Hayvansever Faaliyetler

Hayvansever başlığı ikiye ayrılır.

  1. Hayvanlar için maddi ve manevi, bedenen ve beynen  “faal” olarak çalışanlar, daha sevgi dolu bir dünya yaratmak için kalbini ortaya koyanlar.
  2. Hayvanları çok seviyorum adı altında doğru yanlış bakmadan, okumadan, araştırmadan, sahalara inmeden sağa sola saldıran, insanlara her şeyi söyleyebileceğini zanneden, internet başından kalkmadan sadece olumsuz şeyleri okuyup öfke ile dolan zararlı hayvanseverler. Bunlara hayvansever diyemeyeceğiz, hayvanlara öfkeleri ve üslupları ile zarar veren, kaş yapayım derken göz çıkaran kitle.

Bu yazımda hayvanlar için farkındalık yaratan, hayatlarını kolaylaştıran, onlar adına hizmetler veren kişi ve kurumları tanıtacağım, sizler de lütfen kendilerine destek verin, birlikte gelişelim 🙂

kitapkoala

Kitap Koala:

Değişiyoruz ve gelişiyoruz. Küçükken hayalim “Bir hayvan ambulansı olsun ve yaralananları tedavi etsin.” idi. Küçük ama başka canlıların acılarını dindirebilecek bir hayal! Sonra bundan 5-6 yıl önce Animal Planet kanalında, Hayvan Kurtarma Timi’nin çalışmalarını fark ettim.

İlk sorduğum soru “Neden bizde yok?” oldu. Zor durumda olan hayvanları tedavi edip acılarını dindiriyorlardı. Köpekler, kediler,atlar, koyunlar, kuşlar ve daha nicesini…

Ne kadar kutsal bir iş değil mi?

Uzun süre bunu nasıl yapabileceğimi düşündüm.

Tüm bunların finansmanı nasıl sağlanırdı?

Sponsorluk finansmanı ya da bağışlar istikrarlı değildi. Para ödemeniz gereken insanları, yapıları, cihazları sürdürülebilir kılmak pek de mümkün değildi. Yıllar sonra, kurumların sosyal sorumluluk yaptığı bir modelde de değişim gerekiyordu. Yani kapitalizm evrilmeliydi. Bunu düşünerek yaklaşık 20 arkadaşımla beraber bu girişimin altına girmeye karar verdik.

Finanse etmek için de bir model bulduk.

Hem finansmanı hem de yaptıkları fayda yaratmalıydı.

İşte bu yüzden insanların okumasını sağlayacak; ve aynı zamanda da Hayvan Tedavisi sistemini finanse edebilecek bir fikir bulduk.

Bunun üzerine isimlendirmenin nasıl olacağını düşündük.

Dünyada adaptasyonu en düşük olan hayvan ‘Koala’dır. Üstelik çok şirin ve sarılan bir hayvandır. Okaliptus ağacı olmayan hiçbir yerde yaşayamaz ve sadece okaliptüs ile beslenir. O yüzdende okaliptusa da sıkı sıkıya sarılır.

Sarılmak ne de büyük ihtiyaç değil mi?

Bizim koalamız kitap kovalasın istedik, o yüzden de Kitap ve Koala sözcüklerini birleştiren, insanların okumasını sağlayan ve de Hayvan Tedavilerini finanse edebilecek bir e-ticaret sitesi kurmaya karar verdik. www.kitapkoala.com adındaki sitemizde her türden kitap satılıyor.

Sizden bağış istemiyoruz çünkü bağış istikrarlı ve sürdürülebilen bir model değil!

Eğer sokakta acı çeken hayvanların acılarını dindirmek ve tedavilerine destek olmak istiyorsanız zaten normalde satın almak istediğiniz kitapları kitapkoala.com’dan alın. Bu sayede hem kitap okumuş hem de planladığımız sistemi kurmamıza yardımcı olmuş olursunuz.

Belki, yüzyıllarca devam edecek bir sistemin de mimarları arasında yer alabilirsiniz.

Şimdi kitap almanız gerekmiyor sadece paylaşarak da destek olabilirsiniz. Unutmayın kötü olan ticaret değil, kötü olan ticaretin kimin çıkarlarına hizmet ettiğidir. Kısacası aynı ‘ticaret’ birçok hayvanın acısının dinmesini de sağlayabilir. Aşağıda sistem hakkında daha detaylı bilgileri bulabilirsiniz.

Hepinizi kitap okumaya ve doğanın bizim kadar şanslı olmayan varlıklarını kalpten sevmeye davet ediyoruz.

dok-kapak

Doyuran Kareler

Sokak hayvanları için oldukça doyurucu ve aynı zamanda sosyal medyada hayvanseverler tarafından yoğun şekilde paylaşılan yeni bir projeyi hayata geçirdik. “Evlenirken sokak hayvanlarını doyurmak ister misiniz?” sloganıyla ortaya çıkan projenin adı “DOYURAN KARELER“.

Düğün fotoğrafları çekerek çalışmalarını başlatan Doyuran Kareler gelen yoğun istek üzerine portre ve kurumsal fotoğraf çekimlerini de mama karşılığında gerçekleştiriyor. Düğün fotoğraf çekimlerini 1600 liralık mama, portre fotoğraf çekimlerini 600 liralık mama alınması karşılığında yapıyor.

Doyuran Kareler’de profesyonel fotoğrafçı arkadaşlarımız, profesyonel fotoğraf çekimlerinizi tamamen sokak hayvanlarına mama alınması karşılığında gerçekleştirmeyi teklif ediyor. Evlenirken en mutlu günlerinden birini yaşayan çiftlerimiz bir yandan en güzel karelere sahip olurken, diğer yandan sokak hayvanlarının karnını doyurma şansına sahip oluyor. Kurumsal işletmeler ihtiyacı olan fotoğraf çekimlerini sokak hayvanlarına mama alarak yaptırabiliyor. Adı üstünde “Doyuran Kareler”.

sahiplenelim.com

sahiplenelim.com

Sahiplenelim.com kâr amacı gütmeyen bir internet kuruluşudur.

Misyonumuz, terkedilmiş hayvanların zulmünü ve ihmalini ortadan kaldırmak ve insan / hayvan bağını güçlendirecek bir eğitim, bakım ve kaygı ortamını ortadan kaldırmaya teşvik etmektir.

Mesleğimiz gereği kaybolmuş ya da insanlar tarafından zarar görmüş hayvanları haber yaparak yaygın medya kuruluşlarında hayvanseverlerin sesini duyurduk. Fakat bu tarzda o kadar çok istekler, şikayetler ve haber konuları elimize geldi ki bende bir hayvansever olarak bu siteyi açmaya karar verdim.

Hem kayıp PET ilanları, hem ücretsiz sahiplenme ve sahiplendirme yapabilme adına umarım faydalı bir adım atmış olurum.

banabirak.com

banabirak.com   Köpek gezdirme, pansiyon, ziyaret, pet taksi hizmetleri

patili oteller

Patili Oteller:

Patilioteller.com’da  bulunan tüm oteller, kediniz veya köpeğinizle aynı odada konaklamanızı kabul eden “gerçek hayvan dostu” otellerdir.

Bu sitede pet dostu otel, restorant, tekne turları ve parkları bulabilirsiniz 🙂

hasan-kizil

Hasan Kızıl

Engelli hayvanlar için kendi imkanları ile protez yapıyor.

Yolun açık olsun Hasan 🙂

 

Hayvanlar- Animals içinde yayınlandı | , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

21 gün şikayet etmemek

will-bowen (Will Bowen’in bu kitabı henüz Türkçe’ye çevrilmemiştir)

Yeni bir alışkanlık edinmek istiyorsak, yeni bir düşünme tarzına kavuşmak istiyorsak “21 gün” olarak uzmanlar tarafından belirlenmiş bir sınır süre bulunmaktadır. Tüm ritüeller 21 günlük paketlerle hazırlanır. Nitekim bu süre beynin kendini formatlama ve yeni bir alışkanlık edinme süresi olarak ıspatlanmıştır.

Günlük iletişim şeklimizin en az yarısı şikayetler üzerine kuruludur. Bu şunu demiş, öbürü bunu yapmış, bu yanlış olmuş, bu berbat olmuş, aman da bu nasıl olurmuş, nasıl denirmiş, dünya daha iyi olabilirdi,  vs vs. Şikayetin iletişim dilinde geçmediği bir kişi veya durum var mı? Sanmıyorum, ancak olmasını sağlayabiliriz. Sürekli şikayet etmek hayat kalitesini düşürür, sağlığınızı bozmaya başlar, çeşitli hastalıkların kaynağıdır, hayata ve insanlara bakış açınızı olumsuz etkiler, yaratıcılığınızı öldürür.

Şikayet etmek kötü ağız kokusu gibidir, başkalarının ağzının koktuğunu fark edersiniz ancak kendi ağzınızın koktuğunu fark etmezsiniz. Bir insan günde ortalama 15-30 kez şikayet edermiş.

willbowen

acomplaintfreeworld.org (şikayetsiz bir dunya) web sitesinde güzel bir uygulama söz konusu.

Size mor renkli lastik bir bilezik gönderiyorlar. İstediğiniz 1 kolunuza takıyorsunuz. Amaç 21 gün boyunca hiçbir konudan şikayetçi olmamak. Şikayet ettiğinizi fark ettiğiniz anda bileziği diğer kolunuza takıp baştan başlıyorsunuz. Her şikayette bilezik diğer kola geçiriliyor. Genel olarak insanların çoğunun 21 günü tamamlaması 4 ile 8 ay arasını buluyormuş.

21 gün boyunca şikayet etmediğiniz bir ev ve iş ortamında yaşadığınızı bir düşünün…Eşiniz, çocuğunuz, komşunuz, arkadaşlarınız,aileniz, iş arkadaşlarınız, işvereniniz ile ilişkileriniz nasıl evrilebilir…denemeye değer bir deneyim.

