Uzun süredir üzerinde yazmak istediğim ancak neresinden nasıl başlayacağımı bir türlü kestiremediğim derin mi derin konu.
O kadar çok çeşidi var ki…Aile fertlerinin kaybı, sırasız ölümler, evcil hayvan kaybı, eş-sevgili kaybı, çok sevdiğin bir ülkeden ayrılmak, sevdiğin bir evden,şehirden taşınmak gibi nice başlıkları var.
Konuya “çocuklar gözünden ebeveynlerden birisinin kaybı,çocuk-ebeveyn ilişkisi” olarak bakacağım, nitekim çokça örneklerine şahit oldum, sağlıklı ve sağlıksız yas süreçlerini gözlemleme imkanım oldu.
Ebeveyn-çocuk ilişkisi yeterince karışık bir yapıya sahiptir. O ilişkiler hayat boyu dalgalanır, bazen kopar geri dönüşü olmaz, bazense birleşmek-buluşmak için uğraşılıp durulur. Bazen orta karar akar gidersin. Ama sürekli bir uğraş verirsin. Her daim iniş çıkışlar yaşanır.
Anne-baba olursun fark etmez, sen hala annen baban gözünde çocuksundur. Kafanın köşesinde onların hep bir yeri vardır, hatta hayatının büyük bir bölümünü ilişkinin kalitesine göre kaplarlar, senin yaşamını,ilişkilerini hepten etkileyecek güce sahiptirler. Ebeveynlerden hangisi güçsüzse ve diğeri tarafından eziliyorsa onu olursun, çünkü bilinçaltında ezilene destek olmak istersin. Ezene öfke duyarsın yıllarca. Senin gibi olmayacağım dersin,bi bakarsın fark etmeden muadili sözleri veya hareketleri çocuklarına veya arkadaşlarına uygulamışsın.
Eğer “teflon” karaktere sahip değilsen, ana baba arası yaşanan herşey seni etkiler. Kavgaları,birbirlerine ettikleri laflar, sana söyledikleri şeyler…hepsi o küçücük beynin tarafından emilir, bi güzel yoğrulur, sonra aldığın iyi ve kötü yönleri ile ortaya sen çıkmaya başlarsın…
Anne ve baba arasındaki ilişki ne olursa olsun birisi vefaat ettiği zaman ailede yas tutmak çok önemlidir. Hele hele çocuklar için…Kaybedilen ebeveynin cenazesinde yer almak, aile,akraba ve arkadaşlar ile merhum hakkında konuşmak, hatıraları tekrar anlatmak, iyi kötü günleri anmak, ağlayabilmek,gülebilmek, konuşabilmek, ölüye saygı ve sevgi göstermek çok önemlidir. Ruhu besler.
Çocuğun (yaşı kaç olursa olsun, yetişkin,evli ve çocuklu da olabilirler) hayatına sağlıklı bir ruh hali ile devam etmesine yardımcı olur. Ebeveynlerin arası kötü bile olsa merhumun arkasından çocukların önünde kötü konuşmak,başkalarına kötü konuşmak, laf sokmak veya merhumu yok sayıp çocukların yas tutmasına izin vermemek, adını bile anmamak çocukların ruh sağlığını bozabilecek ve hayattaki ebeveyn ile karışık ve sağlıksız ilişkiler içine girilmesine vesile olacaktır.
Vefaat etmiş eşinin arkasından konuşmanın ne kadar rahatsız edici birşey olduğuna bizzat şahit oldum. Sen orada o kişi hakkında 2-3 güzel şey söylemek, anmak istiyorsun, karşındaki verip veriştiriyor. Gözlerin faltaşı oturup kalıyor sonra ilk fırsatta 1 yalan uydurup mekanı terk etmeye bakıyorsun. Çookkk rahatsız edici bir his çok! Mezarda yatan ve söz hakkı kalmamış birisin arkasından neden konuşulur diye düşündüm…Şu sonuçlara vardım:
Eşin kaybının yarattığı travmanın ters etki yaratması
Eşin kaybında suçluluk duygusu yaşanıyor olması ve öfke ile konuyu örtbas etme isteği
Olası narsisistik kişilik yapısı ki bunda yapacak hiç birşey yoktur zaten…
Kendi eksiklerini-hatalarını örtbas etmek üzere merhum kişinin olumsuzluklarını ön plana çıkarmak, yargılanma,eleştirilme korkusu
Yaş 70’lerinde ise olası kafa karışıklıkları, belki alzheimer başlangıcı
Eşi sevip saymamış olmak ve meydanı boş bularak sallamak
Şuursuz olmak
Zayıf karakterli olmak
vs vs
Öleni yok saymak ve hiç konuşmamak ta ayrı bir travma yaratır. Yıllarca annen ya da baban olmuş kişi ölmüş gitmiş,esamesi okunmuyor. Veya kısa bir süre sonra aileye ciddi veya geçici yeni bir kişi sokulmak istenmesi…Bu da çocuklar açısından zaman isteyen, hazmı kolay olmayan durumlardır.
Mazeret ne olursa olsun çocuklar için tolere etmesi son derece zor ve çoğunlukla da imkansız durumlardır. Sadece çocuklar için değil, diğer aile fertleri de bu kişiden uzaklaşma eğilimi göstereceklerdir. Dolayısı ile vefaat eden eş arkasından konuşan veya çocuklarına yas tutma alanı sağlamayan ebeveyn psikologa gitmeli ve yardım almalıdır.
Yas tutmak çok önemli ve gereklidir. Merhum ebeveyn ile bağları koparma sürecidir. Bağlarımız hiçbir zaman tam anlamı ile kopmaz ancak “yokluk” hali zamanla ve yas tutarak daha dayanılır dengelenmiş hale gelir.
Bir çocuğun hayatta kalan ebeveyni ile vefaat eden ebeveyni hakkında konuşmak istemesi, anılarını paylaşmak istemesi kadar doğal birşey yoktur. Hatta dönemsel anma yemekleri, yaş günlerinde ölüm dönümlerinde anması gibi etkinlikler ile yas süreçleri biraz hafifletilmeye çalışılır. Sen yoksun ama biz buradayız, seni seviyoruz,her zaman bizimlesin demiş oluruz.
Ebeveyn yas sürecinde çocukları için ne yapmalıdır?
Çocuklarını dinlemeli neye ihtiyaçları olduklarını gözlemlemeli
Yaşlarına göre onlarla dahafazla vekalitelizaman geçirebilmeli
Eş hakkında güzel şeyler anlatmalı
Ölen eş hakkında olumsuz duygular bile yaşansa bunlar çocuklara aksettirilmemeli
Duygularını yapıcı şekilde ortaya koyabilmeli
Her zaman konuşarak olmasa bile hareketleri ile çocukları için orada olduğunu belirtmeli
Ben buradayım,bu süreci birlikte geçireceğiz diyebilmeli
Sabırlı olunmalı, çocuğun ihtiyacı olan zaman verilmeli
Başka bir hayat arkadaşını aileye sokmadan önce dengeli bir zamanın geçmiş olmasına ve çocuklara belli bir saygı çerçevesinde yansıtılmasına özen gösterilmeli
Ebeveyn süreç ile başa çıkmayı beceremiyorsa profesyonel yardım almalıdır