeterince alan olmadığı için çalışma masası yarıya kadar ileriye çıkılmış ve duvara sabitlenmiş. Yaratıcılık işte…


Evde eskimiş, pek te işe yaramayan sandalyeleriniz varsa sakın atmayın! Sandalyeleri askı ve raf olarakj kullanabilirsiniz, çok ta hareketli ve zevkli bir giyinme odanız olmaz mı?!
Sinek pufa dikkat çekerim!


Koltuğunuzdan sıkıldıysanız işte böyle bir kıyafet giydirip kumaş almanıza gerek kalmaz. Fanki finki evler için 😉

Tasarım-Dekorasyon-Mimarlık-Design-Decoration-Architecture içinde yayınlandı | , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Milano Tasarım Fuarı 2012 / Mobilyalar

Yaratıcı tasarımlar, yeni malzemeler, renkli kumaşlar, yenilikler ve güzellikler dolu bir tasarım fuarı daha 22 Nisan Pazar günü sona erdi.
Milano fuarı sadece Fiera denilen 480.000 m2lik fuar alanı değil, aynı zamanda şehrin tümü bir fuar alanı haline dönüşmekte. Mağazaların neredeyse hepsindede tasarıma yönelik ürünler sergilenmekte, fuar haricinde Zona Tortona gezilmesi gereken bir diğer alan. Brera ve Lambrate bölgelerini de sayarsak tüm şehri gezmiş oluyoruz.
Bu sene Tortona bölgesi hareketli olmasına rağmen sanki biraz daha sönüktü, Lambrate daha ön plana çıkmıştı.
Fuar alanındaki standların birçoğunda “hostes” adı altında hiçbir soruya cevap veremeyen sadece orada durmakla görevli insanlar vardı. Durmak için para alma olayına hiçbir anlam veremedim doğrusu. Bir tek dedikleri cümle “no photo please” Ne saçma, herkes artık fotoğraf çekiyor ve önüne geçilmesine imkan yok.
Tüm firmalar yine katalog ve el broşürleri dağıtıyordu, halbuki yeşilcilik, çevre duyarlılığı diye ortalık inlerken buna tamamen zıt bir konsept idi. Zaten çoğu akımlar genelde lafta kalır. İş uygulamaya gelince farklıdır.
Baharın da gelmiş olması kaynaklı mavi, sarı renkleri çok görülüyordu, deri kullanımı her zamanki gibi ön planda idi.
Standların birçoğunda ahşap parke kullanılmış olması dikkatimi çekti, parke bir süreden beri duvarlara da taşındı ve gayet güzel bir hava veriyor.
Sebze-meyve sandıkları ve ürün paletleri o kadar moda ki her yerde gördük. Yani manavınızda gördüğünüz atıl sandıklar varsa hemen yürütün, boyayın, sehpa yapın, raf yapın, altına tekerlek takıp fonksiyon katın, kitaplık yapın, kullanın yani, atılmasın.

Önce Fiera yani fuar alanındaki mobilya firmalarından bir seçki sunmak lazım…

Emmemobili firmasından yemek masası ve büfe tasarımı

Casamania firmasından özel bir stand…İmalat bandı üzerinde sergilenmiş ahşap sandalye üstüne preslenmiş kot kumaş tasarımı ve el örgüsü şapkaları olan birbirinden şirin aydınlatmalar

Opinion Ciatti firmasından kitaplık/ayna tasarımı ve kalın bir halat üstüne monte edilmiş askılar…

Parri firmasından yumuşacık, pufuduk, dış mekan koltuğu, kenarlarındaki kırmızı fermuarlar sayesinde kılıf değişebiliyor.

Fratelli Boffi firmasındaki klasik kanepedeki hoş özellik kanepenin 2 parçadan oluşması,parçaların deri ve kumaş olmak üzere farklı renklerdeki 2 farklı malzeme ile kaplanmış olması…

Ceccotti firmasından metal yemek masası ve deney tüplerinden düzenlenmiş muhteşem avize

Adele-C firmasından çok özel bir puf tasarımı…Klasikleşmiş bir Thonet sandalye modelinin küçültülerek puf ayağı olarak kullanılmış olması fikrine tek kelime ile bayıldım!

Missoni firması renkli kumaşları ile ünlüdür. Nakış kaplı farklı çaptaki lambalar harika!

Vitra…Tasarımlarını güzel kombinasyonlar yaparak böylece müşterilerine fikirler sunarak yaratan Vitra her zamanki gibi kusursuzdu.

Arketipo firmasının müşterileri ile görüşme masası olarak hazırladığı dikiş masası fikri nefisti…

Hugues Chevalier firmasından keman sandalye…

Cattelan Italia firmasından masif ahşap tablalı, metal ayaklı yemek ması üstüne şıkırtılı swarovski aydınlatma

Cantori firması klasik ve dömi,klasik severler için…Metal ayaklı, deri örgülü yatak başı ve klasik sandalyesi

Marchetti…Beyaz ahşap çalışmaları ve ahşapla seramiği karıştırdığı yemek masası

Baxter Italia deriyi en güzel kullanan firmalardan birisi, büyük ve geniş kanepeleri, deri dikişleri, kullandığı rafine renkler ile lüksün üst noktalarından birisi…

Rugiano firmasındaki hoş detay ise burulmuş masa ve sandalye ayakları ile deri kaplı dolaplar idi, güzel bir işçilik örneği…

Frigerio firmasının stand tasarımı çok hoş idi. Bu sene her yerde eski bavulları dekoratif obje olarak görmek mümkün.

Poliform firmasındaki teşhir ve yatakbaşı lambası özeldi

Colico firmasından pervane ayaklı cam sehpa ile cam konstrüksiyondan yapılmış kanepe…

Saint Babila…Klasik ve süslü mobilya sevenler için üst segment marka…

Longhi firması rafine bir zevk, ağırbaşlı şık mobilyaları ile yine üst segment çizgisini yansıtıyordu. Deri ve pirinç kullanımı dikkat çekiyor. Deri kaplı dolap ve duvarlar son derece şık.

Bosa firması seramik ürünleri ile ünlüdür…Basit ama şeker bir seramik saat..

Porada firmasından ahşap askı

Medea firmasının ahşap konstrüksiyon ile kadife kumaşın kullanıldığı yuvarlak oturma ünitesi ve genel dekoru dikkate değer.

Giorgetti klasik ve koleksiyoner mobilyacıların gözbebeğidir…Bu sene yeni SPA konsepti ile bu özel dinlenme alanlarına da girebileceğini gösterdi…

Donghia ve gül pembesi kadife kanepeler, pirinç ve bakır aydınlatma ve sehpalar ile iddialı ve şık ortamlar arayanlar için…

Reflex, yine klasik havayı sevenler için…Bolca kristal, cam, süs…

Emmebi firmasından metal ayaklı, işlenmemiş doğal ahşap tablalı masa

Ego firmasından cam masa meraklıları için klasik bir model…

Gervasoni firması rahat, keyifli, sade ve tasarım mobilyaları ile yine ön planda idi

Lema firması dolap sistemleri ile haklı bir ün sahibidir. Stand tasarımı da oldukça hoştu.

L’origine firmasından şık bir çalışma masası tasarımı

Klab firmasından kadife kaplı büfe ile kadife sandalyeler kitch tasarım severler için…

Ligne Roset firmasının renkli keçe kaplı sandalyeleri özellikle genç evlilere, renkli kişiliklere yönelik idi.

Walter Knoll firmasından koleksiyona katılacak bir parça

Nomon firması birbirinden şık ve farklı saat tasarımları ile…

Firmaların büyük bölümünün İstanbul’da distribütörleri mevcut.
Bilgi için firmalar ile direkt bağlantıya geçilebilir.

Tasarım-Dekorasyon-Mimarlık-Design-Decoration-Architecture içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Arter Sanat-Mona Hatoum

Arter Sanat yeni bir sergiye daha ev sahipliği yapmaya başladı.
Sanatçı Mona Hatoum’un “hala buradasın” isimli sergisi 17 Mart-27 Mayıs 2012 tarihleri arasında ücretsiz olarak gezilebilir.


Mona Hatoum, 1952 yılında Beirut’ta dünyaya gelir.
Beirut üniversitesi, Byam Shaw sanat okulu ve The Slade sanat okullarında eğitim görür.
Sanatçının erken dönem işleri güçlü politik öğeler içerir, Israillilerin politik alandaki mücadelelerini yansıtır.
1980li dönemlerde sanatçının işleri politik bakış açısından biraz uzaklaşmaya başlayarak daha derin manalar taşıyan çalışmalara dönüşür.
Hatoum Londra’da yaşmakta ama dünyanın birçok yerinde çalışmalar yapmaktadır. Yapıtlarında sürrealizme referanslar verir, minimalizmden de izlere rastlanır.
Tate Gallery-Londra, Museum of fine arts-Boston, Centre Georges Pompidou- Paris, San Francisco Museum of Modern Art, The Museum of Modern Art-New York eserlerinin bulunduğu müzelerden sadece birkaçıdır.

“Sanatın didaktik olunacak iyi bir alan olduğunu; görsel sanatların dilinin net tartışmalar yaratmaya, ikna etmeye veya öğrenmeye sevk etmek üzere uygun olduğunu düşünmüyorum.” der.
“Bir sanat eseri ile izleyiciye bir beyanda bulunursanız, bunu algıladıkları anda ya sizinle hem fikir olurlar, ya da sizi veya eserinizi azlederek bir sonraki konuya geçerler, bir daha geriye dönüp bakma ihtiyacı duymazlar.”
“İlk anda güçlü, resmi bir duruş sergileyen ve fiziksel varlığı ile psikolojik ve duygusal etkiler yaratan bir çalışma yaratmak istiyorum.”
“Kendisini ve mesajını bariz bir şekilde yansıtan işleri çok sıkıcı buluyorum. Konu, insanlara çalışmalardan ilham alacak zeki ve hayalgücü geniş olarak muamele etmek değil, kaşıkla beslemektir.”


Bunker,2011


Globe,2007


Greater Divide,2002


Undercurrent (red),2008


Hair Receiver,2012


Worry Beads,2009


A Bigger Splash,2009


Jardin Public,1993


Untitled (wrack),2011


Kapan,2012


Natura Morta,2012


Deep Throat,1996 (video yerleşkesi)


Silence,1994

Sergi ile ilgili bilgi için:
ARTER SANAT
http://www.arter.org.tr/W3/?sAction=CurrentExhibitions

Kültür- Sanat / Culture-Art içinde yayınlandı | , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Hayvan işkencesinin toplumsal tehlikeleri

Günümüzün en büyük sorunlarından birisi haline gelmiş hayvan işkencesi aldı başını gidiyor. Basında hergün okuduğumuz katliamlar, işkence ve tecavüz ile hayvan öldürmeler, kötü koşullarda yetişen kesimlik hayvanlar, her Kurban bayramında görmek zorunda kaldığımız Kur’an-ı Kerim’de tarif edilen usule ters düşen kesimler,tüfekle sokak hayvanlarının öldürülmesi, iş için kullanılan hayvanların zor ve uzun saatlerle çalıştırılmaları, pet-shoplarda kötü koşullarda sergilenen hastalıklı hayvanlar, soğukta aç bırakılan veya donmaya bırakılan hayvanlar, ormanlara terk edilen binlerce köpek, sorun yaratan,beslenemeyen, bakılamayan, sokağa atılmış hayvanların topluca belediyeler tarafından katledilerek sorunların çözülmeye çalışılması artık doğaya ve yaşam hakkına saygısızlığın had safhaları…
Hayvan hakları kanunundaki eksikler, kanunların yeterince uygulanmaması, caydırıcı maddeler konulmaması, işkence ve ölümlere verilen komik para cezaları insanların hala rahatlıkla başka bir canlıyı gözünü kırpmadan öldürmesine veya işkence edip sakat bırakmasına sebebiyet vermekte.

Hayvanları katledenlerin ve işkence edenlerin aslında topluma birer tehdit unsuru olan bireyler olduğu da bir gerçek.
Bu konudaki bir araştırmanın çevirisini (http://www.pet-abuse.com/pages/abuse_connection.php) burada paylaşmak istiyorum:

1997 senesinde Massachusetts Society for the Prevention of Cruelty to Animals (SPCA) ve Northeastern Universitesi tarafından gerçekleştirilen araştırma raporunda hayvanlara işkence etmiş kişilerin normal insanlara göre 5 kat daha fazla insana karşı ağır ve saldırgan şuçlar işleme kapasitesi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Son 25 senede psikoloji, sosyoloji ve kriminoloji araştırmalarında saldırgan suçlar işlemiş kişilerin çocukluklarında veya yetişkinlik süreçlerinde aralıklarla veya sürekli hayvan işkencesi olaylarına karıştıkları gözlemlenmiştir.
FBI’ın 1970lerden itibaren izledikleri suç olaylarında seri katillerin çoğunun geçmişinde hayvan ve çocuk işkencesine rastlanmıştır.
Hayvana işkence eden kişi savunmasız bir varlığa karşı güç, çoşku ve bütünlük hisseder. Aynı psikolojik durum insan tecavüzlerinde de görülmektedir. Aynı psikoloji çocuklara işkence edenlerde de görülmektedir.Burada hayvan işkencesi ile insan işkencesi arasında çok ince bir çizgi vardır. Hayvana işkence eden bu işkenceyi sürdürmeyebilir ya da bir insana da işkence edebilir, tecavüz edebilir, ciddi fiziksel veya ruhsal zararlar verebilir.
Hayvana işkence hafife alınamayacak kadar önemli bir uyarıdır. Psikolojik sorunların işaretçisi ve daha ağır suçlara giden yolun başlangıcıdır.
American Society for the Prevention of Cruelty to Animals kurumunun yöneticisi Dr.Randall Lockwood, hayvana işkence eden bir çocuk evde gördüğü veya şahit olduğu zulmü direkt olarak dışa vuran bir bireydir yorumunu getirmiştir. Evinde gördüğü şiddeti ilk olarak kendi hayvanına yansıtır.
Hayvan işkencesi direkt olarak güç kontrolü ile ilgilidir. Kişi bir şekilde bir adaletsizlik ile karşılaşır, savunmasız kalır, sonrasında da çarpık bir kendine güven geliştirir. Zamanla savunmasız bir hayvana veya insana karşı hakimiyet kurarak ancak kendini güçlü hissedebilir.
Bazen çocuklar veya engelli bireyler hayvana işkence uyguladıklarında ne yaptıklarını anlamazlar. Hayvanları toplu halde bakımsız ve sağlıksız koşullar altında tutmak çoğunlukla daha büyük bir hastalığın “obsesif kompulsif bozukluğun” belirtisidir.
Tacize uğramış kişiler çoğunlukla birer suçlu haline gelirler. Özellikle hayvanlara işkence eden kadınların geçmişine bakılınca genellikle tacize uğramış oldukları görülmüştür.
Sebepsiz olarak hayvanlara işkence edenler “gelişmekte olan birer psikopat” olarak tanımlanmaktadır.

Yazıdan da anlaşılacağı gibi hayvana işkence eden çocuklar veya yetişkinler ciddi psikolojik rahatsızlıklara sahip potansiyel suçlulardır. Yapılana göz yummak çocuklarımız ve kendimiz için bir tehditi görmezden gelmektir. Hayvana işkence edenlerin geçmişi ve aile yapısı incelenmeli, mutlaka tedavi görmeli ve suç işlediği için bedel ödemelidir.
Özellikle hayvana işkence eden çocukların yaptıklarını görmezden gelmek ve ufak bir suç gibi görmek her an patlamaya hazır bir saatli bombayı görmezden gelmek demektir.
Hayvana işkence etmiş, hatta tecavüz etmiş birisinin yanında bulunmak veya çocuğunuzla aynı ortamda olduğunu bilmek kulağınıza nasıl geliyor? Çocuğunuza zarar verebileceğini düşünmez misiniz? Hatta siz veya çocuğunuz bu kişi ile iletişim kurmak ister mi? İçiniz rahat eder mi?

Hepimizin birey olarak doğaya ve canlılara karşı sorumluluklarımız bulunmakta.
Yaşananlara yüz çevirmek, hiçbir tepki göstermemek, hak aramamak sorunların çözümlenmeden kalmasına, aynen devam etmesine yarar. Üstelik suçluların daha sonra insanlara karşı suç işlemelerine göz yummak anlamına gelir.

Hayvan hakları ile ilgili güzel çalışmalara imza atmış çeşitli kuruluşlar bulunmaktadır.
HAYSEV bunlardan birisidir. Web sitelerinde “Eğer birisinin kendi hayvanına eziyet ettiğini görürsem ne yapabilirim?” sorusuna yönlendirici bir açıklama getirilmiştir.
http://www.haysev.com.tr/bunlari-biliyor-musunuz/kanunlar/kendi-hayvanina-eziyet

Hayvan işkencesine karşı bireyler olarak neler yapabiliriz?
Herşeyden önce “tek başıma ne yapabilirim?” mentalitesinden uzaklaşmak lazım. Hepimiz tek başımıza küçük veya büyük değişiklikler yapabiliriz. Yeter ki inanalım, yeter ki çalışalım ama yakınmayalım. Ufakcıkta olsa bir katkı sağlamak, değişimde rol almak, hiçbir şey yapmayıp herşeyi başkalarına bırakıp şikayet etmekten iyidir.

1. Çocuklarımızın okul çağından itibaren hayvanları tanıması ve onlarla doğru iletişimi kurması için okullarda hayvan dernekleri ile ortak programlar yapılabilir.
Bu tip çalışmalar bazı okullarda yapılmaya başlanmıştır.

http://www.haberler.com/okullarda-hayvan-sevgisi-3465048-haberi/
http://www.kultursanat.org/haber.php?id=359
2. Kanun tasarılarını hazırlayan makamların, devletin yetkili merciilerinin, hakimlerin ve basının hayvan işkencesi konusunu ciddiye almalarını sağlamak üzere bu kurum ve kişilerle şahsen iletişim kurma, doğru bilgi alışverişi sağlamak ve konunun ciddiyetini anlatmak.
3. Hayvan işkencesine şahit olursanız “İl ve çevre orman müdürlüğü”nü aramak.
4. Çocuklarımızı hayvan ve insan sevgisi ile bilinçlendirmek, aileler olarak başka bir canlıya zarar vermenin yanlışını anlatmak.

5. Çocuklarımızda bu tip semptomlara rastlarsak bunu kesinlikle görmezden gelmemek, çocuğumuzu uyarmak, yaptığı yanlışı anlatmak ve psikoloğa götürmek.
6. Pet-shoplardan hayvan almamak, hayvan almak istiyorsanız barınaklara gidip hayvan sahiplenmek
7. Çevremizde hayvanlara kötü davranan birilerini veya tanıdıklarımızı gördüğümüzde olabiliyorsa uyarmak, bilgi vermek ve bilinçlendirmeye çalışmak.
8. Hayvanlar için çalışan derneklere üye olmak veya çalışmalarını takip etmek, maddi veya manevi mesleki tecrübelerimizle desteklemek.

Bu dernekler içinde web sitesi en zengin olan HAYTAP’ı incelemenizi tavsiye ederim.
Konular ile aradığınız tüm soruların cevabını burada görebilirsiniz.
http://www.haytap.org/
http://www.yasamhakkinasaygi.com/default.asp
http://www.sokakhayvanlari.com/
http://www.evsizhayvanlar.org/general/index.html
http://www.hayvanhaklariaktivistleri.org/
http://www.haydost.org/

Anasayfa


http://www.haciko.org/
http://www.shkd.org/
http://www.yhdd.org.tr/

Hayvanlar- Animals içinde yayınlandı | , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Mimarlık mesleği nedir?

mies.van.der.rohe

Tanrı, detaylarda gizlidir (Mies Van Der Rohe)

Kısa bir süre önce bir üniversitenin 1.sınıfında okuyan bir mimarlık öğrencisi bana “mimarlık nedir? Ben olayı tam olarak kavrayamadım, okurken nelere dikkat etmeliyim? mezun olunca neler yapabilirim?” diye sorunca bana sürekli güncelleyeceğim önemli bir blog konusu çıktı.
Yazımı mimarlık öğrencilerine bir rehber olması dileği ile hazırlamaya karar verdim.

Mimarlık nedir?
Mimarlık bina tasarlamak gibi bir tanımla sınırlandırılamayacak kadar geniş bir yelpazedir.
Mimarlık “insanın tüm yaşam alanını” tasarlamasıdır.
Yaşam alanı nedir? İnsanın içinde yaşadığı çevrenin tüm öğelerinin bütünüdür (sokağı, mahallesi,şehri, binası, dairesi, odası, mutfağı, banyosu, parkı, bahçesi, havaalanı, cafesi, restoranı, mağazası, marketi, oyun bahçesi, otobüs durağı, hergün yürüdüğü yolları, müzeleri, camiisi, işyeri, fabrikası vb.)
Bir yapı tasarladığınız zaman yapının ulaşımını, yollarını, çevre ile bağlantısını, çevresine uyumunu da düşünürsünüz.
Yapıyı mimari kurallara-imar yönetmeliklerine, insanın doğasına,ihtiyaçlarına ve emniyetine uygun olarak yaratıcılığınızı katarak tasarlarsınız.
Yaratacağınız yapıya getireceğiniz fark, katacağınız özellikler aldığınız eğitim, tasarımcılık yeteneğiniz, vizyonunuz, araştırmacı ruhunuz, yenilikleri uygulayabilme kapasiteniz, malzeme bilginiz ve sanatçı yönünüz ile direkt ilgilidir.
Mimar aslında yaşam alanlarının sanatçısıdır.

Mimarlık okurken ne gibi faaliyetlerde bulunabiliriz?
1. Verilen eğitimle yetinmemek, işlenen ders konularını mutlaka mimari kitaplar okuyarak, mimari yayınları takip ederek, önemli mimarların yapıtlarını inceleyerek pekiştirmek.
2. Yapı Fuarlarını, dekorasyon fuarlarını takip etmek.
3. Yaz aylarında mutlaka iyi bir mimari ofiste staj yapmak. Bu mimari eğitimin zorunlu bir öğesi, bunu ciddiye almak sadece staj defterini doldurmak değil geleceğinize yatırım yaptığınızı farkında olarak stajınızın hakkını güzel çalışarak vermek doğrusudur.
4. Mutlaka ama mutlaka şantiye mimarlığını öğrenmek, şantiyede şantiye mimarı ile birlikte asistanı gibi bulunmak, oradaki işleri anlamak, öğrenmek, herşeyi sormak. Sadece bakmak değil, anlayarak öğrenmek.
Mimari çizimler ile şantiye uygulamaları bazen birbirini tutmayabilir. Mimarın şantiye tecrübesi yoksa çizim aşamasında uygulanması zor, masraflı veya imkansız tasarımlar yapabilir. Mantıklı ve uygulanabilir tasarımlar yapmak için şantiye tozu yutmuş olmanın büyük faydaları görülecektir.
5. Sosyal olmak. Ekonomik olarak bütçenizin elverdiği oranda hayata karışmak, bolca gezmek, gezilen yerleri artısı ve eksisi ile incelemek. Sadece okul-ev arasında gidip gelmemek.
Sosyalleşmek aynı zamanda çevrenizi de genişletmek anlamıne gelir. Çevrenizi genişletmekle hem danışabileceğiniz kişi sayısını arttırır hem de potansiyel çalışma imkanları, potansiyel müşteriler yaratırsınız.
6. Seyahat etmek. Bulunduğunuz çevre dışına çıkarak bilmediğiniz yerleri keşfetmek, doğayı incelemek, doğadan ilham almak yaratıcılığınızı da tetikler.
Bulunduğunuz şehri tanımak, tarihi yapılarını ziyaret etmek ve incelemek, mimarlık tarihi okumak ve okuduğunuz binaları bizzat gezmek.
7. Bulunduğunuz şehrin “mimarlar odasının” faaliyetlerini takip etmek. Düzenlenen mimari konferansları takip edip, katılmak.
8. Türk Mimarlık dünyasındaki gelişmelerden çeşitli web sitelerini takip ederek haberdar olmak:
www.arkitera.com
www.yem.net
www.yapi.com.tr

www.projepedia.com (süregelen tüm projelerden haberdar olabilirsiniz)
9. Mimari malzeme bilginizi mümkün olduğunca genişletmek.
Bu konuda İstanbul Yapı Endüstri merkezi çok başarılı bir çalışmaya imza atmıştır.
6.000 farklı ve özel malzemeyi bünyesinde topladığı bir malzeme kütüphanesi projesinin Türkiye ofisini açmıştır.
www.materialconnexion.com
Malzeme bilginizi genişletmek için Yapı Fuarlarını gezmek te çok önemli bir adımdır.
www.yemfuar.com
10. Yabancı mimari dergilere üye olmak. Önereceğim 2 dergi:
Detail: www.detail.de
Japan Architecture: www.japan-architect.co.jp
11. Yabancı ve yerli mimari grupların çalışmalarını kendi web sitelerinden takip etmek.

12. Mimarlık ve dekorasyon konularında güzel örnekler paylaşan web sitelerinin ve blogların takip edilmesi:

www.pritzkerprize.com

www.archdaily.com

http://www.arch2o.com

www.architecturaldigest.com

www.archiproducts.com

www.dynamicarchitecture.net

www.houzz.com

www.elledecor.com

www.design-milk.com

http://www.yatzer.com

http://www.inspirationist.net

http://www.houseandgarden.co.uk

13. Kişisel gelişiminize çok önem verin. Bu konuda bol bol kitap okuyun. Bu tip kitaplar kendiniz, iş arkadaşlarınız, patronlarınız ve müşterileriniz ile ilişkilerinizde yardımcı olur. Kendinizi tanıyın, daima geliştirin. Bazı başucu kitabı önerilerim:
simdinin-gucu Şimdi’nin Gücü-Eckhart Tolle
9996a566-0cd8-43df-84ce-dda01a23cf43 Düşünce Gücü ile tedavi-Louise L.Hay
30352 Yaratıcı İmgeleme-Shakti Gawain

kendieverestinizetirmanin-kitap Kendi everestinize tırmanın-Nasuh Mahruki

14. İş hayatında başarılar sağlamış kişilerin, liderlerin hayatını inceleyin. Sadece başarıları değil, başarısızlıkları da inceleyin. Çünkü başarıya giden yolda hepimiz mutlaka hatalar yaparız. Bunların bizi yıldırmaması ve motivasyonumuzu yüksek tutmamız için bu hikayeleri okumamız vizyonumuzu genişletir.

steve-jobs Steve Jobs-Walter Isaacson

kivilcim.ani Kıvılcım Anı- Malcolm Gladwell

AnilarimlaPatronum Anılarımla Patronum-Vehbi Koç
sakip-sabanciBıraktığım yerden hayatım – Sakıp Sabancı

ustun.erguder  Yükseköğretimin fırtınalı sularında- Üstün Ergüder

suna-kirac Ömrümden uzun ideallerim var-Suna Kıraç

ishak-alaton Lüzumsuz Adam-Isak Alaton

sarik-tara  Sınırların Ötesinde-Şarık Tara
15.  İnstagram,Pinterest, Facebook, Tumblr ve Twitter gibi mecraları hiç hafife almayın. Buralar sadece eski arkadaşlarınızı bulmak, onların ne yaptığını takip etme platformları değildir. Her 5 mecrada bolca yer alan mimari grupları, tasarımcıları, sanatçıları, modacıları, grafikerleri takip listenize ekleyin. En son ne varsa zaten burada yayınlanmaktadır. Buralardan bağlantılar kurmaya başlayın.

16. Gençlik, liderlik ve eğitim programlarına katılın! Buralarda konuşmacılarla tanışın!

logo-imza www.renklikampus.org

startup-grind  www.startupgrind.com/istanbul

tedx   www.tedxistanbul.com

Young-guru-academy  http://www.yga.org.tr

17. Online mimarlık eğitimlerine katılabilir, konuşmaları dinleyebilirsiniz:

Architectural Association Institute of Architecture UK

Städelschule Architecture Class (SAC)

TED Talks

Yale University Podcasts

MITVideos (Massachusetts Institute of Technology)

Bartlett School of Architecture

Southern California Institute of Architecture

VideoLecture.net

Princeton School of Architecture

Harvard Graduate School of Design

Okulunuzdan talep edebileceğiniz ilave eğitim ve çalışmalar:
1. Bulunduğunuz şehrin imar müdürlüklerini ziyaret etmek, çalışmaları hakkında bilgi almak, imar yönetmeleklerini incelemek, çalışanları ile tanışmak, bilgi alışverişinde bulunmak. Bu kurumda mümkünse daha okurken çevre yapmanız iş hayatınız için size çok önemli faydalar sağlar.
2. Başarılı mimarların okulunuzda veya okulunuzca tespit edilen mekanlarda konferans vermesini sağlamak.
3. Başarılı mimarların okulunuzda çalışmalarını belli bir dönem sergileyeceği organizasyonlar yapmak.
4. Okulunuzun düzenleyeceği mimari seyahatler. Şehrinizin tarihi yapılarını bir rehber eşliğinde ziyaret etmeniz.
5. Başarılı mimarları yılsonu jürilerinize davet etmek, onların da yorumlarını dinlemek, beslenmek.
6. Eğitim programına “engelsiz mimarlık” konusunun alınması. Bu konuda uzman kişilerin tanıtım konferansı düzenlemesi.
7. Eğitiminize LEED ve BREEAM konularının alınması.Bu konuda uzman kişilerin tanıtım konferansı düzenlemesi.
8. Mimarlık eğitiminin en büyük eksiği ise insanlarla iletişim kurma konusunda eğitim vermemesi. Mezun olduktan sonra işe girdiğiniz zaman:
***patronunuz ile iletişim kuracaksınız.
***Çalışma arkadaşlarınız ile iletişim kuracaksınız.
***Müşterileriniz ile iletişim kuracaksınız

Özellikle mezun olacağınız sene okulunuzdan bu yönde seminerler talep etmeniz çok faydalı olur.
9. Pazarlama konusunda eğitim talep etmeniz sizi başka yerlere taşır. Mezun olduktan sonra kendinizi nasıl satacaksınız, nasıl müşteri bulacaksınız? Nelere dikkat etmeniz gerekiyor? Bunları kulaktan dolma öğreneceğinize “pazarlama ve satış” konusunda ya seminerler düzenletin ya da seçmeli ders olarak talep edin.

mimar

İyi bir mimar olmak için ne öğrenmeliyim?
1. Autocad ve 3D max (olmazsa olmaz)
2. Engelsiz mimarlık nedir? Şehrimizin ve yapılarımızın engelli bireylere göre tasarımı biz mimarların çevremize ve insana gösterdiğimiz duyarlılığın en önemli noktasıdır. Bu konuda alacağınız tüm eğitimler sizi ve ileride kurmayı düşüneceğiniz mimarlık ofisinizi bir adım öne taşır.
3. Leed konusunda sertifika eğitimi almak.
Leed nedir? Arkitera web sitesinde konu ile ilgili genel bilgileri görebilirsiniz:

4. Breeam konusunda sertifika eğitimi almak.

english

5. Dil öğrenin! Mutlaka İngilizce’yi dilbilginize ekleyin!!!. Derdinizi anlatacak, yayınları takip edebilecek, yurtdışına çıktığınızda iletişiminizi sağlayacak seviyede İngilizce öğrenin. Artık dil bilmeyenin yarım insandan sayıldığı bir devirde yaşıyoruz.
İleride yurtdışında çalışma durumunuz olabilir, yabancı mimarlar ile Türkiye’de projeler yapabilir veya yurtdışında inşaat yapan Türk firmalarında çalışabilirsiniz. Bu durumda İngilizce şart ama bir de yanına Arapça ve Rusça eklerseniz işsiz kalmazsınız.
Neden Arapça ve Rusça? Türk inşaat firmalarının büyük çoğunluğu Ortadoğu’da ve Rusya’da inşaatlar yapmaktadır. Buralarda çalışma imkanı yakalamak isterseniz bu 2 dil size her kapıyı açacaktır.

Morpholio_-Crit_rendering1

Telefonunuzda bulundurmanız gereken 10 önemli app:

1. Graphisoft’s BIMx app. (iOS and Android)

2. Autodesk Formit (iOS and Android)

3. Paper (iOS only)

4. Autocad 360

5. MagicPlan

6. iRhino 3D (iOS only)

7. SketchBook (iOS, Android)

8. Morpholio Trace (iOS)

9. CADTOUCH (iOS, Android)

10. Architect Envi Deluxe (iOS)

Mezun olunca hangi alanlarda çalışabilirim?
1. Mimari ofislerde mimar ve/veya şantiye mimarı olarak
2. İnşaat firmalarında tasarım mimarı olarak
3. İnşaat malzemeleri ithalat-ihracatı gerçekleştiren firmalarda tasarım, üretim, pazarlama süreçlerinde
4. Dekoratif ürünler satan mağazalarda satış danışmanı, ürün tasarımcısı veya tecrübe derecenize göre müdür olarak.
5. Kaleminiz de kuvvetli ise mimarlıkla ilgili dergicilikte, online yayınlarda
6. Bankaların da inşai yatırımlar yapmaları dolayısı ile bankaların imar bölümlerinde
7. Belediye imar müdürlüklerinde
8. Yurtdışında inşaat yapan Türk firmalarında mimar, tekniker, şantiye mimarı olarak

Mimarlık sektörünün tercih ettiği okullar:
1. ODTÜ
2. ITÜ
3. Mimar Sinan Üniversitesi
4. Yıldız Teknik üniversitesi
Bu okullardan mezun olan mimarlık öğrencilerinin birer adım önde oldukları söylenebilir, yalnız bu diğer okullardan mezun olanların iş bulamayacağı veya başarılı olamayacağı anlamına kesinlikle gelmemektedir.
Mimarlık eğitimi alan öğrenci eğitimi süresince okul dışında da kendini beslediği, geliştirdiği, ilave eğitimler aldığı ve girişken olduğu sürece her daim iş bulacaktır.

archicat

Mimarlık okurken çalışmak:  Vakit ayırabiliyorsanız, dersleriniz ve boş saatleriniz arasında denge kurabilen, disiplinli bir öğrenciyseniz mimarlık eğitiminizi alırken bir mimarlık ofisinde çalışmanız sizi kariyer hayatınıza hazırlayan önemli bir atılım olacaktır. Mimarlık ofisinde okulunuzda öğrendiklerinizi uygulayabilir, eksiklerinizi görüp tamamlayabilirsiniz. Kendinizi yavaş yavaş olgunlaşmaya başlayan bir meyve gibi düşünebilirsiniz. Bu çalışmalarınız mimarlıktan mezun olduğunuz zaman CV’nizi hazırlarken referans olacak, işe girmenizde son derece fayda sağlayacak, hiçbir tecrübesi olmayan mezunlara göre sizin tercih sebebi olmanıza önayak olacaktır.

Son iki tavsiye:
Mezun olur olmaz kendi ofisinizi açmayın.
Önce iyi bir mimarın yanında 3-5 sene çalışın. Mesleği öğrenin,bir ofisin nasıl yönetildiğini, ihtiyaçlarını, masraflarını, müşteri bulma sanatını öğrenin, çünkü mezun olduktan sonra okulda öğrendiklerinizin yetersiz geleceğini ve daha çok şey öğrenmek zorunda olduğunuzu göreceksiniz.

Mezun olduktan sonra ilk is basvurunuzda eğer okuduğunuz süre boyunca hiç çalışmadıysanız elinizde gösterebileceginiz sadece okul projeleriniz olacaktır.
Artık internet çağında yaşıyoruz. İlk sınıftan itibaren kendi isminizi taşıyan bir web sitesi veya blog açabilir, projelerinizi, stajlarınızı, okuldaki tüm faaliyetlerinizi burada paylaşabilirsiniz. Ayrıca sosyal etkinliklerinizi ve okul dışı faaliyetlerinizi de burada paylaşmanız sizin hakkınızda çok geçerli bir referans olacak, ileride kurmayı düşündüğünüz ofisiniz için bir zemin hazırlayacaktır.

Tasarım-Dekorasyon-Mimarlık-Design-Decoration-Architecture içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | 13 Yorum

İkea bahar sezonu

İkea’yı sevmeyen yoktur diye tahmin ediyorum.
Pratik çözümler, kullanışlı mobilyalar, hoş teşhirleri ile kullanıcılara fikir vermesi, renkleri, alternatifleri ile hepimizin evine bir şekilde girmiştir.
Ay çok ucuz diyerek kasaya gelinceye kadar toplanan gerekli-gereksiz ürünler cebimizi zaman zaman yakar.
İkea’dan eli boş çıkmak neredeyse imkansız gibi birşeydir.
İllaki ufak ta olsa birşey alınır. Alınanın gereklilik derecesi ise tartışma konusu olabilir…

Bahar aylarına girince İkea’da bir renk cümbüşü başlar. Bu sezon teşhirleri de çok hoş düzenlemişler.
Bir mağazanın teşhiri ne kadar albenili olursa o kadar satışı pozitif etkiler.
Bu sezondan beğendiğim ve önerdiğim ürünleri toparladım, şimdilik elim boş çıkmayı başardım, ama şimdilik…

Çocuk odası teşhirleri rengarenk, müşterilerine ürünleri ile güzel fikirler sunmakta…

Duvara asılan renkli, plastik tutucular ve farklı boyutta kutuları sadece çocuk odasında değil kendi ofisimizde veya banyomuzda bile kullanabiliriz.

Kız çocukları için tasarlanmış mini evcilik takımlarını atlamadan geçmeyeyim. Benim gibi ufak objelere ilgili kişiler için süper.

Bahçeniz veya balkonunuz için mini dekorasyon kombinasyonu

Yaz aylarında yemek takımları da renklenmeli ama…Uçuk mavi-beyaz kombini en güzeli.

Misafire ikram için çok beğendiğim yaprak/damla arası formda seramik kasecikler- tealight mumlarınız için de kullanılabilir.

ve tabii vazgeçilmezimiz yastıklar…retro stilinde desende, güzel renk kombinlerinde…

terasa yeni yastık alma vakti geldi, ama çizgili olanları lütfen. Her renginden birarada kullanmak üzere.

bu siyah çevresi dekorlu aynayı almayan kaldı mı? her restorantta görür hale geldik…ama süslü ve ekonomik olsun denirse harika.
Mini lavabo da şahane! Açık lavaboların altına konulan raflara yerleştirilen sepet konseptine alıştık, ama hala seviyoruz.

Çiçek dikme mevsimi geldi artık…Terasımız, balkonumuz sıkıcı saksılarla dolacağına neden renkli kırmızı saksı kullanmayalım?
Her ne kadar çöp olarak önerilmekteyse de ben saksı olarak kullanılabilir derim.

Modası hiç geçmeyecek aydınlatma tasarımlarından birisi…Mutfağa veya yemek masasının üstüne.

Dantel efektli metal saksılar, çok seviyorum!

Mavi, pembe ve yeşil renkli cam saksılar, nefis!

Emaye son birkaç yıldır tekrar revaçta, beyaz emaye sürahiler su servisinde veya saksı olarak kullanılabilir.

Beyaz boyalı ahşap Çiçeklik çok şirin…

Renkli kovalara bayıldım! Temizlikte kullan, saksı yap, dergilik yap, havlu koy…
ben bunu plaj çantası bile yaparım, koyarım içine havlumu, güneş yağımı, gözlüğümü, takarım koluma trend yaratırım 🙂

renkli balkon saksıları

geldik güzel teras mobilyası kombinlerine…

Havuz yanına veya kumsala renkli plastik yarım şezlonglar da harika!

Restorant-cafe sahipleri için hazırlanmış bir teşhir alanı

http://www.ikea.com.tr

Alışveriş - Shopping içinde yayınlandı | , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Çeşme şantiye evleri

Turizmin son 10 yılının yükselen yıldızı Çeşmemizin klasik “şantiye evleri”ni bir Mart ayında kimseler yokken, hava muhteşemken yürüyerek görüntüledim.
Henüz sezona hazırlıkların başlamadığı dönemde yabani ot kaplamış bahçeler, kapalı panjurlar, ortalığa hakim sessizlik melankolik bir hava veriyordu.
Artık milyon dolarla ile ifade edilmeye başlayan bu evlerin büyük bölümü şöyle bir elden geçmek istiyor.

Büyük plajın ilk sırasındaki evlerin yaz sezonuna girerken en büyük dezavantajı özellikle haftasonu plajı basan insan sürüsü…Dağlardan taşlardan inenler…
Kıçında don, belinde kamyon tekeri ile denize girenler. Ardında bıraktıkları pislik.
Arabasını önünüze park edenler, yakılan mangallar, acaip bir trafik derken bahçenizde keyifle oturmak imkansız hale geliyor.
Dolayısı ile bu evlerin en doğru kullanım sezonu yaz bitişi oluyor.
Bu kış yolu daraltarak park konusuna müdahale edilmeye çalışılmış…bu sefer gelenler arka sokaklara dolayısı ile yine evlerin önlerine park edecekler elbet.

Şantiye evlerinin geçmişi en az 50 senelik…Dolayısı ile büyük bahçeler, bahçe duvarından en az 10 metre geride evler harika bir dinlenme alanı yaratıyor.
Çocuklar için ise malum süper oyun alanları bahçeler.
Palmiye ağaçları ise bahçeye ayrı bir güzellik katıyor, hele bir de bahçenin bakımı yapılmış, çeşitli bitkiler de ekilmişse harika bir yazlık çıkıyor ortaya.
Bazı evler sezonluk mobilyalı olarak kiraya veriliyor, kiralar emlak sitelerine bakılınca 10.000 USD cıvarında.

Şantiye evlerinden bazıları…

Güzel Çeşmemizin tanıtımı için hazırlanmış videomuz:

Aslına bakılırsa kumrucularımıza çok az değinilmiş, kumru Çeşme için başlıbaşına bir beslenme kültürü, Şantiyedeki Veli usta dondurmacımız yok, Yıldızburnundan geçilmemiş, en önemlisi hepimizin Çeşme’ye tepeden araba ile girişimiz vardır, o anı içimize çekerek Çeşme’ye ayak basarız, işte o önemli manzara gösterilmemiş…

Ama olsun, Çeşme 1 tanedir.

Alaçatı - Çeşme içinde yayınlandı | , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Material Connextion Istanbul

Ekim ayında İstanbul Yapı Endüstri Merkezi bünyesinde mimarlık, mühendislik, tasarım, grafik, eğitim kurumları, giyim, dekorasyon ve aklımıza gelebilecek tüm sektörleri ilgilendiren çok önemli bir “malzeme merkezi” olan Material Connextion Istanbul açıldı.
İstanbul ile birlikte dünya çapında 8 farklı şubeye sahip Material Connextion ilk olarak 1997 senesinde George M.Beylerian tarafından New York’ta açıldı.

George Beylerian röportajı:
1997 senesinde birden dünyanın hiçbir yerinde malzemelere ait bir kütüphane olmadığını fark ettim. Sadece malzeme değil, benzersiz malzemelerden bahsediyorum. Araştırma ve inovasyon bugün çok önemlidir. Teknik anlamda kategorize edilmiş yaklaşık 110 malzeme varken aslen bizim görüş açımızdan bu 6.000 farklı malzeme, bunları kurulduğumuzdan beri toparlıyoruz.
Bu malzemeler bir juri tarafından seçiliyor ve kategorize ediliyor, sistematik bir şekilde veriler toplanıyor, bunu çok ciddiye alarak hazırlıyoruz çünkü bu bir inovasyondur ve inovasyon başarıya giden anahtar kelimedir.
Bu fikir, çalışma çok hızlı bir şekilde dünyada yayılıyor, sadece profesyoneller arasında değil aynı zamanda akademik alanda da hızla kabul gördü. Üniversiteler ve öğrenciler bizlerle bağlantı halinde hatta kendi kütüphanelerine bile malzemelerimizi dahil etmekteler. Artık birçok iyi okulun kütüphanesinde daha küçük ölçeklerde yer alıyoruz.
Material Connextion inovasyona karşı büyük bir sorumluluk taşır.
Malzemelerin güzel olması konumuz değildir, malzemede bir inovasyon göremezsek ilgilenmeyiz.
Her sene seçtiğimiz ilk 10 inovatif malzemeyi katıldığımız fuarlarda sergileriz.
Malzeme ile ilgili detaylı bilgileri paylaşırız. Malzeme seçimlerinde dünya çapında sağlam yere sahip teknik uzmanlar -mesela mimarlar, moda tasarımcıları, endüstriyel tasarımcılar gibi profesyoneller bazen de bilim adamlarını dahil etmeyi tercih ederiz. Düzenli olarak her ay toplanır ve bu 10 kişiye malzemeleri sunarız, kütüphaneye dahil olacaklar seçilir.
Mobilya endüstrisi için gelecek vaad eden malzeme olarak sizce nedir?
Bu milyon dolarlık bir soru. Ama şöyle diyebiliriz: Belli bir amaç için üretilmiş malzemelerin farklı bir fonksiyon olarak ta karşımıza çıkması ve tasarıma ilham vermesi diyebiliriz. Malzemeyi yeni alanlarda kullanmak.

Material Connextion’dan nasıl faydalanılabilir?
Firma olarak yeni bir ürün yaratacaksınız ve bu ürün için özel bir takım malzeme özellikleri arıyorsunuz. Burada mevcutta henüz 450 malzeme sergileniyor, bunlar arasından istediğiniz özellikleri taşıyan malzemeleri bulabilir, bilgi edinebilir, imalatçıları ile bağlantıya geçebilirsiniz. Toplamda 6.000 farklı çeşit malzeme hakkında sizin istediğiniz malzemeler sizin adınıza araştırılıyor, seçiliyor ve sunuluyor.
Araştırma-geliştirme yapma vaktiniz minimuma indiriliyor, çünkü herşey elinizin altında.
Aklınıza gelmeyecek ürün özellikleri de size sunuluyor, bu sebeple de artı bir değer kazanmış oluyorsunuz.

Material Connextion Istanbul açılış partisinde mimar Kerem Erginoğlu, tasarımcı Derin Sarıyer, Richard Lombard ve takı tasarımcısı Arman Suciyan ile yapılan röportajlarda yeni kuruluşa yaklaşımları soruldu:

Material Connextion Istanbul web sitesinde detaylı her türlü bilgiyi edinmek mümkün.

http://tr.materialconnexion.com/

Tasarım-Dekorasyon-Mimarlık-Design-Decoration-Architecture içinde yayınlandı | , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

ozzdsign by Özlem Özsaruhan

Özel tasarım, yaratıcı, esprili, her yerde bulunmayan, sıradışı ürünler arayanlar için yepyeni bir adres “ozzdsign” !
Markanın yaratıcısı, tasarımcısı ve uygulamacısı Özlem benim de çocukluk arkadaşım. O kadar keyifli ürünler tasarlıyor ki hakkında yazamadan edemedim.
Özlem, grafik tasarımcı ve iç mimar. İtalya ve Amerika’da eğitimini tamamladıktan sonra İstanbul’a taşınarak burada öncelikle grafik tasarım alanında firmalarda çalıştı, sonrası da freelance çalışmalarına devam etti. Geçen senenin sonunda artık kendi markamı yaratma vakti geldi diyerek kendisini yansıttığı, her bir tasarımında kendisini ifade edebileceği OZZDSIGN markasını yarattı.
Kurumsal kimliğinden, içeriğine, ürün seçkisinden, web sitesine, en ince ayrıntısına kadar her bir tasarımı Özlem’e ait renkli ve ilham verici markasını hepimizin beğenisine sundu.

Özlem çocukluğunda t-shirt baskıları ve incik boncuk tasarımları yapan, sürekli takıp takıştıran, hiçbir zaman normal günlük bir kıyafette göremeyeceğiniz, illaki de kıyafetine enteresan bir aksasuar takan, her daim saç modelini ve rengini değiştiren şen şakrak neşeli bir kişiliktir. Evine geldiğinizde her yeri inceleme ihtiyacı duyarsınız, her bir noktada tasarım bir ürün, esprili objeler görebilirsiniz. Renkleri çok sevdiği için de herşeyi rengarenktir. Susuz yaşayamayan, evimize geleceğini duyunca evi damacanalarla donattığımız arkadaşımın yanından eksik etmediği her yere taşıdığı su şişesine bile kıyafet geçirilmiştir.

Özlem, yeni markasını yaratması ile birlikte evinin bir bölümünü showroom ve tasarım alanı haline çevirdi. Şapka takmayı çok sevdiği için tasarım çalışmalarına şapkalarla başladı. El emeği-göz nuru dediğimiz şapka tasarımlarının her birini tek tek atölyesinde kendisi yapıyor. Şapka tasarımları yanında t-shirt, takı, dekoratif ev eşyası,önlükler, çantalar, ayakkabılar da ürün yelpazesi içersinde.

İşlerine 2011’deki Bebek festivaline hazırlanarak başladı. Festival sırasında gelenlerin ilgisi ve talepleri doğrultusunda işlerini geliştirdi ve piyasada bulamadığı, görmediği ürünleri tespit ederek ise ürün yelpazesini şekillendirdi.

Ürünlerinin en önemli özelliği elde yapılıyor oluşu. Bu sebeple hiçbiri birbirine benzemiyor. İstek üzerine kişiye özel tasarımlar da yapıyor.

Özlem, özellikle giysilere aksesuar tasarlamayı seviyor çünkü kendisine göre aksesuar elbiseyi tamamlıyor. Genel anlamda da aksesuarlarda yaratıcılık görmediği için bu konuya odaklanıyor.

Ürünleri her zevke göre. Sıradışı tasarımlar yanında daha güncel giyilip takılabilecek ürünleri de görebiliyoruz.
T-shirt ve şapkalarında günlük dilde kullanılan kelime ve cümleleri kullanarak ürüne espri katıyor. Özellikle Türkçe dili kullanıyor çünkü Türkçe’deki birçok kelimeyi başka dile çevirince ortaya anlamsız şeyler çıkıyor.
mesela “yersen” kelimesini başka dile çevirince Türkçe’deki anlamını karşılaması imkansız.
“biraz göndermeli sloganlar” kullanıyorum diyor.


“başımı döndürüyorsun” şapkası

Çocuklar için tasarlanmış ama bence yetişkinlerin de takabileceği kışlık şapka modeli

Futbolseverler için esprili şapkalar tabii ki unutulmamış!!! İşte sizlere FANATIK bereler!
http://www.funkywardrobe.net/2012/02/24/fanatik-bereler-hazir/

Bebekler ve çocuklar için ürün yok mu derseniz tabii ki var hem de en şekerleri, en komiklerinden!
http://www.ozzdsign.com/collections/baby-hats-0-3-years

Tüm malzemelerini sezonlara göre seçiyor, kullanıyor. Gittiği her yerden birşeyler toparlıyor, çizmeden içinden geldiği gibi yapıyor.

Tasarımlar kendine güvenen, bir stil çizgisine sahip olan, esprili her yaştan kişiye uygun ürünler.

Web sitesini oluşturma aşaması ve ürünlerin fotoğraflanması süreci çok zevkli geçmiş. Özlem birçok yakın arkadaşından ürün fotoğraflanmasına modellik yapmasını istemiş. Hem çok eğlenmişler hem de çok yorulmuşlar.


Merve :)))

Çekimler Merve’nin Riva’daki evinin bahçesinde, önceden hiçbir plan yapılmadan tamamen spontane bir şekilde, yakın arkadaşı fotoğrafçı Soner Ataş tarafından gerçekleştirilmiş. Soner de videolarda görülen Kerem de “evde yoktur”. Ortaya işte bu görüntüler çıkmış 🙂

Web sitesi gerçekten de çok keyifli, resimler şahane, tiplemeler süper, dolayısı ile ürün prezentasyonu harika!
http://www.ozzdsign.com/

Ürünleri web sitesinden sipariş edebiliyorsunuz veya illaki de görmek isterim diyenlerdenseniz Özlem’i arayıp randevu ile showrooma gidebiliyorsunuz.

Ayrıca blog yazıları da mevcut. Burada gezdiği yerleri, beğendiklerini paylaşıyor, görsel ağırlıklı paylaşımlar yapıyor.
http://www.funkywardrobe.net/

Haydi hep birlikte alışverişe!!!

Alışveriş - Shopping içinde yayınlandı | , , , , , , , , ile etiketlendi | 1 Yorum