Will Bowen’in tedx konuşmasını buradan dinleyebilirsiniz. İngilizce bilmeyenler için konuşmanın çevirisi:

Ya hayatınızdan yıllar götürecek bir virüse yakalandığınızı ortaya çıkarsaydınız…Bu virüs 59 yaşındaki kardeşimi öldürdü. Bu virüs sizi kilolu, yüksek tansiyonlu, şeker hastası yapıp kalp krizi ve inmeye sebep olsaydı…Beyninizi Azheimer hastalığı gibi karıştırıp düzgün düşünmenizi engellese, sizi kızgın ve depresif yapsa…

Sizi boşanmaya daha yatkın, finansal zorluklarla mücadele eden, arkadaşlarını kaybeden bir virüse yakalandığınızı öğrenseniz ne hissederdiniz? Bu virüsün sizden ailenize, arkadaşlarınıza, iş arkadaşlarınıza bulaştığını bilseniz…

10 yıl önce bu virüs bende teşhis edilmişti. Siz ya da sevdiğiniz birilerinin buna sahip olması şansı yüksek. Bu virüsü teşhis ve tedavi etme yöntemlerini sizinle paylaşacağım. Herkesin yapabileceği bir şey, hiçbir maliyeti yok ve hemen şimdi bulunduğunuz yer her neresi ise başlayabilirsiniz. Bahsettiğim virüsün adı : ŞİKAYET

Şikayet, beyninizi negatif olmaya programlar. Sizi problem aramaya ve problemleri kendinize çekmenize yarar. Stres hormonu “kortizol”ü pompalar ve bu da sizin kilo almanızı, strese girmenizi, kalp krizi ve inme riskinizi arttırır. Sizin berrak bir şekilde düşünebilmenizi güçleştirir. Ortalam bir insan günde 15 ile 30 kez arası şikayet eder ve bunun farkında değildir. Şikayet etmek kötü ağız kokusu gibidir, başkalarının ağzının koktuğunu fark edersiniz ancak kendi ağzınızın koktuğunu fark etmezsiniz. 23 Temmuz 2006 tarihinde şikayet virüsü teşhis edilmişti. O zamanlar Kansas City’nin ufak bir kasabasında bir kilisenin papazı idim. Bereket üzerine çalışmalar yapardım. Gördüm ki insanlar ne kadar bolluk/varlık içersinde olsalar da daha da fazla bolluk istiyorlardı. Kendinize sorun: Daha da bolluk bereket ister miyim? Bunu dünyanın neresinde olursam olayım sorduğum zaman insanların elleri kalkıyor. İnsanlar için bolluk/bereket demek, “daha fazla” demek. Daha fazla para, sağlık, arkadaş…Daha fazla! Sorun şudur ki zaten sahip olduğumuz şeylere daha fazla sahip olmak için şikayet ederiz. Zaten sahip olduğunuz birşey hakkında şikayet ediyorsanız “neden daha fazlasını” istiyorsunuz? Şikayet etmek, bolluk-bereketimize enerjisel bir engeldir. Derler ki 21 gün boyunca aynı şeyi tekrarlarsanız bu şey bir alışkanlık haline gelir. Ben de düşündüm ki acaba şikayet etmemeyi alışkanlık haline getirebilir miyiz? 21 gün boyunca şikayet etmemeyi hemen başarabileceğimizi düşünmedim, mutlaka tekrar baştan başlamak gerektiğini tahmin ettim. Böylece bir sistem geliştirdim ve bir bilezik kullandım, Şikayet ettiğinizi fark ettiğiniz anda bileziği diğer kolunuza takıp baştan başlıyorsunuz. Her şikayette bilezik diğer kola geçiriliyor. Cemaatimiz 500 adet bilezik temin etti, ilk haftasonu 250 adet dağıttık. O anda fark ettim ki bir şikayet salgınına yakalanmışız. Çünkü vaaz bittiği anda insanlar hemen yanıma gelip kalan bilezikleri almak istediler. Okulları, işleri, aileleri için istediler. Şikayetten kurtulmak istediler. O gündür dünyanın her yerinden bu bilezikler talep edilmektedir. 10 senede, 110 ülkeye 11 milyon bilezik gönderilmiştir. Şikayetsiz bir dünya yaratmak için bizim bileziklerimize ihtiyacınız yok, kendiniz var olan bir bileziğinizi kullanabilirsiniz veya cebinizde bir taş taşıyabilir, her şikayet ettiğinizde ayrı bir cebinize aktarabilirsiniz. İşin ana fikri zihniniz ile bedeninizin koordineli çalışmasını sağlamaktır. Şikayetçi virüs kendini tekrar eder, yerleşeceği bir beden bulduğunda bu kişinin iletişime geçtiği herkese kendini ifade eder. Burada dikkat çekmek istediğim bir konu var, bahsettiğim şikayet türü bozulan bilgisayarınızı tamir ettirmek üzere müşteri şikayeti değildir. Bu şikayet iş hayatınızı düzeltmek için yapılan bir şikayettir. Sorununuzu anlatır ve çözüm talep edersiniz. Bahsettiğim şikayet türü “bu bana nasıl oldu” gibi cümleleri sarf edenler. Sağlıklı iletişim şekilleri üzerinde çalışmak lazım, sorunun kaynağı kişiler ile direkt konuşmak ve çözüm üretmek lazım.

Çoğu insan işten eve gelir ve eşine işini şikayet eder. Sonra işine gider eşini şikayet eder. Sonra da neden hiçbir şeyin iyileşmediğine dair merak eder. İşte bu dünyamızı ele geçirmiş şikayet virüsüdür. Durumu düzeltemeyecek insanlara şikayet etmek, negatiftir, hiçbir amaca hizmet etmez, sağlığınızı, mutluluğunuzu, başarınızı ve ilişkilerinizi etkiler. Şikayet etmek bu kadar kötüyse neden şikayet ederiz? İnsanlar 5 ana sebepten dolayı şikayet ederler, ben GRIPE kelimesini türettim.

G (get attention): dikkat çekmek, en yaygın şikayet türüdür, başkaları ile iletişime geçmek isterler ama pozitif bir şekilde nasıl yapacaklarını bilemezler, böylece şikayete başlarlar. Hava, politika, tuttuğu takım, çocuklar, sağlık…karşısındakinin dikkatini çekecek her türlü konu. Şikayet etmek rekabetçi bir spor dalıdır. Şikayet ettiğinizde karşınızdaki şikayet etmekle kalmaz daha da büyük bir şikayetle sizi alt etmeye çalışır. Siz de onu geçmeye çalışırsınız ve bir de bakarsınız ki negatif bir sarmal içindesiniz. 

Birisi size “bugün hava çok sevimsiz” derken demek istediği şey “benimle konuş, dikkatini çekmeye ihtiyacım var”dır.

R (Remove responsibility): Sorumluluk alma. Birisine bir görev verdiğinizde ve o kişiler bunu yapmak istemiyorlarsa bu görevi çevreleyen koşullar hakkında şikayet etmeye başlarlar. Örneğin şu rapora Salı günü ihtiyacım var dersiniz, cevap olarak raporu hazırlayabilmem için önce pazarlamadan şu bilgileri edinmem lazım-malum pazarlama çok yavaş bir departman, sonra da muhasebeye gitmem lazım, e astrolojik haritama göre de Salı uygun değil, sanırım yetiştiremem. Burada kişi şikayetleri ile sorumluluklarından kaçmaktadır.

I (Inspire Envy): Kıskançlık uyandır. Dünya genelinde şansınızdan bahsetmek kabalık olarak görülmektedir. Ancak iyi talihiniz hakkında şikayet ederek aynı sonuca ulaşabilirsiniz. Mesela yeni aldığınız I-Phone telefonunuz hakkında şikayet etmekle arkadaşlarınızın yeni bi I-Phone sahibi olduğunuzu öğrenmelerini sağlarsınız gibi.

P (Power) : Güç. Her 4 senede 1 Amerika’da şikayet kampanyaları güç elde etmek için kullanılır. Hayır olimpiyatlardan bahsetmiyorum. Negatif kampanya iş yükü demektir, ancak negatif şeyler için değil. Negatif reklam kampanyaları sizin ışığı görmeniz ve parti değiştirmeniz için yapılmaz. Negatif kampanyalar kendi partinizden iğrenmenizi ve oy vermemenizi sağlar. Böylece diğer parti iktidara 1 adım daha yaklaşır.

E (Excuse poor performance): Zayıf performans için mazeret. Bir golfçü olarak bu konuda usta olduğumuzu söyleyebilirim. Topu atarız, bambaşka bir yere yollarız, ama tabii ki bu bizim suçumuz değildir! Güneç yeterince çıkmamıştır, rüzgar vardır, vb.

Bu şikayet salgını için bir tedavi var mıdır? Evet var:

  1. Bulunduğunuz ortamdaki bir alanı karantina bölgesi : “şikayet edilemeyen alan” olarak belirleyin. Evinizde mutfağınız, arabanız, iş yerinizde toplantı odanız…
  2. Kendinizi farkında olun, ne kadar şikayet ettiğinize dikkat edin. Anlattığım gibi bilezik veya taş kullanın.

Secenekleriniz var, ister şikayet virüsü taşıyıcısı olabilir bunu tüm çevrenize bulaştırabilirsiniz isterseniz de dünyada görmek istediğiniz çözümün kendisi olabilirsiniz.

will-bowen-quotes (1)  Eğer şikayet etmek bizleri mutlu yapsaydı, en büyük şikayetçilerin en mutlu insanlar olması gerekmez miydi?

will-bowen-quotes (2) Ağzınıza girenler bedeninizin büyüklüğünü ve formunu belirler. Ağzınızdan çıkanlar ise gerçekliğinizi belirler.

will-bowen-quotes (3) Başarılı insanların hayatlarını analiz ettiğinizde, hayat şartlarına rağmen değil hayat şartları sebebi ile başarılı olduklarını görürsünüz. Sapanın lastiği taaaa geriye çekilmiş, ancak sonuç olarak çok daha ileriye gitmişlerdir. 

will-bowen-quotes (4)  Dilinizi ısırmak, sözlerinizi yemekten iyidir.

will-bowen-quotes (5)  İnsanlar başkalarını kendi içsel çatışmaları ve mutsuzlukları sebebi ile kırarlar. Bu kişilerin kötü olduğu tepkisinden uzak durun. Zaten öyle hissetmekte ve ona göre hareket etmektedirler. Kötü değiller, sadece acı içindeler ve anlayışı hak ediyorlar.

will-bowen-quotes (6)  Izdırap, sadece eşlik edene bayılmaz aynı zamanda onunla daha da büyür.

will-bowen-quotes (7) İnsanların şikayet etmelerinin 1 numaralı sebebi dikkat çekmektir.

will-bowen-quotes (8)  Yetişkinler de ağlayan bebekler gibi aynı şeyden şikayetçidirler: Bir değişikliğe ihtiyaçları vardır ve bunu kendilerinin nasıl yapacağını bilemezler.

will-bowen-quotes (9)   Zavallı Ben düğmesi (aç-kapat)

 

will-bowen-quotes (10)  Bir dala tutunup aynı zamanda uçamazsınız

will-bowen (11)  Beyniniz yavru köpek gibidir, sağlıklı ve mutlu olabilmesi için beslenmeli, egzersiz yaptırılmalı ve düzenli olarak eğitilmelidir.

 

 

 

 

 

Kişisel Gelişim-Self evolution içinde yayınlandı | , , , ile etiketlendi | 1 Yorum

Isırgan Otu mucizesi

Bitkilerin kraliçesi, sofralarda asla vazgeçilmemesi gereken, tüm hastalıklara çare ısırgan otunu tekrar inceleyelim:

Isırgan otu çayı:

isirgan-otu-cayi Taze ısırgan otu çayı

brennessel Aktarlarda satılan kurutulmuş ısırgan otu

Taze yapraklardan yapılan çay veya aktarlardan alınmış kurutulmuş ısırgan otundan yapılan çayı düzenli içtiğiniz taktirde:

Isırgan otu en iyi kan yapıcı ve kan temizleyici bitkidir. Bu özelliği ile sarılık, kansızlık ve ağır kan hastalıklarında yardımcıdır.

Kan şekerinin düşürmeye yardım eder.

İdrar yolları hastalıklarını, enfeksiyonlarını ve idrar tutuklukluğu düzeltir

Kabızlığı yok eder.

Karaciğer ve safra kesesi hastalığı, dalak hastalığı-tümörü, nefes yolları, mide iltihapları, akciğer hastalıkları mide ve bağırsak tümörlerinde kullanılır.

İçerdiği demir oranı ile demir eksikliğinden kaynaklı yorgunluk, halsizlik belirtilerine birebir gelir. Gençleşir, güzelleşirsiniz.

Şiddetli baş ağrılarında ve migren ağrılarında mucizeler yaratır.

Su atıcı özelliği sebebi ile ödem atılmasında yardımcı olur.

Gut ve romatizmal hastalıklara şifa verir.

Gribe yakalanma riskiniz ciddi düşer.

Habis urlara yakalanma ihtimali ortadan kalkar.

Bronşite çok fayda sağlar.

Ergenlik çağındaki cerahatlı sivilceler ve genel sivilceler için günde 1 litre ısırgan otu çayı içilmelidir.

Günde 2 litre kadar içilen ısırgan otu çayı 3 hafta gibi bir süreçte tüm bedeni kaplı egzemaları tamamen geçirebilir.

İlkbaharda 4’er haftalık ısırgan otu çayı kürü yapılması tavsiye edilir. Sabah kalkınca aç karına, kahvaltı öncesi ve gün boyu ilaveten 1-2 fincan “yudum yudum” içilmelidir. 4 hafta sonrası kendinizi çok daha zinde ve enerjik hissedersiniz.

Tırnak altı mantarı, geçmeyen nasırlar bu kür ile kendiliğinden yok olur.

Kullanım şekli: Isırgan otu kaynatılmamalı, sadece haşlanmış suda tüketilmelidir. Kaynatıldığı taktirde içindeki faydalı maddeler kaybolur.

Ciddi ağır vakalarda güne yayılmış şekilde günde 2 litre tüketilmesi tavsiye edilir.

Kelleşme: Taze ısırgan otu çayı ve ısırgan otu kökü ile saçınızı düzenli yakıyınız.

Kepekli, cansız saçlar için çözüm: Isırgan otu kökünden elde edilen “ısırgan otu hülasası” ile saçlarınızı yıkarsanız kepeksiz, sık, canlı ve parlak saçlara sahip olursunuz.

Toplanması:  Kış stoğu için Mayıs ayında toplanıp kurutulan ısırganlar en iyisidir.

 

 

Sağlık-Health içinde yayınlandı | , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Kuduz hafife alınamaz

10 Mayıs tarihinde BBC World web sitesinde yer alan kuduz haberi ertesi bu konuya değinmek gerektiğini düşünerek kuduz ile ilgili bilgileri paylaşmak isterim:

Kuduz Nedir?

Buradaki linkten gayet detaylı bilgi edinmek mümkündür.

Yaygın olduğu ülkeler: Asya ve Afrika ülkeleri

Kuduz insana nasıl geçer?

Hayvan ile yapılan temasta; açık yaranız varsa salyasından, ısırılırsanız yaradan, gözünüze,ağzınıza veya burnunuza temas etmişse salyasından geçer.

Hayvan kuduz ise ve sadece okşadıysanız, herhangi bir ısırığa maruz kalmayıp salyası ile temas etmediyseniz geçmez.

Hayvanın kanı, idrarı veya dışkısından kuduz geçmez.

İnsandaki kuduz hastalığı belirtileri:

Kuduz hastalığı 3 ile 8 hafta arasında belirti gösterebilir.

Anksiyete, başağrısı ve ateş. Hastalık ilerledikçe halüsinasyon ve nefes darlığı yaşanabilir. Acı veren spazmlar ve onu takip eden bol miktarda salya salgılanması, su içerken bol miktarda ağızda köpüklenme oluşması, halsizlik

Yutmayı sağlayan kasların spazmları sebebiyle hasta herhangi bir sıvı içmekte zorlanır

Şüpheli bir hayvan tarafından yalanıp, ısırılıp, hafif deriniz kaldırılırsa bol sabun ile yarayı yıkamalı ve derhal en yakın hastanaye gitmelisiniz.

Kuduz belirtileri görülmesinden itibaren hastalık neredeyse daima ölümcüldür. Ancak şu ana kadar aşı olmadan kuduz hastalığını atlatmış dünyadaki tek örnek Jeanna Giese‘dir, kendisi bu konuda farkındalık konuşmaları yapmaktadır.

Isırıktan hemen sonra yapılan aşı %100 etkilidir.

Her sene yaklaşık 15 milyon insanın kuduz aşısı olduğu belirlenmiştir.

Kuduz hastalığının olabileceği mesleklerle uğraşanlar (hayvanlarla ilgili meslekler) ve bilmedikleri ülkelere seyahat edenlerin önceden kuduz aşısı olması tavsiye olunur.

Kuduzdan hayatını kaybeden insanların %50’sinin yaş ortalaması 15 yaş altıdır.

Isırık beyinden ne kadar uzakta gerçekleştiyse o kadar yavaş yayılır. Hastalık merkezi sinir sistemi üzerinden yayılır.

Kuduz insandan insana organ nakli veya ısırıkla geçer.

Kuduz virüsü sabun, deterjan, beyazlatıcı, alkol ve ultraviole ışınlar ile hemen ölür. Ancak bu hayvanlara bir tedavi şekli olarak ASLA uygulanamaz, sadece insan üzerinde doktorların yönlendirmesi ile uygulanabilir.

Pastörize edilmemiş süt içersine kuduz mikrobu bulaşması mümkündür.


Hayvandaki kuduz hastalığı belirtileri: 

Kuduz hastalığı 2 hafta ile birkaç ay arasında belirti gösterebilir.

Hayvan karakter değişimine uğrar denebilir.

Daha agresif olur, zamanla ışık ve sese daha duyarlı hale gelir. Gittikçe saldırganlaşır.

Bol salya salgılanır (yutkunamamasından dolayı)

Hastalığın son aşamalarında hayvanın baş ve boğaz sinirleri felce uğrar. Yutkunma özelliği yok olur (hayvanların su içememesi sudan korkmasından değil, burada açıklandığı gibi yutkunma kaslarının kasılmasındandır) , en son olarak ta soluk alamaz hale gelir ve ölür.

Yaban hayatında rakun, yarasa, kokarca ve tilkiler en fazla kuduz hastalığı taşıyan hayvanlar olarak belirlenmiştir.

Şüpheli hayvanlar derhal belediyelere haber verilmeli, bulundukları yerden alınmalı, karantinaya alınarak gözlemlenmeli ve kuduz teşhisi konan tüm hayvanlar hastalığın şu an çaresi bulunmadığı için bertaraf edilmelidir.

Kuduz virüsü ölü bir hayvanın bedeninde 24 saatten fazla yaşamaz. Ancak çok soğuk iklimli bölgelerde bu süre uzayabilir.


ASILATIN

Hayvanlarımı ve kendimi nasıl koruyabilirim?

Ev hayvanlarınızın düzenli veteriner kontrolünden geçirmeli ve kuduz aşılarını yaptırmalısınız. Sokağa çıkmayan, başka bir hayvanla iletişimde olmayan ev ortamlarında düzenli kuduz aşısı yaptırmak gerekmemektedir.


haydarpasa-numune-kuduz

Haydarpaşa Numune Hastanesi, Enfeksiyon polikliniği, kuduz aşısı merkezi girişi

Kuduz aşısı için hangi hastanelere başvurmalısınız?

KUDUZ AŞISI YAPAN HASTANELER

ISTANBUL:

AVRUPA YAKASI

  • Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi
  • Şişli Etfal EAH
  • Sarıyer İstinye Devlet Hastanesi
  • Silivri Prof.Dr. Necmi Ayanoğlu Silivri Devlet Hastanesi
  • Çatalca İlyas Çokay Devlet Hastanesi
  • Büyükçekmece Devlet Hastanesi
  • Lütfiye Nuri Burat Devlet Hastanesi (Sultangazi)

ANADOLU YAKASI

  • Haydarpaşa Numune EAH  216-
  • Kartal Dr. Lütfi Kırdar EAH
  • Beykoz Devlet Hastanesi
  • Şile Devlet Hastanesi
  • Tacirler Eğitim Vakfı Sultanbeyli Devlet Hastanesi
  • Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi

İZMİR

  1. İzmir Kuduz Tedavi Merkezi

Yıldız Mahallesi, 441. Sk. No:18, 35260 Konak/İzmir
Tel: +90 232 441 38 70

2.  Konak 1.nolu sağlıklı hayat merkezi

Akıncı Mahallesi, 02.04.2018’den İtibaren:Fevzi Paşa Bulvarı, No:172, 35240 Konak/İzmir (0232) 441 38 70


ABHAYRAB

Türkiye’de hastanelerde kullanılan kuduz ilacı markası ABHAYRAB, Human Biologicals Institute, Ooty, India tarafından üretilmiştir.


Kuduz aşısı süreci nedir?

Belirtilen hastaneye başvurursunuz. Derhal ilk iğneniz yapılır.  Size söylenen tarihlerde TEMAS ŞEKİLLERİNE VE ŞÜPHE DURUMUNA GÖRE BELİRTİLEN ADETTE  iğne olmanız gerekir. Kuduz aşısı ücretsizdir, devlet tarafından karşılanır.

Aşı göbekten değil, koldan yapılır. Aşı olduktan sonra az miktarda şişkinlik ve kızarma gözlemlenebilir.

kuduz-profilaksi

 

 

Sağlık-Health içinde yayınlandı | , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Korku

jiddu

Hintli filozof, konuşmacı ve yazar Jiddu Krishnamurti‘nin korku üzerine yaptığı konuşmasından bir kesiti paylaşmak isterim:

Korkunun birçok formu vardır, gerek fiziksel gerek psikolojik, psikosomatik korkular… Belki karanlıktan fiziksel olarak korkarsınız veya eşinizden korkarsınız, ya da toplumun hakkınızda söyledikleri, düşündükleri veya yaptıkları…veya yalnızlık hissinden korkabilirsiniz ya da hayatın içeriklerinden, anlamsız bir varoluşun bırakacağı sıkıntıdan…veya gelecekten korkarsınız, yarından, belirsizlikten, güvensizlikten, bombadan veya ölümden korkarsınız, hayatınızın sona ermesinden…Yani çok çeşitli korkular mevcuttur. Aklı başında, rasyonel bir nevrotik farklı bir his verir. Ancak öyle görünüyor ki çoğumuz bugünün geçmişinden ve geçmişte yapmadığımız şeyleri barındıran yarından nevrotikçe korkuyoruz. Ya da tekrarlamak istemediğimiz geçmişte deneyimlediğimiz acı ve ızdırabın cehenneminden yarın korkarız. Zamandan korkunca, yaşlanmaktan, bunamaktan, başkasına muhtaç olmaktan korkarız. Zamandan korkmak geçmişten ve gelecekten korkmak.

Yalnızlıktan, ölümden, uyumsuz olmaktan, başarısızlıktan, toplumsal görüşten, doyumlu olmamaktan, bu aptal dünyada birileri olamamaktan duyulan korkular…Çok korku var…Sadece bilinçli korkular değil, taa derinlerde keşfedilmemiş, araştırılmamış korkular…

O zaman sorumuz: Bilinçli korkularla birlikte gizli kalmış korkularımızla nasıl başedebileceğimiz.

Yalnızlığın korkusu ve o yalnızlıktan kaçış. Korku, olandan uzaklaşma hareketidir. Kaçış, korkuyu beraberinde getirir. Korkunun yarattığı sorunlar istekle çözülemez.

Korkmayacağım! Aktif isteğinizin hiçbir anlamı yoktur. Dün başınız ağrımıştır, ancak yarın için umut vardır. Dünden korkunuz vardır ve yarından korkunuz vardır. Bu korku nasıl meydana gelir?

Dün acınız vardı, bunun anısı vardır ve bunu yarın tekrarlamasını istemezsiniz. Korku bunun neresinde? Dünün acısını “düşünmek” yarının acısını yansıtır. Yani düşünceler korkuyu doğururlar. Düşünceler korkuyu doğurur, besler ve zevk eker. Korkuyu anlayabilmek için zevki de anlamanız gereklidir. İkisi birbiriyle ilgilidir. Birini anlamadan diğerini anlayamazsınız. Sadece keyif almalıyım, korkmamalıyız diyemezsiniz. Korku zevkin diğer yüzüdür.

Diyelim dün zevk dolu bir süreç yaşadınız, bunu hafızanızın bir kısmından düşünebiliyorsunuz, bu zevke belki yarın sahip olmayabilirsiniz. Yani düşünce korkuyu doğurur. O zaman sorumuz: Eğer düşüncemiz tüm bunları yapıyorsa, bilinçsiz korkularımızı araştırmaktan kaçınan düşüncelerimiz, analiz edeni analiz edilenden ayırmaya yarayan düşünce sistemi, korkudan kaçmak üzere geliştirilen ancak korkuyu arttıran düşüncelerimiz…

Düşünceler aynı zamanda zevki de besler, ancak bunun coşku ile hiçbir ilgisi yoktur. Coşku, düşünce ürünü değildir, zevk değildir. Zevki üretebilirsin, sürekli zevki düşünebilirsin. Ancak bunu coşku ile gerçekleştiremezsin.

Düşüncelerimiz zevkten, acıdan ve korkudan sorumludur. Düşüncelerimizin merkezi “ben” dir. Ben, benim fikirlerim, benim ülkem, benim Allah’ım, benim deneyimlerim, benim evim, benim mobilyalarım, karım, çocuklarım, ben ben ben….Bu merkezden eyleme geçer ve düşünürüz. Bu merkez bölücüdür. Bu bölünmeden dolayı çatışma doğar. Benim fikirlerime karşı senin fikirlerin, benim ülkeme karşı senin ülken vs vs…bölünme. Merkez (ben) daima böler. Bu merkezden düşünür ve bu merkezden korkuyu gözlemlerseniz hala korkunun tam içinde olursunuz, çünkü bu merkez kendisini korkudan ayırmıştır, korkudan kurtulmalıyım, korkuyu analiz etmeliyim, korkuyu aşmalıyım, korkuya dayanmalıyım vs vs. Yani korkuya güç verirsiniz.

Korkuya merkez (ben) olmadan, isimlendirmeden bakabilir misiniz? Korkuya “korku” dediğiniz anda isim vermiş olursunuz ve geçmişe karışır. Birşeyi isimlendirdiğiniz anda bölmez misiniz? Siyahiler, beyazlar, komunistler vs …Tüm bu bölünmeler direniş, anlaşmazlık ve korku yaratır.

Burada konumuz korkuyu merkezimiz olmadan gözlemleyebilmek ve korku doğmaya başladığında onu isimlendirmemek. Bunun için büyük bir disiplin gerekir. Disiplin birisinden öğrenmek anlamına gelir. Konuşan kişiden değil, kendinizden öğrenirsiniz. Tüm bunları çok yakından, özenle ve dikkatle gözlemlerseniz o zaman zihniniz bölmeden görür. Açık ve saklı korkularınız sona erer.

Jiddu Krishnamurti’nin kitaplarını web sitesinden edinebilirsiniz.

krishnamurti-kitaplari

Kişisel Gelişim-Self evolution içinde yayınlandı | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Siyasette beğenmediklerimize farklı bir bakış açısı

byron-katie-600

Olanı Sevmek kitabının yazarı Byron Katie, the work isimli dünya çapında kabul görmüş ve olana çok daha tarafsız ve kabullenmiş bir gözle bakılmasını sağlayan çalışma ile harikalar yaratıyor.

Birçok ülkede var olan siyasi memnuniyetsizlikler karşısında rahatsızlığını dile getiren bir danışanı ile yaptığı bu çalışma gerçekten derin bir farkındalık sağlıyor:

BK: Şu anki yönetimi destekleyenlere karşı kızgınlığın var.

Danışan: Hem kızgınım, hem de iğreniyorum.

BK: 4 sorumuz var. Çalışmamızda İlk 2 sorumuzun cevabı ya evet ya hayırdır. Evet ama, hayır çünkü gibi cevaplar olmayacak. Ya evet, ya hayır. Peki, başlıyoruz: Şu anki yönetimi destekleyenlere karşı kızgınlığın var.

Danışan: Evet

BK: Durumu tarif eder misin? Haberleri mi izliyorsun? Ne yapıyorsun?

Danışan: Ya makaleler okuyorum, ya sosyal medya üzerinden yorumlar okuyorum. Öyle şeyler işte…

BK: Peki şimdi bu faaliyetler içersindeyken ve şu anki yönetimi destekleyenlere karşı kızgınken neler düşündüğüne ve hissettiğine dikkat et…

Danışan: Göğsümde sıkı ve kötü bir hissim var. 

BK: Bu hisse ve nerede oluştuğuna dikkat etmeni istiyorum. Daha sonra bu hisler yine oluştuğunda buna müdahale edebileceğini görmeni istiyorum. Bununla başa çıkabilecek bir yol var ve şimdi aynen bunu yapacağız. Bu his içinde oluşup vücudunu sardığında sana neler yaşattığını gör ve kendi benliğinden çıktığına şahit ol.

Şimdi, Şu anki yönetimi destekleyenlere karşı kızgınlığın var.  Bunu düşünceyi düşünürken gelecekle ilgili ne gibi şeyler hayal ediyosun?

Danışan: Çevre felaketi, Eğitime ve sağlık hizmetlerinden çok az faydalanabilen insanlar, farklı inanç ve yaşam biçimlerine sahip insanların susturulması, 1984 korkuları…

BK: Şu anda gerçekleşmeyen şeyleri görüyorsun, bu sadece görsel bir hayal. Peki bu düşüncen ve görüntüler olmasa, sen kim olurdun?

Danışan: Forrest Gump olurdum. Daha mutlu, sakin ve aklıbaşında olurdum.

BK: Bu durumda şu anki yönetimi destekleyenler mi seni kızdırıyorlar? Yoksa sen orada oturarak kendini mi kızdırıyorsun?

Danışan: Ben kendimi kızdırıyorum…Piçler sizi!

BK: Piçler diyerek kendi kendine konuşuyorsun. Bunu empoze eden ve dışarıya çıkaran sensin. Bir film izliyorsun. buna ego diyebiliriz. Seni “ben haklıyım, ben değerliyim” diye haklı çıkarmaya çalışan egon.

Peki, Şu anki yönetimi destekleyenlerden iğreniyorsun. Bunu nasıl çevirirdin?

Danışan: Tanımadığım bilmediğim bunca insan hakkında bu tip ön yargılara kapılmaktan dolayı kendimden iğreniyorum şeklinde bir cevabım olurdu. 

BK: Bu çok doğru bir çeviri oldu. Kendini üstte tanımlayıp şu anki yönetimi destekleyenleri aşağılaman yeterince korkutucu, üstelik daha da kötüleştiğini görüyorsun, ayrıca kimseyi tanımıyorsun. Karşındakiler senin kendi inancına göre yarattığın birileri.

Eğer grupları karşına alırsan nedenini göremezsin, iletişim kopar, ümit kalmaz. İletişim her şeydir. Yargılamadan önce karşındakini tanımalısın. Diğerleri de senin inandığın ve düşündüğün şeyleri düşünüp inanıyorlar. Buna bir son verebilirsin.

BK: Başka bir çevirin var mı peki?

Danışan: Evet, benim inanmadığım farklı şeylere destek verdiğiniz için teşekkür ederim, böylece olaylara farklı açıdan bakabilirim diyebilirim. Çünkü her şeyi ben bilirim diye dolaşmıyorum, farklı düşüncelere saygım var ve bilmediğim birçok şey var.

BK: Başka bir çevirin var mı peki?

Danışan: Sizden iğrenmiyorum çünkü bu bir delilik olur.

BK: 2.soruya bakalım.

Danışan: Amerikan vatandaşlarının  doğru olan için birleşip yükseltmelerini istiyorum.

BK: Demek istediğin senin gibi düşünen insanların yükselmesini istiyorsun.

Danışan:  Evet, öyle. Ama bu çok tek taraflı bir yaklaşım tabii. Hayır, doğru değil…

BK: Bu düşünceye sahipken içine girdiğin ruh halina ve duygularına bak.

Danışan:  Korkutucu ve izole edici, karşı olduğum şeye dönüştüğümü görüyorum.

BK: Bu çalışma bana yaşlanan insanları anımsattı, saplantılı inançlar sebebi ile gittikçe acılaşıyorlar. Halbuki senin gibi açık olunca gittikçe gençleşiriz. Fiziksel bedenin ne yaptığı önemli değildir, kalp gençleşir. Kendilerini ve başkalarını gören insanların hayatı harika olur. Kesinlikle aptal değillerdir ama hafiftirler.

Kaçınız bugün su içtiniz diye sorarsam hepiniz el kaldırdınız. Ne oldu? Hepiniz daha önce kendinizin su içen halini göz önüne getirdiniz. Bu gerçek kendiniz mi yoksa aklınızdaki siz mi? Şu andaki ben, geçmişteki ben ve gelecekteki beni su içerken gördüğünüzde gerçek ben burada kim???

Öfke, kendi farkındalığımızın olmamasından kaynaklanır. Amerikan vatandaşlarının  doğru olan için birleşip yükseltmelerini istiyorum diyorsun.

Danışan:  Özellikle yeterince eğitim alamayan çocuklara odaklanıyorum, bilmiyorum neden.

BK: Amerikan vatandaşlarının  doğru olan için birleşip yükseltmelerini istiyorum derken kendine göre doğru olan eğitim sistemini alan bir nesil hayal ediyorsun aslında. Belki çok haklı da olabilirsin. Ancak zihin gözünde ne görüyorsun?

Danışan:  Aslında sadece bazılarından rahatsızım, dolayısı ile doğrusu herkesin yükselmesini istemiyorum.

BK: Amerikan vatandaşlarının  doğru olan için birleşip yükseltmelerini istiyorum derken ne hissediyorsun?

Danışan: Ümitsiz hissediyorum. Birçok düşünceler geçiyor. Belki taşınma vakti geldi diyorum.

BK: Şimdi gelecektesin, eğitim manipüle ediliyor vs…Nereye varmaya çalışıyorum biliyor musun? Eğer bunu hayal etmiyorsan böyle hissedemezsin, inandığını düşündüğün şeyler ve onların yarattığı hisler üzerinden ilerliyorsun. Farkındalık sana duygularının sebeplerini gösterecektir. Hepimizin ortak bir değeri vardır o da bilgelik. Ancak karmaşık bir ortam içersinde, bu bilgelik kendisini gösteremez.

Burada bahsedilenler seni mutsuz edecektir, bunlar gerçekler değildir. Durum ve kişilerden bağımsız farkında olmadığın ve kafanda yarattığın imajlar seni bilgelikten uzaklaştıracaktır. Kaçınız bu sabah kahvaltı ettiniz? Peki ispatınız nerede? Kafanızdaki imajınızda.

Amerikan vatandaşlarının birleşip yükseltmelerini istiyorum, çevirelim:

Danışan: Amerikan vatandaşlarının oldukları yerde mutlu olarak bulunmalarını istiyorum.

BK: Başka bir çeviri daha bulalım

Danışan:  Belki ben yükselmeliyim.

BK: Söyleyecek çok şeyin vardır, korkudan söyleme, yüksel ve söyle. Kendini ifade et, işleyen ve işlemeyen şeyleri söyle, dünyada akıl sağlığına ihtiyaç var de, ancak herkesin seninle aynı fikirde olmasını bekleme.

3.soruya bakalım.

Danışan: İnsanlar başkaldırmalı, insanlar dürüstlük talep etmeli, değişim oluncaya kadar vergi ödemeye yanaşmamalı

BK: Bu ifadeler bu bilinçsiz zihin halinde olduğumuz zaman ortaya çıkarlar. Hislerimizin sebepleri bunlardır. Çalışmayı yaptığınız zaman tüm bu duyguları fark edersiniz. Kendinizi başka bir yerden izlemek gibidir.

Peki, insanlar dürüstlük talep etmeli, bu doğru mu? Birisi senden dürüstlük talep ettiğinde ne oluyor?

Danışan: Sanırım kendimizi sevilmiş hissetmeyiz. Güzel bir his değil. Sanki dürüst değilmişiz gibi bir durum bize yansıtılmaktadır. Sanki neredeyse saldırıya uğruyormuş gibidir.

BK:  Sen benden dürüstlük talep ettiğinde ben %100 dürüst olsam bile senin bana inanıp inanmayacağını bilemem. Bu karşılıklı bir kaybet-kaybet durumudur. Birinden dürüstlük talep ettiğimizde senin benim gibi inançlara sahip olması istiyorum diye diretmiş oluruz. Peki, insanlar yönetimden dürüstlük talep etmeli veya şöyle bakalım, yönetim dürüst olmalı, bu doğru mu?

Danışan: Hayır

BK: Onlar ülke yönetiyorlar, sen hep dürüst müsün peki? Ben kendimden dürüstlük talep etmeliyim.  Peki, insanlar vergi ödemeye karşı çıkmalı, bu doğru mu?

Danışan: Hayır, bu tepki sadece öfkeden kaynaklanıyor.

BK: Evet, bu senin zamanından önce yaşlanmanı sağlar. Bu ödenecek büyük bir bedeldir. Psikolojikman yıpranırsın.

4.soruya bakalım.

Danışan:  Bu yönetimin beyaz sarayı terketmesini istiyorum.

BK: Bu düşünceye nasıl tepki veriyorsun? Bu doğru mu? Yönetim beyaz sarayı terk etse mutlu olur musun? Zihin gözünde neler oluyor?

Danışan:  Zihnimde daha iyi birisi yönetime geçiyor, kim olduğunu bilmiyorum.

BK:  Acı çekmemizin sebebi düşündüğümüz ve inandıklarımızdır. Dışarıdan hiçbir etken, hiçbir yönetim size stres veremez.  Tüm bu düşünceler olmadan sen kim olurdun? ne yapardın?

Danışan:  Sanırım gülerdim, şarkı söylerdim.

Mutlu olabilmek için hiçbir yönetimin beyaz saraydan ayrılmasına ihtiyacım yok.

BK: Dünya mükemmel bir yer. Beyaz saray hakkındaki düşüncelerin bu güzellikten seni geri itiyor. Herşey benim için, bana karşı değil. Eğper beni zorlayan birşey varsa bu da benim aklımı başıma toparlamam için bir ivme.  Diğer soruya geçelim:

Danışan:   Amerika, açgözlü, tembel ve hiddetli insanlar tarafından işgal edilmiştir.

BK: Bunlar senin kafanda. Beyaz sarayda değilsin. Yani aklın açgözlü, tembel ve hiddetli insanlar tarafından işgal edilmiştir. Bunlara zihin gözünden şahit olmaktasın. Geçmiş ve gelecek…Bunlar gerçek kişiler mi yoksa hayal ürünü mü?

Danışan: Gerçek kişiler değil, hiçbirisini tanımıyorum.

BK: Bunlar okudukların ve okudukların üzerine kurguladığın ve inanmayı seçtiklerin. Aklın açgözlü, tembel ve hiddetli insanlar tarafından işgal edildiğinde beni şuraya götürür: ben nerede açgözlüyüm? ben nerede tembelim? ben nerede hiddetliyim?

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kişisel Gelişim-Self evolution içinde yayınlandı | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Villa I Bossi – Toscana

Toscana deneyimi yaşamak istiyorsunuz, rüya gibi bir yer olsun diyorsunuz, tarihi olsun, güleryüzlü insanlar bizi ağırlasın, doğanın tam ortasında olsun, aklımızı başımızdan alsın diyorsanız Arezzo bölgesindeki Villa I Bossi tüm bu güzel dileklerinizi her yönü ile karşılayacak bir otel…

İstanbul’dan Pegasus Bologna uçuşu alıyorsunuz. Oradan tren ile Bologna centrale’den Firenze S.M.Novella’ya oradan da yine tren aktarma ile Arezzo’ya varıyorsunuz. Tam bir cennete varıyorsunuz.

The Albergotti home.

Villa I Bossi (28)

Villa I Bossi (27)

Seyahat- Travel içinde yayınlandı | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Agriturismo La Striscia – Toscana

Yazın bildiğim yerlerden farklı, doğa ile iç içe harika bir İtalya deneyimi yaşayayım derseniz Arezzo bölgesindeki Agriturismo La Striscia ilk adreslerinizden birisi olsun…

Alaçatı’da La Capria suit otel ve İstanbul Arnavutköy’de Alexandra kokteyl bar sahibi Alexandra La Capria ‘nın sahibi olduğu Toskana’daki otel rezervasyonu için:

Agriturismo La Striscia
Via dei Cappuccini 3 – 52100 Arezzo
e-mail: info@lastriscia.com
For information and reservations:
Tel/Fax +39 0575 26740 – Cell: +39 334 3488271

 

Seyahat- Travel içinde yayınlandı | , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

deneyehayir.org

Kozetik ürünler hakkında bilmeniz gerekenler, deneysiz.org, bir ürünün vegan olması, bir ürünün Çin’de satılması, deneyehayir.org

deneye-hayir (1)deneye-hayir (2)deneye-hayir (3)deneye-hayir (4)

STK - NGO içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Gestalt notları

2010 senesinden beri öğrencisi olduğum sevgili Gestalt öğretmenim Hanna Nita Scherler‘in eğitimlerinde aldığım notları hem tekrar etmek hem de içsel gelişim ve Gestalt konuları ile ilgili kişiler için paylaşmak istedim:

Notlarımda yanlış anlamadan kaynaklı yanlış yazılımlar, ifadeler olabilir. Hatalar bana aittir.

Boşluk-doluluk:

Hangi enerji ne kadar ortadaysa o kadar eksiktir.Ne kadar çok hayatını dolduruyorsa o kadar çok boşluk hisseder ve bunun tam tersi de geçerlidir.

Hayatını daha çok doldurunca daha çok boşluk/eksiklik hissediliyor. Halbuki hayatı biraz daha boşaltınca daha dolu hissederiz.

Boşanmak:

Boşanmanın fiziksel bir ayrılık olmasına gerek yok, beraberken de ayrışılır.

Birisi yüzünden boşanmak: Kaçmak

Esas ayrılık: Kendinle, konuyla yüzleşmek, temas etmek, farkında olup karar vermek

İhtiyaçlarımızla buluştuğumuzda yaşam döngümüzde akarız.

Cinsel bağımlılık:

Sex peşinde koşanlar ben ve diğeri (benim eksik kalan tarafım)

bilinç düzeyi önce bedende hayat buluyor. Ben ve ben olmayan

Sonra duygular, Sonra düşünceler…Sonra bunların hepsini kapsarım, bilincim buralarda yaşamaz.

Cinsel bağımlılar, hala bedensel bilinç seviyesinde yaşarlar. Bedende buluşur ve bütün olurlar.

Sosyolojik olarak ise: erkek iktidarla birleştiriyor. Ben güçlüyüm, ben iktidardayım, ben isteniyorum. Uzun sürmez, kaygı, öfke, acı ve iktidarsızlık bu adamları bulur.

Ders:

Öğrenmem gereken dersi maddede tezahür etmeden manada öğrenmeye niyet ediyorum.

Ego:

Bir olmak: ben’in yok olması demektir.

Egosuz olmak için önce egon olması lazım. Bütünle birleşmek için ben’in olması ve ayrışması lazım.

Eş ile iletişimsizlik:

Anahtar kendine sadakatinde. Esas olan başkasının davranışı değildir, Kendine verdiğin değerdir. Ben akışta mıyım? Ben akışta olayım diye başkasının davranışını değiştirmeye enerji harcayacağıma kendimi değiştirmek için enerji harcamalıyım. Kendinle uğraş, onunla uğraşma. Kendine tam döndüğünde belki de karşındaki seni istemeyecek. Yoksunlukla temas etmemek için çaba sarf etmek yoksunluğun derinleşmesine sebep oluyor. İnsanın kendisi ile yapacağı temas sadece TEK BAŞINA yapılır.

Gözlerimiz:

He who looks outside, dreams. He who looks inside, wakes / Carl G.JUNG

Gözlerimiz sadece dışarı bakar. Fakat gerçek içimizde, onu gözle göremeyiz. İçeriye bakmanın metodolojisini kimse söylememiş.

Hamile kalmak için hamile bırakacaksın. Spermi kabul etmek için, spermi kabul ettireceksin.

İstediğimi kendi içimde tecelli etmeden dışarıda tezahürlerini bekleyemem.

Güç:

Güçlü olmak istiyorsan güçsüz ol. Güçsüz olmak istiyorsan güçlü ol.

Bütün olmak istiyorsan hem güçlü hem güçsüz ol.

Hint tanrısı Sheva öğretileri: Yıkıcı olan güçleri, öfkeyi nasıl yaratıcı hale getiririz için ideal öğreti.

Güç gözle görünürlükle paralel değildir. Görünmez ve çok güçlü olabilirsin

Hayatın güneşi:

Tabiatın yeşermek için güneşe ihtiyacı var. İnsanın da güneşi annesi, babası, akrabası, sevgilisi. Bir noktada dışarıdaki güneş ikame tatmin. Kendini ısıtabilmek için buzullara gitmelisin. Kendine aşık olmalısın.

Hayat:

Hayatın getirdiklerini birin ve bütünün hayrına olması niyetiyle kucaklıyorum.

İçimizdeki Dosyalar

Karşımdakinin farklılaşma kavramını barındıran dosyam yoksa, zorlanırım. Mesele, uyarıldığın zaman! Bu uyarı dosyanda yoksa bu bir fırsattır! Dolayısı ile DUR-TANIMLA! Bedeninde, duygunda, düşüncende ne oluyor???

DİĞERİ farklılaştığında BEN bütünleşmeliyim. Karşımdaki bütünleşince daha kolay bütünleşesim gelir.

Bazen cebimize koymaya çalıştığımız şey bizi kendi cebine koyar.

İyi ve kötü:

Doğada herşey mevcuttur. Birşeyin iyi veya kötü olduğuna biz karar veririz.

Kendimi hep iyide konumlandırıyorsam kötüyü besliyor olurum. Bilinçli bir şekilde kötü niyetli olmayabilirim.

İyi ve kötü hep beraberler.

Kaygı:

Boşlukla ilgili kaygı duymamak için hep birşeylerle uğraşırız.

Kaygı anında kaygı ile temas etmek:  ne hissediyoruz? Ne düşünüyoruz?

Kaygıyı yaşamamak için çaba sarf etmek yerine onun içinde kalmak…

Nefes alamıyorsam almak için uğraşmayayım.

Tansiyonum yükseldiyse damarlarımdaki basınçlı kan olayım.

Sürecin içinde kalmak şifalandırıyor.

“You have to stand in order to understand”

Transformasyon tek başına gidilen yoldur, kişiler sadece eşlik eder, şahitlik eder.

Libido:

Libido, Sadece cinselliği çağrıştırmaz, yaşama enerjisidir. Yaşamak için gerekli olan herşey. İnsanların hayatla buluşmasına vesile olmak ta bir libidodur.

Libido azalması depresyona işarettir.

Libido yok olunca insan ölümü kabullenmiştir.

Moral:

Bir uyaran karşısında alacağımız kararın etkilenecek en geniş halkaya göre verilmesi

Pencereden meyve çekirdeği atmak ekolojik dengeye uygun bir davranış değildir. Burada geniş halka ekolojik çevre oluyor.

Sokaktaki hayvanlara su veya yemek bırakmak ta moral değerlere girer. Herkesin kendine düşeni yapması ile düzen dengelenir. Zihinsel gelişim ile moral gelişim kardeştir. Moral olarak gelişmiş insanın zihinsel gelişimi daha aşağıda olamaz. Zihinsel gelişimi yüksek olanın moral gelişimi daha aşağıda olabilir. Mesela çok zeki olabilirim ama bu zekamı kötü işlere kullanabilirim.

Her denge durumu daha öncekileri kapsar ve aşar.

  • çoklu kültürleri barındıran toplumlarda yaşayan insanların moral muhakemeleri, tekli kültürleri barındıran toplumlarda yaşayan insanların moral muhakemelerinden üstündür.

Sadakat:

Sadakat benim dışımdaki bir insana veya şeye değildir. Sadakat kendimedir. Kimse kimseyi kandırmaz, kendini kandırır. O enerji yayılır, rezonans bulur. Ne yaşıyorsam ben yaratıyorum.

