İlişkiler

Basından da maalesef gördüğümüz üzere özel ilişkilerin hiçbir anlam taşımadığı, verilmesi gereken değeri görmediği, harcanıp gittiği  garip bir dönemden geçiyoruz. Bir gün aşık olarak gezen çiftler ertesi gün ayrılmış acılar içinde veya başkaları ile yeni bir “aşk”a yelken açmış olarak görülebiliyor. Ne gariptir ki böyle şeylere aşk denilen bir isim verilebiliyor hala.

İlişki nedir? Herkesin yaşadığı tecrübeler doğrultusunda vereceği birbirinden farklı yüzlerce cevabı vardır mutlaka. Ben de kendime göre yorumlayacağım. Herşeyden önce ilişkiye başlamadan önce kendinizle iyi bir ilişki içersinde bulunmanız gerekir. Kendinizi sevmeniz ve kendinize saygı göstermeniz, kişisel bakımınız, sağlığınıza verdiğiniz değer, kendinizden memnuniyetiniz, memnun olmadığınız taraflarınızı düzeltebilmek için verdiğiniz çabalar, kendinizle ilgili düşünceleriniz bunların hepsi sizin duruşunuzu gösterir ve karşınıza çıkacak partnerinizi etkileyecek etkenlerdir. Sizin frekansınızda birisi çıkacaktır. Mutsuzsanız mutlu birini beklemeyin derim. Özellikle kendinizle ilgili bilinçaltındaki düşünceleriniz doğrultusunda seçimlerinizi yaparsınız. Bunu farkında olarak yaparsanız çıkan kişiye hiç şaşırmazsınız, ne istemediğinize değil ne istediğinize odaklanmanız üzere beyninizi programlarsanız o doğrultuda insanlar girer hayatınıza.

Geçmişi şu ana taşıdığınız zaman ise tüm ilişkilerde başarısız olursunuz. Geçmişte yaşanan hepimizin dersler alması için yaşanmıştır. Bitmiştir. Geçmişte yaşanan ilişki nasıl gelişip bittiyse ve taraflardan birisinde hatalar varsa dönüp önce kendinize bakın. Bu kişi bu hatayı neden yapmıştır? size göre hata olabilir de ona göre gayet doğal birşey de olabilir. Sorgulamayı karşı tarafa değil kendimize yapmalıyız önce. Bazen ayrılığın trajiklik oranına göre aylarca veya yıllarca kör ve sağır gezeriz. O kadar geçmişe odaklanırız ki karşımıza çıkan fırsatları, özel insanları kaçırırız, düşük bir enerji salgılarız,  benim karşıma neden “o” kişi çıkmıyor der hayıflanırız. Geçmişte yaşadığımız sürece her çıkan kişide geçmişi ararız, böylece o yeni kişinin hiçbir özelliğini ve kendisini göremeyiz. Bir sorumlu varsa o da sadece kendimiz oluruz.

Acı tecrübelerle kapatırız kendimizi. Üzülmek istemiyorum, acı çekmek istemiyorum, nasılsa yine aynısı olacak gibi klişe laflarla öyle bir iteriz ki herkesi zaten yalnız kalmaya veya mutsuz ilişkiler yaşamaya mahkum oluruz.

Bir de yalnız kalmamak adına yaşanan geçici ve gereksiz ilişkiler vardır. Neden yalnız kalınmıyormuş? Size birşey katmayacak, doğru dürüst birşey hissetmediğiniz ilişkilere girmek ne kadar da zaman kaybı. Bu zamanı kendimizi geliştirerek, düşüncelerimizi değiştirerek geçirsek çok daha fazla şey kazanmış olmaz mıyız?

Bütün kötü ilişkilerin zemininde kendi eksiklerimiz ve partnerimizden o eksiklerimizi doldurması beklentisi yatar. Bu öyle bir yüktür ki hiç kimsenin bunu taşıma zorunluluğu yoktur. Önce kendimize, içimize dönüp bakmamız gerekir. Ben kimim, ne istiyorum, ne verebilirim, ne bekleyebilirim, bunları çok iyi bilirseniz ona göre davranırsınız. Beklentiye girmemek, herşeyi akışına bırakmak en doğrusudur. Beklenti hayalkırıklığı getirebilir, gereksizdir, kenara koymak lazımdır.

Reddedilmek te dünyanın sonu değildir. Cesaret edememek, adım atamamak ise birçok fırsatı kaçırmanıza sebep olabilir. Çoğu zaman karşımızdaki kişiyi çok büyütür olmadık yerlere koyarız bu sebeple de yaklaşamayız. Yaklaşamadığımız için de olsaydı ne olurdularla zaman geçiririz boşa. Onu o formata getiren bizim düşüncemizden başka birşey değildir. Kişi ne ise o’dur. Doğal olmak, içten olmak aslında hepimizin olması gereken hal’dir ama nedense hep bir formatlar atarak yaşarız.

İnsan önce kendisini çözmelidir. Varsa bir sorun kendisine dönüp bakmalıdır. Yapılan tüm seçimleri başkası değil biz yapıyoruz nihayetinde. O zaman seçimlerin altında yatan faktörleri en iyi biz biliriz. Bu bizim hayatımız, keyif almalıyız.

Gerçek ilişki: Kafaya güzel bir format, bence öncelikle bol kahkaha, paylaşım, ortak zevkler, gezebilmek, eğlenebilmek, karşındakini olduğu gibi kabul edebilmek ve değiştirmeye çalışmamak, bolca fiziksel temas, arkadaşlarla geçirilen güzel saatler, yemekler, zor günlerde orada olmak, illa akıl vermemek, susmayı bilmek, tolerans, cilveleşmek, samimiyet, içtenlik, kendini ortaya koyabilmek, ayarında tartışmak, kıskançlığa fren basabilmek (kıskançlık kendinize güvensizliğinizdir) , yaşanan anların değerini bilebilmek, geçmiş ve gelecekte olmamak, yarın ölecekmiş gibi yaşayabilmek.

Bu yazı Kişisel Gelişim-Self evolution içinde yayınlandı ve , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s