
Nested Observer Window Model Üzerine Bir Okuma**
Bilinci Yeniden Düşünmek
Günlük deneyimimizde bilinci genellikle tek, bütünlüklü ve merkezi bir “ben” olarak yaşarız. Oysa çağdaş bilinç araştırmaları, bu sezgisel algının eksik olabileceğini öne sürüyor. Psikoloji ve beyin bilimleri profesörü Jonathan Schooler, bilinci tek bir akış yerine birbirinin içine geçmiş çoklu farkındalık pencereleri olarak ele alan özgün bir yaklaşım sunar: Nested Observer Window Model (İç İçe Geçmiş Gözlemci Pencereleri Modeli).
Bu model, bilinci yalnızca nörolojik bir yan ürün olarak değil; zamansal, deneyimsel ve ilişkisel bir süreç olarak yeniden konumlandırır.
Meta-Farkındalık: Zihnin Kendi İçeriğini Fark Etmesi
Schooler’ın en çok bilinen katkılarından biri meta-farkındalık kavramıdır. Meta-farkındalık, kişinin zihninin içeriğinin farkına varmasıdır.
Örneğin:
- Bir metni okurken gözleriniz satırları takip eder,
- Ancak bir anda fark edersiniz ki zihniniz bambaşka bir yerdedir.
Bu fark ediş anı, zihin dolaşmasının (mind wandering) sona ermesi değil; ona dair farkındalığın doğmasıdır. Yani zihin daha önce de dolaşıyordu, ancak kişi bunun farkında değildi.
Bu ayrım çok kritiktir:
- Zihin dolaşması: içerik düzeyi
- Meta-farkındalık: farkındalığın farkındalığı
Schooler’a göre meta-farkındalık, insanın kendini düzenleme, duygusal denge ve yön bulma kapasitesinin temel taşlarından biridir.
Zihin Dolaşması: Bir Sorun mu, Bir Kaynak mı?
Zihin dolaşması çoğu bağlamda olumsuz gibi görünür:
- Okuma performansını düşürür
- Dikkat gerektiren işlerde hata riskini artırır
- Trafikte kazalara yol açabilir
Ancak araştırmalar şunu gösterir:
İnsanlar zamanlarının %25–50’sini zihin dolaşması halinde geçirir.
Bu kadar yaygın bir durum yalnızca “kusur” olabilir mi?
Schooler’a göre hayır.
Zihin dolaşması:
- Yaratıcılığı besler
- Gelecek planlamasına alan açar
- Sıkıntıyı regüle eder
- Alışkanlıklaşmış algıyı tazeler
Özellikle düşük bilişsel talep içeren anlarda (duş almak, yürüyüş yapmak gibi) zihin dolaşması, yeni bağlantıların kurulmasına olanak tanır. Yaratıcı fikirlerin önemli bir kısmı, tam da bu anlarda ortaya çıkar.
Bilinç Tek Değil, Çoklu Bir Sistem Olabilir mi?
Schooler’ın en radikal önerilerinden biri şudur:
Zihin, tek bir bilinç hattı değil;
eşzamanlı çalışan birden fazla bilinç penceresinden oluşan bir sistemdir.
Buna güçlü bir örnek: araba kullanırken zihin dolaşması.
- Bir pencere, aracı güvenle sürmeye devam eder.
- Başka bir pencere, tamamen başka düşüncelerle meşguldür.
- “Ben” dediğimiz merkez, bu pencereler arasında odak değiştirir.
Bu durum, bilincin hiyerarşik ama dağıtık bir yapıya sahip olabileceğini düşündürür.
Zaman, Deneyim ve Özne: Fizik Neyi Açıklayamıyor?
Schooler, klasik fizik anlayışının bazı temel deneyimsel gerçeklikleri açıklamakta yetersiz kaldığını savunur. Ona göre dört temel deneyimsel aksiyom vardır:
- Deneyim vardır (inkâr edilemez)
- Deneyim dinamiktir (akar)
- Her şey “şimdi”de yaşanır
- Özne sınırlı da olsa bir yönlendiriciliğe sahiptir (özgür irade sezgisi)
Oysa ana akım fizik:
- Zamanın akışını bir illüzyon sayar
- “Şimdi”ye ayrıcalık tanımaz
- Özgür iradeyi reddeder
Bu kopukluğu aşmak için Schooler, zamanın öznel bir boyutu olduğunu ve hatta birden fazla zaman boyutunun düşünülmesi gerektiğini öne sürer.
İç İçe Geçmiş Gözlemci Pencereleri (Nested Observer Window Model)
Modelin temel metaforu mozaik bir fotoğraftır:
- Büyük resim, küçük resimlerden oluşur
- Her küçük parça da kendi içinde bir resimdir
Benzer şekilde:
- Bilinç, alt bilinç pencerelerinin senkronizasyonuyla oluşur
- Her pencere kendi deneyimine sahiptir
- Üst düzey deneyim, alt pencerelerin rezonansı ile ortaya çıkar
Bu yaklaşım, panpsişizm (bilincin doğanın temel bir özelliği olduğu görüşü) ile örtüşür; ancak indirgemeci değildir. Bilinci ne yalnızca maddeye indirger ne de tamamen ayrı bir töz olarak ele alır.
Anlam, Yön ve “Bilincin Uçurtması”
Schooler, bilinci bir uçurtma metaforuyla açıklar:
- Uçurtma rüzgârı (koşullar) kontrol edemez
- Ama ipi tutanlar yönü az da olsa etkileyebilir
Her birey:
- Bilincin bütünsel yönüne küçük ama anlamlı katkılar sunar
- Merak, açıklık ve farkındalık yoluyla bu yönü etkileyebilir
Gestalt Öğretileri ile Benzerlikler
Bu model ile Gestalt yaklaşımı arasında çarpıcı paralellikler vardır:
1. Bütün, Parçaların Toplamından Fazladır
- Gestalt’ın temel ilkesi
- Nested modelde bilinç, alt pencerelerin basit toplamı değil; senkronize bir bütünlüktür
2. Şekil–Zemin Dinamiği
- Dikkatin pencereler arasında kayması
- Bazı bilinç pencerelerinin öne çıkması, diğerlerinin zeminde kalması
3. Farkındalığın Farkındalığı
- Meta-farkındalık, Gestalt’taki “farkındalık döngüsü” ile örtüşür
- Kişinin deneyimini deneyimlemesi
4. Organizmanın Kendini Düzenleme Yetisi
- Bilincin pencereler arasında denge kurması
- Zihin dolaşmasının bile işlevsel olabilmesi
5. Alan (Field) Perspektifi
- Bilinç tekil bir “ben” değil, ilişkisel bir alan
- Birey, daha büyük bir bütünün parçası
Sonuç
Jonathan Schooler’ın yaklaşımı, bilinci:
- Sabit bir merkez olmaktan çıkarır
- Zamansal, ilişkisel ve çok katmanlı bir süreç olarak ele alır
Bu perspektif, Gestalt düşüncesiyle birlikte okunduğunda, hem psikoloji hem de insan deneyimi için son derece zengin bir kavrayış alanı açar.
Jonathan Schooler, psikoloji, sinirbilim ve felsefe arasında köprü kuran, çağdaş bilinç araştırmalarının önde gelen isimlerinden biridir. Lisans eğitimini 1981 yılında Hamilton College’da, doktora eğitimini ise 1987 yılında Washington Üniversitesi’nde tamamlamıştır. Aynı yıl University of Pittsburgh’ta psikoloji bölümünde yardımcı doçent olarak akademik kariyerine başlamış ve üniversite bünyesindeki Learning Research and Development Center’da araştırma bilimci olarak görev almıştır.
2001 yılında profesör unvanını alan Schooler, 2004’te University of British Columbia’ya (UBC) geçerek psikoloji profesörü, Sosyal Bilişsel Bilimler alanında Kanada Araştırma Kürsüsü (Canada Research Chair) sahibi ve UBC Beyin Araştırmaları Merkezi’nde kıdemli araştırmacı olmuştur. 2007 yılında ise University of California, Santa Barbara (UCSB) fakültesine katılmıştır.
Araştırmaları; bilinç, bellek, dil ile düşünce arasındaki ilişki, yaratıcılık, problem çözme ve karar verme süreçlerine odaklanmaktadır. Özellikle deneysel bilim ile felsefi sorgulamanın kesiştiği alanlarla ilgilenmekte; bireylerin deneyimlerine dair farkındalık düzeylerindeki dalgalanmaların zihin dolaşmasını (mind-wandering) nasıl etkilediğini ve felsefi bakış açılarıyla karşılaşmanın insan davranışlarını nasıl dönüştürdüğünü incelemektedir.
Schooler, San Francisco’daki Exploratorium Bilim Müzesi’nde Osher Fellow’dur; ayrıca Association for Psychological Science ile Society for Experimental and Social Psychology’nin de üyesidir. Çalışmaları; National Institute of Mental Health, John Templeton Foundation, Fetzer Franklin Fund, Imagination Institute ve ABD Eğitim Bakanlığı da dahil olmak üzere birçok kurum tarafından desteklenmiştir.
Hâlen Consciousness and Cognition, Social Cognitive and Affective Neuroscience, Journal of Imagination, Cognition and Personality ve Psychology of Consciousness: Theory, Research and Practice dergilerinin editör kurullarında yer almaktadır. Dr. Schooler, bilimsel dergilerde ve derleme kitaplarda yayımlanmış 200’ün üzerinde akademik makalenin yazarı ya da ortak yazarıdır. Ayrıca, J. C. Cohen ile birlikte editörlüğünü yaptığı Scientific Approaches to Consciousness adlı eser, 1997 yılında Lawrence Erlbaum tarafından yayımlanmış ve alanın temel başvuru kaynaklarından biri hâline gelmiştir.
KAYNAK:
The Nested Observer Window Model Explained / Essentia Foundation