örnek: Evli adamla/kadınla beraber olan kadın/adam kendine sadakatsizdir. Adam karısına, kadın kendisine sadakatsizdir. Burada gerginlik nedir? Bedenim ilgi ve sevişmek istiyor. Zihin: adam evli, olmaz diyor. Ya zihni bedene ya da bedeni zihne götürmek lazım.

Acı, çaresizlik, öfke ve kaygı, tahammül edilemeyecek bir hale gelince gelişim-değişim başlayacaktır. Evli adamlar kendilerine tapan o kadınlarla beslenirler.Tüm bu anlatımlardan, “bundan nasıl kurtulurum,” diye düşünerek veya başkalarına şikayet ederek kurtulamam.

Sarılmak:

Derinden ve samimi bir sarılmaya kimse hayır diyemez

Sezgi & Farkındalık:

Yaşam döngüsünde sezgi ile farkındalık arasındaki zamanı uzatmak lazım. Farkındalık: Acıktım, susasım, karıncalandım gibi

Sinirlenince acıktım diyorsun, sezgi-farkındalık arasındaki zamanı uzatırsan şimdi ben acıktım, aslında içimdeki çocuk çok öfkelendi. Fiziksel olarak aç değiliz, üzgünüz, kırgınız, öfkeliyiz, her neyse…

Takip

Kedi kuyruğunu yakalamaya çalıştıkça kuyruk ondan kaçar, sallamayıp yürümeye devam ettiğinde kuyruğu daima peşinden gelir.

Tıkanmak

Bu konuda tıkanıyorum deme! Bu konuda keşiflerde bulunmaya niyetliyim olarak ifade et.

Tepkilerimiz:

Tepki duyduğumuz her şey bırakmak istemediğimiz şeylerle ilgilidir. Örneğin hayvanlara kötülük yapmamalıyız. Herkes birbirine günaydın demeli gibi…

Benimsediğimiz her şeyi bırakabilirsek özgür oluruz. Her şey ve herkes bizi hayal kırıklığına uğratmaya mahkumdur. Olana tevekkül edince özgür kalıyoruz. Tepki göstermek için sarf ettiğimiz çaba kadar, durumu yapıcı bir hale getirmek adına enerji harcamalı.

Tohum:

Tohumlarınızı verimli topraklara ekin.

Peki nereden anlayacagız toprağın verimli olduğunu?

Verimli toprağa ayağınızı bastığınızda ayaklarinizdan başınıza kadar bedeniniz işte tam da aradığım bu der…

Uyaranlar:

Gerçekten “uyaranın” ne olduğunu saptamadan harekete geçmek: Alkolikler, sex bağımlıları, sıgaracılar gibi…İkame tatmini alır ama her seferinde başa dönerler.

Varlığım:

Benim varlığım tüm korkularımı ihtiva edecek kadar büyüktür  (derin nefes alıyoruz)

Yalnızlık:

Ne kadar yalnız olduğumla yüzleşmeye henüz hazır değilim.

Gerçekten tutabildiğimiz herşeyi rahatlıkla bırakabiliyoruz. Gerçekten tutamadığımız şeylerden vazgeçemiyoruz.

Yalnızlığının içindeki kalabalığı keşfet.

Içinizdeki kalabalıklarla buluşmaya niyet edin.

Gestalt eğitimlerimden kitap tavsiyeleri:

IKIGAI    KEN-WILBER

ERIK-ERIKSON (1)    ERIK-ERIKSON (2)

siddetsiz-iletisim  0000000390325-1

isigi_arayanlarin  mitch-albom

Gestalt eğitimlerimden okunması gereken yazı tavsiyeleri:

Nil Karaibrahimgil – Merdiven mi asansör mü?

Yolculuk Terapisi

GESTALT NOTES

I wanted to repeat the notes I took during the training of my dear Gestalt teacher Hanna Nita Scherler, whom I have been a student of since 2010, and to share them for people who are interested in inner development and Gestalt:

In my notes, there may be incorrect software, statements due to misunderstanding. Errors are mine.

Space-fullness:

Whatever energy is in the middle, the more it is missing. The more it fills your life, the more emptiness it feels, and vice versa.

The more you fill your life, the more emptiness/incompleteness is felt. However, when we empty life a little more, we feel more full.

Divorce:

Divorce doesn’t have to be a physical separation, it’s separated when you’re together.

Divorce because of someone: Escaping

Main separation: confronting the subject with yourself, making contact, being aware and making decisions

We flow through our life cycle when we meet our needs.

Sexual addiction:

Sex chasers me and the other (my missing part)

The level of consciousness first comes to life in the body. me and not me

Then feelings, Then thoughts… Then I cover all of that, my consciousness doesn’t live there.

Sexual addicts still live on the level of bodily consciousness. They meet in the body and become whole.

Sociologically, it combines with male power. I am strong, I am in power, I am wanted. It doesn’t take long, anxiety, anger, pain and impotence find these guys.

Lesson:

I intend to learn the lesson that I need to learn without manifesting in the material.

Ego:

Being one means the disappearance of the self.

To be egoless, you must first have an ego. In order to merge with the whole, the I must be and separate.

Lack of communication with spouse:

The key is in self-loyalty. The main thing is not the behavior of others, it is the value you give to yourself. Am I in the flow? Instead of spending energy on changing someone else’s behavior so that I can flow, I should spend energy on changing myself. Deal with yourself, don’t mess with him. When you come back to yourself, maybe the other person will not want you. Making an effort not to come into contact with deprivation causes deprivation to deepen. The contact that a person will make with himself is only made ALONE.

Our eyes:

He who looks outside, dreams. He who looks inside, wakes / Carl G.JUNG

Our eyes only look out. But the truth is within us, we cannot see it with the naked eye. Nobody said the methodology for looking inside.

To get pregnant, you’re going to get pregnant. To accept the sperm, you have to accept the sperm.

I cannot wait for its manifestations outside without manifesting what I want within myself.

Strength:

If you want to be strong, be weak. If you want to be weak, be strong.

If you want to be whole, be both strong and weak.

Indian god Sheva teachings: The ideal teaching for how to make destructive forces, anger creative.

Power is not parallel to visibility. You can be invisible and very powerful

The sun of life:

Nature needs the sun to grow. The sun of man is his mother, father, relative, lover. At some point the outside sun substitution satisfies. You have to go to the glaciers to warm yourself up. You must fall in love with yourself.

Life:

I embrace what life brings with the intention that it is for the benefit of one and all.

The Files Inside Us

If I don’t have a file that contains the concept of differentiation, I have a hard time. The point is when you are warned! If this warning is not in your file, this is an opportunity! So STOP-DEFINE! What’s going on with your body, your emotions, your thoughts???

When the OTHER differs, I must integrate. When the person in front of me becomes integrated, I will integrate more easily.

Sometimes what we try to put in our pocket puts us in its own pocket.

Good and bad:

Everything is available in nature. We decide if something is good or bad.

If I always position myself in the good, I am feeding the bad. I may not be intentionally malicious.

Good and bad go together.

Anxiety:

We are always dealing with something so as not to worry about the emptiness.

Contacting anxiety in times of anxiety: what do we feel? What do we think?

Instead of making an effort not to experience anxiety, staying in it…

If I can’t breathe, I shouldn’t try to breathe.

If my blood pressure is high, let me be the pressure blood in my veins.

Being in the process is healing.

“You have to stand in order to understand”

Transformation is the way to go alone, people only accompany, witness.

Libido:

Libido does not only evoke sexuality, it is the energy of life. Everything necessary to live. Conducing people to meet life is also a libido.

Decreased libido is a sign of depression.

When the libido disappeared, people accepted death.

Morale:

Making the decision we will take in the face of a stimulus according to the widest circle to be affected

Throwing fruit seeds from the window is not a behavior suitable for ecological balance. Here, the wide circle becomes the ecological environment.

Leaving water or food to the animals on the street also enters into moral values. With everyone doing their part, the order is balanced. Mental development and moral development are brothers. The mental development of the morally developed person cannot be lower. The moral development of those with high mental development may be lower. For example, I may be very smart, but I can use this intelligence for bad things.

Every state of equilibrium encompasses and transcends the previous ones.

The moral reasoning of people living in societies with multiple cultures is superior to the moral reasoning of people living in societies with monocultures.

Loyalty:

Loyalty is not to a person or thing other than me. Loyalty is to myself. No one is fooling anyone, they are fooling themselves. That energy spreads, finds resonance. What I live, I create.

Example: A woman/man who is with a married man/woman is unfaithful to herself. The man is unfaithful to his wife, the woman to herself. What is the tension here? My body wants attention and sex. Mind: the man is married, he says no. Either the mind must be brought to the body or the body must be brought to the mind.

When pain, despair, anger and anxiety become intolerable, development and change will begin. Married men feed on those women who worship them.

Hug:

No one can say no to a deep and sincere hug

Intuition & Awareness:

It is necessary to extend the time between intuition and awareness in the life cycle. Awareness: I’m hungry, thirsty, tingly

You say you’re hungry when you get angry, if you prolong the time between intuition and awareness, now I’m hungry, actually the child inside me is very angry. We are not physically hungry, we are sad, we are offended, we are angry, whatever…

Follow-up

As the cat tries to catch its tail, the tail runs away from it, when it does not wag and continues walking, its tail always follows.

get stuck

Don’t say you’re stuck on this! Express it as I intend to make discoveries about it.

Our reactions:

Everything we react to is about things we don’t want to let go. For example, we should not harm animals. It’s like everyone should say good morning to each other…

We are free if we can let go of everything we have taken for granted. Everything and everyone is destined to disappoint us. When we trust what is, we are free. As much effort as we put into reacting, energy should be expended in making the situation constructive.

Seed:

Plant your seeds in fertile soil.

So how do we know that the soil is fertile?

When you step on the fertile soil, your body from your feet to your head, this is exactly what I’m looking for…

Stimuli:

Acting without really identifying what the “stimulus” is: Like alcoholics, sex addicts, smokers… They get substitution satisfaction, but they always come back.

My Presence:

My existence is big enough to contain all my fears (we breathe deeply)

Loneliness:

I’m not ready yet to face how lonely I am.

We can easily let go of everything we can really hold. We really can’t let go of what we can’t hold.

Explore the crowd in your solitude.

Intend to meet the crowds within you.

Psikoloji / Psychology içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Bu numaralara dikkat

Bir süredir beni taciz eden, telefonu açınca söylenenden en ufak birşey anlamadığım, ben engelledikçe başka bir numara daha türeten şu numaralara herkesin dikkat etmesini tavsiye ederim, açmayın!

534-588 2038

534-588 2239

534-588 2351

534-588 2385

534-588 2487

534-588 2497

534-588 2503

534-588 2511

534-588 2563

Bu numara ise aramakta, açınca kapanmaktadır:

850- 480 7792

578-9914291  : Bu numara apartmanınızı ziyaret ettiklerini, elektrik kutunuza kaça hat bağlı olduğunu tespit ettiklerini söylemekte olup hangi firmadan geldiniz, isminiz nedir deyince kaçak hattınız var diyoruz, düzeltilmesini istemiyor musunuz gibi saçmalıklara devam etmekte olup konuyu uzatsanız kimbilir nerelere varacak detaylara girecektir. Açmayınız. (numara polise ihbar edildi)

578-7283644 : numaranızı komşunuzdan aldım, geçen gün dairenizden ağır bir ot kokusu geliyordu diye konuşmaya başladı, hangi komşu, siz kimsiniz, ne kokusu dedikçe, o koku sizden geliyordu değil mi diye konuşmaya devam etti. Açmayın. (numara polise ihbar edildi)

 

Deneme-Essays içinde yayınlandı | ile etiketlendi | Yorum bırakın

Kanser hakkındaki belgeseller

Kanser hastalığı ve tabii diabet üzerine çevrilmiş herkesin izlemesini tavsiye edeceğimiz belgeseller aşağıdaki gibidir.

Bunları izlemek için bu hastalıklara yakalanmış olmanız gerekmez, ortak söylemleri BESLENME ŞEKLİNİZE DİKKAT EDİNİZ!

“You are what you eat” yani “sen yediğin şeylersin”

Kanseri hayatımızdan uzak tutmanın en kolay ve herkesçe uygulanabilir ana kuralları

  1. Herşeyden önce ilk olarak Beslenmenize dikkat ediniz.
  2. İçeriğinde raf ömrü uzatıcı bileşenler ihtiva eden tüm yiyecekler zehirle eşdeğerdir. Onları mutfağınızdan çıkarınız.
  3. Pizza, burger, kızarmış patates, kızarmış tavuk, paketlenmiş cipsler, soda, tatlandırılmış gazoz çeşitleri …hepsinden uzak durunuz.
  4. Tavuk…Artık hiç yemeyin daha iyi. Kısa sürede büyüsünler ve kesime hazır olsunlar diye verilen antibiyotik iğneleri bir fecaat.
  5. İşlenmiş et ürünleri (salam, sosis, sucuk) , aman ha koşarak uzaklaşınız!
  6. Şeker…Tattığınızı bile unutunuz. En büyük düşmanınız!
  7. Soğan, sarımsak, brokoli, yaban mersini, zencefil, zerdeçal, çilek, nar, franbuaz, domates bunlar doğanın 1 numaralı antioksidanları ve kanser düşmanları, bolca tüketiniz, çocuklarınıza her gün yediriniz.
  8. Sporu düzenli olarak hayatınıza dahil ediniz. Toksinleri atmak, hareket etmek şart!
  9. Sevdiğiniz insanlarla bolca vakit geçiriniz.

 

the-c-word

The C Word

Filmi Buradan izleyebilirsiniz.

what-the-health

What The Health

Filmi buradan izleyebilirsiniz.

the-food-cure

The Food Cure

heal-documentary

Heal belgeselini Netflix’te izleyebilirsiniz.

Sağlık-Health içinde yayınlandı | , , , , , , ile etiketlendi | 1 Yorum

Her şeyi olan birine ne hediye edilir?

Her yılbaşı veya yaş gününde çevremdeki müşterim veya akrabam olup her şeyi olan birine ne almam gerektiğine dair bayağı bir düşünür, hiçbir şeyden tatmin olmadığım için çoğu zaman birşey almadan konuyu mecburen geçerdim.

Ancak aslında biraz araştırınca bu insanların “karakterine göre” tabii, manevi değeri taşıyan şeylerden çok mutlu olduklarını gördüm.

Neler hediye edilebilir? 

Gençlik arkadaşları ile görüşüp kişi ile ilgili anılarını derleyip bir minik kitapçık yaratmak 

Kendisini iyi tanıyan yakın çevresinden birilerinden sevdiği kişilere ait resimleri toparlamak ve onlarla iş yerinde masasında kullanabileceği bir sunum tasarlamak

Kişinin sevdiği bir yazara ait, ismine yazarından imzalı bir kitap hediye etmek

Az bulunur, baskısı çok ender müzik CD’lerini araştırmak ve bulmak

Çok sevdiği bir yemek veya tatlıyı öğrenip yapmak, yaptırmak (el emeği olması daha makbul)

Dostlarından gençliğine ait resimler bulmak ve bunları çerçeveletmek

Kişinin komik karikatürünü yaptırmak (yakınlık derecesi ve espri anlayışına göre)

Çok eski dostu olup uzun süre görüşemediğini bildiğiniz bir kişi ile sürpriz buluşturmak

 

 

 

 

 

Alışveriş - Shopping içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Hayvanlar için sürdürülebilir sosyal sorumluluk projeleri

KEDİ EVİ PROJESİ

kediliurun-680x680

Adore Mobilya, kedi evlerini Sosyal Sorumluluk projesi kapsamında ürettiği için siz değerli hayvanseverlere bu evleri ücretsiz olarak sunuyor. Ancak ticari suistimali engellemek adına sadece 10 TL kargo ve ambalaj maliyeti ödemeniz gerekiyor.

Detaylı bilgi için lütfen link tıklayınız.

DOSTLUK MAMASI

dostluk-mamasi_1643476_m

Migros ve Carrefoursa mağazalarında kasaların yanında göreceğiniz, sokak kedileri için 100, sokak köpekleri için 150 gramlık paketlerde  satılan Goody marka mamalar. Çantanıza atın, arabanızda bulundurun. Sokak hayvanlarına dağıtın.

DOYURAN KARELER

DK-Fotograf-Kursu-Gri-Background-1200x628

Sokak hayvanlarına mama karşılığı fotoğrafçılık kursları ve sokak hayvanlarına mama alınması karşılığında düğün, portre ve kurumsal fotoğraf çekimleri Doyuran Kareler’de!

Detaylı bilgi için lütfen link tıklayınız!

IKEA-BARINAKLARA YİYECEK YARDIMI

Ikea-Sosyal-Sorumluluk-Projesi

Restoran ve Kafe bünyesinde, artan yemekleri çöpe atmıyor, IKEA mağazalarının bulunduğu şehirlerdeki hayvan koruma barınaklarına yiyecek yardımı yapıyor

Detaylı bilgi için lütfen link tıklayınız!

SEN YİYEMEZSEN BEN YERİM Kİ

haytap-hayvan-hakları-federasyonu-sen-yiyemezsen-ben-yerim-ki-kırçiçeği-patiliyo

Kırçiçeği şubelerinde, misafirlerimizden artan yemekler çöpe atılmıyor, barınaktaki dostlarımızı sevindiriyor!

Detaylı bilgi için lütfen link tıklayınız!

ENGELLİ HAYVANLARA YÜRÜTEÇ

vestel

Vestel tarafından sosyal sorumluluk projesi kapsamında kullanım ömrünü tamamlamış ürünlerin parçalarından engelli hayvanlar için yürüteç tasarlandı.

Detaylı bilgi için lütfen link tıklayınız!

BİZİM SOKAĞIN ÇOCUKLARI PROJESİ

Banner3

Organize Sanayi Bölgelerinde, Sahipsiz=Kontrolsüz=Evcil Sokak Hayvanlarının OSB’ler Tarafından Koruma Altına Alınarak, Sahipli=Kontrollü=Evcil Hayvanlar Haline Getirilmesi, Insanlar Için Güvenli Çevrenin Ve Birlikte Yaşamanın Şartlarının Sağlanması Ve Uygulamayı Sürdürerek, Tüm OSB’ler Için Model Oluşturup Yaygınlaştırılmasıdır.

FRITERM Kurumsal Sosyal Sorumluluk projemiz ‘BİZİM SOKAĞIN ÇOCUKLARI’ (Organize Sanayi Bölgelerinde Sokak Hayvanları İçin Sosyal Sorumluluk Projesi) Avrupa Birliği finansman desteği ile TİSK tarafından yürütülen Herkes İçin Kurumsal Sosyal Sorumluluk projesi kapsamında ETKİLİLİK ödülüne layık görülmüştür.

BARINAKLARDAKİ DOSTLARIMIZ

CEVAHİR-AVM

İstanbul Cevahir AVM, yemek katında tabaklarda artan yemekleri Şişli belediyesi ile ortak yürüttüğü çalışma ile barınaklara ulaştırıyor. Tüm AVM’lere örnek olması dileği ile.

HAYVANSEVER VATANDAŞLAR

Erkan Şahin –Sokakların Sesi projesi 

Şebnem Yaraç – Misafirpetver projesi 

Taşkın Sarıca & Balıkesir belediyesihttp://www.sahiplenelim.com

 

 

 

Hayvanlar- Animals içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Barbaros Köyü Oyuk Festivali 2018

Oyuk festivalinden güzel manzaralar, notlar…

http://www.barbarosoyukfestivali.com/

Etkinlikler-Events içinde yayınlandı | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın