AVATAR

 
 
Nasıl anlatsam, nerden başlasam, hangi kelimeleri kullansam da bu olağanüstü-olağandışı-üstün filmi anlatsam…
Tam anlamı ile "anlatılmaz,izlenir…anlatılmaz yaşanır"
İddia ediyorum ki yüzyılın filmi yapılmıştır, bizler de bunu seyretme şerefine erişmişizdir.
Film seyretmeyi çok severim ve birçok filmden de çok etkilenmişimdir…Ama AVATAR…Söyleyecek söz bulamıyorum.
O kadar müthiş görsel efektler, o kadar olağanüstü bir doğa o kadar müthiş yaratıklar var ki…Etkilenmeyecek bir tek insan çıkacağını zannetmiyorum.
Film yaklaşık 3 saat sürüyor fakat kesinlikle bitmesini istemiyorsunuz. Bence cennet bu film ile ayağımıza getirildi, bu kadar güzel bir ortam nasıl yaratılır, doğanın güzellikleri nasıl yansıılır, insanoğlunun hayalgücü nerelere varabilir ve sonuçları ne olur? İşte tüm bu soruların cevabı bu filmde…
Filmin yönetmeni James Cameron’u hepimiz Titanic,Terminatör,Aliens, filminden tanıyoruz. Oskarları topladığı gecede "I am the king of the world" diye bir konuşma yapmıştı. Kendisini fazla ukala bulmuştum ama yanılmışım, sadece doğruyu açıkça söylemiş.
Bu film ile öyle bir aşmış ki kendisini, film dünyasında bugüne kadar yapılmış tüm büyük filmleri, herşeyi ezip geçmiş…2010 senesi Avatar ve James Cameron’un senesi olacak, I am the King’den öte ne diyeceğini merakla bekliyorum çünkü bu sefer "I am THE GENIUS and the king of the universe" demesini bekliyorum.
Böyle bir deha, böyle bir hayalgücü olamaz…Büyük saygı duydum.
 
 Solda James Cameron ve başrol oyuncusu Sam Worthington
 
Film James Cameron tarafından 15 senelik bir süreçte tasarlanmış ve sadece PANDORA’nın dünyasını çizimlerden film setine dönüştürmek 2 senesini almış ve bu seti oluştururken 2.000 kişi görev almış… Emeğe bakın, disipline bakın, işe verilen özene ve değere bakın…
James Cameron, bugüne kadar yapılmış filmlerdeki özel efektleri aşmak için teknolojinin daha da ilerlemesini beklemiş ve ilk defa bilgisayar ile yaratılmış varlıklar oyuncular kadar gerçek görüntülenebilmiş. Filmi 3D seyrediyorsunuz ve hakikaten sanki olayların tam göbeğindesiniz, o yaratıkların tam ortasındasınız ve tüm film çevrenizde dönüyor. Müthiş-olağanüstü bir his.
Film içersinde çok güzel detaylar var, daha doğrusu binlerce detay var…Tüm yaratıkların birbiri ile özel bir bağlantısı var, o bağlantı ile birbirlerine bağlandıkları zaman bütünleşiyorlar. Tabiat ananın güzelliği nefes kesici, bitkilerin renkleri, hareketleri, hayvanların hareketleri , hem korkunçlukları hem güzellikleri, yaratılmış dünyanın düzeni, tabiata gösterilen saygı…Orada hepimizi etkileyen bir sahnede filmin karakteri bir hayvanı ok ile vuruyor sonra yanına giderek kendisine teşekkür ederek ölüm darbesini vuruyor. Hayvana saygının çok güzel ifadesi…Öldürünce bile dünya düzenine karşı sevgi dolu olabiliriz…Bizim hayvanlarımıza nasıl zulm ettiğimiz aklımdan geçti, keşke bu şekilde davranabilsek…Yine başka bir sahnede karakterin bir hatası yüzünden bazı hayvanları öldürmek zorunda kalıyorlar, 2.karakter hata yapana "sen doğru davranmış,onların alanına girerken hata yapmamış olsaydın,onları boşuna öldürmezdik" diyor…Yine biz insanoğlunun yaptığı şey işte…Hayvanların doğasına girip onları rahatsız edip sonra saldırıya uğradığımız zaman onları öldürüyoruz. Halbuki doğayı ve dengeyi bozan, keyfi öldüren biziz.
 
 
Filmdeki doğa aslında bizlerin dünyamızın kıymetini bildiğimiz taktirde yaratabileceğimiz bir doğa…Tabiata iyi davrandığınız zaman tabiatta sizlere daima kendisinin en güzelini bahşeder…Bunu fark etmek gerek…Zaten filmde aslında kendi dünyamıza yönelik çok mesajlar var. Neden son yıllarda Reiki, Meditasyon, bilinçaltı çalışmaları, kişisel gelişim gibi konular çok öne çıkmaya başladı? Çünkü artık insanlar uyanışa geçmeye başladılar…Bu uyanış ile birlikte bir öze dönme, tabiata dönme ve huzuru tabiatta özde arama yaklaşımı başladı. Doğrusu da bence budur. Filmde doğa kazanan taraf, bu dünyada da öyle olacak. Biz doğamızı yıprattıkça, teknoloji ile tükettikçe doğamız da bizlerden intikamını depremler, toprak kaymaları, global ısınma, seller ve iklim değişiklikleri ile alacaktır. Aslında intikam almayacak ama bizim yarattığımız etki doğadan karşı tepki olarak yani karma olarak gelecektir. Bunları bir şekilde filmde de görüyoruz.
Filmin benim için en etkileyici sahnelerinden birisi artık dünyasal güçlere karşı son savaşı vermek adına tüm varlıklr birleşiyor ve o sahnede hepsi birbirinin omzunu tutarak oturuyor ve enerjilerini birleştiriyorlar, o kadar güzel o kadar duygusal o kadar etkileyici bir sahne idi ki…Gözlerim dolu dolu oldu…
Filmin konusundan ziyade tam anlamıyla olağanüstü bir görsellik sunması sebebi ile her yaştan herkesin görmesi gerektiğini düşünüyorum.
Keyifle 2. bir kez izlemek üzere…
 
Filmle ilgili bilgi için:
 
James Cameron’un biografisi hakkında bilgi için:
 
Personal Quotes

People call me a perfectionist, but I’m not. I’m a rightist. I do something until it’s rithingght, and then I move on to the next .

 
Bu arada tüm bunları büyük coşku ile yazdım ama "e peki AVATAR neydi? nerdeydi? filmin nesidir?" diye sorunca arkadaşım, birden hazırlıksız yakalanmış oldum.
Hakikaten AVATAR nedir? Bilinen bir varlığın veya fikrin başka bir formda veya varlıkta vücut bulması. Örneğin Şeytan’ın farklı form veya vucütlarda tasviri gibi…
Filmde başrol oyuncularının başka bir dünyada başka vücutlarda yaşam bulması AVATAR anlamına geliyor…
Soru gelmeseydi, fark etmeyecektim…Bilinçsiz izleyici formatı 🙂
 
 
Bu yazı Sinema- Cinema içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s