Aile ilişkileri ve çocuklar

family

Aile dizimi sisteminin yaratıcısı Psikoterapist Bert Hellinger’in değerli konuşmalarından bir tanesinin çevrisini paylaşmak isterim:

Şimdi burada izlediğiniz yeni çalışma yönteminde hayatın sırrı herşeyi olduğu gibi kabul etmektir.

Bir çiftte sıkıntı birinin diğerini değiştirmek istemesi ile başlar. Bir egzersiz yaptırmak isterim: Gözlerinizi kapatın ve partnerinize olduğu gibi bakın, şu ana kadar hakkında bir imajınız olduğu için ona gerçekten bakmamıştınız. Partnerinizi belli bir şekilde yargıladığınız bir imaj bu. Şimdi ona olduğu haliyle bakın ve “evet, seni olduğun bigi seviyorum” deyin. Peki şimdi partnerinizin size “evet, seni olduğun gibi seviyorum” dediğini düşünün ve ne yaşadığınıza bakın. Birdenbire çift rahatlar, birbirlerine güvenirler, çünkü oldukları halleri ile saygı duyulurlar.

Şimdi diğer adım gelir: “anneni de olduğu gibi seviyorum, babanı da olduğu gibi seviyorum, sen olduğun gibisin çünkü annen ve baban oldukları gibi” dediğinizi düşünün. Şimdi partneriniz daha da rahatlayabilir, çünkü artık aileleri hakkında hiçbir şey saklamalarına gerek yok , ailelerinin kabul edildiğini bilmektedirler.

Sevgide belli bir zorluk bulunmaktadır, çünkü partnerler farklı ailelerden, farklı değer kodlamasından  gelmektedir ve farklı bir bilinç boyutları bulunmaktadır. Erkek ve kadın arasında farklı bir bilinç bulunmaktadır çünkü ikisi de farklı ailelerden gelmektedir. Bilinç bizi öyle bir şekilde bağlamaktadır ki, içgüdüsel olarak ait olma hakkına sahip olmak için ne yapmamız gerektiğini biliriz. Ailemizin düşünce, inanç ve değerlerinden ayrışırsak kötü bir bilince sahip oluruz.

Şimdi başka bir aileden gelen bir partner ile tanışınca birdenbire kendi bilincimizi düzeltmemiz gerekmektedir. Başka değerler için kendi bilincimizde yer açmamız gerekmektedir. Partnerin ailesinin kendi ailemizle eşit değerde olduğunu kabul etmemiz gerekir. Böylece kendi bilincimizi partnerimiz ve partnerimizin ailesi için genişletmemiz gerekir.  Eğer değişemez,  kendi bilincimize bağlanıp kalır ve kendi bilincimizin partnerin bilincine göre daha değerli olduğunu düşünürsek çiftlerde sorunlar başlar.

Vicdanlı ve özenli olanlar çocuklardır. Onlar çocuk kalır. Yetişkinler günahkardır. Günahkar olanlar sadece yetişkinlerdir. Masum insanlar çocuk kalırlar. Kötü birşey yapacakları anlamına gelmez, ancak daha muhteşem daha evrensel birşey için aile bilincinden ayrılırlar.

Eğer çocuklarımız varsa ve çift olarak çocukların eğitimi hakkında karar vermemiz gerekiyorsa erkel te kadın da kendi aile değerlerine göre hareket etmek ister ve genelde kadın galip gelir. Bu bir gözlemdir. Sonuç: Çocuklar annelerinin değerlerine göre eğitim almazlarsa daha sonra babalarını takip ederler. Çünkü çocuklar her iki ebeveyne de sadıktırlar ve biri diğerine galip gelirse çocuk gizlice diğer ebeveyni takip eder. Babaların toplumda güçlü bir etkileri bulunmaktadır, çünkü sıklıkla reddedilmektedirler, değerleri reddedilmektedir.

Eğitim konusuna geri dönersem, kadın ve erkek kendi aile değerlerinin eşit olduğunda anlaşırlarsa çocuklar hem anne hem de babalarının değerlerini takip ederler. Çocuklarımızı mutlu etmek için önemli bir cümle vardır: “Sana baktığım zaman babanı görüyorum ve babanı olduğu gibi seviyorum. Baban gibi olursan çok sevinirim. “ Hiçte kolay değil değil mi? Tam tersi de geçerlidir: “Sana baktığım zaman anneni görüyorum ve anneni olduğu gibi seviyorum. İlerde Annen gibi olursan mutlu olurum. “ İşte bu hayattır. İlaveten bu özgürlüktür. O sırada çocuk özgürleşir ve kendi yolunu takip eder.

Bir ilişki, bir erkeğin kadını özlemesinden ve bir kadının erkeği özlemesinden doğar. Tamamlanmamış hissederler, tam hissedebilmek için bir diğerine ihtiyaç duyarlar. Bazıları ise ideal partneri arar, ideal partner nedir? Benimle aynı olandır. Bu sebeple ideal partner ile büyümek imkansızdır.  Herşey aynıdır. Bir süre sonra çift ayrılır.

Partner farklı ise, kendinde olmayanı karşısındakinden alır. Bu büyümektir. Daha fazla alırsınız.

Çok saygı gösterilen birçok kişisel gelişim kitapları bulunmaktadır. Eşim kitapları göstererek hepsi erkekler tarafından yazılmış, bunların eşleri de yok, spiritüellik konusunda ne bilebilirler ki? Dedi. Gelişmek için kendilerini ıspatlayamamışlardır. Düşünün ki Dalai Lama veya Papa’nın eşleri var. Diyecek çok daha fazla şeyleri olmaz mıydı?

Partnerlerin birbirlerini oldukları gibi kabul etmeye, ailelerinin oldukları gibi kabul etmeye ve birlikte yaşayacakları özel kadere evet demeleri  ilişkideki en başlıca noktadır.  Bu da çok kolay değildir.

Video’nun 2.bölümü:

Çünkü bir kez bir çift biraraya geldi mi, ortak bir amaç için bağlanırlar. Ortak amaç tabii ki çocuktur. Çocukları olduğu taktirde muhteşem bir amaç için bağlanmış olurlar. Hayata hizmet ederler. Bağlandıklarından beri çoğunlukla belli bir şekilde doyuma ulaşmış olurlar. Daha sonraları çiftin ilişkisinde birşeyler baş gösterebilir. Birden bire erkek başka bir yöne yönlendirildiğini hissedebilir. Kadın da başka bir yöne yönlendirildiğini hissedebilir. Büyümek ve kişisel doyumu hissetmek uğruna belli bir yöne gidebilirler ancak sonra yolları ayrışabilir. Kadın ve erkek farklı yönlere gidebilirler. Eğer çiftler farklı yönlere gitmek istediklerinde anlaşabilirlerse sevgi ile ayrılabilirler. Her birey kendi doygunluğunu farklı bir şekilde yaşayabilir. Birbirlerine söyleyebilecekleri bir cümle bulunabilir: Seni ve senin ve benim olabilecek tüm kaderleri seviyorum. Senin ve benim kaderimizi kabul ediyorum. Birbirimizi bırakıyoruz. Birbirini bu şekilde bırakan çiftler derin bir sevgi ile bağlı kalırlar.

Çiftlerden birisi  “bana sadık kalmalısın, kendi yoluna gidemezsin.Ben önce geliyorum.” diyebilir. Bu demektir ki taraflardan birisi diğerinden kaderinden kendisi için vazgeçmesini istemektedir. Gerçek sevgiden geriye ne kalır? Hiçbir şey.

Taraflardan birisi kendi yolunda belli bir yöne gitmek isterse ve bunu yapması gerektiğini hissediyorsa , partneri de yolunda duruyorsa, yolunda duran partnerine “benim kaderim önce gelir” demesi gerekir. Bu durumda partnerini de değişime zorlamış olur. Kendi hayatını partneri için kurban etmemelidir. Bu dikkate alınmalıdır.

Örneğin kadının güçlü olduğu ve ailesinden birisini takip ettiği durumda, mesela çocuk olarak anne veya babalarına “senin yerine ölürüm” dedilerse, hayatlarının sonrasında aynı hareket içersinde olurlar ve birden adam karısının o yönde gittiğini görür. Ve bunu önleyemez. Duruma evet demelidir. Ailenin kaderi çiftin ilişkisinde araya girer. Bunu da onaylamak gerekir.

Bu yazı Kişisel Gelişim-Self evolution içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s