Eski Kula evleri

Manisa’nın Kula ilçesinin eski evleri harika! Çoğu, sahiplerinin bütçe yetersizliğinden dolayı yıkılmaya yüz tutmuş, çivi bile çakılmasına izin verilmeyen bu evlerden geriye kaç tanesi kalacak, kaçı yıkılacak, kaçı yenilenecek, belediyenin tarihi dokuyu korumak üzerine çalışması var mı meçhul…Evler yıkılmadan görmek adına bir an önce ziyaret etmekte fayda var.

Kula’nın tümünün eski evlerden oluştuğunu sanmayın, hatta ilk anda doğru yere mi geldim diyerek apartmanlardan oluşmuş ilçeye giriş yapıyorsunuz. Eski Kula evlerinin konumlandığı bir bölge var, sizin dolaşacağınız alan işte o bölge.

Kula sokaklarında gezerken elektrikli motorlara dikkat! Sessiz sessiz yaşı tutmayan çocukların altında olan bu motorlarla her an yüzyüze gelebilirsiniz.

Kula Beyler evi restore edildi, bir sonraki yazımızda detaylı değineceğiz.

Dr.Aristi evi restorasyonu tamamlandı, ancak henüz açılmadı.

Rahmi Erdil evi ve Ali Kutlu evi restore edilmekte, yakında açılacaklar.

Kenan Evren evi, politik kimliği dolayısı ile isim değiştirerek  Hanımeli pazarı olarak el değiştirdi.

kula-evleri (1)kula-evleri (2)kula-evleri (3)kula-evleri (4)kula-evleri (5)kula-evleri (6)kula-evleri (7)kula-evleri (8)kula-evleri (9)kula-evleri (10)kula-evleri (11)kula-evleri (12)kula-evleri (13)kula-evleri (14)kula-evleri (15)kula-evleri (16)kula-evleri (17)kula-evleri (18)kula-evleri (19)kula-evleri (20)kula-evleri (21)kula-evleri (22)kula-evleri (23)kula-evleri (24)kula-evleri (25)kula-evleri (26)kula-evleri (27)kula-evleri (28)kula-evleri (31)kula-evleri (32)kula-evleri (33)kula-evleri (34)kula-evleri (35)kula-evleri (36)kula-evleri (37)kula-evleri (38)kula-evleri (39)kula-evleri (40)kula-evleri (41)kula-evleri (42)kula-evleri (43)kula-evleri (44)kula-evleri (45)kula-evleri (46)kula-evleri (47)kula-evleri (48)kula-evleri (49)kula-evleri (50)kula-evleri (51)kula-evleri (52)kula-evleri (53)kula-evleri (54)kula-evleri (55)kula-evleri (56)kula-evleri (57)kula-evleri (58)kula-evleri (59)kula-evleri (60)kula-evleri (61)kula-evleri (62)kula-evleri (63)kula-evleri (64)kula-evleri (65)kula-evleri (66)kula-evleri (67)kula-evleri (68)kula-evleri (69)kula-evleri (70)kula-evleri (71)kula-evleri (72)kula-evleri (73)kula-evleri (74)kula-evleri (75)kula-evleri (76)kula-evleri (77)kula-evleri (78)kula-evleri (79)kula-evleri (80)kula-evleri (81)kula-evleri (82)kula-evleri (83)kula-evleri (84)kula-evleri (85)kula-evleri (86)kula-evleri (87)kula-evleri (88)kula-evleri (89)kula-evleri (90)kula-evleri (91)kula-evleri (93)kula-evleri (99)kula-evleri (100)kula-evleri (101)kula-evleri (102)kula-evleri (103)kula-evleri (104)kula-evleri (105)kula-evleri (106)kula-evleri (107)kula-evleri (108)kula-evleri (109)kula-evleri (110)kula-evleri (111)kula-evleri (112)kula-evleri (113)kula-evleri (114)kula-evleri (115)kula-evleri (116)kula-evleri (117)kula-evleri (118)kula-evleri (119)kula-evleri (120)kula-evleri (121)kula-evleri (122)kula-evleri (123)kula-evleri (124)kula-evleri (126)kula-evleri (127)kula-evleri (128)kula-evleri (129)kula-evleri (130)kula-evleri (131)kula-evleri (132)kula-evleri (133)kula-evleri (134)kula-evleri (135)kula-evleri (136)kula-evleri (137)kula-evleri (138)kula-evleri (139)kula-evleri (140)kula-evleri (141)kula-evleri (142)kula-evleri (143)kula-evleri (144)kula-evleri (145)kula-evleri (146)kula-evleri (147)kula-evleri (148)kula-evleri (149)kula-evleri (150)kula-evleri (151)kula-evleri (152)kula-evleri (153)kula-evleri (154)kula-evleri (155)kula-evleri (156)kula-evleri (157)kula-evleri (158)kula-evleri (159)kula-evleri (160)kula-evleri (161)kula-evleri (163)

Seyahat- Travel içinde yayınlandı | , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Barbaros Köyü Oyuk festivali 2019

This gallery contains 90 photos.

More Galleries | , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Urla’da görülecek yerler

İzmir’in yükselen yıldızı Urla’da her ay birbirinden güzel yerler açılıyor, Urla artık turistik bir belde haline geldi. Doğası ayrı güzel, gezilecek yerleri ayrı güzel.

Öncelikli görülmesi gereken yerleri derledik, olmazsa olmaz listemiz.

manej-urla

Manej Urla
kahvaltı, şarap tadımı, butik otel, hayvanlar, binicilik, etkinlik hepsi 1 arada.
Harika bir ortam, doğa
mutlaka gidilmeli.
*************************************************************************************
kurtel-harasi
Kurtel Harası-Mozaik Şarapçılık
Burası Türkiye mi diyeceğiniz bir hara, tüm dünyada yarış koşan ortalama 1.200 ata sahip Kurtel ailesinin atlarının dinlendirildiği, tay yetiştirildiği cennetten kopmuş gelmiş bir alan. Alabildiğine yeşil. Tam bir rüya.
İçinde yer alan ufak Mozaik Şarapçılık binası lavantalarla çevrili, o mis gibi kokunun içinde şarap tadımı yapabiliyorsunuz.
************************************************************************************
Urla şarapçılık
2 odalı mini butik oteli mevcut. Şarap tadımı yapılıyor, harika bir arazi.
*************************************************************************************
Uzbas
Uzbaş Arboretum
Bitki severlerin asla kaçırmaması gereken yer. Nefis.
*************************************************************************************
Urlice
Haftasonları iğne atsan yere düşmez kıvamında dolu, pizzaları ile sevilen şarap bağımız.
*************************************************************************************

Yengeç Restorant

Urlalıların tercih ettiği, misafirlerini ağırladığı balıkçısı.

http://yengec-restaurant.com/en

*****************************************************************************

Seyhan Et

Urla’nın meşhur et restorantı. Hakikaten nefis. Et severler mutlaka uğramalı.

Yelaltı, Nur Dikmen Cd. No:20, 35430 Urla/İzmir

(0232) 754 71 91

****************************************************************************

OD-Urla

İzmir’in yeni şef restorantı, zeytin ağaçları arasındaki masalar ortama kararkterini veren ana unsur. Gün batımından önce giderseniz ortamın farklı saatlerdeki görüntüsünü deneyimleyebilirsiniz.

http://odurla.com/

Urla içinde yayınlandı | , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Burs veren şirketler ve sivil toplum kuruluşları

BURS VEREN SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI
Darendilliler Vakfı
Hayat Sende derneği
Rumeli Eğitim Vakfı
Toplum Gönüllüleri Vakfı
Yücel Kültür Vakfı
Yüzyıl eğitim ve kültür vakfı
BURS VEREN ŞİRKET VAKIFLARI
Alarko
Anadolu Vakfı
Aydın Doğan Vakfı
Borusan Kocabıyık vakfı
Cevdet Inci eğitim vakfı
Çelikel eğitim vakfı
Elginkan vakfı
Fevzi Akkaya Temel eğitim vakfı
Gülsan Holding
Hacı Ömer Sabancı Vakfı
İbrahim Çeçen vakfı
Mehmet Zorlu Vakfı
Nef Vakfı
Nejat F.Eczacıbaşı vakfı
Şahinler Vakfı
Sevda-Cenap And müzik vakfı
Sema Yazar gençlik vakfı
Sütaş
Tekfen Vakfı
Yaşar eğitim ve kültür vakfı
BURS VEREN ODALAR
İstanbul sanayii odası vakfı
Istanbul ticaret odası (burs ve staj)
BURS VEREN KAMU KURUMLARI
 
Sağlık ve eğitim vakfı
STK - NGO içinde yayınlandı | , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Eski Foça’nın taş evleri

Ev sahipleri tarafından restore edilen Eski Foça’nın taş evlerinden bir seçki…

Seyahat- Travel, Tasarım-Dekorasyon-Mimarlık-Design-Decoration-Architecture içinde yayınlandı | , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Nazarköy

İzmir’in şirin köylerinden birisi de Nazarköy. Geleneksel nazar boncuğu üretim tekniği dünyada sadece Nazarköy’de yapılıyor. 

Nazar boncuğu üret,imi köye 1942’de Mısır’dan göç eden 3 kardeş tarafından getiriliyor. Köyde 5 atölye 15 usta mevcut. Atölyeler AnelSander (Anadolu el sanatları derneği)’e üye olup Türkiye’den tüm el sanatları ustalarının birleştiği dernek. Dernek çatısı altında toplanmış üyeler Türkiye çapında festivallere katılıyorlar. Ustalar kendi aralarında paslaşıyor, birbirlerine destek oluyor, başkalarına ürün vermiyorlar.

Ham madde çam odunu, dağlarda bol olunca, köy üretim yeri olarak seçiliyor. Şu anda 4.nesil işbaşında. Aile mesleği. Üretim sadece şiş ile yapılıyor, usta boncuğa kendi şekil veriyor.

Sabah 05:00’te ateş yakılıyor. 08:00’de macun hazır oluyor, ustabaşı ustaları çağırıyor ve iş başlıyor. Siparişlere göre yazın saat 15:00’te, kışın 18:00’de iş bırakılıyor.

Köyde fırın ağzının büyüklüğüne göre nazar boncuğu üretimi yapılıyor. Yani max. 12 cm. Boncuklar fırınlandıkları için kolay kırılmazlar.

Paşabahçe’nin atık camları, opaklı cam ve işlem görmemiş camlarını topluyor ve üretimde kullanıyorlar.

Üreticilerin ihtiyaçları:

  1. Devletin odun ve cam desteği vermesi : Çam odunu senede 1 kez devlet tarafından karşılanıyor. Max 1 kamyon alınabiliyor. Bu da sadece 1,5 ay dayanıyor…Ayrıca devletten ihaleye giren odunculardan faturalı odun alınıyor. Sadece kuru ağaç kullanılıyor.

2. Devletten aracı olmadan direkt alım yapabilmek istiyorlar.

3. Hurda camcılar aradan çıkarılmalı! Sadece atık belgesi olan hurdacılara camlar veriliyormuş.

4. Kendi çabaları ile ayakta duruyorlar. Tanıtım desteği lazım.

Boncuk çeşitleri: Danagöz, Dilgöz, minik çiftle, kırmızı boncuklar, pıtırcık, dolgun papatya, minik yonca, saraç, şekerlik, baba çiftli

Yukarıdaki tüm bilgiler için “Uğurlu Boncuk”a teşekkür ederim.

UYARI: Köyde ATM bulunmuyor, her yerde de post makinesi bulunmuyor, dolayısı ile nakit para ile gidiniz.

nazarköy (1)nazarköy (2)nazarköy (3)nazarköy (4)nazarköy (5)nazarköy (6)

Şişlerin ismi : Merdan

Camların soğutulduğu oyuk (resimde sağdaki yuvarlar boşluk) : Kavara

nazarköy (7)

Boncukların kontrolü yapılıyor, defolu çıkanlar geri dönüşüme katılarak tekrar kullanılıyor. nazarköy (8)nazarköy (9)

Fırın başı cehennem gibi sıcak, bu üretim şekline tam bir çılgınlık denebilir…

nazarköy (10)nazarköy (11)

Uğurlu Boncuk, Yemenici Hayri Ustanın ürünlerini satan tek yer. Tabanı manda derisi, içi koyun derisi ve dışı dana derisi olup ayağınız terlemiyor, mantar oluşmuyor, koku yapmıyor, ayrıca da görünüşünün aksine pek rahat!

nazarköy (12)nazarköy (13)resim 01nazarköy (14)

resim 02

Orijinal bir nazar boncuğunda şiş izi olması gerekir (resim 01) ve göz boncuğunda şiş izi olmalıdır. (resim 02)

nazarköy (17)nazarköy (18)nazarköy (19)nazarköy (20)

Küçük ev kafeterya-kahvaltı salonu: 

nazarköy (21)nazarköy (22)nazarköy (23)

nazarköy (35)

nazarköy (24)

nazarköy (33)

UYARI: Donan bal gerçektir, donmayan balda sorun vardır 🙂

Yiğit bal:  530-6636918

nazarköy (25)nazarköy (26)nazarköy (27)nazarköy (28)nazarköy (29)nazarköy (30)nazarköy (34)

Kıvırcık Boncuk üretim atölyesi nazarköy (36)nazarköy (37)nazarköy (38)nazarköy (39)

Putty doğal, el yapımı ahşap oyuncaklar 

nazarköy (40)nazarköy (41)nazarköy (42)nazarköy (43)nazarköy (44)nazarköy (45)nazarköy (46)nazarköy (47)nazarköy (48)nazarköy (49)

Nazarköy’e giriş meydanı

Seyahat- Travel içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Ödemiş Birgi Köyü

Ege bölgesinin en şirin köylerinden birisi demek yanlış olmaz. Doğası ile bütünleşmiş karakteristik mimarisi ile görsel bir şölen…Sessizliği harika…Dinlenmek, meditasyon yapmak, köy hayatını deneyimlemek için ideal bir seçim. Sanırım cennet denebilir…

Bol bol yürüyerek köyün her bir noktasından farklı manzaraları deneyimleyebilir, her dakika şükredebilirsiniz 🙂 Ara sokaklarda oturan köylü hanımlara rastlayacaksınız, biraz oturun sohbet edin, köylünün kendisinden bilgi edinmek çok keyifli.

Birgi evlerinin birçoğu bakımsızlıktan dolayı çökmüş veya çökmek üzere…Resimlerden de anlaşılan bu durum aslında çok üzücü…Mimari anlamda o kadar güzel yapılar ki…Bunlarının hepsinin korunması, restore edilerek tekrar kullanıma açılması gerekirken bakımsızlığa terk edilmesi acı verici…

birgi 001birgi 002

Görülmesi gereken yerlerin başında Papaz deresi restorant geliyor. Birgi turuna başlamadan önce burada güzel bir köy kahvaltısı ile enerji depolayarak topuğa kuvvet yola koyulmanızı tavsiye ederim. Manzarası muhteşem, dekorasyonu çok hoş, kahvaltı çok lezzetli. Herkese tavsiye ederim.

Dervişağa medresesi kitabesi restore edildi, görülecek yerlerden birisi. İncir odasında verilen bilgiler çok ilginç.

İncir adı nerden gelmekte?

Birgi (1)

Kutsal meyve incir!

Birgi (2)

Tarihte İncir

Birgi (3)

İncir Üretimi

Birgi (4)

Besin deposu incir

Birgi (5)

İncir Takvimi

Birgi (7)

İncirli Tatlılar

Birgi (8)

Birgi Ahşap evinden hediyelik almadan Birgi’den ayrılmayınız.

instagram: birgiahsapevi

Birgi (133)Birgi (137)

Birgi’nin meşhur “kar helvası“nı yemeden olmaz!

Birgi (134)Birgi (136)

Birgi’nin meşhur Çakırağa Konağı mutlaka ziyaret edilmeli, ancak maalesef 3 senedir (!) restorasyondaymış, hala açılmadığı için bahçe duvarından en azından dışını inceleyebilirsiniz.

Birgi (108)Birgi (88)

Çakırağa konağının yanında yer alan Nar Danesi cafe şirin mi şirin! Akşamüstü kahvenizi veya yemeğinizi burada yiyebilirsiniz.

İmam-ı Birgivi Kabristanlığına çıkıp bir dua etmeden dönmek hiç olmaz. Kabristan önünde bir pazar alanı da mevcut olup havlu, örtü, hediyelik, reçel, yiyecekler bulabilirsiniz.

ve tabii topuklara kuvvet tüm köyü yürüyerek deneyimleyiniz. Ara sokaklar, mimari güzellikler, doğa, kuş sesleri, köylüler…

 

Birgi ile ilgili  belgeseller:

Kasabada Zaman / Birgi

Birgi Çakırağa Konağı-Semra İğtaç-Tutsaklığa Tutkun adlı belgeseli

Ödemiş – Birgi Havadan

Seyahat- Travel içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

İzmir’in ilkleri

Izmir-haritasi

Türkiye’nin İzmir’den çıkan ilkleri:

  1. İlk piyango İzmir levantenleri tarafından basıldı – 1834
  2. Türkiye’de oynanan ilk futbol maçı Bornova Yavuz Selim Ortaokulu’nun yan tarafında 1877 yılında İngiliz Levanten aileler tarından oynandı.
  3. İzmir ticaret borsası: Türkiye’nin ilk borsası kuruldu 1891
  4. ilk bisiklet yarışları ve atletizm müsabakaları – Bornova 1895
  5. İlk Atatürk anıtı: Ege Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi bahçesi 1926
  6. Bademler Köy Tiyatrosu- İlk ve tek köylü tiyatrosu 1932
  7. Viking kağıt: İlk özel sektör kağıt fabrikası-1969
  8. Altınyunus: ilk 1100 yataklı turizm tesisi
  9. BMC: İlk dizel motor bu fabrikada üretildi -1975
  10. Pınar Süt- İlk dayanıklı süt üretimi-1975
  11. Ege Gübre- İlk özel sektör kompose gübre üretimi-1978
  12. Pınar Su- İlk kaynak su şişelemesi 1984
  13. Pınar Deniz Ürünleri- ilk kültür balığı tesisi 1984
  14. Ege Üniversitesi Hastanesi – İlk tüp bebek Ece Çoker doğdu 1989
  15. Emes Denizcilik- İlk Türk bayraklı konteyner hat taşımacılığı- 1996
  16. Sasalı- Avrupa’nın en büyük doğal yaşam parkı 2008
  17. Türkiye’nin ilk hayvanat bahçesi İzmir’de kurulmuştur.
  18.  Türkiye’nin ilk sertifikalı organik ürünler pazarı İzmir’dedir.
  19.  Türkiye’nin ilk Sakin Şehri Seferihisar, İzmir’dedir.
  20.  Türkiye’nin ilk rüzgar santrali İzmir’dedir.
  21.  Tarihte bilinen ilk kadın eylemini (ekmek zammı 3 gün sokaklarda protesto edilmiştir) İzmirli kadınlar gerçekleştirmiştir 1828
  22.  Yunan düşünür Homeros’un Batı Uygarlığı’nın ilk anıtsal eseri İlyada’yı İzmir’de yazmıştır.
  23.  Asya’nın ilk hastanesi ASKLEPİON İzmir’de Bergama’da kurulmuştur. M.Ö.4 yy.Su sesiyle tedavi, telkin yöntemiyle rüya analizi gibi çalışmaların gerçekleştirildiği Asklepion’da psikolojik sorunu olan hastalar tünellerde su sesiyle tedavi ediliyordu.
  24.  Helenistik Dönem’de inşa edilen Bergama Antik Tiyatrosu, 70 derecelik açısıyla dünyanın en dik tiyatrolarından biri olarak gösteriliyor. 15,000 seyirci kapasitelidir.
  25.  Türkiye’nin ilk , dünyanın ise Fransa Nice’ten sonra ikinci yerel festivali olarak kabul edilen Bergama Kermesi, her yıl haziran ayında düzenlenmeye devam ediyor. 1937
  26.  Asya’nın ilk kütüphanesi Bergama kütüphanesi,200.000 ciltlik bir arşiv bulunduruyordu.
  27. Dünyanın tamamı mermerden oluşan ilk tapınağı Efes’te yapılmıştır.
  28. Kurtuluş Savaşı’nın ilk kurşunu gazeteci Hasan Tahsin tarafından Yunan işgal ordularına karşı ilk kez İzmir’de atılmıştır.
  29.  Türkiye’nin ilk fuarı İzmir’de açılmıştır. 1936
  30.  Kurtuluş Savaşı sonrası devletin ekonomi rotasının belirlendiği ilk kongre İktisat Kongresi İzmir’de yapılmıştır.
  31. Anadolu’nun ilk demiryolu İzmir’e yapılmıştır.
  32.  İlk kadın tiyatrocu Afife Jale ilk oyununu İzmir’de sergilemiştir.
  33.  Türkiye’nin ilk Türev borsası olan VOB İzmir’de hizmete girmiştir.
  34.  Türk donanmasının ilk kurulduğu şehir İzmir’dir.
  35. Anadolu’nun TCDD tren hattı üzerinde işletilen ilk modern banliyö sistemi İZBAN’la İzmir’de hayata geçmiştir.
  36.  Futbolda Türkiye liglerinin ilk golünü atan futbolcu İzmirsporlu Özcan Altuğ.
  37. Avrupa’da Türkiye adına ilk golü Fransa’nın Racing takımında oynayan İzmirli Vahap Özaltay atmıştır.
  38. Salgın hastalıklara karşı Türkiye’nin ilk karantinası İzmir’in Küçükyalı semtindeki Mithatpaşa Endüstri Meslek Lisesi karşısındaki binada kurulmuştur.
  39. Dünya kadet şampiyonası Türkiye’de ilk defa 1980 yılında Çeşme’de düzenlenmiştir.
  40. İlk Türk Bankası 1888’de İzmir’de şubesini açan Ziraat Bankası’dır.
  41. İlk gazoz Ahmet Yalçıner tarafından Tire’de 1932’de imal edilip satışa sunulmuştur.
Deneme-Essays içinde yayınlandı | , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Hayvansever Faaliyetler

Hayvansever başlığı ikiye ayrılır.

  1. Hayvanlar için maddi ve manevi, bedenen ve beynen  “faal” olarak çalışanlar, daha sevgi dolu bir dünya yaratmak için kalbini ortaya koyanlar.
  2. Hayvanları çok seviyorum adı altında doğru yanlış bakmadan, okumadan, araştırmadan, sahalara inmeden sağa sola saldıran, insanlara her şeyi söyleyebileceğini zanneden, internet başından kalkmadan sadece olumsuz şeyleri okuyup öfke ile dolan zararlı hayvanseverler. Bunlara hayvansever diyemeyeceğiz, hayvanlara öfkeleri ve üslupları ile zarar veren, kaş yapayım derken göz çıkaran kitle.

Bu yazımda hayvanlar için farkındalık yaratan, hayatlarını kolaylaştıran, onlar adına hizmetler veren kişi ve kurumları tanıtacağım, sizler de lütfen kendilerine destek verin, birlikte gelişelim 🙂

kitapkoala

Kitap Koala:

Değişiyoruz ve gelişiyoruz. Küçükken hayalim “Bir hayvan ambulansı olsun ve yaralananları tedavi etsin.” idi. Küçük ama başka canlıların acılarını dindirebilecek bir hayal! Sonra bundan 5-6 yıl önce Animal Planet kanalında, Hayvan Kurtarma Timi’nin çalışmalarını fark ettim.

İlk sorduğum soru “Neden bizde yok?” oldu. Zor durumda olan hayvanları tedavi edip acılarını dindiriyorlardı. Köpekler, kediler,atlar, koyunlar, kuşlar ve daha nicesini…

Ne kadar kutsal bir iş değil mi?

Uzun süre bunu nasıl yapabileceğimi düşündüm.

Tüm bunların finansmanı nasıl sağlanırdı?

Sponsorluk finansmanı ya da bağışlar istikrarlı değildi. Para ödemeniz gereken insanları, yapıları, cihazları sürdürülebilir kılmak pek de mümkün değildi. Yıllar sonra, kurumların sosyal sorumluluk yaptığı bir modelde de değişim gerekiyordu. Yani kapitalizm evrilmeliydi. Bunu düşünerek yaklaşık 20 arkadaşımla beraber bu girişimin altına girmeye karar verdik.

Finanse etmek için de bir model bulduk.

Hem finansmanı hem de yaptıkları fayda yaratmalıydı.

İşte bu yüzden insanların okumasını sağlayacak; ve aynı zamanda da Hayvan Tedavisi sistemini finanse edebilecek bir fikir bulduk.

Bunun üzerine isimlendirmenin nasıl olacağını düşündük.

Dünyada adaptasyonu en düşük olan hayvan ‘Koala’dır. Üstelik çok şirin ve sarılan bir hayvandır. Okaliptus ağacı olmayan hiçbir yerde yaşayamaz ve sadece okaliptüs ile beslenir. O yüzdende okaliptusa da sıkı sıkıya sarılır.

Sarılmak ne de büyük ihtiyaç değil mi?

Bizim koalamız kitap kovalasın istedik, o yüzden de Kitap ve Koala sözcüklerini birleştiren, insanların okumasını sağlayan ve de Hayvan Tedavilerini finanse edebilecek bir e-ticaret sitesi kurmaya karar verdik. www.kitapkoala.com adındaki sitemizde her türden kitap satılıyor.

Sizden bağış istemiyoruz çünkü bağış istikrarlı ve sürdürülebilen bir model değil!

Eğer sokakta acı çeken hayvanların acılarını dindirmek ve tedavilerine destek olmak istiyorsanız zaten normalde satın almak istediğiniz kitapları kitapkoala.com’dan alın. Bu sayede hem kitap okumuş hem de planladığımız sistemi kurmamıza yardımcı olmuş olursunuz.

Belki, yüzyıllarca devam edecek bir sistemin de mimarları arasında yer alabilirsiniz.

Şimdi kitap almanız gerekmiyor sadece paylaşarak da destek olabilirsiniz. Unutmayın kötü olan ticaret değil, kötü olan ticaretin kimin çıkarlarına hizmet ettiğidir. Kısacası aynı ‘ticaret’ birçok hayvanın acısının dinmesini de sağlayabilir. Aşağıda sistem hakkında daha detaylı bilgileri bulabilirsiniz.

Hepinizi kitap okumaya ve doğanın bizim kadar şanslı olmayan varlıklarını kalpten sevmeye davet ediyoruz.

dok-kapak

Doyuran Kareler

Sokak hayvanları için oldukça doyurucu ve aynı zamanda sosyal medyada hayvanseverler tarafından yoğun şekilde paylaşılan yeni bir projeyi hayata geçirdik. “Evlenirken sokak hayvanlarını doyurmak ister misiniz?” sloganıyla ortaya çıkan projenin adı “DOYURAN KARELER“.

Düğün fotoğrafları çekerek çalışmalarını başlatan Doyuran Kareler gelen yoğun istek üzerine portre ve kurumsal fotoğraf çekimlerini de mama karşılığında gerçekleştiriyor. Düğün fotoğraf çekimlerini 1600 liralık mama, portre fotoğraf çekimlerini 600 liralık mama alınması karşılığında yapıyor.

Doyuran Kareler’de profesyonel fotoğrafçı arkadaşlarımız, profesyonel fotoğraf çekimlerinizi tamamen sokak hayvanlarına mama alınması karşılığında gerçekleştirmeyi teklif ediyor. Evlenirken en mutlu günlerinden birini yaşayan çiftlerimiz bir yandan en güzel karelere sahip olurken, diğer yandan sokak hayvanlarının karnını doyurma şansına sahip oluyor. Kurumsal işletmeler ihtiyacı olan fotoğraf çekimlerini sokak hayvanlarına mama alarak yaptırabiliyor. Adı üstünde “Doyuran Kareler”.

sahiplenelim.com

sahiplenelim.com

Sahiplenelim.com kâr amacı gütmeyen bir internet kuruluşudur.

Misyonumuz, terkedilmiş hayvanların zulmünü ve ihmalini ortadan kaldırmak ve insan / hayvan bağını güçlendirecek bir eğitim, bakım ve kaygı ortamını ortadan kaldırmaya teşvik etmektir.

Mesleğimiz gereği kaybolmuş ya da insanlar tarafından zarar görmüş hayvanları haber yaparak yaygın medya kuruluşlarında hayvanseverlerin sesini duyurduk. Fakat bu tarzda o kadar çok istekler, şikayetler ve haber konuları elimize geldi ki bende bir hayvansever olarak bu siteyi açmaya karar verdim.

Hem kayıp PET ilanları, hem ücretsiz sahiplenme ve sahiplendirme yapabilme adına umarım faydalı bir adım atmış olurum.

banabirak.com

banabirak.com   Köpek gezdirme, pansiyon, ziyaret, pet taksi hizmetleri

patili oteller

Patili Oteller:

Patilioteller.com’da  bulunan tüm oteller, kediniz veya köpeğinizle aynı odada konaklamanızı kabul eden “gerçek hayvan dostu” otellerdir.

Bu sitede pet dostu otel, restorant, tekne turları ve parkları bulabilirsiniz 🙂

hasan-kizil

Hasan Kızıl

Engelli hayvanlar için kendi imkanları ile protez yapıyor.

Yolun açık olsun Hasan 🙂

 

Hayvanlar- Animals içinde yayınlandı | , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

21 gün şikayet etmemek

will-bowen (Will Bowen’in bu kitabı henüz Türkçe’ye çevrilmemiştir)

Yeni bir alışkanlık edinmek istiyorsak, yeni bir düşünme tarzına kavuşmak istiyorsak “21 gün” olarak uzmanlar tarafından belirlenmiş bir sınır süre bulunmaktadır. Tüm ritüeller 21 günlük paketlerle hazırlanır. Nitekim bu süre beynin kendini formatlama ve yeni bir alışkanlık edinme süresi olarak ıspatlanmıştır.

Günlük iletişim şeklimizin en az yarısı şikayetler üzerine kuruludur. Bu şunu demiş, öbürü bunu yapmış, bu yanlış olmuş, bu berbat olmuş, aman da bu nasıl olurmuş, nasıl denirmiş, dünya daha iyi olabilirdi,  vs vs. Şikayetin iletişim dilinde geçmediği bir kişi veya durum var mı? Sanmıyorum, ancak olmasını sağlayabiliriz. Sürekli şikayet etmek hayat kalitesini düşürür, sağlığınızı bozmaya başlar, çeşitli hastalıkların kaynağıdır, hayata ve insanlara bakış açınızı olumsuz etkiler, yaratıcılığınızı öldürür.

Şikayet etmek kötü ağız kokusu gibidir, başkalarının ağzının koktuğunu fark edersiniz ancak kendi ağzınızın koktuğunu fark etmezsiniz. Bir insan günde ortalama 15-30 kez şikayet edermiş.

willbowen

acomplaintfreeworld.org (şikayetsiz bir dunya) web sitesinde güzel bir uygulama söz konusu.

Size mor renkli lastik bir bilezik gönderiyorlar. İstediğiniz 1 kolunuza takıyorsunuz. Amaç 21 gün boyunca hiçbir konudan şikayetçi olmamak. Şikayet ettiğinizi fark ettiğiniz anda bileziği diğer kolunuza takıp baştan başlıyorsunuz. Her şikayette bilezik diğer kola geçiriliyor. Genel olarak insanların çoğunun 21 günü tamamlaması 4 ile 8 ay arasını buluyormuş.

21 gün boyunca şikayet etmediğiniz bir ev ve iş ortamında yaşadığınızı bir düşünün…Eşiniz, çocuğunuz, komşunuz, arkadaşlarınız,aileniz, iş arkadaşlarınız, işvereniniz ile ilişkileriniz nasıl evrilebilir…denemeye değer bir deneyim.

Will Bowen’in tedx konuşmasını buradan dinleyebilirsiniz. İngilizce bilmeyenler için konuşmanın çevirisi:

Ya hayatınızdan yıllar götürecek bir virüse yakalandığınızı ortaya çıkarsaydınız…Bu virüs 59 yaşındaki kardeşimi öldürdü. Bu virüs sizi kilolu, yüksek tansiyonlu, şeker hastası yapıp kalp krizi ve inmeye sebep olsaydı…Beyninizi Azheimer hastalığı gibi karıştırıp düzgün düşünmenizi engellese, sizi kızgın ve depresif yapsa…

Sizi boşanmaya daha yatkın, finansal zorluklarla mücadele eden, arkadaşlarını kaybeden bir virüse yakalandığınızı öğrenseniz ne hissederdiniz? Bu virüsün sizden ailenize, arkadaşlarınıza, iş arkadaşlarınıza bulaştığını bilseniz…

10 yıl önce bu virüs bende teşhis edilmişti. Siz ya da sevdiğiniz birilerinin buna sahip olması şansı yüksek. Bu virüsü teşhis ve tedavi etme yöntemlerini sizinle paylaşacağım. Herkesin yapabileceği bir şey, hiçbir maliyeti yok ve hemen şimdi bulunduğunuz yer her neresi ise başlayabilirsiniz. Bahsettiğim virüsün adı : ŞİKAYET

Şikayet, beyninizi negatif olmaya programlar. Sizi problem aramaya ve problemleri kendinize çekmenize yarar. Stres hormonu “kortizol”ü pompalar ve bu da sizin kilo almanızı, strese girmenizi, kalp krizi ve inme riskinizi arttırır. Sizin berrak bir şekilde düşünebilmenizi güçleştirir. Ortalam bir insan günde 15 ile 30 kez arası şikayet eder ve bunun farkında değildir. Şikayet etmek kötü ağız kokusu gibidir, başkalarının ağzının koktuğunu fark edersiniz ancak kendi ağzınızın koktuğunu fark etmezsiniz. 23 Temmuz 2006 tarihinde şikayet virüsü teşhis edilmişti. O zamanlar Kansas City’nin ufak bir kasabasında bir kilisenin papazı idim. Bereket üzerine çalışmalar yapardım. Gördüm ki insanlar ne kadar bolluk/varlık içersinde olsalar da daha da fazla bolluk istiyorlardı. Kendinize sorun: Daha da bolluk bereket ister miyim? Bunu dünyanın neresinde olursam olayım sorduğum zaman insanların elleri kalkıyor. İnsanlar için bolluk/bereket demek, “daha fazla” demek. Daha fazla para, sağlık, arkadaş…Daha fazla! Sorun şudur ki zaten sahip olduğumuz şeylere daha fazla sahip olmak için şikayet ederiz. Zaten sahip olduğunuz birşey hakkında şikayet ediyorsanız “neden daha fazlasını” istiyorsunuz? Şikayet etmek, bolluk-bereketimize enerjisel bir engeldir. Derler ki 21 gün boyunca aynı şeyi tekrarlarsanız bu şey bir alışkanlık haline gelir. Ben de düşündüm ki acaba şikayet etmemeyi alışkanlık haline getirebilir miyiz? 21 gün boyunca şikayet etmemeyi hemen başarabileceğimizi düşünmedim, mutlaka tekrar baştan başlamak gerektiğini tahmin ettim. Böylece bir sistem geliştirdim ve bir bilezik kullandım, Şikayet ettiğinizi fark ettiğiniz anda bileziği diğer kolunuza takıp baştan başlıyorsunuz. Her şikayette bilezik diğer kola geçiriliyor. Cemaatimiz 500 adet bilezik temin etti, ilk haftasonu 250 adet dağıttık. O anda fark ettim ki bir şikayet salgınına yakalanmışız. Çünkü vaaz bittiği anda insanlar hemen yanıma gelip kalan bilezikleri almak istediler. Okulları, işleri, aileleri için istediler. Şikayetten kurtulmak istediler. O gündür dünyanın her yerinden bu bilezikler talep edilmektedir. 10 senede, 110 ülkeye 11 milyon bilezik gönderilmiştir. Şikayetsiz bir dünya yaratmak için bizim bileziklerimize ihtiyacınız yok, kendiniz var olan bir bileziğinizi kullanabilirsiniz veya cebinizde bir taş taşıyabilir, her şikayet ettiğinizde ayrı bir cebinize aktarabilirsiniz. İşin ana fikri zihniniz ile bedeninizin koordineli çalışmasını sağlamaktır. Şikayetçi virüs kendini tekrar eder, yerleşeceği bir beden bulduğunda bu kişinin iletişime geçtiği herkese kendini ifade eder. Burada dikkat çekmek istediğim bir konu var, bahsettiğim şikayet türü bozulan bilgisayarınızı tamir ettirmek üzere müşteri şikayeti değildir. Bu şikayet iş hayatınızı düzeltmek için yapılan bir şikayettir. Sorununuzu anlatır ve çözüm talep edersiniz. Bahsettiğim şikayet türü “bu bana nasıl oldu” gibi cümleleri sarf edenler. Sağlıklı iletişim şekilleri üzerinde çalışmak lazım, sorunun kaynağı kişiler ile direkt konuşmak ve çözüm üretmek lazım.

Çoğu insan işten eve gelir ve eşine işini şikayet eder. Sonra işine gider eşini şikayet eder. Sonra da neden hiçbir şeyin iyileşmediğine dair merak eder. İşte bu dünyamızı ele geçirmiş şikayet virüsüdür. Durumu düzeltemeyecek insanlara şikayet etmek, negatiftir, hiçbir amaca hizmet etmez, sağlığınızı, mutluluğunuzu, başarınızı ve ilişkilerinizi etkiler. Şikayet etmek bu kadar kötüyse neden şikayet ederiz? İnsanlar 5 ana sebepten dolayı şikayet ederler, ben GRIPE kelimesini türettim.

G (get attention): dikkat çekmek, en yaygın şikayet türüdür, başkaları ile iletişime geçmek isterler ama pozitif bir şekilde nasıl yapacaklarını bilemezler, böylece şikayete başlarlar. Hava, politika, tuttuğu takım, çocuklar, sağlık…karşısındakinin dikkatini çekecek her türlü konu. Şikayet etmek rekabetçi bir spor dalıdır. Şikayet ettiğinizde karşınızdaki şikayet etmekle kalmaz daha da büyük bir şikayetle sizi alt etmeye çalışır. Siz de onu geçmeye çalışırsınız ve bir de bakarsınız ki negatif bir sarmal içindesiniz. 

Birisi size “bugün hava çok sevimsiz” derken demek istediği şey “benimle konuş, dikkatini çekmeye ihtiyacım var”dır.

R (Remove responsibility): Sorumluluk alma. Birisine bir görev verdiğinizde ve o kişiler bunu yapmak istemiyorlarsa bu görevi çevreleyen koşullar hakkında şikayet etmeye başlarlar. Örneğin şu rapora Salı günü ihtiyacım var dersiniz, cevap olarak raporu hazırlayabilmem için önce pazarlamadan şu bilgileri edinmem lazım-malum pazarlama çok yavaş bir departman, sonra da muhasebeye gitmem lazım, e astrolojik haritama göre de Salı uygun değil, sanırım yetiştiremem. Burada kişi şikayetleri ile sorumluluklarından kaçmaktadır.

I (Inspire Envy): Kıskançlık uyandır. Dünya genelinde şansınızdan bahsetmek kabalık olarak görülmektedir. Ancak iyi talihiniz hakkında şikayet ederek aynı sonuca ulaşabilirsiniz. Mesela yeni aldığınız I-Phone telefonunuz hakkında şikayet etmekle arkadaşlarınızın yeni bi I-Phone sahibi olduğunuzu öğrenmelerini sağlarsınız gibi.

P (Power) : Güç. Her 4 senede 1 Amerika’da şikayet kampanyaları güç elde etmek için kullanılır. Hayır olimpiyatlardan bahsetmiyorum. Negatif kampanya iş yükü demektir, ancak negatif şeyler için değil. Negatif reklam kampanyaları sizin ışığı görmeniz ve parti değiştirmeniz için yapılmaz. Negatif kampanyalar kendi partinizden iğrenmenizi ve oy vermemenizi sağlar. Böylece diğer parti iktidara 1 adım daha yaklaşır.

E (Excuse poor performance): Zayıf performans için mazeret. Bir golfçü olarak bu konuda usta olduğumuzu söyleyebilirim. Topu atarız, bambaşka bir yere yollarız, ama tabii ki bu bizim suçumuz değildir! Güneç yeterince çıkmamıştır, rüzgar vardır, vb.

Bu şikayet salgını için bir tedavi var mıdır? Evet var:

  1. Bulunduğunuz ortamdaki bir alanı karantina bölgesi : “şikayet edilemeyen alan” olarak belirleyin. Evinizde mutfağınız, arabanız, iş yerinizde toplantı odanız…
  2. Kendinizi farkında olun, ne kadar şikayet ettiğinize dikkat edin. Anlattığım gibi bilezik veya taş kullanın.

Secenekleriniz var, ister şikayet virüsü taşıyıcısı olabilir bunu tüm çevrenize bulaştırabilirsiniz isterseniz de dünyada görmek istediğiniz çözümün kendisi olabilirsiniz.

will-bowen-quotes (1)  Eğer şikayet etmek bizleri mutlu yapsaydı, en büyük şikayetçilerin en mutlu insanlar olması gerekmez miydi?

will-bowen-quotes (2) Ağzınıza girenler bedeninizin büyüklüğünü ve formunu belirler. Ağzınızdan çıkanlar ise gerçekliğinizi belirler.

will-bowen-quotes (3) Başarılı insanların hayatlarını analiz ettiğinizde, hayat şartlarına rağmen değil hayat şartları sebebi ile başarılı olduklarını görürsünüz. Sapanın lastiği taaaa geriye çekilmiş, ancak sonuç olarak çok daha ileriye gitmişlerdir. 

will-bowen-quotes (4)  Dilinizi ısırmak, sözlerinizi yemekten iyidir.

will-bowen-quotes (5)  İnsanlar başkalarını kendi içsel çatışmaları ve mutsuzlukları sebebi ile kırarlar. Bu kişilerin kötü olduğu tepkisinden uzak durun. Zaten öyle hissetmekte ve ona göre hareket etmektedirler. Kötü değiller, sadece acı içindeler ve anlayışı hak ediyorlar.

will-bowen-quotes (6)  Izdırap, sadece eşlik edene bayılmaz aynı zamanda onunla daha da büyür.

will-bowen-quotes (7) İnsanların şikayet etmelerinin 1 numaralı sebebi dikkat çekmektir.

will-bowen-quotes (8)  Yetişkinler de ağlayan bebekler gibi aynı şeyden şikayetçidirler: Bir değişikliğe ihtiyaçları vardır ve bunu kendilerinin nasıl yapacağını bilemezler.

will-bowen-quotes (9)   Zavallı Ben düğmesi (aç-kapat)

 

will-bowen-quotes (10)  Bir dala tutunup aynı zamanda uçamazsınız

will-bowen (11)  Beyniniz yavru köpek gibidir, sağlıklı ve mutlu olabilmesi için beslenmeli, egzersiz yaptırılmalı ve düzenli olarak eğitilmelidir.

 

 

 

 

 

Kişisel Gelişim-Self evolution içinde yayınlandı | , , , ile etiketlendi | 1 Yorum

Isırgan Otu mucizesi

Bitkilerin kraliçesi, sofralarda asla vazgeçilmemesi gereken, tüm hastalıklara çare ısırgan otunu tekrar inceleyelim:

Isırgan otu çayı:

isirgan-otu-cayi Taze ısırgan otu çayı

brennessel Aktarlarda satılan kurutulmuş ısırgan otu

Taze yapraklardan yapılan çay veya aktarlardan alınmış kurutulmuş ısırgan otundan yapılan çayı düzenli içtiğiniz taktirde:

Isırgan otu en iyi kan yapıcı ve kan temizleyici bitkidir. Bu özelliği ile sarılık, kansızlık ve ağır kan hastalıklarında yardımcıdır.

Kan şekerinin düşürmeye yardım eder.

İdrar yolları hastalıklarını, enfeksiyonlarını ve idrar tutuklukluğu düzeltir

Kabızlığı yok eder.

Karaciğer ve safra kesesi hastalığı, dalak hastalığı-tümörü, nefes yolları, mide iltihapları, akciğer hastalıkları mide ve bağırsak tümörlerinde kullanılır.

İçerdiği demir oranı ile demir eksikliğinden kaynaklı yorgunluk, halsizlik belirtilerine birebir gelir. Gençleşir, güzelleşirsiniz.

Şiddetli baş ağrılarında ve migren ağrılarında mucizeler yaratır.

Su atıcı özelliği sebebi ile ödem atılmasında yardımcı olur.

Gut ve romatizmal hastalıklara şifa verir.

Gribe yakalanma riskiniz ciddi düşer.

Habis urlara yakalanma ihtimali ortadan kalkar.

Bronşite çok fayda sağlar.

Ergenlik çağındaki cerahatlı sivilceler ve genel sivilceler için günde 1 litre ısırgan otu çayı içilmelidir.

Günde 2 litre kadar içilen ısırgan otu çayı 3 hafta gibi bir süreçte tüm bedeni kaplı egzemaları tamamen geçirebilir.

İlkbaharda 4’er haftalık ısırgan otu çayı kürü yapılması tavsiye edilir. Sabah kalkınca aç karına, kahvaltı öncesi ve gün boyu ilaveten 1-2 fincan “yudum yudum” içilmelidir. 4 hafta sonrası kendinizi çok daha zinde ve enerjik hissedersiniz.

Tırnak altı mantarı, geçmeyen nasırlar bu kür ile kendiliğinden yok olur.

Kullanım şekli: Isırgan otu kaynatılmamalı, sadece haşlanmış suda tüketilmelidir. Kaynatıldığı taktirde içindeki faydalı maddeler kaybolur.

Ciddi ağır vakalarda güne yayılmış şekilde günde 2 litre tüketilmesi tavsiye edilir.

Kelleşme: Taze ısırgan otu çayı ve ısırgan otu kökü ile saçınızı düzenli yakıyınız.

Kepekli, cansız saçlar için çözüm: Isırgan otu kökünden elde edilen “ısırgan otu hülasası” ile saçlarınızı yıkarsanız kepeksiz, sık, canlı ve parlak saçlara sahip olursunuz.

Toplanması:  Kış stoğu için Mayıs ayında toplanıp kurutulan ısırganlar en iyisidir.

 

 

Sağlık-Health içinde yayınlandı | , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Kuduz hafife alınamaz

10 Mayıs tarihinde BBC World web sitesinde yer alan kuduz haberi ertesi bu konuya değinmek gerektiğini düşünerek kuduz ile ilgili bilgileri paylaşmak isterim:

Kuduz Nedir?

Buradaki linkten gayet detaylı bilgi edinmek mümkündür.

Yaygın olduğu ülkeler: Asya ve Afrika ülkeleri

Kuduz insana nasıl geçer?

Hayvan ile yapılan temasta; açık yaranız varsa salyasından, ısırılırsanız yaradan, gözünüze,ağzınıza veya burnunuza temas etmişse salyasından geçer.

Hayvan kuduz ise ve sadece okşadıysanız, herhangi bir ısırığa maruz kalmayıp salyası ile temas etmediyseniz geçmez.

Hayvanın kanı, idrarı veya dışkısından kuduz geçmez.

İnsandaki kuduz hastalığı belirtileri:

Kuduz hastalığı 3 ile 8 hafta arasında belirti gösterebilir.

Anksiyete, başağrısı ve ateş. Hastalık ilerledikçe halüsinasyon ve nefes darlığı yaşanabilir. Acı veren spazmlar ve onu takip eden bol miktarda salya salgılanması, su içerken bol miktarda ağızda köpüklenme oluşması, halsizlik

Yutmayı sağlayan kasların spazmları sebebiyle hasta herhangi bir sıvı içmekte zorlanır

Şüpheli bir hayvan tarafından yalanıp, ısırılıp, hafif deriniz kaldırılırsa bol sabun ile yarayı yıkamalı ve derhal en yakın hastanaye gitmelisiniz.

Kuduz belirtileri görülmesinden itibaren hastalık neredeyse daima ölümcüldür. Ancak şu ana kadar aşı olmadan kuduz hastalığını atlatmış dünyadaki tek örnek Jeanna Giese‘dir, kendisi bu konuda farkındalık konuşmaları yapmaktadır.

Isırıktan hemen sonra yapılan aşı %100 etkilidir.

Her sene yaklaşık 15 milyon insanın kuduz aşısı olduğu belirlenmiştir.

Kuduz hastalığının olabileceği mesleklerle uğraşanlar (hayvanlarla ilgili meslekler) ve bilmedikleri ülkelere seyahat edenlerin önceden kuduz aşısı olması tavsiye olunur.

Kuduzdan hayatını kaybeden insanların %50’sinin yaş ortalaması 15 yaş altıdır.

Isırık beyinden ne kadar uzakta gerçekleştiyse o kadar yavaş yayılır. Hastalık merkezi sinir sistemi üzerinden yayılır.

Kuduz insandan insana organ nakli veya ısırıkla geçer.

Kuduz virüsü sabun, deterjan, beyazlatıcı, alkol ve ultraviole ışınlar ile hemen ölür. Ancak bu hayvanlara bir tedavi şekli olarak ASLA uygulanamaz, sadece insan üzerinde doktorların yönlendirmesi ile uygulanabilir.

Pastörize edilmemiş süt içersine kuduz mikrobu bulaşması mümkündür.


Hayvandaki kuduz hastalığı belirtileri: 

Kuduz hastalığı 2 hafta ile birkaç ay arasında belirti gösterebilir.

Hayvan karakter değişimine uğrar denebilir.

Daha agresif olur, zamanla ışık ve sese daha duyarlı hale gelir. Gittikçe saldırganlaşır.

Bol salya salgılanır (yutkunamamasından dolayı)

Hastalığın son aşamalarında hayvanın baş ve boğaz sinirleri felce uğrar. Yutkunma özelliği yok olur (hayvanların su içememesi sudan korkmasından değil, burada açıklandığı gibi yutkunma kaslarının kasılmasındandır) , en son olarak ta soluk alamaz hale gelir ve ölür.

Yaban hayatında rakun, yarasa, kokarca ve tilkiler en fazla kuduz hastalığı taşıyan hayvanlar olarak belirlenmiştir.

Şüpheli hayvanlar derhal belediyelere haber verilmeli, bulundukları yerden alınmalı, karantinaya alınarak gözlemlenmeli ve kuduz teşhisi konan tüm hayvanlar hastalığın şu an çaresi bulunmadığı için bertaraf edilmelidir.

Kuduz virüsü ölü bir hayvanın bedeninde 24 saatten fazla yaşamaz. Ancak çok soğuk iklimli bölgelerde bu süre uzayabilir.


ASILATIN

Hayvanlarımı ve kendimi nasıl koruyabilirim?

Ev hayvanlarınızın düzenli veteriner kontrolünden geçirmeli ve kuduz aşılarını yaptırmalısınız. Sokağa çıkmayan, başka bir hayvanla iletişimde olmayan ev ortamlarında düzenli kuduz aşısı yaptırmak gerekmemektedir.


haydarpasa-numune-kuduz

Haydarpaşa Numune Hastanesi, Enfeksiyon polikliniği, kuduz aşısı merkezi girişi

Kuduz aşısı için hangi hastanelere başvurmalısınız?

KUDUZ AŞISI YAPAN HASTANELER

ISTANBUL:

AVRUPA YAKASI

  • Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi
  • Şişli Etfal EAH
  • Sarıyer İstinye Devlet Hastanesi
  • Silivri Prof.Dr. Necmi Ayanoğlu Silivri Devlet Hastanesi
  • Çatalca İlyas Çokay Devlet Hastanesi
  • Büyükçekmece Devlet Hastanesi
  • Lütfiye Nuri Burat Devlet Hastanesi (Sultangazi)

ANADOLU YAKASI

  • Haydarpaşa Numune EAH  216-
  • Kartal Dr. Lütfi Kırdar EAH
  • Beykoz Devlet Hastanesi
  • Şile Devlet Hastanesi
  • Tacirler Eğitim Vakfı Sultanbeyli Devlet Hastanesi
  • Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi

İZMİR

  1. İzmir Kuduz Tedavi Merkezi

Yıldız Mahallesi, 441. Sk. No:18, 35260 Konak/İzmir
Tel: +90 232 441 38 70

2.  Konak 1.nolu sağlıklı hayat merkezi

Akıncı Mahallesi, 02.04.2018’den İtibaren:Fevzi Paşa Bulvarı, No:172, 35240 Konak/İzmir (0232) 441 38 70


ABHAYRAB

Türkiye’de hastanelerde kullanılan kuduz ilacı markası ABHAYRAB, Human Biologicals Institute, Ooty, India tarafından üretilmiştir.


Kuduz aşısı süreci nedir?

Belirtilen hastaneye başvurursunuz. Derhal ilk iğneniz yapılır.  Size söylenen tarihlerde TEMAS ŞEKİLLERİNE VE ŞÜPHE DURUMUNA GÖRE BELİRTİLEN ADETTE  iğne olmanız gerekir. Kuduz aşısı ücretsizdir, devlet tarafından karşılanır.

Aşı göbekten değil, koldan yapılır. Aşı olduktan sonra az miktarda şişkinlik ve kızarma gözlemlenebilir.

kuduz-profilaksi

 

 

Sağlık-Health içinde yayınlandı | , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Korku

jiddu

Hintli filozof, konuşmacı ve yazar Jiddu Krishnamurti‘nin korku üzerine yaptığı konuşmasından bir kesiti paylaşmak isterim:

Korkunun birçok formu vardır, gerek fiziksel gerek psikolojik, psikosomatik korkular… Belki karanlıktan fiziksel olarak korkarsınız veya eşinizden korkarsınız, ya da toplumun hakkınızda söyledikleri, düşündükleri veya yaptıkları…veya yalnızlık hissinden korkabilirsiniz ya da hayatın içeriklerinden, anlamsız bir varoluşun bırakacağı sıkıntıdan…veya gelecekten korkarsınız, yarından, belirsizlikten, güvensizlikten, bombadan veya ölümden korkarsınız, hayatınızın sona ermesinden…Yani çok çeşitli korkular mevcuttur. Aklı başında, rasyonel bir nevrotik farklı bir his verir. Ancak öyle görünüyor ki çoğumuz bugünün geçmişinden ve geçmişte yapmadığımız şeyleri barındıran yarından nevrotikçe korkuyoruz. Ya da tekrarlamak istemediğimiz geçmişte deneyimlediğimiz acı ve ızdırabın cehenneminden yarın korkarız. Zamandan korkunca, yaşlanmaktan, bunamaktan, başkasına muhtaç olmaktan korkarız. Zamandan korkmak geçmişten ve gelecekten korkmak.

Yalnızlıktan, ölümden, uyumsuz olmaktan, başarısızlıktan, toplumsal görüşten, doyumlu olmamaktan, bu aptal dünyada birileri olamamaktan duyulan korkular…Çok korku var…Sadece bilinçli korkular değil, taa derinlerde keşfedilmemiş, araştırılmamış korkular…

O zaman sorumuz: Bilinçli korkularla birlikte gizli kalmış korkularımızla nasıl başedebileceğimiz.

Yalnızlığın korkusu ve o yalnızlıktan kaçış. Korku, olandan uzaklaşma hareketidir. Kaçış, korkuyu beraberinde getirir. Korkunun yarattığı sorunlar istekle çözülemez.

Korkmayacağım! Aktif isteğinizin hiçbir anlamı yoktur. Dün başınız ağrımıştır, ancak yarın için umut vardır. Dünden korkunuz vardır ve yarından korkunuz vardır. Bu korku nasıl meydana gelir?

Dün acınız vardı, bunun anısı vardır ve bunu yarın tekrarlamasını istemezsiniz. Korku bunun neresinde? Dünün acısını “düşünmek” yarının acısını yansıtır. Yani düşünceler korkuyu doğururlar. Düşünceler korkuyu doğurur, besler ve zevk eker. Korkuyu anlayabilmek için zevki de anlamanız gereklidir. İkisi birbiriyle ilgilidir. Birini anlamadan diğerini anlayamazsınız. Sadece keyif almalıyım, korkmamalıyız diyemezsiniz. Korku zevkin diğer yüzüdür.

Diyelim dün zevk dolu bir süreç yaşadınız, bunu hafızanızın bir kısmından düşünebiliyorsunuz, bu zevke belki yarın sahip olmayabilirsiniz. Yani düşünce korkuyu doğurur. O zaman sorumuz: Eğer düşüncemiz tüm bunları yapıyorsa, bilinçsiz korkularımızı araştırmaktan kaçınan düşüncelerimiz, analiz edeni analiz edilenden ayırmaya yarayan düşünce sistemi, korkudan kaçmak üzere geliştirilen ancak korkuyu arttıran düşüncelerimiz…

Düşünceler aynı zamanda zevki de besler, ancak bunun coşku ile hiçbir ilgisi yoktur. Coşku, düşünce ürünü değildir, zevk değildir. Zevki üretebilirsin, sürekli zevki düşünebilirsin. Ancak bunu coşku ile gerçekleştiremezsin.

Düşüncelerimiz zevkten, acıdan ve korkudan sorumludur. Düşüncelerimizin merkezi “ben” dir. Ben, benim fikirlerim, benim ülkem, benim Allah’ım, benim deneyimlerim, benim evim, benim mobilyalarım, karım, çocuklarım, ben ben ben….Bu merkezden eyleme geçer ve düşünürüz. Bu merkez bölücüdür. Bu bölünmeden dolayı çatışma doğar. Benim fikirlerime karşı senin fikirlerin, benim ülkeme karşı senin ülken vs vs…bölünme. Merkez (ben) daima böler. Bu merkezden düşünür ve bu merkezden korkuyu gözlemlerseniz hala korkunun tam içinde olursunuz, çünkü bu merkez kendisini korkudan ayırmıştır, korkudan kurtulmalıyım, korkuyu analiz etmeliyim, korkuyu aşmalıyım, korkuya dayanmalıyım vs vs. Yani korkuya güç verirsiniz.

Korkuya merkez (ben) olmadan, isimlendirmeden bakabilir misiniz? Korkuya “korku” dediğiniz anda isim vermiş olursunuz ve geçmişe karışır. Birşeyi isimlendirdiğiniz anda bölmez misiniz? Siyahiler, beyazlar, komunistler vs …Tüm bu bölünmeler direniş, anlaşmazlık ve korku yaratır.

Burada konumuz korkuyu merkezimiz olmadan gözlemleyebilmek ve korku doğmaya başladığında onu isimlendirmemek. Bunun için büyük bir disiplin gerekir. Disiplin birisinden öğrenmek anlamına gelir. Konuşan kişiden değil, kendinizden öğrenirsiniz. Tüm bunları çok yakından, özenle ve dikkatle gözlemlerseniz o zaman zihniniz bölmeden görür. Açık ve saklı korkularınız sona erer.

Jiddu Krishnamurti’nin kitaplarını web sitesinden edinebilirsiniz.

krishnamurti-kitaplari

Kişisel Gelişim-Self evolution içinde yayınlandı | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Siyasette beğenmediklerimize farklı bir bakış açısı

byron-katie-600

Olanı Sevmek kitabının yazarı Byron Katie, the work isimli dünya çapında kabul görmüş ve olana çok daha tarafsız ve kabullenmiş bir gözle bakılmasını sağlayan çalışma ile harikalar yaratıyor.

Birçok ülkede var olan siyasi memnuniyetsizlikler karşısında rahatsızlığını dile getiren bir danışanı ile yaptığı bu çalışma gerçekten derin bir farkındalık sağlıyor:

BK: Şu anki yönetimi destekleyenlere karşı kızgınlığın var.

Danışan: Hem kızgınım, hem de iğreniyorum.

BK: 4 sorumuz var. Çalışmamızda İlk 2 sorumuzun cevabı ya evet ya hayırdır. Evet ama, hayır çünkü gibi cevaplar olmayacak. Ya evet, ya hayır. Peki, başlıyoruz: Şu anki yönetimi destekleyenlere karşı kızgınlığın var.

Danışan: Evet

BK: Durumu tarif eder misin? Haberleri mi izliyorsun? Ne yapıyorsun?

Danışan: Ya makaleler okuyorum, ya sosyal medya üzerinden yorumlar okuyorum. Öyle şeyler işte…

BK: Peki şimdi bu faaliyetler içersindeyken ve şu anki yönetimi destekleyenlere karşı kızgınken neler düşündüğüne ve hissettiğine dikkat et…

Danışan: Göğsümde sıkı ve kötü bir hissim var. 

BK: Bu hisse ve nerede oluştuğuna dikkat etmeni istiyorum. Daha sonra bu hisler yine oluştuğunda buna müdahale edebileceğini görmeni istiyorum. Bununla başa çıkabilecek bir yol var ve şimdi aynen bunu yapacağız. Bu his içinde oluşup vücudunu sardığında sana neler yaşattığını gör ve kendi benliğinden çıktığına şahit ol.

Şimdi, Şu anki yönetimi destekleyenlere karşı kızgınlığın var.  Bunu düşünceyi düşünürken gelecekle ilgili ne gibi şeyler hayal ediyosun?

Danışan: Çevre felaketi, Eğitime ve sağlık hizmetlerinden çok az faydalanabilen insanlar, farklı inanç ve yaşam biçimlerine sahip insanların susturulması, 1984 korkuları…

BK: Şu anda gerçekleşmeyen şeyleri görüyorsun, bu sadece görsel bir hayal. Peki bu düşüncen ve görüntüler olmasa, sen kim olurdun?

Danışan: Forrest Gump olurdum. Daha mutlu, sakin ve aklıbaşında olurdum.

BK: Bu durumda şu anki yönetimi destekleyenler mi seni kızdırıyorlar? Yoksa sen orada oturarak kendini mi kızdırıyorsun?

Danışan: Ben kendimi kızdırıyorum…Piçler sizi!

BK: Piçler diyerek kendi kendine konuşuyorsun. Bunu empoze eden ve dışarıya çıkaran sensin. Bir film izliyorsun. buna ego diyebiliriz. Seni “ben haklıyım, ben değerliyim” diye haklı çıkarmaya çalışan egon.

Peki, Şu anki yönetimi destekleyenlerden iğreniyorsun. Bunu nasıl çevirirdin?

Danışan: Tanımadığım bilmediğim bunca insan hakkında bu tip ön yargılara kapılmaktan dolayı kendimden iğreniyorum şeklinde bir cevabım olurdu. 

BK: Bu çok doğru bir çeviri oldu. Kendini üstte tanımlayıp şu anki yönetimi destekleyenleri aşağılaman yeterince korkutucu, üstelik daha da kötüleştiğini görüyorsun, ayrıca kimseyi tanımıyorsun. Karşındakiler senin kendi inancına göre yarattığın birileri.

Eğer grupları karşına alırsan nedenini göremezsin, iletişim kopar, ümit kalmaz. İletişim her şeydir. Yargılamadan önce karşındakini tanımalısın. Diğerleri de senin inandığın ve düşündüğün şeyleri düşünüp inanıyorlar. Buna bir son verebilirsin.

BK: Başka bir çevirin var mı peki?

Danışan: Evet, benim inanmadığım farklı şeylere destek verdiğiniz için teşekkür ederim, böylece olaylara farklı açıdan bakabilirim diyebilirim. Çünkü her şeyi ben bilirim diye dolaşmıyorum, farklı düşüncelere saygım var ve bilmediğim birçok şey var.

BK: Başka bir çevirin var mı peki?

Danışan: Sizden iğrenmiyorum çünkü bu bir delilik olur.

BK: 2.soruya bakalım.

Danışan: Amerikan vatandaşlarının  doğru olan için birleşip yükseltmelerini istiyorum.

BK: Demek istediğin senin gibi düşünen insanların yükselmesini istiyorsun.

Danışan:  Evet, öyle. Ama bu çok tek taraflı bir yaklaşım tabii. Hayır, doğru değil…

BK: Bu düşünceye sahipken içine girdiğin ruh halina ve duygularına bak.

Danışan:  Korkutucu ve izole edici, karşı olduğum şeye dönüştüğümü görüyorum.

BK: Bu çalışma bana yaşlanan insanları anımsattı, saplantılı inançlar sebebi ile gittikçe acılaşıyorlar. Halbuki senin gibi açık olunca gittikçe gençleşiriz. Fiziksel bedenin ne yaptığı önemli değildir, kalp gençleşir. Kendilerini ve başkalarını gören insanların hayatı harika olur. Kesinlikle aptal değillerdir ama hafiftirler.

Kaçınız bugün su içtiniz diye sorarsam hepiniz el kaldırdınız. Ne oldu? Hepiniz daha önce kendinizin su içen halini göz önüne getirdiniz. Bu gerçek kendiniz mi yoksa aklınızdaki siz mi? Şu andaki ben, geçmişteki ben ve gelecekteki beni su içerken gördüğünüzde gerçek ben burada kim???

Öfke, kendi farkındalığımızın olmamasından kaynaklanır. Amerikan vatandaşlarının  doğru olan için birleşip yükseltmelerini istiyorum diyorsun.

Danışan:  Özellikle yeterince eğitim alamayan çocuklara odaklanıyorum, bilmiyorum neden.

BK: Amerikan vatandaşlarının  doğru olan için birleşip yükseltmelerini istiyorum derken kendine göre doğru olan eğitim sistemini alan bir nesil hayal ediyorsun aslında. Belki çok haklı da olabilirsin. Ancak zihin gözünde ne görüyorsun?

Danışan:  Aslında sadece bazılarından rahatsızım, dolayısı ile doğrusu herkesin yükselmesini istemiyorum.

BK: Amerikan vatandaşlarının  doğru olan için birleşip yükseltmelerini istiyorum derken ne hissediyorsun?

Danışan: Ümitsiz hissediyorum. Birçok düşünceler geçiyor. Belki taşınma vakti geldi diyorum.

BK: Şimdi gelecektesin, eğitim manipüle ediliyor vs…Nereye varmaya çalışıyorum biliyor musun? Eğer bunu hayal etmiyorsan böyle hissedemezsin, inandığını düşündüğün şeyler ve onların yarattığı hisler üzerinden ilerliyorsun. Farkındalık sana duygularının sebeplerini gösterecektir. Hepimizin ortak bir değeri vardır o da bilgelik. Ancak karmaşık bir ortam içersinde, bu bilgelik kendisini gösteremez.

Burada bahsedilenler seni mutsuz edecektir, bunlar gerçekler değildir. Durum ve kişilerden bağımsız farkında olmadığın ve kafanda yarattığın imajlar seni bilgelikten uzaklaştıracaktır. Kaçınız bu sabah kahvaltı ettiniz? Peki ispatınız nerede? Kafanızdaki imajınızda.

Amerikan vatandaşlarının birleşip yükseltmelerini istiyorum, çevirelim:

Danışan: Amerikan vatandaşlarının oldukları yerde mutlu olarak bulunmalarını istiyorum.

BK: Başka bir çeviri daha bulalım

Danışan:  Belki ben yükselmeliyim.

BK: Söyleyecek çok şeyin vardır, korkudan söyleme, yüksel ve söyle. Kendini ifade et, işleyen ve işlemeyen şeyleri söyle, dünyada akıl sağlığına ihtiyaç var de, ancak herkesin seninle aynı fikirde olmasını bekleme.

3.soruya bakalım.

Danışan: İnsanlar başkaldırmalı, insanlar dürüstlük talep etmeli, değişim oluncaya kadar vergi ödemeye yanaşmamalı

BK: Bu ifadeler bu bilinçsiz zihin halinde olduğumuz zaman ortaya çıkarlar. Hislerimizin sebepleri bunlardır. Çalışmayı yaptığınız zaman tüm bu duyguları fark edersiniz. Kendinizi başka bir yerden izlemek gibidir.

Peki, insanlar dürüstlük talep etmeli, bu doğru mu? Birisi senden dürüstlük talep ettiğinde ne oluyor?

Danışan: Sanırım kendimizi sevilmiş hissetmeyiz. Güzel bir his değil. Sanki dürüst değilmişiz gibi bir durum bize yansıtılmaktadır. Sanki neredeyse saldırıya uğruyormuş gibidir.

BK:  Sen benden dürüstlük talep ettiğinde ben %100 dürüst olsam bile senin bana inanıp inanmayacağını bilemem. Bu karşılıklı bir kaybet-kaybet durumudur. Birinden dürüstlük talep ettiğimizde senin benim gibi inançlara sahip olması istiyorum diye diretmiş oluruz. Peki, insanlar yönetimden dürüstlük talep etmeli veya şöyle bakalım, yönetim dürüst olmalı, bu doğru mu?

Danışan: Hayır

BK: Onlar ülke yönetiyorlar, sen hep dürüst müsün peki? Ben kendimden dürüstlük talep etmeliyim.  Peki, insanlar vergi ödemeye karşı çıkmalı, bu doğru mu?

Danışan: Hayır, bu tepki sadece öfkeden kaynaklanıyor.

BK: Evet, bu senin zamanından önce yaşlanmanı sağlar. Bu ödenecek büyük bir bedeldir. Psikolojikman yıpranırsın.

4.soruya bakalım.

Danışan:  Bu yönetimin beyaz sarayı terketmesini istiyorum.

BK: Bu düşünceye nasıl tepki veriyorsun? Bu doğru mu? Yönetim beyaz sarayı terk etse mutlu olur musun? Zihin gözünde neler oluyor?

Danışan:  Zihnimde daha iyi birisi yönetime geçiyor, kim olduğunu bilmiyorum.

BK:  Acı çekmemizin sebebi düşündüğümüz ve inandıklarımızdır. Dışarıdan hiçbir etken, hiçbir yönetim size stres veremez.  Tüm bu düşünceler olmadan sen kim olurdun? ne yapardın?

Danışan:  Sanırım gülerdim, şarkı söylerdim.

Mutlu olabilmek için hiçbir yönetimin beyaz saraydan ayrılmasına ihtiyacım yok.

BK: Dünya mükemmel bir yer. Beyaz saray hakkındaki düşüncelerin bu güzellikten seni geri itiyor. Herşey benim için, bana karşı değil. Eğper beni zorlayan birşey varsa bu da benim aklımı başıma toparlamam için bir ivme.  Diğer soruya geçelim:

Danışan:   Amerika, açgözlü, tembel ve hiddetli insanlar tarafından işgal edilmiştir.

BK: Bunlar senin kafanda. Beyaz sarayda değilsin. Yani aklın açgözlü, tembel ve hiddetli insanlar tarafından işgal edilmiştir. Bunlara zihin gözünden şahit olmaktasın. Geçmiş ve gelecek…Bunlar gerçek kişiler mi yoksa hayal ürünü mü?

Danışan: Gerçek kişiler değil, hiçbirisini tanımıyorum.

BK: Bunlar okudukların ve okudukların üzerine kurguladığın ve inanmayı seçtiklerin. Aklın açgözlü, tembel ve hiddetli insanlar tarafından işgal edildiğinde beni şuraya götürür: ben nerede açgözlüyüm? ben nerede tembelim? ben nerede hiddetliyim?

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kişisel Gelişim-Self evolution içinde yayınlandı | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Villa I Bossi – Toscana

Toscana deneyimi yaşamak istiyorsunuz, rüya gibi bir yer olsun diyorsunuz, tarihi olsun, güleryüzlü insanlar bizi ağırlasın, doğanın tam ortasında olsun, aklımızı başımızdan alsın diyorsanız Arezzo bölgesindeki Villa I Bossi tüm bu güzel dileklerinizi her yönü ile karşılayacak bir otel…

İstanbul’dan Pegasus Bologna uçuşu alıyorsunuz. Oradan tren ile Bologna centrale’den Firenze S.M.Novella’ya oradan da yine tren aktarma ile Arezzo’ya varıyorsunuz. Tam bir cennete varıyorsunuz.

The Albergotti home.

Villa I Bossi (28)

Villa I Bossi (27)

Seyahat- Travel içinde yayınlandı | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın